ÇEVRE
Büyükşehirin çevreci ve kazanımcı atık yönetimi, araştırma makalesinde geniş yer buldu
08 Şubat 2026 Pazar - 11:53 Büyükşehirin çevreci ve kazanımcı atık yönetimi, araştırma makalesinde geniş yer buldu Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç yönetiminde, israfa fırsat vermeyen, tasarrufa yönelen ve bütçesinden yatırıma en çok pay ayıran Büyükşehir’in çevreci faaliyetleri, bilim çevreleri tarafından dikkatleri çekmeye devam ediyor. Kayseri’de hava kirliliğini önlemeye yönelik kombi dağıtımı gibi katı atık ve hafriyat yönetimi gibi çevreci uygulamaları gerçekleştirerek hem şehre hizmet eden hem de bilimsel araştırmalara konu olan Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’ye örnek olan belediyecilik faaliyetlerini bilimsel araştırmaların da adeta tescili ile pekiştiriyor. Bu kapsamda Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Eğirdir MYO, Büro Hizmetleri ve Sekreterlik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Hatike Koçar Uzan tarafından kaleme alınan ve Politik Ekonomik Kuram’ında (PEK) yayımlanan ’Sürdürülebilir Atık Yönetiminde Yerel Yönetim Uygulamaları: Türkiye ve Dünya Örnekleri Üzerine İnceleme’ başlıklı araştırma makalesinde Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nden çevreci ve kazanıma yönelik faaliyetlerden bahsedilirken, adeta örnek de gösterildi. Makalede dünyadan 6, Türkiye’den ise içerisinde Kayseri’nin de bulunduğu 6 belediye yer aldı Çalışmada dünyadan, Amerika Birleşik Devletleri (Teksas-Houston), Danimarka (Kopenhag), Avustralya (Sydney), İsveç (Göteborg), Güney Kore (Seul), İtalya (Milano) gibi başkent ve önemli şehirler ile Türkiye’den İzmir Büyükşehir Belediyesi, Eskişehir-Tepebaşı Belediyesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Çanakkale Belediyesi, Lüleburgaz Belediyesi ve Kayseri Büyükşehir Belediyesi örnek olarak ele alındı. Çalışmada, sürdürülebilir atık yönetiminin ve atıklardan kazanım sağlamanın önemine değinildi Atıkların sadece bertaraf edilmesi gereken değil, ekonomik değer oluşturacak bir kaynak olduğu vurgulanan çalışmada, sürdürülebilir atık yönetiminin ise vatandaşlar, yerel yönetimler, özel sektör ve kamu kurumları arasında iş birliğini gerektirdiğinin altı çizildi. Makalede ayrıca sürdürülebilir atık yönetiminin, çevresel sürdürülebilirliğin yanı sıra ekonomik kalkınma ve toplumsal refah için de kritik bir öneme sahip olduğu vurgulandı. Bilimsel araştırma makalesinde, Kayseri Büyükşehir’in ‘Atığı Kazanıma Çevirme’ vurgusu ’Sürdürülebilir Atık Yönetiminde Yerel Yönetim Uygulamaları: Türkiye ve Dünya Örnekleri Üzerine İnceleme’ başlıklı araştırma makalesinde, Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin, katı atıkları enerjiye dönüştürerek çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağladığına işaret edilerek şu ifadelere yer verildi; "Katı Atık Düzenli Depolama Tesisi aracılığıyla kentteki katı atıkları enerjiye dönüştürerek çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlamaktadır. 2024 yılı itibarıyla tesis, 44 milyon kWh elektrik üretimi gerçekleştirmiş ve 22 milyon metreküp sera gazı salınımını önlemiştir. 2019 yılından 2025 yılına kadar ise toplam 236 milyon kWh elektrik üretimi sağlanmış, böylece 120 milyon metreküp metan gazının bertaraf edilmesi mümkün olmuştur. Aynı tesiste enerji üretiminin yanı sıra tarımsal sürdürülebilirliği destekleyen topraksız tarım uygulamalarına da yer verilmiştir. 2019’dan itibaren 11 bin metrekarelik sera alanında toplam 2.700 ton domates üretilmiştir. Bu yenilikçi tarım modeli, kaynakların verimli kullanımını teşvik ederken yerel ekonomiye de katkı sunmaktadır. Kayseri Büyükşehir Belediyesi, yalnızca enerji ve tarım alanlarında değil, sıfır atık ve geri dönüşüm projeleriyle de çevresel farkındalığın artırılmasına yönelik çalışmalar yürütmektedir."
Akdeniz’de çok az kaldı, Tuzla’da umut verdi
08 Şubat 2026 Pazar - 11:33 Akdeniz’de çok az kaldı, Tuzla’da umut verdi Olumsuz çevresel etkiler nedeniyle Akdeniz çanağının genelinde çok az kalan ve deniz ekosistemi için çok önemli yeri olan pina ve deniz çayırları Tuzla’da görüldü. Konuyla ilgili bilgilendirmelerde bulunan Prof. Dr. Mustafa Sarı, "Tuzla’da muhteşem bir su altı canlılığıyla karşılaştık, çok şaşırdık" dedi. Tuzla’da Postane Mahallesi’nde bulunan Tuzla Yelken ve Su Sporları Kulübü iskelesinden dalış yapan ekipler, Marmara Denizi’ne özgü olan Zostera marina türü deniz çayırı ve pinalar buldu. 1992’den beri tüm Akdeniz’de sayıları her geçen gün azalan pina ve deniz çayırlarının önemine vurgu yapan Bandırma 17 Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, "Deniz çayırları sağlıklı, Tuzlalılar çok şanslılar. Burası İstanbul’un en yoğun endüstriyel bölgelerinden bir tanesi, böyle bir alanda hem deniz canlılığının bu kadar yüksek olması, hem pinaların sağlıklı olması hem küçük de olsa deniz çayırı alanı bulunması çok büyük bir şans" dedi. Prof. Dr. Sarı, Tuzla’daki gönüllü dalgıçların bölgede deniz çayırı canlılığı olduğunu bildirmesi üzerine ekibiyle beraber bölgeye geldiklerini belirterek, "Muhteşem bir su altı canlılığıyla karşılaştık. Çok şaşırdık, buranın canlılığının daha zayıf olmasını beklemiştik. Halbuki bir su altı canlılığı var. 25 ila 30 metrekarelik bir alan" ifadelerini kullandı. "Marmara Denizi kıyılarının yüzde 60’ından fazlasında deniz çayırı var" Prof. Dr. Sarı, bölgede yaptıkları dalışın ardından yaptığı açıklamada şunları kaydetti: "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle geçen yıl 2 büyük proje yürüttük. Birisi MAR-ÇAYIR, diğeri MAR-PİNA idi. Derdimiz Marmara Denizi’nin bütün kıyısal alanlarındaki deniz çayırı ve pina alanlarını tespit etmek ve bunları haritalandırmaktı. Geçen yıl Adalar dahil, bin 300 kilometrelik bütün kıyı şeritlerini tarayarak bunları tespit ettik. Bu yıl, bunların ’ÇAYIR-İZ’ ve ’PİNA-İZ’ adıyla 2 büyük proje kapsamında izlemesine başladık. Marmara’nın tamamını temsil edecek şekilde istasyonlarımız var. Bu istasyonlarda düzenli olarak dalıyoruz. Deniz çayırlarının sağlık durumlarını inceliyoruz. Pinalar sağlıklı mı, yeni birey katılımı var mı, karasal baskılar ne durumda? Kıyıdan ve karadan gelen baskılar zarar veriyor mu, etkisi nedir diye görmeye çalışıyoruz. Memnuniyetle söyleyebiliriz ki, Marmara Denizi kıyılarının yüzde 60’ından fazlasında deniz çayırı var. 4 tür deniz çayırı bulunuyor. En yaygın olan Cymodocea nodosa dediğimiz tür. Her tarafta bulunuyor. Kıyıdan itibaren en fazla 8.5 metre derinliğe kadar. İkinci tür Zostera marina, üçüncü tür Zostera noltii ve dördüncüsü Akdeniz’in endemik türü Posidonia oceanica. O Çanakkale’ye ve Erdek Körfezi’ne yakın bölgelerde bulunuyor." "Gönüllüler Tuzla’da deniz canlılığı olduğunu söylediler" Prof. Dr. Sarı, Tuzla Yelken Kulübü’nün önünde hem pinaların hem deniz çayırlarının var olduğunu dile getirerek, "Üzüldüğümüz şey şu, Marmara’nın kuzey kıyılarından, Silivri’den başlayıp; İzmit Körfezi’ne kadar neredeyse deniz çayırı alanı kalmadı, baskı altında. Buraları kötü kullanmışız, kirletmişiz, doldurmuşuz. Deniz çayırları zarar görmüş buralarda. Pina alanları deniz çayırına göre daha iyi ve çok az, parça parça deniz çayırı yeri kalmış. Bu bölgedeki gönüllü dalgıç arkadaşlarımız dediler ki; ‘Tuzla Yelken Kulübü’nün önünde hem pinalar, hem deniz çayırı var.’ Bize bildirdiler, biz de ekibimizle beraber geldik. Daldık ve muhteşem bir su altı canlılığıyla karşılaştık. Çok şaşırdık, buranın canlılığının daha zayıf olmasını beklemiştik. Halbuki çok canlı bir su altı canlılığı var. Ayrıca çok küçük bir alan olsa da deniz çayırı alanı var. 25-30 metrekarelik bir alan. Zostera marina türü burada var. Onlar da gayet sağlıklı gözüküyorlar onun için çok mutlu oldum. Arkadaşlarımızla beraber bugün bu güzellikleri gördüğümüz için çok mutluyuz. Aşağıda gördüğümüz pinalar, büyük ve yavru pinalar da var ve hepsi çok sağlıklı. Deniz çayırları da çok sağlıklı. Tuzlalılar çok şanslılar. İstanbul’un en yoğun endüstriyel bölgelerinden bir tanesi burası. Böyle bir alanda hem deniz canlılığının bu kadar yüksek olması, hem pinaların sağlıklı olması hem küçük de olsa deniz çayırı alanı bulunması çok büyük bir şans. Tuzlalı yöneticilerimize, Tuzla’da yaşayan insanlarımıza bu güzelliklere sahip çıkmalarını tavsiye ederiz, aman denizinize sahip çıkın! Çünkü soluduğumuz havanın içerisindeki oksijenin yarısı denizlerden geliyor. Dünyanın dörtte üçü karalarla kaplı, bütün karalar orman olsa, şu anda soluduğumuz havanın içerisindeki oksijeni üretmeye yetmiyor. Denizdeki fitoplanktonlar üretiyor ve deniz çayırları üretiyor." "Bu bölgede artık deniz çayırı var" Deniz çayırlarının deniz ekosistemi için önemine dikkat çeken Prof. Dr. Sarı, "Bir metrekare deniz çayırı alanı bir günde 10 litreden fazla oksijen üretir. Deniz canlılarına üreme, beslenme, barınma, saklanma alanı oluşturur. En önemlisi karbonu tutar. Tropik ormanlardan 35 kat fazla karbon tutar deniz çayırları. Neden karbon tutmanın altını çiziyoruz; ’iklim değişikliği’ dediğimiz büyük bir felaketle karşı karşıyayız. Atmosferdeki artan karbondioksit yüzünden sürekli dünya ısınıyor. İşte bu karbondioksiti absorbe edecek bitkisel organizmalara ihtiyacımız var. Deniz çayırıyla kaplı bir alan düşünün, hemen yanında olmayan bir alan düşünün olmayan alana göre 40 kat daha fazla canlılık barındırıyor. Eğer kıyısal alanda deniz çayırı varsa erezyonu önlüyor. Bu yönüyle saymakla bitiremeyeceğimiz kadar deniz ekosistemine katkısı var. Biz tüm bunları dikkate alarak Marmara’nın tamamında deniz çayırlarının korunmasını istiyoruz. Pinaların korunması istiyoruz. Deniz çayırları plajlarda bulunduğunda insanlar istemiyorlar, ayağımıza değiyor diyorlar ve korkuyorlar. Çimle kaplı bir alan görsek ayakkabılarımızı çıkarıp çıplak ayakla basmak isteriz. Eğer plajımızda deniz çayırı varsa plajı berraklaştırır. Deniz çayırından kaygımız varsa deniz ayakkabısı giyelim ve çayırlar ayağımıza değmesin. Marmara’nın kuzey kıyılarını dikkate aldığımızda çok az yerde, bu bölgede artık deniz çayırı var. Karşıda Adalar’ın etrafı tamamen deniz çayırı ama burada karasal baskılar yüzünden çok az kalmış. Tuzla’da şu anda küçük de olsa bir alan var. Burayı genişletmemiz, büyütmemiz var olanı korumamız lazım. Onun için bugün çok mutluyum. Burada bulunan tür nesli tehlike altında olan bir tür değil ama deniz çayırının neslinin tehlike altında olması gerekmiyor önemli olması için. O kadar kıymetli bir tür ki bu, bunu korumamız lazım" şeklinde konuştu.