EĞİTİM
BARÜ’de "Dünya Matematik Günü" etkinliği düzenlendi 12 Mart 2026 Perşembe - 01:29:51 Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Uluslararası Matematik Günü kapsamında düzenlenen etkinlikte matematiğin bilim, teknoloji ve günlük yaşam üzerindeki etkisine değinildi. Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Bartın İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde Uluslararası Matematik Günü kapsamında "Dünya Matematik Günü" etkinliği düzenlendi. İİBF-Eğitim Fakültesi Konferans Salonu’nda "Matematik ve Umut" temasıyla düzenlenen program; Eğitim Fakültesi Matematik Eğitimi Ana Bilim Dalı, Fen Fakültesi Matematik Bölümü, Matematik Kulübü ve Arf Kulübü’nün katkılarıyla gerçekleştirildi. Etkinliğin açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya öğrencilere seslenerek "Bugün burada matematiğin büyülü dünyasını yaşayarak öğreneceğiz. Biz her şeyden önce öğretmeniz. Bartın İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde aramızda çok değerli matematik öğretmenleri de bulunuyor. Öğretmen, öğrenme ortamını oluşturan ve öğrencinin yolunu aydınlatan kişidir. Bu etkinlik, öğrencilere dünyaya bakışı ve geleceği yorumlamanın matematikle mümkün olduğunu gösteriyor" dedi. Programda Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Kişi ile Eğitim Fakültesinden Doç. Dr. Neslihan Usta tarafından matematiğin hayatın her alanında önemli bir yeri olduğunu belirtilerek öğrencilerin matematiğe olan ilgisinin artırılması gerektiği ifade edildi. Farklı yaş grubundan öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte matematiğin disiplinler arası önemini yakından görme imkânı elde eden katılımcılar hem eğlendi hem öğrendi. Ayrıca matematik üzerine yapılan resimler, deneyler ve bilgilendirici materyaller gün boyu fuaye alanında sergilendi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 20:41 Bakan Tekin: "Çocuklarımızın ve gençlerimizin birbirine daha dikkatle baktığı iklimi kuvvetlendirmek zorundayız" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Çocuklarımızın ve gençlerimizin birbirine daha dikkatle baktığı, dinlerken hakkaniyeti elden bırakmadığı, konuşurken hatırı gözettiği, ortak hayatın hukukunu daha derinden hissettiği bir iklimi kuvvetlendirmek zorundayız" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Mogan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Uygulama Oteli/Gölbaşı’nda gerçekleştirilen programda konuşan Tekin; Ramazan ayının paylaşma, dayanışma ve kardeşlik duygularını güçlendirdiğini belirtti. Toplumun farklı kesimlerini bir araya getiren bu tür buluşmaların toplumsal uzlaşıya katkı sağladığını ifade eden Tekin, birlik ve beraberlik vurgusu yaptı. Eğitimin toplumsal kalkınmanın en önemli unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Tekin, Türkiye’yi asırlardır bir arada tutan şeyin farklı milletlerin birbirini yok saymadan aynı hayatın içinde kalabilmiş olmasından kaynaklandığını ifade etti. Ayrıca Tekin, son zamanlarda ABD/İsrail ve İran arasında gerçekleşen savaşta, Türkiye olarak birlik ve beraberlik içerisinde olmaları halinde bu çatışmadan etkilenmeyeceklerini sözlerine ekledi. "Bizi asırlardır bir arada tutan şey, birbirimizi yok saymadan aynı hayatın içinde kalabilmiş olmamızdır" Programda açıklamalarda bulunan Bakan Tekin, Ramazan ayının farklılıkları bir araya getirdiğini belirterek, "Bizi asırlardır bir arada tutan şey, birbirimizi yok saymadan aynı hayatın içinde kalabilmiş olmamızdır. Bir komşunun sevincine gönülden ortak olmak, konuşurken hatırı elden bırakmamak, ayrılığı husumetin ateşine çevirmeden yol yürümektir. Bu millet, ayakta kalma gücünü buralarda buldu, bugün de aynı kudretle yolunu tayin ediyor. Farklılıkları çatışmanın malzemesi haline getiren bir mizaç, bu millete hiçbir zaman istikamet vermedi. Anadolu’nun irfanı da buradan süzüldü, gönüller arasına duvar örmek yerine araya bir hukuk, bir hatır, bir muhabbet yerleştirdi. Bu milletin hafızası, bu inceliği hayatın akışı içinde yoğurdu. Aynı pazarda alışveriş eden, aynı mahallede yaşayan, aynı şehrin sevincine de kederine de ortak olan insanlar; gündelik hayatın sayısız temas noktasında birbirinin hukukunu gözeterek olgunlaştı. Dergahlar, ahi meclisleri, ocaklar, cem meclisleri ve haneler, insanların bir araya geldiği yerler olmanın ötesine geçip konuşma adabının, görüş ayrılığını edep içinde taşıyabilmenin, emanete riayet etmenin ve komşuluk hukukunun terbiye edildiği menziller haline getirdi. Bu coğrafyanın toplumsal nizamı da bu şekilde kuruldu. Kalp kırmayı ziyan sayan, kul hakkını vebal bilen, muhatabını incitmeden hakikate yaklaşmayı edep kabul eden bir hayat anlayışıyla derinleşti" ifadelerine yer verdi. "Bugün bize düşen, asırlardan süzülüp gelen bu inceliğin hayattan çekilmesine izin vermemektir" Son günlerde ABD/İsrail ve İran arasında yaşanan çatışmanın bölgeyi istikrarsızlaştırdığını ve Türk toplumu olarak bu sıcak çatışmadan milli beraberlik ve kardeşlik duygularıyla çıkmanın mümkün olacağını vurgulayan Tekin, "Bugün bize düşen, asırlardan süzülüp gelen bu inceliğin hayattan çekilmesine izin vermemektir. Çocuklarımızın ve gençlerimizin birbirine daha dikkatle baktığı, dinlerken hakkaniyeti elden bırakmadığı, konuşurken hatırı gözettiği, ortak hayatın hukukunu daha derinden hissettiği bir iklimi kuvvetlendirmek zorundayız. Hatır bilen, emanet taşıyan, ölçü gözeten, muhatabının haysiyetini incitmeden yol yürüyen bir nesil yetiştirmediğimiz sürece; elinizde imkan da olsa, bilgi de olsa, başarı da olsa eksik bir nokta kalacaktır. Bu millet nice badireyi, tam da böyle zamanlarda içinden çıkardığı vakar, basiret ve irfanla aştı. Kırılan yeri onaran, mesafeyi azaltan, gönüller arasında yeniden yol açan kuvveti kendi içinde bu dinamiklerle buldu. Bugün de ihtiyaç duyduğumuz şey, işte bu irfanı yeniden hayatımızın merkezine alabilmektir. Birbirimizi daha hakkaniyetli bir biçimde dinleyebildiğimiz, hatırı ve hukuku zedelemeden konuşabildiğimiz, ortak hayatı daha derin bir şuurla taşıyabildiğimiz ölçüde istikametimiz de güç kazanacaktır" diye konuştu. "Ağır sarsıntıların yaşandığı bölgemizde, milli birliğimiz ve iç cephemiz daha da güçlü olmak durumundadır" Türkiye’deki iç cepheyi takip etme yolunda kararlı irade sergileyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye şükranlarını sunan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ağır sarsıntıların yaşandığı bölgemizde, milli birliğimiz, kardeşlik zeminimiz ve iç cephemiz daha da güçlü olmak durumundadır. Bu vesileyle iç cepheyi takip etme yönünde kararlı bir irade sergileyen sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve sayın Devlet Bahçeli’ye huzurlarınızda bir kez daha şükranlarımı arz ederim. Milli Eğitim Bakanlığı olarak biz de bu iradeyi gelecek kuşaklara yöneltecek bir kararlılık içerisinde hareket ediyoruz. Bütün derdimiz Anadolu’nun mayasında var olan, Anadolu’nun mayasını oluşturan, Anadolu’da birliği ve beraberliği temsil eden bu kültürü, gelecek kuşaklara aksettirmek. Bu vesileyle milli birliğimizi ve beraberliğimizi en güçlü temsil ettiğimiz dönemlerden olan Ramazan ayını da okullarımızda öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz ve velilerimizle ve coşkulu bir biçimde karşıladık." Programa vakıf yöneticileri, akademisyenler ve davetliler de katıldı. İftar programı, ramazan ayının manevi atmosferi içinde yapılan müzik dinletisi ve hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.
Mersin’de okuma salonları gençlerin ikinci evi oldu
13 Şubat 2026 Cuma - 13:06 Mersin’de okuma salonları gençlerin ikinci evi oldu Mersin Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde hizmet veren 14 okuma salonu ile gençlere güvenli, konforlu ve donanımlı çalışma ortamı sunuyor. Binlerce kitaba erişim imkanı sağlayan salonlar, özellikle sınavlara hazırlanan öğrencilerin ikinci adresi haline geldi. Eğitime ve bilime verdiği önemi sosyal belediyecilik anlayışıyla bütünleştiren Mersin Büyükşehir Belediyesi, gençlerin ders çalışabilecekleri, sosyalleşebilecekleri ve bilgiye kolayca ulaşabilecekleri okuma salonlarıyla hizmet vermeyi sürdürüyor. Kent genelinde hizmet veren 14 okuma salonu, özellikle sınavlara hazırlanan öğrencilerin yoğun ilgisini görüyor. Gençlerin çalışma ve sosyalleşme alanı Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren okuma salonlarında öğrencilere ücretsiz internet, bilgisayar kullanımı ve çay-kahve ikramı sunuluyor. Yaz aylarında serin, kış aylarında sıcak ortamıyla hizmet veren salonlar, modern teknik ekipmanlarıyla gençlerin tercih ettiği çalışma alanları arasında yer alıyor. Liselere geçiş, üniversiteye hazırlık, yabancı dil, tıpta uzmanlık, hukuk ve KPSS gibi çok sayıda sınava hazırlanan öğrenciler, güvenli ve sessiz ortam sunan salonlarda çalışmalarını sürdürüyor. Merkez Kütüphane, Ada, Tarsus Ötüken, Tarsus Kleopatra, Tarsus Bilgi, Hal Mahallesi, Halkkent, Güvenevler, Anamur, Gülnar, Neptün İpek Yılmaz, Bozyazı, Silifke ve Adres Okuma Salonlarına kayıtlı üye sayısı 80 bin 750’ye ulaştı. Fırsat eşitliğine katkı sağlıyor Bazı okuma salonlarında kütüphane hizmeti de sunulurken, sadece kitap okumak isteyen vatandaşlar da sessiz ve konforlu ortamlardan yararlanabiliyor. Sabah erken saatlerden geceye kadar hizmet veren salonlar, eğitimde fırsat eşitliğine katkı sunuyor. Büyükşehir Belediyesi, yeni okuma salonları açmak için çalışmalarını sürdürüyor. "Son 5 yılda yaklaşık 1 milyon ziyaretçimiz oldu" Hal Okuma Salonu Sorumlusu Hüseyin Arslanköylü, dezavantajlı bir mahallede üç yıldır binlerce öğrenciyi ağırladıklarını belirterek, "Şu anda Mersin genelinde 14 okuma salonumuz var. Aydıncık, Mut ve Huzurkent’te de yeni okuma salonları açmak için çalışmalarımız sürüyor" dedi. 80 binin üzerinde kayıtlı üye bulunduğunu ifade eden Arslanköylü, "Son 5 yılda yaklaşık 1 milyon ziyaretçimiz oldu. Öğrenciler burada kitap okuyabiliyor, ders çalışabiliyor. Liselere ve üniversiteye hazırlanan öğrencilerden doktora ve yüksek lisans öğrencilerine kadar her yaş grubuna hizmet veriyoruz" diye konuştu. "Burada daha verimli çalışabiliyorum" Adres Okuma Salonunda Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavına hazırlanan Elvin Sıla Bozdoğan, salonların kendisi için verimli bir çalışma ortamı sunduğunu belirterek, "Evde bir saat ders çalışabiliyorsam, burada 10 saat çalışabiliyorum. Aynı zamanda yeni arkadaşlıklar da kurduk" dedi. Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Bülbül ise Neptün İpek Yılmaz Okuma Salonunda ders çalıştığını belirterek, sunulan imkanların üniversite öğrencileri için önemli olduğunu söyledi.
Kepez Belediyesinden öfke ve stres yönetimi eğitimi
13 Şubat 2026 Cuma - 12:48 Kepez Belediyesinden öfke ve stres yönetimi eğitimi "Yaşlı Dostu Kepez Projesi" ile toplum sağlığını önceleyen farkındalık çalışmalarına bir yenisini daha ekleyen Kepez Belediyesi, Zübeyde Hanım Kadın Eğitim ve Sosyal Tesisi’nde kadınlara yönelik "Öfke ve Stres Yönetimi Eğitimi" düzenledi. Kepez Belediyesi, "Yaşlı Dostu Kepez Projesi" kapsamında toplum sağlığını güçlendirmeye yönelik eğitim çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Zübeyde Hanım Kadın Eğitim ve Sosyal Tesisi’nde "Öfke ve Stres Yönetimi Eğitimi" düzenlendi. Sağlıkta farkındalığı artırmayı amaçlayan eğitim, Klinik Psikolog Kübra Kırman Kondu tarafından verildi. Stresin fiziksel, duygusal ve davranışsal etkileri ele alındı, öfke ve gerginlik anlarında doğru tepki verme yöntemleri anlatıldı. Stresin; baş, boyun ve kas ağrıları gibi fiziksel belirtilerle ortaya çıkabileceği; kaygı, endişe, sinirlilik, öfke, mutsuzluk ve tahammül seviyesinde düşüşün ise duygusal tepkilere yol açtığı bildirildi. Yoğun öfke anlarında kişilerin kendilerini ifade etmekte zorlanabileceği de belirtildi. Düşüncelerin değişmesinin duygu ve davranışları da etkilediği vurgulanarak, sağlıklı bir yaşam için düzenli uyku ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekildi. Günde 6 saatten az ya da 10 saatten fazla uykunun yorgunluk, halsizlik ve dikkat dağınıklığına neden olabileceği de belirtildi. Doğru nefes alma Eğitimde gerginlik anlarında uygulanabilecek nefes egzersizlerine de değinildi. Nefesin dört saniye de alınması, dört saniye tutulması, dört saniyede verilmesinin rahatlamaya yardımcı olacağı, hızlı nefes almanın çarpıntıyı artırabileceği ifade edilerek, doğru nefes tekniklerinin önemine vurgu yapıldı. Düzenli yürüyüşün de stresle baş etmede etkili olduğu belirtilerek, kısa süreli yürüyüşlerin dahi vücuttaki hormon dengesine olumlu katkı sağladığı bildirildi. Eğitimde ayrıca "hayır diyebilmenin" önemine de değinilerek, hayır demenin kendini düşünmek değil, kişinin kendine değer vermesi ve sınır koyabilmesi anlamına geldiği de ifade edildi.
Eğitim Bir-Sen’den MEB’in "Maarifin Kalbinde Ramazan" programına tam destek
13 Şubat 2026 Cuma - 12:43 Eğitim Bir-Sen’den MEB’in "Maarifin Kalbinde Ramazan" programına tam destek Eğitim Bir-Sen Manisa 1 No’lu Şube Başkanı Ahmet Yasav, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan ayına yönelik "Maarifin Kalbinde Ramazan" temasıyla okullarda planladığı etkinlikleri takdirle karşıladıklarını belirterek, çalışmanın değerler eğitimi açısından önemli bir adım olduğunu söyledi. Eğitim Bir-Sen Manisa 1 No’lu Şube Başkanı Ahmet Yasav, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Ramazan ayının manevi iklimine uygun olarak hayata geçirilen "Maarifin Kalbinde Ramazan" temalı etkinlik planlamasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Yasav, Bakanlığın okulları sadece akademik başarıyla sınırlı olmayan, aynı zamanda değerlerin yaşatıldığı ve toplumsal bağların güçlendiği canlı kurumlar haline getirmeyi hedeflediğini belirterek, "MEB’in Ramazan ayının ruhuna ve manevi iklimine uygun olarak okullarımızda bir dizi etkinlik planlaması son derece yerinde ve takdire şayan bir çalışmadır" dedi. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli çerçevesinde yürütülen çalışmaların önemine dikkat çeken Yasav, etkinlik, şenlik, söyleşi ve iftar sofraları gibi faaliyetlerin öğrencilerde kardeşlik, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma duygularını geliştireceğini ifade etti. Başta Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür eden Yasav, "Din ve vicdan özgürlüğünün sadece anayasa metninde kalmayıp kamusal alanda da fiilen yaşanmasını hedefleyen bu yaklaşımı kıymetli buluyoruz. Milletimizin değerleriyle barışık, toplumun inancına saygılı ve bu inancın hayatın içinde görünür olmasına vesile olan bu çalışmayı destekliyor ve teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. Yasav, halka hizmeti önceleyen kamu yönetimi anlayışının diğer kamu kurumlarına da örnek olmasını temenni ettiklerini sözlerine ekledi.
TÜRGEV Genç Araştırmacıları 5. Ulusal Öğrenci Kongresi başladı
13 Şubat 2026 Cuma - 12:21 TÜRGEV Genç Araştırmacıları 5. Ulusal Öğrenci Kongresi başladı Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) 5. Ulusal Öğrenci Kongresi, lisans ve lisansüstü öğrencilerin hazırladıkları akademik çalışmaların bildiri sunumuyla başladı. Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) tarafından yürütülen Platform Çalışmaları kapsamında düzenlenen 5. Ulusal Öğrenci Kongresi başladı. Düzenlenen kongrede lisans ve lisansüstü öğrencilerin yıl boyunca yürüttükleri akademik çalışmaların bildiri sunumları paylaşıldı. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Ayasofya Yerleşkesinde başlayan programa TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Akıncı Yılmaz, TÜRGEV Meclis Üyesi Mevlüt Uysal, Fatih Kaymakamı Cafer Sarılı ve misafirler katıldı. "Gençlerin iyi yetişmesi gerekiyor" TÜRGEV Üyesi Mevlüt Uysal, gençlerin iyi bir eğitim seviyesinde olmaları gerektiğini söyleyerek, "Gençler, eğer kendinden önceki nesillerden daha başarılı olmazsa dünya daha kötüye gider. Yani önümüzdeki dönemde dünyanın daha iyi olmasından da olmamasından da gençler sorumludur. Bu manada gençlere çok büyük görevler düşüyor. Eksikleri, gençler daha iyi görür. Gençler, bilmeli ki bir gün bu koltuklarda onlar olacak. Ülkeyi yönetenlerden biri sizlerden biri olacak. Eleştirdiğiniz şey, göreve geldiğiniz de daha iyi yapılamıyorsa asıl problem orada başlar. Bu manada gençlerin iyi yetişmesi gerekiyor" dedi. "Burada sunulan her bildiri, sabırla yürütülmüş bir arayışın ve ciddiyetle kurulan bir düşünce sürecinin izini taşıyor" TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Akıncı Yılmaz, platform çalışmalarının gençlere olan faydasından bahsederek, "Platform çalışmaları; gençlerin ihtisas alanlarında derinleşirken aynı zamanda disiplinler arası düşünme becerisi kazandığı, düşüncenin emekle ve sorumlulukla buluştuğu bir zemin. Biz bu yapıyı yalnızca bir eğitim modeli olarak görmüyor; gençlerimize dokunduğumuz, dünyayı, toplumu ve geleceği birlikte anlamlandırdığımız bir yol arkadaşlığı olarak tanımlıyoruz. Biliyoruz ki güçlü bir gelecek, düşünen ve sorumluluk alan gençlerle mümkün. Burada sunulan her bildiri, sabırla yürütülmüş bir arayışın ve ciddiyetle kurulan bir düşünce sürecinin izini taşıyor. Özellikle şu noktada ben gençlerimizi özellikle tebrik etmek istiyorum. Hepinizin yoğunlukları var. Bunlarla beraber aslında ciddi bir akademik çalışmayı beraber yürütmek, onu sürdürmek gerçekten zor bir iş" ifadelerini kullandı. Üniversite öğrencileri akademik sunum gerçekleştirdi Program öğrencilerin Dr. Melike Gündüz başkanlığında hazırladığı ’Göç Bağlamında Toplumsal Yansımalar’ konulu sunumla devam etti. Kongreye 100 öğrencinin katıldığı ve tüm platformlarda toplam 150 dersin gerçekleştirildiği öğrenildi. Süreci başarıyla tamamlayan 42 öğrenciden 35’i bildirisini tamamlayarak kongre programına dahil olmaya hak kazandı. Yapılan iki aşamalı değerlendirme ve takvim planlaması sonucunda kongrede 29 bildiri sunumu gerçekleştirildi. Kongre 14 Şubat Cumartesi saat 17.00’a kadar devam edecek.
5 binden fazla aday cumartesi günü e-YDS’ye girecek
13 Şubat 2026 Cuma - 12:16 5 binden fazla aday cumartesi günü e-YDS’ye girecek Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), Elektronik Yabancı Dil Sınavı’nın (e-YDS 2026/2) cumartesi günü yapılacağını duyurdu. ÖSYM, 5 binden fazla adayın e-YDS’ye gireceğini açıkladı. Bu cumartesi yapılacak sınavın Adana, Ankara, İstanbul ve İzmir e-sınav merkezlerinde toplam 46 salonda düzenleneceği belirtildi. Saat 13.45 ’te başlayacak sınav için adayların saat 13.30’ dan sonra sınav binalarına alınmayacağının altı çizilirken, adaylara 80 sorudan oluşan test için 180 dakika süre verileceği, ek süre verilmesi uygun görülen engelli adayların ise ilave sürelerini kullanabileceği belirtildi. Sınava giriş belgeleri adayların erişimine açıldı Sınava giriş belgeleri adayların erişimine açıldığı, adayların sınav giriş belgelerini osym.gov.tr adresinden veya AİS uygulaması üzerinden alabileceği açıklanırken, kimlik kartını kaybeden, kimlik kartı bulunmayan veya kimlik kartında kimlik numarası ve fotoğrafı olmayan adaylar için il ve ilçe nüfus müdürlüklerinin sınav günü açık tutulacağı belirtildi. "5 bin 266 aday başvurdu" Gerçekleştirilecek sınav ile ilgili açıklama yapan ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, "2026 yılında ikincisi düzenlenecek e-YDS, İngilizce olarak yapılacak. Sınava 5 bin 266 aday başvurdu. 10 engelli aday bu sınava katılacak. Gaziler ile şehit ve gazilerin eş ve çocuklarının sınav ücretinden muaf tutulması uygulamasından e-YDS/2’de 51 aday yararlandı. Sınavda emniyet görevlisi dahil 322 kişi görev alacak. Sınava katılacak adaylara başarılar, görevlilere kolaylıklar dilerim" ifadelerine yer verdi.
TSE Yönetim Kurulu Başkanı Şahin: "Üniversitelerimizin akademik kapasitesi ile TSE’nin kurumsal tecrübesini aynı hedef doğrultusunda buluşturuyoruz"
13 Şubat 2026 Cuma - 11:31 TSE Yönetim Kurulu Başkanı Şahin: "Üniversitelerimizin akademik kapasitesi ile TSE’nin kurumsal tecrübesini aynı hedef doğrultusunda buluşturuyoruz" Türk Standardları Enstitüsü (TSE) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Sami Şahin, "Üniversitelerimizin akademik kapasitesi ile TSE’nin kurumsal tecrübesini aynı hedef doğrultusunda buluşturuyoruz. Çünkü güçlü bir kalite altyapısı; güvenli üretim, rekabetçi sanayi ve sürdürülebilir ihracat demektir" dedi. TSE ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) arasında, standardizasyon kültürünü üniversite kampüslerine taşımak ve öğrencilere standart bilincini kazandırmak amacıyla iş birliği protokolü imzalandı. İmzalanan protokol kapsamında, üniversitelerde standartlar konusunda eğitim, seminer ve farkındalık çalışmaları yürütüleceği belirtildi. Ayrıca akademik iş birlikleri, ortak projeler ve müfredat çalışmalarına yönelik faaliyetler de protokol çerçevesinde hayata geçirileceği ifade edildi. Düzenlenen imza töreninde açıklamalarda bulunan TSE Başkanı Şahin, standardizasyonun kalite, güvenlik ve sürdürülebilirlik açısından kritik bir rol oynadığını, üniversitelerle kurulacak iş birliği sayesinde gençlere eğitim hayatında standart bilinciyle buluşturmayı hedeflediklerini vurguladı. YÖK Başkan Vekili Prof. Dr. Naci Gündoğan ise, üniversitelerin sanayi ve kamu kurumlarıyla iş birliğinin önemine dikkat çekerek, protokolün öğrencilerin ve akademisyenlerin standartlara yönelik farkındalığını artıracağını ifade etti. Ayrıca düzenlenen protokol ile birlikte, Türkiye genelindeki üniversitelerde standardizasyon alanında eğitim faaliyetlerinin yaygınlaştırılması, staj çalışmalarının artması ve nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi amaçlandığı belirtildi. "Bu protokol ile akademisyenlerimizin standart komitelerine katılımı teşvik edilecek" İmzalanan protokolün YÖK ile TSE arasında bir köprü kuracağını, üniversitelerde düzenlenecek programlar ve çalışmalarla gençlerin daha vizyonlu olacağını belirten TSE Başkanı Şahin, "TSE ile YÖK arasında tesis edilen bu çerçeve; iki kurum arasındaki bir mutabakatın ötesinde, Türkiye’nin üretim, teknoloji ve standardizasyon kapasitesini birlikte geliştirme iradesinin somut bir göstergesidir. Günümüzde kalkınma; yalnızca bilgi üretmekle değil, o bilgiyi standarda dönüştürmekle, uygunluk değerlendirme süreçleriyle güvence altına almakla ve uluslararası sistemle uyumlu hale getirmekle mümkündür. Standart; bilginin disiplinidir. Standardizasyon ise akademi ile sanayi arasında kurulan en güçlü ve en kalıcı köprüdür. Bugün attığımız adım, işte bu köprüyü daha da sağlamlaştırma iradesidir. Üniversitelerimizin akademik kapasitesi ile TSE’nin kurumsal tecrübesini aynı hedef doğrultusunda buluşturuyoruz. Çünkü güçlü bir kalite altyapısı; güvenli üretim, rekabetçi sanayi ve sürdürülebilir ihracat demektir. Uluslararası örnekler göstermektedir ki; üniversiteler ile standardizasyon kuruluşları arasındaki yakın iş birliği, ülkelerin küresel standartların oluşumunda söz sahibi olmasını sağlamaktadır. Akademik birikim standart hazırlama süreçlerine dahil oldukça; ülkeler yalnızca standartları uygulayan değil, standartları şekillendiren konuma yükselmektedir. Bu protokol ile akademisyenlerimizin standart komitelerine katılımı teşvik edilecek, üniversitelerimizle Ar-Ge ve inovasyon projeleri geliştirilecek, uygunluk değerlendirme alanındaki araştırmalar desteklenecek ve eğitim programları yaygınlaştırılacaktır" diye konuştu. "Üniversite laboratuvarları ile TSE altyapısının etkin kullanımı sağlanacak" Protokol ile birlikte üniversitelerin, TSE’ye bağlı altyapıları kullanacağını ve böylelikle öğrencilerin staj imkanlarının güçleneceğini ifade eden Şahin, "Üniversite laboratuvarları ile TSE altyapısının etkin kullanımı sağlanacak; öğrencilerimize staj ve uygulamalı eğitim imkanları sunularak nitelikli insan kaynağımız güçlendirilecektir. Böylece üniversitelerde üretilen bilgi, yalnızca akademik çıktı olarak kalmayacak; standarda dönüşerek üretim hayatına ve sanayiye doğrudan katkı sağlayacaktır. Bilim ile uygulama arasındaki mesafe kısalacak, bilgi ekonomik değere dönüşecektir. Türkiye’nin kalite altyapısı; teknik kapasitenin yanında güçlü insan kaynağı ve kurumsal eşgüdümle gelişir. Biz TSE olarak kaliteyi sadece belgelendirme faaliyetinden ibaret görmüyor; üretim ekosisteminin stratejik bir unsuru olarak değerlendiriyoruz. Bu iş birliği ile yeni teknolojilere yönelik standart çalışmalarının hızlandırılması, uygunluk değerlendirme alanında uzmanlıkların geliştirilmesi ve ülkemizin uluslararası standardizasyon platformlarındaki temsil gücünün artırılması hedeflenmektedir. Aynı zamanda yabancı uyruklu öğrencilere yönelik bilinçlendirme faaliyetleri ile Türkiye’nin standardizasyon alanındaki birikimi daha görünür hale gelecektir. Kalite; sürdürülebilir kalkınmanın temelidir. Standart ise güvenin ve adil rekabetin zeminidir. Üniversitelerimizle birlikte ortaya koyacağımız bu iş birliği modeli; bilginin üretime, üretimin güvene, güvenin ise rekabet gücüne dönüşmesini sağlayacaktır" şeklinde konuştu. "YÖK olarak önceliğimiz; üniversitelerimizin topluma, üretime, sektöre bağlanmasını sağlayan bir ekosistem inşa etmektir" YÖK ile TSE arasında imzalanan protokol ile iki kurum arasındaki iş birliğini başka bir boyuta kavuşturacaklarını vurgulayan YÖK Başkan Vekili Gündoğan ise, "Kurumlarımız arasında böyle bir protokolün imzalanması bir süre önce gündeme gelmiş ve o günden itibaren yürütülen istişarelerin, ortak aklın ve ülkemize dair taşıdığımız sorumluluğun bir sonucu olarak son şeklini almıştır. Yükseköğretim Kurulu olarak önceliğimiz; üniversitelerimizin topluma, üretime, sektöre ve ülkemizin kalkınma hedeflerine daha güçlü bağlarla bağlanmasını sağlayan bir ekosistem inşa etmektir. Bu vizyonu başarıyla hayata geçirmek adına standardizasyon ve uygunluk değerlendirme alanında yetkinlik kazanmamız gerektiğinin bilincinde olarak bu alanlarda ülkemizin güzide kurumlarından biri olan Türk Standartları Enstitüsü ile iş birliğinin son derece mühim olduğuna inanıyoruz. İmzaladığımız protokol, yükseköğretim kurumlarımız ile Türk Standartları Enstitüsü arasındaki iş birliğini çok boyutlu bir yapıya kavuşturacak şekilde hazırlanmıştır. Standardizasyon kültürünün yaygınlaştırılmasından ortak komitelerin oluşturulmasına, çalıştayların ve eğitim programlarının geliştirilmesinden laboratuvar altyapılarının karşılıklı kullanımına, Ar-Ge projelerinde iş birliğinden öğrencilere staj ve uygulamalı eğitim imkanı sağlanmasına kadar pek çok alanı kapsamaktadır. Bu çerçeve, üniversitelerimizin ürettiği teknolojik çözümlerin ulusal ve uluslararası standartlara uygun şekilde geliştirilmesini, test ve analiz süreçlerinin etkin işletilmesini ve ticarileşme aşamasında gerekli desteğin sağlanmasını da mümkün kılacaktır" ifadelerini kullandı. Düzenlenen imza töreni hatıra fotoğrafı çekimi ve karşılıklı hediye takdimi ile son buldu.
Türk ve Japon öğrenciler "Maarif Modeli" ile buluştu
13 Şubat 2026 Cuma - 11:19 Türk ve Japon öğrenciler "Maarif Modeli" ile buluştu Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde, 15 Temmuz Şehitler Fen Lisesi öğrencileri, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" çerçevesinde Japon akranlarıyla çevrimiçi derste bir araya gelerek hem kültürel aktarımda bulundu, hem de yeni eğitim modelini dünyaya tanıttı. Tavşanlı 15 Temmuz Şehitler Fen Lisesi, uluslararası eğitim vizyonu kapsamında yürüttüğü faaliyetlerine bir yenisini daha ekledi. "Online International Exchange Class" (Çevrimiçi Uluslararası Değişim Sınıfı) projesiyle Türk ve Japon öğrenciler, dijital ortamda kurulan köprü sayesinde İngilizce pratik yaparken, kültürel değerlerini karşılıklı olarak paylaştı. Projenin en dikkat çeken noktalarından biri, Türk öğrencilerin ve eğitimcilerin Japon meslektaşlarına ve öğrencilerine Türkiye’nin yeni eğitim vizyonu olan "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli"ni anlatması oldu. Modelin odağında yer alan beceri temelli öğrenme ve yetkinlik geliştirme süreçleri hakkında bilgiler paylaşıldı. "Öğrencilerimizin özgüvenini pekiştiriyor" Proje yürütücüsü olan 20 yıllık İngilizce öğretmeni Fatma Malkoç, etkinliğin önemine değinerek, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında yenilenen müfredatımızla öğrencilerimizin dört temel dil becerisini ve kültürlerarası etkileşimini artırmayı hedefliyoruz. Japonya’daki akranlarıyla gerçekleştirdikleri bu ders, öğrencilerimizin özgüvenini pekiştiriyor. Dil, bir amaca hizmet ettiğinde ve gerçek hayatta karşılık bulduğunda öğrenme çok daha etkili hale geliyor" dedi. Etkinlikte 15 ayrı grup halinde çalışan öğrencilerden 9. sınıf öğrencisi Furkan Yağız Çeltik, kendi grubunun "Zeybek" kültürünü tanıttığını belirtti. Çeltik, "Japon arkadaşlara Zeybek oyununun tarihini, giyilen özel kıyafetleri ve bu oyunun temsil ettiği değerleri İngilizce olarak aktardık. Onlar da bize kendi geleneklerini sundu. Bu etkileşim hem zihnimizi açıyor hem de kültürümüzü dünya çapında temsil etme gururu yaşatıyor" ifadelerini kullandı. Toplamda 30 öğrencinin katılımıyla gerçekleşen online derste, dijitalleşmenin eğitimdeki gücü bir kez daha gözler önüne serildi. Program sonunda, kurulan bu bağın öğrencilerin vizyonlarına ve bireysel gelişimlerine sağladığı katkı vurgulandı.