POLİTİKA - 24 Kasım 2025 Pazartesi 10:46

Erdemliler Hareketi Derneği Diyarbakır Temsilcisi Kaymaz: ’’Terörün bittiği yerde huzur büyür’’

A
A
A
Erdemliler Hareketi Derneği Diyarbakır Temsilcisi Kaymaz: ’’Terörün bittiği yerde huzur büyür’’

Erdemliler Hareketi Derneği Diyarbakır Temsilcisi Atilla Kaymaz, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı liderliğinde Cumhur İttifakının güçlü iradesiyle terörün kökünden temizlendiği yeni bir döneme emin adımlarla ilerlediğini söyledi.


Kaymaz, Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı liderliği ve Cumhur İttifakının güçlü iradesiyle, terörün kökünden temizlendiği yeni bir döneme emin adımlarla ilerlendiğini aktaran Kaymaz, ‘Bu millet teröre boyun eğmeyecek’ anlayışının artık sadece bir söz değil, şehir şehir, bölge bölge hissedilen bir gerçekliğe dönüştüğünü söyledi. Kaymaz, ‘’Huzurun arttığı, güvenin pekiştiği bu süreç, Türkiye’nin yarınlarına duyulan umut ve inancı daha da güçlendirmektedir. Ancak bu yürüyüş devam ederken, geçmişin karanlık odakları, özellikle FETÖ artıkları ve onların gizli destekçileri, terörsüz bir Türkiye hedefinin bozulmasını isteyen söylemler ve manipülatif girişimlerle yeniden sahneye çıkmaya çalışmaktadır. Fitne üretmek, birlik ve dirliği zedelemek, süreci sabote etmek için türlü yollar denenmektedir. Fakat devlet aklı tüm açıklığıyla uyandadır, milletin feraseti ise bu oyunların tamamını boşa çıkaracak güçtedir. Devlet Bahçeli’nin yıllardır dile getirdiği ‘Türkiye’nin bekası her şeyden önce gelir’ sözü, bugün devlet politikalarının merkezinde durmaktadır. Bu ülkenin bir evladı olarak, Terörsüz Türkiye idealini yürekten destekliyor ve bu sürecin hiçbir şekilde akamete uğratılmaması gerektiğine inanıyorum. Çünkü terörün bittiği yerde huzur büyür, huzurun olduğu yerde birlik kök salar, birliğin güçlendiği yerde ise Türkiye kazanır. Devletimizin kararlı mücadelesinin yanında dimdik durarak bu tarihi yürüyüşü tamamlamak, hepimizin ortak sorumluluğudur. Türkiye, terörün gölgesinden tamamen çıkmış, daha güçlü ve daha müreffeh yarınlara mutlaka ulaşacaktır’’ dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ardahan Ardahan’da kış mevsiminin uzaması hayvancılığı vurdu Türkiye’nin en fazla kar alan illerinin başında gelen Ardahan’da kış mevsiminin uzaması, besicileri zor durumda bıraktı. Ardahan’da kar yağışı ve soğuk hava nedeniyle üreticiler hayvanlarını meralara çıkaramadıkları için zor günler yaşıyor. Kış mevsiminin uzun sürmesi, özellikle hayvancılıkla uğraşan üreticiler için ciddi bir ekonomik baskı oluşturuyor. Soğuk hava şartları nedeniyle hayvanların mera yerine kapalı alanlarda daha uzun süre beslenmesi gerekiyor. Bu da yem tüketimini artırarak, maliyetleri yükseltiyor. Özellikle Ardahan gibi kışın sert geçtiği kentlerde üreticiler, aylarca süren kar örtüsü nedeniyle hayvanlarını dışarı çıkaramıyor. Bu durum saman, arpa ve fabrika yemine olan talebi artırırken, fiyatların da yükselmesine yol açıyor. Ardahan’ın Damal ilçesine bağlı Seyitören köyünde hayvancılık yapan Suat Cankat, "Kışın uzun sürmesi ve son zamanlarda yem maliyetlerinin artması hayvancılığı olumsuz etkiledi" dedi. Cankat, karla kaplı araziye rağmen hayvanları araziye çıkartmak zorunda kaldıklarını söyleyerek, ’’Gördüğünüz gibi her yer bembeyaz. Bu yıl kış uzun sürdü. Hayvanlarımızı kapalı alanlarda yemliyoruz. Ve şu anda samanın tonu 12-13 bin lira, otun tonu ise 15 bin lira. Çiftçi perişan durumda, ne ot ne de saman kaldı. Baharın geleceği yok ve bir ay daha var baharın gelmesine. Ot ve saman karaborsaya düşmüş ve fırsatçılar iş başında’’ dedi. Yem fiyatlarındaki artış, üreticinin kar marjını ciddi şekilde düşürüyor. Bazı üreticiler maliyetleri karşılayamadığı için hayvan sayısını azaltmak zorunda kalırken, bazıları ise zararına üretim yapıyor. Uzayan kış aynı zamanda doğum dönemlerini ve hayvan sağlığını da olumsuz etkileyerek, verim kaybına neden oluyor. Uzmanlar, bu tür mağduriyetlerin önüne geçilmesi için yem desteği, düşük faizli kredi ve mera ıslahı gibi önlemlerin artırılması gerektiğini belirtiyor. Aksi halde bölgedeki hayvancılığın sürdürülebilirliğinin tehlikeye girebileceği ifade ediliyor.