ÇEVRE
Adıyaman’da dolu yağışı tahıl tarlalarını vurdu 05 Mayıs 2026 Salı - 10:55:09 Adıyaman’da dolu yağışından dolayı özellikle tahıl tarlaları başta olmak üzere tütün fideleri zarar gördü. Kentte önceki gün yaşanan dolu yağışı, merkeze bağlı köylerin yanı sıra Besni, Gölbaşı, Samsat, Çelikhan ve Tut ilçelerinde etkili oldu. Yağış sonrası çitçinin tarlalardaki buğday ve arpaların başakları büyük zarar gördü. Tütün ekim mevsimi olması nedeniyle Adıyaman’ın önemli geçim kaynaklarından olan tütün fideleri de zarar gördü. Tarlaların yanı sıra meyve ağaçları da dolu yağışından nasibini aldı. Adıyaman İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, dolu yağışının ardından gelen ihbarları değerlendirip sahada hasar tespit çalışmalarına başladı. Konuyla ilgili açıklama yapan Adıyaman Ziraat Odası Başkanı Yaşar Özkan, "Besni, Gölbaşı, Samsat, Çelikhan ve Tut ilçesinde de bayağı dolu yağışı etkili oldu ama Adıyaman’da daha fazla oldu. Arpa, buğday, nohutta ve tütün fidelerinde büyük zarar meydana geldi. Bu zarardan dolayı da şu anda Tarım ve Orman Müdürlü ekipleri sahadalar. Sahada ne kadar alanda zarar gördüğünü tespit ediyorlar. Şu an bulunduğumuz Elmacık köyünde yüzde yüz hasar var. Gördüğünüz gibi buğday başaklarında taneleri bile yok. Tamamıyla sıyırmış. Bu buğdaylar kopuk bir şekilde, koptuğu zaman saman bile bu tarladan toplayamazsın" dedi. Elmaçık Köyü Muhtarı ve çiftçi Davut Atıcı, "Dün 2-3 sıralarında benim köyde dolu yağdı. Bir saat sürdü. Buğday, arpa ve ekinlerimiz yüzde yüz zarar gördü" diye konuştu.
05 Mayıs 2026 Salı - 10:47 Başiskele’de Hoca Ahmet Yesevi Caddesi 2x2 şeritli hale getiriliyor Başiskele Fatih Mahallesi Hoca Ahmet Yesevi Caddesi’nde 2. etap üstyapı çalışmalarıyla yol 2x2 şeritli hale getirilirken; modern aydınlatma, durak cepleri ve kaldırım düzenlemeleriyle cadde yenileniyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde gerçekleştirdiği üstyapı yatırımlarıyla hem yol konforunu artırıyor hem de trafik güvenliğini güçlendiriyor. Yol ve Bakım Dairesi Başkanlığı ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, Başiskele ilçesi Hoca Ahmet Yesevi Caddesi’nin bin metrelik bölümünde üstyapı yenilemesi yapılıyor. Mevcut durumda tek gidiş-tek geliş olarak kullanılan yol, 25 metre genişliğinde ve 2x2 şeritli olacak şekilde yeniden inşa ediliyor. Terasman (kazı-dolgu) çalışmalarının sürdüğü caddede, orta refüj düzenlemesi ile trafik güvenliği daha da artırılacak. Ayrıca caddeye 2 yeni durak cebi kazandırılacak. Prestijli caddeye dönüşüyor Çalışmalar kapsamında elektrik hatları yer altına alınacak, orta refüje yerleştirilecek dekoratif aydınlatma direkleri ile cadde estetik görünüme kavuşacak. Yayalar için baskı beton kaldırımlar inşa edilerek konforlu yürüyüş alanları oluşturulacak. Toplam 350 metrelik alanda üç ayrı noktada planlanan duvar imalatının ilk etabı tamamlanırken yaya korkuluklarının montajı gerçekleştirildi. İkinci etap duvarın yapımı sürerken, üçüncü etap duvarın imalatına da kısa süre içinde başlanacak. Ayrıca yağmur suyu drenajı için ızgara imalatları devam ediyor. Çalışmaların tamamlanmasının ardından yatay ve düşey trafik işaretlemeleri yapılacak. 2 bin 280 ton aşınma asfalt serilecek Proje kapsamında 20 bin metreküp kazı ve 10 bin metreküp dolgu çalışması gerçekleştirilecek. Üstyapı için 6 bin ton PMT, 4 bin 200 ton bitümlü temel, 3 bin 650 ton binder ve 2 bin 280 ton aşınma asfalt serimi yapılacak. Ayrıca 4 bin metreküp taş duvar, 350 metre yaya korkuluğu, 50 yağmur suyu ızgarası ve 4 bin metrekare baskı beton kaldırım imalatı gerçekleştirilecek. Cadde, 25 dekoratif aydınlatma direği ile aydınlatılacak.
Akdeniz’de çok az kaldı, Tuzla’da umut verdi
08 Şubat 2026 Pazar - 10:54 Akdeniz’de çok az kaldı, Tuzla’da umut verdi Olumsuz çevresel etkiler nedeniyle Akdeniz çanağının genelinde çok az kalan ve deniz ekosistemi için çok önemli yeri olan pina ve deniz çayırları Tuzla’da görüldü. Konuyla ilgili bilgilendirmelerde bulunan Prof. Dr. Mustafa Sarı, "Tuzla’da muhteşem bir su altı canlılığıyla karşılaştık, çok şaşırdık" dedi. Tuzla’da Postane Mahallesi’nde bulunan Tuzla Yelken ve Su Sporları Kulübü iskelesinden dalış yapan ekipler, Marmara Denizi’ne özgü olan Zostera marina türü deniz çayırı ve pinalar buldu. 1992’den beri tüm Akdeniz’de sayıları her geçen gün azalan pina ve deniz çayırlarının önemine vurgu yapan Bandırma 17 Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, "Deniz çayırları sağlıklı, Tuzlalılar çok şanslılar. Burası İstanbul’un en yoğun endüstriyel bölgelerinden bir tanesi, böyle bir alanda hem deniz canlılığının bu kadar yüksek olması, hem pinaların sağlıklı olması hem küçük de olsa deniz çayırı alanı bulunması çok büyük bir şans" dedi. Prof. Dr. Sarı, Tuzla’daki gönüllü dalgıçların bölgede deniz çayırı canlılığı olduğunu bildirmesi üzerine ekibiyle beraber bölgeye geldiklerini belirterek, "Muhteşem bir su altı canlılığıyla karşılaştık. Çok şaşırdık, buranın canlılığının daha zayıf olmasını beklemiştik. Halbuki bir su altı canlılığı var. 25 ila 30 metrekarelik bir alan" ifadelerini kullandı. "Marmara Denizi kıyılarının yüzde 60’ından fazlasında deniz çayırı var" Prof. Dr. Sarı, bölgede yaptıkları dalışın ardından yaptığı açıklamada şunları kaydetti: "Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle geçen yıl 2 büyük proje yürüttük. Birisi MAR-ÇAYIR, diğeri MAR-PİNA idi. Derdimiz Marmara Denizi’nin bütün kıyısal alanlarındaki deniz çayırı ve pina alanlarını tespit etmek ve bunları haritalandırmaktı. Geçen yıl Adalar dahil, bin 300 kilometrelik bütün kıyı şeritlerini tarayarak bunları tespit ettik. Bu yıl, bunların "ÇAYIR-İZ" ve "PİNA-İZ" adıyla 2 büyük proje kapsamında izlemesine başladık. Marmara’nın tamamını temsil edecek şekilde istasyonlarımız var. Bu istasyonlarda düzenli olarak dalıyoruz. Deniz çayırlarının sağlık durumlarını inceliyoruz. Pinalar sağlıklı mı, yeni birey katılımı var mı, karasal baskılar ne durumda? Kıyıdan ve karadan gelen baskılar zarar veriyor mu, etkisi nedir diye görmeye çalışıyoruz. Memnuniyetle söyleyebiliriz ki, Marmara Denizi kıyılarının yüzde 60’ından fazlasında deniz çayırı var. 4 tür deniz çayırı bulunuyor. En yaygın olan Cymodocea nodosa dediğimiz tür. Her tarafta bulunuyor. Kıyıdan itibaren en fazla 8.5 metre derinliğe kadar. İkinci tür Zostera marina, üçüncü tür Zostera noltii ve dördüncüsü Akdeniz’in endemik türü Posidonia oceanica. O Çanakkale’ye ve Erdek Körfezi’ne yakın bölgelerde bulunuyor." "Gönüllüler Tuzla’da deniz canlılığı olduğunu söylediler" Prof. Dr. Sarı, Tuzla Yelken Kulübü’nün önünde hem pinaların hem deniz çayırlarının var olduğunu dile getirerek, "Üzüldüğümüz şey şu, Marmara’nın kuzey kıyılarından, Silivri’den başlayıp; İzmit Körfezi’ne kadar neredeyse deniz çayırı alanı kalmadı, baskı altında. Buraları kötü kullanmışız, kirletmişiz, doldurmuşuz. Deniz çayırları zarar görmüş buralarda. Pina alanları deniz çayırına göre daha iyi ve çok az, parça parça deniz çayırı yeri kalmış. Bu bölgedeki gönüllü dalgıç arkadaşlarımız dediler ki; ‘Tuzla Yelken Kulübü’nün önünde hem pinalar, hem deniz çayırı var.’ Bize bildirdiler, biz de ekibimizle beraber geldik. Daldık ve muhteşem bir su altı canlılığıyla karşılaştık. Çok şaşırdık, buranın canlılığının daha zayıf olmasını beklemiştik. Halbuki çok canlı bir su altı canlılığı var. Ayrıca çok küçük bir alan olsa da deniz çayırı alanı var. 25-30 metrekarelik bir alan. Zostera marina türü burada var. Onlar da gayet sağlıklı gözüküyorlar onun için çok mutlu oldum. Arkadaşlarımızla beraber bugün bu güzellikleri gördüğümüz için çok mutluyuz. Aşağıda gördüğümüz pinalar, büyük ve yavru pinalar da var ve hepsi çok sağlıklı. Deniz çayırları da çok sağlıklı. Tuzlalılar çok şanslılar. İstanbul’un en yoğun endüstriyel bölgelerinden bir tanesi burası. Böyle bir alanda hem deniz canlılığının bu kadar yüksek olması, hem pinaların sağlıklı olması hem küçük de olsa deniz çayırı alanı bulunması çok büyük bir şans. Tuzlalı yöneticilerimize, Tuzla’da yaşayan insanlarımıza bu güzelliklere sahip çıkmalarını tavsiye ederiz, aman denizinize sahip çıkın! Çünkü soluduğumuz havanın içerisindeki oksijenin yarısı denizlerden geliyor. Dünyanın dörtte üçü karalarla kaplı, bütün karalar orman olsa, şu anda soluduğumuz havanın içerisindeki oksijeni üretmeye yetmiyor. Denizdeki fitoplanktonlar üretiyor ve deniz çayırları üretiyor." "Bu bölgede artık deniz çayırı var" Deniz çayırlarının deniz ekosistemi için önemine dikkat çeken Prof. Dr. Sarı, "Bir metrekare deniz çayırı alanı bir günde 10 litreden fazla oksijen üretir. Deniz canlılarına üreme, beslenme, barınma, saklanma alanı oluşturur. En önemlisi karbonu tutar. Tropik ormanlardan 35 kat fazla karbon tutar deniz çayırları. Neden karbon tutmanın altını çiziyoruz; ’İklim değişikliği’ dediğimiz büyük bir felaketle karşı karşıyayız. Atmosferdeki artan karbondioksit yüzünden sürekli dünya ısınıyor. İşte bu karbondioksiti absorbe edecek bitkisel organizmalara ihtiyacımız var. Deniz çayırıyla kaplı bir alan düşünün, hemen yanında olmayan bir alan düşünün olmayan alana göre 40 kat daha fazla canlılık barındırıyor. Eğer kıyısal alanda deniz çayırı varsa erezyonu önlüyor. Bu yönüyle saymakla bitiremeyeceğimiz kadar deniz ekosistemine katkısı var. Biz tüm bunları dikkate alarak Marmara’nın tamamında deniz çayırlarının korunmasını istiyoruz. Pinaların korunması istiyoruz. Deniz çayırları plajlarda bulunduğunda insanlar istemiyorlar, ayağımıza değiyor diyorlar ve korkuyorlar. Çimle kaplı bir alan görsek ayakkabılarımızı çıkarıp çıplak ayakla basmak isteriz. Eğer plajımızda deniz çayırı varsa plajı berraklaştırır. Deniz çayırından kaygımız varsa deniz ayakkabısı giyelim ve çayırlar ayağımıza değmesin. Marmara’nın kuzey kıyılarını dikkate aldığımızda çok az yerde, bu bölgede artık deniz çayırı var. Karşıda Adalar’ın etrafı tamamen deniz çayırı ama burada karasal baskılar yüzünden çok az kalmış. Tuzla’da şu anda küçük de olsa bir alan var. Burayı genişletmemiz, büyütmemiz var olanı korumamız lazım. Onun için bugün çok mutluyum. Burada bulunan tür nesli tehlike altında olan bir tür değil ama deniz çayırının neslinin tehlike altında olması gerekmiyor önemli olması için. O kadar kıymetli bir tür ki bu, bunu korumamız lazım" şeklinde konuştu.
Isparta Belediyesi, pazar alanı çatılarına GES kuruyor
08 Şubat 2026 Pazar - 10:19 Isparta Belediyesi, pazar alanı çatılarına GES kuruyor Isparta Belediyesi tarafından Davraz Mahallesi Kapalı Pazar Alanının çatısına 1.2 MW’lik güneş enerjisi santrali (GES) kuruluyor. Çalışmaları yerinde inceleyen Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, belediyenin güneş enerji santrallerinden yıllık 250 milyon lira gelir elde ettiğini, bunun da şehrin geleceğine önemli bir yatırım olduğunu vurguladı. Isparta Belediyesi, yenilebilir enerji alanında geleceğin yatırımı olarak görülen Güneş Enerjisi Santrallerine (GES) büyük yatırımlar yapmaya devam ediyor. Senirce ovasının tepelerindeki atıl arazilere güneş enerjisi santrallerinin kurulmasının ardından belediyenin hizmet binaları, tesisleri ve mahallelere kazandırdığı kapalı pazar alanlarının çatılarına da güneş enerjisi santralleri kuruluyor. Böylelikle güneşten elektrik üretilerek, önemli bir gelir elde ediliyor. Isparta Belediyesi, Senirce ovalarının tepelerinin yanı sıra ISBAŞ Bimsblok Fabrikası, Mehmet Tönge Kapalı Pazar Alanı, Akkent Kapalı Pazar Alanı, Binbirevler Kapalı Pazar Alanı, Bezirgan Sufrası, Emre Spor Kompleksi, Kirazlıtepe, Kirazlıdere Sosyal Tesisleri ve Park ve Bahçeler Müdürlüğü hizmet binasının çatısına güneş enerjisi santralleri kurulmuştu. Şimdi de Davraz Mahallesi Kapalı Pazar Alanının çatısına 1.2 MW’lik GES kuruluyor. Böylelikle Isparta Belediyesi’nin güneşten elektrik üretimi 20 MW’ye çıkıyor. Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, Davraz Kapalı Pazar Alanının çatısında devam eden GES çalışmalarını yerinde inceledi, yüklenici firma yetkililerinden bilgi aldı. Başkan Başdeğirmen: "20 MW gücüne ulaşıyoruz" İncelemelerinin ardından açıklamalarda bulunan Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, 2022 yılının şubat ayında yoğun kar yağışında Davraz Kapalı Pazar Alanının çöktüğünü ve pazar alanını yeniden yaptıklarını dile getirdi. Kapalı Pazar Alanının çatısını GES için uygun yaptıklarını belirten Başkan Başdeğirmen, "Isparta Belediyemizin önemli yatırımlarından birisi olan güneş enerjisi santrallerinde artışlar devam ediyor. Geçtiğimiz yıla kadar 16 MW GES’i tamamlamıştık. Daha sonra Kirazlıdere Sosyal Tesislerinde, Mehmet Tönge, Akkent ve Binbirevler Kapalı Pazar Alanlarında, Bezirgan Sufrası çatısında kurduğumuz GES’i şimdi de Davraz Kapalı Pazar Alanı üzerinde 1.2 MW olarak yapıyoruz. Böylelikle 20 MW gücüne ulaşmaktayız. Isparta’mıza önemli kazançlar sağlamaya çalışıyoruz. Bu yatırımın sadece maliyeti var. Bunun parasını amorti ettikten sonra en az 45 yıl sadece bakımları yapılarak, Rabbimiz güneşi verdiği sürece belediyemize gelir getirecektir. Yıllık 250 milyon lira civarında güneş enerjisi santrallerinden karşılıksız, masrafsız gelirimiz var. Otogar çatısına da 1.3 MW GES kuracağız. Orası da bittikten sonra 21 MW GES’i olan bir belediye olacağız. Bu bizim için çok değerli. İl belediyeleri arasında baktığınızda böyle bir gücü bulmak mümkün değil. Çok şükür ki bu bize nasip oldu ve şehrimize güneş enerjisi santrallerini kazandırdık. Isparta, Türkiye’de güneşi en dik konumdan alan illerden bir tanesi ve en verimli şekle sahip. Bunun da istifadesini belediye olarak Isparta’mıza kazandırıyoruz. Buradan gelen gelirler de çocuklarımıza ve geleceğimize çok güzel yatırım olarak geri dönüyor. Davraz ve otogarın çatısı için ihaleyi alan firma yetkilileriyle beraberiz. Kendilerine emeklerinden dolayı teşekkür ederim. Çok hızlı ve son teknolojik ürünlerle çalışıyorlar. Emeği geçenlere ve firma yetkililerimize çok teşekkür ediyorum" ifadelerinde bulundu.
Toroslar’da kar güzelliği: Çocuğu da yaşlısı da doyasıya eğlendi
08 Şubat 2026 Pazar - 10:14 Toroslar’da kar güzelliği: Çocuğu da yaşlısı da doyasıya eğlendi Yurt genelinde olduğu gibi Mersin’de de son haftalarda yağan kar Toroslar başta olmak üzere yüksek rakımlı bir çok bölgeyi beyaza bürüdü. Toroslardaki kar güzelliği dron ile görüntülenirken, bölgeye çıkan aileler doyasıya eğlendi. Ülke genelinde olduğu gibi Mersin’de de bu yıl kış mevsimi yağışlı geçiyor. Özellikle Aralık ayının son haftasından bu hafta sonuna kadar bir çok ilde olduğu gibi Mersin’de yüksek rakımlar da kar, düşük rakımlar da ise yağmur etkili oldu. Mersin ve ilçe merkezlerine kar yağmaması nedeniyle ise aileler her fırsatta kar keyfi için Toroslar’ ın eteğindeki yaylaların olduğu bölgelere çıktı. Özellikle sıfır rakımdaki Erdemli ilçesine bağlı bin 500’lü rakımlarda yer alan karla kaplı bölgelere giden aileler doğanın keyfini çıkardı. Çocukların yanı sıra yetişkinler ve yaş almışlarda kar da naylon ve kızaklarla kayarak keyif yaptı. Öteyandan tamamen karla kaplı olan Toroslar’ da dron ile görüntülendi. Dağ ve ormanların beyaza bürünmesi izlemesi keyif veren görüntüler ortaya çıkardı. Karda kayarak eğlenen çocuklar, bütün yıl karla oynamanın hayalini kurduklarını ve ailece çok güzel vakit geçirdiklerini söyledi. Vatandaşlardan Celal Döner," Bu kış mevsimi yağışlı geçiyor. Güzel kar yağdı. Erdemli ilçesi de güzel bir yer, kısa sürede kar yağan bölgeye gidebiliyorsunuz. Bizim gibi ailecek gelerek karda eğlenip piknik yapabiliyorsunuz" dedi.
Toroslar’da kar güzelliği: Çocuğu da yaşlısı da doyasıya eğlendi
08 Şubat 2026 Pazar - 10:07 Toroslar’da kar güzelliği: Çocuğu da yaşlısı da doyasıya eğlendi Yurt genelinde olduğu gibi Mersin’de de son haftalarda yağan kar Toroslar başta olmak üzere yüksek rakımlı bir çok bölgeyi beyaza bürüdü. Toroslardaki kar güzelliği dron ile görüntülenirken, bölgeye çıkan aileler doyasıya eğlendi. Ülke genelinde olduğu gibi Mersin’de de bu yıl kış mevsimi yağışlı geçiyor. Özellikle Aralık ayının son haftasından bu hafta sonuna kadar bir çok ilde olduğu gibi Mersin’de yüksek rakımlar da kar, düşük rakımlar da ise yağmur etkili oldu. Mersin ve ilçe merkezlerine kar yağmaması nedeniyle ise aileler her fırsatta kar keyfi için Toroslar’ ın eteğindeki yaylaların olduğu bölgelere çıktı. Özellikle sıfır rakımdaki Erdemli ilçesine bağlı bin 500’lü rakımlarda yer alan karla kaplı bölgelere giden aileler doğanın keyfini çıkardı. Çocukların yanı sıra yetişkinler ve yaş almışlarda kar da naylon ve kızaklarla kayarak keyif yaptı. Öteyandan tamamen karla kaplı olan Toroslar’ da dron ile görüntülendi. Dağ ve ormanların beyaza bürünmesi izlemesi keyif veren görüntüler ortaya çıkardı. Karda kayarak eğlenen çocuklar, bütün yıl karla oynamanın hayalini kurduklarını ve ailece çok güzel vakit geçirdiklerini söyledi. Vatandaşlardan Celal Döner," Bu kış mevsimi yağışlı geçiyor. Güzel kar yağdı. Erdemli ilçesi de güzel bir yer, kısa sürede kar yağan bölgeye gidebiliyorsunuz. Bizim gibi ailecek gelerek karda eğlenip piknik yapabiliyorsunuz" dedi.
Çatalca’da dere taşkını vatandaşları yıllardır mağdur ediyor
08 Şubat 2026 Pazar - 10:04 Çatalca’da dere taşkını vatandaşları yıllardır mağdur ediyor Çatalca’da kış aylarında taşan ve üzerinde o bölgede köprü bulunmayan dere nedeniyle mahalle sakinleri evlerine ulaşmakta zorlanıyor. Büyük risk alarak derenin üstündeki taşlara basarak karşıya geçmeye çalışan vatandaşlar, soruna çözüm bulunmasını istiyor. Çatalca Karamandere Mahallesi’nde, yağmur ve kar sularıyla seviyesi yükselen dere, mahalle sakinlerinin yaşamını olumsuz etkiliyor. Bölgede araç ve yaya geçişi için bir köprü bulunmaması, vatandaşların özellikle kış aylarında, derenin diğer tarafındaki evlerine geçişini zorlaştırıyor. Bölge sakinleri, daha önce derenin ortasına konulan büyük taşların üzerine basarak karşıya geçmeye çalışıyor, su seviyesinin yükseldiği dönemlerde evlerinin bulunduğu alanda mahsur kalıyor. Geçtiğimiz günlerde yaşanan kar yağışı sonrası dere yeniden taşarken, bazı vatandaşlar 5 gün boyunca karşıya geçemediğini söyledi. Mahallede yaşayan öğrenciler okula gitmekte güçlük çekerken, çocuklarını sırtında ya da kucağında taşıyarak karşıya geçirmeye çalışan vatandaşlar, yaşanan tehlike nedeniyle endişe duyuyor. Karamandere Mahallesi sakinleri, can güvenliklerinin tehlikede olduğunu belirterek, yetkililerden kalıcı bir çözüm ve köprü yapılmasını istiyor. "Araçların zaten geçmesi mümkün değil, biz çocukları genelde sırtımıza alıyoruz" Mahalle sakinlerinden Yavuz Eren, "19 yıldır mahalle sakini olduğunu ve sonbaharda su seviyesinin yükseldiğini belirterek, "Çocukların da okula başlama zamanları o zamanlara denk geldiği için burada çocuklar geçemiyorlar. Okula gitmek için de bu dereyi kullanmak zorunda kalıyoruz. Bazen çok büyük tehlikeler de atlatıyoruz. Maalesef çocukları kucağımıza götürdüğümüz için çocuklar da biz de düşebiliyoruz. Market alışverişlerimizi karşı tarafta komşularımız var, onların yardımlarıyla ip atarak temel gıdaları alabildik. Beş gün boyunca mahsur kaldık. Çocuklar okula da gidemediler. Biz de maalesef işe gidemedik. Araçların zaten geçmesi mümkün değil. Biz çocukları genelde sırtımıza alıyoruz. Tek tek geçirmeye çalışıyoruz. Okula gidebilmeleri için de buradan dereden geçmeleri yeterli değil. Bir de burada ormanın içerisinden yaklaşık bir kilometre ana asfalta yürümek zorunda kalıyorlar. Çünkü servis buraya kadar gelmiyor. Bakın mesela şu anda karşıdan geçmeye çalışan biri var. Çocukları kucağında. Nasıl geçeceğini düşünüyor şu anda. Gerçekten mağduruz. Basit bir köprü bile yapılabilse en azından, çok büyük bir köprüye de ihtiyacımız yok. Ufak bir köprü bile yapılsa en azından arabalarla geçemesek bile yürüyerek geçip temel ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğiz" şeklinde konuştu. "Bir komşumuzun ayağı kırıldı" Merve Eren isimli vatandaş, "Bu böyle şu an su seviyesi inmiş hali. Hastaneye gidemiyoruz zaten. Ayrıyeten üç gündür de çocuğumu okula gönderemedim ben. Bugün daha yeni böyle bu şekilde su seviyesi indiği için okula gidebildi, o da zor şartlar altında. Geçenlerde bir komşumuzun ayağı kırıldı geçerken taştan kaydı düştü. O yüzden mağduriyetimiz var. Giderilmesini talep ediyoruz. Yani en azından bir köprü, araç geçişi olmasa bile yaya geçişi olan bir köprü bizi kurtarabilir" dedi. Mahalleli Veysel Özcan, "Buradaki mağduriyetimiz bu dereden dolayı, yağmur, yağış olduğu zaman bu dereden karşı tarafa geçemiyoruz. Ben emekliyim. Benim çocuğumun bir tanesi okula gidiyor. Okula gittiğinden dolayı çocuğumu buraya getiremiyorum. Dolayısıyla benim ailem de yanında kalmak zorunda kalıyor. O yüzden ben burada tek başıma kalıyorum, bir de kira veriyorum. Kendi evim var burada ama kira vermek zorunda kalıyorum, o da bizim her türlü mağduriyetimiz oluyor. Yol yok, köprü yok. Çocukları mecburiyetten göndermek zorunda kalıyoruz. Burada çok sıkıntılar yaşadık. Geçen sene ben bu suda az kalsın boğuluyordum. Şişme botlarla karşıya geçmeye çalıştık ekmeğimizi almak için su yükseldi ve şişme bot devrildi. Az kalsın boğuluyordum. En azından burada bir köprü yapılmasını istiyoruz" dedi. Ali Akyüz ise "Market alışverişinden geliyorum. Bu dereden biraz sonra geçmeye çalışacağım. Benim hastalarım var, bir türlü bu dereden karşıdan karşıya gelip geçemiyoruz. Yani Allah aşkına buraya bir köprü yapalım. Kaçıncı asırda yaşıyoruz? Bu bir rezillik. Dereden geçsem aracım gider. Geçen arkadaşımızın aracı uçtu buraya, dört gün suyun altında kaldı orada. Kendisini jandarma geldi kurtardı. Araç geçmez. Şimdi aldım üç günlük ihtiyacımı gidiyorum. Üç gün sonra tekrar getireceğim. Bu havaya bak. Belki üç gün sonra daha büyük yağmurlar yağacak" diye konuştu.