ÇEVRE
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 15:47 Kalkan av yasağı denetimlerinde 3 bin metre ağa el konuldu Trabzon’da kalkan balığı av yasağı kapsamında gerçekleştirilen denetimlerde yasa dışı olarak denize bırakılan yaklaşık 3 bin metre kalkan ağına el konuldu. Ağlardan çıkan anaç kalkan balıkları ise türün devamlılığının sağlanması amacıyla koruma altına alındı. Trabzon İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Su Ürünleri Denetim ekipleri tarafından sürdürülen su ürünleri koruma ve kontrol faaliyetleri aralıksız devam ediyor. Karaya çıkış noktaları, nakil güzergahları, toptancı hali ve perakende satış yerlerinin yanı sıra denizde de gerçekleştirilen denetimlerde, Su Ürünleri Tebliği ile getirilen düzenlemelere uygunluk kontrol ediliyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Trabzon İl Tarım ve Orman Müdürü İsa Kaplan, sürdürülebilir balıkçılığın sağlanması amacıyla denetim faaliyetlerine büyük önem verdiklerini belirtti. Kaplan, özellikle 15 Nisan’da başlayıp 15 Haziran’a kadar sürecek olan kalkan balığı av yasağı kapsamında yasa dışı avcılıkla mücadele çalışmalarının yoğun şekilde sürdürüldüğünü ifade etti. İl Müdürlüğü’ne ait su ürünleri kontrol gemisiyle yapılan denetimlerde yasa dışı olarak denize bırakıldığı tespit edilen yaklaşık 3 bin metre kalkan ağına el konulduğunu kaydeden Kaplan, ağlarda canlı olarak yakalanan anaç özelliği taşıyan kalkan balıklarının ise Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’ne teslim edildiğini söyledi. Kaplan, söz konusu balıkların türün devamlılığının sağlanması ve balıklandırma çalışmalarında değerlendirilmesi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.
Seven: ’’Sulak alanlar hayatın sigortasıdır’’
02 Şubat 2026 Pazartesi - 11:22 Seven: ’’Sulak alanlar hayatın sigortasıdır’’ Diyarbakır Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürü Erdal Seven, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, sulak alanların korunmasının hem biyolojik çeşitlilik hem de insan yaşamı açısından hayati önem taşıdığını vurguladı. Seven, Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Sulak alanların yalnızca doğal zenginlik değil, aynı zamanda kültürel mirasın da önemli bir parçası olduğunu belirten Seven, Ramsar Sözleşmesine değinerek, Sulak Alanların Korunmasına Dair Sözleşmenin 1971 yılında İran’ın Ramsar kentinde imzalandığını hatırlattı. Türkiye’nin ise bu sözleşmeye 1994 yılında taraf olduğunu ifade eden Seven, Ramsar Sözleşmesinin modern küresel çevre anlaşmaları arasında en eski anlaşma olduğuna dikkat çekti. Seven, bunun aynı zamanda belirli bir ekosisteme, yani sulak alanlara adanmış tek uluslararası sözleşme olma özelliğini taşıdığını söyledi. Seven, sözleşmenin taraf ülkelere en az bir sulak alanı "Uluslararası Öneme Haiz Sulak Alan" olarak ilan etme, bu alanları koruma ve akılcı kullanımını sağlama yükümlülüğü getirdiğini belirterek, Dünya Sulak Alanlar Günü’nün de 1997 yılından bu yana her yıl 2 Şubatta bu bilinçle kutlandığını dile getirdi. ’’Canlı türlerinin yüzde 40’ı sulak alanlara bağımlı’’ Sulak alanların ekosistem açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Seven, dünyadaki bitki ve hayvan türlerinin yaklaşık yüzde 40’ının sulak alanlara bağımlı olduğunu söyledi. Bu alanların, dünyadaki tüm ormanların karbon depolama kapasitesinin yaklaşık iki katına sahip olduğunu aktaran Seven, sulak alanların tatlı suyun büyük bir kısmını bünyelerinde tutarak insanlığa sunduğunu kaydetti. Sulak alanların doğal bir filtre gibi çalışarak suyu temizlediğini ifade eden Seven, bu alanların sünger özelliği sayesinde suyu emdiğini, yeraltı sularını beslediğini ve yüzey akışını yavaşlatarak taşkın risklerini ciddi ölçüde azalttığını vurguladı. Baraj ve gölet gibi yapay sulak alanların da afet risklerinin azaltılmasına katkı sunduğunu bildiren Seven, özellikle kış aylarında su kuşları için önemli beslenme, konaklama ve üreme alanları sağladığını dile getirdi. Sulak alanlardan elde edilen balık, pirinç gibi kaynakların tüm canlılar için yaşam kaynağı olduğuna dikkat çeken Seven, "Bu nedenle su, sulak alanlar ve hayat birbirinden ayrılamaz" dedi. Diyarbakır’da 159 sulak alan tespit edildi Diyarbakır genelinde yapılan teknik çalışmalar sonucunda 159 adet sulak alanın tespit edildiğini açıklayan Seven, bu alanların Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Ulusal Sulak Alan Envanteri Yönetim Bilgi Sistemine (SAYBİS) kayıt altına alındığını söyledi. İlin başlıca sulak alanları arasında Dicle ve Fırat nehirleri, Batman Çayının Diyarbakır sınırları içindeki kıyıları, Kulp, Sarım, Sinek ve Ambar çayları ile Dicle, Kralkızı, Karakaya ve Batman Barajı’nın il sınırlarında kalan bölümlerini sayan Seven; ayrıca Devegeçidi, Göksu, Beşpınar, Ortaviran ve Gözegöl gibi yapay göletlerin de önemli sulak alanlar arasında yer aldığını ifade etti. "Denetimler ve yaptırımlar titizlikle sürdürülüyor" Diyarbakır Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü olarak sulak alanların korunması ve biyolojik çeşitliliğin devamı için denetim, belgelendirme ve gerekli durumlarda idari yaptırım işlemlerinin titizlikle yürütüldüğünü belirten Seven, bu konuda taviz verilmediğini vurguladı. Seven, sulak alanların korunması ve gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılması için herkesin en yüksek hassasiyeti göstermesi gerektiğini ifade ederek, "Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma gayretiyle 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nü kutluyor, bu günün yeni ve güzel başlangıçlara vesile olmasını diliyorum" diye konuştu.
Kars’ta köylüler, içmesuyu için kurdukları GES sitemlerinin karını imece usulü temizliyor
02 Şubat 2026 Pazartesi - 11:00 Kars’ta köylüler, içmesuyu için kurdukları GES sitemlerinin karını imece usulü temizliyor Kars’ta köylüler, dondurucu soğuklar ve yoğun kar yağışı sonrası içme suyu motorlarını besleyen güneş enerjisi panellerini el birliğiyle temizleyerek su kesintisinin önüne geçti. Soğuktan üşüyen köylüler, yanında getirdikleri tezekleri yakarak ısınıyor. Akyaka ilçesi Karahan köyünde kış mevsiminin sert yüzünü göstermesiyle birlikte yüksek kesimlerde kar kalınlığı 1 metreyi aştı. Karahan köyünde, içme suyu pompalarına enerji sağlayan güneş enerji santralleri (GES), yoğun kar yağışı nedeniyle tamamen beyaz örtüyle kaplandı. Panellerin karla kaplanmasıyla enerji üretimi durunca, su depoları boşalma noktasına geldi. Köy sakinleri, sorunu çözmek için atalarından kalma "imece" yöntemine başvurdu. Hava sıcaklığının gece sıfırın altında 20 dereceye kadar düştüğü Karahan köyünde, sabahın erken saatlerinde bir araya gelen köylüler; fırça, çekçek ve süpürgelerle panel sahasına girdi. Panellere zarar vermemek için büyük titizlik gösteren vatandaşlar, dondurucu soğuğa aldırış etmeden metrelerce uzunluktaki alanı kardan arındırdı. Yaklaşık 2 saat süren hummalı çalışmanın ardından güneşle buluşan paneller, yeniden enerji üretmeye başlayarak su motorlarını devreye soktu. "Sistem durunca susuz kalıyoruz" İmece usulü GES sistemlerinin üzerinin karını temizlediklerini ifade eden Karahan köyü muhtarı Selahattin Kaçan, "Bu tesis ile köyümüzün su ihtiyacını karşılıyoruz. Bu panelleri temizledikçe suyumuz daha verimli oluyor. Su sıkıntımız kalmıyor. Köylülerimizden Allah razı olsun imece usulü geliyoruz, karını, etrafını temizliyoruz" dedi. Köyde su sıkıntısı olmadığını belirten Bayram Erben, "Suyumuzda sıkıntı yoktur. Köylülerden de Allah razı olsun gelip temizliyoruz. Suyumuzu basıyor herkesten Allah razı olsun" diye konuştu. "Ateş yakarak ısınıyorlar" Öte yandan, Karahan köyünde GES sistemlerinin temizliğinde çalışan köylüler, soğuktan ateş yakarak korunuyor. Köylüler yanlarındaki getirdikleri tezekleri çalışma öncesinde yakıyor. Çalışırken üşüyen köylüler ise sırayla ısınarak işlerini yapıyor. Güneş enerji panellerini temizleyen köylüler daha sonra geldikleri minibüs ile köye dönüyor. Köylüler kar nöbetini kış sonuna kadar sürdürecek.