ÇEVRE - 05 Ocak 2026 Pazartesi 09:14

Lodos fırtınası nedeniyle çift yönlü trafiğe kapatılan Çanakkale Boğazı 45 saat sonra açıldı

A
A
A
Lodos fırtınası nedeniyle çift yönlü trafiğe kapatılan Çanakkale Boğazı 45 saat sonra açıldı

Çanakkale’de etkili olan lodos fırtınası nedeniyle çift yönlü transit gemi geçişlerine kapatılan Çanakkale Boğazı 45 saat sonra açıldı.


Meteorolojinin geçtiğimiz cuma günü Çanakkale için yaptığı fırtına uyarısı yaptı. Cumartesi ve pazar günleri kentte lodos fırtınası hayatı olumsuz etkiledi.


Kuzey Ege Denizi’nde fırtına nedeniyle geçtiğimiz cumartesi ve pazar günleri Geyikli-Bozcaada, Kabatepe-Gökçeada hattında feribot seferleri iptal edilmişti. Çanakkale Boğazı etkili olan lodos fırtınası nedeniyle geçen cumartesi Kuzey ve Güney yönden gemi trafiğine geçici olarak saat 12.20 sıralarında kapatıldı.


Çanakkale Boğazı Gemi Trafik Hizmetleri Müdürlüğü, telsiz anonsuyla boğazın her iki yönden geçişlere kapatıldığını diğer gemilerin kaptanlarına bildirdi. Gemiler demir bölgesinde bekletildi.


Lodos fırtınasının etkisini yitirmeye başlamasıyla beraber yaklaşık 45 saat sonra Çanakkale Boğazı Güney’den saat 08.00, Kuzey’den ise saat 09.00 itibariyle gemi geçişlerine açıldı.



Lodos fırtınası nedeniyle çift yönlü trafiğe kapatılan Çanakkale Boğazı 45 saat sonra açıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzincan Erzincan’da başladı, Mogadişu’da devam ediyor Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Finans ve Bankacılık Bölümünden 2024 yılında birincilikle mezun olan Somalili öğrenci Siham Ali Hussein, Rektör Prof. Dr. Akın Levent’i makamında ziyaret etti. Lisans eğitimini Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesinde tamamlayan Hussein, mezuniyetinin ardından bölüm öğretim üyelerinin kariyer planlaması ve yönlendirmeleri doğrultusunda Somali’nin başkenti Mogadişu’da Ziraat Katılım Bankasında göreve başladı. Çalıştığı kurum tarafından düzenlenen eğitim programı kapsamında İstanbul’a gelen Hussein, bu vesileyle Erzincan’a gelerek üniversitesini ve akademisyenlerini ziyaret etti. Ziyarette, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Finans ve Bankacılık Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Volkan Baysal da hazır bulundu. Mezun öğrenci Siham Ali Hussein, üniversitede aldığı eğitimin mesleki hayatına önemli katkılar sağladığını belirterek, EBYÜ’nün kariyer yolculuğunda kendisi için önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Rektör Prof. Dr. Akın Levent ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, üniversitenin uluslararası öğrencilere verdiği nitelikli eğitimin mezunlar aracılığıyla farklı ülkelerde karşılık bulmasının gurur verici olduğunu söyledi. Levent, mezunların kendi ülkelerinde ve uluslararası kurumlarda görev almasının, Türkiye’nin yükseköğretimdeki gücünü ve üniversitenin uluslararası akademik etkileşime katkısını ortaya koyduğunu kaydetti.
Ankara "Mehmet Akif İnan Ödülleri" sahiplerini buldu Mehmet Akif İnan Vakfı ile Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) tarafından düzenlenen 7’nci Mehmet Akif İnan Ödülleri hak sahiplerini buldu. Mehmet Akif İnan Vakfı ve Memur-Sen iş birliğiyle bu yıl 7’ncisi düzenlenen Mehmet Akif İnan Ödül Töreni programı, edebiyat, düşünce ve sendikal mücadele alanlarında önemli katkılar sunan isimleri bir araya getirdi. Programda, Türk şair, yazar, araştırmacı ve Memur-Sen’in kurucusu Mehmet Akif İnan’ın fikir dünyasını, mücadelesini ve bıraktığı mirası yaşatmak amacıyla çeşitli kategorilerde ödüller takdim edildi. Program kapsamında Mehmet Akif İnan’ın düşünce hayatına ve sendikal mücadele anlayışına vurgu yapıldı. "Mehmet Akif İnan abi, sendikal zeminde emeğin izzetini tahkim eden bir mefkurenin müellifiydi" Ödül töreninde açıklamalarda bulunan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Mehmet Akif İnan’ın Türkiye için önemli bir edebiyat insanı olduğunu belirterek, "Mehmet Akif İnan abi, kalemiyle tefekkür eden, kürsüde sözü inşa eden, sendikal zeminde emeğin izzetini tahkim eden bir mefkurenin müellifiydi. Ardında bıraktığı, Hakk’a yaslanan bir mizan, ölçüsü olan bir tavır, edebi olan bir mücadele terbiyesiydi. Hakk’ı talep ederken dili kirletmeyen, adaleti savunurken ölçüyü zedelemeyen, haysiyeti pazara düşürmeyen bir sebat çizgisi oluşturdu. Bu akşam o mizanın huzurunda duruyoruz. Kendi sözümüzün ağırlığını, kendi tavrımızın istikametini, kendi mesuliyetimizin hududunu tartıyoruz. Zira bu terbiye, insanın iç nizamını da dünyanın hengamesini de aynı terazide okur. Mazlumun ahını duyan vicdanı diri tutar, zalimin kabalığı karşısında eğilmeyen vakar talim eder, hak hatırını her şeyin fevkinde görmeyi öğretir. Genel olarak büyüklerimizin ve özel olarak da Akif İnan abinin bizlere emanet ettiği çizgi, bugünün gürültüsü içinde sözü ve duruşu muhkem kılan bir muhasebe kapısıdır. İçinden geçtiğimiz zaman, bu muhasebeyi daha ağır ve daha zaruri kılıyor" diye konuştu. "Hakemlik iddiasındaki yapıların tarafsızlığını kaybettiği bir dünyada; güçlü olmak bir mecburiyettir" Türkiye Yüzyılı Maarif Modeliyle birlikte gençlerin vizyonunu daha da üst sıralara çıkaracaklarının altını çizen Bakan Tekin, "Kontrol ve denge mekanizmalarının zayıfladığı, hakemlik iddiasındaki yapıların tarafsızlığını kaybettiği bir dünyada güçlü olmak bir mecburiyettir. Bu güç, zulmetmenin imkanı değil; zulümden korunmanın, haysiyeti muhafaza etmenin, hakkı savunmanın dayanağıdır. Kendi güvenliğimiz kadar, mazlumların hukukuna omuz verebilmenin de şartıdır. Bu yüzden teknolojide güçlü, ilimde güçlü, stratejik akılda güçlü, en önemlisi maneviyatı güçlü nesiller yetiştirmek zorundayız. Dünyayı bilen ama kendini de bilen; kökünü inkar etmeden ufkunu büyüten, tarihini ve kültürünü bir hamaset malzemesi değil, bir istikamet kaynağı olarak taşıyan bir nesil yetiştirmek zorundayız. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, işte bu nesli yetiştirecek modeldir" şeklinde konuştu. "Mehmet Akif İnan, Türkiye’nin emek tarihine yön veren kurucu akıldır" Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ise, Mehmet Akif İnan’ın sadece bir fikir adamı olmadığını, sendikalaşmanın kurucusu olduğunu da ifade ederek şunları söyledi: "Mehmet Akif İnan, yalnızca bir edebiyatçı değildir. O; şair, yazar, öğretmen, sendikacı, fikir ve aksiyon adamıdır. Tüm bu vasıfları tek bir kimlikte buluşturmuş, aydın sorumluluğuyla hareket etmiş bir münevverdir. Anadolu’nun vicdanından süzülüp gelen bir duruşun adı, isminin hakkını veren, medeniyet davamızın yiğididir. ‘Hiçbir ülke, yeniden ayağa kalkma potansiyeline bizim kadar sahip değildir’ derken, bu millete özgüven aşılayan, inancı dirilten bir öncüdür. Türkiye’nin emek tarihine yön veren, sendikal dünyaya Eğitim Bir-Sen’i, Memur-Sen’i armağan eden kurucu akıldır. Emek, ekmek ve medeniyet mücadelemizde, sivil toplum alanında attığımız her adımı haykırıyoruz. Hamdolsun bugün çatısı altında bulunduğumuz Memur-Sen kurucu liderinin vasfıyla kuşanmış, bir sendikadan fazlası olmayı kendine şiar edinmiş bir örgütlenmedir. Dün, milletin tepesine çöken yasakçılara, başörtüsünü turnikelerde boğmak isteyenlere, 28 Şubat’ın hadsizliğine, 27 Nisan’ın aymazlığına, 15 Temmuz’un hainliğine karşı ‘pabuç o kadar ucuz değil’ diyerek bir yumruk gibi meydanlara indiysek, biliniz ki bu duruşun arkasında, mayası yerli, mefkuresi milli Akif İnan’ın halis fikirleri vardı." Tören kapsamında ödül hak sahiplerinin isimleri ve aldıkları ödüller ise şöyle: "Dr. Dilek Gürsoy - Jüri Özel Ödülü, Prof. Dr. Mustafa Büyükada - Çalışma Hayatı ve Emek Ödülü, Tahta Kılınç - Başarı ve Teşvik Ödülü, Ebubekir Eroğlu - Kültür Sanat Edebiyat Ödülü, Prof. Dr. Bekir Karlığa - Üstün Hizmete Vefa Ödülü, Sumud Filosu - Uluslararası Değer Ödülü." Eğitim, kültür ve sendikal alanda emek veren kişi ve kuruluşların ödüllendirildiği programa, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, ÖSYM Genel Başkanı Bayram Ali Ersoy ile sendika üyeleri katıldı. Program, ödül töreninin ardından hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.
Erzincan Vali Aydoğdu’dan gençlere mesaj: "Gençler yüksek sesle değil, aynı hizadan konuşulmak istiyor" Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesinde düzenlenen programda Tıp Fakültesi öğrencileriyle bir araya geldi. Gençlerle iletişim, kuşaklar arası değişim, empati ve insan odaklı yaklaşım üzerine dikkat çekici değerlendirmelerde bulunan Vali Aydoğdu, gençlerin anlaşılma ihtiyacının her zamankinden daha güçlü olduğuna vurgu yaptı. "Sosyolojide çok net bir kural vardır: Toplum ne hissediyorsa, müzik onu söyler" Konuşmasına dünyadaki hızlı değişime dikkat çekerek başlayan Vali Aydoğdu, müziğin, iletişim biçimlerinin ve yaşam hızının toplumsal ruh halinin bir yansıması olduğunu ifade etti. Geçmişle bugünü karşılaştıran Aydoğdu, "Bir dönem toplum yavaş akıyordu; insanlar sabrı, kaderi, acıyı ve hikâyeyi dinliyordu. Bugün ise dünya hızlı, belirsiz ve kaygılı. Gençlerin dili de bu hızın ve belirsizliğin dili. Bu bir yozlaşma değil, çağın dili" dedi. Gençlerle yetişkinler arasında oluşan mesafenin sebebinin müzik ya da kuşak farkı olmadığını vurgulayan Vali Aydoğdu, asıl farkın yaşam hızından kaynaklandığını belirterek, "Yetişkinler dünyayı hâlâ yavaş okuyor, gençler ise çok hızlı yaşıyor. Biz soruyu sorduğumuzda, gençler çoktan başka bir evrene geçmiş oluyor" ifadelerini kullandı. Teknolojinin insan hayatını kökten değiştirdiğini ancak insanın temel arayışlarının değişmediğini dile getiren Vali Aydoğdu, "Bir zamanlar radyodan korkuldu, sonra televizyondan. Bugün sosyal medya konuşuluyor. Teknoloji değişir ama insanın anlaşılma ihtiyacı hiç değişmez. Değişen sadece ifade biçimidir" şeklinde konuştu. "Emir dili direnç üretir, anlama dili güven inşa eder" Gençlerle kurulacak iletişim dilinin önemine özellikle dikkat çeken Vali Aydoğdu, otoritenin artık ses tonuyla değil, samimiyet ve tutarlılıkla kurulduğunu vurguladı. Vali Aydoğdu, "Emir dili direnç üretir, yasak dili isyan üretir. Ama anlama dili güven, samimi dil ise bağ kurar. Gençler artık yüksek sesle değil, aynı hizadan konuşulmak istiyor" dedi. Yeni neslin kusursuzluk aramadığını, gerçeklik ve samimiyet aradığını belirten Aydoğdu, "Gençler ünvanlara değil hikâyeye, ne söylediğinize değil nasıl söylediğinize bakıyor. Mükemmel olmak zorunda değilsiniz ama gerçek olmak zorundasınız" ifadeleriyle gençlerin beklentilerini özetledi. "Hekimlik sadece bilgi değil, bir gönül işidir" Konuşmasının devamında hekimlik mesleğine özel vurgu yapan Vali Aydoğdu, tıbbın yalnızca teknik bilgiyle sınırlı olmadığını, insanın kalbine dokunabilmenin en az bilgi kadar önemli olduğunu dile getirdi. Aydoğdu, "Hekimlik sadece teknik bir bilgi birikimi değildir. Karşınızdaki hastaya yalnızca bir ‘vaka’ olarak değil, bir insan, bir can olarak bakmalısınız. Sizin en büyük ilacınız; empatiniz, anlayışınız ve güler yüzünüzdür" dedi. Gittikçe maddileşen dünyada manevi değerlerin daha da kıymetli hale geldiğini ifade eden Vali Aydoğdu, "Dünya değişir, teknoloji değişir ama insanın kalbine dokunan şey hiç değişmez. İnsanı insan yapan duygularıdır. Duygularımızın farkında olmalı ve onları kaybetmemeliyiz" şeklinde konuştu. "İnsanı merkeze almayan başarı kalıcı değildir" Empati, şefkat ve insana değer vermenin kalıcı başarının temel unsurları olduğunu vurgulayan Aydoğdu, "İnsanı merkeze almayan, içinde şefkat barındırmayan hiçbir başarı kalıcı değildir. Sizler bu bilinçle hareket ettiğinizde, hem mesleğinizde hem de hayatınızda iz bırakan hekimler olacaksınız" dedi. Konuşmasının sonunda gençlere olan güvenini dile getiren Vali Hamza Aydoğdu, öğrencilerin ülkesine ve milletine faydalı, empati yeteneği güçlü ve insan odaklı hekimler olarak yetişeceğine inandığını belirterek, gençlere başarılar diledi. Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, genç hekim adaylarının en iyi şekilde yetişmesi için başta Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. A. Mecit Kantarcı’ya, İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin’e, Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ufuk Kuyrukluyıldız’a, Tıp Fakültesi hocalarına, emeği geçen herkese teşekkür etti. Program toplu fotoğraf çektirilmesiyle sona erdi.
Osmaniye Osmaniye’nin kurtuluşu fener alayıyla kutlandı Osmaniye’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 104’üncü yıl dönümü etkinlikleri kapsamında 7 Ocak Fener Alayı Yürüyüşü düzenlendi. Zafer yürüyüşü, Osmaniye Belediyesi Mehter Takımı eşliğinde Atatürk Caddesi Bayraklı Kavşak’tan başlayarak Adnan Menderes Bulvarı üzerinden İl Özel İdaresi binasına kadar devam etti. Mehter takımının çaldığı marşlar eşliğinde ellerinde Türk bayraklarıyla yürüyen protokol üyeleri, öğrenciler ve vatandaşlara; evlerinin balkonlarından ve iş yerlerinden katılan vatandaşlar da eşlik ederek kurtuluş mücadelesinin yıl dönümü coşkusuna ortak oldu. Yürüyüşün ardından Osmaniye Belediyesi Mehter Takımı tarafından günün anlam ve önemine özel konser verildi. Seslendirilen marşlara katılımcılar, coşkuyla Türk bayraklarını sallayarak eşlik etti. Programda konuşan Belediye Başkanı İbrahim Çenet, "3 Ocak’ta Mersin’de, 5 Ocak’ta Adana’da ve 7 Ocak’ta Osmaniye’de yanan bağımsızlık meşalesinin 104’üncü yılı kutlu olsun. 7 Ocak, bağımsızlık ateşini coşkuyla kutladığımız zafer günümüzdür. Zafer günümüz kutlu olsun" dedi. Vali Dr. Erdinç Yılmaz ise, "Tarihe altın harflerle yazılan Kurtuluş Savaşı’nın güney cephesinde Osmaniye’miz de büyük bir destan yazmıştır. Şehitler diyarı Osmaniye, o dönemde vatanını korumuş, bu toprakları işgal etmek isteyenleri Allah’ın izniyle buradan defetmiştir" ifadelerini kullandı. Vali Yılmaz, "1071’de vatan yaptığımız Anadolu’yu ölürüz de bir daha vermeyiz. Andımız var, yeminimiz var. Osmaniye bu konuda asla taviz vermez. Yarın Osmaniye’mizin günüdür. O ruh, o inanç hep var olacaktır. Anadolu Türk’ün yurdu olmaya devam edecek, Türkiye Cumhuriyeti Allah’ın izniyle sonsuza dek var olacaktır. Bedeli en ağır şekilde ödenmiş şanlı bayrağımız, nazlı hilalimiz sonsuza dek dalgalanacaktır. Türk yurdu bağımsız olarak var olacak ve bu mücadelenin öncülerinden biri de kahramanlar diyarı Osmaniye olacaktır" dedi. 7 Ocak Kurtuluş etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen fener alayı yürüyüşüne; Vali Dr. Erdinç Yılmaz, Garnizon Komutanı ve 12’nci Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Erkan Günal, Belediye Başkanı İbrahim Çenet, il genel meclisi üyeleri, kamu kurum ve kuruluşlarının il müdürleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, öğrenciler ile çok sayıda vatandaş katıldı.