GÜNDEM - 29 Nisan 2026 Çarşamba 10:41

Arslan, "Düzce depreme karşı güçlü"

A
A
A
Arslan, "Düzce depreme karşı güçlü"

DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Emin Arslan, Düzce’nin kat sınırlaması, hasarlı binaların güçlendirilmesi ve depreme dayanıklı binaların oluşturulması noktasında depreme karşı oldukça güçlü olduğunu söyledi.


Düzce Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi ve Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü tarafından Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen ve örnek bilim toplum buluşmalarına dönüşen Bilim Kafe etkinliğinde, deprem bilinci konusu ele alınarak toplumsal farkındalık oluşturuldu.


Mahpeyker Sultan Kız Öğrenci Yurdu’nda düzenlenen Bilim Kafe’nin açılış konuşmasını gerçekleştiren Düzce Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı ve Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğretim Gör. Duygu Özdemir Cömert, Bilim Kafe etkinlikleriyle bilimin sadece akademik alanlarda değil, hayatın tam merkezinde, toplumla iç içe bir şekilde konuşulmasını amaçladıklarını ifade ederek "Çünkü biliyoruz ki bilim, ancak paylaşıldıkça güçlenir; bilgi, ancak topluma ulaştıkça gerçek değerini bulur" şeklinde konuştu.


Depremi yalnızca afet anında değil, öncesiyle, hazırlığıyla ve bilinç düzeyiyle ele almanın büyük önem taşıdığını belirten Cömert, güvenli şehirler inşa etmenin sağlam yarınlara ulaşmada en temel adımlarından biri olduğuna dikkat çekti.



Düzce Üniversitesi Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Emin Arslan, "Güvenli Şehirler, Sağlam Yarınlar: Deprem Bilinci" adlı sunumuna, depremin ülkemizin bir gerçeği olduğunu hatırlatarak başladı. Ülkemizin yüzde 90’ının deprem tehlikesi altında olduğunu ve ülkemizde 4-7 arasında deprem üreten fayların bulunduğunu belirten Arslan, Düzce Üniversitesi Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak her yıl 12 Kasım’da çalıştaylar düzenlediklerini ve halkın deprem bilincini artıracak çalışmalar yaptıklarını sözlerine ekledi.


Deprem etkilerini minimuma indirmenin yolunun, depreme dayanıklı yapı tasarımına uygun binalar yapmaktan geçtiğinin altını çizen Prof. Dr. Arslan, depremin bir doğa olayı olduğunu, can ve mal kaybına sebep olduğunda afete dönüştüğüne işaret etti. Deprem olmadan önce yaşadığımız binanın depreme dayanaklı olup olmadığının araştırılması gerektiğini dile getiren Arslan, Düzce’nin kat sınırlaması, hasarlı binaların güçlendirilmesi ve depreme dayanıklı binaların oluşturulması noktasında depreme karşı oldukça güçlü olduğunu vurguladı.



Yönetmeliğe uygun ve denetimden geçen binaların yıkılmasının oldukça zor olduğunu ifade eden Arslan, temel ilkelerini yapının toptan göçmemesi ve insanı öldürmemesi şeklinde açıkladı. İyi zemine çok katlı, kötü zemine az katlı bina yapılmasının öneme değinen Arslan, katılımcıların sorularını yanıtlayarak sözlerini sonlandırdı.


Bilim Kafe, Düzce Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı ve Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert tarafından Düzce Üniversitesi Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Emin Arslan’a teşekkür belgesi takdim edilmesi ve günün anısına hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.



Arslan, "Düzce depreme karşı güçlü"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Milletvekili Çalışkan: "Türkiye fizyoterapi için en çok rağbet gören ülke konumunda" İstanbul Gelişim Üniversitesi’nde düzenlenen "Fizyoterapide Kariyer Yolculuğu" etkinliği ile fizyoterapinin geleceği ele alındı. Etkinlikte konuşma yapan TBMM Nevşehir Milletvekili Emre Çalışkan, Türkiye’nin fizyoterapi alanında lider konumda yer aldığını vurguladı. İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü iş birliğiyle, Mehmet Akif Ersoy Konferans Salonu’nda gerçekleşen etkinlik, saygı duruşu ve İstiklal Marşıyla başladı. Fizyoterapinin bugününün ve geleceğinin değerlendirildiği etkinlikte Türkiye Fizyoterapistler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Uzman Fizyoterapist Zafer Aksungur ile TBMM Nevşehir Milletvekili Emre Çalışkan konuşma yaptı. Üniversite öğrencileri, mezuniyet öncesi deneyim kazanıyor Fizyoterapi öğrencilerini mezun olmadan meslek hayatına hazırlamayı planladıklarını belirten TBMM Nevşehir Milletvekili Emre Çalışkan, şu ifadeleri kullandı: "TBMM’deki ilk ve tek fizyoterapist milletvekili olarak, aynı zamanda mesleğimizin kuruluşunda uzun yıllar yöneticilik yapmış biri olarak fizyoterapi öğrencileriyle üniversitelerde buluşuyoruz. Hem deneyimlerimizden bahsediyoruz hem fizyoterapinin dünü, bugünü ve yarınıyla alakalı söyleşiler yapıp öğrencilerin sorularını yanıtlıyoruz. Öğrenci arkadaşlarımızın mezuniyetinden sonrasıyla alakalı şimdiden plan yapmaları için bu toplantıları tertip ediyoruz. Bütün illerde de inşallah yapacağız. Türkiye Fizyoterapistler Derneği’nin organizasyonuyla üniversitelerimizde bunu yapmaya devam edeceğiz. Birçok üniversitedeki arkadaşlarımızı mezuniyetten önce hem bilgilendirmek hem de meslek hayatlarına daha hazırlıklı olmalarını sağlamak için bu söyleşileri planladık." Sağlık turizmine katkı sağlıyor Türkiye’de fizyoterapinin iyi bir noktada olduğunu ve sağlık turizmine katkı sağladığını belirten Milletvekili Çalışkan, "Türkiye özellikle Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı hastanelerle, üniversite hastaneleriyle fizyoterapi alanında Türkiye’de ve dünyada çok iyi bir noktada. Birçok teknoloji artık ülkemizde mevcut. Daha önce hastalarımız yabancı ülkelere gitmek zorunda kalırken, artık sağlık turizmiyle beraber fizyoterapi için ülkemize çok ciddi bir rağbet var. Özellikle hemipleji ve tetrapleji hastalarımızın SGK sisteminde karşılanması sebebiyle de çok ciddi rağbet görüyor. Fizyoterapi alanında şu an hem Orta Doğu’da hem Avrupa’da hem de kıtalararası birçok ülkede en çok rağbet gören ülkelerden biriyiz ve hatta en çok rağbet gören ülkeyiz diyebilirim" diye konuştu. Kalitenin her geçen gün arttığını belirten Milletvekili Çalışkan, Türkiye’de mezun olup fizyoterapist unvanı alan kişilerin birçok ülkede çalışabilme imkanı bulduğunun da altını çizdi. (EK-
Kocaeli İş dünyasında devir değişti: Nitelikli personel arayan işveren öğrencinin ayağına gidiyor Sanayi kenti Kocaeli’de nitelikli iş gücü bulmakta zorlanan sektör temsilcileri, çözümü öğrencilerin yanına gitmekte buldu. İşletmelerinde beklemek yerine meslek liselerine adeta çıkarma yapan iş dünyası, öğrencileri daha okul sıralarındayken istihdama kazandırmak için yoğun çaba harcıyor. Körfez Ticaret Odası (KTO) öncülüğü ve Körfez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi iş birliğiyle, "Körfez Mesleklerinde Yıldızlarını Yetiştiriyor" sloganıyla "3. Sektör ve Öğrenci Kariyer Buluşması" düzenlendi. Etkinlikte öğrenciler, farklı sektörlerden gelen temsilcilerle birebir görüşerek staj, istihdam ve kariyer planlaması hakkında bilgi aldı. Buluşmada mesleki eğitimin önemi ve nitelikli iş gücünün yetiştirilmesine yönelik ihtiyaçlar da ele alındı. Etkinlikte yapılan görüşmelerin, hem öğrencilerin kariyer yolculuklarına yön vermesi hem de sanayinin ihtiyaç duyduğu insan kaynağının karşılanmasına katkı sağlaması hedeflendi. "Körfez’de 4 bin öğrenci meslek liselerinde eğitim görüyor" İlçe Milli Eğitim Müdürü Sergülen Kurt, Körfez’de lise düzeyinde eğitim gören 10 bin öğrencinin yaklaşık 4 bininin meslek liselerinde olduğunu söyleyerek, "Bu oran yeterli değil. Hedefimiz, bu oranı yüzde 50’lerin üzerine, hatta yüzde 60’lara çıkarmaktır" dedi. "Mezun olan 90 öğrenciden 70’ini istihdama kazandırıyoruz" Öğrencileri geleceğin aranan personeli olarak yetiştirmeyi hedeflediklerini belirten Körfez Ticaret Odası Başkanı Recep Öztürk, "Yürüttüğümüz çalışmalarla her yıl ortalama 90 öğrencimizi mezun ediyoruz ve yaklaşık 70’ini istihdama kazandırıyoruz. Bu gençlerimizin 60’ının yani 3’te 2’sinin üye iş yerlerimizde görev alması, kurduğumuz güçlü iş birliğinin en somut göstergesidir. Yaklaşık 15’i üniversite öğrenimine devam ederken, 5’i farklı alanlarda kariyer yolculuğunu sürdürmektedir. Bizler sadece öğrencilerimizin değil, onları yetiştiren öğretmenlerimizin de gelişimini önemsiyoruz" diye konuştu. "İşletmeler öğrencilerle birebir buluşuyor" Etkinliğin temel hedefinin iyi yetişmiş öğrenciler ile işletmelerin birbirini yakından tanımasını sağlamak olduğunu vurgulayan Öztürk, "Bu senaryoda işletmeler öğrencilerle birebir buluşuyor. Öğrenciler işverenlerini, işverenler de öğrencileri seçerek gelecekteki çalışma arkadaşlarını belirleme imkanı buluyor. Öğrencilerimiz ile işletmeler arasında staj yapabilecekleri, birbirlerini tanıyabilecekleri bir ortam oluşturuyoruz. Buradaki amacımız, iyi yetişmiş öğrencilerimiz ile işletmelerimizin karşılıklı olarak birbirini tanımasını sağlamaktır" şeklinde konuştu. Körfez Kaymakamı Uğur Kalkar da, teknolojinin ve yapay zekanın ilerlemesine rağmen gerçek meslek sahibi insanlara geçmişte olduğundan çok daha fazla ihtiyaç duyulacağını vurguladı. Kalkar, "Yapay zekadan sonra meslek çok fazla ihtiyaç kalmayacak gibi bir şey söyleniyor ama bu söylenen şey herhalde meslek liselerimiz için geçerli değil. Dünyanın bundan sonraki dönemde gerçek meslek sahibi insanlara geçmişte olduğundan daha fazla ihtiyacı olacak" ifadelerini kullandı. Mobilya ve İç Mekan Tasarımı Alan Şefi Süleyman Özecik, elektrik, makine ve kimya gibi bölümlere ilginin fazla olduğunu ancak metal ve mobilya gibi alanların daha az tercih edildiğini dile getirdi. Öğrencilerin zaman zaman bilinçsiz tercihlerle bu alanlara yerleştiğini ve devamsızlık oranlarının olduğunu aktaran Özecik, "Bölümümde dönem başında 70 öğrencim vardı, bunların yaklaşık 32’si şu an hiç okula gelmiyor. Bunun nedenlerinden birinin, öğrencilerin ortaokul döneminde yaşadığı pandemi süreci olduğunu düşünüyoruz" dedi. Programa Körfez Kaymakamı Uğur Kalkar, Körfez Belediye Başkan Vekili İbrahim Çırpan, Körfez Ticaret Odası Başkanı Recep Öztürk, İlçe Milli Eğitim Müdürü Sergülen Kurt, ilçe protokolü, oda üyeleri, sektör temsilcileri, okul idarecileri ve rehberlik servisleri ile meslek lisesi öğrencileri ve öğretmenleri katıldı.
Eskişehir Sifon limonata satışlarının havaların ısınmasıyla birlikte artması bekleniyor Eskişehir’de, limon, portakal ve şeker karışımına gazlı su eklenmesiyle elde edilerek satılan ve yaz aylarında bolca tüketilen ’Sifon Limonata’ya talebin, havaların ısınmaya başlaması ile artması bekleniyor. Limonatanın fiyatı, geçen seneye göre yüzde 10-15 oranında arttı. Eskişehir’de yaz aylarının serinletici etkisinden dolayı turistler ve yerli halk tarafından oldukça tercih edilen sifon limonata satışının, havaların ısınmaya başlamasıyla birlikte artması bekleniyor. Eskişehirli 40 yıllık esnaf Mehmet Satır, sifon limonata sisteminin kökeninin Bulgaristan’a dayandığını belirterek, "Sifon limonat ürettiğimiz makine Bulgaristan’dan gelme eski bir makinedir. Biz bu makineyi kendimiz onararak paslanmaz hale getirdik. Eskiden gazoz bu şekilde üretiliyormuş, biz de aynı yöntemle devam ettik. Limon, portakal ve şeker karışımına gazlı su eklenmesiyle elde ediyoruz. Bu işi 40 senedir yapıyoruz. Eskişehir halkı sifonlu içeceği sevdiği için sıcaklarda daha soğuk ve güzel oluyor" şeklinde konuştu. "Fiyatlarda geçen seneye göre büyük bir fark yok" Hizmet verdikleri standın yıl boyunca açık olduğunu ifade eden Satır, "Standımız yaz kış devamlı açık. Kıştan yeni çıktığımız için henüz fazla bir talep olmadı, bundan sonrasını bekliyoruz. Havalar ısındıktan sonra talep daha çok oluyor. Sifon limonata artık Eskişehir’in bir klasiği haline geldi. Fiyatlarda geçen seneye göre büyük bir fark yok, yüzde 10 ile 15 arasında bir fark yaptık. Bizde yaz ve kış fiyatı değişmez; yazın fiyat neyse kışa kadar aynı gider. Mal pahalılaştığında fiyat bir kez değişir, bir daha değiştirilmez. Şu anda portakal orta boy 60, büyük boy 80TL. Sifon limonata ise orta 40, büyük boy 60TL olarak satışa sunuyoruz" diye konuştu.