Yerel Haberler
Bursa
21 Nisan 2026 Salı - 16:41 Bursa Vali Yardımcısı Doğan: "30-40 yıl içinde artan dünya nüfusuna ne toprak ne de üretim yetecek" Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan "Bursa’da Tarımın Dünü Bugünü ve Geleceği" konulu kongrenin açılışında yaptığı konuşmada, dünya nüfusundaki artışa dikkati çekerek, şu anda 8 milyarı geçen nüfusun 30-40 yıl içinde daha fazla olacağını ve bu kadar insana ne toprak ne de üretimin yeteceğini kaydetti. Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Ziraat Fakültesi ve Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliği ile düzenlenen "Bursa Tarım Kongresi" başladı. BUÜ Prof. Dr. Mete Cengiz Kongre Merkezi’nde düzenlenen "Bursa’da Tarımın Dünü Bugünü ve Geleceği" konulu kongrenin açılış konuşmalarını, Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Ak, BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu, BUÜ Zirat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhan Turgut, Tarım ve Orman Bakanlığı BÜGEM İyi Tarım Uygulamaları ve Organik Tarım Daire Başkanı Başak Egesel ile Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan yaptı. Vali Yardımcısı Doğan, tarımda uluslararası rekabet olduğunu vurgulayarak, artık diğer ülkelerle hem ekonomik hem de gıda güvenliği olarak mücadele edildiğini anlattı. Dünya nüfusundaki artışa dikkati çeken Doğan, şu anda 8 milyarı geçen nüfusun 30-40 yıl içinde daha fazla olacağını ve bu kadar insana ne toprak ne de üretimin yeteceğini kaydetti. Bu yüzden babadan kalma yöntemler yerine daha bilimsel yüksek verim hedefli üretim yapılmasına gerektiğini belirten Doğan, "Gençlerin üretimde olması önemli. Kongreye katılıma baktığımızda orta yaş ve üzeri kişiler var genellikle. Gençlerin daha çok katılımının sağlanması gerekir. Salonda gençlerin olması gerekir" ifadesini kullandı. Hatunoğlu ise pandemi, küresel krizler ve savaşların tarımsal üretimi ekonomik değil stratejik bir zorunluluk olduğunu ortaya koyduğunu söyledi. Gıda güvenliğinin bağımsızlık kadar önemli hale geldiğine dikkati çeken Hatunoğlu, "Tarımın geleceği gençlerdedir. Tarıma olan ilgilerinin azaldığını görüyoruz. Gençler tarımda kazanabildiklerini görmeli. Sektöre adım atabilmeli, bilgi ve eğitimlerini katma değerli üretime dönüştürebilmelidirler. Bu yüzden gençlerin teşvik edilmesi çok önemli. Özel finans modelleri ve uygulamalı eğitimler gibi somut adımların hayata geçirilmesini önemsiyoruz" dedi. Açılış konuşmalarının ardından "Tarımsal Üretim" başlıklı panele geçildi. Oturum başkanlığını Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği Başkanı Prof. Dr. Uygun Aksoy’un yaptığı panelde; Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Ali Cihan "Bursa Tarım Eğitiminde 135. Yıl", Ziraat Fakülteleri Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (ZİDEK) Başkan Yardımcısı Prof .Dr. Ayzin Küden "Tarım Eğitiminde Akreditasyon", Tarım ve Gıda Etiği Derneği Başkanı Prof. Dr. Cemal Taluğ "Tarımsal Üretim ve Etik", BUÜ Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayrettin Kuşcu "Tarımsal Kuraklık ve Sulama Yönetimi", BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hüsamettin Çoban ise "AB Yeşil Anlaşması ve Tarım Sektörü" konulu konuşma yaptı. Kongrenin öğleden sonraki programı "Tarımda Sürdürülebilirlik" başlıklı panel ve kongre çalıştay raporlarının sunumuyla devam etti. Yarınki oturumlarda ise, güncel üretim yapısı ve sektörel sorunlar, küresel iklim değişikliğinin tarımsal üretime etkileri, sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği, tarım–sanayi entegrasyonu, AB Mevzuatı ve regülasyonlar, ihracat ve markalaşma, dijitalleşme, akıllı tarım uygulamaları ve gelecek vizyonu gibi konular, akademisyenler, kamu temsilcileri, sanayiciler, üreticiler ve sektör paydaşlarının katılımıyla çok yönlü ele alınacak.
"Bolluk" müjdecisi leylek sürüsü Bursa semalarında görüldü
23 Mart 2026 Pazartesi - 10:34 "Bolluk" müjdecisi leylek sürüsü Bursa semalarında görüldü Bursa’ya Kestel ilçesi tarafından Gölbaşı üzerinden giren leylek sürüsü, yağmura rağmen yoluna devam etti. Hafta başında ve içinde, Bursa ve ilçelerinde 15 derecenin üzerine çıkan hava sıcaklıkları, Ramazan Bayramı’nın ilk gününden itibaren 10 derecin altına düştü. Baharın beklerken gelen kışa leylekler de hazırlıksız yakalandı. Bursa’ya Kestel tarafından giren leylek sürüsü, Gölbaşı üzerinde süzülürken görüntülendi. Farklı kültürlerde çeşitli anlamlar yüklenen leylek, Avrupa’da bir "kurtarıcı", Çin kültüründe bereketi, neşeyi ve uzun ömrü temsil ederken, Türk kültüründe sürü halinde gelen leyleklerin "bolluk" getireceğine, leyleği havada uçarken görmenin ise o sene bol seyahat yapılacağına işaret olduğuna inanılıyor. Osmanlı Mirası Araştırmaları Dergisinde yer alan "Türk Kültüründe Leylek ve Osmanlı Sanatında İkonografisi" başlıklı yazıdan derlenen bilgilere göre, genellikle göl kenarları gibi sulak bölgelerde yaşayan leylekler, balık, böcek, yılan, kurbağa ve çekirgelerle beslenirler. Yuvalarını çatı, baca, ağaç, direk gibi yüksekçe yerlere yapan, sessiz bir kuş türü olmalarına karşılık, kur yaparken tıslama ve gaga sesleri çıkardıkları bilinen bu göçmen kuşlar, Türkiye’ye genellikle havaların ısınmaya başladığı mart sonu ve nisan ayı başında gelirler. Avrupa’da "kurtarıcı" olarak biliniyor Arapçası "laklak", Farsçası "legleg (leglek) veya belarec", Latince ismi ise "ciconia" olan leylek, birçok kültürde farklı anlamlar taşıyor. Antik Yunan (MÖ 756-146) kültüründe doğurganlık, bereket, verimlilik sembolü olan leylekler, Yunan masallarında ise dürüst bir kahramanı, saflığı ve yardımseverliği temsil ediyor. Avrupa kültürlerinde leylek tıpkı Anadolu’da olduğu gibi "Baharın habercisi" olarak görülen leylekler, uzun ve gösterişli gagasıyla, sürüngenlerle diğer zehirli ve zararlı hayvanları yakalamaya hazır, tarlaları bu haşeratlardan uzaklaştıran bir kurtarıcı olarak kabul ediliyor. Çin kültünde ise turna kuşu gibi leylek de uzun ömrü, neşeyi, maddi bolluğu ve mutluluğu temsil ediyor. Bu anlamları nedeniyle Çin’de, yeşim taşından leylek uçlu kolyelerin yapıldığı ve takanı erken ölüme karşı koruduğu inancı hakim. Mekke’den geçtiği için "Hacı" olarak biliniyor Destanlar ve tılsım dışında leylek, Türk Kültürünün yanında dünya kültürlerinde pek konu ve kavramla ilişkilendiriliyor. Bunların başında en çok bilineni, leyleğin doğacak bir bebeğe işaret etmesi. Leylek hangi evin bacasına konarsa, o evde bir bebeğin doğacağına inanılıyor. Türk kültüründe leyleğe yüklenen anlamların başında "Hacı" sıfatı da geliyor. Havaların soğumasıyla kutsal topraklar olan Mekke’den geçerek; Güney Arabistan’a gelen leyleklere "Hacı" sıfatı yakıştırılarak "Hacı Baba" deniliyor. Cami minarelerine yuva yapmalarından dolayı da beyaz ihram giymiş hacılara benzetiliyor. Leyleklerin öldürülmeleri günah sayılarak hem Türk hem İslam kültüründe eti helal kılınmayan tek su kuşu olarak dikkati çekiyor. Aynı zamanda leyleğin yuva yaptığı ağacı veya evi ziyaretgah bilerek kesmemek ve yıkmamak gerektiğine inanılıyor. Bu sebeple leyleğe ve yuvasına zarar verilmez; zarar verildiğinde bu kişinin başına çeşitli belaların geleceği inancı hakim. Sürü halinde gelirse "bolluk" anlamına geliyor Leylek, Türk kültüründe mevsimle de alakalandırılmış ilkbaharın müjdecisi olarak kabul ediliyor. Bu anlamda leylek uzun kış günlerinin bittiği, ilkbaharın müjdecisi göçmen kuşların yuvaya dönmeye başladığı Nevruz’un da habercisi olarak biliniyor. Bereket anlamı yüklenen leylekle ilgili bazı inançlar da yaygın. Leyleklerin bir bölgede uzun süre kalması ya da bir yere sürü halinde gelmesi orada bolluk olacağına işaret ediyor. "Leyleği havada görmek" deyimi de çok gezen insanlara söyleniyor ve çok yolculuk yapacağına inanılıyor.
Bursa’da aranan şahıslara operasyonda 8 kişi yakalandı: "Polis, bayram seyran dinlemiyor"
23 Mart 2026 Pazartesi - 10:07 Bursa’da aranan şahıslara operasyonda 8 kişi yakalandı: "Polis, bayram seyran dinlemiyor" Bursa’da haklarında kesinleşmiş hapis cezası bulunan 8 kişi, polis ekiplerince düzenlenen operasyonlarla yakalandı. Şahıslardan biri yakalanınca, "Polis, bayram seyran dinlemiyor bizi yakalıyor" dedi. Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Aranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri, aranan şahısların yakalanmasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Yapılan operasyonlar kapsamında farklı suçlardan haklarında kesinleşmiş hapis cezası bulunan 8 kişi gözaltına alındı. Edinilen bilgiye göre; "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak" suçundan 16 yıl 6 ay 7 gün hapis cezası bulunan O.G., Altıparmak Mahallesi’nde yakalandı. "Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçundan 15 yıl 8 ay hapis cezası bulunan E.Ş.’nin tanınmamak için sürekli şapka, gözlük ve atkı kullandığı belirlendi. Şüpheli, Tahtakale Mahallesi’nde metruk bir binada yakalandı. "Tehdit, hırsızlık ve uyuşturucu kullanma" suçlarından 13 yıl 9 ay hapis cezası bulunan S.Ö., adres kontrolü sırasında camdan atlamaya çalışırken yakalandı. "Yağma, hırsızlık ve uyuşturucu kullanma" suçlarından 12 yıl 2 ay hapis cezası bulunan T.Ç. ise Sinandede Mahallesi’nde gözaltına alındı. "Uyuşturucu ticareti" suçundan 12 yıl hapis cezası bulunan H.T., Hüdavendigar Mahallesi’nde saklandığı evin çatı katından kaçmaya çalışırken yakalandı. Uyuşturucu kullanma suçundan 11 yıl 6 ay 10 gün hapis cezası bulunan ve yurt dışına kaçma hazırlığında olduğu tespit edilen M.N., Soğukkuyu Mahallesi’nde çatıdan kaçmaya çalışırken yakalandı. "Hırsızlık ve uyuşturucu kullanma" suçlarından 9 yıl 9 ay 7 gün hapis cezası bulunan M.A. Altıparmak Mahallesi’nde, aynı suçlardan 14 yıl 1 ay hapis cezası bulunan S.S. ise Güneştepe Mahallesi Yaman Caddesi üzerinde yakalandı. S.S.’nin yakalandığı sırada, "Polis bayram seyran dinlemiyor, bizi Allah kurtarsın" dediği öğrenildi. Gözaltına alınan 8 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Türkiye’nin yeni manda ırkı Murana süt verimi ile dikkat çekiyor
23 Mart 2026 Pazartesi - 09:36 Türkiye’nin yeni manda ırkı Murana süt verimi ile dikkat çekiyor Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsünde yürütülen çalışmalarda, Anadolu mandası ile Hindistan’ın süt verimi yüksek Murrah ırkı sütçü mandaların melezlenmesinden elde edilen mandalarda süt verimi ortalama yıllık 2 bin litreye ulaştı. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü Müdürü Kerim Kılınç, 1935 yılında faaliyetlerine başlayan enstitünün TAGEM’e bağlı olarak Ar-Ge çalışmalarına devam ettiğini söyledi. Koyunculuk enstitüsü olmalarına rağmen manda konusunda da yaklaşık 30 yıldır önemli çalışmalar yürütüldüğüne dikkat çeken Kılınç, "Yıllardır süren önemli bir proje üzerinde çalışıyoruz. Anadolu mandası ile Hindistan’ın süt verimi yüksek Murrah ırkı sütçü mandaları melezlenme yoluyla yeni bir ırk elde edilmesi amaçlanıyor. Anadolu mandalarında yağ oranı korunarak süt veriminin artırılmasına yönelik bir proje" dedi. Anadolu mandalarında sütlerin yağ oranının iyi olduğunu belirten Kılınç, laktasyon dönemi süt veriminin 800-900 litre civarında olduğunu, en iyi ihtimalle bin litreye ulaşabildiğini anlattı. Enstitüde yürütülen projede melezleme ile elde edilen mandalarda 2 bin litre ortalamalarını yakaladıklarını dile getiren Kılınç, "Bu artışı sağlarken süt yağı oranını koruduk. Hem yağlı hem yüksek verimde süt veren mandaları üretmeyi başardık" ifadesini kullandı. Mandaların ülke ve özellikle yerelde hayvancılıkla uğraşanlar için önemli bir ırk olduğunu vurgulayan Kılınç, şunları söyledi: "Değerli sütü hem besleyici hem de bizim damak tadımıza uygun. Tarım ve Orman Bakanlığının destekleriyle azalma eğiliminde olan manda sayısı öncelikle korundu ve sonra artırıldı. Bu zamana kadar yaptığımız çalışmalarda, makalelerde ve konferanslarda Anadolu mandası ile Murrah ırkı melezlemesini Murana olarak nitelendirdik. Irk çalışmaları uzun yıllar alıyor. Çalışmalar sonuca ulaştığında yeni ırk mandanın adı Murana olacak."
Osmangazi Belediyesi’nden çocuklara afet farkındalık eğitimi
23 Mart 2026 Pazartesi - 09:27 Osmangazi Belediyesi’nden çocuklara afet farkındalık eğitimi Osmangazi Belediyesi, afetlere karşı bilinçli ve hazırlıklı bir toplum oluşturmak amacıyla yürüttüğü çalışmalar kapsamında çocuklara yönelik afet farkındalık eğitimi düzenledi. Osmangazi Belediyesi, kentte afet bilincini artırmak ve özellikle çocukların küçük yaşta doğru bilgiyle yetişmesini sağlamak amacıyla eğitim faaliyetlerini aralıksız sürdürüyor. Bu kapsamda Osmangazi Belediyesi Afet İşleri Müdürlüğü’ne bağlı ekipler tarafından İsmail Hakkı Tonguç Kütüphanesi’nde düzenlenen eğitim programında yaklaşık 30 öğrenciye afet farkındalık eğitimi verildi. Program çerçevesinde öğrencilere deprem başta olmak üzere afet türleri, afet öncesinde alınması gereken tedbirler, afet anında doğru davranış biçimleri ve afet sonrasında yapılması gerekenler detaylı şekilde anlatıldı. Eğitimin uygulamalı bölümünde ise öğrenciler, üç boyutlu modelleme ve VR gözlük teknolojisi sayesinde afet senaryolarını deneyimleyerek öğrendikleri bilgileri pekiştirme fırsatı buldu. Osmangazi Belediyesi Afet ve Acil Durum Müdahale İstasyonu’nu da gezen çocuklar, burada yer alan ekipmanları yakından inceleyerek, hangi durumlarda kullanılabileceğine ilişkin bilgiler aldı. VR gözlüklerle afet senaryolarını deneyimlediler Gerçekleştirilen eğitimlerin çocukların afet bilincini artırmak açısından büyük önem taşıdığını belirten Osmangazi Belediyesi Afet İşleri Müdürlüğü Eğitmeni Tuğba Arda, "Bugün kütüphanemizde ilköğretim öğrencilerini ağırladık. Bu eğitimleri sık sık veriyoruz. VR gözlüklerle birlikte 3 boyutlu modelleme ile afet farkındalık eğitimleri izlettik. Çocuklar, VR gözlükler eşliğinde afet çantasının nasıl hazırlanacağını deneyimledi ve bunu çok eğlenerek yaptılar. Ayrıca çocuklarımızı kütüphanemizde ağırladık, kitap okumanın önemini vurguladık. Burada, hem evlerinde, hem okullarında uygulamaları gereken bütün pozisyonları gördüler" ifadelerini kullandı. Program boyunca eğitimleri dikkatle takip eden ve doğal afetlere ilişkin daha bilinçli hale gelen çocuklar ise, "Deprem nedir, yangın sırasında ne yapmamız gerekir, deprem çantasını nasıl hazırlayacağımızı, deprem anında neler yapabileceğimizi öğrendik" şeklinde konuştu.