EKONOMİ
17 Mart 2026 Salı - 20:15 Bakan Işıkhan: "Etrafımızda yaşanan savaşlara rağmen istihdamda ve üretimde dev adımlar atmaya devam ediyoruz" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, dünya ve bölgedeki savaşlar ile ekonomik dalgalanmaların ortasındaki Türkiye’nin güçlü ve büyük bir devlet olarak kendi kararlarını kendi veren, kendi çıkarlarına göre stratejik hareket eden bir konumda olduğunu belirterek, "Son 10 yılda yaşadığımız darbe teşebbüslerine, küresel pandemiye ve asrın felaketi olan depremlere hatta bugün etrafımızda yaşanan savaşlara rağmen istihdamda ve üretimde dev adımlar atmaya, büyümeye, güçlenmeye sizlerle beraber devam ediyoruz" dedi. Bir dizi ziyaret için bugün Trabzon’a gelen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, iş insanlarının buluştuğu iftar programına katıldı. Trabzon’da bir otelde düzenlenen programa Bakan Işıkhan’ın yanı sıra Trabzon Valisi Tahir Şahin, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, ilçe kaymakamları, ilçe belediye başkanları ve iş adamları katıldı. Programda bir konuşma yapan Bakan Işıkhan, "Dünyada ve bölgemizdeki savaşların ve ekonomik dalgalanmaların ortasında Türkiye, artık güçlü ve büyük bir devlet olarak, kendi kararlarını kendi veren, kendi çıkarlarına göre stratejik hareket eden bir konumdadır. Son 10 yılda yaşadığımız darbe teşebbüslerine, küresel pandemiye ve asrın felaketi olan depremlere hatta bugün etrafımızda yaşanan savaşlara rağmen istihdamda ve üretimde dev adımlar atmaya, büyümeye, güçlenmeye sizlerle beraber devam ediyoruz. Şüphesiz bu başarının en büyük mimarları saygıdeğer Cumhurbaşkanımızla beraber iş insanlarımızdır, yatırımcılarımızdır. Sizler, Cumhurbaşkanımızın istikamet gösterdiği Türkiye Yüzyılı’nın sahadaki neferleri ve itici gücüsünüz" şeklinde konuştu. "Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile birlikte imalat sektörü için 50 milyar liralık yeni bir destek paketi ayırdık" Üretimi ve istihdamı desteklemek adına tam 15 farklı kalemde teşvik uygulamasına devam ettiklerini kaydeden Bakan Işıkhan, "Bizler de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak, önünüzdeki engelleri kaldırmak, çarkların daha hızlı dönmesini sağlamak ve ülkemizdeki yatırım ortamını daha da iyileştirmek için her zaman yanınızdayız. Bildiğiniz gibi bu kapsamda üretimi ve istihdamı desteklemek adına tam 15 farklı kalemde teşvik uygulamasına devam ediyoruz. 2004 yılından bugüne kadar Türkiye’de toplam 1 trilyon 382 milyar lira teşvik ödemesi gerçekleştirdik. Elbette bu devasa bütçeyi daha verimli kılmak amacıyla teşvik sistemlerimizi, ihtiyaçlar doğrultusunda sürekli güncelliyoruz. Son dönemde, imalat sektörüne yönelik bazı adımlar attık. Kamuoyunda 5 puan teşviki olarak bilinen uygulamayı, imalat sektöründe aynı şekilde uygulamaya devam ediyoruz. Bunun yanı sıra Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile birlikte imalat sektörü için 50 milyar liralık yeni bir destek paketi ayırdık. İmalat sektöründeki KOBİ’lerimiz için 50 milyon liraya kadar finansman desteği sağlayacağız. Sigortalı sayısını koruyan tekstil ve mobilya işletmelerimize, çalışan başına 3 bin 500 TL destek vereceğiz. Bu ve benzeri yaptığımız çalışmalarla Türkiye bugün, dezenflasyon politikalarına rağmen istihdamda son yılların en iyi seviyelerine ulaşmış durumdadır. İşsizlik oranımız yaklaşık, 3 senedir tek hanelerde seyrediyor. Gençlerde ve erkeklerde 2005’ten bu yana, kadınlarda ise son 13 yılın en düşük işsizlik oranlarını yakaladık" diye konuştu. "Trabzon’un girişimci ruhu, Türkiye’nin büyüme motorudur" "Trabzon’un yeri bizim için çok daha müstesna" diyen Bakan Işıkhan, "Trabzon siyasette, ekonomide, sporda ve diğer sosyal alanlarda Türkiye’ye yön veren değerli isimleri yetiştiren bir şehir. Ekonomik bakımdan da; fındık ve çay endüstrisinin yanı sıra artık savunma sanayiinden mobilyaya, deniz ürünlerinden turizme kadar geniş bir yelpazede Anadolu’nun dünyaya açılan kapısı haline geldi. Trabzon’daki yatırımın ve üretimin devam etmesi için bugüne kadar, 80 binden fazla iş yerine, toplamda 6,6 milyar lirayı aşan teşvik ve destek sağladık. Yine sizlerin desteğini alarak; Trabzon’da düzenlediğimiz ve işbaşı eğitim programlarından 23 bin 600 gencimiz yararlandı. Burada yapacağımız istişarelerle, yeni çalışmalarımıza, yeni programlarımıza kapılar aralayacağız. Bizim derdimiz, bu ülkenin kalkınması bizim sevdamız, milletimize iş ve aş kapısı açılmasıdır. Trabzon’un girişimci ruhu, Türkiye’nin büyüme motorudur. Sizler ürettikçe, bizler de sizin için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
17 Mart 2026 Salı - 20:12 ALTSO Başkanı Erdem’den iç pazar müjdesi Alanya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Eray Erdem (ALTSO), Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu’nun (BDDK) enflasyonla mücadele çalışmaları kapsamında kredi kartı limitlerini düşürmesinin ardından turizm sektöründe iç pazar için yaptıkları alternatif çözüm çalışmalarının sonuçlarını almaya başladıklarını söyledi. Başkan Erdem, ilk olarak Ziraat Bankası’nın tatil kredisine yönelik çalışmaları tamamladığını belirterek, "Artık tatil yapmak isteyen vatandaşlarımız kredi kartı limitinden bağımsız ekstra kredi kullanıp tatillerini yapabilecek" dedi. Başkan Eray Erdem yaptığı açıklamada, "Çalışmalarımız neticesinde Ziraat Bankası öncülük yaparak tatil kredisi limitlerini açtı. Bu manada Ziraat Bankası yetkililerine çok teşekkür ediyorum. Çağrımıza kulak verdiler. Turizm sektörü için önemli bir gelişme. Vatandaşlarımız kredi kartı limitinden bağımsız ekstra kredi kullanıp tatillerini yapabilecek. Diğer bankalarımızdan da aynı adımları bekliyoruz. Kredi kartı limitlerindeki düşüşün iç pazarda turizm hareketliliğini olumsuz etkileyebileceğini öngörmüştük. Hemen aksiyon alıp çevre odalarla beraber bankalarla görüşmeler yapmıştık. Gelinen noktada hem ülkemizin en önemli turizm merkezlerinden biri olan Alanya’mız, bölgemiz ve ülkemiz turizmine katkı sağlanacak, hem vatandaşlarımızın tatile ulaşma imkanları artacak ve de ekonomi canlanacak" diye konuştu. Başkan Erdem, turizm sektörünün Alanya ekonomisinin en önemli lokomotiflerinden biri olduğuna dikkat çekerek, finansmana erişimi kolaylaştıran bu tür uygulamaların hem işletmeler hem de vatandaşlar açısından büyük katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.
DTSO Başkan Yardımcısı Erdal Avşar: ’’Sınır kapılarındaki sorun Diyarbakır ihracatını vurdu’’
05 Şubat 2026 Perşembe - 15:16 DTSO Başkan Yardımcısı Erdal Avşar: ’’Sınır kapılarındaki sorun Diyarbakır ihracatını vurdu’’ Diyarbakır’ın Ocak 2026 ihracatı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 22,9 oranında azaldı. Düşüşün büyük bölümü Irak ve Suriye hatlarında yaşanırken, Diyarbakır’daki kaybın Türkiye ortalamasının çok üzerinde olması, sorunun bölgesel ve yapısal boyutlarını yeniden gündeme getirdi. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Erdal Avşar, özellikle Suriye hattındaki olayların, sınır kapılarında yaşanan fiili tıkanıklığın açık göstergesi olduğunu ifade ederek, "Bu tabloyu küresel daralma ya da Irak-Suriye pazarlarındaki genel gerilemeyle açıklamak mümkün değil. Sorunun adresi nettir: sınır kapıları" dedi. Türkiye genelinde Irak’a ihracat Ocak 2026’da bir önceki yıla göre yüzde 8,4 gerilerken, Diyarbakır’ın Irak ihracatı aynı dönemde yüzde 32,2 düşüş gösterdi. Diyarbakır’ın toplam ihracatının hala yüzde 55’inin Irak’a yapıldığını hatırlatan Erdal Avşar, kentteki düşüşün Türkiye ortalamasının çok üzerinde seyretmesinin yapısal sorunlara işaret ettiğini söyledi. Ocak 2026’da Diyarbakır’ın toplam ihracatı yüzde 22,9 azalırken, bu düşüşün yaklaşık yüzde 88’inin Irak hattındaki kayıptan kaynaklandığına dikkat çekildi. Suriye ihracatında büyük kayıp En dikkat çekici tablo ise Suriye ihracatında ortaya çıktı. Ocak 2026 verilerine göre Diyarbakır’ın Suriye’ye ihracatı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 74 oranında geriledi. Aynı dönemde Türkiye’nin Suriye’ye ihracatı ise yüzde 6,7 artış gösterdi. Ortaya çıkan farkın olağan piyasa şartlarıyla açıklanamayacağını vurgulayan Avşar, şu değerlendirmede bulundu: "Türkiye genelinde Suriye’ye ihracat artarken, Diyarbakır’ın neredeyse tamamen devre dışı kalması, sınır ticaretinde kent aleyhine işleyen bir mekanizma olduğunu gösteriyor. Cilvegözü çalışıyor, Nusaybin çalışmıyor. Türkiye ihracat yapıyor, Diyarbakır izliyor. Bu sürdürülebilir bir tablo değil." Diyarbakır’ın Suriye hattındaki sert düşüşün temel nedeninin Nusaybin Sınır Kapısının ticari geçişler açısından işlevsiz bırakılması olduğunu ifade eden Erdal Avşar, Suriye ticaretinin fiilen Cilvegözü Sınır Kapısına sıkıştırıldığını söyledi. Bu durumun Diyarbakırlı ihracatçıyı hem lojistik hem maliyet açısından dezavantajlı hale getirdiğini belirten Avşar, sınır ticaretinde eşitsiz bir yapı oluştuğuna dikkat çekti. Resmi açıklamalarla sahadaki gerçekliğin örtüşmediğini dile getiren Avşar, sınır kapılarında yaşanan belirsizliklerin ihracatçıyı pazardan uzaklaştırdığını vurgulayarak, "Kağıt üzerinde açık olan kapılar, fiiliyatta ihracatçıya kapalı. Lojistik belirsizlik, ödeme riskleri ve keyfi uygulamalar Diyarbakırlı firmayı devre dışı bırakıyor" değerlendirmesini yaptı. İhracattaki her düşüşün doğrudan üretim ve istihdama yansıdığını vurgulayan DTSO Başkan Yardımcısı Erdal Avşar, merkezi idareye şu çağrıda bulundu: "Bu tablo devam ederse Diyarbakır sadece pazar kaybetmez, üretim kabiliyeti de zayıflar. Sınır kapılarıyla ilgili acil ve bölge lehine bir düzenleme şarttır."
Elazığ TSO Genel Ticaret Fuarı kapılarını açıyor
05 Şubat 2026 Perşembe - 15:05 Elazığ TSO Genel Ticaret Fuarı kapılarını açıyor Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası (Elazığ TSO) tarafından şehrin ticari yapısına güçlendirecek ve tüm sektörleri bir çatı altında toplayacak "Elazığ TSO Genel Ticaret Fuarı" 6 Şubat Cuma günü kapılarını açıyor. Elazığ TSO Genel Ticaret Fuarı, 6 Şubat Cuma günü saat 14.30’da kapılarını açıyor. Elazığ TSO öncülüğünde 6-7-8 Şubat 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan fuar, şehrin üretimden pazarlamaya uzanan tüm ekonomik gücünü tek çatı altında buluşturacak. Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek açılış töreni ile başlayacak fuarın, 8 Şubat Pazar günü sona ereceği bildirildi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun katılımlarıyla ziyaretçilere kapısını açacak olan Elazığ TSO Genel Ticaret Fuarı, iş dünyasının birlik iradesi, büyüme kararlılığı ortaya konulması adına önemli bir organizasyon olacak. Fuarda, her sektörden 55 firma 100’den fazla saygın markaların stant açacağı aktarıldı. Fuara titizlikle ve hummalı bir çalışma ile hazırlandıklarını ifade eden ve göreve geldikleri günden bu yana ‘Üreten ve Büyüyen Elazığ’ hedefiyle hareket ettiklerini belirten Elazığ TSO Başkanı İdris Alan, bu fuarın bir sonuç değil, büyük bir değişim sürecinin başlangıcı olduğunu vurguladı. Göreve geldiklerinde Elazığ için bir söz verdiklerini aktaran Başkan Alan, "Esnafımızın, tüccarımızın ve sanayicimizin her an yanında olacağız dedik. 6. Bölge teşviklerinin 2017 yılında ilimize kazandırılıp bugüne kadar devam etmesinden, üyelerimizin finansal darboğazlardan çıkış yollarına kadar her alanda gövdemizi taşın altına koyduk. Ankara’da bakanlıklar nezdinde yürüttüğümüz güçlü lobicilik faaliyetleriyle Elazığ’ın sesini en gür şekilde duyurduk. Şimdi ise tüm bu emeklerimizi taçlandıracak, şehrimizin ticaret hacmini zirveye taşıyacak olan Elazığ TSO Genel Ticaret Fuarı’nı hayata geçiriyoruz" dedi. Fuarın stratejik bir hamle olduğuna dikkat çeken Başkan Alan, "Bu fuar, Elazığ’ın ticaret vizyonunu geliştirmek ve ilimizin misyonunu uluslararası standartlara taşımak için büyük bir fırsattır. Mobilyadan gıdaya, tekstilden teknolojiye, sağlıktan inşaata ilimizde faaliyet gösteren tüm sektörleri tek bir çatı altında topluyoruz. Amacımız; sadece ürün sergilemek değil, yeni iş bağlantıları kurmak, üyelerimizin pazar payını artırmak ve Elazığ ekonomisinin ne kadar büyük bir potansiyele sahip olduğunu herkese ilan etmektir" diye konuştu.
Japon Konutları S26 projesinde yeni dönem
05 Şubat 2026 Perşembe - 14:47 Japon Konutları S26 projesinde yeni dönem Japon Konutları S26 projesinde, C50 beton, geniş kolonlar ve Japonya’dan örnek alınan deprem izolasyonlu sistemlerle ‘sıfır hasar’ hedefleniyor. Japon Konutları’nın İstanbul Sancaktepe’de hayata geçirdiği ikinci etap projesi S26’da beton döküm süreci başladı. Japonya’daki deprem güvenliği uygulamalarını örnek alan proje, sismik izolatör sistemi, beton kalitesi ve standartların çok üzerinde taşıyıcı elemanlarıyla öne çıkıyor. Japon Konutları CEO’su Okan Hocaoğlu, projelerinde yalnızca yönetmeliklere uygunluğu değil, sıfır hasar hedefini esas aldıklarını belirterek, "Japonya’da deprem mühendisliği yalnızca ayakta kalmayı değil, deprem sonrasında da güvenle yaşamayı hedefler. Biz de Japon Konutları projelerini bu anlayışla geliştiriyoruz. Projelerimizde sismik izolatör sisteminin yanı sıra C40 ve C50 kalite betonlar kullanıyoruz. Oysa C25 beton, konut yapıları için yeterli kabul ediliyor. Biz standartların ötesine geçiyoruz" şeklinde konuştu. Japonya’dan ilham alan taşıyıcı sistem Hocaoğlu, "Raylı sistem olarak da bilinen sismik izolatör teknolojisiyle geliştirilen projede, beton kalitesi kadar taşıyıcı sistem boyutları da öne çıkıyor. Türkiye’de yaygın olarak kullanılan 60x60 cm kolonlar yerine, Japon Konutları projelerinde 130x130 cm ölçülerinde devasa kolonlar tercih ediliyor. Bu yaklaşım, deprem güvenliğini bir adım ileri taşıyor. Hedefimiz kontrollü hasar değil, hiç hasar almayan yapılar üretmek. Binalar depremden önce de sonra da insanlara güven vermeli" dedi. Projeye dair şu bilgiler verildi: Metroya yürüme mesafesinde, 144 dairelik yaşam alanı S26 projesi, İstanbul Sancaktepe’de metroya yürüme mesafesinde konumlanıyor. Toplam 3 bloktan oluşan projede 144 daire yer alıyor. Açık ve kapalı sosyal alanlarıyla dikkat çeken projede; yüzme havuzu, spor salonu, kütüphane, çocuk oyun alanları, oyun parkı ve çardak alanları bulunuyor. Hedef: Deprem güvenliği ile birlikte konfor Japon Konutları projelerinde yalnızca yapısal güvenlik değil, daire içi konfor da öncelikli olarak ele alınıyor. S26’da daha önce başlanan S25 projesinde olduğu gibi tüm dairelerde yerden ısıtma sistemi, tüm odalarda klima altyapısı ve tüm pencerelerde panjur yer alıyor. Ebeveyn yatak odalarında ise giyinme dolabı ve hayalet baza, daire sahiplerine hediye ediliyor. Ayrıca bloklarda çöp şut sistemi bulunuyor. Yeni proje Pendik’te merkezi bir lokasyonda Markanın yeni projesinin Pendik’te, merkezi bir lokasyonda hayata geçirileceği bilgisi de paylaşıldı. Yeni proje de tıpkı S25 ve S26 gibi aile yaşamına uygun ve Japonya’dan örnek alınan deprem güvenliği sistemleri ve yüksek mühendislik standartlarıyla inşa edilecek.
Başkan Sadıkoğlu, Türkiye-Mısır İş Forumu’na katıldı
05 Şubat 2026 Perşembe - 14:38 Başkan Sadıkoğlu, Türkiye-Mısır İş Forumu’na katıldı Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Kahire’de gerçekleştirilen Türkiye-Mısır İş Forumu’na katılım sağladı. Mısır Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu’nun ev sahipliğinde düzenlenen forumla ilgili değerlendirmelerde bulunan Başkan Sadıkoğlu, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Kahire’de gerçekleştirilen Türkiye-Mısır İş Forumu oldukça verimli geçti. Forum kapsamında iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari bağların güçlendirilmesi, karşılıklı yatırımların artırılması ve ticaret hacminin 15 milyar dolara yükseltilmesi hedefleri ele alındı. Yapılan görüşmelerin iş dünyamız açısından uzun soluklu iş birliklerine vesile olmasını ve ülkelerimizin ortak kalkınmasına katkı sunmasını temenni ediyorum" dedi. "Mısır’a ihracatımızı artıracağız" Başkan Sadıkoğlu, Mısır Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu Başkanı Ahmet Al Wakil ile de bir araya geldi. Malatya’dan Mısır’a yapılan ihracatın artırılması için ortak çalışma yürütecekleri mesajı veren Başkan Sadıkoğlu, "Uluslararası düzeyde geliştirilen iş birlikleri, üyelerimizin yeni pazarlara erişiminin kolaylaşması ve ihracat kapasitelerinin güçlenmesi açısından stratejik bir önem taşıyor. Mısır, ilimizin önemli bir pazarı. 2025 yılında Mısır’a önceki yıla göre yüzde 30 arttırarak 4 milyon 115 bin dolar ihracat gerçekleştirdik. Deprem ve zirai don nedeniyle düşmüş olsa da Mısır’a yıllık ihracatımız yaklaşık 10 milyon dolar seviyelerinde. Mısır’a ihracatımızı arttırmak için önümüzdeki süreçte Mısır Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu ile ortak çalışmalar yürüteceğiz" diye konuştu.
Yusuf Ziya Alim: "2025 yılında 160 bin ton kuru çay olarak üretim yapıldı"
05 Şubat 2026 Perşembe - 14:29 Yusuf Ziya Alim: "2025 yılında 160 bin ton kuru çay olarak üretim yapıldı" ÇAYKUR Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim, geçtiğimiz 2025 yılında 160 bin ton kuru çay olarak üretim yapıldığını belirterek "Yıl sonunda 31 Aralık itibariyle 131 bin 750 ton kuru çay satışı oldu" dedi. Rize Aktif Gazeteciler Derneği’nde basın ile biraya gelen Çay İşletmeleri (ÇAYKUR) Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim, 2025 yılı yaş çay sezonunu değerlendirdi. Son 20 yılın 2’inci kez en fazla çayını aldıklarını kaydeden Alim "Geçtiğimiz yıl aslında güzel bir yıl geçirdik. Son 20 yılın 2. en büyük çayını almış olduk. 2022 yılında 860 bin ton yaş çay almıştık, 2025 yılında da 823 bin ton yaş çay aldık. 160 bin ton da kuru çay olarak üretim yapıldı. Yıl sonunda, 31 Aralık itibariyle 131 bin 750 ton kuru çay satışı oldu. 105 bin ton stok ile 2026 yılına girdik. Bir ay içerisinde de 10 bin ton civarında kuru çay satışımız oldu. İnşallah Mayıs ayı başlangıcında 50 bin ton seviyelerine stoklarımızı düşürmüş olacağız. 2026 yılında da inşallah aynı heves ve heyecanla güzel bir şekilde kampanyaya giriyor olacağız. Hazırlıklarımız devam ediyor. Didi satışımız 31 Aralık itibariyle 153 milyon litre oldu. Bugün itibariyle bile Didi’de 20-30 milyon litre satış yapılmış durumda. İnşallah bu seneki hedefimiz daha da yukarıya çıkarmak" ifadelerini kullandı. 2026 yaş çay sezonu için hazırlıkların sürdürdüğünü dile getiren Genel Müdür Alim, bu yıl yağan karın çayın kalitesi açısından çok önemli olduğuna da vurgu yaparak "Yeni dönem için kampanyanın hazırlıkları başladı. İnşallah bu yıl sağlıklı bir şekilde kampanyamızı açıp üretimimizi yapacağız. Sonuçta bilimsel olan bir veriler var. Kar toprağa yağdığı zaman toprağın havalanmasını sağlar. Bu bizim söylemimiz değil. Veya karın yağmasından kendimize çıkaracağımız bir pay olayı yok. Çayın kalitesinin, sağlıklı olmasının, toprağın havalanıyor olmasının herkes tarafından çok açık net bir şekilde ne anlama geldiği bilinir. O anlamda da bu yıl birkaç kez kar yağdı, inşallah bir kere daha yağacaktır. Bununla beraber çayın hem kalitesi, hem verimi daha da iyi olacaktır" dedi.
Türkiye’nin temiz enerji dönüşümü Ecogreen Enerji ile güçleniyor
05 Şubat 2026 Perşembe - 14:11 Türkiye’nin temiz enerji dönüşümü Ecogreen Enerji ile güçleniyor Türkiye’nin enerji dönüşümünde stratejik bir rol üstlenerek çok kaynaklı üretim modeli, entegre yatırımları ve sürdürülebilir büyüme odaklı yaklaşımıyla sekiz ilde faaliyet gösteren Ecogreen Enerji Holding; 30 güneş, 3 biyogaz ve 2 biyokütle santralinden oluşan çeşitlendirilmiş portföyü ile yaklaşık 180 MW kurulu güce ulaşarak yenilenebilir enerji alanında güçlü bir kurumsal yapı oluşturuyor. Yıllık 431 milyon kWh temiz enerji üretimi ile yaklaşık 200 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılayan şirket, aynı zamanda her yıl 810 bin ton karbon salımını engelleyerek çevresel sürdürülebilirliğe somut katkı sağlıyor. Portföyünde Türkiye’nin en büyük üçüncü güneş tarlalarından biri olan Niğde Bor YEKA GES’i de bulunduran Ecogreen Enerji, ölçek ve verimlilik odaklı yatırımlarıyla dikkat çekiyor. "Türkiye’nin enerji arz güvenliğine uzun vadeli ve sürdürülebilir katkı sağlamayı amaçlıyoruz" Ecogreen Enerji Holding Yönetim Kurulu Başkanı Osman Uğurlu, şirketin konumunu şu sözlerle değerlendiriyor; "Yenilenebilir enerji alanında çeşitliliği stratejik bir güç olarak görüyoruz. Farklı kaynakları aynı vizyon altında birleştirerek, Türkiye’nin enerji arz güvenliğine uzun vadeli ve sürdürülebilir katkı sağlamayı amaçlıyoruz" dedi. Ecogreen Enerji Holding’in iş modeli, enerji üretiminin ötesine geçerek döngüsel ekonomi yaklaşımını merkeze alıyor. Biyogaz ve biyokütle santrallerinde her yıl 400 bin ton organik atık enerjiye dönüştürülürken, süreç sonunda elde edilen kompost; şirket bünyesindeki Ecofer Gübre tesisinde yüksek katma değerli organomineral gübreye dönüştürülerek yeniden tarıma kazandırılıyor. Yıllık 90 bin ton üretim kapasitesine sahip bu tesis, enerji ile tarım arasında sürdürülebilir bir bağ kuruyor. Bu bütüncül yaklaşımı değerlendiren Osman Uğurlu şu ifadeleri kullanıyor; "Biz enerjiyi yalnızca üretilecek bir kaynak olarak değil çevreyle, tarımla ve gelecekle kurulan stratejik bir bağ olarak görüyoruz. Atığı yeniden değer oluşturan bir girdiye dönüştüren entegre modelimizle; doğayı koruyan, tarımı güçlendiren ve ekonomik sürdürülebilirliği kalıcı hale getiren bir ekosistem inşa ediyoruz. Bu yaklaşım, bugün olduğu kadar yarının Türkiye’si için de güçlü ve sorumlu bir enerji vizyonunu temsil ediyor" ifadelerini kullandı. Ecogreen Enerji Holding, yenilenebilir enerji kapasitesini artırmayı ve Türkiye’nin enerji dönüşümüne kalıcı katkılar sunmayı temel alan yatırımlarına da kararlılıkla devam ediyor. Bu vizyon doğrultusunda, güneş enerjisi alanındaki lider konumunu YEKA GES-2025 Yarışmaları kapsamında hayata geçireceği 50 MWe kapasiteli Bolu GES Projesi ile daha da güçlendiriyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı koordinasyonunda geliştirilen proje, şirketin yenilenebilir enerjide öncü rol üstlenme ve Türkiye’nin temiz enerji dönüşümüne uzun vadeli katkı sağlama hedefini yansıtıyor. Bolu GES, düşük karbonlu üretimi artırmaya yönelik stratejik bir adım olmasının yanı sıra, Ecogreen Enerji’nin çevresel etkiyi merkeze alan, sürdürülebilir ve kalıcı enerji altyapıları kurma vizyonunun önemli bir parçası olarak konumlanıyor. Rüzgar enerjisi alanındaki yatırımlar da şirketin büyüme stratejisinde kritik bir rol oynuyor. Şu anda geliştirilmekte olan 100 MWe kapasiteli Elektrik Depolamalı Rüzgar Enerji Santrali projesi, modern elektrik depolama teknolojileriyle entegre edilerek rüzgar enerjisinin verimliliğini artıracak ve Türkiye’nin temiz enerji üretim kapasitesine doğrudan katkı sağlayacak. Bununla birlikte şirket Güneş Enerji Santrali, Depolamalı Güneş Enerji Santrali, Rüzgar Enerji Santrali ve Depolamalı Rüzgar Enerji Santrali gibi farklı yenilenebilir enerji projelerini geliştirme veya yeni satın almalar yoluyla portföyünü genişletmeyi hedefleyerek sürdürülebilir enerji alanındaki varlığını güçlendirmeyi sürdürüyor. Ecogreen Enerji Holding, bu kapsamlı yatırım stratejisiyle Türkiye’nin enerji dönüşümüne uzun vadeli katkılar sunarken, çevresel etkileri minimize eden ve geleceğe kalıcı değer bırakan enerji altyapıları kurma vizyonunu da kararlılıkla hayata geçiriyor.
Tanoğlu: "Erzincan ulaşımda hakkını istiyor"
05 Şubat 2026 Perşembe - 14:03 Tanoğlu: "Erzincan ulaşımda hakkını istiyor" Erzincan Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tanoğlu, Erzincan-İzmir arasında doğrudan uçuş bulunmamasının iş dünyası ve vatandaşlar için ciddi mağduriyet oluşturduğunu belirterek, direkt seferlerin bir an önce başlatılması çağrısında bulundu. Erzincan’ın üretim, ihracat ve istihdam kapasitesiyle Türkiye ekonomisine önemli katkılar sunduğunu ifade eden Tanoğlu, Türkiye’nin üçüncü büyük şehri olan İzmir’e hâlen direkt uçuş yapılamamasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Aktarmalı uçuşların zaman ve maliyet kaybına yol açtığını vurgulayan Tanoğlu, iş insanları, öğrenciler, hastalar ve vatandaşların bu durumdan olumsuz etkilendiğini belirtti. Ulaşımın şehirlerin rekabet gücünü belirleyen temel unsurlardan biri olduğuna dikkat çeken Tanoğlu, aktarmalı seferlerin Erzincan’ı yatırımcılar açısından dezavantajlı hale getirdiğini ifade etti. İzmir’in sanayisi, limanları, uluslararası fuarları ve ticaret hacmiyle Türkiye ekonomisinin stratejik merkezlerinden biri olduğunu hatırlatan Tanoğlu, Erzincan ile İzmir arasında güçlü ticari ve sosyal bağlar bulunmasına rağmen direkt uçuşun olmamasının sürdürülebilir bir durum olmadığını dile getirdi. "Erzincan-İzmir direkt uçuşu artık bir talep değil, açık ve ertelenemez bir ihtiyaçtır" diyen Tanoğlu, iş dünyasının hızlı ve doğrudan ulaşıma ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Direkt uçuşların başlatılması için resmi girişimlerin başlatıldığını açıklayan Tanoğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği başta olmak üzere ilgili kurumlara başvuruların yapıldığını, sürecin Erzincan Ticaret ve Sanayi Odası tarafından yakından takip edileceğini kaydetti.
Altın ve gümüş alımında dijital dönüşüm hızlanıyor
05 Şubat 2026 Perşembe - 14:03 Altın ve gümüş alımında dijital dönüşüm hızlanıyor Altın ve gümüş alım satım işlemleri son yıllarda hızla dijitalleşirken, tüketicilerin fiziki mağazalar yerine güvenilir firmaların internet siteleri ve online pazar yerlerindeki kurumsal mağazaları tercih etme eğilimi artıyor. Dijital kanallar işlemlerin kayıt altına alınmasını sağlarken, alıcılar açısından da güven ve konforu ön plana çıkarıyor. Sektör verilerine göre e-ticaret üzerinden gerçekleştirilen kıymetli maden satışları, son 3-4 yılda istikrarlı bir büyüme kaydetti. Online satışların toplam içindeki payı henüz sınırlı olsa da, büyüme hızının fiziki mağazalara kıyasla daha yüksek olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, dijital kanallara olan güvenin özellikle genç ve orta yaş yatırımcılar arasında her geçen yıl arttığına dikkat çekiyor. Sektörde uzun süredir faaliyet gösteren, yaygın hizmet ağına ve kurumsal altyapıya sahip firmaların dijital platformlarda daha görünür hale gelmesinin bu dönüşümü hızlandırdığı ifade ediliyor. Bu firmalar arasında yer alan Altın Anne, güven odaklı dijital satış anlayışıyla öne çıkıyor. "Dijital kanallar güven ve konfor sunuyor" Altın Anne adlı e-ticaret platformunun Kurumsal İletişim Sorumlusu Ecem Karaman, dijitalleşmenin sektöre sağladığı avantajlara ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Altın alımında dijital kanallar, tüketiciye hem güven hem de konfor sunuyor. İşlemlerin kayıt altında olması, ürün bilgilerinin netliği ve sigortalı kargo ile kapıya kadar teslimat, tercihleri doğrudan etkiliyor. İnsanlar artık altını yanında taşımak zorunda kalmadan, kaybolma ya da çalınma riski olmadan yatırım yapabilmenin rahatlığını yaşıyor" dedi. Altına ek olarak gümüş ürünlere olan ilgi arttı Karaman, dijital platformlarda ayar, gramaj ve içerik bilgilerinin şeffaf biçimde sunulmasının tüketicide güven duygusunu artırdığını belirterek, özellikle yatırımlık ürünlerde "orijinal mi, ayarı doğru mu" gibi soru işaretlerinin büyük ölçüde ortadan kalktığını ifade etti. Online alışverişte en çok tercih edilen ürün grupları arasında gram altın, Darphane basımı ürünler, ziynet altınları, cumhuriyet altını ve düşük işçilikli takılar yer alıyor. Yatırım gayesiyle bileziklerin ise likiditesi ve düşük işçilik maliyeti nedeniyle dijital platformlarda öne çıktığı kaydediliyor. Altına ek olarak gümüş ürünlere olan ilginin de arttığı gözlemleniyor. Daha düşük bütçelerle yatırım yapmak isteyen tüketicilerin gümüşü alternatif bir yatırım ve değer saklama aracı olarak tercih ettiği, özellikle online satış kanallarında işlem adedinin yükseldiği belirtiliyor. Küresel ölçekte de benzer bir eğilim yaşandığına dikkat çekilirken, Avrupa, Körfez ülkeleri ve Asya pazarlarında dijital altın ve gümüş satışlarının payının her geçen yıl arttığı ifade ediliyor. Uzmanlar, önümüzdeki yıllarda dijital kanalların kıymetli maden ticaretinde kalıcı ve tamamlayıcı bir rol üstleneceğini vurguluyor. Sektör temsilcileri, tüketiciler için artık yalnızca fiyatın değil güven, kayıtlı işlem, sigortalı teslimat, ürün doğruluğu ve kullanım kolaylığının da belirleyici unsurlar arasında yer aldığını, dijital platformların ise bu beklentilere aynı anda cevap verdiğini kaydediyor.
Türk lojistiği küresel arenada gücünü gösterdi, birincilik ödülüne layık görüldü
05 Şubat 2026 Perşembe - 13:47 Türk lojistiği küresel arenada gücünü gösterdi, birincilik ödülüne layık görüldü Asset Worldwide Express, AliExpress’in ‘Kasım-Aralık Partner Kampanya Dönemi’ çerçevesinde gerçekleştirdiği değerlendirmede Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Partner Performansı kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü. AliExpress tarafından yapılan performans analizinde Asset Worldwide Express; last mile teslimat süreçlerindeki yüksek hizmet kalitesi, gümrük operasyonlarındaki etkinlik, SLA uyumu ve KPI performansındaki istikrarlı başarısıyla bölgedeki iş ortakları arasında ilk sırada yer aldı. Uçtan uca operasyonel mükemmelliği esas alan yaklaşımıyla dikkat çeken Asset Worldwide Express, elde ettiği bu başarıyla Türk lojistik sektörünün uluslararası arenadaki rekabet gücünü bir kez daha ortaya koydu. Şirketin teknoloji odaklı altyapısı ve disiplinli operasyon yönetiminin global bir e-ticaret platformunun performans kriterlerinde zirveye çıkmasında etkili olduğu belirtildi. "Bu ödül ekip ruhumuzun bir sonucu" Asset Worldwide Express Genel Müdürü Onur Tekin, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "AliExpress gibi global ölçekte faaliyet gösteren bir platform tarafından Orta Doğu ve Afrika bölgesinde birincilikle ödüllendirilmek bizim için son derece kıymetli. Bu başarı sahadaki ekiplerimizden operasyon yönetimine kadar tüm organizasyonun disiplinli çalışmasının ve güçlü operasyonel kültürümüzün bir sonucudur. Önümüzdeki dönemde de bölgesel ve küresel ölçekte büyümemizi sürdürerek, Türk lojistik sektörünü uluslararası pazarlarda daha da ileri taşımayı hedefliyoruz" dedi.