ÇEVRE - 03 Şubat 2026 Salı 19:09

Prof. Dr. Scachner: "Anadolu, her zaman iklimin oynaklığına maruz kalan bir bölge olmuştur"

A
A
A
Prof. Dr. Scachner: "Anadolu, her zaman iklimin oynaklığına maruz kalan bir bölge olmuştur"

Hitit Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen "İklim Değişikliği Perspektifinden Su ve Kuraklık Çalıştayı"nda Hititler’den günümüze kadar Çorum’da yaşanan kuraklık süreçleriyle ilgili bilgi veren Prof. Dr. Andreas Scachner, "Anadolu, her zaman iklimin oynaklığına maruz kalan bir bölge olmuştur, bu yeni bir durum değildir" dedi.


Hitit Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen İklim Değişikliği Perspektifinden Su ve Kuraklık Çalıştayı, İlahiyat Fakültesi Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Çorum Valiliği ve Çorum Belediyesi’nin katkılarıyla gerçekleştirilen çalıştayda, küresel bir sorun haline gelen iklim değişikliğinin etkileri masaya yatırıldı. Programda, hem Hititler döneminden alınan tarihi referanslar hem de günümüz verileri ışığında Çorum’da yaşanan susuzluk, kuraklık riski ve bitki örtüsü değişimi gibi kritik konular değerlendirildi. Çalıştayın açılış oturumunda, "Hititlerde Kuraklık ve Su Yönetimi" ile "Kentsel Yeşil Alanların Sürdürülebilir Yönetimi: Doğal Bitki Rehberleri" başlıkları konuşuldu.



"Bu tüm dünyanın yaşadığı küresel bir sorundur"


Çalıştayın açılış oturumunda konuşan Çorum Valisi Ali Çalgan, "Su ve kuraklık keşke sadece Çorum’un meselesi olsaydı o zaman çözümü çok daha kolay olurdu. Ne yazık ki bu tüm dünyanın yaşadığı küresel bir sorundur. Bu sorunun çözümü sürdürülebilirlikten geçmektedir. Uluslararası örgütler ve kuruluşlar nezdinde bu konuda çeşitli çalışmaların yürütüldüğünü biliyoruz. Devletimiz de meselenin ciddiyetini kavramış, 2011 yılında daha önce Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde koordine edilen su yönetimi çalışmalarını, bağımsız bir genel müdürlük olarak teşkilatlandırmıştır. 2011 yılından bu yana Su Yönetimi Genel Müdürlüğü, çözüm önerileri geliştirmekte; paydaşların tamamıyla toplantılar yaparak bu konuya kalıcı çözümler üretmeye çalışmaktadır. Üniversitelerimizin bu sürece destek vermesi son derece kıymetlidir. Çünkü alınacak kararların isabetli olmasının en önemli ön şartı, bilimsel anlayışla hazırlanmış raporlarla desteklenmesidir. Bu görev de kuşkusuz bilim insanlarına düşmektedir" dedi.



"Öncül meseleler, krizler ve ihtimal sınamalar her zaman önceliğimiz olmuştur"


Hitit Üniversitesi olarak her zaman ülkeyi ve insanları yakından ilgilendiren konulara öncelik tanıdıklarını dile getiren Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, "Su, yalnızca çevresel bir mesele ya da felaketlere yol açan bir sorun değildir. Gıda güvenliğinden halk sağlığına, halk sağlığından toplumsal refaha kadar pek çok alanın temel belirleyicisi haline gelmiştir. İklim değişikliğiyle birlikte yağış rejimleri değişmekte, buharlaşma artmakta ve kuraklık riski giderek daha sık ve daha şiddetli biçimde karşımıza çıkmaktadır. Bu çalıştayı, veri temelli, bütünleşik ve sürdürülebilir su yönetimi anlayışına katkı sağlayacak ortak bir zemini güçlendirmek amacıyla düzenledik. Hitit Üniversitesi olarak bilimsel üretim, eğitim-öğretim ve üniversite-sektör iş birliğinin yanı sıra, toplumumuzu, milletimizi ve ülkemizi ilgilendiren öncül meseleler, krizler ve ihtimal sınamalar her zaman önceliğimiz olmuştur. Bu anlamda su ve kuraklık gibi çok boyutlu, farklı disiplinlerin ve kurumların bir araya gelerek çözüm üretebileceği, stratejik sorumluluk gerektiren bir alanda sizlerle buluşmayı planladık. Temennimiz, bu çalıştayın yalnızca tespitlerle sınırlı kalmaması, uygulanabilir önerilerin, pilot projelerin ve kalıcı iş birliklerinin somut biçimde hayata geçirilmesine zemin hazırlamasıdır" diye konuştu.



"Kuraklık birçok alanda ciddi sorunlara yol açmaktadır"


İnsanlığın karşı karşıya kaldığı en büyük sorunlardan birisinin iklim değişikliği olduğunu vurgulayan Hitit Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof Dr. Nurcan Baykam da, "Kuraklık, gıda güvenliği ve ekosistem dengesi gibi birçok alanda ciddi sorunlara yol açmaktadır. Bugün, bu sorunlarla mücadele etmek ve çözüm üretmek için hep birlikte çalışıyoruz. Ancak bir yandan da zihnimizde şu soru belirmektedir. ’Acaba coğrafya kaderimiz midir’ diye sormak da geçmiyor değil" şeklinde konuştu.



"Çorum’da 154 adet doğal odunsu bitki türü tespit edilmiştir"


Türkiye’nin 12 binden fazla bitki türüne ev sahipliği yaptığı söyleyen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü Yutak Alanlar Daire Başkanı Sezgin Aksu da, "Ülkemiz, 12 binden fazla bitki türüne ev sahipliği yapan ve bu yönüyle tüm Avrupa’dan daha fazla bitki çeşitliliğine sahip bir ülkedir. Ancak özellikle park ve bahçe peyzaj uygulamalarında ne yazık ki genellikle egzotik ve süs bitkileri tercih edilmektedir. Ortalama olarak günümüzde yapılan park ve bahçe uygulamalarının yaklaşık yüzde 70’i egzotik türlerden oluşmaktadır. Bu durum, hem döviz kaybına yol açmakta hem de çalışmamızın da konusu olan değişen iklim şartları göz önünde bulundurulduğunda, bu bitkilerin gelecekte hayatta kalma şansının daha düşük olduğunu ortaya koymaktadır. Topografya, yükselti, hidroloji ve iklim verilerinin tamamı değerlendirilerek yapılan çalışmada, Çorum’da 154 adet doğal odunsu bitki türü tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, uzun yıllar Çorum’da varlığını sürdürebileceği değerlendirilen 38 egzotik türün de iklim değişikliği ve kuraklıktan gelecekte etkilenmeyeceği öngörülerek uygulayıcılara sunulmuştur" ifadelerini kullandı.



"Anadolu, her zaman iklimin oynaklığına maruz kalan bir bölge olmuştur"


1890 yıllarda Boğazkale-Yozgat bölgesinde yüz binden fazla insanın açlıktan öldüğünü ve 3 sene süren bir kuraklığın yaşandığını yaptığı sunumlarda gösteren Çorum’un Boğazkale ilçesinde yer alan Hattuşa Antik Kenti’ndeki arkeolojik kazılara başkanlık eden Prof. Dr. Andreas Scachner, "Anadolu, her zaman iklimin oynaklığına maruz kalan bir bölge olmuştur, bu yeni bir durum değildir. Yeni olan, bugün yaşadığımız sertlik ve anilik gibi unsurlardır. Bunu mutlaka göz önünde bulundurmamız gerekir. Yani iklim açısından bu durum yeni değildir. Kuraklıkta ve su konusunda bölgesellik son derece büyük bir rol oynamaktadır. Burada gördüğünüz alanlar arasında bazen yüzlerce kilometrelik farklar bulunmaktadır. Ancak bölgesellikten kastettiğim yalnızca bu değildir, Boğazköy-Budaközü Havzası ile Çorum arasında bile ciddi farklar olabilir. Bu veriler, 1930-1946 yılları arasında Türk ve Alman coğrafyacıların topladığı ve birleştirdiği verilere dayanan bir haritaya dayanmaktadır. Görüldüğü üzere, Anadolu’nun hemen her yılında bir bölgesinde ağır bir kuraklık yaşanmıştır. Boğazkale-Yozgat bölgesinde 1890’lı yıllarda üç yıl süren ve yüz binden fazla insanın açlıktan hayatını kaybettiği büyük bir kuraklık yaşanmıştır. Yani anlatmak istediğim şudur: Bu tehlike yeni değildir, her zaman var olmuştur. Bugün bizim bir avantajımız bulunmaktadır. Tedariki kamyonlarla ya da diğer modern imkanlarla başka bölgelerden sağlayabiliyoruz. Ancak Hititlerin böyle bir şansı yoktu, Osmanlı döneminde de bu imkanlar mevcut değildi. Dolayısıyla bölgesellik her zaman belirleyici ve son derece önemli bir faktör olmuştur" dedi.


Açılış oturumunun ardından katılımcılar, 4 ayrı masada toplanarak gündem maddeleri hakkındaki görüşlerini paylaştı. Çalıştayın açılış oturumuna Çorum Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Bektaş, Çorum Belediye Başkan Yardımcısı Alper Zahir, İl Emniyet Müdürü Arif Pehlivan, İl Jandarma Komutanı Albay Kubilay Ayvaz da katıldı.



Prof. Dr. Scachner: "Anadolu, her zaman iklimin oynaklığına maruz kalan bir bölge olmuştur"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Güngören’de uyuyan babalarını silahla öldüren 2 kız ve anne hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis talebi Güngören’de, uyuyan babalarını silahla öldürdükten sonra anneleriyle olaya intihar süsü veren ve tutuklanan anne ile 16 yaşındaki kızına yönelik yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede, anne ve 2 kızı hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Olay, 9 Aralık 2024 tarihinde Güngören Sanayi Mahallesi’nde 5 katlı binanın 2’nci katındaki dairede meydana gelmişti. Polisi arayan Eylem Dilsiz, eşinin intihar ettiğini söylemiş ve olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edilmişti. Ekipler, başından silahla vurulmuş halde yerde yatan Murat Dilsiz’in hayatını kaybettiğini tespit etmiş ve incelemede Dilsiz’in yanında silah da bulunmuştu. Murat Dilsiz’in ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca olayla ilgili soruşturma başlattı. Başlatılan soruşturma yaklaşık 14 ay sonra tamamlandı. Hazırlanan iddianamede, Murat Dilsiz ‘maktul’, eşi Eylem Dilsiz (44) ile abla Rojin Dilsiz (23) ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı. Öte yandan 16 yaşındaki E.D.’nin soruşturma dosyasının yaşı itibariyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Çocuk Suçları Soruşturma Bürosuna gönderildiği öğrenildi. Kardeşlerinin erken kalkıp babalarını görmemesi için alarmı normalden daha geç saate kurmuşlar Hazırlanan iddianamede maktulün kızı olan E.D.’nin memleketi için gittikleri Diyarbakır’da kuzeni B.D.’ye, olay günü saat 00.00-02.00’ye kadar evde kavga yaşandığını, daha sonra babasının uyuduğunu, annesi ve ablasının kendisine babasının silahını verip, ‘git onu vur’ dediğini, kendisinin de eldiven giyerek kanepenin üstüne çıkıp silahı kafasına çok yaklaştırmadan vurduğunu, ilk önce eldivenlerini tuvaletteki havalandırmaya bıraktıklarını, sonra gidip duş aldığını, kıyafetlerini yıkadığını, annesinin eline bir bez alıp silahı temizledikten sonra babasının eline silahı koyduğunu, o bezi de camdan dışarı attığını, babasının telefonunu yanından alarak yardım istemesini engellediklerini anlattığı belirtildi. Ayrıca E.D., kuzeni B.D.’ye, intihar vakası yaşandığına dair ihbar yapılması üzerine kolluk görevlilerinin olay yerine geçtiğini, Murat Dilsiz’in odada hareketsiz halde yattığı, olay yerinde bir adet şarjörü takılı silah ve bir adet boş kovan görüldüğü, annesinin ’git bir daha sık’ dediğini ancak korktuğundan dolayı sıkmadığını, diğer kardeşlerinin erken kalkıp babalarını görmemesi için alarmı normalden daha geç saate kurduğu, saat 07.50’ye alarm kurduklarını, ardından akrabalarına haber verdiklerini anlattığı iddianamede yer aldı. Sanık Eylem Dilsiz’in savcılıkta verdiği ifade de iddianamede yer aldı. Dilsiz ifadesinde, olay günü sabah kızı E.D.’nin kendisini uyandırarak babasını vurduğunu söylediğini belirterek, "Gidip baktığımda eşim başından vurulmuş şekilde elinde silahla yattığını gördüm. Bunun üzerine yatağına gittim, gece kimsenin silah sesi duymadı. Çocuklarım A.B.D. ve A.D., okula gittikten sonra polisi aradım. Polise eşimin intihar ettiğini söyledim. Cinayet olayı ile ilgim bulunmamaktadır. Kızım E.D.’ye silah vermedim, cinayete yönlendirmedim. Kızım E.D.’nin B.D.’ye söylediği hususlara katılmıyorum" dediği anlatıldı. E.D. de ifadesinde, "Babam uzun zamandır bize işkence yapıyordu. Sürekli hakaret, tehdit ve darbediyordu. Olay günü yine annemle kavga ettiler. Yaşananlara daha fazla dayanamayacağımı düşünerek, babasına ait kanepenin altındaki silahı eldiven takarak aldım ve babamı vurdum. Parmak izimin çıkmaması için eldiven taktım. Daha sonra eldivenleri tuvaletin penceresinden apartman boşluğuna attım. Babamı vurduktan sonra anne ve kardeşlerim odalarına gidip yattı. Babamı vururken kimsenin uyanmadı. Sabah kardeşlerim okula gittikten sonra annem babamı odasında öyle görünce, anneme babamı vurduğumu söyledim. Annem, telefonundan polis arayıp haber verdi, polislere babamı vurduğumu söylemedim. Babamı vurmam için kimse beni azmettirmedi. Evde sürekli beni ve diğer aile fertlerini darbederdi, bize sürekli şiddet uygulaması nedeniyle maktulü öldürdüm. Babamı tek başıma öldürdüm, kimse yönlendirmedi, azmettirmedi. Olay günü babamı öldürdükten sonra annemin yanına gittim, ona babamı öldürdüğümü hemen söyledim. Annem ilk başta inanmadı, gidip bakmasını söyledim. Bakmaya gittiğinde, ağlayarak yanıma gelip neden böyle bir şey yaptığımı sordu. Daha fazla dayanamadığımı söyledim. Sabah polisler geldiğinde intihar ettiğinden şüphelendikleri için sessiz kaldım" şeklinde konuştu. Ağırlaştırılmış müebbet hapis talebi Hazırlanan iddianamede, E.D., anne Eylem Dilsiz ve Rojin Dilsiz hakkında ‘üstsoydan birine karşı tasarlayarak kasten öldürme’ ve ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 5 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Öte yandan, E.D.’nin çocuk ağır ceza mahkemesinde görülen dava dosyasının Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dosya ile birleştirildiği öğrenildi. Hazırlanan iddianame değerlendirilmek üzere Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Sanıklar önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.
İstanbul Milan Skriniar ve Kristjan Asllani, PFDK’ya sevk edildi Trendyol Süper Lig’den 9 kulübün yanı sıra Fenerbahçeli futbolcu Milan Skriniar ’hakareti’, Beşiktaş’ta kırmızı kart gören Kristjan Asllani ise kural dışı hareketi nedeniyle Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na (PFDK) sevk edildi. TFF Hukuk Müşavirliği, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na sevk edilen takımlar ve kişileri açıkladı. Buna göre, Süper Lig’in 20. haftasında oynanan karşılaşmalar sonrası disiplin raporları şöyle: Antalyaspor Kulübü’nün 30.01.2026 tarihinde oynanan Antalyaspor-Trabzonspor müsabakasındaki ‘saha olayları’ nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 52. maddesi uyarınca ve ‘talimatlara aykırı hareketi’ nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 46. maddesi ile 2025-2026 Sezonu Süper Lig Müsabakaları Statüsü’nün 6/5 ve EK-1 maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine, Antalyaspor Kulübü Teknik Sorumlusu Sami Uğurlu’nun aynı müsabakadaki ‘hakareti’ nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 41. maddesi uyarınca31.01.2026 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK’ya sevkine karar verildi. Eyüpspor Kulübü’nün 31.01.2026 tarihinde oynanan Corendon Alanyaspor müsabakasındaki ‘talimatlara aykırı hareketi’ nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 46. maddesi ile 2025-2026 Sezonu Süper Lig Müsabakaları Statüsü’nün 6/5 ve EK-1 maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine karar verildi. RAMS Başakşehir Futbol Kulübü’nün 31.01.2026 tarihinde oynanan RAMS Başakşehir-Çaykur Rizespor müsabakasındaki ‘talimatlara aykırı hareketi’ nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 46. maddesi ile 2025-2026 Sezonu Süper Lig Müsabakaları Statüsü’nün 6/5 ve EK-1 maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine, RAMS Başakşehir Futbol Kulübü idarecisi Mesut Altan’ın aynı müsabakadaki ‘talimatlara aykırı hareketi’ nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 46. maddesi ile Akreditasyon Talimatı’nın 7/1 maddesi uyarıncatedbirsiz olarak PFDK’ya sevkine karar verildi. Çaykur Rizespor Kulübü’nün 31.01.2026 tarihinde oynanan RAMS Başakşehir-Çaykur Rizespor müsabakasındaki ‘talimatlara aykırı hareketi’ nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 46. maddesi ile 2025-2026 Sezonu Süper Lig Müsabakaları Statüsü’nün 6/5 ve EK-1 maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine karar verildi. Beşiktaş Kulübü futbolcusu Kristjan Asllani’nin 31.01.2026 tarihinde oynanan Beşiktaş-Konyaspor müsabakasındaki ‘kural dışı hareketi’ nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 43. maddesi uyarınca 01.02.2026 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK’ya sevkine karar verildi. Konyaspor Kulübü’nün 31.01.2026 tarihinde oynanan Beşiktaş-Konyaspor müsabakasındaki ‘7 futbolcusunun sarı kart görmesi nedeniyle takım halinde sportmenliğe aykırı hareketi’ nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 40. maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine karar verildi. Gençlerbirliği Kulübü’nün 01.02.2026 tarihinde oynanan Gençlerbirliği-Gaziantep Futbol Kulübü müsabakasındaki ‘saha olayları’ nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 52. maddesi uyarınca ve ‘6 futbolcusunun sarı kart görmesi nedeniyle takım halinde sportmenliğe aykırı hareketi’ nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 40. maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine karar verildi. Galatasaray Kulübü’nün 01.02.2026 tarihinde oynanan Galatasaray-Kayserispor müsabakasındaki ‘çirkin ve kötü tezahüratı’ nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 53. maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine karar verildi. Kocaelispor Kulübü’nün 02.02.2026 tarihinde oynanan Kocaelispor-Fenerbahçe müsabakasındaki ‘çirkin ve kötü tezahüratı’ nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 53. maddesi uyarınca, ‘saha olayları’ nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 52. maddesi uyarınca ve ‘talimatlara aykırı hareketi’ nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 46. maddesi ile 2025-2026 Sezonu Süper Lig Müsabakaları Statüsü’nün 6/5 ve EK-1 maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine karar verildi. Fenerbahçe Kulübü’nün 02.02.2026 tarihinde oynanan Kocaelispor-Fenerbahçe müsabakasındaki ‘çirkin ve kötü tezahüratı’ nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 53. maddesi uyarınca ve ‘saha olayları’ nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 52. maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine, Fenerbahçe Kulübü idarecisi Emir Hulusi Yolaç’ın aynı müsabakadaki ‘sportmenliğe aykırı hareketi’ nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 36. maddesi uyarınca 03.02.2026 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK’ya sevkine, Fenerbahçe Kulübü futbolcusu Milan Skriniar’ın aynı müsabakadaki ‘hakareti’ nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 41. maddesi uyarınca 03.02.2026 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK’ya sevkine karar verildi.
Aydın Marmaris’teki silahlı kavganın şüphelisi Aydın’da aranıyor Muğla’nın Marmaris ilçesinde çıkan silahlı kavgada 2 kişiyi silahla vurarak yaralayan şüpheliyi yakalamak için Aydın’da drone destekli arama çalışması başlatıldı. Marmaris Çıldır Mahallesi İsmet Kamil Caddesi’nde giriş merkezinde silahlı çatışma meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, henüz nedeni belirlenemeyen bir sebepten çıkan tartışmanın ardından, silahlı kavga yaşandı. Yaşanan kavgada M.Ö. yanındaki silahla Y.T. ve M.G.’yi silahla yaralayıp olay yerinden kaçtı. Çevrede bulunan vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralanan şahıslar ilk olay yerinde yapılan ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla hastaneye sevk edildi. Kaçan şüpheliyi yakalamak için çalışma başlatıldı. Çine’ye yönünden girişi tespit edilince ekipler harekete geçti Marmaris’te iki kişiyi silaha yaralayan şüpheli M.Ö.’nün kullandığı aracın Çine tarafından giriş yaptığını tespit eden ekipler harekete geçti. Aydın’da dur ihtarına uymayan ve kaçmaya başlayan aracı takip eden Aydın İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri aracı İncirliova Dereağzı Mahallesi mevkiinde terk edilmiş olarak buldu. Şüphelinin yaya olarak kaçma ihtimali üzerine bölgede drone destekli genişçaplı arama başlatıldı. Jandarma unsurlarının da katıldığı aramalar Dereağzı mevkiinde yoğunlaştırıldı. Yapılan aramalarda otoban kenarında kan izlerine rastlanırken, şüpheliyi bulmak için ekiplerin çalışmalarının sürdüğü öğrenildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.