ÇEVRE
03 Mart 2026 Salı - 16:12 Enkaz ayrıştırma projesi Türkiye’de ilk Malatya’da uygulanıyor Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi İsabelle Dumont, Fransız Kalkınma Ajansı Türkiye Müdürü Xavier Muron ve beraberindeki heyetle Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’i ziyaret etti. Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi İsabelle Dumont ve Fransız Kalkınma Ajansı Türkiye Müdürü Xavier Muron’u ağırlayan Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Fransız Kalkınma Ajansı ile Malatya Büyükşehir Belediyesi arasında yürütülen hibe projelerinin son durumunu değerlendirerek, kapsamlı bir istişarede bulundu. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinde Malatya’nın büyük bir yıkım yaşadığına dikkat çekerek, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bakanlarımızın güçlü destekleri ve yerelde de yakaladığımız sinerjiyle Malatya’mızı yeniden ayağa kaldırdık. 121 bin bağımsız bölüm inşa ettik. Eskisinden daha güzel bir Malatya inşa ediyoruz" dedi. "Malatya’nın kayısıdan 500 milyon dolar geliri var" Malatya’nın depremden sonra zirai don felaketini yaşadığını hatırlatan Başkan Er, "Malatya’nın kayısıdan 500 milyon dolar geliri var. Ticareti katma değeri olan kiraz, üzüm ve ceviz gibi ürünlerimiz de bulunuyor. Depremden sonra Malatya çok ciddi bir ekonomik yara da aldı" bilgisini verdi. Başkan Er, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve Anadolu’da kurulan ilk şehir devleti olan Malatya’daki Arslantepe Höyüğü’nün Malatya için oldukça önemli olduğunu da sözlerine ekledi. "Enkaz geri dönüşüm tesisi kapsamında pilot proje Malatya" Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi İsabelle Dumont ise Malatya’da bulunmaktan memnun olduklarını ifade etti. Malatya’da deprem sonrası yapılan çalışmaların önemli olduğuna değinen Dumont, "İnsanlara moral verme için yaptığınız çalışma ve hayata geçirmek istediğiniz projeleri çok iyi anlıyorum. Bu noktada enkaz atığının kaldırılması insanlar için çok önemli. Enkaz ayrıştırma projesi, Türkiye’de ilk olacak. Enkaz Geri Dönüşüm Tesisi kapsamında pilot proje Malatya’da uygulanacak" diye konuştu. Başkan Sami Er, en önemli işlerinin enkaz atığını rehabilite etmek olduğuna dikkat çekerek, "Ayrıştırma yapılan yerin deprem anıtı, yeşil alan olması için bir çalışma yürüteceğiz. Çevresel etki değerlendirme çalışmasına başladık. Enkaz geri dönüşüm ve alan üzerinde çalışıyoruz. Enkaz bittikten sonra bu alanı yeşil alan olarak şehre kazandırmak istiyoruz. Tesisi hızlandıracağız. Sonraki aşamada da yeşil alan yapacağız" açıklamalarında bulundu. "Deprem atıklarının ayrıştırma projesine çok önem veriyoruz" Fransız Kalkınma Ajansı Türkiye Müdürü Xavier Muron, Türkiye’de ilk Malatya’da hayata geçirilecek olan deprem atıklarının ayrıştırma projesine çok önem verdiklerini kaydederek, "Proje başarılı olursa dalgalanacak ve başka iller içinde uygulanabilecek" dedi. Malatya’da deprem sonrası enkaz atığının kaldırılması noktasında tesis kurulması hususunda protokol imzaladıklarını hatırlatan Muron, MASKİ ile içme suyu ve kanalizasyon altyapısıyla ilgili iki proje geliştirdiklerini kaydetti. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, uğurlama esnasında Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi İsabelle Dumont’a belediye binası içerisinde inşa edilen kütüphane hakkında da bilgi verdi. Başkan Er, "Bölgenin en büyük kütüphanesini inşa ediyoruz. 3600 metrekare alan üzerine inşa ettiğimiz kütüphanede aynı anda 815 kişi yer alabilecek. Burada amfimiz, ders çalışma alanları, seminer salonları ve bilgisayar sınıfları olacak. 7/24 açık olacak kütüphanemizde öğrencilere çay, su, kahve ve çorba ikramlarımız olacak" diye konuştu.
03 Mart 2026 Salı - 16:08 Akçaova TOKİ’de yol sorununu çözüldü Muğla Büyükşehir Belediyesi, Menteşe’nin Akçaova Mahallesi’nde Hayvan Barınağı ve TOKİ yolu güzergâhında başlattığı yol yapım çalışmalarını tamamlayarak vatandaşların kullanımına sundu. Muğla Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde vatandaşların daha güvenli ve konforlu yollara kavuşması için yol yatırımlarına aralıksız devam ediyor. Bu kapsamda Büyükşehir Belediyesi, Menteşe’nin Akçaova Mahallesinde Hayvan Barınağı ve TOKİ yolunu kapsayan bin 100 metrelik güzergâhta başlattığı yol yapım çalışmalarını tamamladı. Menteşe Belediyesi ile koordinasyon içinde yapılan çalışmalar kapsamında zemin düzenleme, plentmix temel serimi ve binder BSK asfalt uygulaması yapıldı, kaldırım çalışmaları ise devam ediyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığında görevli Cemal Dumanoğlu, "Menteşe ilçemiz Akçova Mahallesi’nde yeni yapılan TOKİ’ye ulaşım sağlayan, bununla birlikte Büyükşehir Belediyemize ait hayvan barınağına bağlanan yolda çalışmalarımızı tamamlayarak yolumuzu halkımızın kullanımına sunduk. Menteşe Belediyesi ile koordineli şekilde yürütülen çalışmalarımız kapsamında imzalanan protokol doğrultusunda Akçova Mahallesi ile Yeşilyurt Mahallesi yolu ayrımından hayvan barınağına kadar olan 1100 metre yol boyunca zemin düzenleme, plentmiks temel serimi, binder BSK çalışmamızı tamamlayarak akabinde TOKİ konutlarının bulunduğu bölgede, yani şu an bulunduğumuz bölgede kaldırım çalışmalarımıza başlayacağız" dedi. Akçaova Mahalle Muhtarı Turan Çakı, "Ahmet Başkan’ım başta olmak üzere, Gonca Başkan’ım sağ olsunlar. Çabalarıyla bu hale geldi. Çok memnunumuz. Çalışan ekiplerine ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla’nın her noktasında vatandaşların günlük yaşamını kolaylaştıracak çalışmaları hayata geçirmeye devam ettiklerini belirterek, Akçaova Mahallesinde uzun süredir ihtiyaç duyulan yolun yenilenmesini tamamlayarak hizmetine sunduklarını açıkladı.
Yılkı atları karla kaplı doğada dans etti, o anlar cep telefonu kamerasına yansıdı
03 Mart 2026 Salı - 11:18 Yılkı atları karla kaplı doğada dans etti, o anlar cep telefonu kamerasına yansıdı Sivas’ın Yama Dağları’nda karla kaplı arazide özgürce koşan yılkı atları, beyaz örtü üzerinde oluşturdukları görüntüyle hayran bıraktı. Sivas’ın Divriği ilçesi sınırlarında yer alan Yama Dağları, kar yağışının ardından kartpostallık görüntülere sahne oldu. Doğada özgürlüğün simgesi haline gelen yılkı atları, karla kaplanan dağların eteklerinde sürü halinde koşarken görüntülendi. Kırsal alanlarda insan müdahalesinden uzak bir yaşam süren yaklaşık 30 yılkı atı, beyaz örtü üzerinde adeta görsel şölen oluşturdu. Karlar içerisinde ahenkle koşan atlar, hem zarafetleri hem de doğayla bütünleşen görüntüleriyle izleyenleri kendine hayran bıraktı. "Bu atlar, doğanın bize sunduğu mirastır" Sivas’ın Divriği ilçesinde yaşayan Mert Kırkayak, yılkı atlarının bu bölgede sık sık dolaştıklarını söyleyerek, "Sivas’ın Divriği ilçesi Mursal köyü yakınlarında Yama Dağları’nda yılkı atları görüntüledik. Yılkı atları özgürce yaşayan ve bölgenin doğal güzelliği olan canlılardır. Bu bölgede ise sık sık dolaşırlar. Özellikle tuz ihtiyaçlarını karşılamak için bu bölgelere geldiklerini gözlemledik. Bu atlar, doğanın bize sunduğu eşsiz bir mirastır. Onlar özgür ruhları ile bu toprakların simgesi haline gelmişlerdir. Doğanın bu güzel canlılarını koruyalım. Yaşam alanlarına zarar vermeyelim ve onların özgürce yaşamalarına destek olalım" dedi.
Körfez’den 1 milyon ton çamur çıkarıldı
03 Mart 2026 Salı - 11:09 Körfez’den 1 milyon ton çamur çıkarıldı İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Körfezi’nde tüm zamanların en kapsamlı dip tarama operasyonunu yürütüyor. Aralık 2024’ten bu yana deniz dibinden 1 milyon ton, yaklaşık 50 bin hafriyat kamyonunu dolduracak miktarda çamur çıkarıldı. Çalışmalar yalnızca bir temizlik değil; Körfez’in dip yapısında kritik eşiği aşan ekolojik soruna müdahale niteliği taşıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Körfezi’nde bugüne kadar gerçekleştirilen en kapsamlı dip tarama ve derinleştirme çalışmalarını sürdürüyor. Aralık 2024’ten bu yana aralıksız devam eden operasyon kapsamında deniz tabanından 1 milyon ton dip çamuru çıkarıldı. Toplam 4 milyon tonluk hedef doğrultusunda ilerleyen çalışmalarla, Körfez’in dip yapısında yıllar içinde oluşan birikimin giderilmesi ve deniz ekosisteminin güçlendirilmesi amaçlanıyor. Çalışmalar Bostanlı açıkları ile Körfez’in kuzey aksında, Çiğli bölgesinde yoğun şekilde sürüyor. 400 olimpik yüzme havuzunu dolduracak kadar çamur çıkarıldı Rakamların büyüklüğü müdahalenin çapını ortaya koyuyor. 1 milyon ton çamur yaklaşık 50 bin hafriyat kamyonu dolduruyor. Bu kamyonlar arka arkaya dizildiğinde İzmir’den Ankara’yı geçen 800 kilometrelik bir konvoy oluşturuyor ya da çıkarılan çamurla 400 olimpik yüzme havuzu doldurulabiliyor "Temiz Körfez için var gücümüzle çalışıyoruz" İZSU Genel Müdürlüğü Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Güzin Özbaş, Aralık 2024’ten bu yana dip tarama çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini belirterek, "İzmir Körfezi’ndeki su sirkülasyonunun yetersiz olduğu bilimsel raporlarla da ortaya konmuş durumda. Bu konu uzun yıllardır üzerinde çalışılan bir mesele. Amacımız, su sirkülasyonunu artırmak ve birikmiş sedimanı uzaklaştırarak Körfez’deki kirliliğin azaltılmasına katkı sağlamak. Körfez’e güneyden giren su kuzeyden çıkıyor. Ancak kuzey kesimlerdeki sığlıklar nedeniyle suyun çıkışı zorlaşıyor. Bu durum, Körfez’in kirlilikle mücadelesini güçleştiriyor. İZSU Genel Müdürlüğü olarak Türkiye’nin en büyük atık su arıtma tesisi olan Çiğli İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’ne sahibiz. Üç faz olarak hizmet veren tesisin dördüncü fazını da devreye alarak Körfez temizliğine katkımızı artırdık. Körfez’e dökülen derelerin rutin temizliklerini sürdürüyor, yağmur suyu ve kanal ayrıştırma hatları inşa ediyoruz. İzmir Körfezi’nin iyileşmesi için var gücümüzle çalışıyoruz" dedi. 200 bin hafriyat kamyonuna eş değer çamur çıkarılacak İzmir Körfezi’nin kuzey aksında derinliğin yer yer 20 santimetreye kadar düştüğünü belirten Özbaş, şunları söyledi: "Yürüttüğümüz tarama çalışmalarıyla bu derinliği artırıyor, tabanda biriken sedimanı uzaklaştırıyoruz. Tarama işlemlerini eksi 4 metreye kadar sürdürüyoruz. Aralık 2024’te başlattığımız çalışmalar kapsamında bugün itibarıyla yaklaşık 700 bin metreküplük tarama gerçekleştirdik. Bu da 1 milyon tonun üzerinde malzemenin çıkarıldığı anlamına geliyor. Vatandaşlarımız bu miktarı gözlerinde canlandıramayabilir. Hafriyat kamyonları üzerinden örnek vermek gerekirse, şu ana kadar yaklaşık 50 bin kamyon dolusu çamuru Körfez’den uzaklaştırdık. Toplam 4 milyon tonluk hedef üzerinden hesaplandığında ise bu miktar yaklaşık 200 bin hafriyat kamyonuna eş değer olacak."
Salihli’de sahipsiz hayvanlar için kritik adım: 7/24 ihbar hattı kuruldu
03 Mart 2026 Salı - 11:03 Salihli’de sahipsiz hayvanlar için kritik adım: 7/24 ihbar hattı kuruldu Manisa’nın Salihli ilçesinde sahipsiz hayvanlara yönelik yürütülen çalışmalar, Kaymakam Ali Güldoğan başkanlığında masaya yatırılırken, 5199 sayılı Kanun kapsamında koordinasyonun güçlendirilmesi ve ihbarların hızlı değerlendirilmesi amacıyla 7 gün 24 saat hizmet verecek "Sahipsiz Köpek İhbar Hattı" devreye alındı. Manisa’nın Salihli ilçe Kaymakamı Ali Güldoğan başkanlığında, ilçede sahipsiz hayvanlara yönelik yürütülen çalışmaların değerlendirildiği kapsamlı bir toplantı gerçekleştirildi. İlgili kurum temsilcilerinin katılım sağladığı toplantıda, İlçe Eylem Planı doğrultusunda atılacak adımlar masaya yatırıldı. Toplantıda; sahipsiz hayvanların korunması, rehabilitasyonu, barınma şartlarının iyileştirilmesi ve vatandaşların konuya ilişkin farkındalığının artırılması konuları ele alındı. Kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve mevcut çalışmaların etkinliğinin artırılması yönünde değerlendirmeler yapıldı. Öte yandan, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında sahipsiz hayvanlara ilişkin ihbarların daha hızlı alınabilmesi amacıyla Salihli Belediyesi tarafından 7 gün 24 saat hizmet verecek "Sahipsiz Köpek İhbar Hattı" oluşturulduğu bildirildi. Vatandaşların sahipsiz köpeklerle ilgili ihbarlarını 444 82 45 ve 0 (236) 714 20 65 numaralı belediye hatları üzerinden iletebileceği belirtildi. Yetkililer, hayvan hakları konusunda duyarlılığın artırılmasının ve vatandaşların sürece aktif katılımının önemine dikkat çekti.
TVHB Başkanı Eroğlu: "Türkiye 780 bin kilometrekarelik geniş coğrafyasında yüzlerce memeli, kuş, sürüngen, amfibi ve balık türüne ev sahipliği yapmaktadır"
03 Mart 2026 Salı - 11:00 TVHB Başkanı Eroğlu: "Türkiye 780 bin kilometrekarelik geniş coğrafyasında yüzlerce memeli, kuş, sürüngen, amfibi ve balık türüne ev sahipliği yapmaktadır" Türk Veteriner Hakimleri Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, "Türkiye, yaklaşık 780 bin kilometrekarelik geniş coğrafyasında yüzlerce memeli, kuş, sürüngen, amfibi ve balık türüne ev sahipliği yapmaktadır" dedi. TVHB Başkanı Eroğlu, 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü ile ilgili yazılı açıklama yayımladı. Eroğlu, 3 Mart’ta Dünya Yaban Hayatı Günü’nün yeryüzündeki yaban hayvanları ve bitkilerin korunmasının önemini hatırlatmak, biyolojik çeşitliliğin değerini vurgulamak ve doğal yaşamın sürdürülebilirliği konusunda küresel farkındalık oluşturmak amacıyla ilan edilmiş uluslararası bir gün olduğunu ifade etti. Eroğlu, Türkiye’nin 780 bin kilometrekarelik geniş coğrafyasında yüzlerce memeli, kuş, sürüngen, amfibi ve balık türüne ev sahipliği yaptığını belirtti. "Biyoçeşitlilik; temiz havanın, içilebilir suyun, verimli tarımın, sağlıklı hayvancılığın ve güvenli gıdanın ön şartıdır" Ali Eroğlu, şu ifadelere yer verdi: "Her yıl 3 Mart’ta kutlanan Dünya Yaban Hayatı Günü, yeryüzündeki yaban hayvanları ve bitkilerin korunmasının önemini hatırlatmak, biyolojik çeşitliliğin değerini vurgulamak ve doğal yaşamın sürdürülebilirliği konusunda küresel farkındalık oluşturmak amacıyla ilan edilmiş uluslararası bir gündür. Ormanlarda dolaşan bir memeli, gökyüzünde süzülen bir kuş, sulak alanlarda yaşayan bir amfibi ya da denizlerin derinliklerindeki bir balık türü; hepsi birlikte yaşamın büyük ağını oluşturur. Bu ağın herhangi bir halkasında meydana gelen kırılma, yalnızca doğayı değil, insan yaşamını da doğrudan etkiler. Çünkü doğa, insanın dışında değil; insanın içinde var olduğu çok bileşenli bir sistemdir. Sağlıklı ekosistemler için zengin bitki ve hayvan çeşitliliği, dengeli doğal döngüler ve sürdürülebilir kaynak kullanımıyla mümkündür. Biyoçeşitlilik; temiz havanın, içilebilir suyun, verimli tarımın, sağlıklı hayvancılığın ve güvenli gıdanın ön şartıdır. Aksi takdirde doğanın dengesi bozulduğunda türler yok olmakla kalmaz aynı zamanda insanlığın refahı, ekonomisi ve sağlığı da tehdit altına girer. Bugün dünya genelinde yaban hayatı ciddi tehditlerle karşı karşıyadır. Habitatların tahrip edilmesi, iklim değişikliği, kaçak avcılık, çevre kirliliği ve doğal kaynakların bilinçsiz kullanımı gibi olumsuzluklar pek çok türü yok olma riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Yaban hayatının korunması insan sağlığı açısından da kritik bir öneme sahiptir. Doğal yaşam alanlarının yok edilmesi ve insan-yaban hayatı etkileşiminin artması, zoonotik hastalıkların ortaya çıkma riskini ciddi şekilde artırmaktadır. Son yıllarda yaşanan küresel salgınlar, doğayla kurulan dengesiz ilişkinin ne kadar büyük sonuçlar doğurabileceğini göstermiştir. Bu nedenle insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan bütüncül yaklaşımlar artık mecburidir." "Türkiye 780 bin kilometrekarelik geniş coğrafyasında yüzlerce memeli, kuş, sürüngen, amfibi ve balık türüne ev sahipliği yapmaktadır" Türkiye’nin sahip olduğu coğrafi konum ve farklı iklim özellikleri sayesinde dünyanın önemli biyolojik çeşitlilik merkezlerinden biri olduğunu ifade eden Eroğlu, "Yaklaşık 780 bin kilometrekarelik geniş coğrafyasında yüzlerce memeli, kuş, sürüngen, amfibi ve balık türüne ev sahipliği yapmaktadır. Aynı zamanda ülkemiz göçmen kuşların kullandığı önemli göç yolları üzerinde yer almakta ve birçok tür için hayati bir geçiş noktası oluşturmaktadır. Anadolu’da yaşayan endemik türler ise bu toprakları dünyada biyolojik çeşitlilik açısından eşsiz kılmaktadır. Gelişen teknolojiler ve bilimsel araştırmalar doğamızın bilinmeyen yönlerini her geçen gün daha fazla ortaya çıkarmaktadır. Modern izleme yöntemleri sayesinde daha önce varlığı bilinmeyen türleri kayıt altına alınmakta, hatta neslinin tükendiği düşünülen bazı türlerin yeniden varlığı tespit edilmektedir" diye konuştu. "Yaban hayatı alanında daha fazla veteriner hekimin görev alması güçlü sonuçlar doğuracaktır" Yaban hayatının korunmasında birçok meslek grubunun önemli rol üstlendiğini belirten Eroğlu, "Bu süreçte veteriner hekimlerimiz özel bir sorumluluğa sahiptir. Veteriner hekimlerimiz; yaban hayvanlarının hastalıklarının teşhisi ve tedavisi, rehabilitasyon çalışmaları, tür koruma ve üretim projeleri ve zoonotik hastalıkların izlenmesi gibi alanlarda aktif görev almaktadır. İnsan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan yaklaşımın sahadaki en önemli temsilcilerinden biridir. Türkiye’de yaban hayatının korunmasına yönelik önemli çalışmalar yürütülmektedir. Rehabilitasyon merkezleri, bilimsel araştırmalar ve koruma projeleri bu alanda önemli ilerlemeler sağlamaktadır. Ancak bu çalışmaların daha da güçlendirilmesi, uzman sayısının artırılması ve kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Yaban hayatı alanında daha fazla veteriner hekimin görev alması ve bu alandaki akademik çalışmaların desteklenmesi, gelecekte çok daha güçlü sonuçlar doğuracaktır. Ekosistemlerin bozulması, türlerin yok olması ve doğal dengenin zarar görmesi; gıda güvenliğini, halk sağlığını, ekonomik istikrarı ve toplumsal refahı doğrudan tehdit etmektedir. Artık bu mesele, insanlığın kendi geleceğini güvence altına alma meselesidir. Yaban hayatını korumak yaşamın kendisini korumaktır. İnsan doğanın sahibi değil, onun emanetçisidir. Bu emaneti korumak ise hem bilimsel hem de vicdani bir görevdir" şeklinde konuştu.
Gezgin öğretmen Zernek Barajı’ndan Van Gölü mesajı
03 Mart 2026 Salı - 10:50 Gezgin öğretmen Zernek Barajı’ndan Van Gölü mesajı Van’da gerçekleştirdiği sıra dışı etkinliklerle tanınan gezgin ve maceracı öğretmen, bu kez dondurucu soğuklara aldırış etmeden Zernek Barajı kıyısından temiz bir Van Gölü için çağrıda bulundu. Kış mevsiminin etkisini yoğun şekilde hissettirdiği bölgede, soğuk havaya rağmen dondurucu sulara olan tutkusuyla tanınan ’buz adam’ lakaplı gezgin öğretmen Muhammed Türken, doğayla iç içe gerçekleştirdiği etkinlikle hem sağlıklı yaşama dikkat çekti hem de Van’ın doğal güzelliklerini tanıttı. Daha önce Van Gölü’nün soğuk sularında yüzerek kış turizmine vurgu yapan maceracı öğretmen Türken, beraberinde fizyoterapist Çiğdem Beydüz ile birlikte eksi 8 derece sıcaklıkta Zernek Barajı’ndan Van Gölü çağrısı yaptığı. İlk önce şişme botla barajda dolaşan öğretmen Türken ve fizyoterapist Beydüz, daha sonra buz üzerine çıkarak "Van Gölü kirlenmesin mavi kalsın" sloganı atarak vatandaşları gölü ve doğayı kirletmemeleri konusunda duyarlılığa davet ettiler. "Van Gölü kirlenmesin mavi kalsın" Geçtiğimiz hafta Zernek Barajı’na girdiğini ifade eden ‘buz adam’ lakaplı gezgin öğretmen Muhammed Türken, Bu hafta daha anlamlı bir şey için girmek istedim. Bildiğimiz üzere çok büyük bir problemle karşı karşıyayız. Küresel ısınma ve küresel ısınmadan dolayı da şu an dünyada kuraklık baş göstermeye başladı. Bundan dolayı da derelerimiz, akarsularımız, göllerimiz, denizlerimiz kurmaya başladı. Bulunduğumuz coğrafyada da muhteşem bir güzelliğe sahibiz. Van Gölü. Buradan herkesi Van Gölü’ne sahip çıkmaya davet ediyorum. Lütfen, Van Gölü’nü kirletmeyelim. Van Gölü temiz kalsın. Van Gölü kirlenmesin, mavi kalsın" dedi.
Şırnak’ta keçi besiciliği gittikçe yok oluyor
03 Mart 2026 Salı - 10:47 Şırnak’ta keçi besiciliği gittikçe yok oluyor Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde keçi besleyen vatandaşlar, köyden kente yoğun göç nedeni ile bu işi yapamaz hale geldi. Eskiden her hanede 200’e yakın keçi bulunan köydeki hayvanların varlığı 4’te 3 oranında azaldı. Çiftçiler, koyun desteği ile birlikte keçi desteğinin de sağlanmasını istiyor. Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesi Beşağaç köyünde yıllardır geçimini keçi besleyerek sağlayan yüzlerce aile artık yavaş yavaş köylerini terk edip şehirlere gitmeye başladı. Köylerde kalanlar da artık zor olan keçi besiciliğini bırakmak istiyor. İlçeye 45 kilometre uzaklıkta bulunan ve her yıl kar kalınlığının 3 metreyi bulduğu dağ köyünde kalan vatandaşlar, geçim sıkıntısı nedeniyle şimdiki gençlerin daha iyi işlerde çalışmak için baba mesleği olan keçi besiciliğini bırakıp şehirlere gittiklerini söyledi. 65 yaşındaki Hamit Acer isimli vatandaş eskiden 200 keçisi olduğunu şimdi ise 60 taneye indirdiğini söyledi. Keçi besiciliğini bırakacağını belirten Acer, ’’Köyümüzde eskiden her evde 200 keçi vardı, çok güzel besliyorduk, ama şimdi kimse bu işi yapmıyor. Gençler kaçıyor, biz tek kaldık burada, biz de gideceğiz. Koyun yerine keçi desteği verirse çok kişi bu işi yapacaktır yine biz de yaşamımızı devam ettirmek için bu mesleği bırakmıyoruz. Her evde şimdi 50 keçi var, çok şükür idare ediyoruz ama köyden kente göç çoğalıyor’’ dedi.
Alaşehir’in kalbi yeniden tasarlanacak
03 Mart 2026 Salı - 10:43 Alaşehir’in kalbi yeniden tasarlanacak Alaşehir Belediyesi, kentin geleceğini şekillendirecek yeni kent merkezi için ulusal ölçekte kentsel tasarım yarışması düzenlemeye hazırlanıyor. İki aşamalı olarak gerçekleştirilecek yarışma ile 15,5 hektarlık alan "Özel Proje Alanı" ilan edilirken, süreç şeffaf ve katılımcı bir anlayışla yürütülecek. Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, kentin vizyon projeleri arasında yer alan yeni kent merkezi çalışmasına ilişkin yaptığı açıklamada, uzman görüşleri ve vatandaş taleplerini dikkate alacak bir model benimsediklerini belirtti. 100 bini aşan nüfusuyla Alaşehir’in giderek büyüdüğüne dikkat çeken Başkan Öküzcüoğlu, "Şehrin geleceğini şekillendirecek çalışmalar kapsamında, farklı uzmanlık alanlarından oluşacak ekiplerin görüşlerini almak amacıyla ulusal ölçekte bir kentsel tasarım yarışması planlıyoruz. Şehrimizin çehresini değiştirecek bu önemli projeyi ortak akılla hayata geçirmek istiyoruz. Ulusal yarışma sayesinde hem nitelikli tasarımlar elde edeceğiz hem de süreci şeffaf bir şekilde yürüteceğiz" dedi. Belediye yetkililerinden alınan bilgiye göre yarışma; Alaşehir Garı, Cumhuriyet ve Demokrasi Meydanı, Salı Pazarı, Tariş Depoları ve Eski Garaj alanlarını kapsayan toplam 15,5 hektarlık bölgeyi içeriyor. Söz konusu alan, bütüncül bir planlama anlayışıyla yeniden düzenlenecek. Hazırlık sürecinin tamamlanmasının ardından yarışma şartnamesi ve takvimi Resmi Gazete’de yayımlanarak kamuoyuna duyurulacak. İki aşamalı olarak planlanan yarışmaya, ulusal ölçekteki tasarımcılar ve ilgili tüm paydaşlar davet edilecek. Alaşehir Belediyesi, yarışma süreci sonunda ortaya çıkacak projenin, sosyal yaşam alanlarını artıran, estetik ve fonksiyonel bir kent merkezi oluşturmasını hedefliyor.
MEAH’ta - AMATEM polikliniği hizmete girdi
03 Mart 2026 Salı - 10:34 MEAH’ta - AMATEM polikliniği hizmete girdi Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Araştırma Merkezi (AMATEM) Polikliniği hizmete girdi. Yeni açılan poliklinik ile birlikte alkol, uyuşturucu madde ve davranışsal bağımlılıklar alanında hastalara ayaktan tanı ve tedavi hizmeti sunulmaya başlandı. Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı öğretim üyesi ve aynı zamanda Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniği sorumlu hekimi Doç. Dr. Kerim Uğur, AMATEM Ayaktan Polikliniği’nin poliklinik şartlarında hizmet vermeye başladığını açıkladı. Bağımlılık türlerinin yalnızca alkol ve uyuşturucu madde ile sınırlı olmadığını belirten Uğur, son dönemde davranışsal bağımlılıkların da artış gösterdiğine dikkat çekti. Kumar bağımlılığı başta olmak üzere farklı bağımlılık türlerinin psikiyatrik hastalıklar kapsamında değerlendirildiğini ifade eden Doç. Dr. Kerim Uğur, bu hastalıkların tedavi edilebilir olduğunu belirtti. Bağımlılık tedavisinde multidisipliner yaklaşımın esas alındığını belirten Doç. Dr. Kerim Uğur, "Bu hastalıklar yalnızca psikiyatri hekimleri tarafından değil, biyopsikososyal model çerçevesinde psikologlar, sosyal hizmet uzmanları ve Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) gibi kurumların desteğiyle ele alınmaktadır. Amacımız, bağımlılık sorunu yaşayan bireylerin tedaviye erişimini kolaylaştırmak ve şehirde artış gösteren bağımlılıkla mücadeleye katkı sunmaktır" dedi. Hizmete giren AMATEM Ayaktan Polikliniği’nin haftanın salı ve perşembe günleri 08.30-16.00 saatleri arasında hasta kabul edeceği bildirildi. 16 Şubat itibarıyla Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevuların açıldığını belirten Doç. Dr. Kerim Uğur, ilk hastaların da kabul edilerek tedavi süreçlerinin başlatıldığını ifade etti. Destek almak isteyen vatandaşların MHRS üzerinden randevu oluşturabileceklerini veya doğrudan polikliniğe başvurarak AMATEM kapsamında değerlendirilmek istediklerini belirtebileceklerini kaydeden Doç. Dr. Kerim Uğur, yeni hizmetin bölge için önemli bir ihtiyacı karşılayacağını kaydetti.