GÜNDEM - 20 Mayıs 2026 Çarşamba 10:33

Diyarbakır’da yetim çocuklara bayramlık hediyesi

A
A
A
Diyarbakır’da yetim çocuklara bayramlık hediyesi

Avrupa Yetimeli Derneği, Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde Kurban Bayramı öncesi yetim ailelere ve çocuklara bayramlık ve çeşitli yardımlarda bulundu.


Avrupa Yetimeli Derneği, yetimleri ve ailelerini sevindirmeye, bayram coşkusunu onlara hissettirmeye devam etti. Avrupa Yetimeli Derneği yardım gönüllüsü Fikri Akkılıç, derneğin bölgede yetim ailelerin sağlık, gıda, eğitim ve sosyal ihtiyaçlarını giderdiğini söyledi. Akkılıç, ’’Bunun yanı sıra yine buralarda kurban kesimleri de yaparak sofralarına bereket ve sevgi paylaşımına vesile olmaktadır. Kurban Bayramı öncesi Çermik ilçemizde 18 yetime bayramlık giysi giydirme ve 20 ailemize de alışveriş hediye kartı dağıtımı yaparak kendilerine bayram öncesi bir sevinç yaşamalarına vesilesi olmuştur’’ dedi.



Diyarbakır’da yetim çocuklara bayramlık hediyesi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Büyükakın’dan İzmir’e: "Sabır diliyorum" Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, İzmit Körfezi Dip Çamuru Temizliği projesine yönelik eleştirilere, İzmir Körfezi’ndeki çevre sorunlarını örnek göstererek yanıt verdi. Büyükakın, "Buradan İzmir’e de sabır diliyorum. İnşallah orası da yakın zamanda AK Parti belediyeciliğiyle tanışır" dedi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi mayıs ayı meclis toplantısının ikinci oturumu gerçekleştirildi. Toplantıda CHP grubunun dünyanın en büyük çevre temizlik projelerinden olan "İzmit Körfezi Dip Çamuru Temizliği" hakkındaki eleştirilerini yanıtlayan Büyükakın, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının konuyla ilgili açıklamalarında ciddi bir manipülasyon olduğunu belirtti. Büyükakın, "Bakın, İzmir’de altyapı yatırımları yapılmıyor. Yağmur suyu hatları ile kanalizasyon hatları aynı borudan akıyor. Bu durumda arıtma tesisleri çalışmaz. Yağmur yağdığı zaman sistem çöker ve yeniden çalışır hale gelmesi 20 gün ile 1 ay arasında sürer. Bu süreçte kanalizasyon doğrudan denize gider. Deniz adeta foseptik gibi kullanılmış olur. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın söylediği şey çok net; ’Önce arıtma tesislerini çalıştırın, yağmur suyu hatlarını kanalizasyon hatlarından ayırın. Altyapı yatırımını yapın, sonra dip çamuru temizliği çalışmasını birlikte yapalım’ Kimse ’Yapmayız’ demiyor ama onlar üzerine düşeni yapmadığı için arıtma tesisleri çalışmıyor" dedi. "Denize çamur gitmeye devam ederken dip çamurunu temizlemenin mantığı olmaz" Kocaeli’de 23 arıtma tesisinin çalıştığına dikkati çeken Büyükakın, "Bu tesisler sayesinde yılda yaklaşık 130 bin ton çamur denize gitmiyor. Eğer biz arıtma tesislerini çalıştırmasaydık ve sonra Bakanlığa ’Gelin denizdeki çamuru temizleyelim’ deseydik, bize de ’Önce arıtma tesislerini çalıştırın’ derlerdi. Denize çamur gitmeye devam ederken dip çamurunu temizlemenin mantığı olmaz. Buradaki mesele budur. İzmir’de ayrıca ’Gelin siz yapın’ deniliyor. Bizim yaptığımız projede bütçenin üçte birini Kocaeli Büyükşehir Belediyesi karşılıyor. Yaklaşık 50 milyon dolarlık kısmı Büyükşehir’in bütçesinden çıkıyor. Yani toplamda 2.5 milyar TL’ye yakın kaynak Büyükşehir bütçesinden karşılanıyor" diye konuştu. "İzmir’e sabır diliyorum" Başkan Büyükakın, sözlerini şöyle tamamladı: "Ciddi bir sorun var. ’İzmir Körfezi bu milletin değil mi?’ yaklaşımı akla ziyan bir yaklaşım. Oradaki belediye başkanının öncelikle yapması gereken şey arıtma tesislerini çalıştırmak ve yağmur suyu hatlarını kanalizasyon hatlarından ayırmaktır. Çünkü yağmur suyu ve kanalizasyon aynı hatta aktığında arıtma tesisi çöker. Böyle bir durumda denizin çamurunu temizlemenin de anlamı olmaz. Dolayısıyla burada kamuoyu çok ciddi şekilde manipüle ediliyor. Dediğim gibi slogan kısmında başarılı olabilirler ama icraat kısmı maalesef içler acısıdır. Buradan İzmir’e de sabır diliyorum. İnşallah orası da yakın zamanda AK Parti belediyeciliğiyle tanışır ve gerekli çalışmalar yapılır diyorum."
Antalya Dosya raftan indirildi kaybolduktan 20 yıl sonra cinayet ortaya çıktı Muğla’nın Fethiye ilçesinde 20 yıl önce kaybolan Yasemin Değirmenci’nin farklı bir kayıp olayına ilişkin alınan ifadelerde 2006 yılında tüfekle öldürülerek gömüldüğü yönünde bilgilere ulaşılmasının ardından yeniden açılan dosyada ikinci duruşma görüldü. Davada tutuklu kadın sanık Tursun Karabulut savunmasında "Beni zaten kan tutar. Mahkeme aşamasındaki beyanlarımı tekrar ediyorum, emniyette verdiğim ifadeleri reddediyorum, sol göğsümde kitle ve rahim kanserine doğru evrilmekte olan hastalığım vardır, tahliyemi istiyorum" dedi. Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından faili meçhul olayların aydınlatılmasına yönelik başlatılan çalışma çerçevesinde Muğla İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ile Fethiye İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 2006 yılında kaybolan Yasemin Dermenci’ye ilişkin dosyayı yeniden ele aldı. Geçen yıl farklı bir kayıp olayına ilişkin alınan ifadelerde, Dermenci’nin 2006 yılında tüfekle öldürülerek gömüldüğü yönünde bilgiler ortaya çıktı. Bunun üzerine ekipler teknik ve fiziki takip başlattı. Yapılan çalışmalar sonucunda olaya karıştığı değerlendirilen Tursun Karabulut (41) ile Ö. D. (45) yakalanarak gözaltına alındı. Ormanlık alanda kemikler bulundu Gözaltına alınan şüphelilerden Tursun Karabulut ifadesinde; Yasemin’i o dönem eşi ile ilişkisi olduğu gerekçesiyle öldürdüğünü ve Ö.D.’den de yardım alarak ormana gömdüklerini itiraf etti. Tursun Karabulut’un Antalya’nın Korkuteli ilçesinde gösterdiği ormanda kepçe ile yapılan aramada, Yasemin Dermenci’ye ait olduğu değerlendirilen insana ait kemikler bulundu. Kemiklerle ilgili DNA araştırması başlatıldı. Polisteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Tursun Karabulut ile Ö.D. tutuklandı. Duruşma öncesi Ö.D. serbest bırakılırken, dosyada adı ’tanık’ olarak yer aldı. 20 yıl önce kaybolan Yasemin Dermenci’nin öldürülmesine ilişkin Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ikinci duruşmasına tutuklu sanık Tursun Karabulut ile avukatı katıldı. Duruşmada savunma yapan Karabulut, emniyet aşamasındaki ifadelerinin baskı altında alındığını iddia ederek suçlamaları kabul etmedi. "Beni kan tutar" Mahkemede sağlık sorunları ve ailevi durumunu da anlatan Karabulut, "2 tane çocuğum var, bir tanesi trafik kazası geçirdi, ayağı kırıldı, mağdur durumda. Uzun süredir tutukluyum, mağdurum, tahliyemi istiyorum. Eşimin kardeşi D.C., olay sonrası kendimi öldürmeye çalıştığımı söylemiş, bu doğru değildir, beni zaten kan tutar. Mahkeme aşamasındaki beyanlarımı tekrar ediyorum, emniyette verdiğim ifadeleri reddediyorum, sol göğsümde kitle ve rahim kanserine doğru evrilmekte olan hastalığım vardır, tahliyemi istiyorum" dedi. "Eski eşim, sürekli üzerime yabancı kadınlar getiriyordu" Sanık Tursun Karabulut ilk duruşmadaki savunmasında ise eski eşi T.C.’nin olay günü maktul Yasemin Dermenci’yi eve getirdiğini ileri sürerek, "Eski eşim T.C., sürekli üzerime yabancı kadınlar getiriyordu. O gün de maktulü üzerime getirdi. Birlikte alkol aldılar. Maktul önceden de bizim eve gelip gidiyordu ancak kalmıyordu. İlk defa o gün bizde kaldı. Eşimle birlikte yattılar. Sonra eşimle aralarında tartışma çıktı. Eşim iç çamaşırı ile dışarı çıktı. Eşim eline silah veya tüfek aldı. Kadına ateş etti. Kadının neresinden vurulduğunu görmedim. Daha sonra eşim diğer odaya geçip telefonla birkaç adam çağırdı. Eve gelen adamlarla birlikte cesedi eşimin otomobiline yükleyip gittiler. Cesedi nereye götürdüler bilmiyorum. Suçsuzum. Beraatimi ve tahliyemi istiyorum. Eski eşim beni başka erkeklere de pazarlıyordu" ifadelerini kullanmıştı. Mahkeme heyeti, dosyada yer alan tanıkların dinlenmesine ve sanık Tursun Karabulut’un tutukluluk halinin devamına karar verdi. Duruşma, eksik hususların giderilmesi amacıyla ileri bir tarihe ertelendi.
Denizli Boşandığı eşini öldürüp gömdüğünü 10 yıl sonra itiraf eden eski koca adliyeye sevk edildi Denizli’de 10 yıl önce kaybolan Ayşen Aycan’ı öldürdüğünü emniyetteki ifadesinde itiraf eden katil zanlısı eş adliyeye sevk edildi. Olay, Denizli’nin Çivril ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, 2016 yılında eşi Turgay Begdeda’dan boşanan Ayşen Aycan, Çıtak Mahallesi’nde yaşayan annesi Cemile Aycan’ın yanına yerleşti. Boşandıktan sonrada çocuk nedeniyle ara ara görüştükleri öğrenildi. 2016 yılında Turgay B., tarafından annesinin evinden alınan Ayşen Aycan’dan o günden sonra bir daha haber alınamadı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in faili meçhul dosyaların araştırılması talimatı üzerine Çivril Cumhuriyet Başsavcısı Abdullah Furkan Sünbül, Ayşen Aycan dosyasını tekrardan ele aldı. Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Denizli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri titizlikle soruşturmayı yürüttü. Anne ve eski eşin aralarında bulunduğu 6 şüpheli gözaltına alındı Yürütülen soruşturma kapsamında Cinayet Büro Amirliği ekipleri Ayşen Aycan’ın annesi Cemile Aycan’ı, eski eşi Turgay Begdeda’yı, Turgay Begdeda’nın anne ve babası ile birlikte Turgay B’nin iki arkadaşını şüpheli olarak belirledi. 19 Mayıs Salı günü polis ekipleri şüphelilerin bulunduğu değerlendirilen 8 adrese eşzamanlı şafak operasyonu düzenledi. Emniyette sorguya alınan şüphelilerden Turgay B., çapraz sorguda cinayeti itiraf etti. Evden aldıktan sonra çıkan tartışma sonrası öldürmüş Turgay Begdeda’nın cinayet itirafında olay günü Ayşen Aycan’ı annesinin evinden aldığı ve arabayla gezintiye çıktıklarını söyledi. Bir süre sonra aralarında sözlü tartışma yaşandığını belirten Turgay Begdeda, öfkelenerek Ayşen Aycan’ı arabada darp ederek öldürdüğünü söyledi. Daha sonra ise Ayşen Aycan’ın cansız bedenini Çıtak ve Tokça Mahalleleri arasında bir boş araziye gömdüğünü itiraf etti. Tam yeri hatırlamadığını söyledi Cumhuriyet Başsavcısı nezaretinde yapılan keşifte Turgay Begdeda, olay gününü anlattı. Gömmek için getirdiği noktada aracı nasıl park ettiğini, Ayşen Aycan’ı nasıl gömdüğünü anlatan zanlı, aradan geçen uzun zaman nedeniyle tam olarak nereye gömdüğünü ise hatırlamadığını söyledi. Turgay B.’nin ifadesi doğrultusunda belirtilen bölgede kazı çalışması başlatıldı. Adliyeye sevkinde sessizliğini korudu Yer gösterme işlemlerinin ardından şüpheli Turgay Begdeda, sağlık raporu alınmasının ardından adliyeye sevk edildi. adliyeye sevki sırasında basın mensupları tarafından kendisine yöneltilen soruları Turgay Begdeda, cevaplamadan adliyeye girdi. 1ü yıl sonra gelen itirafın ardından soruşturma kapsamında gözaltına alınan diğer 5 şüpheli serbest bırakıldı.
Ankara HAK-İŞ: "Genel Başkanımız Mahmut Arslan’ı serbest bırakın" Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) üyeleri, İsrail’in Ankara Büyükelçiliği önünde düzenlenen basın açıklamasında Küresel Sumud Filosu’nda yer alan HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın ve Genel Sekreter Yardımcısı Fatma Zengin’in İsrail askerleri tarafından gözaltına alınmasına tepki göstererek, bir an önce serbest bırakılmalarını istedi. HAK-İŞ Konfederasyonu, Küresel Sumud Filosu’nda yer alan HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan ve HAK-İŞ Genel Sekreteri Fatma Zengin’in İsrail güçleri tarafından gözaltına alınmasını protesto etti. İsrail’in Ankara Büyükelçiliği önünde düzenlenen basın açıklamasında, Mahmut Arslan ve Fatma Zengin ile birlikte Sumud Filosu’nda gözaltına alınan tüm aktivistlerin serbest bırakılması çağrısı yapıldı. HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Devlet Sert, İsrail’in amacı sadece insani yardım olan Sumud Filosu’na uluslararası sularda saldırdığını ve çok sayıda aktivisti hukuksuz şekilde alıkoyduğunu dile getirdi. Sert, alıkonulanlar içeresinde HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın da olduğunu hatırlatarak, "Ömrünü Filistin ve Kudüs davasına adamış Konfederasyonumuz Genel Başkanı Mahmut Arslan ve kendisini mücahide olarak, dik duruşuyla tanıdığımız Genel Sekreter Yardımcımız Fatma Zengin Hanımefendi de bulunmaktadır. Siyonist, işgalci, eli kanlı İsrail devletinden zaten bir hukuk beklenemez. Zaten bir vicdan, bir merhamet, insani bir tavır da beklenemez. Ama uluslararası sularda seyreden ve içerisinde yalnızca insani yardım gönüllülerinin bulunduğu Global Sumud Filosu’na saldırmalarının, ateş açmalarının, tüm dünya ülkelerinden aktivistleri alıkoymalarının ne gibi bir izahı var?" diye konuştu. "Bu yolculuk, insanlık onurunu ayakta tutma mücadelesidir" Sert, İsrail’in uluslararası sularda hukuksuz bir şekilde sivil insanlara silahlarla saldırdığını belirterek, "Genel başkanımızın da dahil olduğu bu sefer bir vicdan seferidir. Bu yolculuk, insanlık onurunu ayakta tutma mücadelesidir. Bu yürüyüş, bu dik duruş, Gazze’de abluka altında yaşam mücadelesi veren kardeşlerimize ‘yalnız değilsiniz’ deme iradesidir. Alıkoyduğunuz aktivistlerin hiçbir silah taşımıyor. Hiçbirisi profesyonel asker değil. Hepsi sivil, hepsi gönüllü. Ama siz artık her şeyden ve herkesten o kadar korkuyorsunuz ki, insanlığın birleşen vicdanı karşısında yapabileceğiniz tek bir şeyi yaptınız, gemilere el koyup aktivistleri gözaltına aldınız" dedi. "Yükü ekmek olan yolcuların önünü kesemezsiniz" Sert, "Yükü ekmek, yükü ilaç, yükü kendi vicdanı olan, merhamet ve insanlık olan yolcuların önünü kesemezsiniz. Bugün gözaltına alır, gemilerini batırabilir, yardımların ulaşmasını önleyebilirsiniz ama tüm insanları öldüremezsiniz. Tüm dünyayı hapse atamazsınız. Vicdanları yok edemezsiniz. Bu gönül elçilerini yolundan döndüremezsiniz" şeklinde konuştu. "Genel başkanımız ve genel sekreter yardımcımız serbest bırakılana kadar mücadeleye devam edeceğiz" Mahmut Arslan ve Fatma Zengin başta olmak üzere tüm aktivistlerin derhal koşulsuz şartsız serbest bırakılmasını isteyen Sert, "Bakın bütün HAK-İŞ teşkilatı, bütün Filistin dostları ve tüm Türkiye, her zaman olduğu gibi bugün de Sumud Filosu’nun kahramanları ile tek yürek oldu. Siz bizi aşamayacaksınız, siz Filistin’i yok edemeyeceksiniz. Bugün gemilerden indirdiğiniz o yüzlerce gönüllü, binlere, milyonlara dönüşüp yine Filistin için, yine Gazze için yollara düşecek. İşte tam da bu yüzden siz Filistin’in onurlu direnişini, Gazze’nin çocuklarını yenemeyeceksiniz. Buradan bütün Türkiye ve dünya kamuoyuna sesleniyoruz; Genel Başkanımız Mahmut Arslan onurumuzdur, Fatma Zengin yalnız değildir, derhal serbest bırakılmalıdırlar. Genel Başkanımız Mahmut Arslan ve Genel Sekreter Yardımcımız Fatma Zengin serbest bırakılana kadar mücadeleye devam edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz" dedi.