Yerel Haberler
Bursa
10 Mart 2026 Salı - 17:36 Bursa’da ‘Kadın ve Işık’ sergisi açıldı Bursa Kent Konseyi Ressamlar Çalışma Grubu tarafından hazırlanan ‘Kadın ve Işık’ resim sergisi, Ressam Şefik Bursalı Sanat Galerisi’nde açıldı. Bursa’da kadınların emeğini ve üretim gücünü sanatın diliyle anlatan ‘Kadın ve Işık’ resim sergisi, düzenlenen törenle sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Bursa Kent Konseyi Ressamlar Çalışma Grubu’nun hazırladığı sergi, Ressam Şefik Bursalı Sanat Galerisi’nde 17 Mart tarihine kadar ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. Serginin açılışına Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Mustafa Orkun Gazioğlu, Bursa Kent Konseyi Başkanı Ertuğrul Aksoy, STK’lar ve çok sayıda vatandaş katıldı. Sergide yer alan her eserin, bir duygunun, güçlü bir direnişin ifadesi olduğunu belirten Bursa Kent Konseyi Ressamlar Çalışma Grubu Üyesi Nigar Körpe, "Bu çalışma kadınların sesini, sözle sanatla büyütmenin bir göstergesi. Herkese teşekkür ediyorum" dedi. Aydınlanmanın kadınlarla başladığını belirten Bursa Kent Konseyi Başkanı Ertuğrul Aksoy, "Kadınlar ışığı saçarsa çocuklar ışıldar. Çocuklar ışıldarsa ülke ışıldar. Bu isim için çok teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız, iyi ki bizlerle birliktesiniz" dedi. "Yaşamdan ve ışıktan beslenen güçlü bir hikaye" Kadınların toplumsal yaşamın her alanında emeğiyle, birikimiyle ve üretkenliğiyle hayata değer katan en önemli güçlerden biri olduğunu ifade eden Başkanvekili Gazioğlu, "Bu sergide yer alan ve sanatçılarımızın tuvalinde hayat bulan eserler, kadının yaşama kattığı ışığı, emeği ve üretim gücünü sanatın diliyle bizlere aktararak, yaşamdan ve ışıktan beslenen güçlü hikayesini de anlatmaktadır. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak, sanatı ve kültürü kent yaşamının ayrılmaz bir parçası olarak görüyor, bu alandaki çalışmaları desteklemeye devam ediyoruz" dedi. Açılış konuşmalarının ardından katılımcılar sergide yer alan eserleri tek tek inceleyerek sanatçılarla sohbet etti.
10 Mart 2026 Salı - 17:01 Nilüfer’in atıl arazileri hem nefes hem gelir kaynağı oluyor Nilüfer Belediyesi, Yarına Şans Ver Derneği (YASAV) ve Podyumpark iş birliği ile Güngören Mahallesi’nde 32 dekar alanda kestane, ıhlamur ve kızılcık fidanları toprakla buluştu. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, "Diktiğimiz fidanlar, Güngörenlilere emanet olacak. Ağaçların mahsullerini de onlar toplayacak. Halkçı belediyeliğin en güzel örneğini, hep birlikte hayata geçiriyoruz" dedi. Nilüfer Belediyesi, eğimi yüksek ve tarıma elverişsiz alanları kestane, ıhlamur ve kızılcık ağaçlarıyla gelir getirici ormanlara dönüştürüyor. Bu kapsamda Nilüfer Belediyesi’nin, Yarına Şans Ver Derneği (YASAV) ve Podyumpark Yaşam Eğlence Merkezi iş birliğiyle Güngören Mahallesi’nde hayata geçirdiği "Yarına Nefes Podyumpark Hatıra Ormanı" için toplam 450 fidan toprakla buluştu. Fidan dikim törenine, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Orkun Gazioğlu, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Nilüfer Belediyesi eski Başkanı Faruk Baykal, Podyumpark yatırımcı ortakları Aykut Uyanıklar ve Çetin Ceylan, Yarına Şans Ver Derneği Başkanı Emire Cantürk Eren, Güngören Mahallesi Muhtarı Mesut Engin, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir burada yaptığı konuşmada, toprağa, doğaya ve geleceğe sahip çıktıklarını söyledi. Özellikle kırsal bölgelerde yeniden sürdürülebilir bir yaşam için NİLKOOP ile birlikte çalışma yürüttüklerini dile getiren Başkan Şadi Özdemir, "Vatandaşlarımıza toprak analizleri, mühendis desteği, satın alma güvencesi gibi birçok destek veriyoruz ki bu toprakları koruyabilelim. Belki 100 yıl sonra da bu topraklardan üretilen ürünlerle çocuklarımız, torunlarımız karınlarını doyurabilsin istiyoruz" dedi. Belediyeye ait arazilerin boş durmaması için ekip biçtiklerini anlatan Başkan Şadi Özdemir, "Ancak bazı alanlarımız ekime uygun değil. Eğimi yüksek, işlemesi zor olan arazilerimiz vardı. Biz dedik ki; Nilüfer’de hiçbir toprak parçası boş kalmamalı. O arazileri yeniden üretime kazandırmalıyız. Güngören Mahallesi’ndeki 32 dekar alanımız da bunlardan birisi. Biz de sivil toplum ile güçlerimizi birleştirdik. Yarına Şans Ver Derneği ve Podyumpark desteğiyle ‘Yarına Nefes Podyumpark Hatıra Ormanı’nı hayata geçiriyoruz" dedi. Güngören sakinlerine emanet Arazide kestane, ıhlamur ve kızılcık fidanı dikildiğini belirten Başkan Şadi Özdemir, "Bizim için bu projenin en güzel yanı da; bu ormandan elde edilecek gelir, tamamen mahalle halkımızın olacak. Bakımını sizler yapacaksınız, meyvesini sizler toplayacaksınız. Halkçı belediyeliğin en güzel örneğini, hep birlikte hayata geçiriyoruz. Bu yüzden fidan dikiminden sonra ürünler de Güngörenlilere emanet" diye konuştu. Yangınlara dirençli Başkan Şadi Özdemir, Unçukuru Mahallesi’nde de ağaç dikeceklerinin bilgisini vererek, iki günde toplam 700’e yakın bir fidan dikimi yapacaklarını söyledi. Dikilecek 700 ağacın yılda 15 ton karbonu temizleyeceğini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, "Havamıza nefes olacak. Üstelik kestane, ıhlamur ve kızılcık gibi ağaçlar, çam türlerine göre yangınlara karşı çok daha dirençli. Yani ormanımızı kurarken onu korumayı da en başından planlıyoruz" dedi. Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mustafa Orkun Gazioğlu da, Nilüfer Belediyesi’nin öncülük ettiği etkinliğin doğayla uyumlu bir geleceğe atılan anlamlı bir adım olduğunu belirterek, "Fidanlar Bursa’mızın bereketli topraklarında can bulacak, büyüyecek ve yıllar boyunca çocuklarımıza gölgesini ve nefesini sunacak" dedi. Yarına Şans Ver Derneği Başkanı Emire Cantürk Eren ise orman yangınlarından sonra "Bir fidan bir nefes olsun" diyerek yola çıktıklarını söyledi. Dikilen ağaçların Güngören halkının kadınlarına emanet olacağını bildiren Cantürk Eren, "2-3 yıl içerisinde inşallah burada elde edilen mahsulleri kadınlar toplayıp organik pazarlarda satabilecek. Aynı zamanda da kadın istihdamına katkı sağlamış olacağız" dedi İstihdama katkı Podyumpark adına yatırımcı ortakları Aykut Uyanıklar ve Çetin Ceylan da, orman yangınlarında yaşanan ağaç kayıplara dikkat çekerek, bugünkü proje ile orman varlığına katkıda bulunmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdiler. Açılış konuşmalarının ardından fidanlar toprakla buluştu. Projenin ikinci ayağında ise Bursa Inner Wheel Kulübü iş birliğiyle Unçukuru Mahallesi’nde fidan dikilecek.
Osmangazi Belediyesi’nden kadınlara kültür gezisi
17 Aralık 2025 Çarşamba - 12:33 Osmangazi Belediyesi’nden kadınlara kültür gezisi Bursa’nın merkez Osmangazi ilçesinde yaşayan vatandaşlar, Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği kültür turları sayesinde Bursa’nın tarihi, turistik ve manevi değerlerini yakından tanıma fırsatı buluyor. Kültür ve tarih bilincini artırmayı amaçlayan bu geziler, katılımcılara hem öğretici hem de keyifli anlar yaşatıyor. Kültürel faaliyetlere büyük önem veren Osmangazi Belediyesi, ilçede yaşayan vatandaşların Bursa’nın köklü tarihini ve zengin kültürel mirasını yakından tanıyabilmesi için düzenli olarak kültür turları organize ediyor. Mahallelerden gelen yoğun talepler doğrultusunda Salı ve Perşembe günleri gerçekleştirilen kültür turlarına Osmangazili vatandaşlar büyük ilgi gösteriyor. Turlara katılan vatandaşlar, mahallelerinden otobüslerle alınarak, Bursa’nın tarihi noktalarında rehberler eşliğinde gezdiriliyor. Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği kültür turlarına katılan Yeşilova Mahallesi sakinleri, mahallelerinden otobüslerle alınarak günün ilk durağı olan Somuncu Baba Evi, Fırını ve Kültür Merkezi’ni ziyaret etti. Tarihin izlerini yakından tanıma fırsatı bulan katılımcılar, daha sonra Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’ne geçerek rehber anlatımları eşliğinde Bursa’nın fetih sürecine yolculuk yaptı. Gezi programı kapsamında Sümbüllü Bahçe Konağı’nda verilen çay molasıyla kısa bir dinlenme fırsatı bulan kadınlar, ardından Zindan Kapı ve Macera Bursa Parkı’nı gezerek günü keyifli bir şekilde tamamladı. Kültür turunda katılımcılara Değirmen Park Sosyal Tesisleri’nde yemek ikramında da bulunularak, bu anlamlı gün hoş anılarla taçlandırıldı. "Keyifli Bir Gün Geçirdik" Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği kültür turlarını çok keyifli bulduklarını ifade eden Yeşilova Mahallesi sakinleri "Böylesine güzel ve dolu dolu bir kültür gezisi düzenlediği için Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’a teşekkür ediyoruz. Birçoğumuz bu gezi sayesinde gezdiğimiz yerleri ilk kez görme fırsatı bulduk. Somuncu Baba Evi, Fırını ve Kültür Merkezi ile başlayan gezimiz, Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi, Zindan Kapı ve Macera Bursa Parkı ile devam etti. Gezi boyunca yapılan ikramlar da bizleri çok mutlu etti. Gerçekten harika bir gün geçirdik" şeklinde konuştu. "Gezilerimiz Yoğun Talep Görüyor" Osmangazi ilçesindeki 136 mahallede yaşayan kadınlara Bursa’nın kültürel değerlerini tanıtmayı amaçladıklarını belirten Osmangazi Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü Çözüm Ekibi personeli İlke İzmirli, Yeşilova Mahallesi’nden kadınlarla birlikte keyifli bir Bursa turu gerçekleştirdiklerini ifade etti. Gezilerin yoğun talep gördüğünü belirten İzmirli, "Gezilerimiz kapsamında Bursa’nın tarihi, turistik ve manevi değerlerini yakından görme fırsatı buluyoruz. Rehberler eşliğinde ziyaret ettiğimiz noktalarda katılımcılar hem kentin tarihini öğreniyor hem de güzel vakit geçiriyor. Mahalle sakinlerimizin bu turlardan büyük keyif alması bizleri de son derece mutlu ediyor" açıklamalarında bulundu. "Başkan Erkan Aydın’a Çok Teşekkür Ederiz" Osmangazi Belediyesi’nin kendilerine her zaman destek olduğunu söyleyen Yeşilova Mahallesi Muhtarı Özlem Usta ise, "Bu anlamlı geziyi bizlere kazandıran Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a çok teşekkür ediyorum. Böyle aktiviteler vatandaşları çok mutlu ediyor. Bugün Somuncu Baba Evi, Fırını ve Kültür Merkezi’ni, Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’ni, Zindan Kapı ile Macera Bursa Parkı’nı gezdik. Sümbüllü Bahçe Konağı ve Değirmen Park Sosyal Tesisleri’nde çay ile yemek ikramında bulunuldu. Böyle güzel etkinliklerin artarak devem etmesini temenni ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Bursa’da bir göl daha yok oluyor...
17 Aralık 2025 Çarşamba - 10:11 Bursa’da bir göl daha yok oluyor... Bursa’nın şeftali, armut, siyah incir ve kiraz gibi önemli tarım ürünlerinin üretildiği tarım alanlarının sulanmasında önemli rol üstlenen Gölbaşı göletinin, aralık ayında olunmasına rağmen içler acısı hali tedirgin ediyor. Kestel ilçesindeki Gölbaşı göleti, Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla 1933’te tarımsal sulamaya katkı sağlaması amacıyla inşasına başlandı ve 1938’de hizmete alınmasından bu yana Bursa Ovası’nın verimli topraklarıyla suyun buluşmasında önemli görev yerine getirdi. Özellikle şeftali, armut, siyah incir ve kiraz gibi Bursa’ya özgü tarım ürünlerinin üretildiği Kestel ve Gürsu ilçelerindeki topraklar Gölbaşı göletinden gelen suyla sulandı. Bu yıl yaşanan kuraklık ve yıllardır tabanıyla ilgili sorunun çözülmemesi nedeniyle Gölbaşı göletindeki durum tehlikeli boyutlara ulaştı. Aralık ayının ortalarına gelinmesine rağmen ortada bir tepsi misali az miktarda suyu bulunan göletin içler acısı durumu çiftçileri ve sektör paydaşlarını tedirgin ediyor. Neredeyse sulak alan özelliğini kaybetmek üzere olan tehlike çanlarının çaldığı Gölbaşı göletinin böyle giderse kuruması durumunda Bursa Ovası’ndaki tarımın bitme noktasına geleceği belirtiliyor. 14 metre dolgu gölü tepsi yaptı Gölbaşı yakınlarında zeytin bahçesi bulunan DSİ’den emekli çiftçi Orhan Çağlayan, yukarıdan gelen sellerin getirdiği rüsubatlar yüzünden göl tabanında 14 metreye yakın dolgu bulunduğunu söyledi. Göletin özelliğini kaybettiğini ve adeta bir tepsi konumuna geldiğini vurgulayan Çağlayan, "Su toplama kapasitesi çok düştüğü için çiftçiler mağduriyet yaşıyor. Bu yıl şiddetli bir kuraklık da söz konusu. Gölün bir an önce yükseltilmesi gerekiyor. DSİ’nin 2014 yılında bitirmesi gerekiyordu planlama diye diye bugüne gelindi. Bir an öce yapılması gerekiyor." dedi. Buradaki göletin tam anlamıyla tekrar faaliyete geçirilmesi gerektiğine dikkati çeken Çağlayan, böylece daha çok su depolanabileceğini ve bölge tarımının rahat nefes alacağını anlattı. Şu anda kış döneminde olunmasına rağmen yeterli yağış düşmediğini aktaran Çağlayan, "Henüz daha toprak doymadı, çamurdan bahçelere giremememiz lazım ama öyle değil.  Toprak aç suya ve gelen yağış ancak kendisine yetiyor. Toprak doyacak sonra baraja akacak ancak gölet yerinde kalırsa." diye konuştu.
Aşırı kırmızı et tüketimi, kanser riskini arttırıyor
17 Aralık 2025 Çarşamba - 10:02 Aşırı kırmızı et tüketimi, kanser riskini arttırıyor Kanserin dünya genelinde ölümlere sebep olan en yaygın hastalıklardan biri olduğunu belirten Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nilüfer Avcı, ancak birçok kanser türünün ortaya çıkması engellenebilir ve kanser riskini azaltmak için birçok adım atılabileceğini söyledi. Kanser riskini azaltmak için sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek çok önemli olduğuna dikkat çeken Medicana Bursa Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nilüfer Avcı, beslenme tavsiyelerinde bulundu. Avcı, "Aşırı miktarda kırmızı et tüketimi kolon, rektum ve prostatkanseri riskini artırmaktadır. Aşırı kilonun ve yetersiz fiziksel aktivitenin göğüs, rahim, kolon ve yemek borusu kanserine sebep olabilir. Salamura et ve şarküteri tüketiminin kolon ve rektum kanserine yakalanma riskini artırır. Balık tüketiminin kolon ve rektum kanseri riskini azaltır. Bazı besinler toksik bileşenler içerir. Bu bileşenlerin bazıları pişirme yöntemleri sebebiyle açığa çıkar. Bazıları ise tarımda kullanılan zirai ilaç ve kimyasalların, kimyasal gübrelerin, parazit ilaçlarının kalıntılarıdır. Bu kimyasalların besinlerde bıraktığı kalıntılar insan sağlığı için son derece zararlıdır. Bu tarım ilaçlarının ilk kurbanları ise bu tehlikenin farkında olmayan çiftçilerdir. Ürünlerin hasat sonunda depolama, saklama, işleme ve arıtma teknikleri son derece önemlidir. Bu aşamalarda yapılan hatalar sağlığımız için gerekli gıdaları birer silah haline dönüştürebilir" dedi. Vücudun su ve mineral ihtiyacının dengeli olarak karşılanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Avcı, "Bir yetişkinin günlük su ihtiyacı 2,5 litredir. Bunun 1 litresini tükettiğimiz gıdalardan alırken, kalan 1,5 litresini içeceklerden almak gerekir. Günde en az 4 porsiyon meyve tüketilmeli, mevsim meyveleri tercih edilmeli. Meyvelerin farklı öğünlerde tüketilmesi gerekiyor. Günde bir veya iki porsiyon çiğ sebze ve en az bir porsiyon pişmiş sebze tüketilebilir. Yeşil, sarı, kırmızı sebzelerden her gün en az birer porsiyon tüketilmesi gerekir" diye konuştu. Nohut, kuru fasulye ve barbunya gibi kuru baklagillerin kırmızı etten daha fazla tüketilmesi gerektiğini ifade eden Avcı, önerilerin besinleri şöyle sıraladı; "Haftada bir, mümkünse iki ya da üç kez balık tüketilmelidir. Yapay tatlandırıcı içeren tüm içeceklerden uzak durulmalı. Özellikle semizotu ve ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler, antioksidan etki gösteren betakaroten ve lutein açısından zengindir. Kuarsetin tam bir antioksidan, antiinflamatuvar ve antialerjik etkiye sahiptir. Ek olarak antikanserojen kansere karşı koruyucu etkisi unutulmamalıdır. Kuarsetin daha çok soğan, elma ve karabuğdayda daha az miktarda da brüksel lahanası, lahana ve kuruyemişlerde bulunur. Domates, bir antioksidan olan likopen kaynağıdır. Ek olarak karoten ve vitamin E içerir. Likopen prostat ve akciğer kanserine karşı koruyucu özellik gösterir." "Kansere karşı koruma sağlayacak tek bir besin yoktur" Zeytinyağının Akdeniz ülkelerinde daha fazla tüketildiğini söyleyen Avcı, özellikle sızma zeytinyağının rafine zeytinyağından çok daha fazla polifenol içerdiğini vurgulayarak, "Polifenol tüketimi, kanser vakaları ve kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümlerin görülme sıklığını azaltır" dedi. Prof. Dr. Avcı, şöyle devam etti; "Soğan ve sarmısak bolca tüketilmelidir. Soğan ve sarımsak güçlü bir karsinojen olan nitrozaminleri bloke ederek bizleri kansere karşı korur. Brokoli özellikle prostat kanserine karşı koruyucu rolü olan glukorafanin içerir. Kırmızı üzüm bolca resveratrol içerir. Resveratrol kansere karşı koruyucu özellik gösterirken kanser hücrelerinin büyümesini de önler. Ahududu, çilek ve yaban mersini gibi orman meyveleri antikanserojen olan elarjik asitten zengin meyvelerdir. Elarjik asit kiraz, armut, elma ve kivide de bulunur. Doğadaki birçok besin kaynağı insanın gelişimi için gereklidir." Sağlıklı beslenmenin tek başına yeterli olamayacağını ifade eden Prof. Dr. Avcı, "Sağlıklı var olabilmek için sağlıklı yaşamayı öğrenmek gerekiyor. Spor yapmalı, zararlı alışkanlıklardan uzak durmalı, stres faktörlerini iyi yönetebilmeli, dinlenmeli ve farklı hobiler ile uğraşmalıyız. Unutmayalım, bizi kansere karşı koruyacak veya bizim kanserimizi tedavi edebilecek tek bir besin yoktur" diye konuştu.
Dünyanın en yüksek 2.dağına tırmanıp tarihe geçen Türk kadın dağcı o anları anlattı
17 Aralık 2025 Çarşamba - 09:51 Dünyanın en yüksek 2.dağına tırmanıp tarihe geçen Türk kadın dağcı o anları anlattı Dünyanın ikinci en yüksek dağı olan Çin ve Pakistan sınırındaki K2 dağına tırmanan ilk Türk kadın dağcı olan Esin Handal (47) o anları İHA’ya anlattı. İstatistiklere göre bugüne kadar sadece dünyada 700 dağcının tırmandığı ve bunlardan 91’inin vefat ettiği 8611 metre yüksekliğindeki K2 dağında Ağustos ayındaki tırmanışta Türk Bayrağı açan Esin Handal, "Everest dünyanın en yükseği olabilir ama tırmanışı en zor dağ K2’dir. Sağlıcakla bunu yapabilmiş ve Türk Bayrağı’nı dalgalandırdığım için çok mutluyum. Tırmanış sırasında yanımdaki ekipte çok fazla vefat yaşandı. Mental olarak güçlü olmak zorunda hissediyordum" diye konuştu. Dağcılığa tesadüfen başladığı bir doğa yürüyüşünün ardından hayatını zirvelere adayan Esin Handal (47), dünyanın en zorlu dağlarından biri olarak kabul edilen K2 Dağı’na tırmanarak tarihe geçti. 8 bin 611 metre yüksekliğindeki K2’nin zirvesine ulaşan Handal, bu başarıyı gerçekleştiren ilk Türk kadını oldu. Çalıştığı özel şirketin motivasyon amacıyla düzenlediği günübirlik Ilgaz Dağı gezisinde dağcılıkla tanışan Handal, aldığı eğitimlerin ardından Türkiye’nin birçok bölgesinde tırmanışlar gerçekleştirdi. 25 yıllık dağcılık kariyerinde Türkiye’de 300’ün üzerinde zirve tırmanışı yapan Handal, yüksek irtifa dağcılığında sayılı isimler arasına girdi. Handal, 1960’lı yıllardan bu yana Sovyetler Birliği sınırları içerisindeki en yüksek beş dağa tırmanan dağcılara verilen ve dünya genelinde büyük prestij taşıyan "Kar Leoparı" unvanını alan Türkiye’deki tek kadın olma özelliğini de taşıyor. Dünyada ise bu unvana sahip 32’nci kadın dağcı olarak kayıtlara geçti. Dağcıların en büyük hayallerinden biri olarak gösterilen K2 Dağı, teknik zorlukları, sert hava şartları ve yüksek ölüm oranıyla biliniyor. Tırmanış yapan dağcıların bir kısmının hayatını kaybettiği belirtilen bu zorlu zirvede Türk bayrağını dalgalandıran Esin Handal, aynı zamanda dünyada K2’ye tırmanan ilk 20 kadın arasında yer alarak önemli bir başarıya imza attı. Ilgaz Dağı gezisi dönüm noktası oldu Çalıştığı özel şirketin motivasyon olarak Ilgaz Dağı gezisine göndermesinin ardından yaşadığı deneyimle birlikte hayata bakış açısının değiştiğini kaydeden Esin Handal, "Dağcılığa başlamam tesadüfen oldu. Bir doğa yürüyüşüne katıldım ve bu hayatımı değiştirdi. O günübirlik doğa yürüyüşü ve tırmanışından sonra, dağlara ilgim arttı ve ben bu işi yapacağım dedim. Önce eğitimini aldım, sonrasında bir zirveye kendi çabalarımla çıktım. Daha sonra da tırmanış metrelerini arttırarak şimdilerde 8 bin metrelere tırmanıyorum. Benim başladığım zaman yani 25 yıl öncesinde bu kadar kulüp ve imkan yoktu. Ama her şehirdeki dağlarda festivaller düzenlenirdi. Bu festivallere katılarak zirveleri öğrendim. Şu anda da Türkiye’de 300’ün üzerinde tırmanışım var" şeklinde konuştu. Türkiye’nin tek kadın "Kar Leoparı" Dağcılar arasında dünyanın en prestijli unvanlarından olan "Kar Leoparı" unvanına sahip tek Türk kadını olduğunu belirten Handal, "Dünyada da çok az kadında var. Ama ben Türkiye’deki ilk kadın ‘Kar Leoparı’ unvanına sahibim. Şu an benden başka kimsede yok ama umarım ileride olacaktır. Dünyada da bu unvana sahip 32’nci kadınım. Erkelerin sayısı biraz daha fazla, dünyada 600’e yakın erkek bu unvanı aldı. Bu unvan 1960’lı yıllarda verilmeye başlanmış çok eski bir unvan ve dünyadaki bütün dağcılar tarafından kabul ediliyor. Sovyetler Birliği döneminde kendi sınırları içerisinde en yüksek 5 dağa tırmanınca bu unvan veriliyor. Nesli tükenmekte olan kar leoparlarına dikkat çekmek için bu isim konulmuş. Bunu ülkemizden 3 kişi aldı. İlk Türk 25 yıl önce aldı, sonrasında ben ve Bülent Çınar bu unvanı kazandık" dedi. Zirvede Türk bayrağı dalgalandırdı Dünyanın en zor tırmanışı olarak kabul edilen K2 dağı zirvesinde Türk bayrağını dalgalandıran Handal, "K2 dağına çıktım bu sene, daha ayağımın tozuyla geldim. Dünyanın en zor dağı, tırmanış yapanların bir kısmı vefat ediyor. Çıkılması çok teknik bir dağdır. Bunu başarmış olmak beni çok mutlu etti, yıllardır bunun için çabalıyorum. Bizim gibi bütün dağcıların hayali K2’dir. Everest dünyanın en yükseği olabilir ama tırmanışı en zor dağ K2’dir. Sağlıcakla bunu yapabilmiş olduğum için mutluyum. 8 bin 611 metre yüksekliğe sahip ama havası çok değişken Çin ve Pakistan arasında ve Çin’den gelen çok sert rüzgarlar var. Tamamen teknik bir tırmanış yapıyorsunuz, herhangi bir düz yürüyüş içermiyor. Kamp yerleri çok zor ve çığ riski çok yüksek bir dağ. Hatta benim yanımdaki ekipte çok fazla vefat yaşandı. Mental olarak güçlü olmak zorunda hissediyorum. Aynı zamanda arama-kurtarma ekibindenim. Aslında felaket durumlarında müdahaleye de hazırım. Bu nedenle biraz daha alışkınım ama gözünüzün önünde bu tür olaylar olması yüksek irtifa dağlarında sizi çok yıpratıyor. Bütün şartlara rağmen daha dayanıklı olmaya çalıştım. Tabiî ki moraliniz bozuluyor ama dağcılığın gerçeği bu" dedi. "Daha yüksek hedeflerim var" Daha büyük hedefler için destek beklediğini kaydeden Handal, "Birçok dağcının hayali hayatlarının bir evresinde mutlaka K2’ye tırmanmaktır. Çok şükür bu sene ben bunu da başardım. K2’ye tırmandım ve dünyadaki ilk 20 kadın arasına girdim. Şu an Türkiye’de bunu gerçekleştirebilen bir elin parmaklarını geçmiyor. Ama benim daha da büyük hedeflerim var. Çünkü dünyada daha da yüksek dağlarımız var. Ben hepsinde Türk Bayrağını dalgalandırmak ve ülkemizi gururla temsil etmek istiyorum. Tabi bu birazda projeme destek bulmakla ilgili bir durum. Umarım sağlığım el verdikçe dağlara çıkacağım" dedi.