EĞİTİM - 06 Ocak 2026 Salı 21:50

Vali Aydoğdu’dan gençlere mesaj: "Gençler yüksek sesle değil, aynı hizadan konuşulmak istiyor"

A
A
A
Vali Aydoğdu’dan gençlere mesaj: "Gençler yüksek sesle değil, aynı hizadan konuşulmak istiyor"

Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesinde düzenlenen programda Tıp Fakültesi öğrencileriyle bir araya geldi. Gençlerle iletişim, kuşaklar arası değişim, empati ve insan odaklı yaklaşım üzerine dikkat çekici değerlendirmelerde bulunan Vali Aydoğdu, gençlerin anlaşılma ihtiyacının her zamankinden daha güçlü olduğuna vurgu yaptı.



"Sosyolojide çok net bir kural vardır: Toplum ne hissediyorsa, müzik onu söyler"


Konuşmasına dünyadaki hızlı değişime dikkat çekerek başlayan Vali Aydoğdu, müziğin, iletişim biçimlerinin ve yaşam hızının toplumsal ruh halinin bir yansıması olduğunu ifade etti. Geçmişle bugünü karşılaştıran Aydoğdu, "Bir dönem toplum yavaş akıyordu; insanlar sabrı, kaderi, acıyı ve hikâyeyi dinliyordu. Bugün ise dünya hızlı, belirsiz ve kaygılı. Gençlerin dili de bu hızın ve belirsizliğin dili. Bu bir yozlaşma değil, çağın dili" dedi.


Gençlerle yetişkinler arasında oluşan mesafenin sebebinin müzik ya da kuşak farkı olmadığını vurgulayan Vali Aydoğdu, asıl farkın yaşam hızından kaynaklandığını belirterek, "Yetişkinler dünyayı hâlâ yavaş okuyor, gençler ise çok hızlı yaşıyor. Biz soruyu sorduğumuzda, gençler çoktan başka bir evrene geçmiş oluyor" ifadelerini kullandı.


Teknolojinin insan hayatını kökten değiştirdiğini ancak insanın temel arayışlarının değişmediğini dile getiren Vali Aydoğdu, "Bir zamanlar radyodan korkuldu, sonra televizyondan. Bugün sosyal medya konuşuluyor. Teknoloji değişir ama insanın anlaşılma ihtiyacı hiç değişmez. Değişen sadece ifade biçimidir" şeklinde konuştu.



"Emir dili direnç üretir, anlama dili güven inşa eder"


Gençlerle kurulacak iletişim dilinin önemine özellikle dikkat çeken Vali Aydoğdu, otoritenin artık ses tonuyla değil, samimiyet ve tutarlılıkla kurulduğunu vurguladı. Vali Aydoğdu, "Emir dili direnç üretir, yasak dili isyan üretir. Ama anlama dili güven, samimi dil ise bağ kurar. Gençler artık yüksek sesle değil, aynı hizadan konuşulmak istiyor" dedi.


Yeni neslin kusursuzluk aramadığını, gerçeklik ve samimiyet aradığını belirten Aydoğdu, "Gençler ünvanlara değil hikâyeye, ne söylediğinize değil nasıl söylediğinize bakıyor. Mükemmel olmak zorunda değilsiniz ama gerçek olmak zorundasınız" ifadeleriyle gençlerin beklentilerini özetledi.



"Hekimlik sadece bilgi değil, bir gönül işidir"


Konuşmasının devamında hekimlik mesleğine özel vurgu yapan Vali Aydoğdu, tıbbın yalnızca teknik bilgiyle sınırlı olmadığını, insanın kalbine dokunabilmenin en az bilgi kadar önemli olduğunu dile getirdi. Aydoğdu, "Hekimlik sadece teknik bir bilgi birikimi değildir. Karşınızdaki hastaya yalnızca bir ‘vaka’ olarak değil, bir insan, bir can olarak bakmalısınız. Sizin en büyük ilacınız; empatiniz, anlayışınız ve güler yüzünüzdür" dedi.


Gittikçe maddileşen dünyada manevi değerlerin daha da kıymetli hale geldiğini ifade eden Vali Aydoğdu, "Dünya değişir, teknoloji değişir ama insanın kalbine dokunan şey hiç değişmez. İnsanı insan yapan duygularıdır. Duygularımızın farkında olmalı ve onları kaybetmemeliyiz" şeklinde konuştu.



"İnsanı merkeze almayan başarı kalıcı değildir"


Empati, şefkat ve insana değer vermenin kalıcı başarının temel unsurları olduğunu vurgulayan Aydoğdu, "İnsanı merkeze almayan, içinde şefkat barındırmayan hiçbir başarı kalıcı değildir. Sizler bu bilinçle hareket ettiğinizde, hem mesleğinizde hem de hayatınızda iz bırakan hekimler olacaksınız" dedi.


Konuşmasının sonunda gençlere olan güvenini dile getiren Vali Hamza Aydoğdu, öğrencilerin ülkesine ve milletine faydalı, empati yeteneği güçlü ve insan odaklı hekimler olarak yetişeceğine inandığını belirterek, gençlere başarılar diledi.


Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, genç hekim adaylarının en iyi şekilde yetişmesi için başta Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. A. Mecit Kantarcı’ya, İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin’e, Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ufuk Kuyrukluyıldız’a, Tıp Fakültesi hocalarına, emeği geçen herkese teşekkür etti.


Program toplu fotoğraf çektirilmesiyle sona erdi.



Vali Aydoğdu’dan gençlere mesaj: "Gençler yüksek sesle değil, aynı hizadan konuşulmak istiyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Turunç Masa’ya yapılan başvurular arasında en yoğun talep, evde bakım hizmetlerinden Antalya Muratpaşa Belediyesi Sağlık Hizmetleri Müdürlüğü, evde bakım hizmetleri kapsamında 2025 yılında 2 bin 415 hastaya ulaştı. Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, "Muratpaşa’mızda herkese uzanan bir el var. Kimse yalnız değil, biz varız" dedi. Belediyenin iletişim ve yönetişim merkezi Turunç Masa’ya yapılan başvurular arasında en yoğun talep, evde bakım hizmetlerinden geliyor. Bu kapsamda vatandaşlara muayene ve hemşirelik hizmetlerinin yanı sıra, yaşlı ve engelli bireyler için kişisel bakım desteği sağlanıyor. Saç-sakal tıraşından beden temizliğine kadar uzanan hizmetler, özellikle yatağa bağımlı bireylerin yaşam kalitesini artırıyor. Hizmetler yalnızca evle sınırlı kalmıyor. Hasta nakil ambulansı ve engelsiz taksi uygulamalarıyla vatandaşların hastanelere güvenli ulaşımı sağlanıyor. Bu alanda 3 ambulans ve 2 engelsiz taksi aktif olarak görev yapıyor. Sağlık ekipleri, Turunç Masa’ya gelen talepler doğrultusunda günlük ve haftalık planlamalar yaparak Muratpaşa’nın tüm mahallelerinde hizmet veriyor. Ekipler yalnızca evde bakım değil, hastaların hastaneye güvenli şekilde ulaştırılması ve tedavi sonrası evlerine bırakılması süreçlerinde de vatandaşların yanında oluyor. Başkan Uysal, "Turunç Masa’mıza ulaşan ve yasal şartları karşılayan herkese mutlaka ulaşıyoruz. Muratpaşa’da kimse yalnız değil. Biz her zaman vatandaşımızın yanındayız" ifadelerini kullandı.
Sivas Gözleri görmeden hissederek çalıyor Sivas’ta yaşayan 13 yaşındaki görme engelli öğrenci Ömer Faruk Erdoğan, bağlamaya olan tutkusu ve azmiyle hem öğretmenlerinin hem de arkadaşlarının takdirini topluyor. Sivas’ta yaşayan 13 yaşındaki Ömer Faruk Erdoğan, üç çocuklu bir ailenin en büyük ferdi olarak dünyaya geldi. Hacı Mehmet Sabancı Anadolu Lisesi 9. sınıf öğrencisi olan Erdoğan, müzikle iç içe bir yaşam sürüyor. Onun için müzik yalnızca bir hobi değil, aynı zamanda hayatının en güçlü ilham kaynağı olarak öne çıkıyor. Okulun müzik öğretmeni Esra Akdağ tarafından açılan bağlama kursuna katılmak isteyen Ömer Faruk’un yeteneği kısa sürede fark edildi. Öğretmeni Akdağ, görme engeline rağmen büyük bir istek ve azim gösteren öğrencisine bağlama çalmayı öğretmeye başladı. Bağlamayı görmeden, tamamen dokunarak ve hissederek öğrenen Ömer Faruk Erdoğan, kısa sürede önemli bir gelişim kaydetti. Azmi ve başarısıyla dikkat çeken genç öğrenci, bağlama çalmasının yanı sırada türküler söylüyor. Müziğe olan tutkusu sayesinde engelleri aşan Ömer Faruk, hem öğretmenlerinin hem de okul arkadaşlarının takdirini kazanırken, gelecekte de müzik öğretmeni olmayı hedefliyor. "Müzik öğretmeni olmak istiyorum" Görme engeline rağmen hissederek çalmayı öğrendiğini söyleyen Ömer Faruk Erdoğan, "Esra hocam sınıfa geldi ve bağlama kursu açacağını söylemişti. Ben de katılmak istediğimi söylemiştim. Görme engelim var ve buna rağmen hissederek çalmayı öğrendim. Perdelerin yerini ezbere biliyorum. İlerleyen süreçte de müzik öğretmeni olmak istiyorum. Arkadaşlarıma da çok büyük örnek oldum ve ailemde beni destekliyor. Kurslara da çok büyük bir istekle katılıyorum" dedi. "Ömer çok yetenekli" Ömer’in bağlamayı kalbi ile çaldığını belirten Esra Akdağ, "Sınıfa ilk girip Ömer’i gördüğümde çok etkilendim. Bunu ona fark ettiremesem de aşırı duygulandım. Daha sonrasında ise Ömer için ne yapabilirim diye düşündüm. Bağlama kursu açacağımız sırada Ömer’e de katılmak isteyip istemeyeceğini sordum. O da büyük bir heyecanla katılmak istediğini söyledi. Ömer bu konuda yetenekli olduğu için çabucak ilerledi. Ömer’in duyuları o kadar açık ki bağlamayı kalbi ile çalıyor. Onunla daha iyi ilgileniyorum ve hayata bağlanması istiyorum. Görmemek bizim için hiç engel değil" diye konuştu. (YÇ-GF-
Manisa Mesir Festivali için uluslararası çağrı Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, 486 yıllık bir geçmişe sahip olan ve UNESCO tarafından somut olmayan kültürel miras listesinde yer alan Mesir Macunu Festivali’nin daha güçlü tanıtımla dünya çapında hak ettiği yere ulaşabileceğini söyledi. Bu yıl 486’ncısı düzenlenecek olan Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali için uluslararası tanıtım çağrısı yapıldı. Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, festivalin mevcut tanıtım çalışmalarının yetersiz kaldığını belirterek daha kapsamlı ve profesyonel bir stratejiye ihtiyaç olduğunu ifade etti. Fatih Köse yaptığı açıklamada, köklü bir geçmişe sahip olan Mesir Festivali’nin yalnızca yerel bir etkinlik olmadığını, Türkiye’nin kültürel mirası açısından da büyük önem taşıdığını vurguladı. Köse, "Yüzyıllardır devam eden bu önemli organizasyonun uluslararası alanda daha güçlü şekilde tanıtılması gerekiyor. Mevcut çalışmalar bu potansiyeli tam olarak yansıtmıyor" dedi. Festivalin dünya çapında bilinirliğinin artırılması için dijital platformların, turizm acentelerinin ve uluslararası iş birliklerinin daha etkin kullanılması gerektiğine dikkat çeken Köse, özellikle yabancı turistlerin ilgisini çekecek projelere ağırlık verilmesi gerektiğini söyledi. Köse açıklamasında, "Mesir Macunu Festivali, Manisa’nın en önemli değerlerinden biri. Bu değeri dünya markası haline getirmek elimizde. Bunun için daha planlı ve profesyonel bir tanıtım süreci yürütülmeli" ifadelerine yer verdi. Yetkililere de çağrıda bulunan Köse, festivalin tanıtımı konusunda kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörün iş birliği içerisinde hareket etmesi gerektiğini belirterek, "Ortak akılla yapılacak güçlü bir tanıtım atağı, hem şehrin ekonomisine hem de turizmine önemli katkılar sağlayacaktır" diye konuştu.
İstanbul Finansal hizmetler güven endeksi Mart ayında azaldı Mart ayında finansal hizmetler güven endeksi, bir önceki aya göre 16,9 puan azalış kaydederek 159,1 seviyesinde gerçekleşti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Mart ayına ilişkin Finansal Hizmetler İstatistikleri ve Finansal Hizmetler Güven Endeksi (FHGE) verisini açıkladı. Finansal Hizmetler Anketi sonuçları, finansal sektörde faaliyet gösteren 147 kuruluşun yanıtlarının ağırlıklandırılıp toplulaştırılmasıyla elde edildi. Mart ayında FHGE, bir önceki aya göre 16,9 puan azalış kaydederek 159,1 seviyesinde gerçekleşti. Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, son üç aydaki iş durumu, son üç aydaki hizmetlere olan talep ile gelecek üç aydaki hizmetlere olan talep beklentisi olmak üzere tüm alt endekslerin FHGE’yi azalış yönünde etkilediği görüldü. İş durumu ve hizmetlere olan talebe ilişkin değerlendirmelere göre, son üç ayda iş durumunda iyileşme olduğu yönündeki değerlendirmelerin bir önceki aya kıyasla belirgin zayıfladığı gözlendi. Son üç ayda hizmetlere olan talepte artış olduğu yönündeki değerlendirmeler ile gelecek üç ayda hizmetlere olan talepte artış olacağı yönündeki beklentilerin de zayıfladığı görüldü. İstihdama ilişkin değerlendirmelere göre, son üç ayda istihdamda artış olduğunu bildirenler ile gelecek üç ayda istihdamda artış olacağını bekleyenler lehine olan seyrin güçlendiği gözlendi. 2026 yılı Mart ayında, NACE Rev.2 sektör sınıflamasına göre ‘Finans ve Sigorta Faaliyetleri’ sektöründe güven endeksleri alt sektörler itibarıyla değerlendirildiğinde, bir önceki aya göre ‘64-Finansal Hizmet Faaliyetleri (sigorta ve emeklilik fonları hariç)’, ‘65-Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Fonları (zorunlu sosyal güvenlik hizmetleri hariç)’ ve ‘66-Finansal Hizmetler ile Sigorta Faaliyetleri için Yardımcı Faaliyetler’ sektörlerinde sırasıyla 17,8, 0,6 ve 31,8 puanlık azalış olduğu gözlendi.
Yozgat İncir uyutması, adını 2-3 saat uykuya bırakılmasından alıyor, geleneksel tadıyla sofraları süslüyor Anadolu’nun kadim mutfak kültürüne ev sahipliği yapan Yozgat’ta, geleneksel lezzeti ‘İncir Uyutması’ sofralardaki yerini koruyor. Sadece üç malzeme ile hazırlanan ancak kıvamını alması için saatlerce uyutulan bu tatlı, hem hafifliği hem de besleyiciliği ile dikkat çekiyor. Yozgat mutfağının en özgün reçetelerinden biri olan incir uyutması, ismini hazırlık sürecindeki bekleme aşamasından alıyor. Şeker ilave edilmeden, tamamen kuru incirin doğal aromasıyla tatlanan bu lezzet, özellikle sağlıklı tatlı arayışında olanlar için ilk seçenek oluyor. Kuru incirler sıcak suda yumuşatıldıktan sonra küçük parçalara ayrılıyor. Kaynama noktasına gelmeden ısıtılan sütle birleşen incirler, bir nevi yoğurt mayalama tekniğiyle hazırlanıyor. Kaselere pay edilen karışımın üzeri örtülerek oda sıcaklığında yaklaşık 2-3 saat dinlenmeye yani uyumaya bırakılıyor. İncir uyutması, isteğe bağlı olarak üzerine serpilen ceviz içi veya tarçın ile servis edilerek damaklarda unutulmaz bir iz bırakıyor. "İncirin kendi tadıyla yapıyorum" Yozgatlı ev hanımları, bu tatlının nesillerden nesile aktarılan bir miras olduğunu vurguluyor. Sevtap Şahap, incir uyutması tatlısının tarifini verirken püf noktalarına da değindi. Şahap, "Kaynama noktasına gelen süte, ılık suda beklettiğimiz incirleri ekleyip blenderdan geçiriyoruz. İçinde taneleri kalırsa daha güzel olur. İsteyen içine şeker de atabilir ama ben hiçbir zaman atmadım. İncirin kendi tatlısıyla yapıyorum, şeker atmaya gerek kalmıyor, yeterince tatlı oluyor. Kaynadıktan sonra kaselere koyuyoruz. Sıcakken üstünü kapatıyoruz. 2 veya 3 saat uykuya bırakıyoruz. O yüzden de adı incir uyutması" dedi. "İncirde maya özelliği olduğu için uyuduğu zaman kıvam alıyor" Şahap, "Anneannelerimizden gördüğümüz gelenek göreneğe göre devam ettiriyoruz. Sadece süt ve incirle yapılıyor. Eskinin tatlısıdır. Ramazanda, kış günleri veya canları istediği zaman yapılmış. Misafirlerimize de ikram edilir. Lokantalarda da yapılıyor, yöresel yemek olarak geçiyor. İncirin koyulaşması için süte hiçbir şey koymaya gerek yok incirde maya özelliği var. Ondan dolayı uyuduğu zaman puding yapmış gibi koyulaşıyor" ifadelerini kullandı.