Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Bursa
Bursa’da 19 Mayıs’ta ulaşım ücretsiz
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:12:55
Bursa Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların tören ve kutlamalara kolaylıkla ulaşabilmesi amacıyla 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda kent içi toplu ulaşımın ücretsiz olacağını açıkladı. Bursa Büyükşehir Belediyesi, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda saat 23.59’a kadar BursaRay, tramvay ve tüm otobüslerde BursaKart kullanmak suretiyle ulaşımın ücretsiz olacağını açıkladı. Bursalıların Hüdavendigar Kent Parkı’ndaki etkinliklere rahatça ulaşabilmesi amacıyla da 19 Mayıs’ı 20 Mayıs’a bağlayan gece BursaRay seferleri gece 01.00’e kadar uzatıldı. 19 Mayıs Salı günü saat 12.00 ile 23.30 saatleri arasında Acemler-Hüdavendigar Kent Parkı arasında ücretsiz ring servisi olacak. Yine 19 Mayıs Salı günü saat 15.30’da BUÜ Yurtlar Bölgesi’nden Hüdavendigar 2 Kapısı’na gidiş, saat 23.30’da dönüş için ücretsiz ulaşım sağlanacak. Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan programlar, Hüdavendigar Kent Parkı’nda vatandaşlara unutulmaz anlar yaşatacak. 18 Mayıs Pazartesi günü ‘genç sahne’ programlarıyla başlayan etkinlikler, 19 Mayıs Salı günü de sabah saat 10.00’dan itibaren tüm hızıyla devam edecek. Retro oyun aktiviteleri, atölyeler, genç sahne etkinlikleri ve spor turnuvaları, her yaştan Bursalıyla buluşacak. Saat 21.00’da ise sevilen sanatçı Oğuzhan Koç sahne alarak 19 Mayıs coşkusunu zirveye çıkaracak.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:05
Orhaneli İlçe Tarım ve Orman Müdürü Kale, göreve başladı
Orhaneli İlçe Tarım ve Orman Müdürü Burhan Kale, göreve başladı. Bursa’dan önce 2013 yılında Aksaray Gülağaç İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde, 2013-2015 yılları arasında Yozgat ili Kadışehri İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde, 2015-2020 yılları arasında Yozgat ili Boğazlıyan ilçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde ziraat mühendisi olarak görev yapan Burhan Kale, 7 Mayıs 2026 tarihi itibariyle Orhaneli İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde asil müdür olarak göreve başladı. Burhan Kale evli ve 1 çocuk babasıdır.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 16:42
Şehit Piyade Er Hakan Söylemez Mahalle Parkı yenileniyor
Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından Osmangazi ilçesine bağlı Altınova Mahallesi’nde bulunan Şehit Piyade Er Hakan Söylemez Mahalle Parkı, baştan aşağıya yenileniyor. Şehre yeni yeşil ve sosyal alanlar kazandırmaya devam eden Bursa Büyükşehir Belediyesi, Osmangazi ilçesine bağlı Altınova Mahallesi’nde bulunan Şehit Piyade Er Hakan Söylemez Mahalle Parkı’nı daha modern ve işlevsel hale getiriyor. Park ve yeni görünüme kavuşuyor Bursa Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı Parklar ve Bahçeler Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, 6432 metrekare yeşil alana sahip parka; 2 adet çocuk oyun alanı, 1 adet fitness alanı, yürüyüş yolları, piknik alanları ve serbest oturma alanları kazandırılıyor. Aynı zamanda çocukların daha rahat, güvenli ve konforlu bir ortamda vakit geçirebilmeleri amacıyla özenle planlanan zemin düzenleme çalışmaları da titizlikle sürdürülüyor. Bunun yanı sıra sulama altyapısı, peyzaj düzenlemeleri ve modern aydınlatma çalışmalarıyla alanın daha estetik ve kullanışlı hale getirilmesi hedefleniyor.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 16:32
Diyabetli öğrencilere sensör desteği başvuruları uzatıldı
Bursa’da gençlerin daha iyi bir eğitim alabilmesi ve gelecek kaygısı yaşamaması için çalışmalarını sürdüren Bursa Büyükşehir Belediyesi, sosyal güvencesi bulunmayan Tip 1 diyabet hastası üniversite öğrencilerine yönelik ‘Şeker Sensörü Desteği’ başvurularını 12 Haziran’a kadar uzattı. Bursa Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı koordinesinde hayata geçirilen ‘Sürekli Glikoz Ölçüm Sensörü’ desteğiyle, üniversite de örgün eğitim gören 18 yaş üzerindeki Tip 1 diyabetli gençlerin, kan şekeri seviyelerini gün içerisinde anlık olarak takip edebilmesi hedefleniyor. Projenin 1 Mayıs’ta başlayan başvuru süreci 12 Haziran’a kadar uzatıldı. Destekten yararlanmak isteyen öğrencilerin Bursa’da ikamet etmesi, 18 yaşını doldurmuş olması, Tip 1 diyabet tanısına sahip bulunması ve üniversitelerin örgün eğitim programlarında aktif olarak öğrenim görmesi gerekiyor. Değerlendirme süreçlerinin ardından uygun bulunan öğrencilere sensör desteği sağlanacak. Başvurular için https://www.bursa.bel.tr/form/?form_id=b8b53cd277 adresi ziyaret edilebilir.
12 Aralık 2025 Cuma - 15:23
Bursa Şehir Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nde ilk bebek dünyaya geldi
Bursa Şehir Hastanesi bünyesinde 2024 yılı Aralık ayında hizmete giren Tüp Bebek Merkezi’nde ilk bebek doğumu gerçekleşti. Merkezin başarıyla tamamladığı doğum sonrası hem aile hem de sağlık çalışanları büyük mutluluk yaşadı. Bebeğin sağlıklı bir şekilde dünyaya geldiği ve annenin durumunun iyi olduğu bilgisini veren Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Op. Dr. Özlem Çaylan Canıtez, yaptığı açıklamada merkezin henüz ilk yılında böyle bir başarı elde etmesinin, ekip çalışmasının ve modern teknolojilerin doğru kullanımının bir sonucu olduğunu belirtti. İlk gebeliğin sağlıklı bir doğumla sonuçlanmasının kendileri için gurur kaynağı olduğunu dile getiren Canıtez, "Bakanlığımız desteğiyle tedavi sürecinde ileri embriyoloji teknikleri, titiz laboratuvar çalışmaları ve kişiye özel tedavi protokolleri kullandık. Hastamızın yumurta rezervi, rahim içi yapısı ve hormon profili detaylı şekilde değerlendirildi. Bu analizler sonucunda en uygun tedavi yöntemini belirleyerek kontrollü bir şekilde ilerledik. Embriyonun gelişim süreci boyunca son teknoloji inkübatörler ve embriyo izleme sistemleri kullandık. Transfer sonrası dönemi de yakından takip ettik ve bugün sağlıklı bir bebeği ailemize kavuşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz" şeklinde konuştu. Ortaya çıkan başarının sadece tıbbi bir sonuç değil, aynı zamanda hastayla kurulan güven ilişkisinin de bir yansıması olduğunu kaydeden Canıtez, Bursa Şehir Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nin bundan sonra da aynı hassasiyetle birçok aileye umut olmaya devam edeceğini sözlerine ekledi. 1 yılda 242 çifte tüp bebek tedavisi 1 yıldır faaliyet gösteren üremeye yardımcı tedavi merkezlerine yaklaşık 10 bin hastanın başvurduğuna dikkat çeken Embriyoloji Laboratuvar Sorumlusu Uzm. Dr. Nur Pınar Çimen ise, "Bu hastaların çocuk sahibi olabilmeleri için uygun tanı ve tedavi yöntemleri uygulanmıştır. 136 çifte aşılama tedavisi, 242 çifte tüp bebek tedavisi uygulanmıştır. Merkezimizin laboratuvarları çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin yanı sıra kanser hastalarının da üreme hücrelerini dondurmaktadır ve bu hastaların doğurganlıklarının korunmasına önemli bir hizmet vermektedir" dedi.
12 Aralık 2025 Cuma - 15:22
Osmangazi’de felsefenin ışığı insan haklarını aydınlattı
Osmangazi Belediyesi’nin Osmangazi Kent Konseyi ve Bursa Felsefe Kulübü iş birliği ile düzenlediği ‘Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları’ serisi, 2025-2026 döneminin ikinci buluşmasında düşünce dünyasının kapılarını araladı. Tarihin ve felsefenin harmanlandığı bu özel programda katılımcılar, ‘Niçin İnsan Hakları?’ sorusunun hatırlatmasıyla derin bir fikri yolculuğa çıktı. Tarihi dokusu ve atmosferiyle her etkinliğe ayrı bir anlam katan Şadırvanlı Han Kültür Merkezi, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nde anlamlı bir programa ev sahipliği yaptı. Her ay farklı konuların felsefi bakış ile uzmanlar tarafından değerlendirileceği Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları, ikinci buluşmasıyla birlikte hem akademisyenlerin hem de düşünce meraklılarının büyük beğenisini kazandı. Konferansın konuşmacısı Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Becermen, insan hakları kavramının tüm inceliklerini etkileyici bir anlatımla aktardı. İnsan haklarının yalnızca hukuki bir zemin değil, aynı zamanda insan olmanın en temel değerlerinden biri olduğunu belirten Becermen, sözlerinde şu ifadeleri kullandı; "İnsan hakları dediğimizde, aslında kavramın iki yönü olduğunu unutmamak gerekiyor. Bir tarafta insan var, diğer tarafta ise insanın hakları. Hak kavramı çoğu zaman hukukla ilişkilidir ama insan hakları hukukun tamamını değil, sadece belirli bir bölümünü ifade eder. Bu nedenle önce ‘insan’ kavramının kendisini düşünmek gerekir. İnsan deyince ne anlıyoruz? Felsefe tarihi boyunca bu soruya çok farklı yanıtlar verilmiş. Bugün sıradan birine ‘insan nedir?’ diye sorduğunuzda üç farklı cevap almanız mümkündür. Bu da insan kavramının ne kadar geniş ve çok yönlü olduğunu gösterir." Programın moderatörlüğünü üstlenen BUÜ Sistematik Felsefe Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ogün Ürek ise konuya dair yönlendirici sorularıyla oturumda yeni ufuklar açtı. Konuşmasına insan haklarının özünü hatırlatarak başlayan Ürek, "İnsan haklarını konuşurken arka planda duran iki temel değer bulunur. Bunlardan biri insana saygı, diğeri insan sevgisidir. İnsana saygı, uzun yıllardır üzerinde çalıştığım bir konu. Yüksek lisans tezimi de bunun üzerine hazırlamıştım. İnsan sevgisi ise insan haklarının temelini oluşturan en önemli ilkedir. Çoğu zaman fark etmiyoruz ama 11. ve 12. yüzyıl Anadolu’su, Avrupa Orta Çağ karanlığını yaşarken aslında adeta bir aydınlanma dönemiydi. Yunus Emre, Mevlana gibi isimler, insan sevgisini merkezine alan düşünceleriyle bu topraklara yön verdiler. Bu geleneğin insan hakları fikrine büyük katkısı olduğunu unutmamak gerekir. Bu vesileyle bu etkinliğe katkı sunan herkese yürekten teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Program sonunda Osmangazi Kent Konseyi Genel Sekreteri Sosyolog Mutlu Çınar, katılımcılara günün anısına teşekkür sertifikası takdiminde bulundu.
12 Aralık 2025 Cuma - 15:20
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Uçum: "Sistematik terör sona erdirilecek, terör örgütü fiilen ortadan kalkacak"
"Terörsüz Türkiye’ye geçiş süreci" adlı konferansta konuşan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, "Sistematik terör sona erdirilecek, terör örgütü fiilen ortadan kalkacak, kimlik istismarı üzerinden yapılan hukuk dışı faaliyetler sona erecek; siyaset üzerindeki terör, kültür alanları üzerindeki terör, din alanları üzerindeki terör tamamen ortadan kalkacaktır. Terörsüz Türkiye hedefi böyle bir projedir" dedi. Mudanya Üniversitesi’nin düzenlediği "Terörsüz Türkiye’ye geçiş süreci" adlı konferansın konuğu Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum oldu. Mudanya Üniversitesi’nde akademisyenler ve öğrencilerle bir araya gelerek Türkiye’nin Terörsüz Türkiye hedefine geçiş aşamasını ve sonrasında elde edeceği kazanımları aktaran Uçum, "Hakikaten bu tarihî bir fırsat; başarmanın eşiğindeyiz ve inanıyorum ki hep birlikte başaracağız" ifadelerini kullandı. "Terörsüz Türkiye arayışı son bir yılın özlemi değildir" Daha önce de Türkiye’yi terörden arındırma girişimleri olduğunu fakat başarısızlıkla sonuçlanan bu girişimlerden alınan derslerle Türkiye’nin tarihi bir fırsat eşiğinde olduğunu vurgulayan Uçum, "Terörsüz Türkiye’ye geçiş süreci, elbette meseleye yakın tarihler açısından bakanlar tarafından bu sürecin 1 Ekim 2024’te başladığı şeklinde değerlendirilebilir. Belki sembolik bir tarih vermek gerekirse, 1 Ekim 2024 bu sembolizm açısından güçlü bir tarihtir. Çünkü 1 Ekim 2024’te Cumhurbaşkanımız, Meclis’in yasama yılı açılışında devletin yeni paradigmasına ilişkin bir yaklaşım ortaya koydu ve Cumhurbaşkanımızın konuşmasından sonra Sayın Bahçeli, hakikaten Türkiye’nin zor dönemlerinde yüksek bir sorumluluk bilinciyle elini taşın altına koyarak çok önemli tutumlar aldı. 1 Ekim 2024’e bu anlamları verebilirsiniz. Ama terörsüz Türkiye özlemi, Terörsüz Türkiye arayışı son bir yılın ya da son 14 ayın arayışı değildir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetimlerinde özellikle yoğunlaşan "Türkiye’yi terörden arındırmak, Türkiye’yi terör riskinden kurtarmak" çabaları hep önde gelen gündem oldu. Önceki yönetimlerde de Türkiye’yi terörden arındırma konusunda birtakım girişimler olmuştu. 41 yıllık bir süreçten söz ediyoruz. Herkes bir şekilde Türkiye’yi terörden arındırmak, terör riskinden kurtarmak için bir çaba içerisine girmişti. Ama bu çabaların giderek yoğunlaştığı dönem, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın yönetimlerinde gerçekleşen girişimlerle ortaya çıktı" ifadelerini kullandı. "Terörsüz Türkiye ‘Kürt meselesinin’ çözümü olarak bağdaştırılmamalı" Terörsüz Türkiye hedefinin Kürt meselesi diye tabir edilen sorunun çözümü olarak düşünmenin doğru olmadığını, sistematik terörün fiilen sona erdirilmesi anlamına geldiği belirten Uçum, "Bu 14 aylık süreçte ne oldu, ne kazandık, bunları da değerlendirmek gerekiyor. Birincisi; devlet bu konuyu ele alınca, Cumhurbaşkanımızın ülke liderliğinde, Bahçeli’nin cesur kararı ve siyasi liderliğinde, Cumhur İttifakı’nın ve toplumun diğer kesimlerinin büyük desteğinde, DEM yönetiminin soğukkanlı, ölçülü ve yapıcı yaklaşımlarıyla sonuçta bir süreç yönetildi. Ama devlet bu konuyu ele alırken nasıl ele aldı, bunun altını çizmek istiyorum. Devlet, terörsüz Türkiye konusunu bir devlet inisiyatifi olarak başlattığında bunu bir "Kürt meselesi" olarak ele almadı. Bunun altını özellikle çizmek istiyorum. Bu tamamen sistematik terörün sona erdirilmesi, terör örgütünün fiilen ortadan kaldırılması, demokratik siyaset alanının açılması, demokratik siyaset üzerindeki terör vesayetinin kaldırılması konusu olarak ele alınmalıdır. Bu iki şeyin birbirine karıştırılmaması gerekiyor. Türkiye’de bir Kürt meselesi tartışması öteden beri hep oldu. Ama terörsüz Türkiye hedefine yönelik devlet politikası, Kürt meselesinin çözümüne yönelik bir devlet politikası olarak asla değerlendirilmemelidir. Çünkü Türkiye’de "Kürt meselesi" diye tarif edilen konu aslında geçmişe ait bir sorundur" şeklinde konuştu. "Terörsüz Türkiye hedefi, kimlik esaslı bir sorun üzerinden ele alınan bir konu değildir" Kimlik hakları üzerinden yapılan yorumları fikri sabotaj olarak değerlendirdiklerini kaydeden Uçum, "Türkiye’de geçmişte kötü pratiklerin yaşandığı, kimliğin reddine dayalı bazı uygulamaların olduğu dönemler artık geride kalmıştır. Elbette demokrasinin geliştirilmesi, genişletilmesi, ufuk reformları, yeni anayasa çerçevesinde toplumun tüm kesimlerine ilişkin çok daha önemli hak ve özgürlükler tarif edilebilir; mevcut hak ve özgürlükler geliştirilebilir. Bunlar artık Türkiye toplumunun tamamına ait konular olarak ele alınır ve değerlendirilir. Bunlar içerisinde elbette Kürt vatandaşlarımızın talepleri de bir kimlik esası üzerinden değil, bu toplumun yurttaşları olarak dikkate alınır. Demokrasi geliştirme meselesi, hukuksal reformlar yapma meselesi, hukuku güçlendirme meselesi ayrı bir mecradır; tüm Türkiye toplumuna, Türk milletinin tamamına aittir. Fakat terörsüz Türkiye hedefi, kimlik esaslı bir sorun üzerinden ele alınan bir konu değildir. Sistematik terör sona erdirilecek, terör örgütü fiilen ortadan kalkacak, kimlik istismarı üzerinden yapılan hukuk dışı faaliyetler sona erecek; siyaset üzerindeki terör, kültür alanları üzerindeki terör, din alanları üzerindeki terör tamamen ortadan kalkacaktır. Terörsüz Türkiye hedefi böyle bir projedir. Terörsüz Türkiye hedefini, Kürt sorununun çözümüne ilişkin bir proje gibi gösterip kimlik hakları üzerinden birtakım müzakereler yürütmeye çalışanlar bu işin nitelik farkını görmüyor ya da bilinçli olarak karıştırıyorlar. Terörsüz Türkiye hedefinin Kürt meselesiyle bu anlamda bir bağlantısı olmadığı için ve bugün dünyamızda geçmişte kaldığını söylediğimiz nitelikte bir Kürt meselesi olmadığı için terörsüz Türkiye hedefiyle Kürt vatandaşlarımızı özdeşleştirip onların demokratik taleplerini bir kimlik grubu üzerinden buraya bağlayan yaklaşımları riskli fikir manipülasyonları olarak görüyoruz. Hatta bunun üzerine yapılan yorumların sürece yönelik fikrî sabotajlar olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu. "Türkiye 14 aylık süreçte ciddi kazanım elde etti" Artık basın ve yayın organlarında şehit haberleri duyulmadığına dikkat çeken Uçum, "Şimdiye kadar geçen 14 aylık süreçte neler yapıldı, neler elde edildi diye baktığımızda, terör örgütünün kurucusu 27 Şubat’ta bir deklarasyon yayımladı. Bu 27 Şubat deklarasyonu şu içeriğe sahipti, birincisi, ayrılıkçı taleplerinden tümden vazgeçildiğini ortaya koyuyordu. "Ayrı bir ulus-devlet hedefimiz yok" diyordu. "Siyasi özerklik hedefimiz yok" diyordu. Kültürel realist diye tanımladığı "kültürel hesaplara dayalı birtakım taleplerimiz yok" diyordu ve ortaya koyan deklarasyonun içeriğinde, devletle ve toplumla bütünleşme yaklaşımı benimsendiğini ifade ediyordu. Dolayısıyla 52 yıllık bir terör örgütünün bizzat kurucusu, kendi örgütünün hem örgütsel olarak sona ermesi gerektiğini ilan etti hem de örgütün ideolojik-politik varlığına son verdi. 27 Şubat deklarasyonunun asıl anlamı budur. Münfesih terör örgütünün ideolojik-politik ve ontolojik varlığına son verilmesi ve pratik varlığının sona erdirilmesi kararıdır. Sonra 12 Mayıs’ta terör örgütü, kendisini feshettiğine ilişkin kongresini yaptı ve bu karar sonrasında silah bırakma süreçleri başladı. 11 Temmuz’da sembolik silah bırakma töreni yapıldı ve bu süreç hızlanarak devam ediyor. 52 yıldır Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en uzun süreli sistematik teröre dayanan hukuk dışı faaliyetlerin sona erdiği bir dönem yaşadık. Şükürler olsun demek lazım artık şehitlerimiz gelmiyor, insanlarımız ölmüyor. Doğu ve Güneydoğu şehirlerimizde umut arttı, Türkiye toplumunun tamamında umut arttı. Terörle kesintisiz mücadele devam etmesine rağmen terörle mücadelenin maliyeti çok azaldı. Türkiye bu 14 aylık süreçte ciddi bir kazanım elde etmiştir. Bunun da altını özellikle çizmek gerekir" dedi. TBMM’de kurulan komisyon tarihi görev yapıyor TBMM’de kurulan terörsüz Türkiye komisyonunun tarihi görev yaptığını belirterek hazırlayacağı raporun, TBMM geleceği için referans oluşturabileceğine dikkat çeken Uçum, "Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan komisyon, bence tarihî bir görev yapıyor. Komisyon 5 Ağustos’ta kurulduktan sonra yoğun bir dinleme faaliyeti gerçekleştirdi. Bu dinlemelerde 134 kişi ve kuruluş temsilcisi dinlendi. En son dinleme faaliyetini, komisyonu temsil eden üç milletvekilinden oluşan heyet yaptı; dinlemeler tamamlandıktan sonra da komisyon şu anda raporunu oluşturma aşamasına geçti. Bu komisyon, Meclis’te temsil edilen bir parti hariç bütün partileri bir araya getiren bir komisyon olmasıyla meşruiyeti son derece yüksek bir komisyon olmuştur. Hem siyasi meşruiyeti hem toplumsal meşruiyeti son derece yüksek bir komisyon olan bu yapı, terörsüz Türkiye hedefine yönelik Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iradesinin şartlarını hazırlamak bakımından çok ciddi bir misyona sahip olmuştur. Bu komisyonun aralık ayında görev süresi doluyor ve eğer isterse kendi kararıyla iki aylık sürelerle görev süresini uzatabilir. İhtiyaç duyarlarsa bunu da yapabilecek bir komisyondur. Ancak komisyonun hazırlayacağı raporun öngörüye göre üç bölümden oluşması beklenen bu raporun Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bundan sonraki yasama faaliyetleri açısından son derece önemli bir referans belgesi olması beklenmektedir. Ortaya çıkan sonuçlara bakıldığında, raporun ilk bölümünde dinlemelere ilişkin tespitlerin yer alabileceği; ikinci bölüm diyebileceğimiz bölümde geçiş sürecine ilişkin hukuksal düzenlemelere yönelik bir hukuk politikasının önerileceği; üçüncü bölümde ise demokrasiyi ilerletme, geliştirme ve hukuku güçlendirme tespitine uygun bir yaklaşım olacağı görüşü edinilmiştir. Dolayısıyla bu rapor, Türkiye Büyük Millet Meclisi açısından terörsüz Türkiye’ye geçişin şartlarını hukuken hazırlamak bakımından en temel referans belgelerinden biri olabilir. Bu da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, terörsüz Türkiye’ye geçişte devletin en önemli karar organı olarak çok önemli ve tarihi bir rol oynadığını ortaya koymaktadır" diye konuştu. Terörsüz Türkiye’ye geçiş aşaması nasıl olacak? Silah bırakan terör örgütü için hukuksal düzenleme yapılacağını anlatan Uçum, "Kamuoyunda, geçiş sürecinin terör örgütünün aktif ve destek unsurlarını kapsayan özel bir düzenleme olması konusunda da değerlendirmeler yapıldığını biliyoruz. Anayasaya göre aynı durumda olanlara aynı kurallar uygulanır; farklı durumda olanlara da farklı kurallar uygulanır. Eğer farklı durumda olanlara farklı kurallar uygularsanız, bu eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz. Geçiş sürecine ilişkin hukuk konusunda komisyonun geliştireceği hukuk politikası, kendisini feshetmiş terör örgütünün mensuplarıyla sınırlı bir düzenleme içerecektir. Bu da anayasanın eşitlik ilkesi açısından bir tartışma konusu oluşturmaz. Peki terör örgütü mensuplarının hepsine aynı statü tanımlanıp aynı şekilde mi düzenleme yapılmalıdır? Bu konuda edindiğimiz tecrübelere göre, farklı kategorilerde değerlendirmenin daha doğru olacağı yönünde bir yaklaşım bulunmaktadır. Dolayısıyla hiç suç işlememişler, hafif suç işlemişler, ağır suç işlemişler, üst düzey yöneticiler, sade üyeler gibi farklı kategoriler üzerinde hukuksal düzenlemeler gündeme gelebilir. Bunu, hukuk politikasını komisyon raporu hazırladığında göreceğiz. Türkiye’nin geçiş süreci adım adım ilerliyor. Şu an komisyonun rapor oluşturma aşamasındayız. Komisyon raporunu ay sonuna kadar oluşturursa, 2026’nın ilk ayları içerisinde geçiş sürecine ilişkin hukuki düzenlemeler de Meclis’in gündemine gelir. Bu hukuki düzenlemelerin yapılabilmesi için devletin yetkili kuruluşlarının açıkladığı, Cumhurbaşkanımızın da konuşmalarında perspektif olarak ortaya koyduğu, Meclis Başkanımızın da zaman zaman ifade ettiği üzere bu fesih sürecinin, silah bırakma sürecinin, örgütün sona erme sürecinin tam olarak gerçekleşmesinin pratik teyitlerine ihtiyaç vardır. Sürece baktığımızda, bu konuda ciddi ilerlemeler olduğu görülüyor. Mağaralar boşaltılıyor, silahlar toplanıyor ve sürecin daha da ilerleyeceği yönünde değerlendirmeler ve bilgiler paylaşılıyor. Dolayısıyla bu pratik teyit süreçleri nihai olarak tamamlanınca, bu yasal düzenlemelerin de en kısa sürede Meclisimiz tarafından kabul edileceği ve Cumhurbaşkanımız tarafından Resmî Gazetede yayımlanacağı öngörülebilir. Dikkat edilmesi gereken şudur, pratik teyitlerle ilgili bir takım aksamalar, geçiş sürecinin unsurları tarafından veya sürecin muhatapları tarafından yaşatılırsa, hukuk birleştirme süreci açısından bu bir probleme dönüşebilir. O nedenle oradaki unsurların da bu işin hukukunun oluşmasını istiyorlarsa süreci hızlandırma bakımından yüksek bir sorumluluk içinde hareket etmeleri beklenen durumlardan biridir" ifadelerini kullandı. "Başarmaya çok yakınız" Terörsüz Türkiye’nin çözüme kavuşmasıyla birlikte önemli kazanımlar elde edileceğini ifade eden Uçum, "Bu model hakikaten Türkiye’ye özgü bir modeldir. Türkiye bu modeli başardığında, çatışma çözümleri literatürüne çok büyük ve ciddi bir katkı yapmış olacaktır. Şu anda geldiğimiz nokta, değerli arkadaşlar, son derece umutlu olmamız gereken bir noktadır. Başarmanın eşiğine geldik, hakikaten bunu inanarak söylüyorum, başarmanın eşiğine geldik. Tabii ki bir takım fikrî sabotajlar, fiilî sabotajlar oluyor, istihbarat örgütlerinin bu süreci sabote etmek için hem dijital mecralarda hem sahadaki faaliyetlerde girişimlerde bulunduğu biliniyor. Türkiye bu sorunu çözerse Cumhuriyet’in bir yükseliş dönemi yaşayacağı herkes tarafından fark ediliyor. Dolayısıyla zorlukları olan bir süreç ama bu zorluklara rağmen çok ciddi bir mesafe kat ettiğimizi görüyorum. Çok iyi bir noktada olduğumuzu düşünüyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ülke liderliği ile Bahçeli’nin her daim gösterdiği cesur ve kararlı yaklaşımları, Meclis’in büyük bir kısmının ortaya koyduğu irade ve toplumun geniş desteğiyle bugünlere geldik. Terörsüz Türkiye hedefinde başarıya ulaşacağımızı gösteren umutlarımız artıyor. Hakikaten bu tarihî bir fırsat; başarmanın eşiğindeyiz ve inanıyorum ki hep birlikte başaracağız" dedi.
12 Aralık 2025 Cuma - 15:06
Nilüfer’de dirençli kent olma hedefinde bir adım daha atıldı
Nilüfer’de yaşanabilecek afetlere müdahale amacıyla kurulan, Nilüfer Belediyesi çalışanlarından oluşan Arama Kurtarma Gönüllü Ekibi, Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve AFAD yetkilileriyle ilk toplantısını gerçekleştirdi. Nilüfer Barış Meclisi’ndeki buluşma, ekibin doğru yöntemler ve güçlü bir kurumsal iş birliğiyle yola çıkmasını amaçladı. Nilüfer’i afetlere karşı daha dayanıklı hale getirmek ve afetlerde daha etkili müdahale için kurulan Nilüfer Belediyesi Arama Kurtarma Gönüllü Ekibi, ilk toplantısını yaptı. Nilüfer Barış Meclisi’nde düzenlenen toplantıya Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Bursa İl Afet ve Acil Durum (AFAD) Müdürü Mehmet Buldan ve AFAD yetkilileri, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları ve afet gönüllüleri katıldı. "Bilinçli ve dirençli bir kent olmak çok önemli" Toplantının açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, özellikle depremlerden sonraki birkaç gün büyük panik yaşandığını ve insanların ne yapacağını bilemediğini belirterek, "Bu nedenle bilinçli ve dirençli bir kent olmak çok önemli. Bizler de hazırlıklarımızı buna göre yapmak zorundayız" dedi. Deprem lojistik merkezi kurmak istediklerini de ifade eden Başkan Şadi Özdemir, afet sırasında yiyecek ve malzemelerin tek noktada ve nerede olduğunun bilincinde olmanın gerektiğini söyledi. Başkan Şadi Özdemir konuşmasında Nilüfer Belediyesi’nde gönüllülük esasıyla çalışanlardan oluşan bir ekip oluşturmaya çalıştıklarını ifade ederek, "Bizler çok dayanışmacı bir halkız. Dayanışma kültürü olduğu için çok memnunuz. Eğitimlerimizle, malzemelerimizle kurulacak ekibin her türlü yanında olacağız. Nilüfer’in 600 bine yakın nüfusu var. Bu nedenle arama kurtarma ekibinin kuvvetli olması gerekiyor" diye konuştu. "Nilüfer’in altyapısı sağlam" AFAD Bursa İl Müdürü Mehmet Buldan ise Nilüfer Belediyesi’nin ilçe afet ve acil durum yönetim merkezi oluşturduğunu hatırlatarak, afetlere hazırlık konusunda altyapısının sağlam olduğunu söyledi. Nilüfer Belediyesi’nin arama kurtarma ekibi kurmasının kendilerini memnun ettiğini belirten Buldan, "Nilüfer büyük nüfusa sahip bir ilçe. Kurumsal yapı içinde bir ekibin oluşması, standart yeterlilik eğitimlerinden geçmesi bizim için çok önemli. Bu yüzden özellikle teşekkür ediyorum. Ekibe baktığımda orta ve ağır seviye nitelikte bir ekip olacağını görüyorum. AFAD olarak her türlü eğitimde merkezlerimizi kullanabileceğimizi söylemek istiyorum. İyi ki varsınız" dedi.
12 Aralık 2025 Cuma - 15:04
Karacabey’de tek yön uygulaması başlıyor
Karacabey Belediyesi, İlçe Emniyet Müdürlüğü işbirliğiyle kent genelinde trafik akışını düzenlemek ve yaya güvenliğini artırmak hedefiyle tek yön uygulamasını hayata geçiriyor. İlk etapta belirli cadde ve sokaklarda başlayacak düzenlemenin, Ocak ayı içinde devreye alınarak ilçenin önemli bir bölümünde kademeli şekilde genişletilmesi planlanıyor. Yeni sistemle, dar sokaklardaki sıkışıklığın azaltılması ve şehir içi ulaşımın daha akıcı hale getirilmesi hedefleniyor. Karacabey Belediyesi, kent içi ulaşımda düzeni artırmak ve trafik güvenliğini üst seviyeye çıkarmak amacıyla önemli bir uygulamayı hayata geçiriyor. İlçe Emniyet Müdürlüğü işbirliğinde yürütülen çalışma kapsamında, belirlenen bölgelerde tek yön trafik akışı sistemine geçilerek hem araç hareketliliğinin rahatlatılması hem de yaya güvenliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Belediye ekipleri ile İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube Amirliği’nin ortak değerlendirmeleri doğrultusunda hazırlanan planlamada, ilk etapta Sırabademler Mahallesi 14 Eylül Caddesi, Sırabademler Mahallesi 137 ve 84 Sokak, Tavşanlı Mahallesi Şehit Kemal Köse Sokak, Drama Mahallesi Mustafa Çorlu Sokak ve Gazi Mahallesi İsmail Hakkı Bilgin Caddesi’nde tek yön uygulaması başlatılacak. Uygulamanın ardından trafik yoğunluğunun azaldığı, geçişlerin daha düzenli hale geldiği gözlemlendikçe sistem ilçe genelinin büyük bir bölümünde yaygınlaştırılacak. Sahada detaylı inceleme Başlatılacak yeni düzenlemenin ilk adımı kapsamında, Belediye Başkan Yardımcısı İlyas Aksoy, Zabıta Müdürü Murat Kuşaklı ve İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube Amirliği’nden polis memuru Ahmet Mutlu ile birlikte tek yön uygulamasına geçilecek cadde ve sokaklarda incelemelerde bulundu. Ekipler, bölgede araç yoğunluğu, parklanma düzeni, yaya geçiş alanları ve trafik güvenliğini etkileyen unsurlar üzerinde değerlendirmeler yaptı. Bursa Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Şube Müdürlüğü’nden (UKOME) çıkacak karar sonrası Ocak ayı içinde hayata geçmesi planlanan tek yön trafik uygulamasının özellikle dar sokaklarda karşılıklı araç geçişinden kaynaklanan sıkışıklığı ortadan kaldırması, park düzenini kolaylaştırması ve yayalar için daha güvenli bir ortam sunması bekleniyor. "Karacabey’in trafik yükünü azaltmayı hedefliyoruz" Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Belediye Başkan Yardımcısı İlyas Aksoy, uygulamanın ilçenin uzun vadeli ulaşım planının önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Aksoy, "Belediye Başkanımız Fatih Karabatı’nın talimatları doğrultusunda hareket ediyoruz. Amacımız, Karacabey’de özellikle son yıllarda artan araç trafiğini daha kontrollü ve akıcı hale getirmek. Bu kapsamda Emniyet Müdürlüğümüzle birlikte sahada kapsamlı bir çalışma yürütüyoruz. Tek yön trafiğe geçilecek bölgelerde yerinde incelemeler yaparak düzenlemeyi en doğru biçimde hayata geçirmek istiyoruz. Uygulamanın tamamlanmasıyla birlikte araç yoğunluğunun azaldığını, kavşaklarda bekleme sürelerinin kısaldığını ve yaya güvenliğinin belirgin şekilde arttığını hep birlikte göreceğiz" ifadelerine yer verdi. Başkan Aksoy, uygulama sürecinde vatandaşların görüş ve önerilerine de açık olduklarını belirterek düzenlemenin ihtiyaçlara göre aşamalı şekilde şekillendirileceğini ifade etti. Belediye yetkilileri, ilk sokaktaki uygulamanın ardından elde edilen sonuçların değerlendirileceğini ve kent merkezinin önemli bir bölümünde tek yön sistemine geçilmesi için hazırlıkların sürdüğünü açıkladı. Yeni trafik düzenlemesine ilişkin bilgilendirme tabelaları, yönlendirme işaretleri ve uyarıcı levhalar da uygulamayla eş zamanlı olarak yerleştirilecek. Karacabey Belediyesi, yeni trafik planlamasıyla birlikte daha güvenli, daha akıcı ve daha düzenli bir şehir içi ulaşım hedefini adım adım hayata geçirmeyi hedefliyor.
12 Aralık 2025 Cuma - 15:02
Başkan Yılmaz’dan komşu ziyareti
Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Kurtuluş Caddesi ve Yıldırım Mahalle Muhtarlığını ziyaret ederek, esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi. Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, mahalle ve esnaf ziyaretlerine ara vermeden devam ediyor. Saha çalışmaları kapsamında Kurtuluş Caddesi’ni ziyaret eden Başkan Yılmaz, esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi. Caddedeki dükkanları tek tek gezerek esnafa ‘hayırlı işler’ dileyen Başkan Yılmaz, vatandaşlarla da sohbet edip, taleplerini dinledi. Esnaf ve vatandaş ziyaretinin ardından ise Yıldırım Mahalle Muhtarlığı’na geçen Başkan Yılmaz, Muhtar Filiz Senal’la görüşüp mahallenin ihtiyaç ve talepleriyle ilgili bilgi aldı. Talepleri dinliyoruz Mahalle ve esnaf ziyaretlerinin, sorunların yerinde tespiti ve hizmet önceliklerinin belirlenmesi için önemli olduğunu belirte Başkan Yılmaz, "Göreve geldiğimiz günden bu yana Yıldırım’ın sorunlarını çözmek ve daha yaşanılabilir bir kent oluşturmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Hizmet üretirken, proje geliştirirken, yatırım yaparken hemşehrilerimizin talep, ihtiyaç ve beklentilerine göre bir yol haritası oluşturuyoruz. Bunun için sık sık ekip arkadaşlarımızla birlikte mahalle ziyaretleri gerçekleştiriyor ve vatandaşlarımızla, esnafımızla buluşuyoruz. Talepleri dinleyip, ihtiyaçları yerinde görüyoruz. Bundan sonra da mahallelerimizi ziyaret ederek, hemşehrilerimizle buluşmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
12 Aralık 2025 Cuma - 14:50
Enerjini geleceğe taşı projesi, 500’ü aşkın okulda enerji farkındalığı oluşturdu
Uludağ Enerji, çocuklara erken yaşta enerji tasarrufu bilinci kazandırmayı amaçlayan "Enerjini Geleceğe Taşı" projesini Bursa’da gerçekleştirdi. Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer’in katılımıyla Sakarya Ortaokulu ile Hürriyet Ticaret ve Sanayi Odası İlkokulu’nda düzenlenen etkinliklerle çocuklar hem eğlendi hem öğrendi. Proje bugüne kadar 520 okulda 41 binin üzerinde öğrenciye doğrudan ulaşarak güçlü bir toplumsal farkındalık oluşturdu. Ülkemizin dört bir yanında enerjiyi güvenle ulaştıran, geleceği teknoloji ve verimlilikle şekillendiren Uludağ Enerji, 2018 yılından bu yana yürüttüğü "Enerjini Geleceğe Taşı" projesiyle çocuklara erken yaşta enerji tasarrufu bilinci kazandırmayı sürdürüyor. Bu kapsamda Sakarya Ortaokulu ile Bursa Hürriyet Ticaret ve Sanayi Odası İlkokulu’nda düzenlenen son uygulama; Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer ve Uludağ Enerji Grubu CEO’su Sinan Öktem’in katılımıyla gerçekleşti. Öğrenciler Karagöz Gölge Oyunu aracılığıyla enerjinin doğru kullanımını eğlenceli hikayeler üzerinden öğrenirken, VR gözlüklerle 100 yıl sonrasına yapılan sanal yolculukta bilinçli ve bilinçsiz enerji kullanımının geleceğe etkilerini birebir deneyimledi. "Proje şimdiye kadar 41 binden fazla öğrenciye ulaştı" 2018 yılından bu yana devam eden projenin detaylarına ilişkin açıklamalarda bulunan Uludağ Enerji Grubu CEO’su Sinan Öktem, "Başladığımız günden bugüne kadar 520 okulda 41 binin üzerinde öğrencimize eriştik.Projenin temel amacı öğrencilere enerji tasarruf ve güvenliğini geleneksel ve modern yöntemlerle aktarmak. Karagöz Gölge Oyunu ile geleneksel yöntemler kullanılırken, VR Teknolojisi ile ise enerji tasarruflu ve tasarruf yapılmayan bir dünya senaryoları sanal gerçeklikle gösteriliyor.Ayrıca Uludağ Üniversitesi ile de proje partnerliği yapıyoruz. Üniversite öğrencileri gün boyunca çocuklarla sıcak bir bağ kurarak animasyon karakterleri, yüz boyama ve çeşitli etkinliklerle keyifli anlar yaşattılar.Grup olarak enerjiyi verimli kullanan ve çevreye duyarlı nesiller yetişmesine katkı sağlayarak; daha temiz, daha yaşanabilir ve sürdürülebilir bir gelecek için kalıcı fayda üretmeyi hedefliyoruz. Protokol kapsamında Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile iş birliği yapıyoruz, kendilerine destekleri için teşekkür ederiz" diye konuştu. İş birliğinin ev sahipliği konuşmasını yapan Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer ise, "Bizler için en kıymetli olan; öğrencilerimizin doğru bilgiyle, doğru alışkanlıklarla, doğru yönlendirmelerle yetişmesidir. Enerji tasarrufu bilinci, enerji güvenliği farkındalığı ve sürdürülebilir yaşam kültürü, artık yalnızca belirli alanlara yönelik değil; tüm toplumun ortak sorumluluğu hâline gelmiştir. Uludağ Enerji tarafından yürütülen Enerjini Geleceğe Taşı projesi, VR gözlük ortamında sunulan enerji tasarrufu ve güvenliği eğitimleri, yine çocuklarımızı hem eğlendiren hem bilinçlendiren Karagöz Gölge Oyunu, sanatla öğrenmeyi buluşturan resim yarışmaları, ortaokul öğrencileri için hazırlanan Enerji Timi sunumları; 16 okulda uygulanmış ve kısa sürede çok güçlü bir etki oluşturmuştur. Bu çalışmaların bugün burada daha geniş bir planlama ve iş birliği anlayışıyla devam edecek olması bizi ayrıca sevindirmektedir. Geleceğimizin mimarı olan çocuklarımız için daha güçlü, daha nitelikli, daha bilinçli yaşam ortamlarını birlikte inşa etmenin kararlılığını ortaya koyduğumuz bu iş birliğinin Bursa eğitimine, öğrencilerimize, öğretmenlerimize ve tüm paydaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Enerjini geleceğe taşı projesi Uludağ Enerji’nin Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Yalova’da yürüttüğü Enerjini Geleceğe Taşı Projesi; VR tabanlı senaryolar, geleneksel Karagöz Gölge Oyunu, interaktif atölyeler ve enerjiyle ilgili eğitim kitaplarıyla bütüncül bir öğrenme deneyimi sunuyor. VR gözlüklerle öğrenciler, tasarruf yapılan ve yapılmayan iki farklı geleceği karşılaştırarak enerjinin sorumlu kullanımının etkilerini somut biçimde görüyor. Gölge oyunu bölümü ise çocuklara ev içinde uygulayabilecekleri küçük ama etkili tasarruf davranışlarını eğlenceyle öğretiyor. Program sonunda dağıtılan Enerjik Tatil Boyama ve Etkinlik ile Geleceğin Enerjisi kitapları, yenilenebilir enerji kaynaklarını oyun, görsel uygulama ve basit deneylerle anlatıyor; böylece projenin etkisi sınıf ortamından eve taşarak kalıcı bir farkındalığa dönüştürüyor.
12 Aralık 2025 Cuma - 12:59
307 kilometre hızı görüp kendisini çekti, jandarma enseledi
Bursa’da aşırı hız yaptığı görüntüleri sosyal medyada paylaşan sürücü, jandarma ekipleri tarafından tespit edilerek hakkında idari işlem uygulandı. Olay, Gebze-Orhangazi-İzmir O5 Otoyolu’nda yaşandı. Otoyol Jandarma Komutanlığı ekipleri, sürücünün sosyal medya hesaplarında 307 kilometre hız yaptığı ihlal görüntülerini incelemeye aldı. Yapılan çalışma sonucunda sürücünün kimliği kısa sürede belirlendi. Sürücüye, 9 bin 200 lira idari yaptırım uygulandı. Bursa İl Jandarma Komutanlığı, trafik güvenliğini tehlikeye atan her türlü eylemle mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini belirterek vatandaşlara trafik kurallarına uyma çağrısında bulundu.
12 Aralık 2025 Cuma - 12:35
Otobüsü satırla bastı
Bursa’nın Nilüfer ilçesinde otobüste tartışmaya başlayan tartışma kavgaya dönünce, taraflardan biri otobüsü satırla bastı. Korku dolu anlar kameraya yaşadı
12 Aralık 2025 Cuma - 10:10
Hukuk öğrencisinin inanılmaz vurgunu "TOKİ" başvurusu adı altında 1 milyon dolandırdı
Bursa’da 20 yaşındaki hukuk öğrencisi E.A., sahte TOKİ sitesiyle vatandaşları dolandırıp mağdurlarla dalga geçerek "Uykum geldi, gidin polise şikâyet edin" derken; bir yandan da arkadaşına "Onlar ev sahibi olmak için başvuru yapıyor, ben onların parasıyla ev sahibi oluyorum" şeklinde konuşunca devreye giren siber polis, genç kızı 10 günlük takip sonrası operasyonla kıskıvrak yakaladı. Olayla ilgili 53 kişi resmi müracaatta bulundu.
12 Aralık 2025 Cuma - 10:09
Bin yıllık yemek kültürünü 400 yıllık hana taşıdılar
Bursa’nın Büyükorhan ilçesinde yaklaşık 400 yıl önce yapıldığı tahmin edilen Tahıl Hanı’nda yıllardır yapılan kavurmanın yanına tarihinde ilk kez cağ döner de geldi. Bursa’nın dağ ilçelerinden olan 10 binden fazla nüfusa sahip Büyükorhan’da yüzyıllardır süregelen "Cuma Pazarı", canlı hayvan pazarı ve Tahıl Hanı’yla bölgenin ticaret merkezi olarak faaliyet gösteriyor. Canlı hayvan pazarına hayvanlarını ve hububatlarını satmak için getirenlerin ya da almak için gelenlerin buluştuğu Cuma Pazarı, yıllarca kavurma lokantalarıyla hizmet verdi. Bugün de odun ateşinde kuzu ve oğlak eti kavurması yaparak geleneğin yaşatıldığı ahşap Tahıl Hanı’na gelenler, bölgenin merasında yetişen hayvanların doğal etiyle yapılan yemeklerden yeme imkanı bulabiliyor. Lokantalarda yıllardır kuzu etinden kavurma ve ciğer tüketiliyor. Büyükorhan’da hayvancılık yapan bir aile, farklı olması için Tahıl Hanı’nda ilk kez cağ döner yapmaya başladı. Kıpçak Türklerine ait bin yıllık bir kültür olan cağ kebabı, dağ yöresinde yetiştirilen merada beslenen kuzuların etlerinden yapılarak servis ediliyor. Handa bulunan 8 lokantadan birinin sahibi Ali Özkan, uzun yıllardır bu handa hububattan canlı hayvana birçok ürünün alınıp satıldığını tüccarların uğrak yeri olduğunu belirterek, "Buraya gelenler karınlarını doyursun diye yemek hizmeti de sunulmuş. Saç kavurma, güveç, köfte ızgara yapılıyor. Hepsi küçükbaş hayvan etinden pişiriliyor." dedi. Şap etkiledi müşterileri azaldı Hayvancılık yaptıklarını ve kendi küçükbaş hayvanlarının etinden kavurma yaptıklarını anlatan Özkan, "Burası bir kültürün adresi. Uzun yıllardır devam eden geleneği ayakta tutuyoruz. Şap hastalığı nedeniyle hayvan pazarı kapatılınca müşterimiz azaldı ancak normalde burada adım atacak yer olmazdı. Sadece turist ağırlıyoruz, hayvan alım satımına gelen olmayınca eski yoğunluk kalmadı burada" diye konuştu. Pazara gelenlerin önemli bölümünün kuzu kavurmayı övdüğünü bazılarının ise porsiyonun azlığından şikayet ettiğini dile getiren Özkan, "Çay tabağında porsiyonlar olduğunu söyleyenler oldu. Metal düz tabak olduğundan öyle geliyor ama tabağa döktüğümüzde porsiyonun miktarı daha net ortaya çıkıyor. Yani az değil porsiyonlarımız doyurucu" ifadesini kullandı. 40 yıllık ustayla bin yıllık kültürü getirdiler Küçükbaş hayvan yetiştiricisi ve handa lokanta sahibi İsmail Kutlu ise yaklaşık 400 yıllık tarihi handa farklı bir yemek sunmak istediklerini belirterek, Yusufeli’nden 40 yıllık cağ döner ustası getirdiklerini anlattı. Cağ kebapta kendi yetiştirdikleri kuzuların etlerini kullandıklarını dile getiren Kuzu, şunları söyledi: "Ağır kış şartları oluşmadığı sürece yem kullanmayız hayvanlarımızda. Hepsi dağda, bayırda, merada beslenir. Kekik, nane, ot ne bulurlarsa doğal beslenirler. O yüzden etimizin lezzetinde de iddialıyız; hem doğal hem organiktir. Bu han yüzlerce yıllık bir kültürü temsil ediyor. Biz de buraya ünü yurt dışına taşmış cağ kebabı getirdik. Farklı olunca ilgi de görüyoruz. Şap nedeniyle kapatılan pazar açılsa daha güzel olacak işlerimiz."
12 Aralık 2025 Cuma - 10:01
Sürekli susama ve yorgunluk diyabet habercisi olabilir
Diyabetin sinsi başlangıç gösterdiğine dikkat çeken İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Eşenli, "Sürekli susama, sık idrara çıkma, yorgunluk ve yaraların geç iyileşmesi çoğu zaman önemsenmiyor. Oysa bunlar diyabetin erken sinyalleridir. Erken tanı, komplikasyonların önlenmesinde büyük rol oynar. Diyabet yalnızca kan şekeri yüksekliği değildir, tedavi edilmediğinde tüm organları etkileyebilen ciddi bir metabolik hastalıktır" dedi. VM Medical Park Bursa Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Eşenli, toplumda giderek yaygınlaşan diyabet hastalığının erken dönemde çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini söyleyerek önemli uyarılarda bulundu. Uzm. Dr. Eşenli, "Diyabet yalnızca kan şekeri yüksekliği değildir, tedavi edilmediğinde tüm organları etkileyebilen ciddi bir metabolik hastalıktır" şeklinde konuştu. "Belirtilerin hafifliği teşhisi geciktirebiliyor" Diyabetin sinsi başlangıç gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Eşenli, "Sürekli susama, sık idrara çıkma, yorgunluk ve yaraların geç iyileşmesi çoğu zaman önemsenmiyor. Oysa bunlar diyabetin erken sinyalleridir. Erken tanı, komplikasyonların önlenmesinde büyük rol oynar" şeklinde konuştu. "Diyabetin iki farklı tipi olsa da sonuçları benzerdir" Diyabetin Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere iki temel formda görüldüğünü dile getiren Uzm. Dr. Eşenli, "Tip 1 diyabet genellikle çocukluk döneminde başlar ve insülin eksikliği sonucu ortaya çıkar. Tip 2 diyabet ise yetişkinlerde daha sık görülür ve insülin direnciyle ilişkilidir. Her iki durumda da kontrolsüz kan şekeri kalp, böbrek, göz ve sinir sistemi üzerinde kalıcı hasarlara yol açabilir" dedi. "Tip 1 diyabet yaşam boyu insülin gerektirir" Tip 1 diyabetin ani başlangıç gösterebileceğini vurgulayan Eşenli, hızlı kilo kaybı, sık idrara çıkma ve ağızda aseton kokusunun önemli belirtiler arasında yer aldığını belirterek, "Tedavinin temeli insülindir. Bilinçli beslenme ve düzenli aktiviteyle hastalar güvenle yaşamlarını sürdürebilir" ifadelerini kullandı. "Tip 2 diyabet doğru alışkanlıklarla kontrol edilebilir" Tip 2 diyabetin günümüzde en sık görülen diyabet türü olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Eşenli, "Fazla kilo, hareketsiz yaşam ve düzensiz beslenme temel risk faktörleridir. Diyet, egzersiz ve ilaç tedavileriyle kan şekeri kontrol altına alınabilir" dedi. "Diyabet tüm vücudu etkileyebilir" Diyabetin uzun dönemde çoklu organ hasarına yol açabileceğini hatırlatan Eşenli, "Kalp damar hastalıkları, böbrek yetmezliği ve sinir hasarı en sık karşılaşılan komplikasyonlardır. Düzenli takip ve kişiye özel tedavi bu nedenle kritik öneme sahiptir" dedi. "Doğru yönetimle diyabetle sağlıklı bir yaşam mümkündür" Diyabet tanısının kişilerde hayatın olağan akışını bozmak zorunda olmadığını söyleyen Uzm. Dr. Halil Eşenli, "Kan şekeri doğru kontrol edildiğinde bireyler sağlıklı bir yaşam sürdürebilir. En güçlü savunma, bilinçli hareket etmek ve hekim önerilerine uymaktır" diyerek sözlerini tamamladı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder