EKONOMİ - 22 Nisan 2026 Çarşamba 15:46

Denizli sanayisinin ara eleman ihtiyacı eski hükümlülerle karşılanacak

A
A
A
Denizli sanayisinin ara eleman ihtiyacı eski hükümlülerle karşılanacak

Denizli’de eski hükümlülerin topluma kazandırılması ve sanayide nitelikli iş gücü olarak istihdam edilmesi amacıyla imzalanan iş birliği protokolü kapsamında eğitim alacak yükümlüler, Denizli Organize Sanayi Bölgesi’nde iş başı yapacak.



Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı, Organize Sanayi Bölgesi Çalışma ve İş Kurumu, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ve Honaz İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü arasında imzalanan protokol 22 Nisan 2026 tarihinde düzenlenen törenle hayata geçirildi. Denizli Cumhuriyet Başsavcılığında gerçekleştirilen imza törenine; Cumhuriyet Başsavcı Vekili Çağlar Dilek, Organize Sanayi Bölge Müdürü Ahmet Taş, Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Çağrı Çeliktaş, Denetimli Serbestlik Müdürü Serkan Güler ve Honaz İlçe Milli Eğitim Müdürü Numan Turan katıldı.



Protokol kapsamında Denizli Organize Sanayi Bölgesi’nin (OSB) ihtiyaç duyduğu meslek dalları öncelikli olarak belirlenecek. Hedef kitleye yönelik özel eğitim programları, Denizli OSB bünyesindeki Denizli OSB Teknik Koleji (DOSTEM) üzerinden uzman eğitmenlerce yürütülecek. Eğitim sürecini başarıyla tamamlayan kişiler, mesleki yetkinlik belgelerini alarak iş gücü piyasasına dahil olma hakkı kazanacak. Devletin sunduğu işbaşı eğitim programları ve istihdam teşvikleri sayesinde, mesleki eğitimini tamamlayan eski hükümlülerin sanayi tesislerindeki uygun kadrolara yerleştirilmesi süreci hızlandırılacak. Bu sayede hem hükümlülerin iş bulma süreci kolaylaşacak hem de sanayicinin ara eleman ihtiyacı karşılanmış olacak.



İmza töreninde yapılan ortak açıklamada, projenin temel odağının eski hükümlülerin sosyal ve ekonomik rehabilitasyonu olduğu vurgulandı. Kurumlar arası eş güdüm sayesinde yükümlülerin üretken bireyler olarak topluma adaptasyonlarının hızlandırılması ve Denizli’nin yerel kalkınma vizyonuna katkı sunulması hedefleniyor.



Denizli sanayisinin ara eleman ihtiyacı eski hükümlülerle karşılanacak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Sanatla üretip çocuklar için bağışlıyorlar: 84 yaşında örnek dayanışma İzmir’de yaşayan 84 yaşındaki banka müdürlüğünden emekli Etem Özver ile öğretmen emeklisi eşi Şerif Özver, sanatı sosyal yardımla buluşturarak anlamlı bir projeye imza attı. Çift, Çeşme’de açtıkları "Doğadan Sanata" adlı sergide hem üretimlerini sanatseverlerle buluşturdu hem de elde edilen tüm geliri çocukların eğitim ve sağlığı için çalışan kuruluşlara bağışladı. Kağıt rölyef ve doğadan toplanan atık malzemelerle hazırlanan üç boyutlu eserlerin yer aldığı sergi, özellikle sosyal sorumluluk yönüyle dikkat çekti. Özver çifti, sergide satılan eserlerden elde edilen gelire hiç dokunmadıklarını, bağışların doğrudan ilgili sosyal yardım kuruluşlarına aktarıldığını ve makbuzlarla süreci takip ettiklerini belirtti. "Paraya hiç elimiz değmeden bağışlıyoruz" Etem Özver, sanata başlama hikayelerinin İzmir’e taşındıktan sonra şekillendiğini anlatarak, Mavişehir’deki Bilge Çınarlar Sağlıklı Yaşam Merkezi’nde aldıkları eğitimle bu sürecin geliştiğini ifade etti. İki yıl boyunca rölyef ve el becerileri üzerine eğitim aldığını söyleyen Özver, eserlerinin beğenilmesiyle sergi açmaya teşvik edildiğini dile getirdi. Daha önce Suat Taşer Sanat Merkezi’nde açtığı sergiden elde ettiği geliri de bağışladığını belirten Özver, "Satılan eserlerin ücretleri doğrudan çocukların eğitim ve sağlığı için çalışan kuruluşlara gönderiliyor. Paraya hiç elimiz değmiyor, sadece makbuzlardan takip ediyoruz" dedi. Doğadan toplanan atıklar sanata dönüşüyor Sergide yer alan eserlerin önemli bir bölümü doğadan toplanan malzemelerden oluşuyor. Ağaç kabukları, kozalaklar, tohumlar ve bitki atıkları boyanarak sanatsal kompozisyonlara dönüştürülüyor. Çiftin günlük yürüyüşleri bile üretimin bir parçası haline gelmiş durumda. "Sabah yürüyüşe boş çıkıyoruz, dönüşte elimiz dolu oluyor" sözleriyle süreci anlatan Özver, doğayı koruyarak üretmenin de kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını vurguladı. "Sanat, yaş almış bireyler için hayatla bağ kurmanın yolu" Etem Özver, özellikle ileri yaştaki bireylere sanatla uğraşmaları çağrısında bulunarak, "Herkesin içinde mutlaka bir sanatsal cevher vardır. Çalıştıkça zihin de beden de aktif kalıyor. İnsan kendini daha mutlu ve huzurlu hissediyor" diye konuştu. Özver çiftinin sergisi, yalnızca sanatsal üretimi değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı da ön plana çıkararak ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Özellikle elde edilen gelirin çocukların eğitim ve sağlık ihtiyaçlarına aktarılması, sergiyi sosyal yardım açısından örnek bir projeye dönüştürdü.
Siirt Siirt’te taşkın riskine karşı müdahale çalışmaları sürüyor Siirt’te yoğun yağışın etkisiyle Pınarca Deresi’nde meydana gelen taşkının ardından, muhtemel risklere karşı bölgede çalışmalar aralıksız sürüyor. Şirvan ilçesine bağlı Fatih Mahallesi mevkiinde bulunan Pınarca Deresi’nde, etkili olan yoğun yağışlar nedeniyle dere yatağında taşkın meydana geldi. Taşkının ardından bölgede hasar tespit ve inceleme çalışmaları başlatılırken, olası risklerin önüne geçilmesi amacıyla ekiplerin müdahalesi aralıksız sürüyor. Siirt Valiliği koordinasyonunda, Devlet Su İşleri (DSİ) 104. Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından taşkın riskine karşı bölgede kapsamlı çalışmalar yürütülüyor. Fatih Mahallesi’nde yer alan çiftlik evi çevresinde yapılan incelemelerde, taşkın sularının dere yatağından taşarak çevredeki yapılar için risk oluşturduğu belirlendi. Bu kapsamda DSİ ve Karayollarına ait iş makineleriyle bölgede yoğun bir çalışma başlatıldı. Öte yandan, Bağlıca köyü ile Şirvan-Pervari karayolu bağlantısında da taşkın nedeniyle ulaşım hattında hasar meydana geldiği tespit edildi. Söz konusu bölgede, kurumlara ait dozer ve kamyonların yanı sıra İl Özel İdaresi ekiplerine bağlı ekskavatör ve kamyonlarla müdahale çalışmaları sürdürülüyor. Fatih Mahallesi yakınlarında devam eden çalışmalarda ise dere yatağında düzenleme yapılarak suyun kontrollü akışının sağlanması hedefleniyor. Ekskavatör ve dozerlerle yürütülen dere tanzimi çalışmalarıyla taşkın riskinin azaltılması amaçlanıyor. Ani yağışlar sonrası dere yataklarında debi artışı ve yer yer yatak değişimlerinin gözlemlendiği bölgede, Siirt Valiliği koordinasyonunda ekiplerin sahadaki çalışmaları devam ediyor.
Ankara Büyükelçi Zadeh: "İran savaşın başlatıcısı değil, fiili bir tehdide karşılık veren taraf olduğunu ortaya koymaya çalışmıştır" İran’ın Ankara Büyükelçisi Dr. Mohammad Hassan Habibullah Zadeh, "İran savaşın başlatıcısı değil, fiili bir tehdide karşılık veren taraf olduğunu ortaya koymaya çalışmıştır. Burada önemli olan nokta şudur. Uluslararası siyasetin gerçek ortamında saldırı ile savunma arasındaki sınır her zaman tartışılmaktadır. Her aktör kendi anlatısını meşru kılmaya çalışır. Bu nedenle bu savaşı anlamak anlatıların savaşını dikkate almadan mümkün değildir" dedi. Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) tarafından düzenlenen "Çarşamba Sohbetleri" konferansına, İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Dr. Mohammad Hassan Habibullah Zadeh katıldı. Büyükelçi Zadeh konferansta, "İran’ın Haklı Savaşı, Bölgesel-Küresel etkileri ve Adil Yeni Bir Dünya" başlıklı konuşmasına gerçekleştirdi. Zadeh konuşmasında, "Bugün uluslararası sistemin en karmaşık ve aynı zamanda en belirleyici meselelerinden biriyle karşı karşıyayız. Öyle bir mesele ki, yalnızca bir ülkenin kaderiyle değil, bir bölgenin ve hatta küresel düzenin geleceğiyle doğrudan bağlantılıdır. İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı ABD’nin ve Siyonizm rejiminin dayatılan savaşçı bölgesel ve küresel sonuçları. Bu toplantıda özellikle bu konuyu üç düzlemde ele alacağım. Birincisi, bu savaşın ortaya çıkış nedenleri ve meşru müdafaa kavramıyla ilişkisi. İkincisi, bölgesel sonuçları ve Batı Asya’da güvenliğinin yeniden tanımlanmasının gerekliliği. Üçüncüsü ise, komşu ülkelerin rolü ve mevcut durumdan çıkış için pratik çözümünü ederim" diye konuştu. Savaşı sadece askeri bir çatışma olarak değerlendirmenin mümkün olmadığını vurgulayan Zadeh, "Bu savaşın nedenlerini analiz edebilmek için yalnızca olaylar düzeyinde kalmayıp, uluslararası sistemin yapısal dinamiklerine ve hakim mantığına bakmak gerekir. İlk bakışta bu savaşı sadece geçici bir askeri çatışma olarak değerlendirmek mümkün değildir. Aksine onu bölgesel düzene ilişkin iki farklı yaklaşımının karşı karşıya gelmesi bağlamında analiz etmek gerekiyor. Bir yanda hegemonya, müdahale ve üstünlük arayışına dayalı bir yaklaşım, diğer yanda ise bağımsızlık, caydırıcılık ve direnişi esas alan bir yaklaşım bulunmaktadır. Bu çerçevede İran İslam Cumhuriyeti son 10 yılda bağımlılık modelinden uzaklaşarak bağımsız bir aktör olma yönünde adımlar atmış ve bölgesel denklemlerde etkin bir rol üstlenmeye çalışmıştır. Bu yaklaşım özellikle güvenlik ve strateji alanlarında bazı güçlerin çıkarlarıyla çatışmıştır" şeklinde konuştu. "Her aktör kendi anlatısını meşru kılmaya çalışır" Meşru müdafaa kavramını ve savaşın hukuki boyutunu değerlendiren Zadeh, şunları kaydetti: "Bu analizde önemli bir hukuki boyut da vardır, meşru müdafaa kavramı. Uluslararası hukukta temel ilke güç kullanımının yasaklanmasıdır. Ancak bunun bir istisnası vardır ve o da tehdit veya saldırı karşısında meşru müdafaa hakkı. İran’a göre son saldırılara verilen karşılıklar bu çerçevede değerlendirilmelidir. Başka bir ifade ile İran savaşın başlatıcısı değil, fiili bir tehdide karşılık veren taraf olduğunu ortaya koymaya çalışmıştır. Burada önemli olan nokta şudur. Uluslararası siyasetin gerçek ortamında saldırı ile savunma arasındaki sınır her zaman tartışılmaktadır. Her aktör kendi anlatısını meşru kılmaya çalışır. Bu nedenle bu savaşı anlamak anlatıların savaşını dikkate almadan mümkün değildir. Öte yandan İsrail rejiminin bu denklemdeki olumsuz rolü de dikkat çekicidir. Pek çok analiz bu rejimin stratejik üstünlüğünü korumak amacıyla bağımsız bölgesel güçleri sınırlamayı veya zayıflatmaya çalıştığını göstermektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nin bu yaklaşımı desteklemesi de iki aktör arasında stratejik bir örtüşmeye işaret etmektedir. Sonuç olarak bu savaşın şu unsurların birleşimiyle ortaya çıktığı söylenebilir. Jeopolitik rekabetler, güç dengeleri değiştirme çabaları, İran İslam Cumhuriyeti’nin artan bölgesel yoluna yönelik kaygılar, stratejik baskı oluşturma gelişimleri. Ancak kritik nokta şudur, bu yaklaşım gelinimi azaltmak yerine bir güvensizlik ve istikrarsızlık döngüsünü beslemiştir."
Muğla Ortaca’da ‘Yeşil Vatan’ seferberliği Muğla’nın Ortaca ilçesinde hayata geçirilen ‘Yeşil Vatan-Hayatın Kaynağı’ projesi kapsamında binlerce fidan toprakla buluşturuldu. Doğaya duyarlılığı artırmayı ve gelecek nesillerde çevre bilinci oluşturmayı hedefleyen proje, ilçe genelinde geniş katılımla gerçekleştirilen renkli bir etkinliğe sahne oldu. Ortaca Kaymakamlığı öncülüğünde, Orman Teşkilatı ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen proje, ‘Yeşil Vatan - The Source Of Life’ etkinlikleri kapsamında geçtiğimiz yıl başlatıldı. Projenin ilk aşamasında öğrencilere çam tohumları dağıtıldı. Anasınıfı, ilkokul ve ortaokul düzeyindeki öğrenciler, öğretmenlerinin rehberliğinde okul bahçelerinde oluşturulan özel alanlarda bu tohumları toprakla buluşturdu. Süreç boyunca öğrenciler, tohumların fideye dönüşümünü yakından gözlemleme fırsatı buldu. Aylar süren bakım ve büyüme sürecinin ardından elde edilen fidanlar, bu yılın bahar aylarında düzenlenen etkinlikle yeniden toprakla buluşturuldu. İlçe merkezinde bulunan 12 okulun katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte öğrenciler, kendi yetiştirdikleri fidanları doğayla buluşturmanın heyecanını yaşadı. Dileyen öğrenciler ise sürece ev bahçelerinde de katkı sağlayarak projeye aileleriyle birlikte destek verdi. Yaklaşık 300 öğrencinin katıldığı etkinlik, ilçe protokolünün de iştirakiyle adeta bir şenliğe dönüştü. Renkli görüntülere sahne olan programda öğrenciler hem eğlendi, hem de doğa sevgisini pekiştirdi. Etkinlik boyunca yapılan bilgilendirmelerde, ağaçlandırmanın önemi, ormanların korunması ve sürdürülebilir çevre bilinci konularına dikkat çekildi. ‘Yeşil Vatan - Hayatın Kaynağı’ projesinin sadece bir fidan dikim etkinliği olmadığı, aynı zamanda çocuklara doğayla bağ kurmayı öğreten uzun soluklu bir eğitim süreci olduğu vurgulardı. Projenin önümüzdeki yıllarda da geliştirilerek devam ettirilmesi planlanırken, daha fazla öğrenciye ulaşılması hedefleniyor.
Ankara AYM Başkanı Özkaya, lösemi tedavisi gören çocukları misafir etti Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı (LÖSEV) yetkilileri ile lösemi tedavisi tamamlanmış ve tedavileri devam eden çocukları kabul etti. Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı(LÖSEV) yetkilileri ile lösemi tedavisi tamamlanmış ve tedavileri devam eden çocukları kabul etti. Özkaya’nın makamında gerçekleşen kabulde; LÖSEV Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Üstün Ezer, Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri Murat Azaklı ve diğer yetkililer yer aldı. Özkaya, 23 Nisan gibi anlamlı bir gün vesilesiyle çocukları misafir etmekten büyük memnuniyet duyduğunu ifade ederek çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutladı ve nice bayramlara erişmeleri temennisinde bulundu. Özkaya, "Çocukları çok seviyorum ve onlarla bir arada olmaktan büyük bir heyecan duyuyorum. Ziyaretiniz ile beni çok mutlu ettiniz. Farklı bir deneyim yaşamama vesile oldunuz. Zannediyorum Anayasa Mahkemesi tarihinde de bir ilki gerçekleştirmiş olduk" ifadelerini kullandı. Anayasa Mahkemesinin çalışma usul ve esasları ile işleyişine ilişkin kısa bilgiler paylaşan Özkaya, Anayasa Mahkemesinin demokratik hukuk devletinin işlemesinde önemli bir fonksiyon icra ettiğini belirtti. Anayasa’nın verdiği yetkiler çerçevesinde Mahkemenin çok titiz ve özenli incelemeler yaparak dosyaları karara bağladığını kaydeden Özkaya, "Mahkememize çocukların taraf olduğu dosyalar da gelmektedir. Bizim bu dosyalarda temel ilkemiz, çocuğun üstün yararının korunmasıdır. Yani çocuklar için en yararlı olacak değerlendirmeleri yapmayı hedefliyor ve çocuklarımızın haklarını en hassas bir şekilde korumaya çalışıyoruz. Anayasa Mahkemesi olarak temel hak ve özgürleri koruma ve anayasal adaletintesisine katkı sunma görevimizi kararlılıkla sürdürmeye devam ediyoruz" diye konuştu. AYM Başkanı Özkaya tarafından cübbesi giydirilen ve Anayasa Mahkemesi Başkanlığı koltuğuna oturan LÖSEV Eğitim Kurumları 6. sınıf öğrencisi Elif Mina Duygucu ise yaptığı konuşmada, "Bu makamda bulunduğum için hem çok şanslı hem de çok heyecanlı olduğumu ifade etmek istiyorum" dedi. Lösemi tedavisi devam eden Duygucu, "Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin, ülkemizde hak ve özgürlüklerin korunması ve adaletin sağlanması için çalışan en yüksek mercilerden biri olduğunu biliyorum. Bunun bilincinde olarak sizlerden ülkemizin bütün çocukları adına iki şey rica edeceğim. Bizler; tüm dünya çocukları olarak çocukluğumuzu doya doya yaşamayı, mutlu ve her zaman umutlu olmayı hayal ediyoruz. Bize verdiğiniz destekler için teşekkür ediyor ve bu desteklerinizin daha da artarak devam etmesini diliyoruz" şeklinde konuştu. Çocuk haklarının tüm dünya üzerinde korunması gereken en temel haklardan biri olduğunu vurgulayan Duygucu, "İnanıyoruz ki her çocuk özeldir ve hiçbir şey bir çocuğun hayatından daha değerli değildir. Bunun için siz büyüklerimizden çocuk haklarının korunması ve geliştirilmesine ilişkin çalışmaların daha güçlü şekilde yürütülmesini ve Çocuk Bakanlığı kurulmasını talep ediyoruz" dedi. LÖSEV Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Üstün Ezer ise, "Biz LÖSEV olarak bu ülkeye çok daha büyük hizmetler yapmak, löseminin yüzde 100 tedavi başarısını yakalamak istiyoruz" dedi. Makamda gerçekleşin kabulün ardından Başkan Özkaya ve çocuklar, Mahkeme toplantılarının gerçekleştirildiği salon ile Anayasa Tarihi Galerisi ve Yüce Divan Salonu’nu gezdi.