Yerel Haberler
Bursa
BTÜ konut ve zeminin deprem riskini önceden gösteren sistem geliştirdi
04 Şubat 2026 Çarşamba - 11:58 BTÜ konut ve zeminin deprem riskini önceden gösteren sistem geliştirdi Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) bilim insanlarının geliştirdiği yazılım sayesinde, zemin sıvılaşması bulunan bölgeler ile binaların risk durumu, yapım yılı ve depreme karşı dayanıklılığına dair bilgilere ulaşılabilecek. Yaklaşık 3 yıllık bilimsel çalışmalar sonucunda geliştirilen sistem sayesinde vatandaşlar, tek tuşla bulunduğu ev veya iş yerinin durumunu öğrenebilecek. BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eyübhan Avcı ve 15 kişilik ekibi Bursa’nın depremselliği konusunda yıkıma neden olabilecek zemin sıvılaşmasıyla ilgili yeni bir proje geliştirdi. Araştırma ekibi, saha çalışmaları sırasında, Bursa’nın depremselliğini, zemin sıvılaşması olan bölgeleri, üstyapı (bina) risk analizi, yumuşak zemin etkisi, yerleşim bölgesindeki yer altı su seviyesi, mevcut binanın yapım yılı, binanın fay hattına uzaklığı ve depreme dayanıklılığı gibi verileri tek bir portalda topladı. Yaklaşık 3 yıllık bilimsel çalışmalar sonucunda geliştirilen sistem sayesinde vatandaşlar, tek tuşla bulunduğu ev veya iş yerinin durumunu öğrenebilecek, bina yapılacak parsellerdeki zemin bilgilerini sorgulayabilecek. Sistem ücretsiz hizmet veriyor Şu an için Bursa’nın Yıldırım ilçesindeki bazı mahallelerde aktif olan, "www.depremzeminsorgulama.com" adresinden ulaşılabilen sistem, ücretsiz hizmet veriyor. BTÜ akademisyenlerinin geliştirdiği bu sistemin, Bursa’nın tamamı ve diğer illerde de yapılacak çalışmaların ardından sisteme yüklenecek raporlamayla Türkiye geneline yayılması hedefleniyor. "Kamu kurumlarına bir yol haritası olacak" Projenin yürütücüsü Prof. Dr. Eyübhan Avcı, sistemin Yıldırım ilçesinin bazı mahallelerinde pilot uygulamasının tamamlandığını belirterek, Kahramanmaraş merkezli depremlerde hasar gören ve yıkılan 3 binden fazla binayı incelediklerini söyledi. Buradan farklı zemin türlerinden elde edilen verilerle Bursa’nın risk haritasını oluşturmaya başladıklarını ifade eden Prof. Dr. Avcı, geliştirilen yazılımın kamu kurumları ve vatandaşların erişimine açık şekilde tasarlandığını vurguladı. Prof. Dr. Avcı, yazılım sayesinde zemin sıvılaşması, heyelan riski ve binaların depremde alabileceği hasar durumuna ilişkin net veriler sunulduğunu, bu sayede özellikle belediyelerin ruhsat ve planlama süreçlerinde sağlıklı kararlar alabileceğini kaydetti. Konut satın almak isteyenler binanın risk analizini görebilecek Mahalle, ada ve parsel bazında sorgulama yapılabilen sistemle konut satın almak veya kiralamak isteyenlerin bina ve zemin bilgilerine kolayca ulaşabileceğini belirten Prof. Dr. Eyübhan Avcı, yazılımda zemin özellikleri, sıvılaşma durumu, yer altı su seviyesi, fay hatlarına yakınlık ile binanın yapım yılı, kat sayısı ve taşıyıcı sistemine ilişkin bilgilerin görüntülenebildiğini söyledi. Avcı, riskli alanlar için zemin etüdü ve deprem performans analizi gibi önerilerin de sunulacağını, tüm verilerin raporlanarak vatandaşların depreme dayanıklı binaları tercih etmelerine imkân sağlanacağını ifade etti. Türkiye’de yapılmış tek çalışma Bugüne kadar 3 binin üzerinde zemin etüdü bilgisi topladıklarını bildiren Avcı, sözlerini şöyle tamamladı: "Bursa’nın tamamının haritalandırılmasının ardından talep gelen illerin de risk haritasını çıkaracağız. Bu, Türkiye’de yapılmış tek çalışma. Bu yüzden oldukça önem arz ediyor. Bir an önce depreme uyumlu hale gelmemiz lazım. Vatandaşlarımızla, devletle bir arada olup önce mevcut durumu görmemiz gerekiyor. Ondan sonra da bir an önce yol haritası çizmemiz lazım. Bunun için de devlet ve vatandaşlarımız el birliği içinde hızlı bir şekilde dönüşüme gitmemiz lazım." Rektör Çağlar: "Bilimsel birikimimizi toplumsal faydaya dönüştürüyoruz" BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, "şehirle ve toplumla bütünleşen üniversite" vizyonu doğrultusunda geliştirilen bu tür projelerin, bilginin doğrudan toplumsal faydaya dönüşmesinin en somut örneklerinden biri olduğunu vurguladı. Geliştirilen yazılımın, vatandaşların yaşadıkları binaların ve zeminlerin deprem riskini kolayca öğrenmesine imkân tanıyarak bilinçli kararlar almalarına katkı sağladığını belirten Rektör Prof. Dr. Çağlar, "BTÜ olarak yalnızca akademik üretimle değil, şehirlerimizin ve insanımızın güvenliğine dokunan çalışmalarla da sorumluluk alıyoruz. Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından depreme dayanıklı yapılar, zemin güvenliği ve afet risklerinin azaltılmasına yönelik birçok proje geliştirdik ve geliştirmeye devam ediyoruz. Bilimsel bilgiyle şehirlerimizi daha güvenli hale getirmek, üniversitemizin temel öncelikleri arasında yer alıyor" ifadelerini kullandı.
Nilüfer’de "Engelsiz Oyun Parkı" için iş birliği protokolü imzalandı
04 Şubat 2026 Çarşamba - 11:58 Nilüfer’de "Engelsiz Oyun Parkı" için iş birliği protokolü imzalandı Bursa’nın Nilüfer ilçesinde 4-18 yaş arası özel bireylerin ailelerinden bağımsız vakit geçirebileceği "Engelsiz Oyun Parkı" yapımı için iş birliği protokolü imzaladı. Türkiye’de kapalı alandaki ilk olma özelliğini taşıyacak ’Engelsiz Oyun Parkı’nın bir yıl içinde tamamlanması planlanıyor. Nilüfer Belediyesi ile Bursa Yıldırım Bayezid Rotary Kulübü, 4-18 yaş arası özel bireylerin ailelerinden bağımsız vakit geçirebileceği "Engelsiz Oyun Parkı" yapımı için iş birliği protokolü imzaladı. Halk Evi Başkanlık Makamı’ndaki törene Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Başkan Yardımcısı Okan Şahin, Yıldırım Bayezid Rotary Kulübü Başkanı Ayşe Gavas ve yönetim kurulu üyeleri katıldı. Protokol kapsamında, Bizim Ev Engelliler Sosyal Yaşam Destek Merkezi binasında yer alacak Engelsiz Oyun Parkı’nda 4-18 yaş aralığındaki özel çocuklar, engel durumundan bağımsız olarak aynı ortamda, eşit fırsatlarda oyun oynayabilecek, gelişimlerine destek sağlanacak. Aynı zamanda aile bireyleri, çocuklarını güvenli bir ortama emanet ederek kendilerine bağımsız zaman oluşturma fırsatı bulacaklar. Protokol töreninde konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer’in bir dayanışma kenti olduğunu ve bu yolla çok güzel işlerin başarıldığını söyledi. Engelsiz Oyun Parkı projesi için bağışçı Bursa Yıldırım Bayezid Rotary Kulübü’ne teşekkür eden Başkan Şadi Özdemir, "Özel çocuklar, Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan kapalı oyun parkımızda sosyalleşecek. Bu tip projeleri çocukların ve kadınların özgürlüğü olarak görüyorum. Çok sayıda kişi bu işten faydalanmış olacak. Çabanız ve sorumluluk aldığınız için tebrik ederim" diye konuştu. Bursa Yıldırım Bayezid Rotary Kulübü Başkanı Ayşe Gavas da, bu işin paydaşı olmaktan dolayı mutluluklarını dile getirdi. Ellerinden geleni yapacaklarını belirten Gavas, "Bursa’ya ve Nilüfer’e katkı için buradayız. Sloganımızı ‘İyilik için birleşin’ olarak belirlemiştik. Daha güzel bir iş birliği olamazdı bizim için" dedi. Engelsiz Oyun Parkı projesinin bir yıl içinde tamamlanması planlanıyor.
BUÜ’de "Modern dünyanın kökenleri" konuşuldu
04 Şubat 2026 Çarşamba - 11:56 BUÜ’de "Modern dünyanın kökenleri" konuşuldu Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Sosyoloji Bölümü, anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaparak merhum Prof. Dr. Hüsamettin Arslan anısına düzenlenen seminerler kapsamında Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şener Aktürk’ü misafir etti. BUÜ Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bengül Güngörmez Akosman’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen söyleşide, Aktürk’ün ödüllü eseri "Modern Dünyanın Kökenleri" üzerinden Batı tarihine ve sosyal bilimlerdeki yerleşik paradigmalara yönelik ezber bozan bir perspektif sunuldu. "Hüsamettin Arslan’ın mirasına yakışan bir akademik buluşma" Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Prof. Dr. Bengül G. Akosman, sosyal bilimlerde özgün bir tez ileri sürmenin zorluğuna değinerek Prof. Dr. Şener Aktürk’ün çalışmasının ulus devlet ve soykırım literatürünün ötesinde çok değerli bir katkı sunduğunu ifade etti. Aktürk’ü BUÜ’de ağırlamaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Akosman, Hüsamettin Arslan’ın derslerinde oryantalizm eleştirilerini ilk kez duyan bir kuşak olarak, bu sunumun Arslan’ın mirasına ve ruhuna çok uygun düştüğünü vurguladı. Batıcı ve oryantalist görüşlerin sorgulanmasında bu tür akademik buluşmaların kritik öneme sahip olduğunu belirten Akosman, sözü Prof. Dr. Şener Aktürk’e devretti. Şener Aktürk’ten Batı merkezli sosyal bilime itiraz Konuşmasına BUÜ’ye ve Sosyoloji Bölümüne teşekkür ederek başlayan Prof. Dr. Şener Aktürk, bu seminerin merhum Hüsamettin Arslan’ın ölüm yıl dönümüne denk gelmesinin kendisi için taşıdığı manevi öneme dikkat çekti. Aktürk, çalışmasının temelinde yatan "Batı Avrupa’daki Müslüman ve Yahudi nüfusların nasıl tamamen yok edildiği" sorusunun, Batı merkezli sosyal bilim paradigmasına bir karşı çıkış niteliği taşıdığını anlattı. Modernitenin alamet-i farikası olarak görülen "tek din ve tek mezhepli toplum" düzeninin, sanılanın aksine 19. veya 20. yüzyılın değil, 11. yüzyıldan itibaren Papalık liderliğindeki ruhban sınıfının yürüttüğü sistemli bir nüfus mühendisliğinin sonucu olduğunu savundu. "Batı’nın tek tipçi kimliği iki kılıç doktrini ile inşa edildi" Batı Avrupa coğrafyasında bir zamanlar var olan büyük Müslüman ve Yahudi topluluklarının silinmesinin tarihte eşi benzeri olmayan bir durum olduğunu belirten Aktürk, bu süreci "İki Kılıç Doktrini" kavramıyla açıkladı. Papalığın hem dini hem de siyasi otoriteyi elinde topladığı bu dönemde, Katolik olmayan azınlıkların temel haklarından mahrum bırakılarak adeta hedef gösterildiğini anlattı. Aktürk, Avrupa’daki parçalı siyasi yapıyı kendi lehine çeviren ruhban sınıfının, azınlıkları tasfiye ederek bugünkü tek tipçi Batı kimliğini inşa ettiğinin altını çizdi. "Modern nüfus mühendisliğinin temelleri Orta Çağ’da atıldı" Konuşmasının son bölümünde Orta Çağ toplumunu şekillendiren "Üç Sınıf Kuramı"na değinen Prof. Dr. Şener Aktürk, bu hiyerarşik yapıda Katolik olmayan hiçbir unsura yer verilmediğini vurguladı. Aktürk, papalığın ruhban sınıfı üzerindeki mutlak otoritesinin, azınlıkların mülksüzleştirilmesinin ve Avrupa’daki siyasi bölünmüşlüğün krallar üzerinde kurduğu baskının, bu kitlesel yok oluşun temelini oluşturduğunu belirtti. Günümüzde ulus devletlere atfedilen nüfus mühendisliği yöntemlerinin ilk ve en geniş kapsamlı örneklerinin Orta Çağ Katolik dünyasında görüldüğünü ve bu yapının modern dünyanın bürokratik temellerini attığını vurgulayan Aktürk, sunumunu akademisyen ve öğrencilerden gelen sorularla tamamladı.
Osmangazi’den rahim ağzı kanserine karşı farkındalık etkinliği
04 Şubat 2026 Çarşamba - 11:46 Osmangazi’den rahim ağzı kanserine karşı farkındalık etkinliği Osmangazi Belediyesi’nce düzenlenen ’Sağlıklı Kadınlar Sağlıklı Toplum’ söyleşisinde rahim ağzı kanserine dikkat çekildi. Kadınların yaşam kalitesini yükseltmek ve farkındalıklarını artırmak amacıyla çeşitli eğitim programları hayata geçiren Osmangazi Belediyesi, bu kapsamda Ördekli Kültür Merkezi’nde anlamlı bir söyleşi gerçekleştirdi. ’Sağlıklı Kadınlar, Sağlıklı Toplum’ başlıklı programda Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hakan Sağer, rahim ağzı kanserine ilişkin bilgiler verdi. Kadınların yoğun ilgi gösterdiği farkındalık etkinliğinde Op. Dr. Sağer, sunumu eşliğinde rahim ağzı kanserinde erken teşhisin hayati önemi, düzenli taramaların gerekliliği, HPV aşısı ve koruyucu sağlık yöntemlerine ilişkin detaylara değindi. "Rahim ağzı kanseri aşılarını yaptırmak gerekiyor" Rahim ağzı kanseri taramalarını daha geniş kitlelere ulaştırmak ve toplum tabanlı taramalara farkındalık oluşturabilmek için bu önemli söyleşinin gerçekleştirildiğini aktaran Op. Dr. Sağer, rahim ağzı kanserinin hiç belirti vermediğinde dahi tarama testleriyle yakalanabileceğini vurguladı. Erken evrelerde ya da erken risk faktörlerinde yakalandığında rahim ağzı kanserinin önlenebileceğine işaret eden Op. Dr. Sağer, şunları kaydetti: "Maalesef belirti vermediği için bu kanser türleri ileri evrelerde yakalandığında, hastalarımızın çoğunluğunu kaybediyoruz. Bu yüzden tarama testlerinin önemini vurgulamak ve bunu önleyecek aşıların da üzerinde durmak bizim için ehemmiyetli. Rahim ağzı kanserinin sebebini çok iyi bilmek lazım. Araştırmalarda kanserin aslında yüzde 100 sebebi HPV virüsleri. HPV virüsleri çoğunlukla cinsel yolla bulaşan virüsler. Bu yüzden tabii ki birçok risk faktörü var. Sigara kullanımı ve bazı yaşam tarzı faktörleri rahim ağzı kanseri riskini artırabilmektedir. Bu nedenle korunmada sağlıklı alışkanlıkların benimsenmesi, bilinçli davranılması ve gerekli önlemlerin alınması büyük önem taşımaktadır. Sigaradan uzak durulması da riskin azaltılmasına katkı sağlamaktadır. Avrupa’da birçok ülkede rahim ağzı kanseri aşıları, toplum taramaları bakanlık tarafından karşılanarak yapılmakta. Önemli yaş aralığı ise 9-16 yaş. Bu yaş aralığında aşıları yapmış olduğumuz zaman gelecekteki kanser riskini yüzde 90-95 oranında önlemiş oluyoruz." Söyleşi sonrası Osmangazi Belediyesi Meclis Üyesi Cemile Yılgör, Op. Dr. Sağer’e teşekkür plaketi takdim etti. Op. Dr. Sağer de, kanser tarama programlarının halka ulaştırılmasındaki etkin çalışmaları ve verdikleri destek nedeniyle Osmangazi Belediyesi’ne teşekkürlerini iletti.
Atatürk ve Cumhuriyet’in Bursa’daki izleri Nilüfer’de konuşuldu
04 Şubat 2026 Çarşamba - 11:43 Atatürk ve Cumhuriyet’in Bursa’daki izleri Nilüfer’de konuşuldu Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği "Tematik Buluşmalar" söyleşisinde Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan, Bursa’nın işgal yıllarından modern bir Cumhuriyet kentine dönüşüm sürecini anlattı. Arslan, "Bursa sadece Osmanlı’nın değil, Cumhuriyet modernleşmesinin de laboratuvarı olmuştur" dedi. Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen "Tematik Buluşmalar" söyleşisinin bu ayki konuğu, Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan oldu. Nazım Hikmet Kültürevi’nde düzenlenen "Atatürk Bursa’sında Modernleşme: Lider ve Şehir" başlıklı söyleşide Arslan, Atatürk’ün Bursa’ya gerçekleştirdiği ziyaretlerin arka planını ve kentin sosyal, ekonomik ve kültürel değişimini katılımcılara aktardı. Bursa’nın genellikle "Osmanlı’nın ilk başkenti" kimliğiyle ön plana çıktığını belirten Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan, kentin Milli Mücadele ve Cumhuriyet dönemindeki stratejik öneminin de en az Osmanlı dönemi kadar kritik olduğunu vurguladı. 19’uncu yüzyıl sonunda Bursa’nın kozmopolit yapısı ve ipek ticaretine dayalı güçlü ekonomisinin, savaşlar ve Yunan işgaliyle büyük bir yıkıma uğradığını hatırlatan Arslan, "İşgal, meclis kürsüsüne siyah örtü örtülmesine neden olacak kadar derin bir yastı. Ancak Cumhuriyet, yangın yeri olan bu şehri yeniden ayağa kaldırdı" diye konuştu. Atatürk’ün Bursa’yı 17 kez ziyaret ettiğini ve bu gezilerin sıradan geziler olmadığını ifade eden Arslan, şu detayları paylaştı: "Atatürk, Mudanya Mütarekesi’nden hemen sonra, henüz saltanatı kaldırmadan Bursa’ya gelerek nabız yoklamıştır. Bursa, devrimlerin, özellikle de Şapka İnkılâbı’nın toplumsal kabulü açısından bir laboratuvar işlevi görmüştür. Henüz kanun çıkarılmadan Bursalılar, Atatürk’ü şapkalarıyla karşılayarak değişime destek vermiştir. Atatürk, protokol kurallarından hoşlanmaz, halkın, esnafın, öğrencinin içine karışırdı. Bu samimiyet, devrimlerin tabana yayılmasını sağladı." Arslan, söyleşide, Cumhuriyet öncesi el tezgahlarına dayalı ipek üretiminin, Cumhuriyet ile birlikte Merinos ve Gemlik Suni İpek gibi fabrikalarla endüstriyel bir boyuta taşındığına dikkat çekti. Arslan, bu fabrikaların sadece üretim yeri değil; sineması, spor alanları ve sosyal tesisleriyle kente modern yaşam kültürünü getiren merkezler olduğunu belirtti. Doç. Dr. Arslan, konuşmasının sonunda 1923 ile 1938 yılları arasındaki değişimin o dönemin tanıkları tarafından "hayal edilemez" olarak nitelendirildiğini söyledi. Arslan, "Savaştan çıkmış, nüfusunu ve sermayesini kaybetmiş bir şehirden; sanayisiyle, eğitimli kadınlarıyla, sosyal hayatıyla modern bir kent ortaya çıkarıldı. Bu dönüşümün mimarı Mustafa Kemal Atatürk, Bursa’nın her sokağında iz bırakmıştır" ifadelerini kullandı. Söyleşide katılımcıların sorularını da yanıtlayan Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan’a günün anısına hediye verildi.
Çocuklarda soğuk algınlığına dikkat
04 Şubat 2026 Çarşamba - 11:38 Çocuklarda soğuk algınlığına dikkat Kış aylarının gelmesi, kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması ve okullardaki yakın temas, çocuklarda solunum yolu hastalıklarını tetikliyor. BURTOM Biyofiz Mudanya Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Hacıoğlu, çocuklarda görülen solunum yolu enfeksiyonlarının yüzde 70-90 gibi büyük bir oranının viral enfeksiyonlara bağlı geliştiğine dikkat çekti. Dr. Hacıoğlu, üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) içinde en yaygın formun soğuk algınlığı olduğunu belirtti. RSV virüslerinin yol açtığı bu tablo; hapşırma, burun akıntısı, boğaz ağrısı ve hafif ateş ile kendini gösteriyor. Ancak daha ağır seyreden İnfluenza (Grip) konusunda ebeveynleri uyaran Hacıoğlu, şu bilgileri paylaştı: "Aniden başlayan yüksek ateş, üşüme, titreme, şiddetli baş ağrısı ve kuru öksürük en belirgin semptomlardır. İnfluenza çocuklarda bronşiolit, zatürre (pnömoni) ve krup gibi ciddi tablolara, nadiren de Reye sendromu veya kalp kası iltihabı gibi tehlikeli hastalıklara yol açabilir. Tanı hızlı antijen testleri ile konur. Tedavide antiviral ilaçlara (oseltamivir vb.) en kısa sürede başlanmalıdır. En etkili korunma yöntemi ise 6 ay üzerindeki çocuklara (yumurta alerjisi yoksa) Eylül-Mart ayları arasında yapılan influenza aşısıdır." Bakteriyel Tehlike: Beta Mikrobu Viral etkenlerin yanı sıra, halk arasında "Beta" olarak bilinen Grup A Streptokok enfeksiyonlarının da çocuklarda ani ateş ve boğaz ağrısına neden olduğunu belirten BURTOM Biyofiz Mudanya Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Hacıoğlu Dr. Hacıoğlu, bu vakaların yüzde 15-30 oranında görüldüğünü ve tedavisinde mutlaka antibiyotik kullanılması gerektiğini vurguladı. Covid-19 ve MIC-C Riski Dünyada salgına neden olan Covid-19’un mutasyonlarla her yaş grubunda hastalık yapmaya devam ettiğini hatırlatan Dr. Hacıoğlu, çocuklarda nadir de olsa görülebilen MIS-C (Multisistem İnflamatuvar Sendromu) riskine karşı erken tanının hayati önem taşıdığını ifade etti. Hastalıklardan Korunmak İçin 6 Altın Kural Dr. İbrahim Hacıoğlu, çocukları kış enfeksiyonlarından korumak için ailelere şu tavsiyelerde bulundu: "Mümkün olduğunca kapalı ve kalabalık alanlardan uzak durulmalı. Gerektiğinde maske kullanılmalı. Yaşam alanları ve sınıflar sık sık havalandırılmalı. El temizliğine azami özen gösterilmeli. Sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılmalı. Gün içinde bol sıvı tüketimi desteklenmeli." Hacıoğlu, şikayeti olan çocukların vakit kaybetmeden uzman bir hekime başvurarak erken tanı ve tedaviye başlamasının bulaş zincirini kırmada kritik rol oynadığını belirterek sözlerini tamamladı.
Harita Kadastro Mühendisleri Odası’nda Çolak, iddialı geliyor
04 Şubat 2026 Çarşamba - 11:26 Harita Kadastro Mühendisleri Odası’nda Çolak, iddialı geliyor Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası (HKMO) Bursa Şubesi Başkan Adayı Ali Faruk Çolak, harita mühendisliği mesleğinin geleceğine dair hedeflerini ve 18. dönem vizyon projelerini kamuoyuyla paylaştı. "Gelecek kaygısı olmadan mesleğini icra eden güçlü mühendisler" anlayışıyla yola çıktıklarını vurgulayan Çolak, mesleğin itibarını yeniden hak ettiği noktaya taşıyacaklarını söyledi. Demokrat Harita Mühendisleri olarak adil, katılımcı ve şeffaf bir yönetim anlayışı benimseyeceklerini ifade eden Ali Faruk Çolak, diğer meslek gruplarının harita mühendisliğinin iş alanlarına müdahalesine kesinlikle izin vermeyeceklerini belirtti. "Harita mühendisi artık sürecin izleyicisi değil, yöneticisi olacak" diyen Çolak, kurumlarla birebir temas kuran, sahada aktif bir şube modeli vadetti. Genç mühendislere istihdam, kamuya hukuki güvence Genç meslektaşların mezuniyet sonrası yaşadığı belirsizlikleri sona erdirecek projeler geliştireceklerinin altını çizen Çolak, istihdam yönetim havuzu ve kamu-özel sektör protokolleriyle genç mühendislerin ilk yıllarında yanlarında olacaklarını, ücretsiz eğitimler, seminerler ve rehberlik programlarıyla meslektaşların çağın gerektirdiği teknoloji ve bilgiyle donatılmasını sağlayacaklarını kaydetti. Kamu mühendislerinin özlük haklarının da öncelikleri arasında yer aldığını belirten Çolak, ek gösterge, yan ödeme artışları ve Mühendislik Meslek Kanunu için Ankara nezdinde güçlü bir mücadele yürüteceklerini, teknik sorumluluk altında çalışan mühendisler için hukuki koruma sağlayacak çalışmalar başlatacağını ifade etti. Haksız rekabete net tavır Özel sektörde faaliyet gösteren SHKM ve LİHKAB bürolarının yaşadığı haksız rekabet ve fiyat kırımı sorununa karşı kararlı adımlar atacaklarını vurgulayan Çolak, TUSAGA-Aktif gibi kritik sistemlerin harita mühendisleri dışındaki kullanımına sınır getirilmesi ve yapı denetim sistemi içinde adil iş dağılımı sağlanması için çalışacaklarını belirtti. Kentsel Dönüşüm, CBS, İHA, gayrimenkul değerleme ve yeşil mutabakat gibi alanlarda mesleğin etkinliğini artırmayı hedeflediklerinin altını çizen Çolak, deprem kuşağındaki kentlerde can ve mal güvenliğini önceleyen çalıştay ve sempozyumlar düzenleyeceklerini ifade etti. Sosyal sorumluluk projelerine de özel önem vereceklerini dile getiren Çolak, Kadın Komisyonu başta olmak üzere bir çok komisyonun yeniden aktif hale getirileceğini, Harita Mühendisliği Müzesi projesinin hayata geçirileceğini ve meslektaşlar arasındaki bağın sosyal etkinliklerle güçlendirileceğini söyledi. Ali Faruk Çolak açıklamasını, "Geçmişin tecrübesini geleceğin enerjisiyle birleştirerek mesleğimizin ve meslektaşlarımızın haklarını sonuna kadar savunacağız. Gelin, harita mühendisliğinin geleceğini birlikte inşa edelim" sözleriyle tamamladı.