Yerel Haberler
Bursa
BTÜ Akdeniz’in baklagillerini yeni nesil gıdalara dönüştürüyor 05 Mayıs 2026 Salı - 10:27:01 BTÜ ve 9 ülkeden bilim insanı yeni nesil bitki bazlı gıdalar geliştirmek için bir araya geliyor. Üç yıl sürecek çalışma kapsamında baklagiller, geleneksel Akdeniz tahıllarıyla birleştirilerek burger, atıştırmalık ve protein bar gibi hem çevresel etkisi düşük hem de besin değeri yüksek yeni gıda ürünleri ortaya konacak. Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), Avrupa Birliği destekli (European Commission PRIMA-Section 2) LEGACY (Legume-Based Innovation for a Sustainable and Culturally Rooted Mediterranean Protein Transition with Resilient Yield - Sürdürülebilir ve Kültürel Temellere Dayanan Akdeniz Protein Dönüşümü İçin Dayanıklı Verimli Baklagil Temelli Yenilikçi Yaklaşımlar) projesinde yer alarak sürdürülebilir gıda sistemlerinin geliştirilmesine katkı sağlıyor. Proje, Akdeniz bölgesinde bitki bazlı protein alternatiflerinin geliştirilmesini ve geleneksel baklagillerin yeniden değerlendirilmesini hedefliyor. İtalya koordinasyonunda yürütülen projede Türkiye ile birlikte İspanya, Yunanistan, Tunus, Cezayir, Fas, Mısır ve Portekiz’den üniversiteler ve araştırma kurumları yer alıyor. Türkiye’yi temsilen projede yürütücü olarak BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Araştırma Dekanı Doç. Dr. Furkan Türker Sarıcaoğlu ve araştırmacı olarak Doç. Dr. Ayşe Neslihan Dündar bulunuyor. Çevre dostu gıda işleme teknolojileri geliştirilecek LEGACY çalışması kapsamında nohut, bakla, mercimek ve acı bakla gibi Akdeniz’e özgü baklagiller kullanılarak sürdürülebilir ve besin değeri yüksek bitki bazlı gıda ürünleri ortaya konulacak. Proje çerçevesinde çevre dostu gıda işleme teknolojileri geliştirilecek, yeni bitki bazlı gıda prototipleri üretilecek ve bu ürünlerin besin değeri ile sağlık etkileri bilimsel olarak değerlendirilecek. Ayrıca tüketici farkındalığını artırmaya yönelik eğitim ve yaygınlaştırma faaliyetleri de yürütülecek. Yaklaşık üç yıl sürecek LEGACY projesiyle, Akdeniz bölgesinde sürdürülebilir tarımın desteklenmesi, yerel protein kaynaklarının güçlendirilmesi ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının teşvik edilmesi sağlanacak. Akdeniz’in geleneksel baklagilleri geleceğin protein kaynağına dönüşüyor LEGACY projesinin özellikle son yıllarda hızla büyüyen bitki bazlı protein alanına Akdeniz’e özgü bir yaklaşım kazandırmayı hedeflediğini kaydeden Doç. Dr. Furkan Türker Sarıcaoğlu, "Proje ile hem çevresel etkisi düşük hem de besin değeri yüksek yeni gıda ürünlerinin geliştirilmesini planlıyoruz. Baklagilleri geleneksel Akdeniz tahıllarıyla birleştirerek burger, atıştırmalık ve protein bar gibi yeni nesil bitki bazlı gıdalar geliştireceğiz. Bu ürünlerin besin değeri, sindirilebilirliği ve sağlık üzerindeki etkileri bilimsel olarak test edilecek" dedi. İthal protein kaynaklarına bağımlılık azaltılacak Projenin yalnızca yeni gıda ürünleri geliştirmeyi değil, aynı zamanda tarım ve üretim süreçlerini de kapsadığını vurgulayan Doç. Dr. Sarıcaoğlu, "Baklagil üretiminde verimi artıracak sürdürülebilir tarım yöntemleri geliştireceğiz. Çevre dostu gıda işleme teknolojileri uygulayacağız. Yeni bitki bazlı gıda prototipleri üreteceğiz ve bunların sağlık ve beslenme etkilerini araştıracağız. Tüketici farkındalığını arıtacak ve eğitim programları düzenleyeceğiz. Bu çalışmalar sayesinde hem yerel tarım desteklenecek hem de ithal protein kaynaklarına bağımlılığı azaltmış olacağız" diye konuştu. Rektör Çağlar’dan tebrik BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar ise üniversitenin uluslararası araştırma projelerinde yer almasının önemine dikkat çekerek, "Dünyanın her yerinden görünen bir üniversite olma hedefimiz doğrultusunda Avrupa Birliği’nin önemli araştırma programlarından biri olan PRIMA kapsamında yürütülen bu projede yer almaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu tür uluslararası iş birlikleri hem bilimsel kapasitemizin gelişmesine hem de üniversitemizin küresel ölçekte görünürlüğünün artmasına önemli katkı sağlıyor. Sürdürülebilir gıda sistemleri ve bitki bazlı protein kaynakları gibi geleceğin kritik alanlarında gerçekleştirilen bu çalışma, bilimsel üretimin yanı sıra toplumsal fayda açısından da büyük değer taşıyor. Projede ülkemizi ve üniversitemizi başarıyla temsil eden değerli akademisyenimiz Doç. Dr. Furkan Türker Sarıcaoğlu’nu ve proje ekibini tebrik ediyorum" dedi.
05 Mayıs 2026 Salı - 10:08 Tarım işçilerini ve çiftçileri en çok turfanda karpuz dikimi zorluyor Bursa’nın Karacabey ilçesinde birçok ürünün dikimi, ekimi, çapalaması ve hasadında çalışan tarım işçilerini en çok turfanda karpuz dikimi zorluyor. Turfanda örtü altı karpuz fidesi dikiminin sonlarına gelindi. Salçalık domates, kapya biber, pirinç, soğan ve mısır gibi pek çok ürünün yetiştirildiği bölgede, örtü altı karpuz dikimi dört aşamalı yapısıyla işçiliği en zor ürünlerin başında geliyor. Balıkesir’den bölgeye gelen tarım işçileri, sabahın erken saatlerinden itibaren tarlalarda ter dökerek fideleri toprakla buluşturuyor. Tarım işçisi çavuşu Akif Yaman, İzmir ve Manisa bölgelerinde de taşımalı olarak bu işi yaptıklarını belirterek, özellikle örtü altı karpuz dikiminin zahmetli aşamalardan oluştuğunu ifade etti. 4 aşamalı dikim işlemi Karacabey Ovası’nda gerçekleştirilen dikim sürecinde işçilerin fidelerin dağıtılması, dikimi, don riskine karşı üzerlerine şapka konulması ve ardından etrafının tamamen kapatılması gibi dört ayrı aşamalı bir işlem yürüttüğünü aktaran Yaman, karpuz üretiminin tüm süreçlerinin zor olduğunu ancak örtü altı dikimin işçiyi en çok yoran işçilik olduğunu vurguladı. Sabah saat 07.30’da işe başladıklarını ve 16.00’ya kadar yaklaşık 9 saat boyunca çalıştıklarını dile getiren Yaman, "Üzerinde bulunduğumuz 25 dönümlük tarlaya 25 kişilik bir ekiple geldik. Önce 25 dönüme fideleri dikeceğimiz yere sıraladık. Ardından başa dönüp fideleri diktik. Sonra tekrar başa dönüp şapkalarını kapatıp kenarlarını toprakla örttük" dedi. Sofraya gelmesi kolay olmuyor Yaman, "Don vurmasın diye yaptığımız bu kapatma işlemi işin en zahmetli kısmı. Biber ve domates gibi ürünlerin de dikimini, çapalamasını ve hasadını yapıp fabrikalara ulaştırıyoruz ama bizi en çok zorlayan ürün örtü altı karpuz oluyor. Domateste, biberde fideyi dikip geçiyoruz ama bunda işçiler zor zorlanıyor" ifadesini kullandı. Çiftçiliğin her aşamasının büyük emek istediğini hatırlatan Yaman, tüketicilerin sofralarına ulaşan her karpuzun arkasında büyük bir işçilik olduğunu ifade etti.
05 Mayıs 2026 Salı - 10:01 Tarım işçilerini ve çiftçileri en çok turfanda karpuz dikimi zorluyor Bursa’nın Karacabey ilçesinde birçok ürünün dikimi, ekimi, çapalaması ve hasadında çalışan tarım işçilerini en çok turfanda karpuz dikimi zorluyor. Turfanda örtü altı karpuz fidesi dikiminin sonlarına gelindi. Salçalık domates, kapya biber, pirinç, soğan ve mısır gibi pek çok ürünün yetiştirildiği bölgede, örtü altı karpuz dikimi dört aşamalı yapısıyla işçiliği en zor ürünlerin başında geliyor. Balıkesir’den bölgeye gelen tarım işçileri, sabahın erken saatlerinden itibaren tarlalarda ter dökerek fideleri toprakla buluşturuyor. Tarım işçisi çavuşu Akif Yaman, İzmir ve Manisa bölgelerinde de taşımalı olarak bu işi yaptıklarını belirterek, özellikle örtü altı karpuz dikiminin zahmetli aşamalardan oluştuğunu ifade etti. 4 aşamalı dikim işlemi Karacabey Ovası’nda gerçekleştirilen dikim sürecinde işçilerin fidelerin dağıtılması, dikimi, don riskine karşı üzerlerine şapka konulması ve ardından etrafının tamamen kapatılması gibi dört ayrı aşamalı bir işlem yürüttüğünü aktaran Yaman, karpuz üretiminin tüm süreçlerinin zor olduğunu ancak örtü altı dikimin işçiyi en çok yoran işçilik olduğunu vurguladı. Sabah saat 07.30’da işe başladıklarını ve 16.00’ya kadar yaklaşık 9 saat boyunca çalıştıklarını dile getiren Yaman, "Üzerinde bulunduğumuz 25 dönümlük tarlaya 25 kişilik bir ekiple geldik. Önce 25 dönüme fideleri dikeceğimiz yere sıraladık. Ardından başa dönüp fideleri diktik. Sonra tekrar başa dönüp şapkalarını kapatıp kenarlarını toprakla örttük" dedi. Sofraya gelmesi kolay olmuyor Yaman, "Don vurmasın diye yaptığımız bu kapatma işlemi işin en zahmetli kısmı. Biber ve domates gibi ürünlerin de dikimini, çapalamasını ve hasadını yapıp fabrikalara ulaştırıyoruz ama bizi en çok zorlayan ürün örtü altı karpuz oluyor. Domateste, biberde fideyi dikim geçiyoruz ama bunda işçiler zor zorlanıyor" ifadesini kullandı. Çiftçiliğin her aşamasının büyük emek istediğini hatırlatan Yaman, tüketicilerin sofralarına ulaşan her karpuzun arkasında büyük bir işçilik olduğunu ifade etti.
Gürsu’ya modern otopark geliyor
09 Şubat 2026 Pazartesi - 15:11 Gürsu’ya modern otopark geliyor Gürsu’nun önemli sorunlarından biri olan otopark sorunu, kent meydanı projesiyle birlikte imar, mühendis, meclis üyeleri, muhtarlar ve ilçe başkanlarıyla ortaklaşa kararla hayata geçirilecek. Gürsu’nun 30 yıllık hayalini gerçekleştirmek için kolları sıvayan Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, Kent Meydanı projesi için ilk adımı Telekom binasını taşıyarak atmıştı. İkinci adım ise otopark projesi konusunda atıldı. Otopark projesinin farklı versiyonlarını çalışıp, mimar ve mühendisler eşliğinde ilçe dinamikleri ile buluşturan Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, "Kent Meydanı projemizin en önemli kısmı otopark kısmı, çünkü projemiz burada şekillenecek" dedi. Gürsu’daki muhtarlar, siyasi parti ilçe başkanları, ve meclis üyelerine yapılan özel sunumda, Gürsu Kent Meydanı Projesinin otopark kısmı anlatıldı. Sunumu yapan Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, "Otopark projemizde farklı öneriler masada. Giriş çıkış noktalarının kent içi trafiğini aksatmaması, havalandırma sisteminin çevreci olması, en önemlisi de otoparkın ihtiyaçlara cevap vermesi öncelik konumuz olacak. Yer altı otoparkı sayesinde meydan projemizin en temel kısmını halletmiş ve üst dizaynına geçmiş olacağız. Bu nedenle ince eleyip sık dokuyoruz" dedi. Yapılan teknik inceleme ve detaylandırmanın ardından otopark projesinin son hali verilecek. Otoparkta elektrikli araçların şarj istasyonları, modern bir havalandırma sistemi, temiz ve modern bir park alanı yapılması hedefleniyor.
Şair Ahmet Erhan, doğum gününde Nilüfer’de özel bir sergiyle anıldı
09 Şubat 2026 Pazartesi - 14:16 Şair Ahmet Erhan, doğum gününde Nilüfer’de özel bir sergiyle anıldı Nilüfer Belediyesi, Türk şiirinin "Akdenizli" sesi Ahmet Erhan’ı, doğum gününde Edebiyat Müzesi’nde düzenlenen anlamlı bir buluşmayla andı. Şairin yaşamından izler taşıyan ve küratörlüğünü şair, yazar ve editör C. Hakkı Zariç’in üstlendiği "Kenar Mahallede Bir Ahmet Erhan" sergisi 30 Eylül’e kadar ziyarete açık kalacak. Nilüfer Belediyesi Edebiyat Müzesi, Türk edebiyatının önemli isimlerinden Ahmet Erhan’ı, 68’inci doğum gününde sevenleriyle buluşturdu. Şair, yazar ve editör C. Hakkı Zariç’in katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, hem Erhan’ın şiir dünyası konuşuldu hem de kişisel eşyaları ve eserlerinden oluşan serginin kapıları açıldı. Bursa’da yaşayan yazar, şair ve edebiyatseverlerin ilgi gösterdiği serginin açılışında C. Hakkı Zariç de bir söyleşi gerçekleştirdi. Zariç, Ahmet Erhan’ın Ankara ile özdeşleşmiş bir şair olarak bilinmesine rağmen, köken ve kimlik olarak aslında tam bir Akdenizli olduğunu vurguladı. Erhan’ın şiirlerindeki Akdeniz lirizmine dikkat çeken Zariç, şairin "Alacakaranlıktaki Ülke" kitabıyla başlayan ve 12 Eylül döneminin zorlu şartlarında filizlenen edebiyat serüvenini katılımcılarla paylaştı. Söyleşide Ahmet Erhan’ın az bilinen yönleri de ele alındı. Zariç, Erhan’ın sinemaya olan ilgisinden ve yakın dostu İbrahim Karaoğlu ile birlikte Sivas Katliamı’nda yitirilen karikatürist Asaf Koçak ile kurguladıkları, ancak metne dökülmeden doğaçlama çekilen "Büyük Simbad" filminin hikayesinden bahsetti. Ahmet Erhan’ın Behçey Aysan, Metin Altıok ve Ahmet Say gibi isimlerle olan dostluklarına da değinen Zariç, şairin yalnızlığı bir yaşam biçimi olarak benimsediğini ve "Nereye gidersem yalnızlığım başkenti orasıdır" anlayışıyla yaşadığını ifade etti. Açılışı yapılan "Kenar Mahallede Bir Ahmet Erhan" sergisi, şairin dünyasına görsel bir yolculuk sunuyor. Küratörlüğünü C. Hakkı Zariç’in yaptığı sergide; Ahmet Erhan’ın kitaplarının ilk baskıları, kişisel fotoğrafları, mektupları ve özel eşyaları yer alıyor. Serginin en dikkat çeken bölümlerinden birini ise ressam Habip Aydoğdu’nun, şairin kitap kapakları için özel olarak hazırladığı akrilik taslaklar oluşturuyor. Ayrıca Vahit Akça’nın hazırladığı çizimler de sergiye renk katıyor. Şairin yaşam serüveninin ve kuşağının geçmişine ışık tutan "Kenar Mahallede Bir Ahmet Erhan" sergisi, 30 Eylül tarihine kadar Nilüfer Belediyesi Edebiyat Müzesi’nde görülebilir.
Bursa’da "pes" dedirten olay: Piknikte bulduğu top mermisini 10 gün evinde saklayıp müzeye getirdi
09 Şubat 2026 Pazartesi - 13:54 Bursa’da "pes" dedirten olay: Piknikte bulduğu top mermisini 10 gün evinde saklayıp müzeye getirdi Bursa’da piknik yaptığı sırada patlamamış top mermisi bulduğunu iddia eden bir kişi, mermiyi yaklaşık 10 gün evinde sakladıktan sonra arkeoloji müzesine getirince ortalık karıştı. Müzeye gelen şahsın rahat tavırları ve gazetecilerin sorularına gülerek cevap vermesi dikkat çekti. Olay, saat 10.00 sıralarında Osmangazi ilçesine bağlı Çekirge Mahallesi’nde bulunan arkeoloji müzesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre P.A., yaklaşık 10 gün önce arkadaşlarıyla Gürsu ilçesinde piknik yaptığı sırada toprak üzerinde dikkatini çeken bir demir parçası buldu. Parçayı eline alan P.A.’nın, daha sonra bunun top mermisi olduğunu fark ettiği öğrenildi. Durumu yetkililere bildirmek yerine mermiyi evine götüren P.A.’nın, patlamamış mühimmatı yaklaşık 1 hafta boyunca evinde sakladığı belirtildi. Günler sonra P.A., top mermisini Çekirge’deki arkeoloji müzesine teslim etmek üzere getirdi. Müze görevlisinin durumu fark ederek ihbarda bulunması üzerine bölgeye polis, bomba imha ekipleri ve olay yeri inceleme ekipleri sevk edildi. Yapılan incelemede merminin patlamamış olduğu tespit edilirken, ekipler çevrede geniş güvenlik önlemi aldı. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan P.A.’nın, "Piknik yaparken buldum" diyerek gülmesi dikkat çekerken, şahıs ifadesi için gözaltına alındı. Top mermisinin incelemeye alındığı olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Bursa’da "pes" dedirten olay: Piknikte bulduğu top mermisini 10 gün evinde saklayıp müzeye getirdi
- "Top mermisini evinde saklamışsın" sorusuna gülerek cevap verdi, gözaltına alındı
09 Şubat 2026 Pazartesi - 13:47 Bursa’da "pes" dedirten olay: Piknikte bulduğu top mermisini 10 gün evinde saklayıp müzeye getirdi - "Top mermisini evinde saklamışsın" sorusuna gülerek cevap verdi, gözaltına alındı Bursa’da piknik yaptığı sırada patlamamış top mermisi bulduğunu iddia eden bir kişi, mermiyi yaklaşık 10 gün evinde sakladıktan sonra arkeoloji müzesine getirince ortalık karıştı. Müzeye gelen şahsın rahat tavırları ve gazetecilerin sorularına gülerek cevap vermesi dikkat çekti. Olay, saat 10.00 sıralarında Osmangazi ilçesine bağlı Çekirge Mahallesi’nde bulunan Arkeoloji Müzesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre P.A., yaklaşık 10 gün önce arkadaşlarıyla Gürsu ilçesinde piknik yaptığı sırada toprak üzerinde dikkatini çeken bir demir parçası buldu. Parçayı eline alan P.A.’nın, daha sonra bunun top mermisi olduğunu fark ettiği öğrenildi. Durumu yetkililere bildirmek yerine mermiyi evine götüren P.A.’nın, patlamamış mühimmatı yaklaşık 1 hafta boyunca evinde sakladığı belirtildi. Aradan geçen günlerin ardından P.A., top mermisini Çekirge’deki Arkeoloji Müzesi’ne teslim etmek üzere getirdi. Müze görevlisinin durumu fark ederek ihbarda bulunması üzerine bölgeye polis, bomba imha ekipleri ve olay yeri inceleme ekipleri sevk edildi. Yapılan incelemede merminin patlamamış olduğu tespit edilirken, ekipler çevrede geniş güvenlik önlemi aldı. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan P.A.’nın, "piknik yaparken buldum" diyerek gülmesi dikkat çekerken, top mermisi incelemeye alındı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Otomotiv yan sanayinde rekabetin dili değişiyor
09 Şubat 2026 Pazartesi - 13:05 Otomotiv yan sanayinde rekabetin dili değişiyor Otomotiv yan sanayinde firmalar, küresel pazarda kalıcı olabilmek için teknoloji, verimlilik ve inovasyon odaklı üretim modellerini güçlendiriyor. Otomotiv yan sanayinde rekabetin yönü değişirken, firmalar artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil; birikmiş tecrübeyi teknoloji, inovasyon ve sürdürülebilirlik odağıyla birleştirme kabiliyetiyle öne çıkıyor. Özellikle çevreye duyarlı üretim süreçleri, verimlilik, enerji tasarrufu ve ölçülebilir sürdürülebilirlik hedefleri, sektörün yeni standartları arasında yer alıyor. Bu dönüşüm, otomotiv sektörünün tedarik zincirinde daha net hissediliyor. Ürün kalitesi kadar süreç yönetimi, kaynak verimliliği, çevresel etkilerin kaynağında azaltılması ve sürekli iyileştirme yaklaşımı hem iç pazarda hem de ihracatta firmaların tercih edilmesinde belirleyici rol oynuyor. 1980 yılında Bursa’da kurulan ve bugün 60’tan fazla ülkeye ihracat yapan ÜÇEL Kauçuk da bu yaklaşımı uzun yıllardır üretim kültürünün merkezinde konumlandıran firmalar arasında yer alıyor. ÜÇEL Kauçuk Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Hüseyin Oruç, şirketin 1980’den bu yana biriken tecrübesini teknoloji ve sürdürülebilirlik odağıyla birleştirdiklerini, hedeflerinin küresel pazarda güvenilir ve uzun ömürlü ürünlerle kalıcı büyüme sağlamak olduğunu ifade etti. Hüseyin Oruç, şirketin vizyonunda dünya genelinde ürünlerinin kullanılmadığı ulaşım aracı bırakmamak hedefinin yer aldığını ifade etti. Oruç, bu hedefi yüksek teknoloji ve inovasyon odaklı üretim süreçleriyle desteklediklerini; yalnızca mevcut ihtiyaçlara değil, gelecekteki taleplere göre de üretim kabiliyetini geliştirmeye odaklandıklarını kaydetti. Üçel Kauçuk’un sürdürülebilirlik yaklaşımında çevreye duyarlı üretim süreçleri, enerji tasarrufu, su verimliliği, atıkların azaltılması ve çalışan farkındalığını güçlendiren eğitimler öne çıkarken, Hüseyin Oruç, bu başlıkların şirketin üretim kültürünün ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirtti. Oruç, AR-GE çalışmalarını da hem ürün hem süreç inovasyonunu besleyen stratejik bir yatırım alanı olarak konumlandırdıklarını kaydetti.
Bursa nüfusu binde 7,5 artarak 3 milyon 263 bini geçti
09 Şubat 2026 Pazartesi - 12:36 Bursa nüfusu binde 7,5 artarak 3 milyon 263 bini geçti Bursa’nın 2025’te nüfusu bin 7,5 artış hızıyla 3 milyon 263 bin 11’e, Balıkesir’in ise binde 6,6 artışla 1 milyon 284 bin 517 kişiye çıktı. TÜİK’in 2025 yılına ilişkin açıkladığı "Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları"na göre, Türkiye’de ikamet eden nüfus, 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla bir önceki yıla göre 427 bin 224 kişi artarak 86 milyon 92 bin 168 kişiye ulaştı. Erkek nüfus 43 milyon 59 bin 434 ve kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734 kişi olurken, toplam nüfusun yüzde 50,02’sini erkekler, yüzde 49,98’ini ise kadınlar oluşturdu. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, Türkiye’de ikamet eden yabancı nüfus bir önceki yıla göre 38 bin 968 kişi artarak 1 milyon 519 bin 515 kişi oldu. Türkiye’nin yıllık nüfus artış hızı 2024 yılında binde 3,4 iken, 2025 yılında binde 5 oldu. Bursa nüfusu 2024’teki artış hızı olan binde 7,5’u koruyarak 3 milyon 263 bin 11’e, Balıkesir binde 6,6 artışla 1 milyon 284 bin 517 kişiye, Çanakkale binde 8,8 nüfus artış hızıyla 573 bin 976 kişiye, Yalova ise binde 12,1 yükselişle 311 bin 635 kişiye ulaştı. Konya’nın 2025 nüfusu ülke ortalamasına yakın bir değer olan yüzde 5,7’lik artışla 2 milyon 343 bin 409’a, Kayseri nüfusu yüzde 4,5’luk yükselişle 1 milyon 458 bin 991 kişiye çıkarken, Karaman’ın nüfusu yüzde 1,7 azalarak 202 bin 54’e geriledi. Marmara’da Tekirdağ’ın nüfusu binde 17,8 yükselmeyle 1 milyon 208 bin 441’e, Kocaeli’nin nüfusu binde 14,5 artış göstererek 2 milyon 161 bin 171’e, Sakarya’nın binde 11,6 yükselerek 1 milyon 123 bin 693’e, Bolu’nun binde 2,3 artarak 327 bin 173’e çıktı.