EKONOMİ - 05 Şubat 2026 Perşembe 14:11

Türkiye’nin temiz enerji dönüşümü Ecogreen Enerji ile güçleniyor

A
A
A
Türkiye’nin temiz enerji dönüşümü Ecogreen Enerji ile güçleniyor

Türkiye’nin enerji dönüşümünde stratejik bir rol üstlenerek çok kaynaklı üretim modeli, entegre yatırımları ve sürdürülebilir büyüme odaklı yaklaşımıyla sekiz ilde faaliyet gösteren Ecogreen Enerji Holding; 30 güneş, 3 biyogaz ve 2 biyokütle santralinden oluşan çeşitlendirilmiş portföyü ile yaklaşık 180 MW kurulu güce ulaşarak yenilenebilir enerji alanında güçlü bir kurumsal yapı oluşturuyor.



Yıllık 431 milyon kWh temiz enerji üretimi ile yaklaşık 200 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılayan şirket, aynı zamanda her yıl 810 bin ton karbon salımını engelleyerek çevresel sürdürülebilirliğe somut katkı sağlıyor. Portföyünde Türkiye’nin en büyük üçüncü güneş tarlalarından biri olan Niğde Bor YEKA GES’i de bulunduran Ecogreen Enerji, ölçek ve verimlilik odaklı yatırımlarıyla dikkat çekiyor.



"Türkiye’nin enerji arz güvenliğine uzun vadeli ve sürdürülebilir katkı sağlamayı amaçlıyoruz"


Ecogreen Enerji Holding Yönetim Kurulu Başkanı Osman Uğurlu, şirketin konumunu şu sözlerle değerlendiriyor; "Yenilenebilir enerji alanında çeşitliliği stratejik bir güç olarak görüyoruz. Farklı kaynakları aynı vizyon altında birleştirerek, Türkiye’nin enerji arz güvenliğine uzun vadeli ve sürdürülebilir katkı sağlamayı amaçlıyoruz" dedi.



Ecogreen Enerji Holding’in iş modeli, enerji üretiminin ötesine geçerek döngüsel ekonomi yaklaşımını merkeze alıyor. Biyogaz ve biyokütle santrallerinde her yıl 400 bin ton organik atık enerjiye dönüştürülürken, süreç sonunda elde edilen kompost; şirket bünyesindeki Ecofer Gübre tesisinde yüksek katma değerli organomineral gübreye dönüştürülerek yeniden tarıma kazandırılıyor. Yıllık 90 bin ton üretim kapasitesine sahip bu tesis, enerji ile tarım arasında sürdürülebilir bir bağ kuruyor.



Bu bütüncül yaklaşımı değerlendiren Osman Uğurlu şu ifadeleri kullanıyor; "Biz enerjiyi yalnızca üretilecek bir kaynak olarak değil çevreyle, tarımla ve gelecekle kurulan stratejik bir bağ olarak görüyoruz. Atığı yeniden değer oluşturan bir girdiye dönüştüren entegre modelimizle; doğayı koruyan, tarımı güçlendiren ve ekonomik sürdürülebilirliği kalıcı hale getiren bir ekosistem inşa ediyoruz. Bu yaklaşım, bugün olduğu kadar yarının Türkiye’si için de güçlü ve sorumlu bir enerji vizyonunu temsil ediyor" ifadelerini kullandı.



Ecogreen Enerji Holding, yenilenebilir enerji kapasitesini artırmayı ve Türkiye’nin enerji dönüşümüne kalıcı katkılar sunmayı temel alan yatırımlarına da kararlılıkla devam ediyor. Bu vizyon doğrultusunda, güneş enerjisi alanındaki lider konumunu YEKA GES-2025 Yarışmaları kapsamında hayata geçireceği 50 MWe kapasiteli Bolu GES Projesi ile daha da güçlendiriyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı koordinasyonunda geliştirilen proje, şirketin yenilenebilir enerjide öncü rol üstlenme ve Türkiye’nin temiz enerji dönüşümüne uzun vadeli katkı sağlama hedefini yansıtıyor. Bolu GES, düşük karbonlu üretimi artırmaya yönelik stratejik bir adım olmasının yanı sıra, Ecogreen Enerji’nin çevresel etkiyi merkeze alan, sürdürülebilir ve kalıcı enerji altyapıları kurma vizyonunun önemli bir parçası olarak konumlanıyor.



Rüzgar enerjisi alanındaki yatırımlar da şirketin büyüme stratejisinde kritik bir rol oynuyor. Şu anda geliştirilmekte olan 100 MWe kapasiteli Elektrik Depolamalı Rüzgar Enerji Santrali projesi, modern elektrik depolama teknolojileriyle entegre edilerek rüzgar enerjisinin verimliliğini artıracak ve Türkiye’nin temiz enerji üretim kapasitesine doğrudan katkı sağlayacak. Bununla birlikte şirket Güneş Enerji Santrali, Depolamalı Güneş Enerji Santrali, Rüzgar Enerji Santrali ve Depolamalı Rüzgar Enerji Santrali gibi farklı yenilenebilir enerji projelerini geliştirme veya yeni satın almalar yoluyla portföyünü genişletmeyi hedefleyerek sürdürülebilir enerji alanındaki varlığını güçlendirmeyi sürdürüyor.



Ecogreen Enerji Holding, bu kapsamlı yatırım stratejisiyle Türkiye’nin enerji dönüşümüne uzun vadeli katkılar sunarken, çevresel etkileri minimize eden ve geleceğe kalıcı değer bırakan enerji altyapıları kurma vizyonunu da kararlılıkla hayata geçiriyor.



Türkiye’nin temiz enerji dönüşümü Ecogreen Enerji ile güçleniyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Arslan: "Asgari ücret yüzde 27 oranında artırıldı, yüzde 5’ini biz ocak ayında geri verdik" Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) ve HİZMET-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Asgari ücret, yüzde 27 oranında arttırıldı. Yüzde 5’ini biz ocak ayında geri verdik. Bunun gerçekten bizi ne kadar derinden etkilediğini biliyoruz. Zor şartlarda yaşayan, asgari ücret ve biraz üstünde çalışan insanların bu konudaki hayal kırıklıklarını herkesin dikkate alması gerekiyor" dedi. HAK-İŞ Konfederasyonu, 50’inci yıl etkinlikleri kapsamında ’HAK-İŞ Türkiye Kadın Buluşmaları’nın üçüncüsü Gaziantep’te gerçekleşti. Düzenlenen programda konuşan HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, "2 Aralık Ocak ayındaki enflasyon rakamları bizim hepimizi şok etti. Gerçekten bütün ortaya konulan Maliye Bakanlığınız, Cumhurbaşkanı Yardımcılığının kısa, orta ve uzun vadeli programları, bütün ekranlarda söylenen büyüklerimizin ifadelerinin hepsinin, Ocak ayında duvara çarptığını gördük. Gerçekten asgari ücret, yüzde 27 oranında arttırıldı. Yüzde 5’ini biz ocak ayında geri verdik. Bunun gerçekten bizi ne kadar derinden etkilediğini biliyoruz. Zaten zor şartlarda yaşayan, asgari ücret ve biraz üstünde çalışan insanların bu konudaki hayal kırıklıklarını herkesin dikkate alması gerekiyor. Bir şok yaşadık. Büyüklerimiz, dezenflasyon mücadelesi, sıkı para politikası gibi bir sürü kavramlar konuşuyorlar. Merkez Bankası, Maliye Bakanı. Biz bu kavramları bir işçi olarak yeterince anlamıyoruz. Anladığımız bir şey var. Pazara gittiğimizde yaşadığımız, sokakta yaşadıklarımız, her gün almak zorunda, ödemek zorunda kaldığımız kiralarımız, gıda harcamalarımız, eğitim harcamalarımız, ulaşım giderlerimiz, enerji giderlerimiz bizi onlar ilgilendiriyor. Enflasyon düşüyor ama hayat pahalılığı maalesef devam ediyor. Enflasyon düşüyor ancak fiyatlar durmuyor. Enflasyonun düşmesi fiyatların düşmesi anlamına gelmiyor. Bizde şöyle bir algı var ‘enflasyon düşüyor fiyat niye düşmüyor?’ Arkadaşlar enflasyon devam ediyor aslında. Düşük oranda devam ediyor. Yani 10 ise 5’e düşüyor. Yine enflasyon var. Fiyatların da azalması düşmesi de söz konusu olmuyor. Ama bu algıyı da değiştirmemiz gerekiyor. Onun için ocak ayı enflasyonu hepimiz için bir alarm. Bu programı yönetenler, yürütenler lütfen oturup yeniden gözden geçirsinler. Böyle giderse bu program duvara toslar" diye konuştu. "TÜİK ve hükümetin ortaya koyduğu programdaki aksamalar bizi de tereddüte düşürüyor" TÜİK’in ve hükümetin ortaya koyduğu kısa, orta ve uzun vadeli programlardaki aksamaların tereddüte yol açtığını söyleyen Arslan, "Ocak ayının gerekçelerini bakan anlatmış soğuklar işte yoğun kış şartları gibi. Geçen sene de dondan bahsettik. Şimdi bu sene kış şartları ne olacak peki? Yani her seferinde bir doğal olaya sığınarak bu sorunu çözemeyiz. Onun için açıkçası bizim de hayal kırıklığımız, ocak ayı enflasyonu. Bundan sonra biz TÜİK’in verilerini, hükümetin ortaya koyduğu kısa orta vadeli programların hepsini ciddiye alıyoruz. Ama bu programdaki aksamalar bizi de tereddüte düşürüyor. O zaman bu programı savunanlar, bu programın arkasında duranlar bunu bize iyi izah etmesi gerekiyor. Bu bir tehlike işareti, bunun gerçekten biz şokunu yaşadık. Umarım önümüzdeki ay bu şoku yaşamayız" ifadelerini kullandı. Bütün çabalara rağmen emekliye yapılan düzenlemenin önemli olduğunu vurgulayan Arslan, maaşların 20 bin liraya çıkarılmış olmasının 16 binin ardından önemli bir adım olduğunu fakat yeterli bir adım olmadığını ifade etti. Arslan, "HAK- İŞ olarak sahadayız. Yalnız gittiğimiz her yerde emeklilerimiz bizim önümüzü kesiyor. Bu zorlu süreçten kurtulmamız gerekiyor. Türkiye’nin imkanları, kaynakları, elde ettiğimiz gayri safi milli hasılamız, kişi başına düşen milli gelirimiz 2024’te, 2025’te 17 bin dolara çıktı. Ama bir kesim yoksullaşıyor. Bir kesim daha zor şartlarda yaşıyor. Bu ülkenin kaynaklarının adil bir paylaşım içinde olmadığını gösteriyor. Bu ülkede dünyada en fazla hızlı artış gösterenin dolar milyoneri sayısı olduğunu unutmayalım ama aynı ülkede 20 bin liraya yaşamak zorunda kalan milyonlarca emeklinin de sorunlarını bilmemiz, konuşmamız ve tartışmamız gerekiyor. Başta emeklilerimiz olmak üzere asgari ücretle çalışan, asgari ücreti yakın ücret alan dar gelirli vatandaşlarımız dahil hükümetimizden büyük bir beklentisi var. Bu ülkenin kaynaklarının imkanlarının daha adil bir şekilde paylaşılması durumunda bu kardeşlerimizin ciddi kaynak oluşturulacak imkanlara ulaşacağına ben inanıyorum. Onun için sorun kaynak sorunu değil, sorun bir tercih ve paylaşım sorunu. Bunu da buradan bir kez daha Türkiye’ye ve ülkemizi yönetenlere hatırlatmamız gerekiyor. Hak-İŞ olumlu olan her şeyi asla ve asla yok saymaz ve bu olumlu da olmuştur, iyi olmuştur deriz. Ama olumsuz olursa da bu olumsuz deriz. Bunu demek zorundayız" ifadelerine yer verdi. "Asgari ücret tespit komisyonuna yönelik eleştirilerimiz ne yazık ki karşılık bulmadı" Son asgari ücretin artışı, asgari ücret tespit komisyonuna yönelik bütün eleştirilerin karşılık bulmadığını aktaran Arslan, "Kardeşlik hukukumuzun gereği bu ülkeyi yönetenlere de bu şekilde uyarı yapmamız gerekiyor. Bize düşen de bu, yapılan güzel çalışmaları takdir etmek, eksikler varsa bunları da hatırlatmak da bize düşüyor. Biz böyle bir sorumluluğu üstlendiğimiz için de yaşanan bu sıkıntıları bize gelen, bizi bulan, bize ısrarla bunları gündeme getirin diyen insanları duymuyoruz. Duymamazlıktan gelemeyiz. Onun için özellikle son asgari ücretin artışı, asgari ücret tespit komisyonuna yönelik bütün eleştirilerimiz ne yazık ki karşılık bulmadı ve sistem ağır aksak devam ediyor. Asgari ücret tespit komisyonunun yeniden oluşturulması, emeklilerle ilgili düzenlemelerin acilen hiç değilse asgari ücret düzeyine getirilmesi ve aynı zamanda da asgari ücretin de yine, ortalama bir ücrete dönüşen asgari ücretin de yeniden gözden geçirilip dar gelirli kesimin nefes almasının sağlanması gerekiyor" şeklinde konuştu. "Güvenliğimiz için atılan bütün adımları destekliyoruz" Bölgede yaşanan olaylara da değinen Arslan, ülkenin güvenliği için atılan bütün adımları desteklediklerini ifade ederek, "Türkiye, tabii ki bölgemizde yaşananlar, bütün bu zorlukların içerisinden ayakta kalmaya çalışan ülkemize de haksızlık etmek istemiyor. Ülkemizin dışında, bölgede ne yazık ki bizim arzu ettiğimiz bir çalışma, bir yaşam, bir güvenlik söz konusu değil. Her etrafımız ateş çemberi. Burada büyük bir mücadele var. Haydutlar şimdi İran’ı hedef aldılar. İran’ı bombalayacaklar, İran’a saldıracaklar. Onun Türkiye’ye yansımalarını da yine görüyoruz. Dolayısıyla ülkemiz Lübnan’da, Filistin’de, Yemen’de, Libya’da, Irak’ta Suriye’de, şimdi de İran’da yaşananlardan doğrudan etkilenen bir ülke. Dolayısıyla Türkiye bir taraftan da ayakta kalmaya çalışıyor. Güvenliğini sağlamaya çalışıyor. Kendi güvenliğimizle beraber bölgenin güvenliğini de etkileyecek bir güvenlik olgusunu, güvenlik şemsiyesini oluşturmaya çalışıyor. Tabii bütün bunlar için de yapılması gerekenler var. Güvenliğiniz yoksa hiçbir şeyiniz yoktur arkadaşlar. Bunu Filistin’de, Lübnan’da ve Suriye’de gördük. Güvenlik yoksa hiçbir şey yok. Onun için bu ülkede kendi güvenliğimizin öncelikle sağlanması ve bunun bugüne kadar başarılmış olması çok büyük bir imkan. Ülkeyi yönetenlerimize bunun için teşekkür ediyoruz. Onun için güvenliğimiz için atılan bütün adımları destekliyoruz" diye konuştu.