SAĞLIK - 03 Mart 2026 Salı 13:21

Her üzüntü depresyon değildir

A
A
A
Her üzüntü depresyon değildir

Denizli Özel Egekent Hastanesi Psikolog Özlem Çalhan Özel, depresyonun günlük hayatta sıkça kullanılan bir ifade olmasına rağmen ciddi bir ruh sağlığı bozukluğu olduğunu belirterek, tedavi edilmediğinde ağır sonuçlara yol açabileceğini söyledi.



Denizli Özel Egekent Hastanesi Psikolog Özlem Çalhan Özel, depresyonun ciddi bir ruh sağlığı bozukluğu olduğunu belirterek önemli açıklamalarda bulundu. Depresyonun yoğun üzüntü, keyifsizlik ve mutsuzluk gibi duygularla kendini gösteren bir duygu durum bozukluğu olduğunu ifade eden Psikolog Özlem Çalhan Özel, daha önce zevk alınan aktivitelerden artık keyif alınamaması, uyku problemleri, dikkat ve konsantrasyon sorunları, günlük yaşam rutinlerinin belirgin şekilde aksaması gibi belirtilerle ortaya çıktığını vurguladı. Aynı zamanda depresyonun ilerleyen durumlarda özkıyım düşüncelerine kadar gidebilen nörobilişsel bir bozukluk olduğunu ekledi.



"Depresyon, ciddi bir ruh sağlığı sorunudur ve tedavi edilmediğinde çok ciddi sonuçlara kadar varabilir"


Son yıllarda depresyon kavramının günlük dilde yaygın şekilde kullanılmaya başlandığını vurgulayan Özel, "Günümüzde ‘Depresyondayım, çok depresif hissediyorum, depresyondan çıkamıyorum’ gibi ifadeleri sıkça duyuyoruz. Ancak depresyon, basit bir mutsuzluk ya da moral bozukluğu değildir. Klinik olarak değerlendirilmesi gereken ciddi bir ruh sağlığı sorunudur ve tedavi edilmediğinde çok ciddi sonuçlara kadar varabilir" diye konuştu.



"Depresyon bir ruh sağlığı bozukluğu, üzüntü ise normal bir duygudur; bu ikisini ayırt etmek gerekir"


Üzüntü ve depresyon arasındaki farkı anlatan Psikolog Özlem Çalhan Özel, "Üzüntü her insanın hissettiği, evrensel, doğal ve sağlıklı bir duygudur. İşler yolunda gitmediğinde, hayal kırıklığı uğradığımızda, kendimizi kötü hissettiğimizde veya bir yakınımızı kaybettiğimizde bir duygudur. Bu üzüntü depresyon ile tanımlanmamalıdır. Depresyon bir ruh sağlığı bozukluğudur. Üzüntü ise normal bir duygudur. Bu ikisini çok iyi ayırt etmek gerekir" dedi.



Depresyonun belirtilerini dile getiren Psikolog Özlem Çalhan Özel, "Enerji kaybı, eskiden zevk veren aktivitelerin artık zevk vermemeye başlaması, sosyal hayatta veya günlük rutinde aksama, uyku problemleri, dikkat ve konsantrasyon problemleri, özkıyım düşünceleri, yoğun ve derin suçluluk hissi, mutsuzluk ve keyifsizlik gibi belirtilerden en az 5 tanesi her gün ve en az 2 hafta süreyle hiç azalmadan var ise ruh sağlığı anlamında destek anlamınız gerekiyor. Bunlar depresyonun kritikleridir" diye konuştu.



"Uygun yöntemler ile depresyondan kurtulmak mümkün"


Uygun tedavi yöntemleri ile depresyondan kurtulmanın mümkün olduğunu ifade eden Psikolog Özel, "Detaylı psikiyatri muayene ve sonrasında depresyonu tanımlamak için kullandığımız ölçeklerle depresyonun tanısı koyuyoruz. Sonrasında uygun psikoterapi yöntemleri veya gerektiğinde uygun psikiyatri tedavi ile bunu destekleyerek depresyon tedavisini planlıyoruz. Bu yöntemler ile depresyondan kurtulmak mümkün" ifadelerini kullandı.



Her üzüntü depresyon değildir

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Miran: "Eğitimciler sahipsiz değildir" Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, İstanbul’da öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonrası Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, "Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir" dedi. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği bıçaklı saldırı eğitim camiasını yasa boğdu. Memur Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, yaptığı yazılı açıklamayla yaşanan olaya tepki gösterdi. Miran, "Çekmeköy Taşdelen’de bulunan Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11. sınıf öğrencisi olduğu belirtilen ve disiplin sorunları bulunan bir öğrencinin kesici aletle gerçekleştirdiği saldırı sonucunda iki öğretmenimiz ve bir öğrencimiz yaralanmış; ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Fatma Nur Çelik öğretmenimiz tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Merhume öğretmenimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Tedavileri devam eden meslektaşımıza ve öğrencimize acil şifalar temenni ediyoruz" dedi. "Can güvenliği endişesi ile görev yapmamalı" Yaşanan saldırının eğitim camiasını derinden sarstığını ifade eden Miran, öğretmenlerin can güvenliği endişesiyle görev yapmaması gerektiğini vurguladı. Miran, "Bugün yüreğimiz yanıyor. Bir meslektaşımızı görevi başında kaybettik. Öğretmenlerimiz can güvenliği endişesiyle görev yapmamalıdır. Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir. Eğitim-Bir-Sen Antalya Şubesi olarak sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyor; bir daha benzer acıların yaşanmaması için kararlı bir duruş sergilemeye devam edeceğimizi ifade ediyoruz "ifadelerini kullandı. "Caydırıcı önlemler alınmalı" Yetkililere de çağrıda bulunan Miran, okullarda güvenlik tedbirlerinin artırılması gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "Okullarımızdaki güvenlik tedbirleri derhal güçlendirilmelidir. Riskli durumlara karşı erken uyarı ve etkili müdahale mekanizmaları kurulmalıdır. Disiplin süreçleri daha caydırıcı hale getirilmeli, eğitim çalışanlarının güvenliğini esas alan yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir."
Adana Sarıgeçili: "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitimciye yönelik şiddetin artık bir ’iç güvenlik sorunu’ haline geldiğini vurgulayarak, okullarda can güvenliğinin sağlanması için yetkilileri acil önlem almaya çağırdı. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik’in 17 yaşındaki öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybettiği olayın ardından Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, şiddete karşı devlet yetkililerini ve toplumu göreve çağırdı. "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Olayla ilgili açıklamada bulunan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitim sisteminin verimliliği konuşulurken eğitimcilerin can güvenliği kaygısıyla baş başa bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Sarıgeçili, "Bir öğretmenin milletine faydalı bir vatandaş olması için ter döktüğü öğrencisi tarafından katledilmesi, yaşadığımız acıyı derinleştirmiştir. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları artık münferit eylemler olmaktan çıkmış, toplumun geleceğini sekteye uğratacak yaygın bir sorun halini almıştır. Eğitimciye yönelen şiddet ne yazık ki artık bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür" dedi. Şiddetin failinin bir öğrenci olmasının meselenin sadece bir asayiş sorunu değil, derin bir toplumsal yara olduğunu kanıtladığını belirten Sarıgeçili, şöyle devam etti: "Eğitimciye yönelik her saldırı ruhumuzu karartmakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi, şiddetin failinin bizatihi öğrenci olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı gerçeği tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkmaktadır. Çocuk suçluluğunun temelinde, çocuğun aile ve sosyal çevresinde gerekli sevgi, şefkat ve disiplini alamaması yatmaktadır. Aile içindeki düzensizlik ve ilgisizlik; topluma, okula ve çevreye suç olarak yansımaktadır." Sarıgeçili, yaşanan acıların ihmal sonucu gerçekleştiğini belirterek, "Devlet, anayasal bir hak olan yaşam hakkını korumak için caydırıcı yasal zemini ve idari şartları tesis etmek zorundadır. Okul güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi, hukuk devleti olmanın gereğidir. Eğitimciler her türlü saldırı karşısında savunmasız bırakılmamalıdır" dedi.