EKONOMİ - 12 Mayıs 2026 Salı 16:10

Sumitomo Rubber AKO lastik fabrikası işçileri greve çıkacak

A
A
A
Sumitomo Rubber AKO lastik fabrikası işçileri greve çıkacak

Çankırı’da bulunan Sumitomo Rubber AKO lastik fabrikası ile Petrol-İş Sendikası arasında yaklaşık 5 aydır süren toplu iş sözleşmesinde anlaşmaya varılmaması sebebiyle grev kararı alındı.


Türkiye’nin en büyük lastik üretim tesislerinden biri olan Çankırı’daki Sumitomo Rubber AKO lastik fabrikası ile Petrol-İş Sendikası arasında süren toplu iş sözleşmesinde taraflar arasında anlaşma sağlanmaması sebebiyle grev kararı alındı. 7 Mayıs’ta alınan karar kapsamında anlaşmaya varılamazsa fabrika işçileri 2 Haziran’da iş bırakacak. Alınan kararla ilgili açıklamalarda bulunan Petrol-İş Sendikası Çankırı Şube Başkanı Halil İbrahim Topçu, ocak ayından beri devam eden görüşmelerde netice alamadıkları için grev kararını aldıklarını ifade etti.



"Anlaşma olmazsa grev hakkımızı kullanacağız"


2024 yılında da işçilerin haklarını 43 süren grevle aldığını dile getiren Topçu, "Petrol-İş Sendikası ile Sumitomo arasında devam eden toplu iş sözleşmesi sürecimiz ocak ayında başladı. Ancak geçen süreçte ne yazık ki herhangi bir sonuç elde edemedik. 7 Mayıs tarihinde grev kararımızı aldık, işverene tebliğ ettik, ilan panolarına astık ve kamuoyuyla paylaştık. Grevimizi uygulayacağımız tarih ise 2 Haziran’dır. Bu tarihe kadar görüşmelerimiz devam edecek. Müzakereyle sonuç alınırsa masada anlaşacağız, aksi halde grev hakkımızı kullanacağız. 2024 yılında da aynı süreci yaşadık. Son ana kadar taleplerimize yanaşmadılar ve biz greve çıktık. 43 gün süren grevin sonunda da haklı taleplerimizi elde ettik" dedi.



"İşverenin çalışanlarına reva gördüğü ücretler bizi bu noktaya getirdi"


Taleplerinin firma tarafından karşılanmadığını söyleyen Topçu, "Yaşanan enflasyon ve kayıplarımızın telafisi için bir taslak oluşturduk. 14 Nisan’da arabulucu toplantımızı gerçekleştirdik. Ancak işveren, 6 aylık enflasyon oranının üzerine çıkmadı. İlk olarak yüzde 13-19 arasında teklif sundular, sonrasında yüzde 13’te kaldılar. Biz ise taslağımızdaki yüzde 33’lük talebi yüzde 25’e kadar esnetmemize rağmen işveren bunu da kabul etmedi. Bizim için grev bir amaç değil, araçtır. Ancak mecbur kalındığında kullanmaktan da çekinmeyiz. İşverenin gece gündüz emek veren çalışanlarına reva gördüğü ücretler bizi bu noktaya getirdi. Anadolu’da da grev yapılabileceğini biz gösterdik. 43 gün boyunca aslanlar gibi mücadele ettik. Biz masada anlaşmak istiyoruz ancak işveren mevcut kazanımlarımızı geriye götürmek istiyor. Üç ay boyunca ciddi bir teklif sunulmadı ve enflasyonun altında teklifler verildi. Bu anlayış devam ederse, 2 Haziran’da yeniden greve çıkacağız" dedi.



Sumitomo Rubber AKO lastik fabrikası işçileri greve çıkacak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara ATO Başkanı Baran: "Belçika ile ticari ve ekonomik ilişkilerimizi daha da yukarılara taşımak için katkı sunmaya hazırız" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, "Ankara iş dünyası olarak Belçika ile ticari ve ekonomik ilişkilerimizi daha da yukarılara taşımak için katkı sunmaya hazırız" dedi. ATO Yönetim Kurulu Başkanı Baran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle "Belçika Ekonomik Misyonu" kapsamında Türkiye’yi ziyaret eden Belçika Kraliçesi Majesteleri Mathilde ve beraberindeki heyet ile İstanbul’da düzenlenen "Üst Düzey Türkiye-Belçika İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı"na katıldı. Baran, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye ile Belçika arasında 2025 yılı sonu itibariyle ticaret hacminin 9,2 milyar dolara ulaştığını kaydederek, Ankara iş dünyası olarak Belçika ile ticari ve ekonomik ilişkileri daha da iyi seviyelere çıkaracaklarını dile getirdi. "Belçika ile ticari ve ekonomik ilişkilerimizi daha da yukarılara taşımak için katkı sunmaya hazırız" İki ülke iş dünyası arasındaki ekonomik ve ticari iş birliği imkanların artacağını düşündüklerini vurgulayan Baran, "Başkent Ankara, savunma ve havacılık sanayinden medikale, makine ve ekipman üretiminden yazılım ve teknoloji girişimlerine kadar pek çok stratejik sektörde güçlü bir ekosisteme sahip. Bu yönüyle Ankara’nın, Belçikalı firmalar için önemli fırsatlar sunduğunu düşünüyoruz. Özellikle yeşil dönüşüm, dijitalleşme, sürdürülebilir üretim, lojistik ve Ar-Ge alanlarında ortak projeler geliştirilebileceğine inanıyoruz" ifadelerine yer verdi.
Ankara Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi tarafından Türk deniz yetki alanlarına ilişkin kanun taslağı hazırlandı Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkan Vekili Çağrı Erhan, Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi’nce (DEHUKAM) Türk deniz yetki alanlarına ilişkin hazırlanan kanun taslağıyla ilgili "Kanun taslağının, Türkiye’nin denizlere bakışını en net şekilde ortaya koyan bir metin olduğunu düşünüyoruz" açıklaması yaptı. Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi tarafından Türk deniz yetki alanlarına ilişkin kanun taslağı hazırlandı. Hazırlanan kanun taslağına ilişkin basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkan Vekili Çağrı Erhan, şunları dedi: "Türkiye’nin, üç tarafının denizlerle çevrili olması nedeniyle deniz hukukuna ilişkin çalışmaları yakinen takip etmesi gerekiyor. Türkiye artık, deniz hukuku terminolojisinin sadece uygulayıcısı değil, aynı zamanda bu kavramların oluşturulmasında, hukuki hale gelmesinde doğrudan katkı sağlayan bir devlet. Ben bu noktadan sonra bu taslağın bir teklife, akabinde de bir kanuna kısa süre içerisinde dönüşeceğine inanıyorum. Kanun taslağının, Türkiye’nin denizlere bakışını en net şekilde ortaya koyan bir metin olduğunu düşünüyoruz. Türkiye bu kanun metnini hazırlarken herhangi bir ülkeyi paranteze alarak bir metin ortaya koymuş değil. Biz Türk milletinin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatleri dikkate alınarak yapılan çalışmalar neticesinde ortaya çıkan bir metinden söz ediyoruz. Başka ülkeler sanki dünyada sadece kendileri varmış gibi, Türkiye onları düşünerek bir şeyler yapıyormuş gibi düşünebilir. Bu kanun çalışmaları hazırlanırken çok da dikkate alınan bir husus olmadı. Zaten Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatleri var ve bunları da sürdürecek. ’Mavi Vatan kanunu’ Türkiye’ye ve Türk milletine hayırlı olsun." "Bizim anlayışımıza göre Mavi Vatanımız, sadece Türkiye’yi çevreleyen denizler değil, Türk bayrağını dalgalandıran bir geminin ulaşabildiği denizlerdir" DEHUKAM Müdürü Mustafa Başkara ise "Bizim anlayışımıza göre Mavi Vatanımız yalnızca Türkiye’nin etrafını çevreleyen denizler değil, bunun da ötesine geçerek Türk bayrağını dalgalandıran bir geminin ulaşabildiği tüm dünya denizleridir. Bu anlayışla Türkiye yalnızca kendisini çevreleyen denizleri değil, bunun ötesinde yer alan tüm dünya denizleriyle ilgili bir gündeme sahiptir. Söz konusu gündem, Türkiye’nin ulusal yetki alanlarının dışındaki biyoçeşitliliğin korunmasına ilişkin BBNJ anlaşmasına taraf olmasıyla da kendisi göstermiştir. Türkiye, geçtiğimiz dönemde Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne haklı gerekçeler ve özellikle Ege Denizi’ndeki özel koşulları dikkate almayan maddelerin nedeniyle ısrarlı itirafçı konumda bulunduğumuz üç maddesine karşı bu sözleşmenin bir uygulama anlaşması olan BBNJ anlaşmasına son dönemde taraf olmuştur. Yine Türkiye, son dönemde deniz hukuku alanındaki güncel gelişmelerle ilgili çok ciddi mesafeler kat etmiş. Bu mesafelerin iç hukuktaki yansımalarından en önemli denilen birisi olan Türk Deniz Yetki Alanı’nın kanununa ilişkin çalışmalar da artık önemli bir aşamaya gelmiştir" değerlendirmesinde bulundu. Toplantıya Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkan Vekili Çağrı Erhan, DEHUKAM Müdürü Mustafa Başkara’nın yanı sıra DEHUKAM Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Önel, akademisyenler ve hukukçular katıldı.