Son Dakika
|
DÜNYA
Pezeşkiyan: "Ülke durma noktasına gelmedi"
İran: "Savaş ateşi tüm dünyaya yayılacaktır"
Gri kategoride aranan FETÖ firarisi Şadan Sakınan yakalandı
ABD, Kuveyt Büyükelçiliği'ni kapattı
Beşiktaş’ta metruk bina park halindeki aracın üzerine çöktü
İsrail-ABD ordusunun vurduğu Gandi Hastanesi’ndeki hasar görüntülendi
Kripto varlık işlemlerinde on binde 3 işlem vergisi alınacak
Peskov: "İran yönetimiyle sürekli temas halindeyiz"
Kapıköy Gümrük Kapısı’nda sessizlik
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Ecuador Prison Crisis and the Rise of Criminal Control
İGA İstanbul Havalimanı ve Airbus eğitim ortağı oldu
ABD’den Suudi Arabistan’da muhtemel hava saldırısı uyarısı
İhlas Ambalaj’a yeşil ekonomi ödülü
Bakan Fidan: "Konsolosluk Çağrı Merkezinde dünyanın dört bir tarafında bulunan vatandaşlarımızın sorularına cevap verilmekte"
İran'da askeri helikopter üssüne saldırıda 13 asker hayatını kaybetti
ABD, Kuveyt Büyükelçiliği'ni kapattı
ABD ordusu:" İran’a ait çok sayıda askeri hedef imha edildi"
ÇEVRE
Dünya Yaban Hayatı Gününde öğrencilere eğitim verildi
03 Mart 2026 Salı - 21:00:38
Çanakkale’de Dünya Yaban Hayatı Günü çerçevesinde öğrencilere eğitim verildi. Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 2. Bölge Müdürlüğü Çanakkale İl Şube Müdürlüğü ekiplerince 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü çerçevesinde öğrencilere yönelik eğitim düzenlendi. Yaban hayatı konulu eğitim; Kepez Atatürk İlkokulu-Anaokulu, Zübeyde Hanım Anaokulu, İstiklal Ortaokulu ve Toki Anadolu Lisesi öğrencilerine verildi.
03 Mart 2026 Salı - 16:12
Enkaz ayrıştırma projesi Türkiye’de ilk Malatya’da uygulanıyor
Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi İsabelle Dumont, Fransız Kalkınma Ajansı Türkiye Müdürü Xavier Muron ve beraberindeki heyetle Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’i ziyaret etti. Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi İsabelle Dumont ve Fransız Kalkınma Ajansı Türkiye Müdürü Xavier Muron’u ağırlayan Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Fransız Kalkınma Ajansı ile Malatya Büyükşehir Belediyesi arasında yürütülen hibe projelerinin son durumunu değerlendirerek, kapsamlı bir istişarede bulundu. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinde Malatya’nın büyük bir yıkım yaşadığına dikkat çekerek, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bakanlarımızın güçlü destekleri ve yerelde de yakaladığımız sinerjiyle Malatya’mızı yeniden ayağa kaldırdık. 121 bin bağımsız bölüm inşa ettik. Eskisinden daha güzel bir Malatya inşa ediyoruz" dedi. "Malatya’nın kayısıdan 500 milyon dolar geliri var" Malatya’nın depremden sonra zirai don felaketini yaşadığını hatırlatan Başkan Er, "Malatya’nın kayısıdan 500 milyon dolar geliri var. Ticareti katma değeri olan kiraz, üzüm ve ceviz gibi ürünlerimiz de bulunuyor. Depremden sonra Malatya çok ciddi bir ekonomik yara da aldı" bilgisini verdi. Başkan Er, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve Anadolu’da kurulan ilk şehir devleti olan Malatya’daki Arslantepe Höyüğü’nün Malatya için oldukça önemli olduğunu da sözlerine ekledi. "Enkaz geri dönüşüm tesisi kapsamında pilot proje Malatya" Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi İsabelle Dumont ise Malatya’da bulunmaktan memnun olduklarını ifade etti. Malatya’da deprem sonrası yapılan çalışmaların önemli olduğuna değinen Dumont, "İnsanlara moral verme için yaptığınız çalışma ve hayata geçirmek istediğiniz projeleri çok iyi anlıyorum. Bu noktada enkaz atığının kaldırılması insanlar için çok önemli. Enkaz ayrıştırma projesi, Türkiye’de ilk olacak. Enkaz Geri Dönüşüm Tesisi kapsamında pilot proje Malatya’da uygulanacak" diye konuştu. Başkan Sami Er, en önemli işlerinin enkaz atığını rehabilite etmek olduğuna dikkat çekerek, "Ayrıştırma yapılan yerin deprem anıtı, yeşil alan olması için bir çalışma yürüteceğiz. Çevresel etki değerlendirme çalışmasına başladık. Enkaz geri dönüşüm ve alan üzerinde çalışıyoruz. Enkaz bittikten sonra bu alanı yeşil alan olarak şehre kazandırmak istiyoruz. Tesisi hızlandıracağız. Sonraki aşamada da yeşil alan yapacağız" açıklamalarında bulundu. "Deprem atıklarının ayrıştırma projesine çok önem veriyoruz" Fransız Kalkınma Ajansı Türkiye Müdürü Xavier Muron, Türkiye’de ilk Malatya’da hayata geçirilecek olan deprem atıklarının ayrıştırma projesine çok önem verdiklerini kaydederek, "Proje başarılı olursa dalgalanacak ve başka iller içinde uygulanabilecek" dedi. Malatya’da deprem sonrası enkaz atığının kaldırılması noktasında tesis kurulması hususunda protokol imzaladıklarını hatırlatan Muron, MASKİ ile içme suyu ve kanalizasyon altyapısıyla ilgili iki proje geliştirdiklerini kaydetti. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, uğurlama esnasında Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi İsabelle Dumont’a belediye binası içerisinde inşa edilen kütüphane hakkında da bilgi verdi. Başkan Er, "Bölgenin en büyük kütüphanesini inşa ediyoruz. 3600 metrekare alan üzerine inşa ettiğimiz kütüphanede aynı anda 815 kişi yer alabilecek. Burada amfimiz, ders çalışma alanları, seminer salonları ve bilgisayar sınıfları olacak. 7/24 açık olacak kütüphanemizde öğrencilere çay, su, kahve ve çorba ikramlarımız olacak" diye konuştu.
03 Mart 2026 Salı - 16:08
Akçaova TOKİ’de yol sorununu çözüldü
Muğla Büyükşehir Belediyesi, Menteşe’nin Akçaova Mahallesi’nde Hayvan Barınağı ve TOKİ yolu güzergâhında başlattığı yol yapım çalışmalarını tamamlayarak vatandaşların kullanımına sundu. Muğla Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde vatandaşların daha güvenli ve konforlu yollara kavuşması için yol yatırımlarına aralıksız devam ediyor. Bu kapsamda Büyükşehir Belediyesi, Menteşe’nin Akçaova Mahallesinde Hayvan Barınağı ve TOKİ yolunu kapsayan bin 100 metrelik güzergâhta başlattığı yol yapım çalışmalarını tamamladı. Menteşe Belediyesi ile koordinasyon içinde yapılan çalışmalar kapsamında zemin düzenleme, plentmix temel serimi ve binder BSK asfalt uygulaması yapıldı, kaldırım çalışmaları ise devam ediyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığında görevli Cemal Dumanoğlu, "Menteşe ilçemiz Akçova Mahallesi’nde yeni yapılan TOKİ’ye ulaşım sağlayan, bununla birlikte Büyükşehir Belediyemize ait hayvan barınağına bağlanan yolda çalışmalarımızı tamamlayarak yolumuzu halkımızın kullanımına sunduk. Menteşe Belediyesi ile koordineli şekilde yürütülen çalışmalarımız kapsamında imzalanan protokol doğrultusunda Akçova Mahallesi ile Yeşilyurt Mahallesi yolu ayrımından hayvan barınağına kadar olan 1100 metre yol boyunca zemin düzenleme, plentmiks temel serimi, binder BSK çalışmamızı tamamlayarak akabinde TOKİ konutlarının bulunduğu bölgede, yani şu an bulunduğumuz bölgede kaldırım çalışmalarımıza başlayacağız" dedi. Akçaova Mahalle Muhtarı Turan Çakı, "Ahmet Başkan’ım başta olmak üzere, Gonca Başkan’ım sağ olsunlar. Çabalarıyla bu hale geldi. Çok memnunumuz. Çalışan ekiplerine ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla’nın her noktasında vatandaşların günlük yaşamını kolaylaştıracak çalışmaları hayata geçirmeye devam ettiklerini belirterek, Akçaova Mahallesinde uzun süredir ihtiyaç duyulan yolun yenilenmesini tamamlayarak hizmetine sunduklarını açıkladı.
03 Mart 2026 Salı - 16:04
Altyapı yatırımları yerinde incelendi
Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, Bodrum genelinde devam eden altyapı çalışmalarını yerinde inceledi. Başkan Mandalinci’ye incelemelerde, Muğla Büyükşehir Belediyesi İlçe Hizmetleri 1. Bölge Dairesi Başkanı Kadriye Erkal Yıldırım, Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (MUSKİ) İşletmeler 1. Bölge Dairesi Başkanı Nazif Erdoğan, Aydem yetkilileri, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, birim müdürleri ve mahalle muhtarları eşlik etti. Mahallelerde yürütülen çalışmaları yerinde değerlendiren Mandalinci, altyapı çalışmalarının ardından başlayacak üstyapı imalatlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Bu kapsamda Kızılağaç, Torba, Umurca, Cevat Şakir, Gümbet, Yahşi, İslamhaneleri, Akçaalan ve Bahçelievler mahallelerinde sürdürülen çalışmalar incelendi. Kızılağaç Mahallesi’nde Torba Kavşağı’ndan başlayıp Kayırlı Caddesi boyunca devam eden hatta yapılan çalışmaları inceleyen Başkan Mandalinci, 2 bin 400 metrelik hatta daha önce kullanılan HDPE boruların sık sık patladığını, bu durumun hem su kesintilerine hem de kayıp kaçak oranının artmasına neden olduğunu söyledi. MUSKİ ekiplerinin 2 bin 400 metrelik hattı 300’lük duktil borularla yenilediğini belirten Mandalinci, asfalt yama çalışmalarının da tamamlandığını ifade etti. Umurca Mahallesi Derviş Görgün Caddesi’nde yaklaşık 1 kilometrelik hatta MUSKİ ve AYDEM ekiplerinin çalışma yürüttüğünü belirten Mandalinci, AYDEM’in imalatı tamamladığını, MUSKİ’nin çalışmalarının ardından Bodrum Belediyesi tarafından 7 bin metrekare sıcak asfalt ve 350 metre yağmur suyu hattı yapılacağını açıkladı. MUSKİ İşletmeler 1. Bölge Dairesi Başkanı Nazif Erdoğan ise cadde üzerindeki asbest hatların duktil borularla yenilendiğini, 600 metre ana hat ve yan sokaklarla birlikte toplam bin 200 metrelik yenileme gerçekleştirildiğini bildirdi. AYDEM ekiplerinin de bölgede 800 metrelik altyapı çalışmasını tamamladığı öğrenildi. Cevat Şakir Mahallesi Sadi Irmak Caddesi’nde korozyon nedeniyle sık patlak veren çelik hattın 800 metrelik bölümünün duktil boruyla değiştirildiğini belirten Mandalinci, 700 metrelik sıcak asfalt çalışmasının tamamlandığını kaydetti. Devamındaki Adnan Menderes ve Bergamut caddelerinde ise 2 bin 300 metrelik hat değişimi planlandı. Gümbet Mahallesi’nde ise çalışmalar sırasında lahit mezara rastlanması nedeniyle kazıların durdurulduğu bildirildi. Nazif Erdoğan, 500’üncü metrede bulunan lahit sonrası kazıların Anıtlar Kurulu raporu doğrultusunda sürdürüleceğini ifade etti. Yahşi ve İslamhaneleri Mahalleleri Yahşi Mahallesi Kargı Caddesi’nde içme suyu, elektrik ve Telekom fiber altyapı çalışmalarının eş zamanlı yürütüldüğünü belirten Mandalinci, çalışmaların tamamlanmasının ardından 5 bin metrelik yol boyunca sıcak asfalt, kaldırım ve bordür imalatı yapılacağını söyledi. İslamhaneleri Mahallesi Aytur Caddesi ve çevresinde de incelemelerde bulunan Mandalinci, bölge halkının talep ve önerilerini dinledi. Bahçelievler Mahallesi’nde özellikle kuzey isale hattındaki patlaklar nedeniyle su sorunu yaşandığını belirten Mandalinci, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras talimatıyla bölgede Denizden İçme Suyu Arıtma Tesisi kurulacağını açıkladı. Reverse Osmosis sistemiyle çalışacak tesisin 100 bin kişilik nüfusa hizmet vereceği, üstyapı çalışmalarının ise Kurban Bayramı öncesinde tamamlanmasının hedeflendiği bildirildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
28 Şubat 2026 Cumartesi- 10:59
Mersin’de kentsel dönüşüm için 30 bin hektarlık yol haritası hazırlanıyor
2
27 Şubat 2026 Cuma- 09:01
Zeytinde halkalı leke hastalığı ile mücadele çağrısı
3
03 Mart 2026 Salı- 11:37
Japon deprem uzmanı Yoshinori: Türkiye Japonya’dan daha tehlikeli
4
28 Şubat 2026 Cumartesi- 12:55
MOTAŞ 2025’te rekor kırdı
5
01 Mart 2026 Pazar- 12:14
Bahçesaraylılar açtıkları kar tünelleriyle günlük hayatlarını sürdürüyor
03 Mart 2026 Salı - 12:21
Poyraz, Akdeniz’deki en büyük denizanası türünü Antalya Körfezi’ne soktu
Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, yaklaşık 10 gündür devam eden poyraz nedeniyle, Akdeniz’deki en büyük denizanası türünün (Rhopilema nomadica) akıntıyla birlikte Antalya Körfezi’ne girdiğini ve geçişlerinin başladığını açıkladı. Görülen denizanalarının düdüklü tencere büyüklüğünde ve yaklaşık 10 kilogram ağırlığında olduğunu kaydeden Gökoğlu, "Akdeniz’deki en büyük denizanası türü bu. Doğu Akdeniz’de çoğalıyorlar ve batıya doğru akıntılar ile sürükleniyorlar. 10 gündür süredir sürekli poyraz estiği için açıktan ana akıntılarla sürüklenen denizanaları körfez içerisine girdi" dedi. Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Yetiştiriciliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu Konyaaltı sahilinde dalış gerçekleştirdi. Gökoğlu, denizanalarının geçiş döneminin başladığını, Kızıldeniz’den Akdeniz’e geçen, yaklaşık 10 kilograma ulaşabilen ve uzun, yakıcı uzantılara sahip denizanaları görüntülediklerini aktardı. Prof. Dr. Gökoğlu, söz konusu türün (Rhopilema nomadica) Akdeniz’deki en büyük tür olduğunu ve son günlerde etkili olan poyraz nedeniyle Antalya Körfezi’ne sürüklendiğini belirtti. Kızıldeniz’den Akdeniz’e geçen denizanalarının geçiş döneminin başladığını ifade eden Gökoğlu "Özellikle Doğu Akdeniz’de çoğalan denizanaları Kızıldeniz’den Akdeniz’e geçen bir denizanası türü var. Akdeniz’deki en büyük denizanası türü bu. Doğu Akdeniz’de çoğalıyorlar ve batıya doğru akıntılar ile sürükleniyorlar. Bu sürüklenmede geçen sene bu geçiş olmadı. Geçen sene geçtiyse açıktan geçti. Çünkü geçen sene poyraz olmadı ama şu anda bir hafta, 10 gündür süredir sürekli poyraz estiği için açıktan ana akıntılarla sürüklenen denizanaları körfez içerisine girdi. Çok miktarda şuanda Antalya körfezinde denizanası var. Biz dün dalış yaptık , dalışlar sırasında denizanaları ile karşılaştık ve görüntüledik" dedi. "Mayıs’a kadar geçiş tamamlanır" Denizanalarının geçiş dönemine ilişkin bilgi veren Gökoğlu, "Geçiş her sene kış aylarından bahara doğru yaza girmeden oluyor. Nisanın ortası mayısın başı gibi bu geçiş tamamlanacak. Yani haziranda deniz suyunun ısındığı dönem ile kalmıyor bu geçiş tamamlamıyor. Geçiş ile birlikte de tehlike ortadan kalkıyor." "Yaklaşık 10 kg ağırlığında" Şuan görülen türün Kızıldeniz’den Akdeniz’e geçen tehlikeli ve büyük denizanaları olduğunu belirten Gökoğlu, "10 kg civarında ağırlığı. Düdüklü tenceresinden biraz büyük vaziyette diye düşünelim. Bir ila bir buçuk metre uzantıları var arkasında. Yakıcı zehri olan uzantıları var" diye konuştu. "Kıyıya vurdukları zaman hiçbir şekilde dokunmamaları gerekiyor" Denizanaları noktasında balıkçıları ve vatandaşları uyaran Gökoğlu, "Esas tehlike balıkçılar için. Çünkü bunlar ağlarda biriktiği zaman özellikle trol ağlarında çok miktarda çıktığı zaman yakıt gücünü arttırır. Motorun onu çekmesi için ağı suyun altından zorlanıyor bunun haricinde de balık ağlarında seçiciyi azaltıyor, yani ufak balıkların dahi yakalanmasına sebep oluyor. Kıyıda uzatma ağları kullananların ağlarında toplanıyor, ağın alınması sırasında yine balıkçıya iş çıkartıyor. Balıkçılar için büyük risk. Balıkçılar ister istemez temas ediyor, ağını alırken gözüne sıçrama oluyor. Sıçrama olduğu zamanda tahrişe neden oluyor, göz ve yüzde yanmalara neden oluyor. Denize girenler için zaten çok nadir. Martta girenler var ama tam deniz sezonuna doğru bu geçiş tamamlanacağı için denize girenler için bir risk yok. Ancak nisan ayında denize girenler için belki temas olursa öyle bir risk var, vatandaşlarımız beyaz bir kütle gördükleri zaman yaklaşmasınlar. Bir de kıyıya vurdukları zaman hiçbir şekilde dokunmamaları gerekiyor" şeklinde konuştu. "Temas halinde sıcak su uygulanmalı" Gökoğlu, denizanalarına temas halinde uygulanması gereken tedavilerinden de bahsederek, "Temas halinde amonyak kullanmaları gerekiyor. Bunun haricinde sıcak su uygulamaları lazım. Sıcak uygulama yapsınlar. Birde antiistemanik kremler var onları sürsünler. Denize girenler, balıkçılar dikkat etsinler. Bundan sonra biraz daha yoğun bir geçiş olacak" ifadelerine yer verdi.
03 Mart 2026 Salı - 12:11
Konya’da yağışlar hububata umut oldu
Konya’da kış yağışlarının yetersiz kalmasının ardından zaman zaman etkili olan yağmur ve kar yağışlarının hububat için yeterli suyu sağladığını belirten uzmanlar, üreticilere, üre gübresi uygulamasını bu dönemden itibaren kademeli olarak yapmaları noktasında tavsiyede bulundu. Konya Ovasında kış mevsimi başlarında beklenen yağışların alınamaması üreticileri endişelendirirken, sonrasında etkili olan yağışlar yüzleri güldürdü. Özellikle ara ara yağan kar ve yağmurun, ekili hububat alanları için yeterli nemi sağladığı ifade eden uzmanlar, su tasarrufuna dikkat çekiyor. Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Konya Şube Başkanı Burak Kırkgöz, "Kış yağışlarını maalesef yeterli miktarda alamamıştık. Lakin sonrasında yağışlar oldukça iyi geldi. Özellikle ara ara yağan kar yağışları ve bunların aralarında yağan yağmur yağışları şu andaki hububatlar için yeterli miktarda suyu barındırdı diyebiliriz. Toprağın tabanının doyması için kar yağışı çok önemliydi. Konya merkeze yakın yerlerde beklediğimiz kar örtüsünü alamadık ama uzak ilçelerde kar örtüsü de gayet iyiydi. Bu da toprağın tabanının da doymasına imkan sağladı. Özellikle yüksek kesimlerdeki kar yağışları özellikle Konya Kapalı Havzası’ndaki taban suyunun yükselmesinde oldukça önemli. Yerüstü ve yeraltı su kaynaklarımızın idareli kullanılması ile ilgili çiftçilerimiz ellerinden gelen bütün mücadeleyi yapıyor. Özellikle yeni uygulamaya giren münavebeli üretim planlamasında yeşil mahsul arkasına yeşil mahsul ekilişi yasak olması tabii su tasarrufunda da önemli etkenlerden biri olacak gibi gözüküyor" dedi. "Üre uygulaması bu dönemden sonra yavaş yavaş yapılmalı" Yağışların hasat dönemindeki rekolteyi yakından ilgilendirdiğine dikkat çeken Burak Kırkgöz, "Kar yağışları devam ederse ve nisan aylarından sonraki dönemde yağacak özellikle yağmur yağışları rekoltemizi belirleyecek. Bu dönem hububat bitkisinin yavaş yavaş kardeşlenme dönemine geçtiği dönemler. Erken ekilen hububatlarda tabii havaların ısınması ile beraber hızlı bir gelişme meydana geliyor. Bu da bitkilerin daha hızlı ilerlemesine neden oluyor. Çiftçilerimizin üre uygulamasını bu dönemden sonra yavaş yavaş yapmalarını tavsiye ediyoruz. Üre gübresi oldukça önemli, yeşil aksamın gelişmesinde, bitkilerin verimlerinin artmasındaki en önemli gübrelerden bir tanesi de üre gübresi. Bu dönemden sonra şu yağışlardan sonra çiftçilerimize yavaş yavaş üre gübrelerini de kullanmalarını tavsiye ediyoruz" şeklinde konuştu. "Bitkilerin ihtiyacı olan gübre verilmediği takdirde hasatta verim olarak karşımıza çıkıyor" Taban gübresi kullanımında ise düşüş olduğunu anlatan Kırkgöz, "Geçtiğimiz ekim sezonunda artan maliyetlerden dolayı çiftçilerimiz taban gübresinde biraz tasarruflu kullanmaya yöneldi. Biz bunu çok fazla önermiyoruz. Çünkü bitkilerin ihtiyacı olan gübre verilmediği takdirde bu hasatta verim olarak karşımıza çıkıyor. Burada taban gübresinde kısma yapan çiftçilerimizin üst uygulamalarda iyi bir çalışma yapmasını öneriyoruz. İklimimiz iyi gidiyor, şu anda herhangi bir kuraklıktan söz edemeyiz. Yağışlarımız da güzeldi. Barajlarımızdan da güzel haberler geliyor. İnşallah yeraltı su kaynaklarımızda da yoğun bir artış olur. Çünkü Konya Kapalı Havzasının başka bir su kaynağı maalesef yok. Bu yağan kar yağışları yeraltını ne kadar beslerse çiftçilerimiz de o kadar sulama yapabiliyor. İnşallah bundan sonraki süreçte yağışlar bu şekilde devam eder. Bol bereketli bir sezon geçiririz" diye konuştu.
03 Mart 2026 Salı - 12:00
Fatsa’da heyelan bilançosu: 45 mahallede 92 nokta etkilendi
Ordu’nun Fatsa ilçesinde etkili olan sağanak yağışların ardından 45 mahallede ve 92 noktada heyelanların meydana geldiği açıklandı. İlçede 3 gün boyunca etkili olan sağanakların ardından heyelanlar meydana geldi İlçede toplam 45 mahallede 92 noktada meydana gelen heyelanlar nedeniyle bazı noktalarda ciddi zararlar oluştu. Heyelan riskinin devam ettiği ilçede, havaların da ısınması ile birlikte kontrollü temizlik çalışmalarının planlandığını ifade edildi. Yetkililerden edinilen bilgilere göre ilçe genelinde 160 dönüm arazide heyelan meydana geldiği, vatandaşların can güvenliği için bazı noktalarda evlerin tahliye edildiği belirtildi.
03 Mart 2026 Salı - 11:56
Ankara’da düşen kuğu Edirne’de özgürlüğüne kavuştu
Ankara’da bir evin bahçesine düşen ve güçten düştüğü belirlenen kuğu, tedavi ve rehabilitasyon sürecinin ardından Edirne’deki doğal yaşam alanı olan Gala Gölü’ne salınarak yeniden suyla buluşturuldu. Edinilen bilgiye göre, Ocak ayında Ankara’nın Elmadağ ilçesinde bir evin bahçesine kuğu düştüğü ihbarı üzerine Doğa Koruma ve Milli Parklar ekipleri harekete geçti. Olay yerine gelen ekiplerce koruma altına alınan kuğunun yapılan ilk kontrollerinde, göç sırasında su bulunmayan bir alana iniş yaptığı ve bu nedenle güçten düştüğü tespit edildi. Veteriner hekimler gözetiminde tedavi altına alınan kuğu, rehabilitasyon merkezinde bir süre bakım ve beslenme programına alındı. Sağlık durumunun iyiye gitmesi üzerine kuğunun yeniden doğal yaşamına dönebileceği değerlendirildi. Tedavi sürecinin tamamlanmasının ardından kuğu, Edirne’de bulunan önemli sulak alanlardan birisi olan Gala Gölü’ne götürülerek doğaya bırakıldı. Kuğunun suyla buluştuğu anlar ekiplerce takip edildi. Doğa Koruma ve Milli Parklar ekiplerinin yaban hayatının korunmasına yönelik çalışmalarının sürdüğü belirtildi.
03 Mart 2026 Salı - 11:53
Kahramanmaraş’ta yol onarım ve yapım çalışmaları
Kahramanmaraş’ta altyapı çalışmaları, iklim şartları ve yoğun kullanım sebebiyle deforme olan yollarda onarım ve yapım çalışmaları sürüyor. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, şehir genelinde sürdürdüğü yol yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Ulaşım konforunu artırmak, yol güvenliğini üst seviyeye taşımak ve şehir estetiğine katkı sağlamak amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, altyapı çalışmaları, iklim şartları ve yoğun kullanım nedeniyle deforme olan arterler tek tek onarılıyor. Yol Yapım, Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı koordinesinde Dulkadiroğlu’nda Yavuz Selim Mahallesi 40080. Sokak ve Gazi Paşa Mahallesi Gazneliler Caddesi başta olmak üzere, muhtelif noktalarda sıcak asfaltla yol onarımları gerçekleştiriliyor. Çalışmalarla, arterlerde meydana gelen bozulmalar bir bir ortadan kaldırılarak sürüş konforu ve güvenlik yeniden sağlanıyor. Büyükşehir Belediyesi hem vatandaşların daha konforlu bir şekilde seyahat etmesi hem de altyapı sonrası üstyapının güvenli bir şekilde hizmet vermesi amacıyla Onikişubat Şazibey Mahallesi’nde de çalışmalarını sürdürüyor. Ekipler, İsa Yusuf Alptekin Bulvarı’nda altyapı çalışmalarının ardından üstyapı onarımlarına geçti. Arterde yoğun bir mesai harcayan ekipler, hazırlıkların ardından asfalt serimine geçti. Haydar Aliyev Buvarı ve Ali Sezal Bulvarı arasındaki bağlantıyı sağlayan arter sıcak asfaltla kaplanıyor.
03 Mart 2026 Salı - 11:41
Ankara’da düşen kuğu Edirne’de özgürlüğüne kavuştu
Ankara’da bir evin bahçesine düşen ve güçten düştüğü belirlenen kuğu, tedavi ve rehabilitasyon sürecinin ardından Edirne’deki doğal yaşam alanı olan Gala Gölü’ne salınarak yeniden suyla buluşturuldu. Edinilen bilgiye göre, Ocak ayında Ankara’nın Elmadağ ilçesinde bir evin bahçesine kuğu düştüğü ihbarı üzerine Doğa Koruma ve Milli Parklar ekipleri harekete geçti. Olay yerine gelen ekipler tarafından koruma altına alınan kuğunun yapılan ilk kontrollerinde, göç sırasında su bulunmayan bir alana iniş yaptığı ve bu nedenle güçten düştüğü tespit edildi. Veteriner hekimler gözetiminde tedavi altına alınan kuğu, rehabilitasyon merkezinde bir süre bakım ve beslenme programına alındı. Sağlık durumunun iyiye gitmesi üzerine kuğunun yeniden doğal yaşamına dönebileceği değerlendirildi. Tedavi sürecinin tamamlanmasının ardından kuğu, Edirne’de bulunan önemli sulak alanlardan birisi olan Gala Gölü’ne götürülerek doğaya bırakıldı. Kuğunun suyla buluştuğu anlar ekipler tarafından takip edildi. Doğa Koruma ve Milli Parklar ekiplerinin yaban hayatının korunmasına yönelik çalışmalarının sürdüğü belirtildi.
03 Mart 2026 Salı - 11:40
Van Gölü Havzası’nda 2026 su ihtiyacı büyük ölçüde karşılandı
Van YYÜ Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, ocak ve şubat aylarında kar şeklinde ve düşük yoğunlukta gerçekleşen yağışların toprağa sızarak yeraltı su kaynaklarını beslediğini, bu sayede 2026 yılı için havzanın ihtiyaç duyduğu suyun büyük ölçüde karşılandığını söyledi. Dünyanın en büyük sodalı gölü olan Van Gölü, son yıllarda küresel iklim değişikliğinin etkisiyle belirgin şekilde su kaybı yaşarken, yağış rejimindeki düzensizlikler ve özellikle kış aylarında kar yağışının azalması göl seviyesinde ciddi çekilmelere neden olmuştu. Son olarak 2025 yılında da yeterli düzeyde yağış alınamaması, hem yüzey sularını hem de yeraltı su rezervlerini olumsuz etkilemişti. Ancak 2026 yılının ocak ayı itibarıyla rekor seviyede etkili olan ve uzun süreli devam eden yoğun kar yağışı, toprağın suyla buluşmasını sağlayarak yüzey akışını artırdı, yeraltı su kaynaklarını besledi ve havza genelinde su bilançosuna olumlu katkı sundu. İHA muhabirine konuşan Van YYÜ Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, 2026 yılı için havzanın ihtiyaç duyduğu suyun büyük ölçüde karşılandığını belirtti. Yağışların bahar aylarına kadar devam etmesi halinde su bilançosunun daha da güçleneceğini ifade eden Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, "Şunu rahatlıkla diyebiliriz, 2026 yılı için havzanın ihtiyaç duyduğu su büyük ölçüde karşılandı. Çünkü bu düşen yağış hem kar şeklinde olması hem de sağanaklar değil, daha düşük bir yoğunlukta yere düşmesi nedeniyle toprakla buluşmasını, zemine sızmasını sağladı. Yeraltı su kaynakları bundan beslendi. Bu özellikle bizim beklediğimiz; esasında mart, nisan ve son yıllarda mayısa da kayan yağışlarla da birleşirse ki uzun yıllık veriler bize bu aylarda da yağışların gerçekleşeceğini gösteriyor; bunlarla birleşirse havza gerçekten 2026 yılının ihtiyaç duyduğu yağışı karşılamış oluyor" dedi. "2026 yılında ihtiyaç duyduğumuz yağışı karşılayacak" İhtiyarşahap Dağları ile kuzey, doğu ve batıdaki dağlık alanlara düşen yağışların Van Gölü’nü büyük ölçüde etkilemediğini dile getiren Alaeddinoğlu, "Daha çok doğuya düşen yağışlar Van Gölü’nü ve diğer gölleri besliyor. Çünkü göller de akarsular da büyük ölçüde doğuya yönelik ve doğudan gelen yağışların ortaya çıkardığı hem yüzey akışı hem yeraltı suları hem de yeraltından kaynaklar şeklinde havzayı besleyen yağışlarla bizim en çok ilgilendiğimiz alan burasıdır. Çünkü burası hem nüfusun en yoğun yaşadığı yer hem uzun yıllık verilerde yağışın en az düştüğü alan hem de tarımsal faaliyetin gerçekleştirildiği alandır. Bu yıl yağışın buraya düşmesi şüphesiz havza açısından çok değerli ve önemli. Bu muhtemelen 2026 yılında ihtiyaç duyduğumuz yağışı karşılayacak. Yani hem çiftçinin hem de içme suyunun büyük ölçüde karşılanacağı bir yıl olacaktır" diye konuştu. "Geleceği planlarken sadece 2026’yı düşünmemeliyiz" Sadece 2026’nın düşünülmemesi gerektiğine dikkat çeken Alaeddinoğlu; 2030, 2050 ve 2100 yıllarının da planlanması gerektiğini belirtti. Havzanın kapalı bir havza olduğunu hatırlatan Alaeddinoğlu, "Havzanın tamamının geleceğine ilişkin su bilançosu ne olacak? Havzaya düşen su; havzanın içme, kullanma ve tarımsal su ihtiyacını hangi ölçüde karşılayacak? Bu bilgilere sahip olmamız lazım. Bizim ısrarla yıllardır ifade ettiğimiz, havzada bir su yönetimi oluşturulmasıdır. Kimin ne ekeceği üzerinden, şehrin ne kadar içme suyuna ihtiyaç duyduğu sorularının tamamına açıklık getirecek bir yapının kurulması ve bunun sürdürülebilir bir şekilde geleceğe aktarılması gerekiyor" dedi.
03 Mart 2026 Salı - 11:37
Isparta’da endemik bitkiden doğaya zarar vermeden kanserle mücadeleye umut olacak üretim modeli geliştiriliyor
Isparta’da ISUBU Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Göktürk Baydar’ın yürüttüğü ve TÜBİTAK 1001 destekli projeyle, tıbbi değeri yüksek bitkiler doğadan toplanmadan laboratuvar ortamında üretilecek. Proje, doğaya zarar vermeden kanserle mücadeleye katkı sağlayabilecek sürdürülebilir bir üretim modeli geliştirerek doğal popülasyonların korunmasını ve ilaç ile sanayi için güvenli üretimi amaçlıyor. Türkiye florasında endemik olarak bulunan Gypsophila arrostii Guss. var. nebulosa türünde yer alan majör triterpenoid saponin bileşiklerinin doğadaki bitkilere zarar verilmeden üretilmesi için önemli bir bilimsel adım atıldı. Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Göktürk Baydar tarafından yürütülen proje kapsamında, bitkiden elde edilen ve tıbbi ile endüstriyel açıdan yüksek öneme sahip saponinlerin in vitro kök kültürü tekniğiyle üretimi hedefleniyor. Projede geliştirilecek yenilikçi kök kültürü protokolü sayesinde, söz konusu bileşiklerin doğadaki popülasyonlara zarar vermeden ve yüksek verimle laboratuvar ortamında çoğaltılması planlanıyor. Böylece hem biyolojik çeşitliliğin korunması hem de sürdürülebilir üretim modeli oluşturulması amaçlanıyor. Bilimsel analizler ve ölçeklenebilir üretim altyapısı geliştiriliyor Çalışmada ayrıca metil jasmonat ve nanopartikül temelli elisitör uygulamalarının, bitkide metabolit birikimi ve biyosentez gen ekspresyonu üzerindeki etkileri moleküler ve kimyasal analizlerle incelenecek. Bu sayede saponin üretiminin artırılmasına yönelik bilimsel veriler ortaya konulacak. Elde edilen saponinlerin antikanser, antioksidan ve antimikrobiyal potansiyelleri de detaylı analizlerle değerlendirilecek. Araştırma sonuçlarının, özellikle kanser başta olmak üzere çeşitli hastalıkların tedavisine yönelik yeni doğal kaynaklı ürünlerin geliştirilmesine katkı sunması bekleniyor. Proje kapsamında ayrıca biyoreaktör sistemiyle ölçeklenebilir üretim altyapısının oluşturulması hedefleniyor. Bu yönüyle çalışma, yalnızca akademik bir araştırma olmanın ötesinde, sanayiye entegre edilebilecek çevre dostu bir üretim modelinin temellerini atmayı amaçlıyor. "Endemik çöven bitkisi laboratuvarda çoğaltılıyor" Prof. Dr. Nilgün Göktürk Baydar, yürüttükleri projenin TÜBİTAK 1001 programı kapsamında yaklaşık 3 yıl süreyle desteklendiğini, projenin ikinci yılının tamamlandığını söyledi. Çalışmada halk arasında "çöven" olarak bilinen endemik bir bitki türü üzerinde çalıştıklarını belirten Baydar, "Bu bitki özellikle köklerinde bulunan saponinler nedeniyle temizlik malzemelerinde, kişisel bakım ürünlerinde ve kozmetik sektöründe yaygın olarak kullanılmaktadır. Bunun yanında tıbbi etkileri nedeniyle alternatif tıpta da değerlendirilmektedir. Yöresel olarak ise helva yapımında kıvam ve gevreklik kazandırmak amacıyla kullanılmaktadır" dedi. Bitkinin yüzey aktif özellikleri sayesinde endüstride farklı alanlarda ve biyolojik kökenli böcek ilacı olarak da kullanılabildiğini ifade eden Baydar, geniş kullanım alanı nedeniyle bitkiye olan talebin arttığını kaydetti. "Amaç bitkiye zarar vermeden metabolit üretmek" Yoğun talep nedeniyle bitkinin doğadan sökülmesinin neslinin azalmasına yol açtığını belirten Baydar, "Kök kaynaklı metabolitler için doğadan sürekli sökülmesi, türün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır. Bizim projemizin amacı, bitkiye zarar vermeden küçük bitki parçalarını laboratuvar ortamında çoğaltarak sekonder metabolit üretimini sağlamaktır" diye konuştu. Bu kapsamda tohumların çimlendirildiğini ve sıvı kültür ortamında çoğaltılarak uygun üretim protokolünün oluşturulduğunu dile getiren Baydar, köklerde değerli metabolit üretimini artırmak amacıyla çeşitli uygulamalar yaptıklarını söyledi. Baydar, "Metil jasmonat uygulaması gerçekleştirdik. Bu madde sekonder metabolit üretimini artırmak amacıyla yaygın olarak kullanılmaktadır. Biz klasik formunun yanı sıra nano formunu da kullandık. Sentezlediğimiz kalsiyum karbonat nanopartiküllerine metil jasmonat yükleyerek uygulama yaptık" dedi. "Laboratuvarda daha yüksek metabolit elde edildi" Yapılan HPLC analizleri sonucunda laboratuvar ortamında elde edilen köklerin, doğada yetişen bitkilere kıyasla çok daha yüksek metabolit içeriğine sahip olduğunun belirlendiğini ifade eden Baydar, "Bu sonuç bizim için son derece sevindirici" dedi. Çalışmanın bir diğer aşamasında sekonder metabolit sentezinde rol oynayan genlerin aktivitesini incelediklerini aktaran Baydar, metabolit üretimi ile gen aktivitesi arasında paralel bir ilişki gözlemlediklerini belirtti. "Bitki ekstraktlarında anlamlı antibakteriyel etki gözlemlendi" SDÜ Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ebru Ünal, projede mikrobiyolojik analizler bölümünde görev aldığını belirtti. Çalışma kapsamında bitki örneklerinin, hastalık yapıcı bakteriler olarak tanımlanan bazı patojenler üzerindeki antibakteriyel etkilerinin bilimsel yöntemlerle incelendiğini ifade eden Ünal, şu ana kadar elde edilen verilerin önemli sonuçlar ortaya koyduğunu söyledi. Projede değerlendirilen örneklerin büyük bir kısmında anlamlı düzeyde antibakteriyel etki gözlemlediklerini aktaran Ünal, deneysel antibakteriyel analizlerin tamamlandığını kaydetti. Moleküler çalışmaların ise devam ettiğini belirten Ünal, "Şu anda gen ifadesi düzeyindeki analizler sürüyor. Bu aşama da tamamlandığında mikrobiyolojik çalışmalarımızı tamamen sonuçlandırmış olacağız" dedi. Ünal, projenin fitoterapötik ürün geliştirme süreçlerine ve alternatif antimikrobiyal stratejilere önemli katkılar sağlayacağını düşündüklerini sözlerine ekledi.
03 Mart 2026 Salı - 11:37
Japon deprem uzmanı Yoshinori: Türkiye Japonya’dan daha tehlikeli
İstanbul Arel Üniversitesi, Deprem Haftası kapsamında düzenlenen "Deprem Haftası: Risk Alma, Önlem Al!" panelinde Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki’yi ağırladı. Moriwaki, Marmara Bölgesi ve Türkiye’nin deprem gerçeğine ilişkin dikkat çeken değerlendirmeler paylaştı. "Deprem Haftası: Risk Alma, Önlem Al!" başlıklı panelde, Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki, Marmara Bölgesi ve Türkiye’nin deprem gerçekliğine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren İstanbul Arel Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mehdi Öztürk, genç mühendis adaylarına mesleki etik ve sorumluluk üzerine önemli mesajlar verdi. İstanbul gibi yüksek riskli bir metropolde kentsel dönüşümün ve bilimsel temelli mühendisliğin bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurgulayan Öztürk, mühendisliğin yalnızca teknik bir alan olmadığını, aynı zamanda hayati bir sorumluluk taşıdığını ifade etti. Yapı Kulübü tarafından organize edilen etkinliğe iş dünyasından da katılım sağlandı. Hocaoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Okan Hocaoğlu sismik izolatörler hakkında bilgilendirme yaparken Mühendislik Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Mehmet Fatih Altan (ing) ve Prof. Dr. Mehmet Palancı inşaat yapıları hakkında teknik değerlendirmelerde bulundular. "Sarsıntı olmadan yıkılan binalar var" Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Fatih Altan (ing), kentsel dönüşümün önemine vurgu yaparak, "Bugün deprem olmadan, kendiliğinden yıkılan binalar görüyoruz. Kentsel dönüşüm artık bir tercih değil, can güvenliği için zorunluluktur" dedi. "Marmara’da büyük deprem bekliyorum" Panelde konuşan Yoshinori Moriwaki, Türkiye’nin deprem kuşağındaki konumuna dikkat çekerek çarpıcı bir kıyaslama yaptı ve "Türkiye, Japonya’dan daha tehlikeli bir deprem riski taşıyor" diye konuştu. Moriwaki, özellikle Marmara Bölgesi’ndeki riskli hatlara işaret ederek Bandırma, Balıkesir ve Demirköprü hattında uzun süredir büyük bir hareketlilik yaşanmadığını, bunun da riskin biriktiğine işaret ettiğini söyledi. Balıkesir’de geçtiğimiz yıl yaşanan sarsıntıların fay hareketinden ziyade magma kaynaklı olduğunu ifade eden Moriwaki, Marmara Denizi içerisindeki fay hatları için ise büyük bir deprem beklentisinin sürdüğünü kaydetti. "İyi ki 23 Nisan depremi oldu" Silivri açıklarındaki hareketliliğe de değinen Moriwaki, Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın kuzey kolunda risk birikimi olduğunu belirterek, Küçükçekmece’den Yalova-Çınarcık hattına kadar uzanan yaklaşık 150 kilometrelik segmentin kırılmayı beklediğini söyledi. 23 Nisan’da meydana gelen depreme de değinen Moriwaki, bu tür orta ölçekli sarsıntıların enerjinin kısmen boşalması açısından önemli olduğunu ifade ederek "İyi ki 23 Nisan depremi oldu" dedi. Etkinlik sonrası yayımlanan mesajda üniversite yönetimi, deprem bilincinin yaygınlaştırılmasında bilimsel bilginin hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Üniversitelerin yalnızca eğitim veren kurumlar değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık oluşturan öncü yapılar olduğu vurgulandı. Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özlem Tarı İlgin, genç mühendislere seslenerek, mühendisliğin teknik yeterlilik kadar toplumsal sorumluluk ve etik bilinç gerektirdiğini hatırlattı. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği panelin soru-cevap bölümünde, kentsel dönüşüm süreçlerinden afet sonrası koordinasyon senaryolarına, yapıların deprem direncinin artırılmasından mühendislik uygulamalarına kadar birçok başlık ele alındı. Geleceğin mühendisleri, uzman isimlere merak ettikleri soruları yönelterek sahadan ve bilim dünyasından doğrudan bilgi alma fırsatı buldu.
03 Mart 2026 Salı - 11:25
Derbent Barajı’nda su seviyesi zirvede
Denizli’nin Buldan ilçesinde bulunan Derbent Barajı, son yağışlarla birlikte hem kendi havzasından hem de Dımbazlar Göletiden gelen sular sayesinde son yılların en yüksek seviyesine ulaştı. Denizli’nin Buldan ilçesinde yer alan Derbent Barajı, son dönemde etkili olan yağışların ardından su seviyesini önemli ölçüde artırdı. Baraj, kendi havzasından gelen suyun yanı sıra Dımbazlar Göletinden taşan suların da katkısıyla geçtiğimiz dönemlerin en yüksek doluluk oranına ulaştı. Artan su seviyesi, özellikle tarımsal sulama açısından üreticileri sevindirirken, yer altı su kaynaklarının beslenmesi bakımından da olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Bölge halkı, yağışların devam etmesiyle birlikte barajdaki doluluk oranının korunmasını umut ediyor.
03 Mart 2026 Salı - 11:24
Buldan Göğüs Hastalıkları Hastanesi yolunun bakım ve onarımı yapılıyor
Denizli Büyükşehir Belediyesi, Buldan Çaybaşı Mahallesi’nde Göğüs Hastalıkları Hastanesi’ne alternatif olarak kullanılan Aşağı Haydar yolunda genişletme ve yenileme çalışmalarına başladı. Denizli Büyükşehir Belediyesi tarafından Buldan ilçesi Çaybaşı Mahallesi Aşağı Haydar yolunda genişletme ve yenileme çalışmaları başlatıldı. Özellikle Buldan Göğüs Hastalıkları Hastanesi’ne ulaşımda alternatif güzergâh olarak kullanılan yolun daha güvenli ve konforlu hale getirilmesi amaçlanıyor. Çalışmalar kapsamında yol kenarlarında bulunan elektrik direkleri sökülürken, yamaçlarda traşlama işlemleri gerçekleştiriliyor. Ardından taş döşeme ve düzenleme çalışmaları tamamlanarak yol yeniden ulaşıma açılacak. Denizli Büyükşehir Belediyesi Buldan İlçe Koordinatörü Hasan Kocaman, mevcut yolun 30 hanenin yanı sıra hastaneye gidiş ve gelişlerde önemli bir alternatif oluşturduğunu belirtti. Mahalle sakinlerinin talebi üzerine konunun Büyükşehir Belediyesi yetkililerine iletildiğini ifade eden Kocaman, ekiplerin bölgede inceleme yaparak kısa sürede çalışmalara başladığını söyledi. Kocaman açıklamasında, yolun en kısa sürede tamamlanarak hizmete açılacağını belirterek, Bülent Nuri Çavuşoğlu’na teşekkür etti ve çalışmanın Buldan’a hayırlı olmasını temenni etti.
03 Mart 2026 Salı - 11:23
Yozgat’ta mart ayında bahar tablosu
Yozgat’ın Yerköy ilçesinde, mart ayının başında baharı andıran görüntüler ortaya çıktı. Türkiye’nin birçok bölgesinde dondurucu soğuk hava etkisini sürdürürken, Yerköy’de bazı kayısı ve erik ağaçlarıyla birlikte dikenli bitkilerin çiçek açtığı görüldü. Yoğun yağışların ardından hava sıcaklığının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesiyle ilçenin bazı noktalarında meyve ağaçları erken çiçeklendi. Pembe ve beyaz tonlardaki çiçekler güzel manzaralar oluştururken, ortaya çıkan görüntüler baharın erken geldiği düşüncesini verdi. Ancak uzmanlar, önümüzdeki günlerde etkili olması beklenen zirai don riskine karşı üreticilerin dikkatli olması gerektiğini belirtiyor. İlçede yaşayan vatandaşlardan Şahin Başer, erik ağaçlarının bu dönemde çiçek açmasına şaşırdıklarını belirterek, "Erik biraz erken açtığını düşünüyoruz. Çünkü havalar soğuk. Büyük ihtimalle soğuk vurur gibi geliyor inşallah olmaz. Bu zamanlarda görmemiştik. İlk kez böyle çiçek açtığını gördük. Bizce erken açtı" dedi. Şahin Çağlar Şimşek ise amcasıyla gezdiği sırada gördüğü manzara karşısında hayretini dile getirerek, "Amcamla gezerken erik ağacının çiçek açtığını gördük fotoğraflarını çektik" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder