ÇEVRE
03 Mart 2026 Salı - 16:12 Enkaz ayrıştırma projesi Türkiye’de ilk Malatya’da uygulanıyor Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi İsabelle Dumont, Fransız Kalkınma Ajansı Türkiye Müdürü Xavier Muron ve beraberindeki heyetle Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’i ziyaret etti. Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi İsabelle Dumont ve Fransız Kalkınma Ajansı Türkiye Müdürü Xavier Muron’u ağırlayan Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Fransız Kalkınma Ajansı ile Malatya Büyükşehir Belediyesi arasında yürütülen hibe projelerinin son durumunu değerlendirerek, kapsamlı bir istişarede bulundu. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinde Malatya’nın büyük bir yıkım yaşadığına dikkat çekerek, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bakanlarımızın güçlü destekleri ve yerelde de yakaladığımız sinerjiyle Malatya’mızı yeniden ayağa kaldırdık. 121 bin bağımsız bölüm inşa ettik. Eskisinden daha güzel bir Malatya inşa ediyoruz" dedi. "Malatya’nın kayısıdan 500 milyon dolar geliri var" Malatya’nın depremden sonra zirai don felaketini yaşadığını hatırlatan Başkan Er, "Malatya’nın kayısıdan 500 milyon dolar geliri var. Ticareti katma değeri olan kiraz, üzüm ve ceviz gibi ürünlerimiz de bulunuyor. Depremden sonra Malatya çok ciddi bir ekonomik yara da aldı" bilgisini verdi. Başkan Er, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve Anadolu’da kurulan ilk şehir devleti olan Malatya’daki Arslantepe Höyüğü’nün Malatya için oldukça önemli olduğunu da sözlerine ekledi. "Enkaz geri dönüşüm tesisi kapsamında pilot proje Malatya" Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi İsabelle Dumont ise Malatya’da bulunmaktan memnun olduklarını ifade etti. Malatya’da deprem sonrası yapılan çalışmaların önemli olduğuna değinen Dumont, "İnsanlara moral verme için yaptığınız çalışma ve hayata geçirmek istediğiniz projeleri çok iyi anlıyorum. Bu noktada enkaz atığının kaldırılması insanlar için çok önemli. Enkaz ayrıştırma projesi, Türkiye’de ilk olacak. Enkaz Geri Dönüşüm Tesisi kapsamında pilot proje Malatya’da uygulanacak" diye konuştu. Başkan Sami Er, en önemli işlerinin enkaz atığını rehabilite etmek olduğuna dikkat çekerek, "Ayrıştırma yapılan yerin deprem anıtı, yeşil alan olması için bir çalışma yürüteceğiz. Çevresel etki değerlendirme çalışmasına başladık. Enkaz geri dönüşüm ve alan üzerinde çalışıyoruz. Enkaz bittikten sonra bu alanı yeşil alan olarak şehre kazandırmak istiyoruz. Tesisi hızlandıracağız. Sonraki aşamada da yeşil alan yapacağız" açıklamalarında bulundu. "Deprem atıklarının ayrıştırma projesine çok önem veriyoruz" Fransız Kalkınma Ajansı Türkiye Müdürü Xavier Muron, Türkiye’de ilk Malatya’da hayata geçirilecek olan deprem atıklarının ayrıştırma projesine çok önem verdiklerini kaydederek, "Proje başarılı olursa dalgalanacak ve başka iller içinde uygulanabilecek" dedi. Malatya’da deprem sonrası enkaz atığının kaldırılması noktasında tesis kurulması hususunda protokol imzaladıklarını hatırlatan Muron, MASKİ ile içme suyu ve kanalizasyon altyapısıyla ilgili iki proje geliştirdiklerini kaydetti. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, uğurlama esnasında Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi İsabelle Dumont’a belediye binası içerisinde inşa edilen kütüphane hakkında da bilgi verdi. Başkan Er, "Bölgenin en büyük kütüphanesini inşa ediyoruz. 3600 metrekare alan üzerine inşa ettiğimiz kütüphanede aynı anda 815 kişi yer alabilecek. Burada amfimiz, ders çalışma alanları, seminer salonları ve bilgisayar sınıfları olacak. 7/24 açık olacak kütüphanemizde öğrencilere çay, su, kahve ve çorba ikramlarımız olacak" diye konuştu.
Meram’da çocuklar geleceği dönüştürüyor
02 Mart 2026 Pazartesi - 13:49 Meram’da çocuklar geleceği dönüştürüyor Sıfır atık çalışmalarını aralıksız sürdüren Konya’nın merkez Meram İlçe Belediyesi, özellikle yeni neslin sıfır atık ve çevre bilinci kazanmasına yönelik eğitim faaliyetlerine de hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda Osmangazi Ortaokulu’nda öğrencilere sıfır atık bilinci ve elektronik atık (e-atık) farkındalığı eğitimi verildi. Meram Belediyesi, sıfır atık çalışmalarını aralıksız sürdürürken özellikle yeni neslin çevre bilinci kazanmasına yönelik eğitim faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda belediye bünyesinde faaliyet gösteren İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü tarafından okullarda düzenlenen seminerler ile gençlere hem çevresel sorumluluk hem de sürdürülebilir yaşam alışkanlığı kazandırılması hedefleniyor. E-atıkların görünmeyen tehlikesi anlatıldı Şubat ayının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından "Elektrik, Elektronik ve Metal Ayı" ilan edilmesi kapsamında Osmangazi Ortaokulu’nda eğitim semineri düzenlendi. Programda öğrencilere sıfır atık bilinci ve elektronik atık (e-atık) farkındalığı eğitimi verildi. Seminerde, elektrikli ve elektronik atıkların doğaya ve insan sağlığına etkileri detaylı şekilde ele alındı. Öğrencilere; bilinçsizce doğaya bırakılan e-atıkların toprağa, suya ve havaya zarar verdiği, içerdiği ağır metaller nedeniyle uzun vadede ciddi çevresel sorunlara yol açabildiği anlatıldı. Atıklar sanata dönüştü Eğitimde ayrıca geri dönüşüm süreçleri hakkında bilgi verilerek, bozulan ya da kullanılmayan elektronik eşyaların çöpe atılmak yerine geri dönüşüm sistemine kazandırılmasının önemi vurgulandı ve ‘Her atık geleceğe bırakılan bir izdir’ mesajı ön plana çıkarıldı. Öğrenciler için programın en dikkat çeken bölümü ise atölye çalışması oldu. Öğrenciler, toplanan elektronik atık parçalarını kullanarak Meram Belediyesi logosunu yeniden şekillendirdiler. Kablolar, devre kartları, metal parçalar ve çeşitli elektronik bileşenlerden oluşturulan çalışma; geri dönüşümün yalnızca bir çevre faaliyeti değil, aynı zamanda üretken bir süreç olduğunu gözler önüne serdi. "Sıfır atık bir tercih değil, mecburiyettir" Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, Meram Belediyesi olarak sıfır atık çalışmalarına maksimum düzeyde önem verdiklerini belirterek, çalışmalar hakkında şu açıklamalarda bulundu: "Çevre bilinci küçük yaşlarda kazanılır. Biz de Meram Belediyesi olarak yalnızca bugünü değil, yarını da düşünüyoruz. Sıfır atık çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyor; özellikle çocuklarımızın bu konuda bilinçlenmesi adına eğitim seminerlerimizi aralıksız devam ettiriyoruz. İnanıyoruz ki çevreye duyarlı bir nesil yetişirse, geleceğimiz daha temiz, daha sağlıklı ve daha sürdürülebilir olacaktır." Başkan Kavuş, elektronik atıkların doğru yönetildiğinde çevre için tehdit olmaktan çıkıp ekonomiye katkı sağlayan bir kaynağa dönüşebileceğini de vurgulayarak, "Geleceği Şarj Et" sloganıyla yürütülen bu tür etkinliklerin artarak devam edeceğini ifade etti.
Kalcık Mahallesi, Venedik’e döndü
02 Mart 2026 Pazartesi - 13:31 Kalcık Mahallesi, Venedik’e döndü Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Kalcık Mahallesi, Sarıçay ve Büyük Menderes Nehri’nin taşkınlarıyla yeniden sular altında kaldı. Adeta Venedik’e dönen köyde ulaşım kayık ve traktörlerle sağlanırken, taşkınlar hem günlük yaşamı hem de tarihi mezar taşlarını tehdit ediyor. Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Bağarası sınırlarında yer alan Kalcık Mahallesi, Sarıçay ve Büyük Menderes Nehri’nin taşkın dönemlerinde bir kez daha sular altında kaldı. Her yıl benzer manzaraların yaşandığı mahallede, sokaklar göle dönerken günlük yaşam suyun ritmine göre şekilleniyor. Taşkın sularıyla çevrilen Kalcık’ta yaya ulaşım mümkün olmazken, mahalle içinde hareket kayıklar ve yüksek traktörlerle sağlanıyor. Kayıklar, hayvanlara yem taşımak, temel ihtiyaçları karşılamak ve ulaşımı sağlamak amacıyla kullanılırken, taşkın öncesinde bazı üreticiler koyun ve sığırlarını daha güvenli alanlara taşısa da, köy içindeki suyun ulaşamadığı küçük yükseltilerde sığır, tavuk ve hindilerin yaşam mücadelesi sürüyor. Mahalle sakinleri, suların bir an önce çekilmesini ve yaşamın normale dönmesini bekliyor. Taşkınların yalnızca bugünü değil, geçmişi de tehdit ettiğini ifade eden Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü; "Taşkın sularıyla çevrilen Kalcık, adeta gondolların dolaştığı Venedik’i andırıyor. Ancak burada romantik bir manzara değil, günlük yaşamın suya teslim olduğu bir tablo var. Köy sokaklarında gondollar değil, hayvanlara yem taşımak, ulaşımı sağlamak ve temel ihtiyaçları karşılamak için kullanılan kayıklar dolaşıyor. Bu köye yaya olarak girilmesi mümkün değil. Sokaklara yalnızca yüksek traktörlerle ya da kayıklarla girilebiliyor. Köy mezarlığında yer alan ve kitabeleri, taş işçiliği, form ve süslemeleriyle Osmanlı Dönemi’ne uzanan mezar taşları her taşkında su altında kalıyor. Bu mezar taşları yalnızca birer kabir değil, döneminin sanat anlayışını ve kültürel belleğini yansıtan önemli tarihi belgelerdir. Taşkınlar, Kalcık’ın yalnızca bugününü değil, geçmişini de tehdit etmektedir. Köylüler, geçmiş yıllarda Sarıçay seddesinde yapılan bir müdahalenin taşkınları artırdığına inanmakta ve bu uygulamanın yeniden değerlendirilmesini istemektedir. Yaz ve kış aylarında birbirine zıt görüntülere sahne olan Kalcık’ta, taşkın sularının yaşam alanlarını, hayvancılığı ve tarım arazilerini olumsuz etkilediği görülmektedir" dedi. "Sular altında kalan tarlalar, yüzlerce flamingoya ev sahipliği yapıyor" Öte yandan taşkınların ekosistem açısından sağladığı katkılara da dikkat çeken Sürücü; "Kalcık’ın arkasındaki sular altında kalan tarlalar, yüzlerce flamingoya ev sahipliği yaparak adeta bir kuş cennetine dönüşmektedir. Sular çekildiğinde tarlalar, kuşların beslenmesine imkan sağlayan zengin besin kaynaklarıyla dolmakta, azmaklarda ve tarlalarda kalan sucul canlılar hem kuşlar için önemli bir besin zinciri oluşturmakta hem de yöre insanına doğal bir destek sunmaktadır. Yoğun yağmurlar sonunda yaşanan taşkınlar yalnızca doğal bir afet gibi görülmemelidir. Sorunun temelinde, nehirlerin doğal taşkın alanlarının daraltılması ve yanlış müdahalelerle suyun akış rejiminin değiştirilmesi de çok önemlidir. Nehirlerin doğal taşkın yatakları mutlaka korunmalı, taşkın yönetim planları hazırlanırken, taşkın suları içinde yaşayan deneyim sahibi olan yerel halkın da görüşleri alınmalıdır. Nehirler, akarsular bilimsel, akılcı ve doğayla uyumlu bir şekilde yönetildiğinde hem yereldeki insanların güvenliği hem de sağlıklı nehirlerin sağladığı ekolojik ve ekonomik faydalardan yararlanılabilir" şeklinde konuştu.
Canik’te depreme dayanıksız 741 bina yıkılıyor
02 Mart 2026 Pazartesi - 13:29 Canik’te depreme dayanıksız 741 bina yıkılıyor Samsun’un Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, ilçede kentsel dönüşüm çalışmalarını aralıksız bir şekilde sürdürdüklerini, depreme dayanıksız ve yüksek riskli binaların yıkımlarına devam ettiklerini söyledi. Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, ilçede kentsel dönüşüm çalışmalarına yoğun bir şekilde devam ettiklerini belirtti. 17,5 hektar alanda sürdürdükleri ve bölgenin en büyük kentsel dönüşüm projeleri arasında yer alan Soğuksu Kentsel Dönüşüm Projesi çerçevesinde, depreme dayanıksız ve yüksek riskli 741 binanın yıkım çalışmalarına devam ettiklerini kaydeden Başkan İbrahim Sandıkçı, projeyle vatandaşları depreme karşı dayanıklı konutlarla ve yeni sosyal yaşam alanlarıyla buluşturacaklarını belirterek, "Canik’imizde kentsel dönüşümü sürdürüyor, depreme dayanıklı yaşam alanları için var gücümüzle çalışıyoruz" dedi. 741 bina yıkılıyor Soğuksu Kentsel Dönüşüm Projesi’yle ilçede yer alan depreme dayanıksız ve yüksek riskli 741 binanın yıkım çalışmalarını adım adım sürdürdüklerini kaydeden Başkan İbrahim Sandıkçı, "Soğuksu Kentsel Dönüşüm Projemizle ilçemiz Soğuksu Mahallesi’nde yer alan depreme dayanıksız ve yüksek riskli binaların yıkım çalışmalarına ara vermeden devam ediyoruz. Soğuksu Mahallemizde 17,5 hektar alanda sürdürdüğümüz kentsel dönüşüm projemizle, mahallemizde yer alan ve 2 bin 864 bağımsız birimden oluşan depreme dayanıksız ve yüksek riskli toplam 741 binanın tamamının yıkım işlemini tamamlayacağız. Depreme dayanıksız 741 binanın yıkım çalışmalarına devam ediyoruz. Depreme dayanıksız yapıların ortadan kalkmasıyla yeni ve güvenli yaşam alanlarına dair yapım sürecimizle kentsel dönüşüm çalışmalarımız devam edecek. Hemşehrilerimizi depreme dayanıklı konutlarla ve güvenli sosyal yaşam alanlarıyla buluşturacağız" diye konuştu. Güvenli şehirleşme Canik’te kentsel dönüşüm, ulaşım ve sosyal yaşam alanlarına yönelik projelerle güvenli ve modern şehirleşme hamlesini hız kesmeden sürdürdüklerini dile getiren Başkan İbrahim Sandıkçı, "Canik’imizde güvenli ve modern şehirleşme hamlemize kararlılıkla devam ediyoruz. Bir taraftan kentsel dönüşüm çalışmalarımızı sürdürürken, diğer taraftan yeni yolları ve sosyal yaşam alanlarını hemşehrilerimizin hizmetine sunmaya devam ediyoruz. Yeni sosyal donatı alanlarıyla ilçemizin çehresine değer katıyoruz. Canik’imizin güçlü yarınları için bugünden çalışıyoruz. Geleceğe yönelik eserleri ilçemize kazandırıyoruz" şeklinde konuştu.
Bursa Büyükşehirden Nilüfer’e yeni su deposu
02 Mart 2026 Pazartesi - 12:59 Bursa Büyükşehirden Nilüfer’e yeni su deposu Bursa Büyükşehir Belediyesi, artan nüfus ve yapılaşmayla birlikte su basıncı sorununun yaşandığı Nilüfer ilçesi Akçalar Mahallesi’nde inşa ettiği depoyla su problemini çözüme kavuşturuyor. Bursa’da sağlıklı ve kesintisiz içme suyu temini için yatırımlarını sürdüren Bursa Büyükşehir Belediyesi, Nilüfer ilçesi Akçalar Mahallesi’ndeki bir ihtiyacı daha gideriyor. Özellikle yüksek katlarda yaşanan su basıncı sorununun çözümü için proje geliştiren BUSKİ Genel Müdürlüğü, mevcut 100 metreküplük eski ve yetersiz deponun yerine 1.000 metreküplük yeni bir depo inşa ediyor. Betonarme perde imalatları devam ederken, mekanik imalat çalışmaları da sürüyor. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de inşaat alanını gezerek BUSKİ Genel Müdürü Mehmet Ercihan Subaşıoğlu ve BUSKİ yetkililerinden bilgi aldı. "Akçalar’ın su sorununu bitiriyoruz" Akçalar Mahallesi’ndeki binaların üst katlarında yıllardır su basıncı sorunu yaşandığını belirten Başkan Mustafa Bozbey, bu konuda yoğun şikayet ve talep aldıklarını hatırlattı. BUSKİ aracılığıyla hızlı bir şekilde harekete geçtiklerini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, "100 metreküplük depo yerine vatandaşların sorununu çözecek olan 1000 metreküplük yeni depoyu inşa ediyoruz. Yeni su deposuyla birlikte Akçalar’da artık en üst katlara dahi rahatlıkla su çıkacak. Mayıs ortalarına doğru tesisimiz tamamlanacak. Akçalar’ın su sorununu tamamen bitirmiş olacağız. Büyüyen Bursamızın altyapısını bugünden güçlendiriyor, yarının ihtiyaçlarını planlı bir şekilde karşılıyoruz" dedi.
Yağışlar uzun yıllar ortalamasını yüzde 50 aştı, kuraklık tehdidi sürüyor
02 Mart 2026 Pazartesi - 12:39 Yağışlar uzun yıllar ortalamasını yüzde 50 aştı, kuraklık tehdidi sürüyor Türkiye’de bu yıl gerçekleşen yağışlar, uzun yıllar ortalamasının yüzde 50’sini aşarken, ocak ayı itibarıyla geçen yıl aynı döneminin üç katı kadar yağış gerçekleşti. Bunun sonucunda birçok baraj gölünde su seviyesinin yükseldiğini belirten uzmanlar, su tasarrufuna dikkat çekerek "Son yağışlar rehavete neden olmamalı" uyarısında bulundu. Yağışların kısa vadede su potansiyeli açısından sevindirici olduğunu ancak orta ve uzun vadede öngörülen kuraklık tehdidinin ortadan kalkmadığını belirten Necmettin Erbakan Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Bedük, özellikle Konya’da yer altı su seviyesinin kritik eşikte bulunduğuna dikkat çekti. "Ülkemizde 52 ilçede tarımsal su kısıtlaması uygulanacak" Yüzeysel akışa geçen sağanak yağışların yer altı sularında kayda değer bir artış sağlamadığını ifade eden Prof. Dr. Fatma Bedük, "Ülkemizde bu yıl gerçekleşen yağışlar, uzun yıllar ortalamasının yüzde 50’sini aştı. Ocak ayı itibarıyla, geçen yıl aynı dönemin üç katı kadar yağış gerçekleşti. Tabii bunun sonucunda, birçok baraj gölünde su seviyesi yükseldi. Akarsularda debiler arttı. Fakat öte yandan, ne yazık ki birçok kentte de seller, su baskınları dolayısıyla birçok kayıp da yaşandı. Tabii bu yağışlar kısa vadede su potansiyeli açısından oldukça sevindirici. Fakat orta ve uzun vadede öngörülen kuraklık tehdidi ortadan kalkmış değil. Örneğin Konya’da yer altı su seviyesi hala kritik eşikte, yüzeysel akışa geçen sağanak yağışlar yer altı suyunda kayda değer bir yükselme oluşturamıyor ve yer altı suları yoğun bir şekilde tarımsal amaçlı olarak kullanılıyor. Su kaynaklarının yüzde 70 gibi önemli bir kısmının tarımsal amaçlı olarak kullanıldığını biliyoruz. Dolayısıyla tarımsal sürdürülebilirlik açısından su kaynaklarının verimli kullanılması ve yönetilmesi oldukça önemli. Bu meyanda Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yeni bir uygulama var. Ülkemizde 52 ilçede tarımsal su kısıtlaması uygulanacak. Bu ilçelerden 19’u Konya ili sınırları içerisinde bu uygulamaya göre şeker pancarı, havuç, fasulye gibi suya ihtiyaç duyan bitkilerin art arda yıllarda ekilmesi istenmiyor. Bu bitkilerin ekilmesi durumunda müteakip yılda arpa, buğday, mercimek, nohut gibi suya çok ihtiyaç duymayan bitki türlerinin ekimi teşvik edilecek. Bitki türleri için verilen teşvikler, kurallara uymayan çiftçiler için verilmeyerek bir yaptırım uygulanması hedefleniyor" dedi. "Çatılardan, arazilerden yağmur suları hasat edilmeli" Yağmur sularının da geri dönüşümünün yapılmasına dikkat çeken Prof. Dr. Bedük, "Bu yıl gerçekleşen yağışlar, öngörülen kuraklık senaryolarına ters düşüyormuş gibi görünebilir. Ancak bu risk ortadan kalkmış değil. Bu durum, bu yağış rejimi, iklim değişikliğinin beklenen bir sonucudur. Dolayısıyla bu yağış rejiminin doğru yönetilmesi gerekir. Yağışların, yağmur sularının hasat edilmesi için doğru yatırımları yapmaya ihtiyacımız var. Çatılardan, arazilerden yağmur suları hasat edilmeli ve atık sulardan ayrı toplanarak depolanmalı. Yine tarımsal su yönetimi de bu konuda oldukça önemli. Tarımda mutlaka suya ihtiyaç duymayan bitki türlerinin yetiştirilmesi teşvik edilmeli ve damla sulama gibi basınçlı su sistemlerinin kullanılması tercih edilmelidir" şeklinde konuştu. "Son yağışlar bizi rehavete düşürmemeli" Prof. Dr. Fatma Bedük, "Yer altı sularının aşırı derecede kullanılmasının önüne geçilmelidir. Suyun tabii miktar olarak korunmasının yanı sıra kalitesinin korunması da oldukça önemli. Yine tarımsal faaliyetlerde aşırı gübre kullanılması durumunda yer altı sularında nitrat kirliliği söz konusu olmaktadır. Yine gübreleme yanında aşırı pestisit kullanımı da söz konusu. Bunun da yönetilmesi su kalitesi açısından oldukça kritik bir konu. Suyun hem tarımda, hayvancılıkta, endüstride ve yine evsel kullanımlarda tasarrufuna devam etmeliyiz. Son yağışlar bizi rehavete düşürmemeli" diye konuştu.
Döşemealtı’nda küçükbaş hayvanlara ücretsiz parazit uygulaması
02 Mart 2026 Pazartesi - 12:23 Döşemealtı’nda küçükbaş hayvanlara ücretsiz parazit uygulaması Antalya’nın Döşemealtı ilçesi Yeniköy Mahallesi’nde Büyükşehir Belediyesi’nce küçük baş hayvanlara yönelik dış parazit ilaçlaması gerçekleştirildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi kırsal kalkınmayı güçlendirmek ve üreticinin yükünü hafifletmek amacıyla tarımsal destek çalışmalarına devam ediyor. Bu kapsamda Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekiplerince Döşemealtı Yeniköy Mahallesi’nde gerçekleştirilen uygulamada koyun ve keçiler tek tek parazit banyosundan geçirildi. Uygulamada hayvanlar parazitlerden arındırılırken, besiciler de duydukları memnuniyeti dile getirdi. Uyugulama ile hayvanların et ve süt veriminde artış, ölüm ve hastalık riskinde ise ciddi azalma sağlanıyor. Aynı zamanda çiftçiler, ilaç ve veteriner giderlerinden tasarruf ederek ekonomik olarak rahatlıyor. Parazit kaynaklı hastalıkların önüne geçiliyor Antalya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görevli ziraat mühendisi Merve Güneş Bahşi özellikle uygulamanın et ve süt veriminde önemli bir artış sağladığına dikkat çekerek, "Bu uygulamayla kırsalda bit, pire, kene ve uyuz etkenlerinin popülasyonunun artmasını da engellemiş olmaktayız" dedi. Üretici memnun Döşemealtı Yeniköy Mahallesi Muhtarı Ahmet Kıvrak "Uygulamadan çok memnun kaldık. Dış parazit uygulaması düzenli olarak yılda 2 veya 3 defa yaptığımız bir uygulama olup, en çok zorlandığımız şeydi. Hayvanlarımız kısa zamanda ve daha emniyetli şekilde ilaçlanmış oldu" ifadelerini kullandı.