ÇEVRE
Gaziantep’te ’süper hücre’ fırtınası fıstık ağaçlarını söktü 05 Mayıs 2026 Salı - 10:02:30 Gaziantep’te etkili olan ’süper hücre’ fırtınası nedeniyle Antep fıstığı ağaçları büyük zarar gördü. Asırlık ağaçların söküldüğü kentte çiftçiler büyük şok yaşadı. Kentte hafta sonu etkili olan ve büyük hasara yol açan fırtına, dolu ve sağanağın ardından Antep fıstığı bahçelerinde hasar oluşturdu. Özellikle Nizip, Karkamış, Oğuzeli, Şehitkamil, Şahinbey ve Araban ilçelerini etkileyen fırtına, bazı noktalarda hayatı adeta felç etti. Fırtınanın etkilediği kent genelinde bazı ağaçlar devrilirken, kırsal mahallelerdeki bahçelerde ise asırlık Antep fıstığı, zeytin ve ceviz ağaçları söküldü. Fırtına kentin en önemli geçim kaynakları arasında yer alan Antep fıstığı ağaçlarına ciddi zarar verdi. Fırtına aynı zamanda Antep fıstığı ağaçlarındaki meyve ve çiçekleri de döktü. Geçen yıl zirai don ve kuraklık nedeniyle büyük sıkıntı yaşayan çiftçiler, bu yıl ise fırtına, sel ve dolu nedeniyle yeni bir zararla karşı karşıya kalmaktan endişe duyuyor. Çiçeklenme ve tozlanma dönemindeki Antep fıstığı ve zeytin ağaçlarında ciddi zarar oluşurken, kırsal mahallelerde hasar tespit çalışmaları başlatıldı. "Antep fıstığı ağaçlarında ciddi hasar var" Gaziantep Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Cuma Yiğit, bazı bahçelerde ağaçların kırıldığını ve çiçek açan ağaçların da fırtına ve doludan büyük ölçüde etkilendiğini söyledi. Antep fıstığında verim kaybının kaçınılmaz olduğunu ifade eden Yiğit, "Öncelikle çiftçilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bu bir yağış ve fırtına değildi, bir afet oldu. Şehitkamil ilçesinde bulunan 4 köyümüzdeki tarım alanlarında ciddi hasar var. Kargamış ve Nizip ilçemizdeki bahçelerde bulunan Antep fıstığı ağaçlarında da ciddi hasar var" dedi. "Çiftçilerimize destek verilmesini istiyoruz" TARSİM sigortası bulunan ve dolu, kuraklık, don ve fırtına gibi doğal afetler sonucu ürünleri zarar gören çiftçilerin zararının Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından giderildiğini bildiren Yiğit, "Çiftçilerimiz önceden yüzde 30 riski altındaydı. Tarımda risk yüzde 80’lere ulaştı. TARSİM sigortasını yaptırmayan çiftçilerimizin sigortasını yaptırması gerekir. Geçen sene don oldu, önceki sene kuraklık oldu ve bu sene ise hem dolu hem de fırtına oldu. Sürekli afetle karşı karşıya kalıyoruz. Çiftçilerimiz desteklensin. Yetkilerimizden çiftçilerimize destek vermesini bekliyoruz. Fakat çiftçilerimizin mutlaka TARSİM sigortasını yaptırması gerekir ki mağdur olmasınlar" ifadelerini kullandı. "100 yıllık fıstık ağaçları söküldü" Yiğit, "Ben bu bölgede hiç böyle bir afet görmedim. Yağmur, dolu, don ve rüzgar olurdu. İlk defa böyle bir durumla karşı karşıya kaldık. 100 yıllık fıstık ağaçları söküldü ve bir çiftçimizin 100 tane zeytin ağacı vardı, sadece 10 tanesi sağlam kaldı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi afet bölgesi oldu. Geçen sene don oldu, çiftçimiz mağdur oldu, ürün alamadı. Bu bölge en çok fıstık olan bir bölge ve fıstık da buranın iklimine alışan bir üründü. Bu iklimde fıstık yetişmez. Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve fıstık sıcak iklime alıştı. Şu anda da Karadeniz havası gibi bir hava var, sürekli yağış oluyor. Geçen sene yağmur yağsın diye dua ettik, bu sene de aralıklı yağmasın diye dua ediyoruz. İnşallah iyi olur, Allah’tan umut kesilmez" şeklinde konuştu. Şehitkamil ilçesinin kırsal Bedirkent Mahallesi Muhtarı ve çiftçi Metin Ok da dedesinin ve babasının döneminden kalan asırlık Antep fıstığı ve zeytin ağaçlarının söküldüğünü görünce büyük şok yaşadıklarını belirterek, zararlarının büyük olduğunu bildirdi.
05 Mayıs 2026 Salı - 09:51 Bursa’da Yaren leyleğin yuvasında büyük sevinç...Beş yavru da görüntülendi Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Eskikaraağaç köyünde balıkçı Adem Yılmaz ile dostluğuyla tanınan Yaren leyleğin yuvasında bu yılki yavru sayısı netleşti. Günlerdir merakla beklenen en küçük yavru da ilk kez başını gösterdi, böylece Yaren ve eşinin bu sezon beş yavru büyüttüğü kesinleşti. Uluabat gölü kenarındaki Eskikarağaç’ta bebek Yaren sevinci yaşanıyor. Baharın gelişiyle birlikte yuvasına dönen Yaren leylek ve eşi, bu yıl da doğaseverleri heyecanlandırdı. Günlerdir yuvada hareketlilik gözlenirken, son olarak en küçük yavrunun da kameraya yansımasıyla yavru sayısının beş olduğu ortaya çıktı. Yavruların sağlıklı gelişimi için ilk bir ayın kritik olduğuna dikkat çekiliyor. Yaren çifti, yavrularını korumak için yuvaya sürekli saman ve yosun taşıyarak ortamı sıcak tutmaya çalışırken, sık sık beslenmelerini de sağlıyor. Zaman zaman yavruların tamamının yuvada görülmemesi ise doğal davranış olarak değerlendirilirken, ebeveynlerin yavrularını kontrol altında tuttuğu ifade ediliyor. Her yıl yavru sayısında değişiklik gözlenen Yaren leyleğin geçmişte altı yavru büyüttüğü bilinirken, bu yılki beş yavrunun gelişimi de yakından takip ediliyor. Gölyazı’da yaşayan vatandaşlar ve doğaseverler ise yavruların büyüme sürecini heyecanla izlemeye devam ediyor. Yaren leyleğin hikayesi, bu yıl da doğanın umut veren yüzünü bir kez daha gözler önüne serdi.
Akdeniz’de çok az kaldı, Tuzla’da umut verdi
08 Şubat 2026 Pazar - 10:54 Akdeniz’de çok az kaldı, Tuzla’da umut verdi Olumsuz çevresel etkiler nedeniyle Akdeniz çanağının genelinde çok az kalan ve deniz ekosistemi için çok önemli yeri olan pina ve deniz çayırları Tuzla’da görüldü. Konuyla ilgili bilgilendirmelerde bulunan Prof. Dr. Mustafa Sarı, "Tuzla’da muhteşem bir su altı canlılığıyla karşılaştık, çok şaşırdık" dedi. Tuzla’da Postane Mahallesi’nde bulunan Tuzla Yelken ve Su Sporları Kulübü iskelesinden dalış yapan ekipler, Marmara Denizi’ne özgü olan Zostera marina türü deniz çayırı ve pinalar buldu. 1992’den beri tüm Akdeniz’de sayıları her geçen gün azalan pina ve deniz çayırlarının önemine vurgu yapan Bandırma 17 Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, "Deniz çayırları sağlıklı, Tuzlalılar çok şanslılar. Burası İstanbul’un en yoğun endüstriyel bölgelerinden bir tanesi, böyle bir alanda hem deniz canlılığının bu kadar yüksek olması, hem pinaların sağlıklı olması hem küçük de olsa deniz çayırı alanı bulunması çok büyük bir şans" dedi. Prof. Dr. Sarı, Tuzla’daki gönüllü dalgıçların bölgede deniz çayırı canlılığı olduğunu bildirmesi üzerine ekibiyle beraber bölgeye geldiklerini belirterek, "Muhteşem bir su altı canlılığıyla karşılaştık. Çok şaşırdık, buranın canlılığının daha zayıf olmasını beklemiştik. Halbuki bir su altı canlılığı var. 25 ila 30 metrekarelik bir alan" ifadelerini kullandı. "Marmara Denizi kıyılarının yüzde 60’ından fazlasında deniz çayırı var" Prof. Dr. Sarı, bölgede yaptıkları dalışın ardından yaptığı açıklamada şunları kaydetti: "Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle geçen yıl 2 büyük proje yürüttük. Birisi MAR-ÇAYIR, diğeri MAR-PİNA idi. Derdimiz Marmara Denizi’nin bütün kıyısal alanlarındaki deniz çayırı ve pina alanlarını tespit etmek ve bunları haritalandırmaktı. Geçen yıl Adalar dahil, bin 300 kilometrelik bütün kıyı şeritlerini tarayarak bunları tespit ettik. Bu yıl, bunların "ÇAYIR-İZ" ve "PİNA-İZ" adıyla 2 büyük proje kapsamında izlemesine başladık. Marmara’nın tamamını temsil edecek şekilde istasyonlarımız var. Bu istasyonlarda düzenli olarak dalıyoruz. Deniz çayırlarının sağlık durumlarını inceliyoruz. Pinalar sağlıklı mı, yeni birey katılımı var mı, karasal baskılar ne durumda? Kıyıdan ve karadan gelen baskılar zarar veriyor mu, etkisi nedir diye görmeye çalışıyoruz. Memnuniyetle söyleyebiliriz ki, Marmara Denizi kıyılarının yüzde 60’ından fazlasında deniz çayırı var. 4 tür deniz çayırı bulunuyor. En yaygın olan Cymodocea nodosa dediğimiz tür. Her tarafta bulunuyor. Kıyıdan itibaren en fazla 8.5 metre derinliğe kadar. İkinci tür Zostera marina, üçüncü tür Zostera noltii ve dördüncüsü Akdeniz’in endemik türü Posidonia oceanica. O Çanakkale’ye ve Erdek Körfezi’ne yakın bölgelerde bulunuyor." "Gönüllüler Tuzla’da deniz canlılığı olduğunu söylediler" Prof. Dr. Sarı, Tuzla Yelken Kulübü’nün önünde hem pinaların hem deniz çayırlarının var olduğunu dile getirerek, "Üzüldüğümüz şey şu, Marmara’nın kuzey kıyılarından, Silivri’den başlayıp; İzmit Körfezi’ne kadar neredeyse deniz çayırı alanı kalmadı, baskı altında. Buraları kötü kullanmışız, kirletmişiz, doldurmuşuz. Deniz çayırları zarar görmüş buralarda. Pina alanları deniz çayırına göre daha iyi ve çok az, parça parça deniz çayırı yeri kalmış. Bu bölgedeki gönüllü dalgıç arkadaşlarımız dediler ki; ‘Tuzla Yelken Kulübü’nün önünde hem pinalar, hem deniz çayırı var.’ Bize bildirdiler, biz de ekibimizle beraber geldik. Daldık ve muhteşem bir su altı canlılığıyla karşılaştık. Çok şaşırdık, buranın canlılığının daha zayıf olmasını beklemiştik. Halbuki çok canlı bir su altı canlılığı var. Ayrıca çok küçük bir alan olsa da deniz çayırı alanı var. 25-30 metrekarelik bir alan. Zostera marina türü burada var. Onlar da gayet sağlıklı gözüküyorlar onun için çok mutlu oldum. Arkadaşlarımızla beraber bugün bu güzellikleri gördüğümüz için çok mutluyuz. Aşağıda gördüğümüz pinalar, büyük ve yavru pinalar da var ve hepsi çok sağlıklı. Deniz çayırları da çok sağlıklı. Tuzlalılar çok şanslılar. İstanbul’un en yoğun endüstriyel bölgelerinden bir tanesi burası. Böyle bir alanda hem deniz canlılığının bu kadar yüksek olması, hem pinaların sağlıklı olması hem küçük de olsa deniz çayırı alanı bulunması çok büyük bir şans. Tuzlalı yöneticilerimize, Tuzla’da yaşayan insanlarımıza bu güzelliklere sahip çıkmalarını tavsiye ederiz, aman denizinize sahip çıkın! Çünkü soluduğumuz havanın içerisindeki oksijenin yarısı denizlerden geliyor. Dünyanın dörtte üçü karalarla kaplı, bütün karalar orman olsa, şu anda soluduğumuz havanın içerisindeki oksijeni üretmeye yetmiyor. Denizdeki fitoplanktonlar üretiyor ve deniz çayırları üretiyor." "Bu bölgede artık deniz çayırı var" Deniz çayırlarının deniz ekosistemi için önemine dikkat çeken Prof. Dr. Sarı, "Bir metrekare deniz çayırı alanı bir günde 10 litreden fazla oksijen üretir. Deniz canlılarına üreme, beslenme, barınma, saklanma alanı oluşturur. En önemlisi karbonu tutar. Tropik ormanlardan 35 kat fazla karbon tutar deniz çayırları. Neden karbon tutmanın altını çiziyoruz; ’İklim değişikliği’ dediğimiz büyük bir felaketle karşı karşıyayız. Atmosferdeki artan karbondioksit yüzünden sürekli dünya ısınıyor. İşte bu karbondioksiti absorbe edecek bitkisel organizmalara ihtiyacımız var. Deniz çayırıyla kaplı bir alan düşünün, hemen yanında olmayan bir alan düşünün olmayan alana göre 40 kat daha fazla canlılık barındırıyor. Eğer kıyısal alanda deniz çayırı varsa erezyonu önlüyor. Bu yönüyle saymakla bitiremeyeceğimiz kadar deniz ekosistemine katkısı var. Biz tüm bunları dikkate alarak Marmara’nın tamamında deniz çayırlarının korunmasını istiyoruz. Pinaların korunması istiyoruz. Deniz çayırları plajlarda bulunduğunda insanlar istemiyorlar, ayağımıza değiyor diyorlar ve korkuyorlar. Çimle kaplı bir alan görsek ayakkabılarımızı çıkarıp çıplak ayakla basmak isteriz. Eğer plajımızda deniz çayırı varsa plajı berraklaştırır. Deniz çayırından kaygımız varsa deniz ayakkabısı giyelim ve çayırlar ayağımıza değmesin. Marmara’nın kuzey kıyılarını dikkate aldığımızda çok az yerde, bu bölgede artık deniz çayırı var. Karşıda Adalar’ın etrafı tamamen deniz çayırı ama burada karasal baskılar yüzünden çok az kalmış. Tuzla’da şu anda küçük de olsa bir alan var. Burayı genişletmemiz, büyütmemiz var olanı korumamız lazım. Onun için bugün çok mutluyum. Burada bulunan tür nesli tehlike altında olan bir tür değil ama deniz çayırının neslinin tehlike altında olması gerekmiyor önemli olması için. O kadar kıymetli bir tür ki bu, bunu korumamız lazım" şeklinde konuştu.
Isparta Belediyesi, pazar alanı çatılarına GES kuruyor
08 Şubat 2026 Pazar - 10:19 Isparta Belediyesi, pazar alanı çatılarına GES kuruyor Isparta Belediyesi tarafından Davraz Mahallesi Kapalı Pazar Alanının çatısına 1.2 MW’lik güneş enerjisi santrali (GES) kuruluyor. Çalışmaları yerinde inceleyen Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, belediyenin güneş enerji santrallerinden yıllık 250 milyon lira gelir elde ettiğini, bunun da şehrin geleceğine önemli bir yatırım olduğunu vurguladı. Isparta Belediyesi, yenilebilir enerji alanında geleceğin yatırımı olarak görülen Güneş Enerjisi Santrallerine (GES) büyük yatırımlar yapmaya devam ediyor. Senirce ovasının tepelerindeki atıl arazilere güneş enerjisi santrallerinin kurulmasının ardından belediyenin hizmet binaları, tesisleri ve mahallelere kazandırdığı kapalı pazar alanlarının çatılarına da güneş enerjisi santralleri kuruluyor. Böylelikle güneşten elektrik üretilerek, önemli bir gelir elde ediliyor. Isparta Belediyesi, Senirce ovalarının tepelerinin yanı sıra ISBAŞ Bimsblok Fabrikası, Mehmet Tönge Kapalı Pazar Alanı, Akkent Kapalı Pazar Alanı, Binbirevler Kapalı Pazar Alanı, Bezirgan Sufrası, Emre Spor Kompleksi, Kirazlıtepe, Kirazlıdere Sosyal Tesisleri ve Park ve Bahçeler Müdürlüğü hizmet binasının çatısına güneş enerjisi santralleri kurulmuştu. Şimdi de Davraz Mahallesi Kapalı Pazar Alanının çatısına 1.2 MW’lik GES kuruluyor. Böylelikle Isparta Belediyesi’nin güneşten elektrik üretimi 20 MW’ye çıkıyor. Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, Davraz Kapalı Pazar Alanının çatısında devam eden GES çalışmalarını yerinde inceledi, yüklenici firma yetkililerinden bilgi aldı. Başkan Başdeğirmen: "20 MW gücüne ulaşıyoruz" İncelemelerinin ardından açıklamalarda bulunan Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, 2022 yılının şubat ayında yoğun kar yağışında Davraz Kapalı Pazar Alanının çöktüğünü ve pazar alanını yeniden yaptıklarını dile getirdi. Kapalı Pazar Alanının çatısını GES için uygun yaptıklarını belirten Başkan Başdeğirmen, "Isparta Belediyemizin önemli yatırımlarından birisi olan güneş enerjisi santrallerinde artışlar devam ediyor. Geçtiğimiz yıla kadar 16 MW GES’i tamamlamıştık. Daha sonra Kirazlıdere Sosyal Tesislerinde, Mehmet Tönge, Akkent ve Binbirevler Kapalı Pazar Alanlarında, Bezirgan Sufrası çatısında kurduğumuz GES’i şimdi de Davraz Kapalı Pazar Alanı üzerinde 1.2 MW olarak yapıyoruz. Böylelikle 20 MW gücüne ulaşmaktayız. Isparta’mıza önemli kazançlar sağlamaya çalışıyoruz. Bu yatırımın sadece maliyeti var. Bunun parasını amorti ettikten sonra en az 45 yıl sadece bakımları yapılarak, Rabbimiz güneşi verdiği sürece belediyemize gelir getirecektir. Yıllık 250 milyon lira civarında güneş enerjisi santrallerinden karşılıksız, masrafsız gelirimiz var. Otogar çatısına da 1.3 MW GES kuracağız. Orası da bittikten sonra 21 MW GES’i olan bir belediye olacağız. Bu bizim için çok değerli. İl belediyeleri arasında baktığınızda böyle bir gücü bulmak mümkün değil. Çok şükür ki bu bize nasip oldu ve şehrimize güneş enerjisi santrallerini kazandırdık. Isparta, Türkiye’de güneşi en dik konumdan alan illerden bir tanesi ve en verimli şekle sahip. Bunun da istifadesini belediye olarak Isparta’mıza kazandırıyoruz. Buradan gelen gelirler de çocuklarımıza ve geleceğimize çok güzel yatırım olarak geri dönüyor. Davraz ve otogarın çatısı için ihaleyi alan firma yetkilileriyle beraberiz. Kendilerine emeklerinden dolayı teşekkür ederim. Çok hızlı ve son teknolojik ürünlerle çalışıyorlar. Emeği geçenlere ve firma yetkililerimize çok teşekkür ediyorum" ifadelerinde bulundu.
Toroslar’da kar güzelliği: Çocuğu da yaşlısı da doyasıya eğlendi
08 Şubat 2026 Pazar - 10:14 Toroslar’da kar güzelliği: Çocuğu da yaşlısı da doyasıya eğlendi Yurt genelinde olduğu gibi Mersin’de de son haftalarda yağan kar Toroslar başta olmak üzere yüksek rakımlı bir çok bölgeyi beyaza bürüdü. Toroslardaki kar güzelliği dron ile görüntülenirken, bölgeye çıkan aileler doyasıya eğlendi. Ülke genelinde olduğu gibi Mersin’de de bu yıl kış mevsimi yağışlı geçiyor. Özellikle Aralık ayının son haftasından bu hafta sonuna kadar bir çok ilde olduğu gibi Mersin’de yüksek rakımlar da kar, düşük rakımlar da ise yağmur etkili oldu. Mersin ve ilçe merkezlerine kar yağmaması nedeniyle ise aileler her fırsatta kar keyfi için Toroslar’ ın eteğindeki yaylaların olduğu bölgelere çıktı. Özellikle sıfır rakımdaki Erdemli ilçesine bağlı bin 500’lü rakımlarda yer alan karla kaplı bölgelere giden aileler doğanın keyfini çıkardı. Çocukların yanı sıra yetişkinler ve yaş almışlarda kar da naylon ve kızaklarla kayarak keyif yaptı. Öteyandan tamamen karla kaplı olan Toroslar’ da dron ile görüntülendi. Dağ ve ormanların beyaza bürünmesi izlemesi keyif veren görüntüler ortaya çıkardı. Karda kayarak eğlenen çocuklar, bütün yıl karla oynamanın hayalini kurduklarını ve ailece çok güzel vakit geçirdiklerini söyledi. Vatandaşlardan Celal Döner," Bu kış mevsimi yağışlı geçiyor. Güzel kar yağdı. Erdemli ilçesi de güzel bir yer, kısa sürede kar yağan bölgeye gidebiliyorsunuz. Bizim gibi ailecek gelerek karda eğlenip piknik yapabiliyorsunuz" dedi.
Toroslar’da kar güzelliği: Çocuğu da yaşlısı da doyasıya eğlendi
08 Şubat 2026 Pazar - 10:07 Toroslar’da kar güzelliği: Çocuğu da yaşlısı da doyasıya eğlendi Yurt genelinde olduğu gibi Mersin’de de son haftalarda yağan kar Toroslar başta olmak üzere yüksek rakımlı bir çok bölgeyi beyaza bürüdü. Toroslardaki kar güzelliği dron ile görüntülenirken, bölgeye çıkan aileler doyasıya eğlendi. Ülke genelinde olduğu gibi Mersin’de de bu yıl kış mevsimi yağışlı geçiyor. Özellikle Aralık ayının son haftasından bu hafta sonuna kadar bir çok ilde olduğu gibi Mersin’de yüksek rakımlar da kar, düşük rakımlar da ise yağmur etkili oldu. Mersin ve ilçe merkezlerine kar yağmaması nedeniyle ise aileler her fırsatta kar keyfi için Toroslar’ ın eteğindeki yaylaların olduğu bölgelere çıktı. Özellikle sıfır rakımdaki Erdemli ilçesine bağlı bin 500’lü rakımlarda yer alan karla kaplı bölgelere giden aileler doğanın keyfini çıkardı. Çocukların yanı sıra yetişkinler ve yaş almışlarda kar da naylon ve kızaklarla kayarak keyif yaptı. Öteyandan tamamen karla kaplı olan Toroslar’ da dron ile görüntülendi. Dağ ve ormanların beyaza bürünmesi izlemesi keyif veren görüntüler ortaya çıkardı. Karda kayarak eğlenen çocuklar, bütün yıl karla oynamanın hayalini kurduklarını ve ailece çok güzel vakit geçirdiklerini söyledi. Vatandaşlardan Celal Döner," Bu kış mevsimi yağışlı geçiyor. Güzel kar yağdı. Erdemli ilçesi de güzel bir yer, kısa sürede kar yağan bölgeye gidebiliyorsunuz. Bizim gibi ailecek gelerek karda eğlenip piknik yapabiliyorsunuz" dedi.
Çatalca’da dere taşkını vatandaşları yıllardır mağdur ediyor
08 Şubat 2026 Pazar - 10:04 Çatalca’da dere taşkını vatandaşları yıllardır mağdur ediyor Çatalca’da kış aylarında taşan ve üzerinde o bölgede köprü bulunmayan dere nedeniyle mahalle sakinleri evlerine ulaşmakta zorlanıyor. Büyük risk alarak derenin üstündeki taşlara basarak karşıya geçmeye çalışan vatandaşlar, soruna çözüm bulunmasını istiyor. Çatalca Karamandere Mahallesi’nde, yağmur ve kar sularıyla seviyesi yükselen dere, mahalle sakinlerinin yaşamını olumsuz etkiliyor. Bölgede araç ve yaya geçişi için bir köprü bulunmaması, vatandaşların özellikle kış aylarında, derenin diğer tarafındaki evlerine geçişini zorlaştırıyor. Bölge sakinleri, daha önce derenin ortasına konulan büyük taşların üzerine basarak karşıya geçmeye çalışıyor, su seviyesinin yükseldiği dönemlerde evlerinin bulunduğu alanda mahsur kalıyor. Geçtiğimiz günlerde yaşanan kar yağışı sonrası dere yeniden taşarken, bazı vatandaşlar 5 gün boyunca karşıya geçemediğini söyledi. Mahallede yaşayan öğrenciler okula gitmekte güçlük çekerken, çocuklarını sırtında ya da kucağında taşıyarak karşıya geçirmeye çalışan vatandaşlar, yaşanan tehlike nedeniyle endişe duyuyor. Karamandere Mahallesi sakinleri, can güvenliklerinin tehlikede olduğunu belirterek, yetkililerden kalıcı bir çözüm ve köprü yapılmasını istiyor. "Araçların zaten geçmesi mümkün değil, biz çocukları genelde sırtımıza alıyoruz" Mahalle sakinlerinden Yavuz Eren, "19 yıldır mahalle sakini olduğunu ve sonbaharda su seviyesinin yükseldiğini belirterek, "Çocukların da okula başlama zamanları o zamanlara denk geldiği için burada çocuklar geçemiyorlar. Okula gitmek için de bu dereyi kullanmak zorunda kalıyoruz. Bazen çok büyük tehlikeler de atlatıyoruz. Maalesef çocukları kucağımıza götürdüğümüz için çocuklar da biz de düşebiliyoruz. Market alışverişlerimizi karşı tarafta komşularımız var, onların yardımlarıyla ip atarak temel gıdaları alabildik. Beş gün boyunca mahsur kaldık. Çocuklar okula da gidemediler. Biz de maalesef işe gidemedik. Araçların zaten geçmesi mümkün değil. Biz çocukları genelde sırtımıza alıyoruz. Tek tek geçirmeye çalışıyoruz. Okula gidebilmeleri için de buradan dereden geçmeleri yeterli değil. Bir de burada ormanın içerisinden yaklaşık bir kilometre ana asfalta yürümek zorunda kalıyorlar. Çünkü servis buraya kadar gelmiyor. Bakın mesela şu anda karşıdan geçmeye çalışan biri var. Çocukları kucağında. Nasıl geçeceğini düşünüyor şu anda. Gerçekten mağduruz. Basit bir köprü bile yapılabilse en azından, çok büyük bir köprüye de ihtiyacımız yok. Ufak bir köprü bile yapılsa en azından arabalarla geçemesek bile yürüyerek geçip temel ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğiz" şeklinde konuştu. "Bir komşumuzun ayağı kırıldı" Merve Eren isimli vatandaş, "Bu böyle şu an su seviyesi inmiş hali. Hastaneye gidemiyoruz zaten. Ayrıyeten üç gündür de çocuğumu okula gönderemedim ben. Bugün daha yeni böyle bu şekilde su seviyesi indiği için okula gidebildi, o da zor şartlar altında. Geçenlerde bir komşumuzun ayağı kırıldı geçerken taştan kaydı düştü. O yüzden mağduriyetimiz var. Giderilmesini talep ediyoruz. Yani en azından bir köprü, araç geçişi olmasa bile yaya geçişi olan bir köprü bizi kurtarabilir" dedi. Mahalleli Veysel Özcan, "Buradaki mağduriyetimiz bu dereden dolayı, yağmur, yağış olduğu zaman bu dereden karşı tarafa geçemiyoruz. Ben emekliyim. Benim çocuğumun bir tanesi okula gidiyor. Okula gittiğinden dolayı çocuğumu buraya getiremiyorum. Dolayısıyla benim ailem de yanında kalmak zorunda kalıyor. O yüzden ben burada tek başıma kalıyorum, bir de kira veriyorum. Kendi evim var burada ama kira vermek zorunda kalıyorum, o da bizim her türlü mağduriyetimiz oluyor. Yol yok, köprü yok. Çocukları mecburiyetten göndermek zorunda kalıyoruz. Burada çok sıkıntılar yaşadık. Geçen sene ben bu suda az kalsın boğuluyordum. Şişme botlarla karşıya geçmeye çalıştık ekmeğimizi almak için su yükseldi ve şişme bot devrildi. Az kalsın boğuluyordum. En azından burada bir köprü yapılmasını istiyoruz" dedi. Ali Akyüz ise "Market alışverişinden geliyorum. Bu dereden biraz sonra geçmeye çalışacağım. Benim hastalarım var, bir türlü bu dereden karşıdan karşıya gelip geçemiyoruz. Yani Allah aşkına buraya bir köprü yapalım. Kaçıncı asırda yaşıyoruz? Bu bir rezillik. Dereden geçsem aracım gider. Geçen arkadaşımızın aracı uçtu buraya, dört gün suyun altında kaldı orada. Kendisini jandarma geldi kurtardı. Araç geçmez. Şimdi aldım üç günlük ihtiyacımı gidiyorum. Üç gün sonra tekrar getireceğim. Bu havaya bak. Belki üç gün sonra daha büyük yağmurlar yağacak" diye konuştu.