EKONOMİ
20 Mart 2026 Cuma - 14:23 Karsan 2025’te 330 milyon euro ciro gerçekleştirdi Karsan, 2025 yılında cirosunu yüzde 11 artırarak 330 milyon euroya çıkardığını duyurdu. Cironun 220 milyon euroluk kısmını elektrikli araç satışlarından elde eden şirket, ihracatını da yüzde 43 artırarak 197 milyon euro seviyesine çıkardı. Yeni nesil toplu ulaşımda dünyanın teknoloji odaklı mobilite markası olan Karsan, 2025 yılında cirosunu yüzde 11 artırarak 330 milyon Euro’ya çıkardı. Cironun 220 milyon Euro’luk kısmını elektrikli araç satışlarından elde eden Karsan, ihracatını da yüzde 43 artırarak 197 milyon Euro seviyesine çıkardı. Avrupa’daki büyümesini sürdürmeyi hedefleyen Karsan, 2026’da otonom toplu ulaşımda sürücüsüz operasyona başlamayı planlıyor. Toplu ulaşımda elektrikli ve otonom araçlarıyla güçlü bir ivme yakalayan Karsan, 27 ülkeye ulaşan araç parkı ile dünya üzerindeki varlığını güçlendirmeye devam ediyor. 2 bin 100’ün üzerindeki elektrikli aracıyla toplu ulaşımın dönüşümüne önemli katkı sağlayan marka, 2026 yılında hedef büyüttü. Karsan e-JEST ve e-ATAK Avrupa’da liderliği bırakmıyor 2025 yılını 330 milyon euro ciro ile tamamladıklarını söyleyen Karsan CEO’su Okan Baş, "2024 yılındaki 296 milyon Euro’ya göre toplam ciromuzu yüzde 11 artırmış olduk. Bu rakamın 220 milyon Euro’luk kısmını elektrikli araçlar oluşturuyor. Böylece elektrikli araç ciromuzu da 59 milyon Euro tutarında artırdık. Yüzde 37’lik önemli bir büyüme yaşadığımız elektrikli araç ciromuz, aynı zamanda toplam ciromuzun yüzde 67’sini oluşturdu. Geçtiğimiz yıl ihracat ciromuzu da yüzde 43 artışla 197 milyon Euro’ya çıkardık. 2024’te 32 milyon Euro seviyesinde olan FAVÖK’ümüzü, geçtiğimiz yıl 54 milyon Euro’ya yükselttik" dedi. Karsan olarak elektrikli, otonom ve hidrojen olmak üzere 3 teknolojiye odaklandıklarını ifade eden Okan Baş, şöyle devam etti: "2021’den bu yana, 6-8-10-12 ve 18 metrelik full elektrikli ürün gamımız ile pazarda varız. Geçen yıl yüzde 39 büyüyen Avrupa şehir içi elektrikli toplu ulaşım pazarında, bir basamak yukarı çıkmayı başardık. 2025 yılında Avrupa’da pazar payımızı 0.5 puan artırarak yüzde 5’e çıkardık. Böylece sıralamada 8’incilikten 7’nciliğe yükseldik. Bu dönemde e-JEST, yüzde 30 pay ile elektrikli toplu ulaşım minibüs pazarının lideri olurken, e-ATAK da yüzde 25 pay ile elektrikli midibüs sınıfının lideri oldu. 2020 yılında ilk kez segmentinin lideri olan Karsan e-JEST, 6 yıldır aralıksız olarak liderliğini hiçbir rakibine bırakmadan sürdürüyor. 2025’te e-ATA 10m modelimiz de yüzde 26 pay ile, 10m boyutundaki elektrikli otobüs pazarının Avrupa’da lideri oldu." "Hedef, ciro içinde ihracatın payını yüzde 70’in üzerine taşımak" Avrupa’da 9 ülkede ilk 4’e girdiklerini vurgulayan Okan Baş, "Bu kapsamda Romanya’da yüzde 34, Hırvatistan’da ise yüzde 50 ile pazar lideriyiz. İtalya’da yüzde 12.5 ve Bulgaristan’da yüzde 19.5 ile Karsan ikinci marka konumunda. Bunun yanı sıra Fransa, Portekiz ve Yunanistan pazarlarında üçüncü; Polonya ve İsviçre’de ise ilk 4 marka arasında yer alıyoruz" diye konuştu. Marka olarak Türkiye elektrikli toplu ulaşım pazarının da öncüsü ve lideri olduklarını belirten Baş, şunları söyledi: "2025 yılında Türkiye’de 69 adet elektrikli toplu ulaşım aracı satışı gerçekleşti. Bunların tamamını Karsan olarak biz sattık. Türkiye’de toplam 139 elektrikli Karsan aracı dolaşıyor. Türkiye, aynı zamanda otobüs ve midibüs üretiminde Avrupa’nın üretim üssü konumunda. Avrupa’daki her 2 otobüsten biri Türkiye’de üretiliyor. 2019-2025 yılları arasında Türkiye’den Avrupa’ya yapılan elektrikli minibüs ve otobüs ihracatının yüzde 80’ini Karsan gerçekleştirdi. 2025 yılında elektrikli araç ihracatımızı satış adedi olarak yüzde 15 artırdık ve 555 araca ulaştık. Bugün itibarıyla toplam ciromuzdaki ihracat oranımız yüzde 60 seviyesinde. Hedefimiz 3 yıl içinde bu oranı yüzde 70’in üzerine çıkarmak." Karsan’ın global elektrikli araç parkının 2 bin 130 adede ulaştığını ifade eden Okan Baş, "Bugün itibarıyla 3 kıtada 27 ülkede elektrikli araçlarımız yolcu taşımaya devam ediyor. 2025 yılında elektrikli araç parkımızı yüzde 40 büyüttük. Girdiğimiz ihalelerin yüzde 40’ını kazanarak çok önemli bir başarıya imza attık. Otonom mobilite alanında da önemli bir deneyim ve operasyonel yetkinlik kazandık. Dünyada biletli yolcu taşıyan ilk Seviye-4 Otonom otobüs olan Karsan Otonom e-ATAK ile 12 ülkede 16 projeye imzamızı attık. Bunların 12’si devreye alındı, 4’ü yakında devreye girecek. Bu çalışmalar sonucunda 160 bin kilometrelik yol deneyimine ulaştık ve otonom olarak 60 bin yolcuya hizmet verdik. Otonom çözümlere yönelik talebin giderek arttığını gözlemliyoruz. İlk 3 yılımızda 7 proje devreye almıştık, sadece 2025 yılında 9 yeni projeye imza attık. Otonom mobiliteye ilgiyi artıran en önemli etkenler, işletme maliyet yüksekliği, sürücü bulma zorluğu ve tabii ki kazalar. Buradaki potansiyeli görerek e-JEST modelimizin de otonom versiyonunu hazırlayıp lanse ettik. Otonom e-ATAK’tan elde ettiğimiz 4 yıllık deneyimi, e-JEST’in 7 yıllık toplu ulaşım tecrübesiyle Otonom e-JEST’te bir araya getirdik. Lansman sonrası ABD’den hemen 10 adet Otonom e-JEST siparişi aldık. Bu araçları 2026’nın ikinci yarısında teslim edeceğiz ve araçlar Dünya Kupası’nda kullanılacak." "Satış hedefimizin yüzde 65’ini doldurduk" Karsan’ın 2026 yılı hedeflerini de açıklayan Okan Baş, "60 yıllık otomotiv tecrübemiz var. 2 bin 500 kişilik bir güce ulaştık. Ben hep şunu söylüyorum, bu 2 bin 500 çalışan, her birinin beyniyle beraber ortak hedefe odaklandığında, bambaşka bir güç ortaya çıkıyor. Biz bundan yararlanmak üzere sistemimizi kurduk. Öncelikli hedefimiz, elektrikli satışlarımızda daha da büyütmek ve toplam satışlarımız içerisindeki payını yüzde 80’lere çıkarmak. 2026 yılında yüzde 5 pazar payını koruyarak büyümek istiyoruz. Orta vadede, önümüzdeki 5 yıl içinde Avrupa’da ilk 5 marka arasına girmek istiyoruz. Tabi bunu yapmak için mevcut pazarlardaki varlığımız yeterli değil onu da biliyoruz, yeni pazarlara açılacağız. 2026’da odaklanacağımız kuzey ülkeleri var. Hollanda, İsveç, Norveç ve Almanya’da yokuz. Bu ülkelerde önce yapılanmayı başlatacağız. Bunların hepsi Avrupa’nın en zor ülkeleri. Yeni pazarlara gireceğiz, bir de mevcutta geçen sene girdiğimiz İspanya var mesela, İspanya’da güçleneceğiz. Polonya’da da güçlenmemiz lazım, oraya da 2026 yılına özel çok ciddi planlamamız var" dedi. Bu senenin üretiminin bir kısmını, geçen seneki siparişlerle doldurduklarını hatırlatan Okan Baş, şöyle devam etti: "Bugün elimizdeki kesin siparişler ile 2026 hedefimizin yüzde 65’ini doldurduk. Şu anda onları üretiyoruz. Bu arada yeni siparişler toplamaya devam ediyoruz. 4-5 yıl önce yıla sıfıra yakın siparişle başlarken, bugün büyüyen iş hacmimiz sayesinde yeni yıla güçlü bir sipariş portföyüyle giriyoruz. 2026 yılında hedefimiz aşağı yukarı 700 elektrikli araç satmak. Avrupa’da ise elektrikli satışlarımızı yüzde 30’un üzerinde artışla 2 bin 800’ün üzerine çıkarmak için planlarımızı yaptık. Otonom mobilite de odak alanlarımız arasında yer alıyor. 8 metrelik Otonom e-ATAK ile Avrupa’ya, 6 metrelik Otonom e-JEST ile Amerika’ya odaklanacağız. Hedefimiz pazarı büyütmek ve etkin şekilde yönetmek. İki tane kritik nokta var, ilki güvenlik sürücüsünü araçtan çıkarmak, ikincisi ise Tip onayı. 2027’nin ilk yarısında biz otonomda Tip onayını almak istiyoruz. Güvenlik sürücüsünü tamamen devreden çıkarmaya yönelik testlerimiz de başladı. 2026’nın 3’üncü çeyreğinde Stavanger’de tamamen sürücüsüz operasyona başlamayı hedefliyoruz. Karsan’ın iki tane temel stratejisi var. Bir tanesi kendi markamızla, global pazarda bu değişim içinde güçlü bir marka olmak istiyoruz. İkincisi de global markalar adına üretim yapmak. Karsan olarak biz de bu değişen dünyada, klasik bir otomotiv şirketinden mobilite teknoloji şirketine dönüşüyoruz. Kendimizi net biçimde bu şekilde konumlandırıyoruz. Yani biz gelecekte hiçbir klasik otomotiv şirketinin uzun vadede yaşayamayacağına inanıyoruz. Bu değişimi de böyle ele alıyoruz. Bu evrilmede odaklandığımız yerde yoğunlaşıyoruz. Ayrıca bu yıl sene sonuna doğru ürün gamına yeni bir elektrikli araç daha ekleyeceğiz. Yani biz varlığımızı hem ürün gamımızla hem teknolojilerdeki gelişimimizle sürekli geliştirme yönünde gidiyoruz. Hidrojen pazarının özellikle toplu ulaşımda, otobüs tarafında yüzde 10 civarında bir payı olacaktır toplam otobüs pazarının içerisinde diye düşünüyoruz. Burada da Toyota ile stratejik bir birlikteliğimiz var ve ilk 2 aracımızı geçen sene İtalya’ya sattık, 3 tane de yeni sipariş aldık. Burada da adım adım büyüyeceğiz."
20 Mart 2026 Cuma - 13:06 Bayramda Ege adalarına talep beklentinin altında kaldı Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde Ramazan Bayramı tatilinde Midilli Adası’na yönelik talepte geçtiğimiz yıllara kıyasla yüzde 30 ila 40 oranında düşüş yaşandı. Türkiye’nin en batısındaki deniz hudut kapısı konumundaki Ayvalık iskelesinden, arife günü ve bayram sabahında kalkan feribotlarla yaklaşık bin kişinin Midilli’ye geçiş yaptığı öğrenildi. Her bayram döneminde yoğunluk ve uzun kuyrukların oluştuğu Ayvalık Deniz Hudut Kapısı’nda bu yıl gözlenen azalmanın en önemli nedenlerinden birinin Aliağa ilçesinde hizmete giren deniz hudut kapısı olduğu değerlendiriliyor. Bunun yanı sıra, İsrail-ABD-İran hattında yaşanan gerilimler, ekonomik şartlar ve Midilli Adası’nda görülen şap hastalığı vakalarının da talebi olumsuz etkilediği ifade ediliyor. Ayvalık-Midilli seferlerini düzenleyen Meis Turizm’in sahibi Öztürk Turhan, Türk tatilcilerin Midilli’ye ilgisinin devam ettiğini ancak bu yıl çeşitli nedenlerle düşüş yaşandığını belirtti. Turhan, "Aliağa’daki deniz hudut kapısının açılması Ayvalık’tan geçişleri etkiledi. Ayrıca Yunanistan sınır kapılarında uygulanan retina taraması gibi ek formaliteler ile Midilli’de görülen şap hastalığı da tatilcileri tedirgin etti" dedi. Öte yandan, Ayvalık-Midilli hattında faaliyet gösteren Jalem Turizm’in sahibi Ali Jale ise bayram sabahında yaklaşık 700 kişinin Midilli’ye geçiş yaptığını belirterek, bu yıl talebin düşük kaldığını söyledi. Jale, "Bayram tatilinin kısa olması, bölgedeki savaş ortamı ve ekonomik şartlar talebi etkiledi. Ayrıca Ayvalık Belediyesi tarafından hudut kapısında yapılan düzenleme çalışmaları da halen sürüyor. Bu çalışmaların ardından yolcularımız daha konforlu ve daha iyi şartlara sahip bir hudut kapısına sahip olacaklar. Bunun da olumlu sonuçları beraberinde getireceğine inanıyorum" ifadelerini kullandı. Midilli Adası’na girişlerde kapı vizesi uygulamasının devam ettiğini hatırlatan Jale, firmalarının tatilcilere bu süreçte destek verdiğini belirtti. Ayrıca bu yıl ilk kez Aliağa’dan Midilli’ye başlattıkları seferlerin de iyi bir başlangıç olduğunu kaydetti.
20 Mart 2026 Cuma - 09:44 Limon ve turunç kabukları kadınların elinde değerleniyor Adana’nın Kozan ilçesinde kadınlar, turunç ve limon kabuklarını kurutarak ekonomiye kazandırıyor. Dalında 20 TL’ye alıcı bulan limonun kurutulmuş kabukları 65 TL’den satılıyor. Kozan ilçesine bağlı Turunçlu Mahallesi’nde kadınlar, dalında kalan ve dökülen limon ile turunçların kabuklarını imece usulü soyarak değerlendiriyor. Her yıl bahar ayında toplanarak meyvelerin kabuklarını soyan kadınlar, kuruttukları kabuklarla ve turunçtan elde ettikleri ekşi ile ev ekonomisine katkı sağlıyor. 70 yaşındaki Suzan Yıldırım, her yıl bu mesainin sürdüğünü belirterek, "Boş durmak olmaz. Komşularıma yardıma geldim. Oturduğumuz yerden kabukları soyuyoruz. Çok da bir zorluğu yok, bizler için uğraş oluyor" dedi. "Harçlığımı çıkarıyorum" Okul harçlığını limon ve turunç kabuklarından çıkardığını söyleyen Nimet Su Yiğenoğlu, "Babamla annemle birlikte tatilde aileme yardım ediyorum. 60-65 TL’ye alıcı buluyor. Ben de harçlığımı çıkarıyorum. Bahçelerden topluyoruz, soyuyoruz ve kuruyan kabukları satıyoruz" diye konuştu. Bu yıl ürünün az olduğunu kaydeden Ahmet Yiğenoğlu ise, "Turunçların kabuğunu satıyoruz, hem de ekşisini çıkarıyoruz. Geçen sene çoktu, bu sene az. Kabuklar kozmetikte kullanılıyor, 60-65 TL’ye alınıyor. Ekşinin de kilosu 500 TL’den satılıyor. Elle tek tek sıkılıyor, zahmetli ama ek gelir çıkıyor" ifadelerini kullandı.
ATO Başkanı Baran: "Ticaret hacmimizi kısa sürede 5 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz"
28 Ocak 2026 Çarşamba - 12:50 ATO Başkanı Baran: "Ticaret hacmimizi kısa sürede 5 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, "2024 yılında yaklaşık 1,1 milyar doları ihracatımız olmak üzere toplam 2,2 milyar dolar düzeyinde ticaret hacmimiz mevcut. Bu rakamı kısa sürede iki katına, yani 5 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz" dedi. ATO Başkanı Gürsel Baran, Türkmenistan’ın Ankara Büyükelçisi Mekan Ishanguliyev’i makamında konuk etti. Görüşmede ATO Genel Sekreteri Ahmet Güran, Genel Sekreter Yardımcısı Abdurrahman Karabudak ve EkoAvrasya Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eren de yer aldı. Ziyarette Türkiye ile Türkmenistan arasındaki ekonomik ve ticari iş birliğinin geliştirilmesine yönelik konular ele alındı. ATO Başkanı Gürsel Baran, Türkiye ile Türkmenistan arasındaki ilişkilerin diplomatik bağların ötesinde bir anlam taşıdığını ifade ederek, iki ülkenin ortak tarih, dil ve kültür temelinde güçlü bir kardeşlik ilişkisine sahip olduğunu söyledi. Türkiye’nin Türkmenistan’ın daimi tarafsızlık statüsüne destek verdiğini hatırlatan Baran, Türkmenistan’ın bağımsızlığını kazanmasının Türk dünyası ve bölge açısından barış, istikrar ve kalkınma için yeni fırsatlar sunduğunu dile getirdi. Türkmenistan’ın Orta Asya coğrafyasındaki stratejik konumuna dikkati çeken Baran, Orta Asya’nın küresel ticaret, enerji, lojistik ve üretim açısından önemli merkezlerden biri haline geldiğini, Türkiye’nin de Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’ya açılan konumuyla bu büyük coğrafyanın doğal tamamlayıcısı olduğunu kaydetti. "Ticaret hacmimizi kısa sürede 5 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz" Ülkeler arasındaki ticari ilişkilerin ivme kazandığını belirten Baran, "2024 yılında yaklaşık 1,1 milyar doları ihracatımız olmak üzere, toplam 2,2 milyar dolar düzeyinde ticaret hacmimiz mevcut. Bu rakamı kısa sürede iki katına, yani 5 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. "Türk müteahhitlik firmaları 50 milyar doları bulan bini aşkın projeyi başarıyla tamamladı" Türkiye’nin önemli bir yatırım ortağı haline gelen Türkmenistan ile özellikle enerji, inşaat, tarım ve tekstil sektörlerinde iş birliklerinin güçlendiğini ifade eden Baran, "Türk özel sektörünün dünyada en fazla proje üstlendiği ülkelerin başında gelen Türkmenistan’da Türk müteahhitlik firmaları bugüne kadar değeri 50 milyar doları bulan bini aşkın projeyi başarıyla tamamladı. Önemli gaz ve petrol rezervleri bulunan Türkmenistan ile ülkemiz arasında enerji sektöründe iş birlikleri de devam ediyor" diye konuştu. Baran, mevcut konjonktürde atılacak adımların iki ülkenin yanı sıra bölgesel ve küresel ekonomi ile istikrara katkı sağlayacağını kaydetti. ATO Başkanı Baran, Ankara’nın 2026 yılında Türk dünyasının turizm başkenti seçilmesinden duydukları memnuniyeti dile getirerek, bu yıl Türkmenistan başta olmak üzere tüm Türk devletlerini Ankara’da ağırlamayı beklediklerini söyledi. Baran, Ankara Ticaret Odası olarak üyelerin Türkmenistan ile ticaretini artırmak, yatırım ortamını geliştirmek ve ortak projelerin önünü açmak için kamu ve özel sektörle koordineli şekilde çalışmaya hazır olduklarını ifade etti. "Türkmen doğal gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırmak istiyoruz" Büyükelçi Mekan Ishanguliyev ise, BOTAŞ ile Türkmengaz arasında imzalanan anlaşma ile Türkiye’nin Türkmenistan’dan swap yoluyla doğalgaz almaya başladığını bildirdi. Büyükelçi Ishanguliyev, Türkmenistan’ın çok büyük doğal gaz rezervlerine sahip olduğunu belirterek, bu kaynakların 200 yıl boyunca Türkmenistan’ın yanı sıra çevre ülkelerin ihtiyacını karşılayabilecek düzeyde olduğunu söyledi. Ishanguliyev, "Enerji ihracatımızda farklı pazarlara açılmayı hedefliyoruz. Türkiye, coğrafi konumu ve mevcut altyapısıyla bu süreçte kilit bir enerji koridoru konumunda. Türkmenistan doğal gazını Hazar Denizi üzerinden Türkiye’ye, Türkiye üzerinden de Avrupa’ya ulaştırmak, iki ülke ilişkileri ve Avrupa’nın enerji güvenliği açısından büyük önem taşıyor" dedi. Ishanguliyev, söz konusu hatla birlikte yıllık 40-50 milyar metreküp seviyesinde doğal gazın Türkiye ve Avrupa pazarlarına ulaştırılmasının hedeflendiğini ifade etti. Türkmen gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasının Avrupa’nın enerji güvenliğine katkı sağlayacağını ifade eden Ishanguliyev, enerji alanında kurulacak güçlü iş birliklerinin iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri de ileri bir noktaya taşıyacağını söyledi. Ishanguliyev, enerji projeleriyle birlikte Türkiye ile Türkmenistan arasındaki ticaret hacminin kısa sürede daha da artacağına inandıklarını dile getirdi. Büyükelçi Ishanguliyev, görüşmede ayrıca Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’ta yürütülen yeniden yapılanma çalışmaları, şehircilik projeleri, sanayi bölgeleri, Türk müteahhitlik firmalarının ülkede üstlendiği projeler, Türkmenistan’ın nüfus yapısı, yurt dışında yaşayan Türkmenler ile iki ülke arasındaki tarihi ve kültürel bağlara da değindi.
Ağrı’ya 2026 yılında 2,5 milyar liralık yatırım ödeneği
28 Ocak 2026 Çarşamba - 12:34 Ağrı’ya 2026 yılında 2,5 milyar liralık yatırım ödeneği Ağrı’da, 2026 Yılı Yatırım Programı kapsamında muhtelif projeler hariç olmak üzere toplam 2 milyar 507 milyon lira kamu yatırımı ödeneği ayrıldı. 15 Ocak 2026 tarihli ve 33138 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2026 Yılı Yatırım Programı’na göre, Ağrı genelinde 2026 yılında 23 proje uygulanacak. Projelerin toplam bedeli 32 milyar 900 milyon 373 bin lira olurken, 2025 yılı sonuna kadar yapılan kümülatif harcama 15 milyar 903 milyon 523 bin lira olarak kaydedildi. Yatırımlarda tarım sektörü ilk sırada 2026 yılı yatırım ödeneklerinin sektörel dağılımında en büyük pay tarım sektörüne ayrıldı. Toplam ödeneğin yüzde 53’ü tarım, yüzde 23’ü ulaştırma, yüzde 16’sı sağlık, yüzde 7’si diğer kamu hizmetleri ve yüzde 1’i eğitim sektörüne tahsis edildi. Tarım ve sulama alanında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen Yazıcı Sulaması Projesi, yatırım programının en büyük projeleri arasında yer aldı. Proje kapsamında 196 hektometreküp depolama kapasitesi ve 31 bin 918 hektar sulama alanı hedeflenirken, toplam proje bedeli 17 milyar 479 milyon lira olarak belirlendi. Proje için 2026 yılında 1 milyar 100 milyon lira ödenek ayrıldı. Ulaştırma projeleri devam ediyor Ulaştırma ve karayolu sektöründe Horasan-Eleşkirt, Patnos-Malazgirt-Bulanık, Taşlıçay-Diyadin, Erciş-Patnos, Iğdır-Doğubayazıt, Ağrı-Hamur-Tutak-Patnos ve Eleşkirt-Ağrı yollarını kapsayan çok sayıda proje sürdürülüyor. Karayolu yatırımlarının toplam proje tutarı 7 milyar 680 milyon 104 bin lira olurken, bu projeler için 2026 yılında 455 milyon lira ödenek ayrıldı. Sağlık ve eğitim yatırımları Sağlık sektöründe, Ağrı Merkez Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi ek bina inşaatı ile Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi projeleri öne çıktı. Sağlık yatırımlarının toplam bedeli 5 milyar 124 milyon 679 bin lira, 2026 yılı ödeneği ise 237 milyon lira olarak açıklandı. Eğitim alanında ise Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi bünyesinde yürütülecek etüt-proje çalışmaları, kampüs altyapısı, bakım-onarım, yayın alımları ve muhtelif işler için 215 milyon lira ödenek ayrıldı. Adalet, çevre ve altyapı projeleri Diğer kamu hizmetleri kapsamında Ağrı Adalet Sarayı yapımı için 2026 yılında 200 milyon lira ödenek tahsis edildi. Çevre ve altyapı alanında ise Doğubayazıt Atıksu Tesisi ile Ağrı-Patnos İçmesuyu Projesi gibi yatırımların tamamlanması hedefleniyor.
ŞOK Marketler’de pestisit analizinin kapsamı genişliyor: Domatesten sonra biberler de analiz ediliyor
28 Ocak 2026 Çarşamba - 12:29 ŞOK Marketler’de pestisit analizinin kapsamı genişliyor: Domatesten sonra biberler de analiz ediliyor ŞOK Marketler, geçen yılın sonunda başlattığı pestisit analiz uygulamasını genişletiyor. Domateslerden sonra biberler de analizden geçtikten sonra raflara ulaşıyor. ŞOK Marketler, 2025 yılı sonunda başlattığı kendi laboratuvarında pestisit analizi uygulamasını kısa sürede genişleterek taze meyve-sebzede gıda güvenliğini bir adım ileri taşıdı. Firmanın Antalya’daki tedarik platformunda kurulan laboratuvarda ilk etapta domatesle başlatılan analiz sürecine şimdi biberler dahil edildi. Artık raflara yalnızca analizden başarıyla geçen biberler ulaşıyor ve bu ürünler "Pestisit tespit edilmedi" etiketiyle satışa sunuluyor. Firma, hayata geçirdiği model kapsamında gıda güvenliği alanında önemli bir adım atarken, çiftçilerin doğru tarım uygulamaları konusunda gelişimine de destek oluyor. Ziraat mühendisleri sahada çiftçilere eğitim verirken, analiz sonuçlarına göre yapılan geri bildirimler üretim süreçlerinin iyileştirilmesine katkı sağlıyor. Raflardaki ürünlerin analiz sonuçlarına QR kod ile Cepte ŞOK uygulaması üzerinden ulaşılması da uygulamanın şeffaflığını artırıp, müşteri nezdinde güveni pekiştiriyor. Hedef tüm meyve-sebzelerde analizli ürünleri raflarla buluşturmak Firma, taze gıda kategorisinde güvenli, izlenebilir ve şeffaf bir yapıyı kalıcı hale getirmeyi hedefliyor. Domatesle başlayan ve biberle devam eden pestisit analiz süreci, önümüzdeki dönemde diğer meyve-sebze gruplarını da kapsayacak şekilde planlı olarak genişletilecek. "Söz verdiğimiz gibi adım adım ilerlerken müşterimizden çok olumlu geri dönüşler alıyoruz" ŞOK Marketler CEO’su Uğur Demirel, uygulamanın geldiği noktayı şu sözlerle değerlendirdi: "Geçtiğimiz yılın sonunda çok önemli bir adım attık. Kendi kurduğumuz laboratuvarda taze meyve-sebzede başlattığımız pestisit analiz sürecini ilk aşamada domates ile hayata geçirdik ve çok kısa sürede çok iyi sonuçlar aldık. Zaman içinde mağazalarımıza gelen tüm meyve-sebzelerin çok daha hızlı sonuç aldığımız kendi analizimizden geçmesi hedefimiz doğrultusunda şimdi biberleri de bu sürece dahil ediyoruz. Yani domatesten sonra biberde de yalnızca analizden geçen ürünler raflarımızda yerini alıyor. Uzun yıllardır titizlikle uyguladığımız kalite kontrol süreçlerini bu yeni analiz uygulamamızla bir adım ileri taşıdık. Uygun fiyatlı ürün sunma yaklaşımımızdan ödün vermeden taze meyve-sebzede güveni artırıyoruz. Diğer yandan çiftçilerimize, üreticilerimize doğru uygulamalar konusunda bilinç kazandırıyor, eğitimlerle destekliyoruz. Bu çalışmaların sahada karşılığını görüyor; müşterilerimizden çok olumlu geri bildirimler alıyoruz. Önümüzdeki dönemde laboratuvar sayımızı artırmaya ve analizlerin kapsamını genişletmeye devam edeceğiz."
Bafra Ovası’nda pırasa hasadı: Bu yıl rekolte yüksek
28 Ocak 2026 Çarşamba - 12:20 Bafra Ovası’nda pırasa hasadı: Bu yıl rekolte yüksek Samsun’un Bafra Ovası’nda bu yıl pırasada yüksek rekolte dikkat çekerken, ürün bolluğu üreticiler için yeni pazar arayışlarını gündeme getirdi. Bafra’da pırasa üretimi yapan çiftçiler, havaların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi ve plansız ekim nedeniyle fiyatların düştüğünü belirtti. Pırasa üreticisi Fatih Evsen, ürünün tarlada kaldığını ifade ederek, "Pırasa bu yıl Bafra’da çok. Herkes çok ekti. Havalar da sıcak gittiğinden üretim durdu. Alıcı yok. Fiyatlar 10 liraya kadar düştü. Kar yağdığı dönemde 20 liraya çıkmıştı, şu anda alıcıyı zor buluyoruz" dedi. 4 bin dekar alanda üretim Bafra Sebze Üreticiler Birliği Başkanı Adem Aşçı ise pırasanın maliyetleri karşılamadığını söyledi. Ovaya bu yıl yaklaşık 4 bin dekar alanda pırasa ekildiğini belirten Aşçı, "Diğer sebzeler gibi pırasa da para etmiyor. Fiyatlar işçiliği karşılamıyor. Maliyetler çok yüksek. Dört işçi getirsen kadın işçi bin 600 lira, erkek işçi 2 bin lira yevmiye alıyor. Bir ton pırasanın maliyeti 13-15 lirayı buluyor. Mazot, işçilik derken maliyet bitmiyor. Buna dört ay boyunca çocuk gibi bakıyorsun, bakımı çok zor ve masraflı" diye konuştu. Plansız ekimin küçük çiftçiyi mağdur ettiğine dikkat çeken Aşçı, "300-500 dönüm eken büyük üreticiler var. 5-10 dönüm eken küçük çiftçiler de onların yüzünden mağdur oluyor. Plansız ekim yapıldığı sürece fiyatlar düşüyor. Planlı ekim yapılırsa hem üretici kazanır hem küçük çiftçi ayakta kalır. Büyük esnaf çok alan ektiğinde küçük çiftçi para kazanamıyor" ifadelerini kullandı.
OMSAN Lojistik taşımacılık omurgasını yeniliyor
28 Ocak 2026 Çarşamba - 12:19 OMSAN Lojistik taşımacılık omurgasını yeniliyor OMSAN Lojistik, altyapı yatırımlarına hız verdi. Dünyanın önde gelen enerji ve gaz üreticilerinin Türkiye içi dağıtım operasyonlarında stratejik çözüm ortağı olarak konumlanan şirket, bu hedef doğrultusunda öz mal araç filosunu kapsamlı biçimde yenilediğini duyurdu. Lojistik sektörünün önde gelen firmalarından OMSAN Lojistik, kazandığı yeni ihaleler kapsamında yaklaşık 500 milyon TL tutarında yatırım gerçekleştirdi. Bu yatırım ile 78 adet yeni çekici filoya dahil edildi. Yapılan bu yatırımlar yalnızca OMSAN’a ait bir büyüme hamlesi olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken OMSAN Yönetim Kurulu Başkanı Ergun Arıburnu, şunları söyledi: "Bu adımlar, istihdam oluşturan, üretimi destekleyen ve topyekûn ekonomiye katkı sağlayan bir değer zincirinin parçasıdır. Aynı zamanda bu yatırımlar, şirketimizi geleceğe taşıyan; OYAK Genel Müdürümüzün de her fırsatta vurguladığı, uzun vadede yüksek değer kazanma potansiyeli barındıran stratejik alanlara yönelme sürecinin somut bir yansımasıdır." Yatırımların arkasındaki ana itici gücün OMSAN’ın 48 yıllık birikimi ve OYAK’ın uzun vadeli vizyonu olduğunu vurgulayan Arıburnu, lojistik sektöründe üstlenilen sorumluluğun altını çizdi. Arıburnu değerlendirmesinde şunları kaydetti: "OMSAN kültüründe iş, önce ülke ve üyeler için yapılır; kazanç bunun doğal sonucudur. Müşterilerimizi memnun etmek yalnızca ticari bir hedef değil, aynı zamanda bir görev ve bir terbiyedir. Dünya çapındaki enerji firmalarına sunduğumuz hizmetin kalitesi, ülkemizin ve şirketimizin itibarı açısından paha biçilmezdir. Yakın gelecekte bu hizmetleri dünyanın dört bir yanında sunmayı hedefliyoruz." Taşımacılık filosuna yönelik bu yatırımların yalnızca kapasite artışıyla sınırlı kalmadığını vurgulayan Arıburnu; güvenlik, sürdürülebilirlik ve operasyonel mükemmeliyet alanlarında da OMSAN’ın çıtasını yükselttiğini ifade etti. Şirket, enerji başta olmak üzere stratejik sektörlerde yüksek katma değerli, güvenilir ve küresel ölçekte rekabetçi lojistik çözümler sunma kararlılığını güçlenerek sürdüreceklerini duyurdu.
ASO Başkanı Ardıç: "Yeşil pasaportun verilmesi esas alınmalıdır"
28 Ocak 2026 Çarşamba - 12:18 ASO Başkanı Ardıç: "Yeşil pasaportun verilmesi esas alınmalıdır" Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, sanayicilerin küresel pazarlarda daha etkin olabilmesi için yeşil pasaport düzenlemesinin hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, "Yeşil pasaportun verilmesi esas alınmalıdır" dedi. ASO Oda Meclisi ile Ankara 2’nci ve 3’üncü Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) Müteşebbis Heyetleri, ASO Meclis Salonu’nda düzenlenen müşterek toplantıda bir araya geldi. ASO Başkanı Seyit Ardıç, ocak ayı meclis toplantısında güncel ekonomik gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Meslekte 15’inci yılını dolduran mühendis ve mimarlara yeşil pasaport verilmesini öngören kanun teklifini hatırlatan Ardıç, benzer bir düzenlemenin sanayiciler için de hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Sanayicilerin üretim, yatırım ve ihracat için sürekli yurt dışı ile temas halinde olduğunu belirten Ardıç, vize süreçlerinde yaşanan gecikmelerin rekabet gücünü zayıflattığını da vurgulayarak, "Zaman kaybı fırsat kaybına, o da pazar kaybına dönüşüyor. Küresel rekabetin bu kadar sert olduğu bir dönemde sanayicinin zaman kaybetme lüksü yok" açıklamasında bulundu. "Yeşil pasaportun verilmesi esas alınmalıdır" Bugünün KOBİ’sine yarının büyük ihracatçısı gözüyle bakılması gerektiğini vurgulayan Ardıç, "Mevcut uygulamada olan ihracat performansının yanı sıra, istihdam düzeyi, sanayi sicil kaydı ve kapasite raporu gibi somut göstergeler de yeşil pasaport verilmesinde esas alınmalıdır" diye konuştu. Yeşil pasaport verilmesinde yalnızca ihracat performansının değil, istihdam düzeyi, sanayi sicil kaydı ve kapasite raporu gibi kriterlerin de dikkate alınması gerektiğini dile getiren Ardıç, düzenlemenin tüm siyasi partilerin ortak iradesiyle desteklenmesini beklediklerini kaydetti. "Eski kurallar yok, sadece kuralsızlık var" Dünya ekonomisine değinen Ardıç, "Eski kurallar yok, yeni kurallar da yok. Yani artık sadece kuralsızlık var. İçinde bulunduğumuz dönemi yalnızca konjonktürel dalgalanmalarla değil, daha derin bir sistem değişimiyle okumak gerekiyor" şeklinde konuştu. Enerji fiyatlarındaki oynaklık, finansman maliyetleri ve dış ticarette değişen dengelerin sanayiciyi doğrudan etkilediğini belirten Ardıç, özellikle üretim ve ihracat yapan KOBİ’ler için sabit faizli, uzun vadeli kredi mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini vurguladı. Kredi Garanti Fonu limitlerinin imalat sanayine yönelik artırılması ve Eximbank ile Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın orta-uzun vadeli sanayi finansmanı için özel paketler hazırlaması gerektiğini ifade eden Ardıç, bu önerileri ilgili bakanlıklara ileteceklerini söyledi. "Üretimi kaybederek sağlanan bir istikrar kalıcı olmayacaktır" Faiz indiriminin olumlu bir adım olduğunu ancak bunun reel sektöre yeterince yansımadığını dile getiren Ardıç, firmaların krediye erişimde hala ciddi sıkıntılar yaşadığını belirtti. Özellikle emek yoğun sektörlerin artan maliyet baskısı altında olduğunu kaydeden Ardıç, "Enflasyonla mücadele elbette fedakarlık gerektiriyor ancak üretimi kaybederek sağlanan bir istikrar kalıcı olmayacaktır" değerlendirmesini yaptı. "Ar-Ge platformları teşvik edilmeli" Türkiye’de işletmelerin büyük çoğunluğunun mikro ve küçük ölçekli olduğuna dikkati çeken Ardıç, bunun verimlilik, Ar-Ge ve küresel rekabet gücünü sınırladığını ifade etti. Bu kapsamda şirket birleşmeleri, kümelenme modelleri ve ortak Ar-Ge platformlarının teşvik edilmesi gerektiğini belirten Ardıç, sanayide ölçek büyümeden yeşil ve dijital dönüşümün de istenilen hızda gerçekleşemeyeceğini söyledi. "Ankara üretimin zekasını temsil ediyor" ASO tarafından açıklanan İllerin Teknolojik Gelişmişlik Endeksi (ASO-İLTEK) 2025 sonuçlarına değinen Ardıç, Ankara’nın araştırma ve yenilikçilik kapasitesinde ilk sırada yer aldığını hatırlattı. Ankara’nın savunma, havacılık, elektronik ve yazılım alanlarındaki birikimiyle Türkiye’nin teknoloji üretim merkezi konumunda olduğunu belirten Ardıç, "Ankara sadece üretimin miktarını değil, üretimin zekasını temsil ediyor" ifadelerini kullandı. Ardıç, 2026 yılında dijitalleşme ve yeşil dönüşüm odaklı, katma değeri yüksek ve rekabetçi bir sanayi yapısının güçlendirilmesi için tüm paydaşlarla ortak akıl içinde çalışmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.
Samsun TSO’da ihracat vurgusu: "Tercih değil, stratejik zorunluluk"
28 Ocak 2026 Çarşamba - 12:09 Samsun TSO’da ihracat vurgusu: "Tercih değil, stratejik zorunluluk" Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, 2025 yılı yönetim kurulu faaliyetleri ile 2025 yılının faaliyet raporu ve gelir-gider bilançosunun oy birliği ile kabul edildiği 2026 yılının ilk meclis toplantısında yaptığı konuşmada, "İhracat bizim için bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur. Şehrimizin ihracatının sürdürülebilir şekilde artması için tüm imkânlarımızı seferber ediyoruz" dedi. Samsun TSO Meclisi, 2026 yılının ilk meclis toplantısını Meclis Başkanı Haluk Akyüz başkanlığında gerçekleştirdi. Mecliste söz alan Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, 2025 yılında yürüttükleri faaliyetler hakkında meclisi bilgilendirdi. Toplantıda konuşan Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, küresel belirsizliklerin ve ekonomik dalgalanmaların yoğun şekilde hissedildiği bir yılda, üyelerinin yanında duran, sahadan kopmayan bir anlayışla çalıştıklarını vurgulayarak meclis üyelerine desteklerinden dolayı teşekkür etti. "İhracat bizim için tercih değil, stratejik bir zorunluluktur" Oda çalışmalarının merkezinde ihracatın yer aldığını vurgulayarak sözlerine devam eden Murzioğlu, 2022–2025 Stratejik Planı doğrultusunda şehrin küresel pazarlardaki gücünü artırmaya odaklandıklarını söyledi. Murzioğlu, "İhracat bizim için bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur. Şehrimizin ihracatının sürdürülebilir şekilde artması için tüm imkânlarımızı seferber ediyoruz. Koordinatörlüğünü yürüttüğümüz Avrupa İşletmeler Ağı Projemiz bu vizyonun en somut örneklerinden biridir. 2025 yılı boyunca proje kapsamında yürüttüğümüz faaliyetler ve danışmanlık hizmetleriyle 1477 kişiye ulaştık, 64 firmaya ücretsiz ihracat danışmanlığı sunduk. Firmalarımıza ihracat istihbaratı, pazar araştırması ve potansiyel alıcıya erişim konularında güçlü destekler sağladık. MEDOS üzerinden menşe ve dolaşım belgelerinin onayını 7 gün 24 saat kesintisiz şekilde vererek, yalnızca 2025 yılında 32 bin 250 belgeyi onayladık. İhracatta kalıcı başarının nitelikli insan kaynağıyla mümkün olduğuna inanıyoruz; bu anlayışla düzenlediğimiz dış ticaret eğitimleriyle 95 katılımcıya ulaştık. Ayrıca Polonya–Varşova İş Forumu ve ikili iş görüşmeleri kapsamında firmalarımız için 60’ın üzerinde B2B görüşme gerçekleştirerek yeni iş birliklerinin önünü açtık. Etkinliklerimizin yanı sıra servislerimizde verdiğimiz bazı hizmetlere ilişkin birkaç rakam vermek istiyorum. 2025 yılında 1394 yeni üye kaydı, 455 firma kaydı kapanış işlemi gerçekleştirdik. 169 adet Yerli Malı Belgesi tanzim ettik. 309 Sanayicimize Kapasite Raporu düzenledik. 2 bin 511 adet sayısal takograf teslimatı yaptık. 418 adet İş Makinesi Tescil Belgesi düzenledik. 53 adet tır karnesi onayı ve 387 adet dozvola satış işlemi hizmeti verdik" diye konuştu. 2025 yılında 181 ülkeye ihracat yapıldı Konuşmasında ihracat rakamlarına da değinen "Murzioğlu, 2025 yılı itibarıyla Samsun’un 1 milyar 673 bin dolarlık ihracatla Türkiye’de 33 il arasında 23. sırada yer aldığını belirterek, "TÜİK verilerine göre şehrimizden 181 ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz ve başlıca partnerlerimiz Rusya, ABD, İtalya, Gürcistan ve Almanya. Fasıla göre 93, uluslararası standart sanayi sınıflamasına göre ise 160 ürün çeşidini ihraç ediyoruz. En çok ihraç edilen ürünlerimiz arasında değerli ana metaller ve diğer demir dışı metaller, motorlu kara taşıtları için parçalar ve aksesuarlar, silah ve mühimmat, diğer elektronik ve elektrik telleri ile kablolar ve tütün ürünleri yer alıyor. Bu çeşitlilik, Samsun’un sanayi ve ticaret potansiyelinin ne kadar geniş olduğunu açıkça ortaya koyuyor. İhracat başarısının yanı sıra çağın gereği dijital dönüşüme de büyük önem verdik. Dijitalleşme yalnızca teknoloji değil, aynı zamanda bir zihniyet dönüşümüdür. Bu anlayışla e-ticaret, e-ihracat, yapay zekâ ve veri odaklı iş modelleri ekseninde KOBİ’leri geleceğe hazırlayan toplantılar, eğitimler ve iş birlikleri düzenledik. Özellikle genç girişimcilerimizin motivasyonu ile gerçekleştirdiğimiz yapay zekâ destekli B2B etkinliğinde 1400’ün üzerinde katılımcı ve 2 bin 194 birebir görüşme ile 1,37 milyar TL’lik ticari potansiyel oluşturduk ve etkinlik sonrası alınan şifai geri bildirimler, önemli iş birliklerinin sağlandığını gösterdi. Yıl boyunca düzenlediğimiz dijitalleşme eğitimleri ve rehberlik faaliyetleriyle firmalarımızın bu sürece uyumunu kolaylaştırmayı hedefledik ve geleceğe güçlü bir adım attık" ifadelerini kullandı. Doğudan-batıya sürdürülebilir iş ağı kuruluyor Konuşmasında Avrupa Birliği’nden destekli uluslararası projelere de değinen Başkan Murzioğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Avrupa Birliği destekli projelerimizle sürdürülebilirliği iş dünyasının merkezine taşıyoruz. Türkiye–AB İş Dünyası Diyaloğu II Programı kapsamında hayata geçirdiğimiz ‘Doğudan Batıya Sürdürülebilirlik Köprüsü’ projesinde, Romanya ve Adana Ticaret ve Sanayi Odaları ile iş birliği içinde 20 KOBİ’nin karbon emisyon ölçümleri ve yol haritalarını hazırlayacak, danışman yetiştirme programları ve sürdürülebilirlik odaklı iş forumları düzenleyeceğiz; böylece firmalarımızın karbon düzenlemelerine uyum kapasitesini artırırken Türkiye-Romanya arasında sürdürülebilir bir iş ağı kurmayı hedefliyoruz. Bunun yanı sıra Karadeniz Sınır Ötesi İşbirliği Programı çerçevesinde yürüttüğümüz ‘Karadeniz Havzası Sürdürülebilir Lojistik ve İş Birliği Ağı’ projesiyle Acara ve Varna Ticaret Sanayi Odaları ile güç birliği yaparak, bölgedeki kurumlar arası işbirliğini ve güveni artıracak, sınır ötesi ticareti geliştireceğiz. Samsun’un üretim, ihracat ve lojistik gücünü yeşil dönüşüm vizyonumuzla birleştirerek, şehrimizi ve bölgeyi sürdürülebilir kalkınmanın merkezi haline getirecek bir yol haritası çiziyoruz." Samsun TSO Kampüsü’nde geri sayım Samsun TSO Kampüsü projesinin 2025 yılında önemli bir eşiği aştığını dile getiren Murzioğlu, arazi birleştirme, mimari tasarım ve uygulama projelerinin tamamlandığını, ruhsat sürecinin Canik Belediyesi’nde devam ettiğini açıkladı. Murzioğlu, projenin, odanın geleceğine yapılan uzun vadeli bir yatırım olduğunun altını çizdi. 2022–2025 Stratejik Planı’nın tamamlanmasıyla birlikte 2026–2029 dönemine güçlü bir vizyonla girildiğini ifade eden Murzioğlu, yeni dönemin "Güçlü Oda, Güçlü Samsun, Güçlü Türkiye" anlayışıyla şekillendiğini söyledi. Üyelerin rekabet gücünü artırmaya ve bölgesel kalkınmaya öncülük etmeye devam edeceklerini vurgulayan Murzioğlu, meclis üyelerine destekleri için teşekkür ederek konuşmasını tamamladı. Oy birliği ile ibra edildi Murzioğlu’nun konuşmasının ardından söz alan Samsun TSO Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Fahri Eldemir, 2025 yılının 31 Aralık tarihi itibariyle gerçekleşen odanın kesin gelir-gider bütçesiyle ilgili meclis üyelerine sunum yaptı. Daha sonra ise meclise sunulan 2025 yılının 31 Aralık tarihi itibariyle gerçekleşen TSO’nun kesin gelir-gider bütçesi ve faaliyet raporu oy birliği ile kabul edildi. Meclis ayrıca, yönetim kurulu 2025 yılı faaliyetlerini de oy birliği ile ibra etti. Tekrar söz alan Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, oda olarak ortaya koydukları hedeflerin gerçekleşmesi noktasında verdikleri destek ve güven için meclis üyelerine teşekkür etti. Meclis, diğer gündem maddelerinin görüşülüp karara bağlanmasının ardından sona erdi.
AB-Asya ticaret açılımının kilit oyuncusu Türkiye
28 Ocak 2026 Çarşamba - 11:57 AB-Asya ticaret açılımının kilit oyuncusu Türkiye İSTANBUL (İHA) – HİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Yük Taşımacılığı ve Lojistik Hizmetleri Komitesi Başkanı Murat Baykara, ‘‘2025 yılı kasım ayı itibariyle yıllıklandırılmış olarak lojistik ve taşımacılık ihracatı 42 milyar 250 milyon dolara ulaşırken, bunun 19 milyar 570 milyon dolarlık kısmı yük taşımacılığı ihracatı olarak kaydedildi" dedi. Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB) Yük Taşımacılığı ve Lojistik Hizmetleri Komitesi, sektörün 2025 yılına ilişkin değerlendirmelerini ve 2026 sonrası hedeflerini paylaşmak üzere basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan HİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Yük Taşımacılığı ve Lojistik Hizmetleri Komitesi Başkanı Murat Baykara, lojistik ve yük taşımacılığı sektörünün yalnızca hizmet ihracatı açısından değil, Türkiye’nin mal ticaretinin sürdürülebilirliği açısından da kritik bir rol üstlendiğini vurguladı. Baykara, "Lojistik ve yük taşımacılığı sektörü; iç pazar büyüklüğü, ihracata sağladığı katkı ve mal ticaretini mümkün kılması nedeniyle ülkemizin en stratejik hizmet sektörlerinden biridir. 2024 yılında Türkiye, 40 milyar doların üzerinde lojistik ve taşımacılık ihracatı gerçekleştirirken, bu rakamın yarısına yakını yük taşımacılığından oluştu. 2025 yılı kasım ayı itibariyle yıllıklandırılmış olarak lojistik ve taşımacılık ihracatı 42 milyar 250 milyon dolara ulaşırken, bunun 19 milyar 570 milyon dolarlık kısmı yük taşımacılığı ihracatı olarak kaydedildi" dedi. ‘‘Üye sayısı 3 yılda 2,5 kat arttı’’ Sektörün kurumsal kapasitesindeki büyümeye de dikkat çeken Baykara, "2022 Ocak ayından bu yana yük taşımacılığı ve lojistik hizmetleri sektöründe faaliyet gösteren Birliğimiz üyesi firma sayısı 255’ten 701’e yükseldi. Bu artışla birlikte sektörümüz, HİB bünyesinde üye sayısı açısından üçüncü sıraya yerleşti. Komitemizin ulusal ve uluslararası alanda çalışmaları, sektörün istek öneri ve sorunlarının çözümü, sektörel destek, kredi, fuar olanakların hayata geçirilmesi sonucunda oluşan bu tablo, sektörümüzün dinamizmini ve ihracat potansiyeline olan güveni, açıkça ortaya koyuyor" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin güçlü ulaşım altyapısının sektöre önemli bir rekabet gücü sağladığını belirten Baykara, liman, havalimanı, karayolu, demiryolu ve stratejik lojistik tesislerin birlikte çalışabildiği bir yapının Türkiye’yi bölgesel bir lojistik merkez haline getirdiğini söyledi. Baykara, "Karayoluyla bin – bin 200 kilometrelik, havayoluyla ise 3 saatlik uçuş mesafesinde erişilebilen geniş bir talep havzasına sahibiz. Buna düşük riskli ekonomik ortam, güçlü küresel bağlantılar, hizmette verimlilik ve kalifiye iş gücü eklendiğinde Türkiye lojistikte benzersiz bir konuma sahip" diye konuştu. Kara, hava, deniz ve demiryolunda güçlü büyüme Uluslararası yük taşımacılığında karayolunun özellikle AB ve sınır komşularıyla ticarette belirleyici rol oynadığını vurgulayan Baykara, "Son 10 yılda karayolu ile taşınan ihracat yaklaşık yüzde 55 arttı. 2014’te 55,3 milyar dolar olan karayolu taşımacılığı ihracatı, 2024’te 85,8 milyar dolara ulaştı" dedi. Deniz taşımacılığında ise 2014-2024 döneminde konteyner taşımacılığının TEU bazında yüzde 62, elleçlenen yük miktarının ise ton bazında yüzde 38 arttığını aktaran Baykara, liman altyapısının güçlendirilmesinin kritik önem taşıdığını vurguladı. Baykara, limanların demiryolu bağlantılarının geliştirilmesi, depolama alanlarının artırılması ve transit taşımacılığı kolaylaştıracak uygulamaların devreye alınmasının Türkiye’nin küresel rolünü güçlendireceğini ifade etti. Havayolu taşımacılığının ihracattaki payının değersel olarak yüzde 13 seviyesinde olduğunu belirten Baykara, 2013’ten bu yana ton bazında ortalama yüzde 47’lik bir artış yaşandığını söyledi. Baykara, "Demiryolu taşımacılığında ise Türkiye, Avrupa’dan Orta Asya ve Çin’e uzanan hatlarda önemli bir geçiş ülkesi konumunda. Altyapı yatırımlarının artırılmasıyla bu alandaki potansiyel daha etkin kullanılacaktır diye düşünüyoruz" dedi. ‘‘Orta Koridor ve Kalkınma Yolu önemli’’ Baykara, önümüzdeki beş yıllık süreçte üç katına çıkacağı hesaplanan Avrupa- Asya ticaretinde en verimli alternatiflerden biri olan Orta Koridor’un, Türkiye’yi küresel transit taşımacılığın merkezlerinden biri haline getirme potansiyeli taşıdığını belirterek, "Orta Koridor, Kalkınma Yolu, Via Carpatia ve Kuşak-Yol projeleriyle kesişen bu süreçte Türkiye’nin rolü daha da güçleniyor. HİB koordinasyonunda, bu koridorların etkinliğini artıracak analizler yapılacak ve Türkiye liderliğinde gerekli adımlar için uluslararası lobi çalışmaları yürütülecek" dedi. Bu kapsamda 2025 yılında HİB Yük Taşımacılığı ve Lojistik Hizmetler Komitesi olarak yürütülen kapsamlı araştırmalar hakkında da bilgi paylaşan Baykara, Hazar Geçişli Orta Koridorun artık sadece alternatif bir ulaşım koridoru olmaktan çıkarak, global bir ticaret rotası, küresel ticaret için son derece kritik hale gelen bir altyapı olduğunu kaydetti. Baykara ayrıca araştırma sonuçlarının Orta Koridorun dünya ticaretine vaat ettiği daha kısa mesafelerde, daha hızlı transit süreleri, daha düşük maliyet ve güvenilirlik avantajlarının sağlanabilmesi için Avrupa Birliği’nin son dönemde Orta Asya’yı stratejik bir öncelik olarak tanımlayıp bu bölgeye yönelik yatırımlarını hızla yoğunlaştırdığını ifade etti. Baykara, AB’nin aradığı rekabetçi geleceği inşa edebilmek için Orta Koridorun sürdürülebilirliğinin anahtarı konumundaki Türkiye ile lojistik bağlantılarını acilen sorunlardan arındırması ve güçlendirmesi gerektiğini net bir şekilde ortaya koyduğunu vurguladı. Türk taşımacılarının, tır sürücülerinin ve ticaret erbabının tarihsel olarak Kafkasya-Orta Asya bölgesiyle ticarette edindiği uzmanlık ve tecrübelerle AB’li işletmelere rehberlik edebilecek yetkinlikte olduğunu da ifade eden Baykara, "AB’nin altıncı en büyük ticaret ortağı ve Avrasya lojistiğinde önemli bir merkez olan Türkiye, yitirdiği rekabet gücünü yeniden yakalama arayışındaki Avrupa Birliği için Orta Koridor üzerinden dünyanın en verimli enerji ve kritik hammadde kaynaklarına sürdürülebilir şekilde erişiminin anahtarını elinde tutuyor. Ancak Türkiye ve AB ülkeleri arasındaki ticaretin lojistiğinde yaşanan karayolu transit kotaları ve sürücü vizeleri gibi tarife dışı kısıtlamalar, yarısından fazlası karayoluyla gerçekleşen AB-Türkiye ticaret akışlarının maliyetini artıran verimsizliklere yol açmakla kalmayıp, AB’li şirketlerin Kafkasya ve Orta Asya ile ticaret bağlantılarını geliştirmelerini de engelliyor" dedi. Baykara, vize kısıtlamaları ve kota sınırlamalarının Türkiye-AB ticaretine getirdiği ek maliyetlerin yükseldiğine dikkati çekerek, kritik AB koridorlarında ticaret lojistiğinde verimsizlik oluşturan kota kısıtlamalarının AB-Türkiye lojistik ilişkilerinde yapılacak acil ve makul düzenlemeler yoluyla kaldırılması halinde, Türkiye’nin AB’ye ihracat kapasitesinde yüzde 12 düzeyinde artış sağlanabileceğini açıkladı. ‘‘Net hedefler, net yol haritası’’ Sektörün güçlü yanlarını ve fırsatlarını net biçimde gördüklerini vurgulayan Baykara, "Coğrafi konumumuz, güçlü ulaşım altyapımız, güçlü taşımacılık ve lojistik firmalarımız, THY Cargo’nun küresel ağı, uygun iş gücü maliyetleri ve dünya ticaretinin güncel gereksinimleri ve krizlerle başa çıkma endişeleri doğrultusunda geliştirilen uluslararası taşımacılık koridorlarında stratejik konumda yer almamız en önemli avantajlarımız. Yurt dışı yatırım fırsatları, sınır komşularımızla yapılabilecek iş birlikleri ve alternatif güzergâh potansiyeli ise önümüzdeki dönemin en büyük fırsat alanları" diye konuştu. Baykara, sektör olarak hedeflerini "Mal ihracatıyla birlikte büyüyerek yük taşımacılığı ve lojistik gelirlerimizi orta vadede 40 milyar doların üzerine çıkaracağız. 2030 yılında Asya-Avrupa taşımalarında Türkiye’nin transit gelir payını yüzde 30’a yükseltmek hedefindeyiz. Ayrıca, Orta Koridor’u en cazip güzergah haline getirmek, e-ticaret taşımacılığında bölgesel merkez olmak, lojistik maliyetlerini azaltmak ve Dünya Bankası Küresel Lojistik Performans Endeksi’nde ilk 25 ülke arasına girmek istiyoruz. Sınır geçişlerini hızlandırarak ihracatta beklemeleri azaltmak da öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor" sözleriyle özetledi.
Kadooğlu Yağ, Gulfood 2026’da Türkiye’nin üretim gücünü küresel arenaya taşıyor
28 Ocak 2026 Çarşamba - 11:27 Kadooğlu Yağ, Gulfood 2026’da Türkiye’nin üretim gücünü küresel arenaya taşıyor Türkiye’nin bitkisel yağ sektöründeki markalarından Kadooğlu Yağ, 26-30 Ocak 2026 tarihleri arasında Dubai’de devam eden Gulfood Fuarı’nda yer alarak, uluslararası pazarlardaki varlığını güçlendirmeyi sürdürüyor. Dünyanın farklı coğrafyalarından sektör temsilcilerini bir araya getiren Gulfood 2026 kapsamında Kadooğlu Yağ standı, özellikle Orta Doğu, Afrika ve Asya pazarlarından gelen ziyaretçilerin yoğun ilgisini görüyor. Fuar süresince gerçekleştirilen görüşmelerde mevcut iş birliklerinin geliştirilmesi ve yeni ticari fırsatların değerlendirilmesi hedefleniyor. Fuarın devam ettiği süreçte değerlendirmelerde bulunan İhracat Satış ve Pazarlama Direktörü İhsan Mert, Gulfood’un ihracat açısından taşıdığı stratejik role dikkat çekerek, "Gulfood, küresel gıda ticaretinde karar vericilerin bir araya geldiği çok önemli bir platform. Kadooğlu Yağ olarak burada bulunmak, mevcut pazarlardaki konumumuzu güçlendirmek ve yeni iş birlikleri için doğru temasları kurmak açısından büyük değer taşıyor. Görüşmelerimiz son derece verimli ilerliyor" dedi. İhracat operasyonları açısından fuarın dinamik geçtiğini belirten İhracat Müdürü Ela Uzel ise, "Fuar boyunca farklı pazarlardan gelen profesyonellerle birebir temas halindeyiz. Ürünlerimize gösterilen ilgi, Kadooğlu Yağ’ın kalite standartlarının ve tedarik gücünün uluslararası pazarlarda karşılık bulduğunu gösteriyor. Bu temasları kalıcı ve sürdürülebilir iş birliklerine dönüştürmeyi hedefliyoruz" şeklinde konuştu. Kadooğlu Yağ, üretim altyapısı ve ihracat odaklı büyüme stratejisiyle Gulfood 2026 süresince küresel pazarlardaki temaslarını sürdürmeye devam ediyor.