ÇEVRE - 18 Şubat 2026 Çarşamba 13:46

Asırlık ahşap köprü zamana meydan okuyor...Köylüleri sırtında taşıyor

A
A
A
Asırlık ahşap köprü zamana meydan okuyor...Köylüleri sırtında taşıyor

Kastamonu’nun Cide ilçesinde zamana meydana okuyan köprü, 100 yıldan fazla süredir vatandaşların kanyondaki çayın karşısına geçmesini sağlıyor. Bölgede yaşayan vatandaşlar, çaydan güvenli geçiş yapabilmeleri için köprü yapılmasını talep etti.


Kastamonu’nun Cide ilçesine bağlı Hamitli köyü ile Derebucağı köyü arasında bulunan Loç Vadisi’ndeki Valla Kanyonunun çıkış noktasındaki Gömeren Kanyonundaki çay üzerinde bulunan 100 yıllık köprü zamana meydan okuyor. Kestane ağaçlarından yapılan ahşap köprü, üzerinden 100 yıl geçmesine rağmen bölge halkı tarafından kullanılmaya devam ediliyor. Sel baskınları sebebiyle 4 defa yıkılma tehlikesi geçiren ve köylüler tarafından tamir edilen ahşap köprü, bölgede başka bir köprü yapılmadığı için 3 köyü birbirine bağlıyor. Gömeren Kanyonu’ndaki çay üzerine kendi imkanlarıyla araç geçebilecek bir köprü yapan köylüler, su seviyesinin yükseldiği dönemde ise sadece ahşap köprüyü kullanabiliyor. Bölgedeki köylerde yaşayan vatandaşlar, yetkililerden güvenli geçiş yapabilecekleri bir köprü yapılması talebinde bulundu.


"30 tane köyü birbirine bağlayan güzergahtan dolayı köprü istiyoruz"


Cide’ye bağlı Hamitli köyünde ikamet eden Mesut Hurma, "Burası bir grup yolu olmadığı için ihtiyacımız ne kadar da olsa da bir köprü yapılmadı. Atalarımızdan bize kalan yaklaşık 100 yılı aşkın bir tarihi köprümüz var. Bulunduğumuz coğrafya nedeniyle bu köprü bazen sellerden dolayı yıkılabiliyor. Yine de ana ağaçları sele gitmediği zaman tekrar tamiri yapılabiliyor. Şu ana kadar bu köprü 4 defa sele kapıldı. Sellerden sonra imece usulü toplanan köylüler köprüyü tamir ediyorlar. Bundan 4-5 yıl önce köprü yine göçtü. O zamandan sonraki haliyle şu an duruyor. Onun dışında iki köy arasında karşı tarafa geçiş olmuyor. Bu ahşap köprüden sadece yaya olarak geçebiliyoruz. Yine köylülerin imkanıyla imece usulü çayın içine, su az olduğu zaman üzerinden arabayla geçilebilecek bir beton köprü yaptık. Kendi imkanlarımızla şu anda en azından karda kışta elektrikler kesildiğinde ya da bizim Hamitli köyü yani bizim tarafımızın muhtarlığı yolu kapandığı zaman biz, buradan Derebucağı köyü tarafından Cide tarafına gidebiliyoruz. Cide’nin yaklaşık 85-90’a yakın köyü bulunuyor. Biz, sadece Cide’nin Loç Vadisi bölgesinde 4 köy var, Derebucağı Köyü de farklı muhtarlık. Dolayısıyla Derebucağı köyünden Cide’ye inene kadar yaklaşık 15-20 köyden geçmek zorundayız. Dolayısıyla bu köprü aynı zamanda 30 tane köyü birbirine bağlıyor" dedi.


"Köprü yapılmasını istiyoruz"


Güvenli geçiş yapabilecekleri bir köprü yapılmasını isteyen Hurma, "Ahşap köprü tabii ki bu şekilde bakıldığında çok tehlikeli. Yağmur yağdığında çayın suyu 2-3 metre yükseldiğinde bu köprünün üzerinden geçmek hem tehlikeli hem de korkutuyor. Su fazla olduğu zaman geçerken de göçebilir. O yüzden, buranın 30 tane köyü bağlayan bir güzergah olmasından dolayı bir tane köprü yapılmasını istiyoruz. Şu ana kadar yapılmadı, inşallah bundan sonra da yapılmasını bekliyoruz" diye konuştu.


"Köprü olmadığından dolayı kaç hayvanım suya kapıldı bilmiyorum"


2000 yılında emekli olduktan sonra Cide ilçesine bağlı Hamitli Köyü’ne yerleştiğini söyleyen Ahmet Ay ise, "Köprü olmadığından dolayı kaç hayvanım suya kapıldı bilmiyorum, sayısı belli değil. Her sene 4-5 tane hayvanım gidiyor. Her yıl bir hayvan suya kapılsa 25 senede 25 hayvan, yılda 4 tane olsa 100 tane hayvan ediyor. İşte bu yüzden biz de kendi imkanlarımızla köprüyü yaptık. Buraya gelenler de görüyor. Her gelen, ’başka geri dönüş yolu var mıdır’ diye soruyor. O yüzden bizim yol ve köprü sorunumuzu çözsünler istiyoruz" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş şirketin gelecek dönemine ilişkin stratejik yol haritasını paylaştı OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, "Vizyon 2030" basın buluşmasında OYAK’ın önümüzdeki döneme ilişkin yol haritasını basın mensuplarıyla paylaştı. Güçlü nakit üretimi, sermaye verimliliği ve finansal dayanıklılık odağında şekillenen strateji seçici büyüme anlayışı ve portföy dönüşümüyle desteklenecek. OYAK, 2026 yılını operasyonel dayanıklılığın güçlendirildiği ve 2030’a giden yolun sağlamlaştırıldığı bir "konsolidasyon yılı" olarak konumlandırırken; altyapı, enerji, yüksek teknoloji, lojistik ve madencilik ekseninde şekillenen portföy mimarisiyle 2030 yılında 60 milyar dolarlık varlık büyüklüğüne ulaşmayı hedefliyor. Türkiye’nin önde gelen tamamlayıcı mesleki emeklilik sistemlerinden biri olan OYAK, küresel ekonomideki belirsizliklere karşı disiplinli büyüme ve yüksek verimlilik odaklı yol haritasını "Vizyon 2030" buluşmasında paylaştı. İstanbul’da düzenlenen toplantıda basın mensuplarıyla bir araya gelen OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, kurumun gelecek projeksiyonunu; seçici büyüme, güçlü nakit üretimi ve stratejik portföy dönüşümü temelleri üzerine inşa ettiklerini ifade etti. Yalçıntaş, OYAK’ın 2030 vizyonunun; seçici biçimde büyüyen, güçlü nakit üreten ve portföyünü uzun vadeli yapısal eğilimlerle uyumlu şekilde dönüştüren bir kurum olmak üzerine kurulduğunu vurguladı. Murat Yalçıntaş, "2026’yı hızlı büyümeden ziyade, nakit üretimimizi ve operasyonel dayanıklılığımızı güçlendirdiğimiz bir eşik olarak görüyoruz" dedi. Toplantıda 2030 vizyonunun ana çerçevesini basın mensuplarıyla paylaşan Murat Yalçıntaş, OYAK’ın portföy mimarisinin; altyapı, enerji, yüksek teknoloji, lojistik ve madencilik ekseninde şekillendiğini belirtti. Yalçıntaş, altyapı yatırımlarının öngörülebilir nakit akışı ve bilanço dayanıklılığıyla portföyün omurgasını oluşturulacağını, enerji yatırımlarının sanayi faaliyetlerinin sürekliliği ve verimliliği açısından kritik rol üstlendiğini ifade etti. Yapay zekâ ve bilişim alanlarının verimlilik, ölçeklenebilirlik ve rekabet gücü açısından güçlü bir kaldıraç sunduğunu belirten Yalçıntaş, lojistik ve madencilik yatırımlarının ise küresel tedarik zinciri güvenliği ve kaynak erişimi açısından tamamlayıcı nitelik taşıdığını aktardı. Otomotivde ise hibrit motor ve elektrikli araçlarla geleceğin teknolojisine yatırım yapılacağının altını çizdi. Türkiye ekonomisine ölçekli ve ölçülebilir katkı OYAK’ın Türkiye ekonomisi üzerindeki etkisini değerlendiren Murat Yalçıntaş, OYAK şirketlerinin faaliyet gösterdiği sektörlerde üretim kapasitesi, ihracat performansı ve istihdam katkısıyla kritik bir konumda yer aldığını ifade etti. OYAK’ın Türkiye’de ödenen toplam vergilerin yüzde 1,7’sini ve Türkiye toplam ihracatının ise yüzde 2,3’ünü tek başına gerçekleştirdiğini belirten Yalçıntaş; OYAK’ın demir-çelikte ve ham çelik üretiminde lider, otomotivde Türkiye otomotiv ihracatında birinci, enerjide arz güvenliği ve altyapı sürekliliği açısından stratejik rol üstlenen, kimya ve tarım-gıda alanlarında ise ihracat ve katma değer odaklı üretim yapan bir yapı olduğunu aktardı. OYAK’ın küresel ölçekteki faaliyetlerine de değinen Yalçıntaş, bugün Türkiye dahil 24 ülkede, 6 kıtada faaliyet gösterildiğini; 2030 vizyonu doğrultusunda ise coğrafi yayılmadan ziyade mevcut pazarlarda derinleşmeye odaklanan kontrollü ve disiplinli bir büyüme yaklaşımının benimsendiğini ifade etti. Yalçıntaş, 115’ten fazla ülkeye gerçekleştirilen ihracatın önümüzdeki dönemde yalnızca pazar sayısı değil; katma değer, ürün karması ve sürdürülebilir pazar payı odağında büyütülmesinin hedeflendiğini belirterek, 2030 itibarıyla 10 milyar ABD doları ihracat hacmine ulaşmayı amaçladıklarını vurguladı. OYAK’ın toplam istihdamının ise 2030 yılına kadar 39 bin kişiye çıkarılması hedefleniyor. OYAK’ın 2030 vizyonu kapsamında, olgunluk seviyesine ulaşmış ve sürdürülebilir büyüme potansiyeli bulunan bazı iştirakler için halka arz seçeneklerinin değerlendirildiğini ifade eden Murat Yalçıntaş, halka arzların bir finansman aracı olmanın ötesinde; sermaye yapısını güçlendiren, kurumsal yönetişim standartlarını derinleştiren ve portföyde oluşturulan değeri görünür kılan stratejik bir araç olarak ele alındığını belirtti. Bu kapsamda, Türkiye ve yurt dışında gerçekleştirilecek halka arzlarla sermaye piyasalarındaki portföy büyüklüğünün en az yüzde 50 oranında artırılması hedefleniyor. Sürdürülebilirlik: Uzun vadeli değer odağı OYAK’ın 2030 vizyonunda sürdürülebilirliğin ayrı bir faaliyet alanı değil, stratejik karar alma süreçlerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Murat Yalçıntaş, özellikle karbon yoğun sektörlerde düşük karbonlu üretim, enerji dönüşümü ve kaynak verimliliği odaklı yatırımların hızlandırıldığını ifade etti. Bu dönüşümün finansal disiplin çerçevesinde uzun vadeli regülasyonlar ve piyasa beklentileriyle uyumlu şekilde, yönetildiğini belirtti. Güçlü gelecek vurgusu "Vizyon 2030" buluşmasıyla OYAK, önümüzdeki döneme ilişkin stratejik yönünü; disiplinli büyüme, güçlü nakit üretimi ve uzun vadeli değer oluşumu ekseninde ortaya koydu. OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, bu yaklaşımın yalnızca kurumsal performansı değil; OYAK üyelerinin birikimlerini koruyan, büyüten ve sürdürülebilir bir yapı inşa etmeyi hedeflediğini vurguladı.
Ankara ATO Başkanı Baran: "Büyük ölçekli yangın yaşayan işletmelerin yaklaşık yüzde 40’ı faaliyetlerine geri dönemiyor" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, büyük ölçekli yangın yaşayan işletmelerin yaklaşık yüzde 40’nın yeniden faaliyetlerine dönemediğine dikkat çekerek, "Yangınlar ekonominin damarlarını da yakıyor. Yangın önleme sistemlerine harcanan bir birimlik yatırım, yangın sonrası oluşabilecek 100 birimlik zararı önleyebiliyor. Bu yüzden yangın güvenliği bir masraf değil, bir yatırım" dedi. ATO Başkanı Gürsel Baran, Tüm Bürokratlar ve İş İnsanları Federasyonu (TÜMBİFED) tarafından ATO ev sahipliğinde düzenlenen ‘Uluslararası Ankara Yangın Zirvesi’ne katıldı. Burada konuşan Baran, yangınların yalnızca can güvenliğini değil, üretim gücü ve ekonomik sürdürülebilirliği de tehdit ettiğini belirterek, "Yangınlar can güvenliğimizi, üretim gücümüzü ve geleceğimizi tehdit eden, toplumda derin sosyal yaralar bırakan, ağır ekonomik yükü olan bir gerçek" dedi. İklim değişikliği, hızlı kentleşme, sanayileşme ve teknolojik dönüşüm gibi etkenlerin yangın risklerini artırdığı gibi daha da yıkıcı hale getirdiğini kaydeden Baran, "1937’den 2024’e kadar ülkemizde 126 bini aşkın orman yangını çıktı. Yaklaşık 1 milyon 907 bin hektar alanı kaybettik. Bu rakamları söylerken bile insanın içi yanıyor. Öte yandan sadece ormanlar değil; sanayi tesisleri, fabrikalar, iş yerleri de ciddi risk altında. Elektrik altyapısından kaynaklanan arızalar başta olmak üzere, pek çok nedenle çıkan yangınlar, milyarlarca liralık zarara yol açıyor" ifadelerine yer verdi. "Büyük ölçekli yangın yaşayan işletmelerin yaklaşık yüzde 40’ı faaliyetlerine geri dönemiyor" Baran, büyük ölçekli yangın yaşayan işletmelerin yaklaşık yüzde 40’nın yeniden faaliyetlerine dönemediğine dikkat çekerek, "Bir fabrikanın yanması sadece bir binanın yok olması demek de değil. Tedarik zinciri kopuyor, pazar kaybı yaşanıyor, çalışanlar işini kaybediyor. Yani yangın, ekonominin damarlarını da yakıyor. Bugün ‘teknoloji çağı’ diyoruz, ‘Endüstri 4.0’ diyoruz. Ama konu yangın güvenliği olunca hala zaman zaman yazgıcı bir anlayışla karşılaşıyoruz. Oysa gerçek çok net. Yangın önleme sistemlerine harcanan bir birimlik yatırım, yangın sonrası oluşabilecek 100 birimlik zararı önleyebiliyor. Bu yüzden yangın güvenliği bir masraf değil bir yatırım. Hatta daha da ötesi bir kalkınma ve sürdürülebilirlik meselesi" açıklamasında bulundu. "Dijitalleşme ve yapay zekanın sunduğu imkânları kullanmalıyız" Yangın güvenliğini sağlamada dijitalleşme ve yapay zekânın sunduğu imkânların kullanılması gerektiğini kaydeden Baran, "Akıllı yangın algılama sistemlerini, erken uyarı teknolojilerini, modern müdahale araçlarını üretim tesislerimize ve iş yerlerimize entegre etmek artık bir tercih değil, zorunluluk. Bu alan, aynı zamanda büyük bir ekonomik potansiyel de taşıyor. Yangın güvenliği ekipmanları, akıllı bina teknolojileri, risk analiz yazılımları, bunlar katma değerli üretim, ihracat ve istihdam için ciddi fırsatlar sunuyor" şeklinde konuştu. Baran, sektörün Ankara Ticaret Odası’nda 22 No’lu Yangın, Trafik ve Güvenlik Sistemleri Meslek Komitesi tarafından temsil edildiğini de ifade ederek, "Komitemiz aracılığıyla biz de sektörü yakından takip ediyoruz" diye konuştu. "Yangın güvenliği bir yaşam sigortasıdır" ATO 22 No’lu Yangın, Trafik ve Güvenlik Sistemleri Meslek Komitesi Başkanı Timur Kanay, son dönemde yaşanan yangınların önemli bir uyarı niteliği taşıdığını belirterek, "Son dönemlerde Bolu Kartalkaya ve Bursa Uludağ’daki otellerde yaşanan, hepimizi derinden sarsan yangınlar bize bir gerçeği yeniden ve güçlü bir şekilde hatırlatmıştır" dedi. Yangın güvenliğinin maliyet unsuru olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Kanay, "Bugün burada şunu açıkça ifade etmeliyiz, yangın güvenliği bir maliyet kalemi değildir. Yangın güvenliği bir yaşam sigortasıdır" ifadelerini kullandı. Sorunun teknoloji eksikliğinden değil uygulama zafiyetinden kaynaklandığını kaydeden Kanay, "Sorun teknoloji eksikliği değildi. Sorun bilginin uygulamaya dönüşmemesi, standartların sahada aynı titizlikle sürdürülmemesidir" değerlendirmesinde bulundu. ATO Meclis Salonu’nda düzenlenen programa TÜMBİFED Genel Başkanı Mehmet Hüsrev, ATO’nun 22 No’lu Yangın, Trafik ve Güvenlik Sistemleri Meslek Komitesi Başkanı Timur Kanay, 61 No’lu Özel Eğitim-Öğretim Hizmetleri Meslek Komitesi Meclis Üyesi Abidin Memili ile çok sayıda sektör temsilcisi ve davetli katıldı.