Yerel Haberler
Bursa
Ramazan ayı, ağız bakımında alışkanlıkları güçlendirme fırsatıdır 22 Şubat 2026 Pazar - 12:03:27 Ramazan ayında ağız bakımı hakkında merak edilenleri açıklayan Diş Hekimi Cevher Elif Öztürk, "Ramazan ayının ağız bakımını ihmal etme dönemi değil, sağlıklı alışkanlıkları güçlendirme fırsatı olarak değerlendirilmesi gerekir" dedi. Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzeni ve uzun süreli açlık, ağız ve diş sağlığını doğrudan etkilediğini belirten Diş Hekimi Cevher Elif Öztürk, bu dönemde ağız hijyenine ekstra özen gösterilmesinin püf noktalarını sıraladı. Santral Klinik Diş Hekimi Öztürk, "Oruç sırasında tükürük salgısının azalması ağız kuruluğuna sebep olur. Bu durumla birlikte, ağız kokusunda değişiklik, diş çürükleri ve diş eti problemleri fark edilebilir. Ancak doğru bakım alışkanlıklarıyla bu risk ortadan kalkabilir" diye konuştu. Öztürk, Ramazan ayında ağız ve diş sağlığı için altın kuralları şu şekilde sıraladı; "Sahurdan sonra mutlaka dişler fırçalanmalı ve diş ipi kullanılmalı. İftardan sonra ağız hijyeni tekrar sağlanmalı. Şekerli ve yapışkan gıdalar tüketildikten sonra ağız çalkalanmalı. Gün içinde ağız kuruluğu için iftar-sahur arasında bol su içilmeli. Dil temizliği ihmal edilmemeli. Ağız gargaraları ve şekersiz sakızlar iftar sonrası ağız sağlığı için destek olabilir. Ancak en etkili yöntem düzenli ve doğru fırçalamadır." Ramazan’da diş tedavilerinin de ertelenmesine gerek olmadığını belirten Öztürk, "Birçok kişinin Ramazan ayı sebebiyle diş hekimi kontrollerini ertelemektedir. Ancak, iftar sonrası gereken müdahaleler yapılabilir. Ramazan ayının ağız bakımını ihmal etme dönemi değil, sağlıklı alışkanlıkları güçlendirme fırsatı olarak değerlendirilmesi gerekir" dedi.
22 Şubat 2026 Pazar - 10:51 Arena Anne-Baba Okulu’nda sertifika heyecanı Arena Eğitim Kurumları’nın, Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) iş birliğiyle hayata geçirdiği "Anne Baba Okulu" projesi, ikinci dönemini başarıyla tamamladı. 10 hafta boyunca uzman akademisyenlerden eğitim alan ebeveynler, Arena Okulları Beşevler Kampüsü’nde düzenlenen törenle sertifikalarına kavuştu. Törene BUÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Çepni, Arena Eğitim Kurumları Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Feyyat Gökçe, Arena Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Celal Arslan, BUÜ Öğretim Üyesi Dr. İsmail Çimen kurum yöneticileri ve çok sayıda veli katıldı. Arena Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Celal Arslan, projenin hem kurum hem de toplum için taşıdığı değeri vurguladı. Eğitimin evdeki değişimle başladığına dikkat çeken Arslan, "Bugünkü tabloyu kelimelerle anlatmak mümkün değil; bizim için gerçekten çok anlamlı bir gün. 10 hafta boyunca hem Bursa’dan hem de çevre illerden çok değerli hocalarımız velilerimizle buluştu. Projemizdeki temel felsefe ’evi değiştirmekti’. İnanıyoruz ki evdeki ortamı dönüştürebilirsek, çocuklarımız hayata çok daha güçlü adapte olacaklardır. Kendi velilerimizle sınırlı kalmayıp, bu bilinçle Bursa genelinde öncü bir rol üstlenmek ve benzer çalışmalara model teşkil etmek istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki çevremiz güzelleşirse biz de güzelleşiriz. Bu toplumsal gelişim vizyonuyla hareket ederek, her yıl daha da güçlenen bu projeyi kentimiz için köklü bir geleneğe dönüştürmeyi amaçlıyoruz. Bu yolda bizden desteğini esirgemeyen, Eğitim Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Salih Çepni ve Bilim Kurulu Başkanımız Prof. Dr. Feyyat Gökçe hocalarımız başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. BUÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Çepni ise konuşmasında, projeyle üniversite-şehir iş birliğinin en güzel örneklerinden birinin sergilendiğini belirtti. Ebeveynlerin eğitimdeki rolüne değinen Çepni, "Anne Baba Okulu, iki yıllık süreçte kendi kültürünü ve sistemini oluşturmuş kıymetli bir proje. Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi olarak topluma hizmet etme misyonumuz doğrultusunda, bu çalışmanın bilimsel tarafında yer almayı ve akademik bilgiyi sahaya indirmeyi önemsiyoruz. Velilerimizin ’tüm sorumluluk okulda olsun’ anlayışından uzaklaşarak okul ile aktif bir iş birliği içine girmesi, çocuklarımızın geleceği için en büyük kazanımdır. Bu modelin zamanla daha da zenginleşerek çok daha geniş kitlelere ulaşacağına kalpten inanıyorum" diye konuştu. Program süresince veliler; 21. yüzyılda ebeveynlik, dijital dünyada çocuk yetiştirme, akran zorbalığı, güvenli bağlanma ve etkili iletişim gibi kritik başlıkları ele aldı. Alanında uzman akademisyenlerin sunumlarıyla gerçekleşen eğitimler, ebeveynlere çocuklarının gelişim süreçlerinde karşılaştıkları zorluklara karşı bilimsel ve pratik çözüm yolları sundu. Tören, protokol üyelerinin velilere sertifikalarını takdim etmesi ve çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.
22 Şubat 2026 Pazar - 10:45 Sahura kalkmanın faydaları Ramazan Ayında daha enerjik, sağlıklı, fit ve güçlü bağışıklık için doğru beslenme adımlarının büyük önem taşıdığını belirten Uzman Diyetisyen Veysel Ciğerli, dengeli beslenme yöntemleri hakkında ipuçları verdi. Yaş, cinsiyet ve günlük fiziksel aktivite oranına göre, kişilerin günlük alması gereken enerji, karbonhidrat, yağ ve protein oranları, her gün olduğu gibi Ramazan Ayında da değişmiyor. Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Veysel Ciğerli, "Ramazan ayında yeterli ve dengeli beslenmek için et, yumurta, kuru baklagiller, sebze-meyveler, süt ve süt ürünleri ile ekmek-tahıl grubu besinlerden yeterli miktarda tüketilmesi gerekiyor" dedi. Bu yıl yaklaşık 13 saatlik oruç tutulduğunu belirten Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, "Oruç tutma süresi, metabolizmanın yavaşlamasına neden olur. Bunun sonucunda, iftarda fazla yemek, aşırı kalori almaya dolayısıyla da vücutta yağ depolanmasına yol açar. Bu durumda da kilo almak kaçınılmaz olur. Ramazan ayında, şüphesiz en sevilen öğün iftardır. Fakat en önemli öğün sahurdur. Oruç tutanların mutlaka imsak vaktinden önce sahur yapması, sağlığın korunması için önemlidir. Sahur yapmadan tutulan oruç, bitkinlik, sinirlilik, baş dönmesi ve aşırı susama gibi sorunlara yol açabilir" diye konuştu. Sahurda protein ağırlıklı beslenmek gerektiğini vurgulayan Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, şu önerilerde bulundu; "Protein içeriği yüksek besinlerin tok tutucu özelliği vardır. Yumurta, süt,peynir, ceviz, az tuzlu zeytin ile birlikte hafif bir öğün tercih edilmeli veya çorba ile sebze yemekleri tüketilmelidir. Vücut direncini artırmak ve vücuda yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için sebze ve meyveler sık tüketilmelidir. Beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek, daha uzun süre tok kalmayı sağlayacaktır. Sahurda, en az 4 bardak su tüketilmelidir. Sahurda aşırı yağlı, tuzlu, şekerli ve unlu gıdalardan uzak durulmalıdır." Ramazanın, yemek kültürü açısından en bilinen özelliğinin sofralardaki çeşitlik olduğunu söyleyen Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, iftar için önerilerini şöyle aktardı; "Uzun süre açlık durumundan dolayı, iftar saatinde kan şekeri çok düşük seviyede olduğundan aşırı yemek tüketme isteği doğmaktadır. Yapılan hatalardan biri; hızlı ve aşırı yemek tüketmektir. İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlanması, 15 dakika sonra az yağlı et yemeği veya sebze yemeği ile devam edilmesi uygundur. Beyaz ekmek, pirinç pilavı glisemik indeksi yüksek olan besinler yerine bulgur pilavı, tam tahıllı ekmek, kepekli makarna gibi posa yönünden zengin besinler tercih edilmelidir. Bu besinlerin yanında mutlaka protein ve kalsiyumdan zengin olan yoğurt veya ayran tüketilmelidir." İftar ve sahur arasındaki sürede beslenmeye önem vermenin, oruç tutulan saatlerde daha rahat olmayı sağladığını ifade eden Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, "Bu sebeple aşırı yağlı ve tuzlu besinler kesinlikle tüketilmemelidir. Bu besinler gün içinde daha çok susamaya ve su tüketilemedi için ödem ve yüksek tansiyon gibi sağlık sorunlarına yol açabilir. Karbonhidrat açısından zengin hamur tatlıları, kurabiyeler, yağlı hamur işleri ve kızartmalar boş enerji alınmasına ve kısa sürede acıkmaya neden olur" dedi.
22 Şubat 2026 Pazar - 10:40 Mezbaha kanıyla besleniyor, birçok hastalığa şifa oluyorlar Son yıllarda birçok hastalığın tedavisinde şifasına başvurulan sülükler, kadınlar tarafından uzman gözetiminde yüz ve cilt bakımında tercih edilmeye başlanırken, Rusya başta olmak üzere birçok ülkede sülüklü cilt kremlerinin kullanımı giderek artıyor. Bursa’da sülük üretimi ve satışı yapan işletmenin sahibi Mustafa Çakmak, sülükle tedavinin sadece Türkiye değil dünya genelinde yayıldığını belirterek, özellikle Rusya başta olmak üzere ABD ve Almanya gibi birçok ülkede sülükle ilgili araştırmalar yapıldığını anlattı. Sülüklerin genellikle göl, sazlık gibi yerlerden toplandığını dile getiren Çakmak, bu canlıların dişi ve erkeğinin olmadığını, hepsinin birbiriyle çiftleşebildiğini aktardı. Kıl gibi neredeyse görünmeyecek ölçüde küçük olan yavruları belli bir boyuta ulaşması beslediklerini belirten Çakmak, şunlar söyledi: "Yavruları mezbahalardan aldığımız kanla besliyoruz. Bir ay arayla besliyoruz. 2-3 kez beslemeyle istenilen boyuta, yani tedavi için kullanılmaya uygun büyüklüğe ulaşıyor. Sülükler vücutta en sıcak yeri emmek isterler. O yüzden ilk ele aldığınızda parmak arasına yönelirler. Sülük, cilt hastalıklarında, varis, kangren, boyun ve bel fıtığı, göz hastalıkları gibi birçok rahatsızlığın tedavisinde uzman eşliğinde kullanılıyor. Birçok doktor tedavilerine sülüğü de ekledi. İyi sonuçlar aldıklarını duyuyoruz." Kadınlar cilt güzelliğini sülükte arıyor Son yıllarda yüz ve cilt bakımında kadınların sülükleri tercih etmeye başladığını vurgulayan Çakmak, "Sivilce tedavisinde sülük kullanılıyor. Yüz güzelliğinde yine uzman desteğiyle sülükle ilerleyenler var. Bu konuda Rusya’da sülüklerden cilt bakım kremleri yapıldı. Türkiye’de de yapılmaya ve kullanılmaya başlandı." dedi. Sülüklerin sadece pis kanı emmediğine dikkati çeken Çakmak, "Tek şifası pis kanı emmesi değil sadece pis kanı emmez, temiz kanı da emiyorlar. Sülüğün verdiği şifa kanı emmesiyle ilgili değil salgı ve enzimleriyle ilgili. Salgı ve enzimlerinde şifası sülüğün. Bu enzimleri kullanarak kremler yapılıyor." diye konuştu. Varisli hastalar başlarını döndürüyor Çakmak, sülüklerin varisli hastaları çok sevdiğini belirterek, "Varis görünce adeta başları dönüyor. Varisli hastadan çok hızlı kan emiyorlar. Kısa sürede sülük 2-3 katı büyüklüğe ulaşabiliyor." ifadesini kullandı. Bir hastada kullanılan sülüğü tekrar geldiğe yere doğaya bıraktıklarını dile getiren Çakmak, "Tekrar doğal ortamına salınması önemli. Zaten bilinçsiz toplayıcılıktan ve duyduğumuz kadarıyla kaçakçılıktan sayıları azaldı. Doğada, kendi ortamlarında üreyip çoğalmaları önemli" dedi.
Marmara Denizi’ne kıyı kentlerin Belediye Başkanlarına dalış çağrı
31 Ocak 2026 Cumartesi - 09:55 Marmara Denizi’ne kıyı kentlerin Belediye Başkanlarına dalış çağrı Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi’ni daha yakından tanımak, denizin umudu pina ve deniz çayırlarının direncine şahit olmak, verilen zararları yakından görmek için denize kıyı olan kentlerin belediye başkanlarını keşif dalışına davet etti. Sarı, yaptığı açıklamada, Marmara Denizi’nin, kurulan yanlış ilişkiye eklemlenen durağanlık ve iklim değişimine bağlı sıcaklık artışlarının tetiklemesiyle tekrar eden müsilaj sorunuyla karşı karşıya olduğunu belirtti. Deniz çayırları ve pinaların, deniz ekosisteminin anlaşılmasında bayrak türler olduğuna dikkati çeken Sarı, şunları kaydetti: "Deniz çayırları, 1 metrekare alanda günlük 10 litreden fazla oksijen üretiyor. Tropik ormanlardan kat kat fazla karbon tutuyor. Deniz canlılarına sığınak, barınak, üreme, beslenme ve saklanma alanı oluyor. Askıdaki katı parçacıkları çöktürerek kıyıların, plajların daha berrak olmasına hizmet ediyor. Marmara Denizi’nin kıyısal alanlarının yüzde 60’ından fazlası deniz çayırıyla kaplı. Pina ise deniz çayırlarıyla bütünleşik yaşarken saatte 6 litre deniz suyunu filtre ederek temizliyor. Yüzden fazla canlıyı kabukları üstünde barındırıyor. 2016 yılında İspanya kıyılarında başlayan bir salgın yüzünden Marmara dışında hemen hemen bütün Akdeniz’de pinalar topluca öldü. Marmara’daki pinalar yaşıyor. Yani Marmara Denizi pinalar için son sığınak. Her iki tür, müsilajsız Marmara için çabalıyor." Pina ve deniz çayırlarının, deniz ekosisteminin restorasyonu, müsilajsız günlere ulaşmanın temel aracı olarak görülmesi ve korunması gerektiğini vurgulayan Sarı, şöyle devam etti: "Kıyı dolguları, plaj temizliği adı altında söküm, kirlilik, tekne çapaları, yanlış balık avcılığı, yabancı istilacı türler ve sıcaklık artışları hem deniz çayırlarını hem pinaları tehdit ediyor. Yönettiğiniz kentlerin kıyısal alanındaki deniz çayırı ve pinaları korumak için harekete geçme zamanı. Pinalar ve deniz çayırları sizi denize davet ediyor. Sizleri deniz ekosistemini yakından görmek üzere keşif dalışına davet ediyorum. 29 Ocak’ta Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın ile Eskihisar’daki deniz çayırı ve pina alanına dalış yaptık. Deniz çayırlarını ve pinaları yerinde gördük, dokunduk. Şimdi yeniden ’Marmara Hepimizin’ deme zamanı."
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı denetimli serbestlik Müdürlüğü’nden eğitime destek
30 Ocak 2026 Cuma - 19:09 Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı denetimli serbestlik Müdürlüğü’nden eğitime destek Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından, kamu hizmeti kapsamında denetimli serbestlik yükümlüleri aracılığıyla eğitime destek amacıyla anlamlı bir çalışma gerçekleştirildi. Ara tatil döneminde, ihtiyaç sahibi okullar arasında yer alan Mehmet Akif Ersoy İlkokulu’nda bakım, onarım ve çevre düzenleme çalışmaları yapıldı. Çalışmalar kapsamında okulun sınıfları ve koridorlarında boya ve badana işlemleri gerçekleştirildi, eğitim alanları temizlenerek düzenlendi. Ayrıca okul bahçesi ve çevresinde çevre temizliği yapılarak öğrenciler için daha sağlıklı ve güvenli bir eğitim ortamı oluşturuldu. Temizlik ve bakım çalışmalarının tamamlanmasının ardından okulda bir program düzenlendi. Programa Denetimli Serbestlik’ten sorumlu Cumhuriyet Savcısı İbrahim Yakut, Bursa Denetimli Serbestlik Müdürü Cihat Çanak, Kestel İlçe Milli Eğitim Müdürü Ahmet Uzun, Kestel İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Ahmet Gültekin, Mehmet Akif Ersoy İlkokulu Müdürü Orhan Sargın ile Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nde hükümlülerden sorumlu Hayrettin Taş katıldı. Program kapsamında okulun sınıflarında ve koridorlarında yapılan boya, badana ve düzenleme çalışmaları yerinde değerlendirilirken, eğitime sağlanan katkının önemi vurgulandı. Programın ardından Cumhuriyet Savcısı İbrahim Yakut, okulda yürütülen boya, badana, bakım ve onarım faaliyetlerine ilişkin yerinde incelemelerde bulunarak yetkililerden bilgi aldı. Yapılan çalışmalardan duyulan memnuniyet üzerine, Kestel İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından programa katkı sunan görevlilere teşekkür belgesi takdim edildi. Ayrıca Mehmet Akif Ersoy İlkokulu’nda gerçekleştirilen temizlik, bakım ve onarım çalışmalarının Denetimli Serbestlik Müdürlüğü yükümlüleri tarafından kamu hizmeti kapsamında yapıldığına ilişkin bilgilendirici bir pano okul binasına asıldı. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nün, kamu kurumlarıyla iş birliği içerisinde toplumsal fayda odaklı çalışmalarını sürdüreceği bildirildi.
Kestel’in yeşil gücü Essen Fuarı’nda dünyaya açıldı
30 Ocak 2026 Cuma - 17:33 Kestel’in yeşil gücü Essen Fuarı’nda dünyaya açıldı Kestel Belediyesi ve ilçede faaliyet gösteren süs bitkileri üreticileri Almanya Essen Bahçecilik ve Süs Bitkileri Fuarı’na katıldı. 27-30 Ocak 2026 tarihleri arasında Almanya’nın Essen kentinde düzenlenen ve yeşil sektörün küresel buluşma noktası olarak kabul edilen fuarda; bitkiler, üretim teknolojileri, çiçekçilik ve bahçe aksesuarları alanlarında en yeni ürün ve hizmetler sergileniyor. İklim değişikliği ve sürdürülebilirlik temalarının öne çıktığı fuar, sahip olduğu geniş ürün yelpazesi ve yenilikçi yapısıyla sektörün en önemli ticaret platformları arasında yer alıyor. Kestel Belediyesi öncülüğünde, Kaymakamlık ve ilgili kurum temsilcilerinin katılımıyla açılan Kestel standında; ilçenin üretim gücü, emeği ve vizyonu uluslararası ziyaretçilerle buluşturuldu. Fuarda, Kestel’in süs bitkileri üretimindeki potansiyelini tanıtmak, yeni ihracat pazarlarına kapı aralamak ve üreticilerin dış pazarlara açılmasını desteklemek amacıyla yoğun temaslar gerçekleştirildi. Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol, Essen Fuarı’nın ilçeye sağladığı katkıya dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Essen Fuarı, süs bitkileri ve bahçecilik sektöründe dünyanın en önemli buluşma noktalarından biri. Kestel’imizin üretim gücünü, emeğini ve vizyonunu bu denli prestijli bir platformda temsil etmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bu fuar sayesinde üreticilerimiz yeni pazarlara ulaşma imkânı buluyor, ilçemizin ihracat potansiyeli her geçen gün daha da güçleniyor. Yerelden küresele uzanan bu yolculukta üreticilerimize öncülük etmek, onların dünyaya açılmasına katkı sunmak bizler için ayrı bir gurur kaynağı. Kestel Belediyesi olarak üretimi desteklemeye, ihracatı büyütmeye ve ilçemizin adını uluslararası alanda daha güçlü şekilde duyurmaya devam edeceğiz."