ÇEVRE
17 Mart 2026 Salı - 20:02 Bandırma’da ’ÇED olumlu’ raporu verilen kimyasal tesise tepki Balıkesir’in Bandırma ilçesi Ömerli Mahallesi’nde yapılması planlanan ve Hicri Ercili Deniz Nakliyat Kimyevi Maddeler San. Tic. A.Ş. tarafından hayata geçirilmesi öngörülen kimyasal üretim ve depolama tesisine verilen "ÇED olumlu" raporuna, Bandırma Demokrasi Platformu’nca tepki gösterildi. Platform üyeleri, tesis alanı önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklaması öncesinde, tesis alanı yakınındaki özel bir işletmenin yetkilileri ile platform üyeleri arasında araç parkı nedeniyle kısa süreli tartışma yaşandı. İhbar üzerine bölgeye jandarma ekipleri sevk edildi. Tartışmanın ardından platform üyeleri, daha önce kaymakamlığa bildirilen program kapsamında açıklamalarını gerçekleştirdi. 90 bin ton kapasiteli proje Bandırma Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Serdar Polat, burada yaptığı açıklamada, projeye verilen ÇED olumlu raporuna dikkat çekerek, "Yaklaşık 90 bin ton kapasiteli asit üretimi ve bin 850 metreküp depolama alanı içeren proje için verilen ÇED olumlu raporuna karşı toplanmış bulunuyoruz. Bölgeyi ziyaret ettiğimizde köylülerin geçmişte balık tuttukları derenin bugün kirlilikle mücadele ettiğini ifade etmeleri bizleri üzmüştür" dedi 418 milyon liralık yatırım Projenin yaklaşık 418 milyon TL yatırım bedeliyle hayata geçirilmesinin planlandığını belirten Polat, tesisin 5 bin 669 metrekarelik alanı kapsadığını söyledi. Polat, "Tesiste yıllık 40 bin ton potasyum sülfat üretilecek, yan ürün olarak ise 50 bin ton hidroklorik asit üretimi yapılacaktır. Üretimde Mannheim fırınları kullanılacaktır" ifadelerini kullandı. Üretilen kimyasalların bir kısmının iç piyasaya sunulacağı, bir kısmının ise ihraç edileceği belirtildi. "Günlük 300 metreküp su kullanılacak" Polat, tesisin günlük yaklaşık 300 metreküp su kullanacağını ve bu suyun yer altı kuyularından temin edileceğini belirterek, "Şirket, kapalı devre sistem kullanılacağını ve atık su oluşmayacağını taahhüt etmektedir" dedi. "Kümülatif etkiler risk oluşturabilir" Bölgede hâlihazırda kimyasal üretim ve depolama faaliyetlerinin bulunduğunu vurgulayan Polat, toplam depolama kapasitesinin 50 bin metreküpe yaklaşmasının muhtemel bir kazada büyük risk oluşturabileceğini ifade etti. "Kamu yararı öncelikli olmalı" Polat, ÇED raporunun askı sürecinde olduğunu hatırlatarak, kamu yararının öncelikli olması gerektiğini vurguladı. Polat, "Halk sağlığı, çevre ve doğal kaynakların korunması her şeyin üzerindedir. Sürecin takipçisi olacağız" dedi. Platform, askı süresi içerisinde ÇED raporuna itiraz edilebileceğini ve gerekirse hukuki sürecin başlatılacağını bildirdi.
17 Mart 2026 Salı - 19:09 Baharın habercisi olan leylekler, Ankara’ya ulaştı Baharın habercisi olan leylekler, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’dan çıktıkları binlerce kilometrelik zorlu göç yolculuğunun ardından Ankara’nın Kızılcahamam ilçesine ulaştı. Baharın habercisi olan leylekler, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’dan çıktıkları binlerce kilometrelik zorlu göç yolculuğunun ardından Ankara’nın Kızılcahamam ilçesine ulaştı. Uzun ve yorucu yolculuğun ardından ilçede bulunan Leylek Oteli’ne yerleşen leylekler, baharın gelişini bir kez daha müjdeledi. Kızılcahamam’da doğaya ve yaban hayatına destek olmak amacıyla ilçede yaşayan bir iş insanı tarafından yaptırılan Leylek Oteli, bu yıl da göçten dönen leyleklere ev sahipliği yapıyor. Yüksek direkler üzerine kurulan ve leyleklerin güvenle konaklayabileceği şekilde hazırlanan yapı, her yıl çok sayıda leyleğin uğrak noktası haline geliyor. Baharın müjdecisi olarak bilinen leylekler, her yıl Afrika ve Orta Doğu’dan göç ederek Ankara’nın Kızılcahamam ilçesine geliyor ve yaz aylarını kendileri için hazırlanan Leylek Oteli’nde geçiriyor. İlçede doğal yaşamın bir parçası haline gelen bu görüntüler, hem vatandaşların hem de doğa severlerin ilgisini çekiyor. Yaklaşık 10 bin kilometrelik yolculuğun ardından Türkiye’ye ulaşan leylekler şu günlerde çiftleşme döneminde bulunuyor. Her yıl neredeyse aynı dönemlerde Leylek Oteli’ne gelen leyleklerin nisan ayında yumurtlaması, mayıs ayında ise yavrularına kavuşması bekleniyor. Kızılcahamam’da baharın gelişinin en güzel simgelerinden biri olarak görülen leylekler, gökyüzünde oluşturdukları görüntüler ve yuvalarında başlayan yeni yaşam döngüsüyle doğanın uyanışını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Asırlık ahşap köprü zamana meydan okuyor: Köylüleri sırtında taşıyor
18 Şubat 2026 Çarşamba - 14:37 Asırlık ahşap köprü zamana meydan okuyor: Köylüleri sırtında taşıyor Kastamonu’nun Cide ilçesinde zamana meydana okuyan köprü, 100 yıldan fazla süredir vatandaşların kanyondaki çayın karşısına geçmesini sağlıyor. Bölgede yaşayan vatandaşlar, çaydan güvenli geçiş yapabilmeleri için köprü yapılmasını talep etti. Kastamonu’nun Cide ilçesine bağlı Hamitli köyü ile Derebucağı küyü arasında bulunan Loç Vadisindeki Valla Kanyonunun çıkış noktasındaki Gömeren Kanyonundaki çay üzerinde bulunan 100 yıllık köprü zamana meydan okuyor. Kestane ağaçlarından yapılan ahşap köprü, üzerinden 100 yıl geçmesine rağmen bölge halkı tarafından kullanılmaya devam ediliyor. Sel baskınları sebebiyle 4 defa yıkılma tehlikesi geçiren ve köylüler tarafından tamir edilen ahşap köprü, bölgede başka bir köprü yapılmadığı için köyleri birbirine bağlıyor. Gömeren Kanyonundaki çay üzerine kendi imkanlarıyla araç geçebilecek bir köprü yapan köylüler, su seviyesinin yükseldiği dönemde ise sadece ahşap köprüyü kullanabiliyor. Bölgedeki köylerde yaşayan vatandaşlar, yetkililerden güvenli geçiş yapabilecekleri bir köprü yapılması talebinde bulundu. "30 tane köyü birbirine bağlayan güzergahtan dolayı köprü istiyoruz" Cide’ye bağlı Hamitli köyünde ikamet eden Mesut Hurma, "Burası bir grup yolu olmadığı için ihtiyacımız ne kadar da olsa da bir köprü yapılmadı. Atalarımızdan bize kalan yaklaşık 100 yılı aşkın bir tarihi köprümüz var. Bulunduğumuz coğrafya nedeniyle bu köprü bazen sellerden dolayı yıkılabiliyor. Yine de ana ağaçları sele gitmediği zaman tekrar tamiri yapılabiliyor. Şu ana kadar bu köprü 4 defa sele kapıldı. Sellerden sonra imece usulü toplanan köylüler köprüyü tamir ediyorlar. Bundan 4-5 yıl önce köprü yine göçtü. O zamandan sonraki haliyle şu an duruyor. Onun dışında iki köy arasında karşı tarafa geçiş olmuyor. Bu ahşap köprüden sadece yaya olarak geçebiliyoruz. Yine köylülerin imkanıyla imece usulü çayın içine, su az olduğu zaman üzerinden arabayla geçilebilecek bir beton köprü yaptık. Kendi imkanlarımızla şu anda en azından karda kışta elektrikler kesildiğinde ya da bizim Hamitli köyü yani bizim tarafımızın muhtarlığı yolu kapandığı zaman biz, buradan Derebucağı köyü tarafından Cide tarafına gidebiliyoruz. Cide’nin yaklaşık 85-90’a yakın köyü bulunuyor. Biz, sadece Cide’nin Loç Vadisi bölgesinde 4 köy var, Derebucağı köyü de farklı muhtarlık. Dolayısıyla Derebucağı köyünden Cide’ye inene kadar yaklaşık 15-20 köyden geçmek zorundayız. Dolayısıyla bu köprü aynı zamanda 30 tane köyü birbirine bağlıyor" dedi. "Köprü yapılmasını istiyoruz" Güvenli geçiş yapabilecekleri bir köprü yapılmasını isteyen Hurma, "Ahşap köprü tabii ki bu şekilde bakıldığında çok tehlikeli. Yağmur yağdığında çayın suyu 2-3 metre yükseldiğinde bu köprünün üzerinden geçmek hem tehlikeli hem de korkutuyor. Su fazla olduğu zaman geçerken de göçebilir. O yüzden, buranın 30 tane köyü bağlayan bir güzergah olmasından dolayı bir tane köprü yapılmasını istiyoruz. Şu ana kadar yapılmadı, inşallah bundan sonra da yapılmasını bekliyoruz" diye konuştu. "Köprü olmadığından dolayı kaç hayvanım suya kapıldı bilmiyorum" 2000 yılında emekli olduktan sonra Cide ilçesine bağlı Hamitli köyüne yerleştiğini söyleyen Ahmet Ay ise, "Köprü olmadığından dolayı kaç hayvanım suya kapıldı bilmiyorum, sayısı belli değil. Her sene 4-5 tane hayvanım gidiyor. Her yıl bir hayvan suya kapılsa 25 senede 25 hayvan, yılda 4 tane olsa 100 tane hayvan ediyor. İşte bu yüzden biz de kendi imkanlarımızla köprüyü yaptık. Buraya gelenler de görüyor. Her gelen, ’başka geri dönüş yolu var mıdır’ diye soruyor. O yüzden bizim yol ve köprü sorunumuzu çözsünler istiyoruz" diye konuştu.
Karadeniz’de tarımsal zararlılar için akıllı istasyon dönemi başlıyor
18 Şubat 2026 Çarşamba - 14:20 Karadeniz’de tarımsal zararlılar için akıllı istasyon dönemi başlıyor Karadeniz havzasında tarımsal üretimi tehdit eden iklim değişikliği ve zararlı istilacı türlerle mücadelede yeni bir dönem başlıyor. Avrupa Birliği tarafından desteklenen AGRICCOOP projesi kapsamında Türkiye, Bulgaristan ve Gürcistan’daki pilot bölgelerde iklim ve zararlı tespit istasyonlarının kurulumu için çalışmalar başlatılacak. Trabzon Ticaret Borsası’nda sürdürülebilir ve dayanıklı bir tarım için istilacı türler ve iklim değişikliği ile mücadelede teknoloji tabancı uygulamalar yoluyla işbirliği (AGRICOOP) projesinin toplantısı yapıldı. Avrupa Birliği tarafından desteklenen ve 18 ay sürecek olan projenin toplantısına Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ahmet Yüksel Gülay, Trabzon Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Eyyüp Ergan ve akademisyenler katıldı. İstasyonlarda yer alan tuzaklar sayesinde bölgedeki zararlı yoğunluğu anlık olarak izlenecek Türkiye, Bulgaristan ve Gürcistan’ın ortaklığında gerçekleştirilecek proje kapsamında belirlenen pilot sahalara, iklim verileri ve zararlı istilacı türlere ilişkin bilgileri eş zamanlı olarak aktaracak akıllı tespit istasyonları kurulacak. Her pilot bölgede en az üç arazi sahası belirlenecek ve toplamda 15 istasyonun faaliyete alınacak. İstasyonlarda yer alan tuzaklar sayesinde bölgedeki zararlı yoğunluğu anlık olarak izlenecek, toplu veriler ise mobil uygulamalar üzerinden üreticilere ulaştırılarak erken uyarı sistemi oluşturulacak. Çiftçiler, uygulama üzerinden zararlı türleri fotoğrafla tanımlayabilecek Proje kapsamında ülkelerde çiftçilerin zararlıları tespit etmesini kolaylaştıracak MAPPEST isimli mobil uygulama geliştirilecek. Çiftçiler, uygulama üzerinden zararlı türleri fotoğrafla tanımlayabilecek, risk değerlendirmesi yapabilecek ve zararlı yoğunluğunu anında raporlayabilecek. Uygulamanın etkin biçimde kullanılabilmesi için proje bölgelerinde en az 200 çiftçiye yüz yüze eğitim verilecek. Projenin ilerleyen aşamalarında zararlı istilacılarla mücadele yöntemleri, biyoteknik uygulamalar, iklim dostu tarım politikaları ve MAPPEST kullanımına yönelik eğitimler düzenlenecek. Üç pilot bölgede toplamda 300 çiftçiye uygulamalı eğitim verilmesi planlanıyor. Eyyüp Ergan: "Ortak akılla uygulanabilir çözümler geliştirmek istiyoruz" Toplantıda konuşan Trabzon Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Eyyüp Ergan, "İklim değişikliği ve istilacı yabancı türler bugün tarımsal üretimimize ve gıda güvenliğini doğrudan etkileyen en önemli küresel sorunlar arasında yer almaktadır. Bu projeyi tarım sektörünün iklim değişikliğine karşı dayanıklılığını arttırmak, sahadaki riskleri doğru tespit etmek ve ortak akılla uygulanabilir çözümler geliştirmek için yapıyoruz" dedi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kibar Ak ise "Orta ve Doğu Karadeniz için ekonomik ve ekolojik açıdan risk oluşturduğu tespit edilen 3 tür var. Kahverengi kokarca, yalancı kelebek ve turunçgil uzun antenli böcek var. Bunlar şu anda var ama ileriki yıllarda neyin olacağını ön göremiyoruz. Böyle projeler ileride karşılaşacağımız sorunlar nedeniyle son derece önemli" ifadelerini kullandı.
Şiddetli yağışlar Kula’da taşkınlara yol açtı
18 Şubat 2026 Çarşamba - 14:01 Şiddetli yağışlar Kula’da taşkınlara yol açtı Manisa’nın Kula ilçesinde son günlerde etkisini artırarak devam eden sağanak yağışlar su taşkınlarına neden oldu. Biriken suların baskısı nedeniyle de birçok noktada duvarlardan ve zeminlerden su akıntıları meydana geldi. Kula’ya bağlı Zaferiye Mahallesi Burçakovası Küme Evleri civarında biriken sular nedeniyle hem vatandaşlar hem de hayvanlar zor anlar yaşadı. Bölgede etkili olan yoğun yağışların ardından göletlerde ve dere yataklarında su seviyeleri hızla yükselirken, taşkın suları yerleşim alanlarına kadar ulaştı. Biriken suların baskısı nedeniyle bazı duvarların devrildiği, birçok noktada ise duvarlardan ve zeminlerden su akıntılarının meydana geldiği görüldü. Taşkınların etkili olduğu bölgede bir vatandaşın, devrilen duvar nedeniyle oluşabilecek zararı önlemek amacıyla traktörüyle müdahale etmeye çalıştığı sırada su birikintisinin içinde mahsur kaldığı öğrenildi. Çevrede bulunan vatandaşların yardımıyla traktör sürücüsü bulunduğu yerden çıkarılarak güvenli alana alındı. Olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanma yaşanmadığı bildirildi. Öte yandan taşkın sularının çevrede bulunan hayvanları da etkilediği gözlemlendi. Bazı büyükbaş hayvanların su birikintilerinin içinde kaldığı, hayvan sahiplerinin ise onları güvenli alanlara götürmek için yoğun çaba sarf ettiği görüldü. Şiddetli yağışlarla birlikte dere yataklarında akışın hızlandığı, suyun önüne kattığı çamur ve molozlarla birlikte çevrede hasar oluşturduğu bildirildi. Bazı tarım arazilerinde su baskınları yaşanırken, ağaçların ve tarım alanlarının su altında kaldığı görüldü. Taşkın sularının geçtiği alanlarda zemin erozyonu ve toprak kaymaları da meydana geldi. Bölgede yaşanan su taşkınlarının ardından oluşan hasar ve suyun etkisiyle zarar gören alanlar görüntülenirken, yer yer suyun şiddetle aktığı ve çevreye yayıldığı anlar dikkat çekti. Vatandaşlar özellikle dere yataklarına yakın bölgelerde su seviyesinin aniden yükseldiğini ifade etti.
Göcek’te deniz ekosistemi ‘DERİA’ ile korunacak
18 Şubat 2026 Çarşamba - 13:59 Göcek’te deniz ekosistemi ‘DERİA’ ile korunacak Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA), Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde hayata geçirdiği ‘DERİA Mapa-Şamandıra Yönetim Sistemi’ ile denizlerimizin akciğerleri olan deniz çayırlarını ve hassas kıyı ekosistemini koruma altına alıyor. Pilot bölge olarak seçilen Göcek ve Dalaman koylarında kurulan modern sistem, kontrolsüz demirlemeye bağlı deniz tabanı tahribatını durdurmayı amaçlıyor. Türkiye’nin en değerli doğa miraslarından biri olan Göcek ve Dalaman koyları, artan tekne trafiği ve bilinçsiz demirleme faaliyetleri nedeniyle ciddi bir çevresel baskı altındaydı. Deniz tabanında dünyadaki oksijenin yüzde 70’ini üreten ve ‘denizlerin ormanı’ olarak kabul edilen endemik deniz çayırlarının (Posidonia Oceanica) fiziksel tahribatını önlemek amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un talimatı ve önderliğinde harekete geçen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA), DERİA Mapa-Şamandıra Projesi’ni başlattı. Proje kapsamında; 17 koyda toplam 926 deniz mapası ve 906 tonoz yerleştirilerek 886 tekneye hizmet verecek devasa bir deniz koruma ağı kuruldu. Artık bu koylarda rastgele demir atarak deniz tabanındaki kültürel mirasın ve biyolojik çeşitliliğin yok edilmesinin önüne geçilecek. Ayrıca dört adet atık alım teknesi, iki adet deniz yüzey temizleme teknesi ve bir adet deniz dibi tarama temizleme teknesi TÜÇA tarafından bölgede konumlandırıldı. Bunun yanında deniz yetki alanlarında Gemi Atık Takip Sistemi (GATS) kapsamı dışında kalan gemiler tarafından üretilen atıkların izlenmesi, atık alım süreçlerinin takip edilmesi ve deniz kirliliğin önlenmesi amacıyla Mavi Kart Takip Sistemi (MKTS) çalışmaları hızla devam ediyor. TÜÇA koordinasyonunda kurulacak dijital altyapı sayesinde deniz kirliliğinin önlenmesi, atık yönetiminin izlenebilir hale getirilmesi ve süreçlerin bütüncül bir sistem üzerinden yönetilmesi hedefleniyor. "Göcek’in geleceğini teknoloji ve çevre bilinci ile kurtarıyoruz" Projenin vizyonu ve hedefleri hakkında değerlendirmelerde bulunan Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Nurullah Öztürk, projenin kar amacı gütmeyen, tamamen ekosistem odaklı bir model olduğunu vurgulayarak, Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) tarafından işletilecek olduğunu ve sistemden elde edilen tüm gelirin yine denizlerin ve çevrenin korunması için kullanacağını söyledi. Nurullah Öztürk sözlerine şöyle devam etti: "Denizlerimiz bizlere bırakılmış bir miras değil, gelecek nesillere ulaştırmamız gereken en kıymetli emanetimiz. Göcek koylarındaki deniz çayırları, sadece bir bitki türü değil; denizel yaşamın kaynağı, kıyılarımızın koruyucusu ve dünyamızın nefesi. Bugün burada başlattığımız Mapa-Şamandıra sistemiyle, deniz tabanındaki fiziksel tahribata ‘dur’ diyoruz. Göcek, artık sadece masmavi sularıyla değil, korunmuş doğasıyla da dünyanın örnek mavi ekonomi merkezlerinden biri haline gelecek." Dijital rezervasyon ve denizde tam destek Yapılan açıklamaya göre, denizcilerin hayatını kolaylaştırmak ve koy yönetimini profesyonelleştirmek amacıyla tasarlanan DERİA web sitesi ve mobil uygulaması, sistemin kalbini oluşturuyor. Tekneler bu yeni uygulama ile bir koyda en fazla 3 gün, tüm Göcek bölgesinde ise arka arkaya en fazla 11 gün konaklanabilecek. Böylece koylarda tüm sezon hareket etmeyen teknelerin önüne geçilecek. Tekne sahipleri, deria.gov.tr adresi üzerinden koylardaki uygun bağlama noktalarını harita üzerinden görebilecek, yerlerini önceden ayırtarak ödemelerini online olarak güvenli bir şekilde gerçekleştirebilecek.
Asırlık ahşap köprü zamana meydan okuyor...Köylüleri sırtında taşıyor
18 Şubat 2026 Çarşamba - 13:46 Asırlık ahşap köprü zamana meydan okuyor...Köylüleri sırtında taşıyor Kastamonu’nun Cide ilçesinde zamana meydana okuyan köprü, 100 yıldan fazla süredir vatandaşların kanyondaki çayın karşısına geçmesini sağlıyor. Bölgede yaşayan vatandaşlar, çaydan güvenli geçiş yapabilmeleri için köprü yapılmasını talep etti. Kastamonu’nun Cide ilçesine bağlı Hamitli köyü ile Derebucağı köyü arasında bulunan Loç Vadisi’ndeki Valla Kanyonunun çıkış noktasındaki Gömeren Kanyonundaki çay üzerinde bulunan 100 yıllık köprü zamana meydan okuyor. Kestane ağaçlarından yapılan ahşap köprü, üzerinden 100 yıl geçmesine rağmen bölge halkı tarafından kullanılmaya devam ediliyor. Sel baskınları sebebiyle 4 defa yıkılma tehlikesi geçiren ve köylüler tarafından tamir edilen ahşap köprü, bölgede başka bir köprü yapılmadığı için 3 köyü birbirine bağlıyor. Gömeren Kanyonu’ndaki çay üzerine kendi imkanlarıyla araç geçebilecek bir köprü yapan köylüler, su seviyesinin yükseldiği dönemde ise sadece ahşap köprüyü kullanabiliyor. Bölgedeki köylerde yaşayan vatandaşlar, yetkililerden güvenli geçiş yapabilecekleri bir köprü yapılması talebinde bulundu. "30 tane köyü birbirine bağlayan güzergahtan dolayı köprü istiyoruz" Cide’ye bağlı Hamitli köyünde ikamet eden Mesut Hurma, "Burası bir grup yolu olmadığı için ihtiyacımız ne kadar da olsa da bir köprü yapılmadı. Atalarımızdan bize kalan yaklaşık 100 yılı aşkın bir tarihi köprümüz var. Bulunduğumuz coğrafya nedeniyle bu köprü bazen sellerden dolayı yıkılabiliyor. Yine de ana ağaçları sele gitmediği zaman tekrar tamiri yapılabiliyor. Şu ana kadar bu köprü 4 defa sele kapıldı. Sellerden sonra imece usulü toplanan köylüler köprüyü tamir ediyorlar. Bundan 4-5 yıl önce köprü yine göçtü. O zamandan sonraki haliyle şu an duruyor. Onun dışında iki köy arasında karşı tarafa geçiş olmuyor. Bu ahşap köprüden sadece yaya olarak geçebiliyoruz. Yine köylülerin imkanıyla imece usulü çayın içine, su az olduğu zaman üzerinden arabayla geçilebilecek bir beton köprü yaptık. Kendi imkanlarımızla şu anda en azından karda kışta elektrikler kesildiğinde ya da bizim Hamitli köyü yani bizim tarafımızın muhtarlığı yolu kapandığı zaman biz, buradan Derebucağı köyü tarafından Cide tarafına gidebiliyoruz. Cide’nin yaklaşık 85-90’a yakın köyü bulunuyor. Biz, sadece Cide’nin Loç Vadisi bölgesinde 4 köy var, Derebucağı Köyü de farklı muhtarlık. Dolayısıyla Derebucağı köyünden Cide’ye inene kadar yaklaşık 15-20 köyden geçmek zorundayız. Dolayısıyla bu köprü aynı zamanda 30 tane köyü birbirine bağlıyor" dedi. "Köprü yapılmasını istiyoruz" Güvenli geçiş yapabilecekleri bir köprü yapılmasını isteyen Hurma, "Ahşap köprü tabii ki bu şekilde bakıldığında çok tehlikeli. Yağmur yağdığında çayın suyu 2-3 metre yükseldiğinde bu köprünün üzerinden geçmek hem tehlikeli hem de korkutuyor. Su fazla olduğu zaman geçerken de göçebilir. O yüzden, buranın 30 tane köyü bağlayan bir güzergah olmasından dolayı bir tane köprü yapılmasını istiyoruz. Şu ana kadar yapılmadı, inşallah bundan sonra da yapılmasını bekliyoruz" diye konuştu. "Köprü olmadığından dolayı kaç hayvanım suya kapıldı bilmiyorum" 2000 yılında emekli olduktan sonra Cide ilçesine bağlı Hamitli Köyü’ne yerleştiğini söyleyen Ahmet Ay ise, "Köprü olmadığından dolayı kaç hayvanım suya kapıldı bilmiyorum, sayısı belli değil. Her sene 4-5 tane hayvanım gidiyor. Her yıl bir hayvan suya kapılsa 25 senede 25 hayvan, yılda 4 tane olsa 100 tane hayvan ediyor. İşte bu yüzden biz de kendi imkanlarımızla köprüyü yaptık. Buraya gelenler de görüyor. Her gelen, ’başka geri dönüş yolu var mıdır’ diye soruyor. O yüzden bizim yol ve köprü sorunumuzu çözsünler istiyoruz" diye konuştu.