MAGAZİN - 24 Kasım 2025 Pazartesi 10:34

Ünlü komediyen Ata Demirer Çanakkale ve Bozcaada’ya olan aşkını anlattı

A
A
A
Ünlü komediyen Ata Demirer Çanakkale ve Bozcaada’ya olan aşkını anlattı

Çanakkale’nin Bozcada ilçesinde yaşayan ünlü komediyen Ata Demirer, "Beni buraya ilk getiren şey insanlar değil. Ben buraya doğa için geldim" dedi.


Havasıyla küçük bir kasabayı yansıtan, dar sokaklarında farklı mimarideki eski Rum evleri, deniz ürünleri restoranları, Türkiye’nin en iyi korunmuş tarihi kalesi, koyları, temiz ve buz gibi deniziyle son yılların gözdesi ünlü komedyen Ata Demirer’in de yaşamak için tercih ettiği yer oldu. Demirer ilk defa tüplü dalış için geldiği Bozcaada’ya aşık olarak burada yaşamaya karar verdi. Bozcaada’nın doğası için buraya sevdalandığını ve doğasının kendini korumaya devam ettiğini vurgulayan Demirer, "O doğa bir şekilde kendini korumaya devam ediyor ve buranın doğallığı anlamında korunabildiğini düşünüyorum. Kendimce imar yok işte efendime söyleyeyim, koylar ihaleli açılmadı, koylar duruyor" diye konuştu.


Bozcaada ile tanıştıktan sonra ada aşığı olduğunu öğrendi


Bozcaada aşığı Ünlü komediyen Ata Demirer, "Adamanya varmış bende. Öyle diyorlar ya, ada sevdalısı. Onu tabii Bozcaada’yla tanıştıktan sonra anladım. Ben o insanlardan biriyim. Yani adada daha çok rahat eden, ana karadan kopuk olduğunda daha rahat eden karakterlerden biriyim" dedi.


Bozcaada’ya ilk defa 17 yaşında geldi


Bozcaada’nın doğasıyla büyülendiğini söyleyen komediyen Ata Demirer, "Biz böyle bindik, geldik. Annem, kardeşim, ben üçümüz. Hiç unutmuyorum. Çok güzeldi. Bir bahar günüydü. Hava da çok güzeldi. O çıkartma teknesi diyeyim ben onu artık, öyle kodladık. Yakar Kaptan’ın teknesiyle adaya ilk çıkışımızı yaptık. İlk deniz tüplü dalışımda yaşım 17 idi. Burnum falan kanamıştı. Basınç ayarlamasını 4 gün yapamamışım bilmem ne. Aşık olmuştum. Taşların içinde böcekler, sarpalar, her yerde akyalar, sinaritler" ifadelerini kullandı.


İlk kazandığı parayla Bozcaada’dan ev aldı


Kazandığı ilk parayla aşık olduğu yerden ev aladığını belirten komediyen Demirer, "İlk kazandığım parayla burayı aldım ben. Yani biriktirdiğim ilk parayla. O zaman ben büyük aşığım Bozcaada’ya. Yani buranın florası, faunası, bulunduğu enlem, boylam, yani Datça ile biliyorsun aynı, aynı meridyendeler bildiğim kadarıyla. Çok başka rüzgarları. Çanakkale, Bozcaada benim için çok büyük aşk" şeklinde konuştu.


Bozcaada’nın doğası kendini koruyor


Bozcaada’nın doğasını korumasından memnun olan Demirer, "Beni buraya ilk getiren şey insanlar değil. Ben buraya doğa için geldim. O doğa bir şekilde kendini korumaya devam ediyor ve buranın doğallığı anlamında korunabildiğini düşünüyorum. Kendimce imar yok işte efendime söyleyeyim, koylar ihaleli açılmadı, koylar duruyor" dedi.


Hayat sana güzel dedikleri yer için 21 sene bekledim


Bozcaada’da yaşadığı evin beğenildiğini ama bunun için uzun süre uğraşlar verdiğini aktaran ünlü komediyen sözlerine şöyle devam etti: "Abi hayat sana güzel bir yerdeyiz değil mi? Çamların içinde oturuyoruz. İyi de bu çamları ben ektim. Bu çamlar 20 yaşında. 2006 yılında ektim. 20 yaşına, 21 yaşına girmek üzere. Şimdi 21 sene bunun altında oturmak için bekledim. Yani şu an tabii ki hayat bana güzel. Hatta ben burada birazdan et mangal da yaparım. Çam kokuları eşliğinde. Hayat bana güzel ama 21 sene büyümesini beklediğim ağacın altında yapıyorum bunu. Ben herkese dünya için bir şey yapmalarını öneririm kardeşim. Çoluğunuza çocuğunuza kalır diye değil. Nazım Hikmet’in dediği gibi torununa kalır diye değil. Kendin için yani. Yaşamak şakaya gelmez demiş ya. Çünkü bu bana yaşadığımı hissettiriyor. Ben bunu kimse için ekmedim. Kendim için ektim. Çünkü ben kuşlara çok meraklıyım. Gelip buna kuşlar ötüyor, görüyorum. Sabah burada bir yürüyüş yapıyorum. Köpeklerimle hep burada böyle yürürdüm. Burası böyle şey gibi. Askeriye gibi jandarma. Burada mıntıka temizliği yapıyoruz. Burada yürüyoruz. Tertemiz hava alıyorum ben. Burada yürüyorum. Burası benim ormanım yani. Ben öleceğim. Burası dünyaya kalacak. Bence yaşadığınız yeri güzelleştirerek başlayın. Dünyayı daha güzel görürsünüz ve hayat bana güzel. Yapacak bir şey yok"



Ünlü komediyen Ata Demirer Çanakkale ve Bozcaada’ya olan aşkını anlattı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum ETÜ ortaklığında fotonik cihaz komponentlerine yönelik geliştirilen buluş faydalı model belgesi aldı Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) ortaklığında geliştirilen "Fotonik Cihaz veya Komponentler İçin Ölçüm İstasyonu" başlıklı buluş, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından faydalı model belgesi almaya hak kazandı. Projenin ilk aşamalarında, ETÜ Kristal Girişimcilik Merkezi tarafından sağlanan destekle gelişim süreci başlatıldı. Daha sonra Atatürk Üniversitesi Teknokent bünyesinde kurulan firmanın çatısı altında sürdürülen çalışmalar sonucunda cihazın geliştirilme süreci tamamlandı. Çalışmalar ise ETÜ Fen Bilimleri Fakültesi Temel Bilimler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Songül Duman’ın koordinasyonunda yürütüldü. Faydalı model sahipleri arasında ETÜ’nün yanı sıra Muhammed Canhakan Bodur ve Oğuzhan Akar yer alırken, buluşu gerçekleştiren ekipte Prof. Dr. Songül Duman’ın yanı sıra Muhammed Canhakan Bodur, Mehmet Salih Akıncı ve Oğuzhan Akar bulundu. Prof. Dr. Duman, geliştirilen sistemin teknik özelliklerine ilişkin yaptığı değerlendirmede Sistemde üç eksende step motor kontrollü otonom hareket mekanizması, ince uçlu yaylı prob yapısı, entegre aydınlatma birimi ve ölçüm yönetimine imkân tanıyan kullanıcı arayüzü yer alıyor. Cihazın öne çıkan özelliği ise kamera tabanlı görüntü işleme altyapısı sayesinde probun ölçüm yapılacak hedef noktaya otonom ve hassas şekilde konumlandırılabilmesidir. Kullanıcı arayüzü üzerinden belirlenen merkez noktaları koordinat bilgisine dönüştürülerek probun ilgili ölçüm alanına otomatik olarak yönlendirilmesi sağlanabiliyor" ifadelerini kullandı. Duman açıklamasının devamında, "Sistem tarafından elde edilen görüntüler, ölçüm doğruluğunu etkileyebilecek perspektif kaynaklı sapmaları gidermek amacıyla yazılım ortamında işlenerek geometrik düzeltmelere tabi tutuluyor. Böylece geliştirilen yapı sayesinde mevcut manuel sistemlere kıyasla ölçüm süresi kısalmakta, insan kaynaklı hata ihtimali azaltılmakta, probun hedef noktaya doğru ve kararlı şekilde temas etmesi sağlanmakta ve ölçüm sırasında numuneye zarar verme riski en aza indirilmektedir" diye konuştu.
Erzurum Filografi sanatçısı Elanur Akkuş hayaline kavuştu, kendi atölyesini açtı Erzurum’un Oltu ilçesinde yaşayan filografi sanatçısı Elanur Akkuş, aldığı ödüllerin ardından hayallerini bir adım ileri taşıyarak kendi atölyesini kurdu. Uluslararası Marka Vizyon Ödülleri’nde "Yılın Başarılı Filografi Sanatçısı" seçilen Akkuş, ardından Kadın Dergisi 2. Platin Melek Ödülleri’nde de aynı kategoride ödüle layık görüldü. Aldığı ödüllerle çalışmalarına daha da motive olan üç çocuk annesi Akkuş, daha önce evinin balkonunda sürdürdüğü filografi çalışmalarını artık profesyonel bir ortamda devam ettirecek. Oltu’da ilçe protokolünün katılımıyla düzenlenen törenle yeni atölyesinin açılışı gerçekleştirildi. Kendi atölyesine kavuşmanın mutluluğunu yaşadığını belirten Akkuş, burada sanata ilgi duyanlara eğitimler de vereceğini ifade etti. Erzurum’un yöresel kumaşı olan koyun yününden üretilen ehram ile filografi sanatını birleştiren sanatçının özgün tasarım ve tabloları ise büyük beğeni topluyor. Filografi sanatına dört yıl önce başladığını dile getiren Akkuş, "Başlangıçta evimde küçük bir alanda çalışıyordum. Zamanla kendimi geliştirdim ve şimdi kendi atölyemi kurdum. 2025-2026 yıllarında alanımda başarı ödülleri almak benim için tarif edilemez bir mutluluk. Allah’a şükürler olsun" dedi. Ödüllerin kendisine büyük bir özgüven kazandırdığını vurgulayan Akkuş, filografi sanatını daha ileri seviyelere taşımayı hedeflediğini belirterek, "Atölyemizde sadece filografi değil; cam vitray, epoksi gibi farklı sanat dallarında da kurslar düzenleyeceğiz. Sanatseverleri burada buluşturmak istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Kars Kars’ta kayısı bahçeleri beyaza büründü: Bereketli sezon umudu Kars’ın Kağızman ilçesinde havaların ısınmasıyla birlikte kayısı ağaçları çiçek açtı. İlkbaharın gelişiyle birlikte doğa adeta yeniden canlanırken, ilçedeki kayısı bahçeleri beyaz çiçeklerle kaplanarak görsel bir şölen oluşturdu. Görenleri büyüleyen manzara, hem üreticilere hem de tüketicilere umut verdi. Kağızman, Türkiye’de sofralık kayısı üretimiyle öne çıkan önemli merkezlerden biri olarak biliniyor. Bu yıl yağışların bol olması ve kış şartlarının üretim açısından olumlu seyretmesi, rekoltenin yüksek olacağı beklentisini güçlendirdi. Üreticiler, herhangi bir don veya dolu afetinin yaşanmaması halinde sezonun oldukça verimli geçeceğini ifade ediyor. Kayısı üreticisi Emrah Atış, bu yılın umut verici başladığını belirtti. Atış, "Yağışların yeterli olması ağaçların gelişimine büyük katkı sağladı. Şu an çiçeklenme çok güzel gidiyor. Eğer don ya da dolu gibi olumsuzluklar yaşanmazsa hem verim hem de kalite açısından çok iyi bir sezon bekliyoruz" dedi. Kağızman kayısısının kendine has aroması ve sofralık kalitesiyle Türkiye genelinde yoğun talep gördüğünü vurgulayan üreticiler, yüksek rekoltenin piyasa fiyatlarını da olumlu yönde etkileyeceğini düşünüyor. Bu durumun hem üreticinin kazancını artırması hem de tüketicinin daha uygun fiyatlarla kayısıya ulaşması açısından önemli olduğu ifade ediliyor. Önümüzdeki haftalarda hava şartlarının belirleyici olacağını dile getiren üreticiler, özellikle ilkbahar aylarında görülebilecek ani don olaylarının risk oluşturduğuna dikkat çekiyor. Ancak mevcut şartların korunması halinde Kağızman’da bu yıl bol ve kaliteli kayısı hasadı yapılması bekleniyor. Beyaz çiçeklerle kaplanan bahçeler, sadece üretim açısından değil, doğa turizmi açısından da dikkat çekerken, bölge halkı bu eşsiz manzarayı fotoğraflamak için bahçelere akın ediyor. Kağızman’da kayısı sezonunun bu yıl hem ekonomik hem de görsel anlamda zengin geçeceği öngörülüyor.
Erzurum Cezaevi yerleşkesine mescit açıldı Cumhuriyet Başsavcılığı ve İl Müftülüğü iş birliğiyle Aziziye Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda Aziziye Müftülüğüne bağlı Fazilet Gülhatun Mescidi’nin açılışı yapıldı. Program öncesinde konuşan Vali Aydın Baruş, kurum bünyesinde yürütülen çalışmaların yanı sıra hükümlülerin manevi dünyalarının güçlendirilmesinin önemine vurgu yaptı. Manevi rehberlik ve eğitim faaliyetlerinin bireylerin topluma yeniden kazandırılmasında önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Aziziye Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda, hükümlülerin manevi gelişimlerine katkı sağlamak ve ibadet ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla inşa edilen Fazilet Gülhatun Mescidi, açılış merasimi Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Cumhuriyet Başsavcılığı ve İl Müftülüğü’nün ortak çalışmaları neticesinde tamamlanan mescidin açılış programına; Vali Aydın Baruş, İl Müftüsü Yaşar Çapçı, Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Adem Aydemir, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı Ünal Bingül, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zafer Aynalı, ceza infaz kurumu yetkilileri ve davetliler katıldı. Programda dua yapan İl Müftüsü Yaşar Çapçı, "Bu mübarek mekanın burada bulunan kardeşlerimizin gönül dünyalarının aydınlanmasına ve manevi huzura vesile olmasını temenni ediyorum. Emeği geçen tüm kurumlarımızdan ve hayırseverlerimizden Allah razı olsun" dedi. Açılışı gerçekleştirilen mescidin; ibadetlerin yerine getirilmesi ve manevi rehberlik hizmetlerinin etkin şekilde sunulması açısından önemli bir ihtiyaca cevap vereceğini belirten Vali Baruş, mescit yapımını üstlenen hayırsever Muhammed İkbal Yazıcı ve emeği geçenlere teşekkür ederek, hayırlara vesile olmasını temenni etti.