EKONOMİ
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:33 BAKA, Batı Akdeniz Kırsal Turizmini Küresel Pazara Taşıyor: 2.5 Milyon Euro’luk "CReSInMed" projesi başlıyor Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA), Antalya, Burdur ve Isparta’daki kırsal turizm potansiyelinin uluslararası alandaki görünürlüğünü artırmak ve yerel işletmelerin rekabet gücünü güçlendirmek amacıyla CReSInMed Avrupa Birliği projesinde ülkemizi temsil ediyor. Avrupa Birliği’nin Interreg NEXT MED Programı kapsamında finanse edilen "CReSInMed – Akdeniz’de Kırsal Turizm KOBİ’lerinin Rekabet Gücü ve Uluslararasılaşması" projesi, BAKA’nın öncülüğünde Batı Akdeniz Bölgesi için sürdürülebilir kırsal kalkınmada yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Akdeniz Havzası’nda sınır ötesi iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan CReSInMed projesi, farklı ülkelerden kurumları ortak bir çalışma platformunda buluşturuyor. Proje kapsamında yürütülecek ortak çalışmalar ve bilgi paylaşımı sayesinde Batı Akdeniz’de faaliyet gösteren kırsal turizm işletmelerinin uluslararası deneyimlerden faydalanması ve yeni iş birlikleri geliştirmesi hedefleniyor. Hedefimiz turizmi 12 aya yaymak CReSInMed projesinin Batı Akdeniz Bölgesi’nde sürdürülebilir kırsal kalkınma için önemli bir fırsat sunduğunu vurgulayan BAKA Genel Sekreteri Volkan Güler, projeye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı olarak önceliklerimiz; turizmi yılın 12 ayına yaymak, kırsal alanlardaki turizm faaliyetlerini çeşitlendirmek ve yerel KOBİ’lerin uluslararası pazarlara erişimini güçlendirmektir. Bu proje ile turizm faaliyetlerinde sunulan çeşitliliğin artırılmasının yanı sıra turizm gelirlerinin bölge geneline daha dengeli bir şekilde yayılması hedeflenmektedir. Aynı zamanda kırsal yerleşimlerde yaşayan vatandaşlarımızın turizme yönelik ekonomik faaliyetlere katılımının artırılması ve turizm gelirlerinden aldıkları payın yükseltilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirilecektir." Güler ayrıca, proje kapsamında turizm alanında faaliyet gösteren paydaşlar arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine de önem verdiklerini belirterek şu değerlendirmede bulundu: "Bölgemizde turizme yönelik faaliyetlerde paydaşlar arası koordinasyon ve entegrasyonun güçlendirilmesiyle somut sonuçlar elde edileceğine inanıyoruz. Projedeki uluslararası ortaklarımızla eşgüdüm içerisinde çalışarak karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımı gerçekleştireceğiz. Bizdeki uygulamalarla diğer ülkelerdeki uygulamalar arasındaki farkları değerlendirme imkânı bulacağız. Özellikle yöresel ürünlerin kırsal turizm anlamında markalaştırılması ve pazarlanması konusunda farklı ülkelerin deneyimlerini inceleyerek bölgemiz için yeni fırsatlar ortaya çıkarmayı hedefliyoruz." Filistin dahil yedi ülkeden yerel KOBİ’ler projede yer alacak Yerel işletmelere ve topluluklara somut faydalar sağlaması hedeflenen proje; İtalya, Yunanistan, Türkiye, Ürdün, Tunus, İspanya ve Filistin’den kuruluşları bir araya getiren geniş bir Akdeniz iş birliği ağı oluşturuyor. Proje kapsamında kırsal alanlarda faaliyet gösteren 50 KOBİ merkeze alınacak. Bu işletmelere yönelik olarak özel eğitim programları, kişiselleştirilmiş uluslararasılaşma planları, ağ oluşturma faaliyetleri, turizm kümelenmesi çalışmaları ve yenilikçi dijital araçlar sunulacak. Böylece kırsal turizm işletmelerinin yönetim, pazarlama ve uluslararası iş birlikleri konularında kapasitelerinin artırılması hedefleniyor. Projenin açılış toplantısı İtalya’da yapılacak 2026 yılının Ocak ayında başlayan proje 36 ay boyunca devam edecek ve 2029 yılının Ocak ayında tamamlanacak. Toplam bütçesi 2milyon 561 bin 648,80 Euro olan projenin 2 milyon 279 bin 867,43 Euro’luk kısmı, yani yaklaşık yüzde 89’u, Avrupa Birliği tarafından finanse ediliyor. CReSInMed projesinin resmi başlangıç toplantısı 23–25 Mart 2026 tarihleri arasında İtalya’nın Sardinya adasındaki Cagliari şehrinde gerçekleştirilecek. Program kapsamında proje faaliyetlerine yönelik operasyonel, teknik ve finansal planlamaların yapılacağı Yönlendirme Komitesi toplantıları düzenlenecek. Bunun yanı sıra halka açık bir proje tanıtım etkinliği gerçekleştirilecek ve İtalya’daki kırsal turizm alanında faaliyet gösteren kurumlara saha ziyaretleri yapılacak.
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:25 Sinop’ta trafiğe kayıtlı araç sayısı 85 bin 410’a ulaştı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Motorlu Kara Taşıtları Şubat 2026 verilerine göre, Sinop’ta trafiğe kayıtlı araç sayısı Şubat ayı sonu itibarıyla 85 bin 410 oldu. Kentte en büyük payı otomobiller oluştururken, Şubat ayında 288 yeni taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. TÜİK verilerine göre Sinop’ta trafiğe kayıtlı 85 bin 410 taşıtın yüzde 46,5’ini (39 bin 734) otomobil, yüzde 22,6’sını motosiklet, yüzde 12,6’sını traktör, yüzde 12,6’sını kamyonet oluşturdu. Araçların yüzde 2,8’i kamyon, yüzde 2,1’i minibüs, yüzde 0,4’ü otobüs ve yüzde 0,4’ü özel amaçlı taşıtlardan oluştu. Şubat ayında kentte 288 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Bu taşıtların yüzde 50’sini motosikletler oluştururken, yüzde 36,8’i otomobil, yüzde 5,9’u kamyonet ve yüzde 4,5’i traktör olarak kayıtlara geçti. Trafiğe yeni kaydı yapılan taşıt sayısı geçen yılın aynı ayına göre artış gösterdi. Sinop’ta Şubat ayında trafiğe kaydı yapılan toplam taşıt sayısı geçen yılın aynı ayına göre 27 adet arttı. Şubat ayında kentte 24 farklı markadan toplam 106 otomobil trafiğe kaydedildi. Öte yandan Şubat ayında Sinop’ta toplam 1 bin 768 taşıtın devri gerçekleştirildi. Devri yapılan taşıtların 1 bin 160’ını otomobil oluştururken, 229’unu kamyonet, 202’sini motosiklet ve 105’ini traktör oluşturdu. Kalan 72 taşıt ise minibüs, otobüs, kamyon ve özel amaçlı araçlardan oluştu.
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:21 Yatırımcılar dikkat: Altındaki düşüş büyük yükselişin habercisi olabilir Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimler ve enerji piyasalarındaki riskler küresel finans piyasalarında dikkat çekici hareketlere yol açıyor. Petrol fiyatları hızla yükselirken, altın ve gümüşte kısa vadeli geri çekilme yaşanması yatırımcıların odağını değerli metallere çevirdi. Orta Doğu’da giderek genişleyen İsrail-ABD-İran gerilimi küresel piyasalarda belirsizliği artırırken, enerji arzına yönelik riskler de büyüyor. Petrol fiyatlarının hızla yükselmesine rağmen altın ve gümüşte kısa vadeli geri çekilme yaşanması piyasalarda dikkat çekici bir tablo oluşturdu. Savaşın ilk günlerinde ons altın yaklaşık 5 bin 200 dolar seviyelerinde işlem görürken, son günlerde 5 bin doların altına geriledi. Gümüş fiyatı ise savaşın başındaki yükselişin ardından geri çekilerek 26,79 dolar seviyelerine kadar indi. Petrol fiyatlarının hızla yükselmesine ve enerji arzı risklerinin artmasına rağmen değerli metallerde görülen bu kısa vadeli geri çekilme yatırımcılar açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. "Kısa süreli çekilmeler, yeniden fiyatlanma süreci olarak değerlendirilir" Uzmanlara göre değerli metallerde görülen bu hareketler kısa vadeli dalgalanma niteliği taşıyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde benzer fiyat hareketlerinin görülebileceğine dikkat çekti. Kitiş, "Jeopolitik risklerin yükseldiği dönemlerde değerli metallerde görülen kısa süreli geri çekilmeler çoğu zaman daha büyük bir yükselişin öncesindeki yeniden fiyatlama süreci olarak değerlendirilir" dedi. Enerji piyasalarında risk büyüyor Enerji piyasalarında ise daha ciddi bir risk tablosunun oluştuğuna dikkat çekiliyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapanma ihtimali ve Körfez bölgesindeki güvenlik risklerinin artması, enerji arzını tehdit eden gelişmeler arasında gösteriliyor. Uluslararası ekonomi çevrelerinde yapılan değerlendirmelerde, muhtemel bir enerji krizinin küresel ekonomiyi yeni bir resesyon riskine sürükleyebileceği ifade ediliyor. Kitiş, enerji fiyatlarındaki artışın küresel ekonomi üzerindeki etkilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Enerji fiyatlarının hızla yükseldiği bir dönemde dünya ekonomisi kırılgan bir zeminde ilerliyor. Enerji krizi yalnızca fiyat artışı anlamına gelmez; aynı zamanda küresel büyümenin yavaşlaması ve yeni bir ekonomik daralma riskini de beraberinde getirir" diye konuştu. Petrodolar sistemi yeniden tartışılıyor 1970’li yıllarda altın standardından petrodolar sistemine geçilmesiyle küresel finans sisteminin temelinin atıldığını hatırlatan uzmanlar, son dönemde enerji ticaretinde alternatif ödeme yöntemlerinin gündeme gelmesinin yeni kırılmaların habercisi olabileceğini değerlendiriyor. İran’ın enerji taşımacılığında yuan ile ödeme yapan gemilere geçiş kolaylığı sağlaması, enerji ticaretinde dolar dışındaki alternatiflerin güçlenebileceğine işaret ediyor. Uluslararası siyasette yaşanan gelişmeler de küresel finans sistemini etkileyen önemli faktörler arasında yer alıyor. ABD’de siyasi dengelerin değişmesi ve uluslararası kurumların etkisinin zayıflaması, mevcut ekonomik düzenin sorgulanmasına yol açıyor. Kitiş, bu sürece ilişkin değerlendirmesinde, "Uluslararası kurumların etkisinin zayıfladığı bir dönemde ekonomik sistemler de belirsizlikle karşı karşıya kalıyor. Kurallara dayalı düzenin aşınması, yatırımcıların güvenli liman arayışını hızlandırıyor ve bu noktada altın yeniden sistemin merkezine yaklaşıyor" şeklinde konuştu. Altın için 10 bin dolar senaryosu Küresel borçluluk seviyelerinin artması, merkez bankalarının para politikaları ve jeopolitik riskler altının uluslararası finans sistemindeki rolünü yeniden güçlendiriyor. Birçok ülkenin rezervlerinde altının payını artırması da bu eğilimi destekleyen gelişmeler arasında gösteriliyor. Altın fiyatlarına ilişkin değerlendirmede bulunan Kitiş, yıl sonuna yönelik dikkat çeken bir öngörüde bulunarak, "Küresel para sisteminde yaşanan dönüşüm ve jeopolitik risklerin artması dikkate alındığında altının ons fiyatında çok daha yüksek seviyelerin konuşulması sürpriz olmayacaktır. Piyasalarda yıl sonuna doğru 10 bin dolar seviyesinin konuşulması artık uç bir senaryo olarak görülmemeli" dedi. Uzmanlar, enerji krizi, jeopolitik rekabet ve küresel para sistemindeki dönüşümün bir araya gelmesiyle altının yalnızca bir yatırım aracı değil, aynı zamanda uluslararası finans sisteminde güvenli bir referans varlık olarak yeniden öne çıkabileceğini belirtiyor.
DaVinci Gourmet, ’Dünyanın En İyi 100 Kahve Dükkanı 2026’nın sponsoru oldu
09 Şubat 2026 Pazartesi - 10:02 DaVinci Gourmet, ’Dünyanın En İyi 100 Kahve Dükkanı 2026’nın sponsoru oldu DaVinci Gourmet, Madrid’de tanıtımı yapılacak olan ’Dünyanın En İyi 100 Kahve Dükkanı 2026’nın baş sponsoru oldu. Küresel içecek çözümleri markası DaVinci Gourmet, The World’s 100 Best Coffee Shops 2026 baş sponsoru olduğunu duyurdu. Kerry Group altında bir marka olan DaVinci Gourmet, küresel kahve topluluğunu desteklemek ve dünya çapında kafe kültüründe mükemmelliği kutlamak yönündeki taahhüdünü pekiştirdiğini açıkladı. Dünyanın dört bir yanından 15 binden fazla kahve dükkanı etkinliğe katılıyor. Etkinlikte yapılacak en iyi kahve dükkanları, 800’den fazla sektör profesyonelinin uzmanlığını 350 bin halk oyu ile belirlenecek. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Kerry Asia Pacific, Orta Doğu ve Afrika Gıda Hizmetleri Markaları Genel Müdürü Eloise Dubuisson, "The World’s 100 Best Coffee Shops ile ortaklığımız kahve dünyasındaki ustalığı ve tutkuyu kutluyor. Kafe kültürü ve kahve topluluğunu destekleyen küresel içecek çözümleri markası olarak, uzmanlar tarafından değerlendirilen ve kahve severler tarafından oylanan, dünyanın dört bir yanında en ilham verici kahve dükkanlarını tanıyan bir girişimi desteklemekten gurur duyuyoruz" dedi. Yapılan açıklamaya göre; 2026 listesi Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Kolombiya, Peru, Çin, Filipinler, Malezya, Meksika, Kore, BAE, Şili ve İspanya’da hem gelişmekte olan hem de yerleşik kahve ortamlarını vurgulayarak kalite, yenilik ve kültürel değişim tarafından yönlendirilen küresel bir kahve hareketinin gücünün ve çeşitliliğinin altını çiziyor. DaVinci Gourmet CEO’su César Ramrez, "Bu sıralama, olağanüstü kahve dükkanları listesinden daha fazlasıdır; kahvenin dünya çapında yaşadığı kültürel bir görüntüsüdür" dedi. Değerlendirme süreci Seçilen kahve dükkanları yalnızca olağanüstü kahveleriyle değil, aynı zamanda farklı, bütünsel ve değişmeyen yüksek kaliteli bir deneyim sunmalarıyla da öne çıkıyor. Adil, tutarlı ve temsili bir sonuç elde etmek adına bu sıralama kahve, gastronomi ve konaklama sektörlerindeki profesyonellerden oluşan uluslararası bir jüriye sahip. Değerlendirme süreci, yüzde 70 ağırlıklı uzman değerlendirmesi ile yüzde 30 ağırlıklı halk oylamasını bir araya getiriyor. Tüm kahve dükkanları kahve kalitesi, barista uzmanlığı, sürdürülebilirlik, hizmet, ambiyans, gıda kalitesi, yenilik ve tutarlılığı kapsayan tek tip küresel standartlar kullanılarak değerlendiriliyor. Bölgesel değerlendirmeler, dünya çapındaki önemli kahve bölgelerinde sektörün saygın isimleri tarafından yönetiliyor.
Dünya tahıl üretiminde 133 milyon ton artışla rekor bekleniyor
09 Şubat 2026 Pazartesi - 10:01 Dünya tahıl üretiminde 133 milyon ton artışla rekor bekleniyor Uluslararası Hububat Konseyi (IGC), dünya tahıl üretiminin tüm rekorları geride bırakarak önceki sezona göre yüzde 6 gibi keskin bir artışla 2 milyar 461 milyon tona ulaşmasını bekliyor. IGC, 2026’nın ilk raporunda, Temmuz 2025 / Haziran 2026 dönemine ait dünya hububat üretimi tahminlerine yer verdi. Geçen yıl kasım ayında açıkladığı rapora göre 2025/2026 sezonu dünya tahıl üretim tahminini 31 milyon ton artıran konsey, önceki döneme göre 133 milyon tonluk önemli bir artış öngördü. Küresel tüketimin ise 66 milyon ton yükselişle 2 milyar 416 milyon tona çıkacağını tahmin eden IGC, dönem sonu stokların 634 milyon tona ulaşmasını bekliyor. Dünya hubabat üretiminin daha önce tahmin edilenlerden daha hızlı artacağına vurgu yapılan rapora göre, küresel üretimin tüm rekorları kırarak 2 milyar 461 milyon tona ulaşacağı tahmin ediliyor. Bol mısır ve buğday hasadının yanı sıra arpa ve sorgumda da sezonluk zirvelerin beklendiği aktarılan raporda, toplam üretimdeki artışın yüzde 6 civarında gerçekleşmesinin beklendiği yer alıyor. Önceki 3 sezondur düşüş gösteren küresel stokların ise Temmuz 2025 / Haziran 2026 döneminde yüzde 8 gibi ciddi bir yükselişle 634 milyon tona ulaşması da bekleniyor. Böylece küresel arzın 3 milyar tonu geçerek 3 milyar tonu geçeceği öngörülüyor.
İlçe ekonomisine katkı sağlayacak yatırım: 250 milyonluk tesis için imzalar atıldı
09 Şubat 2026 Pazartesi - 09:31 İlçe ekonomisine katkı sağlayacak yatırım: 250 milyonluk tesis için imzalar atıldı Çankırı’da Çerkeş Organize Sanayi Bölgesi’nde 250 milyon liralık yeni yatırım için imzalar atıldı. Kurulacak çanta üretim tesisinde ilk etapta 100 kişiye istihdam sağlanması hedefleniyor. Çankırı’nın Çerkeş ilçesindeki Organize Sanayi Bölgesi’ne 250 milyon TL’lik yeni yatırım için sözleşme imzalandı. Proje kapsamında, çanta üretimi yapacak firmaya 12 bin 762 metrekarelik arsa tahsis edildi. İlk etapta 4 bin metrekare kapalı alana sahip bir üretim tesisi kurulması planlanıyor. Tesisin faaliyete geçmesiyle birlikte yaklaşık 100 kişiye istihdam sağlanması hedefleniyor. İstanbul’daki üretim faaliyetlerinin de yeni tesisle birlikte Çerkeş’e taşınması öngörülüyor. OSB ve Belediye Başkanı Hasan Sopacı ise yatırımın ilçe ekonomisine katkı sağlayacağını ifade ederek, projenin hayırlı olmasını diledi. Başkan Sopacı, "Yapılan her yatırım bizim için son derece değerli ve önemlidir; ancak bu yatırımın asıl sahibi Çerkeş halkıdır. Bugün imzalarımızı attık, hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyoruz. Bundan sonraki süreç yatırımcı firmamıza aittir. Söz konusu firma, gençlere ve çocuklara yönelik son derece kıymetli üretimler gerçekleştirmektedir" diye konuştu. Yatırımcı iş adamı İbrahim Kılınç, ilk aşamada 100 kişilik istihdam oluşturmayı planladıklarını, ilerleyen süreçte bu sayının artırılacağını belirtti. Kılınç, "Çerkeş’te güçlü bir istihdam oluşturarak üretim ve ticari faaliyetlerimize devam etmek istiyoruz. İlk etapta 100 kişilik istihdam sağlamayı, ilerleyen süreçte ise bu sayıyı daha da artırmayı hedefliyoruz" dedi.
İlçe ekonomisine katkı sağlayacak yatırım: 250 milyonluk tesis için imzalar atıldı
09 Şubat 2026 Pazartesi - 09:29 İlçe ekonomisine katkı sağlayacak yatırım: 250 milyonluk tesis için imzalar atıldı Çankırı’nın Çerkeş ilçesindeki Organize Sanayi Bölgesi’nde 250 milyon liralık yeni yatırım için imzalar atıldı. Kurulacak çanta üretim tesisinde ilk etapta 100 kişiye istihdam sağlanması hedefleniyor. Çankırı’nın Çerkeş ilçesinde bulunan Organize Sanayi Bölgesi’ne 250 milyon TL’lik yeni yatırım için sözleşme imzalandı. Proje kapsamında, çanta üretimi yapacak firmaya 12 bin 762 metrekarelik arsa tahsis edildi. İlk etapta 4 bin metrekare kapalı alana sahip bir üretim tesisi kurulması planlanıyor. Tesisin faaliyete geçmesiyle birlikte yaklaşık 100 kişiye istihdam sağlanması hedefleniyor. İstanbul’daki üretim faaliyetlerinin de yeni tesisle birlikte Çerkeş’e taşınması öngörülüyor. OSB ve Belediye Başkanı Hasan Sopacı ise yatırımın ilçe ekonomisine katkı sağlayacağını ifade ederek, projenin hayırlı olmasını diledi. Başkan Sopacı, "Yapılan her yatırım bizim için son derece değerli ve önemlidir; ancak bu yatırımın asıl sahibi Çerkeş halkıdır. Bugün imzalarımızı attık, hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyoruz. Bundan sonraki süreç yatırımcı firmamıza aittir. Söz konusu firma, gençlere ve çocuklara yönelik son derece kıymetli üretimler gerçekleştirmektedir" diye konuştu. Yatırımcı iş insanı İbrahim Kılınç, ilk aşamada 100 kişilik istihdam oluşturmayı planladıklarını, ilerleyen süreçte bu sayının artırılacağını belirtti. Kılınç, "Çerkeş’te güçlü bir istihdam oluşturarak üretim ve ticari faaliyetlerimize devam etmek istiyoruz. İlk etapta 100 kişilik istihdam sağlamayı, ilerleyen süreçte ise bu sayıyı daha da artırmayı hedefliyoruz" dedi. (BG-HA
Hamsi tezgahlardaki tahtına yeniden oturdu
08 Şubat 2026 Pazar - 17:21 Hamsi tezgahlardaki tahtına yeniden oturdu Karadeniz’de bir süredir sıcaklıklar nedeniyle rotasını Gürcistan sularına çeviren hamsi, havaların soğumasıyla birlikte yeniden Türk kara sularına döndü. Sakarya’da balıkçı tezgahları taze hamsiyle dolup taşarken, bolluğun ilerleyen günlerde daha da artması bekleniyor. Denizlerde 1 Eylül’de başlayan av sezonunda bir dönem bolluğu yaşanan ancak iklim şartları nedeniyle Türkiye kıyılarını terk eden hamsi, balıkçıların yüzünü yeniden güldürdü. Karadeniz’in serin sularında ağlara takılan hamsiler, Sakarya’daki tezgahlarda yerini aldı. Geçtiğimiz haftalarda hamsinin yokluğu nedeniyle liderliği istavrite bırakan balık pazarlarında, hamsinin dönüşüyle birlikte hareketlilik arttı. "Cuma gününden beri bol miktarda geliyor ve satıyoruz" Tezgahlardaki hamsi bolluğundan bahseden esnaf Ramazan İbiş, "İklim şartlarının sıcak gitmesinden dolayı hamsi 1 ay önce Türkiye kara sularını terk etti. Az miktarda çıkıyordu. Şu an beklediğimiz oldu havaların soğumasıyla suların soğumasıyla yeni bir dalga hamsi Bulgaristan sınırından giriş yaptı. Cuma gününden beri bol miktarda geliyor ve satıyoruz" dedi. "Hamsi 200, istavrit 100 lira" Tezgahlardaki balıklardan hamsinin yoğun ilgi gördüğünü ifade eden İbiş, "Çoğunlukla hamsi tercih ediliyor ama arkasından istavrit satışları devam ediyor. Şu an tezgahlarda hamsi ağırlıklı, istavrit var. Onun yanında mezgit, sardalya oluyor, az miktarda da kültür balıkları var. Somun, çupra, levrek bunlar var ama hamsiler çok güzel olduğu için iki gündür yoğun ilgi görüyor. Hamsi 200 lira bandında. İstavrit de 100 lira bandında" diye konuştu. "Pazara koşarak hamsi almaya geldik" Taze hamsinin pazara geldiğini duyduktan sonra pazara koşarak geldiğini belirten Aşkın Turhan, "İstavrit yerine hamsiyi daha çok tercih ediyoruz" derken Osman Özkan ise "Genelde hamsi Türkiye sofralarının vazgeçilmezi. İstavrit de güzel ama hamsiyi daha çok seviyoruz. Şu an fiyatları da iyi" şeklinde konuştu.
Vodafone ve BSH, 5G Özelleştirilmiş Mobil Şebeke teknolojisini devreye aldı
08 Şubat 2026 Pazar - 13:12 Vodafone ve BSH, 5G Özelleştirilmiş Mobil Şebeke teknolojisini devreye aldı Vodafone Business ve BSH Ev Aletleri, Türkiye üretim sektöründe 5G Özelleştirilmiş Mobil Şebeke (MPN) teknolojisini devreye aldı. Vodafone Business, BSH Türkiye ile gerçekleştirdiği iş birliğiyle Türkiye üretim sektöründe 5G Özelleştirilmiş Mobil Şebeke (MPN) teknolojisini devreye aldı. Türkiye’de 2,1 milyon KOBİ’nin ve 6 bin büyük kurumun teknoloji ortağı olduklarını belirten Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, "1 Nisan 2026 tarihi itibarıyla 5 kıtadaki 5G deneyimini Türkiye’ye taşıyacak ve hem ülkemizin hem de sanayimizin dijitalleşmesini hızlandıracağız" dedi. BSH Türkiye CEO’su Alper Şengül de 5G’nin sanayi dönüşümüne yön veren bir örnek olduğunu belirtirken, "Küresel ağımızda bir ilki daha Türkiye’de gerçekleştirmek, ülkemizin referans merkezi konumunu pekiştiriyor" dedi. Vodafone Türkiye ve BSH Ev Aletleri Türkiye dijital dönüşüm vizyonları doğrultusunda önemli bir projeyi hayata geçirdi. İş birliği kapsamında, 5G SA MPN (Standalone - Mobile Private Network) altyapısı ve görüntü işleme teknolojileri kullanılarak BSH’nin Çerkezköy Çamaşır Makinesi Fabrikası operasyonlarının önemli bir bölümü dijital ortama taşındı. Düzenlenen basın toplantısına Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, BSH Türkiye CEO’su Alper Şengül, Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu ve BSH Türkiye CTO/COO’su Hakan Mandalı katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan BSH Türkiye CEO’su Alper Şengül, "Vodafone Business ile hayata geçirdiğimiz 5G projesi, Türkiye’de sanayinin dönüşümüne yön veren örneklerden biri olmasının yanı sıra ihracat odaklı büyüme vizyonumuzu da güçlendiriyor. 5G’nin sunduğu yüksek güvenilirlikteki bağlantı, ihracatın temel taşları olan stok doğruluğunu, sevkiyat hazırlık sürelerini ve siparişe cevap verme hızını iyileştiriyor. Küresel ağımızda bir ilki daha Türkiye’de gerçekleştirmek, ülkemizin referans merkezi olarak konumunu pekiştiriyor ve bizi gururlandırıyor. Bu yaklaşımımızla Türkiye’den dünyaya değer üretmeye devam ediyoruz" dedi. "Üretimde 5G çağı başladı" Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, "Bugün ülkemizde 2,1 milyon KOBİ’nin ve 6 bin büyük kurumun teknoloji ortağıyız ve dijitalleşmenin sunduğu faydaları bu işletmelerle buluşturarak büyümelerine ve ülkemizin ekonomisini büyütmelerine destek oluyoruz" dedi. BSH ile hayata geçirilen projenin Türkiye ekonomisi açısından bir ilk olduğunu belirten Aksoy, sözlerine şöyle devam etti: "1 Nisan 2026 tarihiyle birlikte bireysel ve kurumsal tüm abonelerimiz ve iş ortaklarımızı bu eşsiz teknolojiyle tanıştıracağız. Özellikle iş dünyasına sunacağımız özel çözümlerle verimliliği artırıp ülkemizin dijital yolculuğuna desteğimizi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Vodafone Business ve BSH iş birliğiyle hayata geçirilen bu projeyle Türkiye’de üretim sektöründe, ilk kez 5G Standalone mimarisine sahip özel mobil şebeke altyapısının kullanıldığı belirten Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, "Vodafone Business olarak, iş ortaklarımıza 5G teknolojisinin sağladığı fırsatları sunuyoruz. BSH Çerkezköy tesislerinde, BTK’nın özel iznini alarak altyapısını kurduğumuz MPN teknolojisi sayesinde sanayide 5G teknolojileriyle yeni bir dönemi başlattık. Türkiye’de ticari kullanım anlamında bir ilk olan 5G tabanlı görüntü işleme çözümü ile üretim hattındaki verilerin gerçek zamanlı analizi mümkün hale geldi. BSH ile birlikte gerçekleştirdiğimiz bu proje, Türkiye’de üretim sektöründe 5G’nin potansiyelini gerçeğe dönüştüren ilk adım oldu. Vodafone Business olarak bu tip öncü projeleri çok önemsiyoruz. Dijital dönüşüme sadece ilave bir yatırım diye bakan, tereddütlü yaklaşan birçok işletmeye cesaret vermesi adına önemli buluyoruz. Teknoloji ile kendi işini başarıyla dönüştürmüş ve ciddi tasarruf sağlamış örneklerin tüm işletmelere ilham olmasını bekliyoruz" dedi. BSH Türkiye CTO & COO’su Hakan Mandalı, "5G Bağımsız Mobil Özel Şebeke gibi geleceğin teknolojilerini üretim hatlarımıza entegre ederek verimliliği artırırken inovasyon kapasitemizi de katlayan bir altyapı inşa ediyoruz. 5G’nin sunduğu güvenli bağlantı sayesinde, üretim süreçlerimiz gerçek zamanlı yönetilebiliyor ve küresel pazarların dinamiklerine anında uyum sağlanabiliyor. Çamaşır Makinesi fabrikamızda kurulan teknik mimari ve elde edilen operasyonel kazanımlar doğrultusunda, 5G uygulamasının diğer üretim tesislerimizde de ölçeklenmesini planlıyoruz. BSH olarak teknolojide öncü uygulamalar geliştirmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu. Gerçek zamanlı stok yönetimi yüzde 100 sağlandı BSH Türkiye, proje kapsamında, Vodafone Business’ın sunduğu 5G tabanlı özel ağ çözümüyle bu sistem dijitalleştirilerek daha hızlı, güvenli ve düşük gecikmeli bir iletişim altyapısı oluşturuldu. Yeni sistem sayesinde stok sahası operasyonlarında kayda değer iyileşme sağlandı. CRM entegrasyonu ile üretim, lojistik ve forklift yönetimi süreçleri gerçek zamanlı olarak izlenebilir hale geldi. Gerçek zamanlı veri akışı sayesinde stok doğruluğu en üst seviyeye çıkarılırken, yanlış yönlendirmeden kaynaklanan üretim duruşları ortadan kaldırıldı. İş birliğiyle forklift hareketleri yüzde 100 doğrulukla yönlendirilmeye başlandı. Üretim süreçleri anlık olarak izlenebilir hale geldi, görüntü işleme sayesinde yanlış yerleştirme ve kayıt hataları tamamen elimine edildi. Ayrıca bu teknoloji sayesinde kesintisiz performans sağlandı ve veri güvenliği de kapalı MPN altyapısı sayesinde üst seviyeye taşındı. Sanayide dijital dönüşümün önünü açıyor Yapılan açıklamaya göre; 5G’nin yüksek hız ve düşük gecikme avantajı sayesinde üretim tesisleri, artık daha esnek, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşuyor. Vodafone Business, bu projeyle birlikte üretimden lojistiğe, enerjiden perakendeye kadar birçok sektörde 5G çözümlerini hayata geçirmeyi sürdürecek.
Türkiye karla kaplıyken Silifke’de erik ağaçları çiçek açtı
08 Şubat 2026 Pazar - 11:55 Türkiye karla kaplıyken Silifke’de erik ağaçları çiçek açtı Mersin’in Silifke ilçesinde, örtü altında yetiştirilen ve döllenmesi doğal olarak arılar tarafından sağlanan erik ağaçları çiçek açtı. Örtü altı üretimin önemli merkezlerinden Silifke’de, açık alanda nisan ayının ilk haftasında hasadı yapılan can eriğinin, örtü altında mart ayının ilk haftasında hasat edilmesi hedefleniyor. Çiçeklerin meyveye dönüşme sürecindeki döllenme ise sera içerisine yerleştirilen kovanlardaki arılarla sağlanıyor. Çiçek açan örtü altı erik bahçesinde incelemelerde bulunan üretici Burak Temur, Türkiye genelinde kar yağışıyla her yer beyaza bürünürken Silifke’de bahar havasının yaşandığını söyledi. 3 dönümlük erik bahçesini sezon öncesinde örtü altına aldığını belirten Temur, ağaçların çiçek açtığını ifade ederek, "Bahçemizi ocak ayının başında hazırladık. Bambus ve bal arılarıyla tozlanmayı sağlıyoruz. Şubat ayının ilk haftasında çiçek açan bahçemizde mart ayında hasat yapmayı hedefliyoruz. Yaklaşık 6 ton ürün bekliyoruz. Türkiye’nin her yeri kar kış içindeyken bahçemizdeki ağaçlar beyaza büründü" dedi. Bölgenin mikroklima özelliği ve ürünün doğal yöntemlerle yetiştirilmesi sayesinde meyvenin daha lezzetli olduğunu belirten Temur, "Tüccarlar özellikle bu bölgenin mahsulünü almak istiyor. Ürünlerimiz yoğun ilgi görüyor. Umarım hasat dönemi de çiçek dönemi kadar verimli geçer" diye konuştu. "300 dönüm araziden 300 ton erik hasadı bekliyoruz" Silifke Ziraat Odası Başkanı Kemal Gezer ise Göksu Vadisi köylerinden Keben başta olmak üzere Sabak, Bükdeğirmeni, Karakaya, Evkafçiftliği, Kargıcak, İmambekirli, Karahacılı, Ortaören ile Kabasakallı Mahallesi ve Atayurt, Atakent, Taşucu bölgelerinde erik üretimi yapıldığını belirtti. Bu yıl yaklaşık 300 dönüm araziden 300 ton civarında erik hasadı beklediklerini ifade eden Gezer, "Göksu Vadisinin mikroklima özelliği sayesinde Türkiye’nin ilk turfanda eriği Silifke’de yetişiyor. Şubat ayının ilk haftasında örtü altındaki erik ağaçları çiçek açmaya başladı. Üreticilerimiz ağaçları erken uyandırmak için seralarında gece gündüz soba yakıyor. Örtü altı bahçelerde martın ilk haftasında hasat yapılabiliyor. Erken hasat sayesinde fiyatlar da yüksek oluyor. Açık alanda ise ilk hasat nisan ayında yapılıyor" ifadelerini kullandı. Gezer, önemli olanın çok alandan çok ürün almak değil, az alandan yüksek verim elde etmek olduğunu da sözlerine ekledi.
Simav’da yetişen ’coğrafi işaretli’ Eynal domatesi pazarlarda ilgi görüyor
08 Şubat 2026 Pazar - 11:40 Simav’da yetişen ’coğrafi işaretli’ Eynal domatesi pazarlarda ilgi görüyor Kütahya’nın Simav ilçesinde, Eynal kaplıcaları çevresindeki seralarda üretilen coğrafi işaretli Eynal domatesi, rengi ve lezzetiyle pazarlarda yoğun talep görüyor. Koyu kırmızı ve parlak rengi ile ince kabuğuyla dikkat çeken ürün, Simav topraklarının altından çıkan sıcak suyun sağladığı doğal avantajla yetiştiriliyor. Türkiye’nin önemli jeotermal merkezlerinden biri olan Simav’da seralar, yer altı sıcak suyundan elde edilen enerjiyle ısıtılıyor. Bu yöntem, üretim maliyetlerinin dengelenmesine katkı sağlarken, yıl boyunca kesintisiz ve sürdürülebilir tarıma da imkân tanıyor. "Toprakta yetiştiriyorum, lezzeti buradan geliyor" Yaklaşık 25 yıldır seracılıkla uğraşan üretici Ali Key, topraksız tarım yerine bilinçli olarak toprakta üretim yaptığını belirterek, "Bu işi severek yapıyorum. Toprakta yetiştirdiğim için daha lezzetli oluyor. Bunu pazara gelen vatandaşlarımız söylüyor. Şükürler olsun, iyi kazanıyoruz" dedi. Ali Key’e ait 10 dönümlük sera, bölgede yapılan üretimin önemli örnekleri arasında yer alıyor. Simav 4 Eylül Eynal Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Ali Key ise kooperatif bünyesinde toplam 350 dönüm kapalı sera bulunduğunu ifade ederek, "Bu seralardan yaklaşık 600 kişi ekmek yiyor. Eynal domatesi piyasada yoğun ilgi görüyor. Ürünlerimizi Uşak, Bursa, Balıkesir, Eskişehir, İstanbul, İzmir ve Antalya’ya gönderiyoruz" diye konuştu. Lezzeti, görünümü ve jeotermal üretim modeliyle öne çıkan coğrafi işaretli Eynal domatesi, Simav tarımının markalaşan ürünlerinden biri olma yolunda ilerliyor.
Kış ayında Silifke’de erik ağaçları çiçek açtı
08 Şubat 2026 Pazar - 11:33 Kış ayında Silifke’de erik ağaçları çiçek açtı Mersin’in Silifke ilçesinde, örtü altında yetiştirilen ve döllenmesi doğal olarak arılar tarafından sağlanan erik ağaçları çiçek açtı. Örtü altı üretimin önemli merkezlerinden Silifke’de, açık alanda nisan ayının ilk haftasında hasadı yapılan can eriğinin, örtü altında mart ayının ilk haftasında hasat edilmesi hedefleniyor. Çiçeklerin meyveye dönüşme sürecindeki döllenme ise sera içerisine yerleştirilen kovanlardaki arılarla sağlanıyor. Çiçek açan örtü altı erik bahçesinde incelemelerde bulunan üretici Burak Temur, Türkiye genelinde kar yağışıyla her yer beyaza bürünürken Silifke’de bahar havasının yaşandığını söyledi. 3 dönümlük erik bahçesini sezon öncesinde örtü altına aldığını belirten Temur, ağaçların çiçek açtığını ifade ederek, "Bahçemizi ocak ayının başında hazırladık. Bambus ve bal arılarıyla tozlanmayı sağlıyoruz. Şubat ayının ilk haftasında çiçek açan bahçemizde mart ayında hasat yapmayı hedefliyoruz. Yaklaşık 6 ton ürün bekliyoruz. Türkiye’nin her yeri kar kış içindeyken bahçemizdeki ağaçlar beyaza büründü" dedi. Bölgenin mikroklima özelliği ve ürünün doğal yöntemlerle yetiştirilmesi sayesinde meyvenin daha lezzetli olduğunu belirten Temur, "Tüccarlar özellikle bu bölgenin mahsulünü almak istiyor. Ürünlerimiz yoğun ilgi görüyor. Umarım hasat dönemi de çiçek dönemi kadar verimli geçer" diye konuştu. "300 dönüm araziden 300 ton erik hasadı bekliyoruz" Silifke Ziraat Odası Başkanı Kemal Gezer ise Göksu Vadisi köylerinden Keben başta olmak üzere Sabak, Bükdeğirmeni, Karakaya, Evkafçiftliği, Kargıcak, İmambekirli, Karahacılı, Ortaören ile Kabasakallı Mahallesi ve Atayurt, Atakent, Taşucu bölgelerinde erik üretimi yapıldığını belirtti. Bu yıl yaklaşık 300 dönüm araziden 300 ton civarında erik hasadı beklediklerini ifade eden Gezer, "Göksu Vadisinin mikroklima özelliği sayesinde Türkiye’nin ilk turfanda eriği Silifke’de yetişiyor. Şubat ayının ilk haftasında örtü altındaki erik ağaçları çiçek açmaya başladı. Üreticilerimiz ağaçları erken uyandırmak için seralarında gece gündüz soba yakıyor. Örtü altı bahçelerde martın ilk haftasında hasat yapılabiliyor. Erken hasat sayesinde fiyatlar da yüksek oluyor. Açık alanda ise ilk hasat nisan ayında yapılıyor" ifadelerini kullandı. Gezer, önemli olanın çok alandan çok ürün almak değil, az alandan yüksek verim elde etmek olduğunu da sözlerine ekledi.