GÜNDEM - 28 Mart 2026 Cumartesi 11:18

Şehir şehir dolaşarak kokulu kaya tuzu satıyor

A
A
A
Şehir şehir dolaşarak kokulu kaya tuzu satıyor

Çankırı’dan yola çıkarak Edirne’ye gelen Serkan Bektaş, caddelerde kokulu kaya tuzu kokusu satıyor.


Çankırı’dan yola çıkarak Edirne’ye gelen Serkan Bektaş 20 yıldır Türkiye’nin dört bir yanında şehir şehir dolaşarak kokulu Çankırı kaya tuzu ürünlerini vatandaşlarla buluşturuyor. Pazarlarda ve yoğun caddelerde tezgâh açtığını ifade eden Bektaş, buradan elde ettiği gelir ile iki çocuğunu da okutan Bektaş, evinin geçimini de sağladığını vurguladı.


Bektaş, sattığı ürünlerin Çankırı Tuz Mağarası’ndan çıkarılan doğal kaya tuzlarından elde edildiğini ve çeşitli esanslarla hazırlandığını ifade etti. Kokulu kaya tuzlarının özellikle kapalı alanlarda oluşan sigara, yemek ve tuvalet kokularını azalttığını öne süren Bektaş, ürünlerin ev ve iş yerlerinde sıkça tercih edildiğini söyledi.


Ürünlerin araçlarda da kullanılabildiğini belirten Bektaş, farklı koku seçenekleri sayesinde hem ferahlık sağladığını hem de dekoratif amaçla ilgi gördüğünü dile getirdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Balkan şampiyonu basketbolcular, 45 yıl sonra film festivalinde bir araya geldi Balkan Şampiyonluğu Kupası’nı 45 yıl önce Türkiye’ye getiren A Milli Basketbol Takımı oyuncuları, İstanbul Spor Filmleri Festivali’nde bir araya geldi. Türk basketbol tarihinin önemli kırılma anlarından birini konu alan "1981: Türk Basketbolunun Dönüm Noktası" belgeseli, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Yeşilçam Sineması’nda, İstanbul Spor Filmleri Festivali kapsamında izleyicilerle buluştu. 1981 yılındaki şampiyon kadroda yönetici, antnenör ve oyuncu olarak bulunan isimler; dönemin Basketbol Federasyon Başkanı merhum Osman Solakoğlu adına oğlu Kemal Solakoğlu, Remzi Dilli, Ünal Özüak, Atakan Karakaplan, Melih Erçin, Erman Kunter, Efe Aydan, Mehmet Döğüşgen, Necati Güler, Turhan Koray, Emir Turam ve merhum Serdar Koçyiğit adına oğlu Yağız Koçyiğit filmi birlikte izlerken, gösterimin ardından düzenlenen söyleşide de anılarını katılımcılar ile paylaştı. Yapımcılığını Mehmet Altıoklar’ın, yönetmenliğini Ozan Torun’un üstlendiği belgesel, 1981 yılında Türk Milli Basketbol Takımı’nın elde ettiği tarihi başarının, Türkiye’de basketbola bakışı nasıl değiştirdiğini ve "biz de kazanabiliriz" duygusunu nasıl kalıcı hale getirdiğini anlatıyor. Belgesel, yalnızca bir spor başarısını değil; Türk basketbolunda özgüvenin, emeğin, dayanışmanın ve kültürel hafızanın nasıl oluştuğunu da kayıt altına alıyor. Bu yönüyle çalışma, geçmişe dönük bir anma projesi olmanın ötesine geçerek, yeni kuşaklara ilham vermeyi amaçlıyor. Basketbol İçin Destek ve Eğitim Vakfı (BİDEV) tarafından hayata geçirilen çalışma, Türk basketbol hafızasında özel bir yere sahip olan bu dönemi yeniden gündeme taşıyor. BİDEV, Türkiye’de basketbola emek vermiş isimler arasında dayanışmayı güçlendirmek ve basketbolu eğitim yoluyla yeni kuşaklara aktarmak amacıyla faaliyet gösteren bir vakıf olarak, geçmişin birikimini geleceğe taşımayı hedefliyor. Spor tarihi ile sinema anlatısını bir araya getiren "1981: Türk Basketbolunun Dönüm Noktası", festival gösterimiyle birlikte basketbolseverleri, spor tarihine ilgi duyan izleyicileri ve kültürel hafızanın izini süren herkesi aynı salonda buluşturdu.
Bitlis Nemrut’un binlerce yıllık doğal taşları keşfedilmeyi bekliyor Bitlis’in Güroymak ilçesine bağlı Gölbaşı beldesinin Nemrut Kalderası eteklerinde bulunan obsidyen taşları ve diğer değerli taşlar keşfedilmeyi bekliyor. Tatvan, Ahlat ve Güroymak ilçe sınırlarının kesişim noktasında yer alan Nemrut Kalderası, jeolojik yapısı, doğal güzelliği ve keşfedilmeyi bekleyen gizemleriyle dikkat çekmeye devam ediyor. Bölge, hem bilimsel açıdan hem de görsel zenginliğiyle önemli bir doğal miras niteliği taşıyor. Bu zenginlikten payını alan yerlerden biride Güroymak’ın Gölbaşı Beldesi. Nemrut Dağının eteklerinde bulunan beldede yoğun şekilde görülen obsidyenler ve diğer doğal taşlar doğa yürüyüşü yapanların ilgisini çekiyor. Nemrut Krater Dağı’nın oluşum sürecinde meydana gelen ve "volkanik cam" olarak bilinen obsidyen taşları, tarih öncesi çağlardan günümüze uzanan önemli bir doğal miras olarak değerlendiriliyor. Siyah ağırlıklı olmak üzere mor ve mavimsi tonlarda da görülebilen bu parlak taşlar, kırıldığında keskinleşen yapısıyla geçmişte kesici aletler ve süs eşyalarının yapımında kullanıldı. Günümüzde ise hem bilimsel araştırmalar hem de doğa turizmi açısından dikkat çekiyor. Nemrut eteklerindeki Gölbaşı beldesinde yer yer tarlalar ve yürüyüş güzergâhları boyunca rastlanan obsidyenler, bölgenin turizm potansiyelini artırabilecek unsurlar arasında gösteriliyor. Doğa yürüyüşleri sırasında yüzeyde kolaylıkla görülebilen bu taşlar, fotoğraf tutkunları için de görsel bir şölen sunuyor. Uzmanlara göre, bölgede obsidyen dışında farklı mineral ve değerli taş oluşumlarının bulunma ihtimali de dikkat çekiyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan doğa gezgini Mehmet Okay, Nemrut Kalderası eteklerinde yoğun şekilde görülen obsidyen taşlarının bölge için önemli bir değer olduğunu belirtti. Doğa yürüyüşleri sırasında bu taşlara sıkça rastladıklarını ifade eden Okay, "Nemrut’un volkanik geçmişinin izlerini taşıyan obsidyenler hem görsel açıdan dikkat çekiyor hem de bölgenin jeolojik zenginliğini ortaya koyuyor. Bu alanın jeoturizm kapsamında değerlendirilmesi, hem tanıtıma hem de yerel ekonomiye katkı sağlayabilir" dedi. Nemrut Kalderası çevresinde geniş bir alana yayılan obsidyen oluşumlarının kayıt altına alınması, tanıtımının yapılması ve kontrollü şekilde turizme kazandırılması halinde, bölgenin alternatif doğa turizmi rotalarından biri haline gelebileceği belirtiliyor. Özellikle Gölbaşı çevresinde yoğunlaşan bu doğal mirasın, keşfedilmeyi bekleyen önemli bir potansiyel taşıdığı ifade ediliyor.