GÜNDEM - 28 Ocak 2026 Çarşamba 10:12

Tekerlekli sandalye tamir atölyesinde 600 engelliye ücretsiz hizmet

A
A
A
Tekerlekli sandalye tamir atölyesinde 600 engelliye ücretsiz hizmet

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren ve kentte bu alanda tek olan tekerlekli sandalye tamir atölyesi, son bir yıl içerisinde 600 engelli vatandaşa ücretsiz bakım, onarım ve yedek parça desteği sundu.


Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, tekerlekli sandalye tamir atölyesi ile engelli vatandaşların günlük yaşamda bağımsız hareket edebilmesini ve toplumsal hayata aktif katılımını güçlendirmeyi amaçlıyor. Engelli Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışma kapsamında, atölyeye son bir yılda gelen talepler doğrultusunda 600 engelli vatandaşın akülü ve manuel tekerlekli sandalyelerinde bakım, onarım ve yedek parça değişimi yapıldı. Atölye, akülü ve manuel tekerlekli sandalyelerin tüm bakım ve onarım işlemlerini ücretsiz olarak gerçekleştiriyor. Atölyeden yararlanmak isteyen vatandaşlar, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine ait araçlarla evlerinden alınarak Sümerpark Ortak Yaşam Alanında bulunan atölyeye getiriliyor. Bakım ve onarım işlemleri tamamlandıktan sonra vatandaşlar yeniden evlerine bırakılıyor.



‘’Tek atölye olarak çevre illere de hizmet sunuyoruz’’


Engelli Şube Müdürü Emin Baran, tekerlekli sandalye tamir atölyesinin bedensel engelli vatandaşların bağımsız yaşamını destekleyen önemli bir hizmet olduğunu belirtti. Baran, tekerlekli sandalyenin engelli vatandaşlar için yalnızca bir araç olmadığını vurgulayarak, şunları söyledi:


"Tekerlekli sandalye, bedensel engelli vatandaşlar için bağımsızlığın ayrılmaz bir parçasıdır. Sandalyenin bozulması, işe gidememek, okula ulaşamamak, sağlık hizmetlerine erişememek ve evden çıkamamak anlamına geliyor. Diyarbakır’da bu alanda hizmet veren tek atölye Büyükşehir Belediyemiz bünyesindedir. Kentten gelen taleplere bugüne kadar cevap olabildik. Bunun yanı sıra Van, Batman, Şanlıurfa gibi çevre illerden de talepler alıyoruz ve bu taleplere de imkanlar dahilinde yanıt vermeye çalışıyoruz."



‘’Yoğun talep var’’


Atölyeye yönelik yoğun bir talep olduğunu ifade eden Baran, haftalık ortalama 20 tekerlekli sandalyenin tamir edildiğini belirtti. Yapılan işlemler hakkında bilgi veren Baran, "Atölyemizde bakım ve onarımın yanı sıra joystick, akü ve tekerlek değişimleri de yapılıyor. Bedensel engelli vatandaşların günlük yaşamlarını bağımsız bir şekilde sürdürebilmeleri için atölyemiz hafta içi her gün 08.00-17.00 saatleri arasında hizmet veriyor. Eşit ve erişilebilir bu hizmeti kamusal bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu nedenle atölyemizden faydalanmak isteyen tüm bedensel engelli vatandaşları Sümerpark Ortak Yaşam Alanı’na davet ediyoruz" dedi.



Diyarbakır Bedensel Engelliler Derneği Başkanı Ömer Askan da Büyükşehir Belediyesinin engellilere yönelik çalışmalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Askan, "Akülü sandalye, tekerlekli sandalye, koltuk değneği ve benzeri ihtiyaçlarımız olduğunda Büyükşehir Belediyesi engelli atölyesi bu ihtiyaçlarımızı karşılıyor. Özellikle kış aylarında engelli vatandaşların ulaşımı konusunda çok önemli ve kıymetli hizmetler sunuluyor. Engelli vatandaşlar evlerinden alınıp işlemleri yapıldıktan sonra tekrar evlerine bırakılıyor" diye konuştu.



‘’Yapılan tadilat ve tamiratlar çok önemli’’


Atölyede yapılan çalışmaların hayati önem taşıdığını vurgulayan Askan, sözlerini şöyle sürdürdü:


‘’Biz engelliler için tekerlekli sandalyemiz, akülü sandalyemiz ve koltuk değneğimiz bizim ayaklarımızdır. Büyükşehir Belediyesi bu konuda gerçekten çok önemli çalışmalar yürütüyor. Akülü ve manuel tekerlekli sandalye dağıtımları ile yapılan tadilat ve tamiratlar bizim için büyük bir ihtiyaç. Çünkü bu tür ihtiyaçları kendi imkanlarımızla karşılamamız çoğu zaman mümkün olmuyor. Bu nedenle Engelli Atölyesi’nin sunduğu hizmetler bizim için çok kıymetli."



Tekerlekli sandalye tamir atölyesinde 600 engelliye ücretsiz hizmet

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Aydın’da soğuk hava sebzeyi vurdu, tarlada verim düştü Aydın’da geçtiğimiz hafta etkili olan kırağı ve don nedeniyle sebze üreticileri verim kaybı yaşarken, mahsul tarlada kalmasın diye geç hasada devam ediliyor. Önemli tarım merkezlerinden Aydın’da bu yıl etkili olan soğuk hava, sebze üretimini olumsuz etkiledi. Kırağı ve don nedeniyle sebzelerde yanmalar meydana gelirken, birçok üretici verim kaybı yaşadı. Soğuklar sebebiyle tarlalara geç girilirken, hasat dönemleri de gecikti. Acarlar Mahallesi’nde uzun yıllardır çiftçilikle uğraşan 51 yaşındaki Güven Seçen, kış aylarında yaşanan kırağı nedeniyle sebzelerin gelişiminin yavaşladığını söyledi. Seçen; ""Kış aylarında kırağı sebebiyle tarlaya geç giriyoruz. Sebzeler tam büyümüyor, gelişim yavaşlıyor. Geç kalıyoruz ama emeğimizi kurtarmak için hasadımızı yapıyoruz. Şu an roka ve ıspanak hasat ediyoruz" dedi. Roka fiyatlarının bu yıl düşük seviyelerde kaldığını ifade eden Seçen, "Giderler artınca tabi zorlanıyoruz ama bir şekilde idare ediyoruz. Tarlada rokanın kilosu 5 TL. Fiyatlar kurtarmıyor ama mahsul tarlada kalmasın diye hasat yapıyoruz. Giderler arttı, zorlanıyoruz ama idare etmeye çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Yaklaşık 30 yıldır çiftçilik yaptığını belirten Seçen, geçmiş yıllarla bugünü kıyaslayarak, "Önceden emeğimizin karşılığını alabiliyorduk. Şu anda kazancımızın büyük bölümü kayboluyor. Soğuk vurunca verim de düşüyor" diye konuştu. Don olaylarının verimi ciddi şekilde etkilediğini söyleyen Seçen; "Normalde dönümde 500 kilo ürün alıyoruz. Don olduğunda bu miktar 200 kiloya kadar düşüyor. Bu yıl özellikle ıspanak ve rokayı soğuk vurdu" dedi.
Ardahan Çıldır Gölü’nde paraşütle uçma heyecanı yaşandı Ardahan’ın doğal güzellikleriyle ünlü Çıldır Gölü, bu kez adrenalin dolu bir ana sahne oldu. Kış aylarında yüzeyi tamamen donan göl üzerinde bir sporcu, paraşütle uçarak, unutulmaz anlar yaşadı. Ardahan’ın kış aylarında tamamen donan ve eşsiz manzaralar sunan Çıldır Gölü, bu kez paraşütle yaşanan heyecana sahne oldu. Göl üzerinde paraşütle havalanan sporcu, izleyenlere adrenalin dolu anlar yaşattı. Uygun hava şartlarının oluşmasıyla birlikte gerçekleştirilen uçuşta, beyaz örtüyle kaplanan Çıldır Gölü’nün üzerinde süzülen paraşüt dikkat çekti. Renkli görüntüler oluşturan etkinlik, göl çevresinde bulunan vatandaşlar ve ziyaretçiler tarafından ilgiyle izlendi. Bazı vatandaşlar bu anları cep telefonlarıyla kaydederek sosyal medya hesaplarında paylaştı. Çıldır Gölü’nün kış manzarasıyla birleşen paraşüt gösterisinin görsel bir şölen sunduğunu ifade eden atlı kızakçı Birol Kaya, "Çıldır Gölü üzerinde birçok etkinlik düzenleniyor. Şu anda gördüğünüz de bir sporcu arkadaşımız da paraşüt kaldırmaya çalışıyor. Burada atlı kızaklar, motorlu kızaklar, rahvan atlar bulunmakta. Buraya gelen yerli ve yabancı turistler birçok etkinlik düzenlemekte. Çıldır gölü buzla ve karla kaplı bir alan. Uzaktan bakan diyor ki, ’Göl üzerine çıksak üşürüz ve donarız’ ama oysaki buranın öyle bir güzelliği var ki insanın içini ısıtıyor" diye konuştu.
İstanbul AB-Asya ticaret açılımının kilit oyuncusu Türkiye İSTANBUL (İHA) – HİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Yük Taşımacılığı ve Lojistik Hizmetleri Komitesi Başkanı Murat Baykara, ‘‘2025 yılı kasım ayı itibariyle yıllıklandırılmış olarak lojistik ve taşımacılık ihracatı 42 milyar 250 milyon dolara ulaşırken, bunun 19 milyar 570 milyon dolarlık kısmı yük taşımacılığı ihracatı olarak kaydedildi" dedi. Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB) Yük Taşımacılığı ve Lojistik Hizmetleri Komitesi, sektörün 2025 yılına ilişkin değerlendirmelerini ve 2026 sonrası hedeflerini paylaşmak üzere basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan HİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Yük Taşımacılığı ve Lojistik Hizmetleri Komitesi Başkanı Murat Baykara, lojistik ve yük taşımacılığı sektörünün yalnızca hizmet ihracatı açısından değil, Türkiye’nin mal ticaretinin sürdürülebilirliği açısından da kritik bir rol üstlendiğini vurguladı. Baykara, "Lojistik ve yük taşımacılığı sektörü; iç pazar büyüklüğü, ihracata sağladığı katkı ve mal ticaretini mümkün kılması nedeniyle ülkemizin en stratejik hizmet sektörlerinden biridir. 2024 yılında Türkiye, 40 milyar doların üzerinde lojistik ve taşımacılık ihracatı gerçekleştirirken, bu rakamın yarısına yakını yük taşımacılığından oluştu. 2025 yılı kasım ayı itibariyle yıllıklandırılmış olarak lojistik ve taşımacılık ihracatı 42 milyar 250 milyon dolara ulaşırken, bunun 19 milyar 570 milyon dolarlık kısmı yük taşımacılığı ihracatı olarak kaydedildi" dedi. ‘‘Üye sayısı 3 yılda 2,5 kat arttı’’ Sektörün kurumsal kapasitesindeki büyümeye de dikkat çeken Baykara, "2022 Ocak ayından bu yana yük taşımacılığı ve lojistik hizmetleri sektöründe faaliyet gösteren Birliğimiz üyesi firma sayısı 255’ten 701’e yükseldi. Bu artışla birlikte sektörümüz, HİB bünyesinde üye sayısı açısından üçüncü sıraya yerleşti. Komitemizin ulusal ve uluslararası alanda çalışmaları, sektörün istek öneri ve sorunlarının çözümü, sektörel destek, kredi, fuar olanakların hayata geçirilmesi sonucunda oluşan bu tablo, sektörümüzün dinamizmini ve ihracat potansiyeline olan güveni, açıkça ortaya koyuyor" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin güçlü ulaşım altyapısının sektöre önemli bir rekabet gücü sağladığını belirten Baykara, liman, havalimanı, karayolu, demiryolu ve stratejik lojistik tesislerin birlikte çalışabildiği bir yapının Türkiye’yi bölgesel bir lojistik merkez haline getirdiğini söyledi. Baykara, "Karayoluyla bin – bin 200 kilometrelik, havayoluyla ise 3 saatlik uçuş mesafesinde erişilebilen geniş bir talep havzasına sahibiz. Buna düşük riskli ekonomik ortam, güçlü küresel bağlantılar, hizmette verimlilik ve kalifiye iş gücü eklendiğinde Türkiye lojistikte benzersiz bir konuma sahip" diye konuştu. Kara, hava, deniz ve demiryolunda güçlü büyüme Uluslararası yük taşımacılığında karayolunun özellikle AB ve sınır komşularıyla ticarette belirleyici rol oynadığını vurgulayan Baykara, "Son 10 yılda karayolu ile taşınan ihracat yaklaşık yüzde 55 arttı. 2014’te 55,3 milyar dolar olan karayolu taşımacılığı ihracatı, 2024’te 85,8 milyar dolara ulaştı" dedi. Deniz taşımacılığında ise 2014-2024 döneminde konteyner taşımacılığının TEU bazında yüzde 62, elleçlenen yük miktarının ise ton bazında yüzde 38 arttığını aktaran Baykara, liman altyapısının güçlendirilmesinin kritik önem taşıdığını vurguladı. Baykara, limanların demiryolu bağlantılarının geliştirilmesi, depolama alanlarının artırılması ve transit taşımacılığı kolaylaştıracak uygulamaların devreye alınmasının Türkiye’nin küresel rolünü güçlendireceğini ifade etti. Havayolu taşımacılığının ihracattaki payının değersel olarak yüzde 13 seviyesinde olduğunu belirten Baykara, 2013’ten bu yana ton bazında ortalama yüzde 47’lik bir artış yaşandığını söyledi. Baykara, "Demiryolu taşımacılığında ise Türkiye, Avrupa’dan Orta Asya ve Çin’e uzanan hatlarda önemli bir geçiş ülkesi konumunda. Altyapı yatırımlarının artırılmasıyla bu alandaki potansiyel daha etkin kullanılacaktır diye düşünüyoruz" dedi. ‘‘Orta Koridor ve Kalkınma Yolu önemli’’ Baykara, önümüzdeki beş yıllık süreçte üç katına çıkacağı hesaplanan Avrupa- Asya ticaretinde en verimli alternatiflerden biri olan Orta Koridor’un, Türkiye’yi küresel transit taşımacılığın merkezlerinden biri haline getirme potansiyeli taşıdığını belirterek, "Orta Koridor, Kalkınma Yolu, Via Carpatia ve Kuşak-Yol projeleriyle kesişen bu süreçte Türkiye’nin rolü daha da güçleniyor. HİB koordinasyonunda, bu koridorların etkinliğini artıracak analizler yapılacak ve Türkiye liderliğinde gerekli adımlar için uluslararası lobi çalışmaları yürütülecek" dedi. Bu kapsamda 2025 yılında HİB Yük Taşımacılığı ve Lojistik Hizmetler Komitesi olarak yürütülen kapsamlı araştırmalar hakkında da bilgi paylaşan Baykara, Hazar Geçişli Orta Koridorun artık sadece alternatif bir ulaşım koridoru olmaktan çıkarak, global bir ticaret rotası, küresel ticaret için son derece kritik hale gelen bir altyapı olduğunu kaydetti. Baykara ayrıca araştırma sonuçlarının Orta Koridorun dünya ticaretine vaat ettiği daha kısa mesafelerde, daha hızlı transit süreleri, daha düşük maliyet ve güvenilirlik avantajlarının sağlanabilmesi için Avrupa Birliği’nin son dönemde Orta Asya’yı stratejik bir öncelik olarak tanımlayıp bu bölgeye yönelik yatırımlarını hızla yoğunlaştırdığını ifade etti. Baykara, AB’nin aradığı rekabetçi geleceği inşa edebilmek için Orta Koridorun sürdürülebilirliğinin anahtarı konumundaki Türkiye ile lojistik bağlantılarını acilen sorunlardan arındırması ve güçlendirmesi gerektiğini net bir şekilde ortaya koyduğunu vurguladı. Türk taşımacılarının, tır sürücülerinin ve ticaret erbabının tarihsel olarak Kafkasya-Orta Asya bölgesiyle ticarette edindiği uzmanlık ve tecrübelerle AB’li işletmelere rehberlik edebilecek yetkinlikte olduğunu da ifade eden Baykara, "AB’nin altıncı en büyük ticaret ortağı ve Avrasya lojistiğinde önemli bir merkez olan Türkiye, yitirdiği rekabet gücünü yeniden yakalama arayışındaki Avrupa Birliği için Orta Koridor üzerinden dünyanın en verimli enerji ve kritik hammadde kaynaklarına sürdürülebilir şekilde erişiminin anahtarını elinde tutuyor. Ancak Türkiye ve AB ülkeleri arasındaki ticaretin lojistiğinde yaşanan karayolu transit kotaları ve sürücü vizeleri gibi tarife dışı kısıtlamalar, yarısından fazlası karayoluyla gerçekleşen AB-Türkiye ticaret akışlarının maliyetini artıran verimsizliklere yol açmakla kalmayıp, AB’li şirketlerin Kafkasya ve Orta Asya ile ticaret bağlantılarını geliştirmelerini de engelliyor" dedi. Baykara, vize kısıtlamaları ve kota sınırlamalarının Türkiye-AB ticaretine getirdiği ek maliyetlerin yükseldiğine dikkati çekerek, kritik AB koridorlarında ticaret lojistiğinde verimsizlik oluşturan kota kısıtlamalarının AB-Türkiye lojistik ilişkilerinde yapılacak acil ve makul düzenlemeler yoluyla kaldırılması halinde, Türkiye’nin AB’ye ihracat kapasitesinde yüzde 12 düzeyinde artış sağlanabileceğini açıkladı. ‘‘Net hedefler, net yol haritası’’ Sektörün güçlü yanlarını ve fırsatlarını net biçimde gördüklerini vurgulayan Baykara, "Coğrafi konumumuz, güçlü ulaşım altyapımız, güçlü taşımacılık ve lojistik firmalarımız, THY Cargo’nun küresel ağı, uygun iş gücü maliyetleri ve dünya ticaretinin güncel gereksinimleri ve krizlerle başa çıkma endişeleri doğrultusunda geliştirilen uluslararası taşımacılık koridorlarında stratejik konumda yer almamız en önemli avantajlarımız. Yurt dışı yatırım fırsatları, sınır komşularımızla yapılabilecek iş birlikleri ve alternatif güzergâh potansiyeli ise önümüzdeki dönemin en büyük fırsat alanları" diye konuştu. Baykara, sektör olarak hedeflerini "Mal ihracatıyla birlikte büyüyerek yük taşımacılığı ve lojistik gelirlerimizi orta vadede 40 milyar doların üzerine çıkaracağız. 2030 yılında Asya-Avrupa taşımalarında Türkiye’nin transit gelir payını yüzde 30’a yükseltmek hedefindeyiz. Ayrıca, Orta Koridor’u en cazip güzergah haline getirmek, e-ticaret taşımacılığında bölgesel merkez olmak, lojistik maliyetlerini azaltmak ve Dünya Bankası Küresel Lojistik Performans Endeksi’nde ilk 25 ülke arasına girmek istiyoruz. Sınır geçişlerini hızlandırarak ihracatta beklemeleri azaltmak da öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor" sözleriyle özetledi.