Yerel Haberler
Bursa
Sessiz tehlike: "Osteoporoz" 27 Şubat 2026 Cuma - 11:11:43 Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Merve Dede Akpınar, kemik erimesi olarak bilinen osteoporozun, özellikle kadınlarda menopoz sonrası dönemde yaygınlaştığını belirterek, hastalığın genellikle belirti vermeden ilerlediğini ve bu yüzden ’sessiz hastalık’ olarak tanımlandığını söyledi. Kemik yoğunluğunun azalmasıyla birlikte kemiklerin kırılgan hale gelmesine yol açan osteoporozun, uzun yıllar hiçbir belirti vermeden ilerlediğini ifade eden BURTOM Biyofiz Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Merve Dede Akpınar, hastaların genelinin ilk kırık yaşanana kadar hastalığının farkında olmadığını söyleyerek, "Özellikle 50 yaş üzeri kadınlarda görülen ani boy kısalması, kamburlaşma ya da sırtta oluşan sürekli ağrılar, osteoporozun ilk sinyalleri olabilir. Ancak çoğu zaman bu belirtiler yaşlılığa bağlanarak göz ardı edilir. Oysa erken dönemde yapılacak kemik yoğunluğu ölçümleri, hastalığın ilerlemesini durdurmak için çok değerlidir" ifadelerini kullandı. Osteoporozun en büyük riskinin kemik kırıkları olduğuna dikkat çeken Dr. Akpınar, "Kalça, omurga ve bilek kırıkları, osteoporozun en yaygın ve en ciddi sonuçlarıdır. Bu tür kırıklar yaşlı bireylerin hareket kabiliyetini kısıtlar, bağımsızlığını kaybetmesine hatta yatağa bağımlı hale gelmesine neden olabilir. Bazı durumlarda kırıklar yaşamı tehdit edecek komplikasyonlara yol açabilir" diye konuştu. Bu nedenle özellikle risk grubunda olan kadınların, menopoz sonrası düzenli olarak kemik taramalarını yaptırması gerektiğini belirtti. Osteoporozun önlenebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Dr. Merve Dede Akpınar, şu önerilerde bulundu: "Yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı, düzenli fiziksel aktivite, sigara ve alkol gibi kemik sağlığını olumsuz etkileyen alışkanlıklardan uzak durmak çok önemlidir. Yük taşıyan egzersizler, yürüyüş, pilates veya dans gibi aktiviteler kemik yoğunluğunu korumada etkilidir. Ayrıca bazı kronik hastalıklar ve uzun süreli kortizon kullanımı da osteoporoz riskini artırabilir, bu nedenle bu tür durumlarda hekim kontrolü daha da önem kazanır." "Osteoporoz sadece yaşlanmanın doğal bir sonucu değildir" diyen Dr. Akpınar, sözlerini şöyle tamamladı: "Her kemik ağrısı yaşlılıktan kaynaklanmaz. Osteoporozla ilgili belirtiler fark edildiğinde geç kalmadan doktora başvurmak gerekir. Erken tanı ve düzenli takip ile osteoporozun ilerlemesi yavaşlatılabilir, kırık riski önemli ölçüde azaltılabilir. Sağlıklı ve aktif bir yaşlılık için kemik sağlığımızı ciddiye almalıyız. Kemiklerinizi ihmal etmeyin, sessizce gelen bu tehlikeye karşı harekete geçin."
27 Şubat 2026 Cuma - 10:54 İki kız kardeş kanseri aynı gün yendi Bursa’da başarılı operasyon geçiren Çanakkaleli Hatice ve Nurten kardeşler, aynı gün meme kanserinden kurtuldu. Çanakkale’de yaşayan Hatice Özkan (61) 4 yıl önce meme kanserine yakalandı. Bursa’da Doruk Nilüfer Hastanesi’nde Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Coşkun Özer tarafından yapılan başarılı bir operasyonla sol meme kanseri belirlenip ameliyat edildi. Yapılan tetkik ve değerlendirmeler sonucunda hastalığın genetik olduğu belirlenerek kız kardeşi Nurten Korkmaz’da da (54) meme kanseri tespit edildi. Bunun üzerine iki kız kardeş Hatice Özkan ve Nurten Korkmaz, kansersiz bir hayat için hastaneye başvurdu. Bursa’da Doruk Nilüfer Hastanesi’nde ileri düzeyde yapılan tetkik ve incelemeler sonucunda her iki kardeşin meme dokusunun tamamen alınması ve sonrasında fonksiyonel kayıp olmaması amaçlanarak, aynı gün içinde Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Coşkun Özer ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Kemal Karaca tarafından ardı ardına gerçekleşen başarılı operasyonlarla iki kız kardeş meme kanserinden tamamen kurtuldu. Doruk Nilüfer Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Coşkun Özer, "Hatice teyzemize 2 yıl önce sol memenin tamamen alınması (sol mastektomi) yapılmış, şimdi ise sağ memenin tamamen alınması (sağ mastektomi), kız kardeşi Nurten hanıma ise iki memenin iç kısmındaki dokuların tamamen alınması ve boşalan alana silikon konulması ameliyatı uygulandı. Koridorlarda beraber yürüyerek kadınlar için en ciddi kanserlerden olan meme kanserini yendi. Şimdi hastalığı geçmişte bırakarak sevdiklerine vakit ayırabilmektedirler" dedi. Meme kanserinde önemli bir deneyime sahip Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Coşkun Özer, 20 yaşından sonra kadınların kendi kendine meme muayenesi yapması, 40 yaşından sonra ise yıllık mamografi taramalarını yaptırmaları ve en ufak farklılıkta doktorlarına başvurması gerektiğini özellikle vurguladı.
27 Şubat 2026 Cuma - 10:39 Ramazan’da cildin ihtiyacı yoğun temizlik değil, nazik bir korunmadır Ramazan ayı bedenin ve ruhun dinlendiğini belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayda Kart Aşkar, bu dönemde hassas hale gelen cildin ihtiyacı yoğun temizlik değil, nazik bir korunma olduğunu söyledi. Birçok kişi kuruluğu yalnızca susuzluğa bağlasa da, aslında farkında olmadan yapılan hatalar cilt bariyerini zayıflattığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayda Kart Aşkar, uzun süren susuzluk, değişen beslenme düzeni ve uyku saatlerinin cilt üzerinde ister istemez etkisi olabileceğini söylerken, "Cildi köpüren temizleyiciler ferahlık hissi verse de cildin doğal koruyucu tabakasına zarar verebilir. Bu tabaka, cildin nemini koruyan en güçlü savunma hattıdır. Gereğinden fazla ve sert ürünlerle yapılan temizlik, kuruluk, gerginlik, kızarıklık ve hassasiyete yol açabilir. Ramazan’da cildin ihtiyacı yoğun temizlik değil, nazik bir korunmadır" ifadelerinde bulundu. Yapılan bazı hatalardan bahseden Aşkar, "Nasıl olsa su içemiyorum, düşüncesiyle nemlendirici kullanmamak, cildin daha hızlı nem kaybetmesine sebep olur. Nemlendiriciler cilde su eklemez. Mevcut nemi koruyarak cilt bariyerini destekler. Nemlendirici kullanımı, özellikle Ramazan ayında cilt sağlığının temel taşlarından biridir. Uzun süren açlığın ardından tüketilen ağır, tuzlu ve şekerli yiyecekler cilt dengesini doğrudan etkileyebilir. Cilt, bir önceki günün beslenmesini ertesi sabah yansıtır. Ramazan ayında evde daha fazla vakit geçirilse bile gün ışığına maruz kalmak devam eder. Güneş ışınları fark edilmeden ciltte kuruluğa ve leke oluşumuna katkıda bulunabilir. Güneş koruyucu kullanımı yalnızca yaz aylarına özgü değildir, yıl boyunca düzenli olarak uygulanmalıdır" dedi. Cildi zorlayan yoğun kozmetik uygulamalar yapmakla ilgili de uyarılarda bulunan Aşkar, "Güçlü peelingler, yoğun asit içerikleri ve tahriş edici işlemler bu dönemde cilt bariyerini zayıflatabilir. Ramazan, cildi yenilemekten çok koruma ve onarma zamanıdır. Cilt bedenin sessiz dili olduğunu unutmamak gerekiyor. Cilt, susuz kaldığında bağırmaz. Kuruyarak, hassaslaşarak ve ışıltısını kaybederek konuşur. Ramazan’da cilde gösterilen özen, yalnızca bu ayı değil tüm yılı etkiler. Cildinize yapabileceğiniz en büyük iyilik, onu zorlamak değil, anlamak ve korumaktır" diye konuştu.
Büyük dönüşüm yolunda tapu seferberliği devam ediyor
17 Ocak 2026 Cumartesi - 13:43 Büyük dönüşüm yolunda tapu seferberliği devam ediyor Yıldırım Belediyesi, 6 Mahalle İmar Uygulamaları kapsamında Arabayatağı, Çınarönü, Ulus, Yavuzselim, Mevlâna, Hacivat mahallelerinde 7 bin 417 tapu dağıtılırken, 18 bin 950 tapunun da işlemlerini tamamladı. Yıldırım Belediyesi, 6 Mahalle İmar Uygulamaları 5.Etap kapsamındaki tapu çalışmalarını tamamlayarak, 300 hak sahibine tapularını teslim etti. Barış Manço Kültür Merkezi’nde düzenlenen tapu dağıtım törenine Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra AK Parti Bursa milletvekilleri Mustafa Yavuz ve Emel Gözükara Durmaz, AK Parti Yıldırım İlçe Başkanı İrfan Akkaya, Yıldırım Muhtarlar Derneği Başkanı Muhsin Sak, mahalle muhtarları ve hak sahipleri katıldı. Arabayatağı, Çınarönü, Ulus, Yavuzselim, Mevlâna ve Hacivat mahallelerini kapsayan 300 hektarlık alanda yürütülen tapu ve imar uygulamalarının Yıldırım’ın geleceğini şekillendireceğini vurgulayan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Bu mahallelerimizde 5 etap halinde gerçekleştirdiğimiz çalışmalar neticesinde 7 bin 417 tapuyu hak sahiplerine teslim ettik. 3. Etaptaki 18 bin 950 tapu için çalışmalarımız tamamlanma aşamasına geldi. Kısa süre içerisinde bu tapuları da hak sahiplerine teslim edeceğiz" dedi. İnsanlarımız ve şehir kazanıyor 6 mahallede yürütülen imar uygulamalarının sadece binaların dönüşümünü değil şehrin gelişimi için önemli bir adım olduğunu kaydeden Başkan Yılmaz, "Vatandaşlarımıza güvenli modern konutlar yapma imkanı sağlarken, aynı zamanda onlar için yeni yaşam alanları, yeni ulaşım aksları, yeşil alanlar oluşturuyoruz. Bu minvalde 42 bin metrekarelik 5. Etap çalışmaları kapsamında 7 bin 200 metrekaresi park alanı olmak üzere 12 bin metrekare sosyal donatı alanını bedelsiz bir şekilde kamuya kazandırdık. Bizim imar uygulamalarımızda hem hak sahipleri kazanıyor hem şehir kazanıyor. Bugün olduğu gibi yarın da Yıldırım için çalışmaya, üretmeye, Yeni Yıldırım’ı inşa etmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Yıldırım’da yürütülen kentsel dönüşüm çalışmalarının Bursa ve Türkiye için örnek teşkil ettiğini dile getiren AK Parti Bursa Milletvekili Emel Gözükara Durmaz, "Yıldırım Belediyesi, Oktay Yılmaz Başkanımızın öncülüğünde büyük bir dönüşüm hamlesi gerçekleştiriyor. Yıldırım’da yürütülen kentsel dönüşüm çalışmalarına insanlarımız inanıyor güveniyor. Başkanımızı yürüttüğü çalışmalar ve gösterdiği özveriden dolayı kutluyorum" diye konuştu. Protokol konuşmalarının ardından 300 tapu hak sahiplerine takdim edildi.
"Sosyal medyada mantık yanlışları yaygın"
17 Ocak 2026 Cumartesi - 13:42 "Sosyal medyada mantık yanlışları yaygın" BURSA (İHA) – Osmangazi Belediyesi, Osmangazi Kent Konseyi ve Bursa Felsefe Kulübü iş birliğiyle 14 Ocak Dünya Mantık Günü dolayısıyla anlamlı bir etkinlik düzenlendi. Her yaştan katılımcının ilgisini çeken programda mantığın gerekliliği ve gündelik yaşamdaki önemi ele alındı. Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde gerçekleştirilen "Mantık Niçin Gereklidir" başlıklı etkinliğe, Bursa Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fikret Osman konuşmacı olarak katıldı. Programın moderatörlüğünü ise aynı bölümden Prof. Dr. Metin Becermen üstlendi. Etkinliğe katılanlar, mantığın neden gerekli olduğu, günlük hayatta nasıl kullanılması gerektiği ve bireylerin karşılaştıkları mantık yanlışları hakkında bilgi edinme fırsatı buldu. Dünya Mantık Günü kapsamında mantığın önemine dikkat çeken Doç. Dr. Fikret Osman, konuşmasında mantık yanlışlarının bireyleri nasıl yanıltabildiğine değindi. Osman, "Mantık yanlışları son derece önemlidir. Hepimiz bilerek ya da bilmeyerek sıkça bu yanlışlara düşebiliyoruz. Bu yanlışlardan nasıl kaçınılabileceğini anlatmaya çalıştım. Mantık yanlışları, özellikle bilinçli olarak bizi yanlış yönlere sevk etmeye çalışan akıl yürütmelerdir. Bir kişi hakkında ön yargı oluşturup ardından onun görüşünü bu ön yargı üzerinden değerlendirmek bir mantık yanlışıdır. Bu durumda bilginin kendisinden uzaklaşılır ve konu farklı bir yöne çekilir. Bunun gibi pek çok hatadan söz etmek mümkündür" ifadelerini kullandı. "Sosyal medyada mantık yanlışları yaygın" Bütün-parça ilişkisine dayalı hataların da yaygın olduğuna dikkat çeken Osman, "Gündelik dilde ve sosyal medyada sıkça karşılaşılan şeklî hatalar var. Bir takım neticelendirmeler ve şartlı önermeler üzerinden yapılan yanlışlar bireyleri yanıltabiliyor. Bütün-parça ilişkisine dayalı hatalar yaygın; bir parçayı ele alırken bütünün tamamını yansıtmadığı göz ardı ediliyor. Bu tür hatalar, yanlış yargılara ve hatalı değerlendirmelere yol açabiliyor" diye konuştu. Dil kullanımının önemine de vurgu yapan Osman, "Dilimizin netleşmesi son derece önemlidir. Dili netleştirdiğimizde düşüncemizi de geliştirmiş oluruz. Bu durum, felsefe gibi fikrî alanlar için büyük önem taşımaktadır" dedi. Programın sonunda Osmangazi Kent Konseyi Genel Sekreteri Mutlu Çınar, Geçmiş Dönem Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Erdem Saker ve Bursa Felsefe Kulübü Başkanı Gürkan Kaya tarafından Bursa Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fikret Osman’a teşekkür belgesi verildi.
Nilüfer’in pazarlarında hizmet kalitesi iş birliğiyle artıyor
17 Ocak 2026 Cumartesi - 13:01 Nilüfer’in pazarlarında hizmet kalitesi iş birliğiyle artıyor Nilüfer Belediyesi, ilçe genelindeki giyim ve semt pazarlarında düzeni sağlamak ve vatandaşlara daha konforlu bir alışveriş ortamı sunmak amacıyla Bursa Yaymacılar Odası ve Bursa Seyyar Pazarcılar Odası ile protokol imzaladı. Nilüfer Belediyesi, ilçedeki pazar yerlerinde denetim, temizlik ve yerleşim düzenini daha verimli hale getirmek için yeni bir adım attı. Mevcut yönetmelikler çerçevesinde hazırlanan iş birliği protokolü ile pazar yerlerindeki hizmet standartlarının yükseltilmesi hedefleniyor. Nilüfer Belediyesi’nin tasarrufunda bulunan pazar alanlarında hayata geçirilen bu düzenleme; pazar kurulan günlerde alanın belirlenen sınırların dışına taşmasını önlemeyi ve pazar sonrasında oluşan temizlik ihtiyacının daha hızlı giderilmesini amaçlıyor. Yapılan protokol ile pazar yerlerindeki bazı teknik hizmetlerin yürütülmesinde meslek odalarından destek alınacak. Buna göre, giyim pazarları için Bursa Yaymacılar ve Benzerleri Esnaf Odası, semt pazarları için ise Bursa Seyyar Pazarcılar Esnaf Odası ile koordineli bir çalışma yürütülecek. Nilüfer Belediyesi ve odalar arasındaki protokol Nilüfer Belediyesi Halk Evi Başkanlık Makamı’nda imzalandı. Törene, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz, Bursa Seyyar Pazarcılar Esnaf Odası Başkanı Ahmet Refik Aksu ve Bursa Yaymacılar ve Benzerleri Esnaf Odası Başkanı Fahrettin Tüccaroğlu katıldı. Nilüfer’de esnaf gülümseyecek Protokol töreninde konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, önceliklerinin Nilüfer’deki esnafın gülümsemesi ve Nilüfer halkının sağlıklı ortamlarda hizmet alması olduğunu söyledi. Bu kapsamda pazarları daha iyi getirmeye yönelik çalışmalar gerçekleştirdiklerini belirten Başkan Şadi Özdemir, "Her iki oda başkanımıza verdikleri desteklerden dolayı teşekkür ederiz. Biz de elimizden gelen her desteği Nilüfer’in esnafı için yapmaya devam edeceğiz" dedi. Bursa Seyyar Pazarcılar Esnaf Odası Başkanı Ahmet Refik Aksu da, "Nilüfer’deki pazarların huzur ve güvenliği, esnafımızın daha sağlıklı ortamda alışveriş yapabilmesi ve kapalı pazar yerlerimizin sayısının artırılması için Başkan Şadi Özdemir ile görüşmeler yaptık. Nilüfer’de güzel şeylere hep birlikte imza atacağız. Bundan vatandaşımız da faydalanacak" diye konuştu. Nilüfer’deki giyim pazarlarının Türkiye çapında bilindiğini kaydeden Bursa Yaymacılar ve Benzerleri Esnaf Odası Başkanı Fahrettin Tüccaroğlu ise, "Nilüfer Belediyesi’nin çalışmaları ve destekleri sayesinde modern pazar alanlarımızın sayısını artırmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Bursa’da yüzlerce kadın aynı anda iyilik için ilmek attı
17 Ocak 2026 Cumartesi - 12:31 Bursa’da yüzlerce kadın aynı anda iyilik için ilmek attı Bursa’da yüzlerce kadın aynı andı sinema salonunda toplanıp hem film izledi hem de hep birlikte örgü ördü. Sosyal sorumluluk projesi kapsamında dağ ilçesi Harmancık’taki 200 çocuk için atkı, bere ve yastık örüldü. Etkinliğe Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir ile Harmancık Beledyie Başkanı Haşim Ali Arıkan’ın eşi Melda Arıkan da destek verdi. Nilüfer Belediyesi ve Elif Sanat Kültür ve Kadın Dayanışma Derneği iş birliğiyle gerçekleştirilen "Kalpten İlmekler İyilik Perdesinde" projesinde yaklaşık 200 kadın sinema salonunda hem film izledi hem de Harmancık’taki ihtiyaç sahibi çocuklar için atkı, bere ve yastık ördü. Dayanışma kenti Nilüfer, örnek bir sosyal sorumluluk projesine daha ev sahipliği yaptı. Nilüfer Belediyesi, Elif Sanat Kültür ve Kadın Dayanışma Derneği iş birliğinde "Kalpten İlmekler İyilik Perdesinde" etkinliği Konak Kültürevi’nde gerçekleştirildi. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir, Harmancık Belediye Başkanı Haşim Ali Arıkan’ın eşi Melda Arıkan da salonda yerini aldı. Etkinlikte alışılmışın dışında bir sinema deneyimi yaşandı. Yaklaşık 200 gönüllü kadın "İyilik için ilmek atıyoruz" diyerek sinema koltuklarını doldurdu. Gönüllü kadınlar, sanatçı Adile Naşit’in hayatının konu alındığı "Adile" filmini izlerken, bir yandan da Harmancık’taki ihtiyaç sahibi çocuklar ve dezavantajlı bireyler için atkı, bere ve kalpten yastıklar ördü. Film gösterimi sırasında, gönüllülerin örgü örebilmesi için salonun ışıkları da kapatılmadı. Harmancıklı çocukları ısıtacak Projeye katkı sağlayan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir, "Hayat bazen bizden büyük adımlar değil, küçük ama anlamlı dokunuşlar ister. Bir film izlemek, kısa bir yürüyüş yapmak gibi sıradan görünen anlarda bile, bir insanın hayatına dokunma imkânı sağlar. Bugün burada tam da bunu yapıyoruz" diyerek konuşmasına başladı. Adile filminin şefkati, emeği ve kalpten gelen sevgiyi hatırlatan bir hikâye olduğunu dile getiren Nuray Özdemir, "Biz de bu hikâyeye, kendi ilmeklerimizle eşlik ediyoruz. Bugün örülen her atkı, her bere; Harmancık’taki çocuklara ve dezavantajlı bireylere yalnızca bir sıcaklık değil, "yalnız değilsin" duygusunu taşıyacak. İyilik böyle çoğalıyor" diye konuştu. Özdemir, tüm gönüllülere, Elif Sanat Kültür ve Kadın Dayanışma Derneği’ne ve dayanışmaya ev sahipliği yapan Nilüfer Belediyesi’ne teşekkür etti. Nilüfer Belediyesi, Elif Sanat Kültür ve Kadın Dayanışma Derneği Elif Kamacı Efe ise sadece örgü örmediklerini, kadın emeğinin sağlayacağı farkındalığı da ortaya koyduklarını söyledi. Efe, 200 kadının emeğinin Harmancık’ta çocuklarla buluşacağını dile getirdi. Etkinlikte, Harmancık Belediye Başkanı Haşim Ali Arıkan’ın eşi Melda Arıkan’a da örgüden kalp hediye edildi. Film sonunda el emeği ürünler, çocuklar ve dezavantajlı bireylerle ulaştırılmak üzere sepetlere bırakıldı.
Uludağ rengarenk, sömestr cümbüşü yaşanıyor..
17 Ocak 2026 Cumartesi - 11:58 Uludağ rengarenk, sömestr cümbüşü yaşanıyor.. Türkiye’de kar ve kayak denince ilk akla gelen yer olan Uludağ’da okulların tatil olmasıyla birlikte adeta cümbüş yaşanıyor. 15 günlük sömestr tatilini fırsat bilen Türkiye’nin bir çok ilinden öğrenci turlarla Uludağ’a akın etti. Zirveya akın edenlerin kimisi boardla kimisi poşetle kayıyor, düşenler, sosyal medya uğruna soğuktan donmayı göze alanlar bile var Turların sunduğu uygun fiyatları kaçırmayan öğrenciler Uludağ’a geldiklerinde ise yüksek fiyatlı ürünler karşısında çaresizlik yaşıyor. Türkiye’nin en büyük kış turizm merkezi Uludağ, yarıyıl tatilinde öğrenciler ve ailelerin akınına uğradı. 8 bin 500 yatak kapasitesine sahip 20 otel ve kamuya ait 7 misafirhanede doluluk oranı yüzde 90’a ulaştı. Kar kalınlığının 78 santimetre olarak ölçüldüğü bölgede kayak pistleri yerli ve yabancı turistlerle dolup taştı, pistlerde adeta bir kış şenliği yaşanıyor Hava sıcaklığının gündüz en yüksek 1 derece, gece ise -11 dereceye kadar düştüğü Uludağ’da Öğrenciler ve aileler pistlerde kayak, snowboard ve kayak keyfi yaparken, bazı günü birlikçilerde poşet ve yanlarında getirdikleri kızaklarla karın tadını çıkarıyor. Uludağ’da sömestr dönemi için otellerde gecelik fiyatlar 42 bin TL’ye kadar çıkarken, erken rezervasyon yapanlar avantajlı paketlerden yararlanabiliyor. Yoğun talep nedeniyle birçok otelde yer bulmak çok zor. Kamu misafirhanelerinde ise kişi başı konaklama ücretleri kahvaltı ve akşam yemeği dâhil 2 bin 500 TL’den başlıyor. Sömestr tatilinde öğrencilerin ve ailelerin gözde adresi olan Uludağ’da yaşanan yoğunluk en çok telesiyejlerde kendini gösterdi. Sömestr tatilini fırsat bilen binlerce kayak sever, zirveye çıkabilmek için telesiyejler önünde uzun süre sıra bekledi. Telesiyejlerde yaşanan yoğunluğa rağmen tatilciler, kar ve güneşin tadını çıkarmaya devam ederken, yetkililer yoğun saatlerde dikkatli olunması yönünde uyarılarda bulundu. Hafta sonu güneşli havanın hakim olduğu Uludağ’da önümüzdeki haftada kar yağışı bekleniyor. İstanbul’dan tatil günübirlik Uludağ’a gelip fotoğraf çektiren bir gurup genç, hazırlıksız geldiklerini itiraf edip eksi 7 derecede çok üşüdüklerini söyledi. İlk defa kayak ve snowboard yapan gençler de düşe kalka öğrendiklerini ifade ettiler.
BUÜ’lü hemşirelerin uluslararası bilimsel yayın başarısı
17 Ocak 2026 Cumartesi - 11:47 BUÜ’lü hemşirelerin uluslararası bilimsel yayın başarısı Uluslararası Q1 kategorisindeki dergilerde makaleleri yayımlanan Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Hastanesinde görev yapan hemşireler, hastane yönetimi tarafından düzenlenen törenle ödüllendirildi. BUÜ Hastanesinde görev yapan hemşireler, sağlık hizmetindeki yoğun mesailerini akademik başarılarla taçlandırarak bilim dünyasına önemli katkılar sunmaya devam ediyor. Kendi alanlarında 2025 yılı içerisinde dünyanın en saygın yayınları arasında kabul edilen uluslararası Q1 kategorisindeki dergilerde makaleleri yayımlanan hemşireler, hastane yönetimi tarafından düzenlenen törenle ödüllendirildi. Bilimin ışığında akademik gelişime tam destek Hastane Başhekimi Prof. Dr. Halil Sağlam ve Başhemşire Uzm. Hemşire Fatma Düzgün, bilimsel çalışmalarıyla fark oluşturan sağlık profesyonellerine teşekkür belgelerini takdim ederek, akademik gelişimin sağlık hizmet kalitesi üzerindeki kritik önemine vurgu yaptılar. Prof. Dr. Halil Sağlam, bilimin ışığında ilerleyen tüm hemşirelerin gelişimine yönelik desteklerin artarak devam edeceğini belirterek bu başarının tüm sağlık camiası için gurur verici olduğunu ifade etti. Hemşirelerin bilimsel çalışmaları dünya litaratüründe Enfeksiyon Kontrol Komitesi’nden Uzm. Hemşire Gül Çalışkan, antibiyotik direnci ve enfeksiyon yönetimi üzerine hazırladığı kritik çalışmasıyla Eylül 2025’te dünyaca ünlü Scientific Reports dergisinde yer alarak önemli bir başarıya imza attı. Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Kemoterapi Ünitesi Sorumlu Hemşiresi Saliha Macun ise onkoloji hastalarında kanülasyon işlemlerinin ağrı ve hasta memnuniyeti üzerindeki etkisini inceleyen araştırmasını Mart 2025’te Almanya merkezli prestijli bir yayında bilim dünyasıyla paylaştı. Diyabet ve iç hastalıkları alanında da ses getiren çalışmalara imza atan İç Hastalıkları Başhemşiresi Uzm. Hemşire Semure Zengi, Klinik Sorumlu Hemşiresi Uzm. Hemşire Suzan Adalı ve Diyabet Eğitim Hemşiresi Hülya Ek, pandeminin diyabetik ayak hastaları üzerindeki etkilerini inceleyen kapsamlı araştırmalarını Ağustos 2025’te Journal of Clinical Medicine dergisinde yayımladı. Son olarak Genel Cerrahi Yoğun Bakım Ünitesi’nden Uzm. Hemşire Dilan Ayhan, yoğun bakımda el hijyeni eğitimine yönelik hazırladığı randomize kontrollü çalışmasıyla Kasım 2025’te Nursing in Critical Care dergisinde yer alarak hastanenin akademik başarı tablosuna yeni bir halka ekledi.
Tıkla, paylaş vicdanın rahatlasın
17 Ocak 2026 Cumartesi - 11:14 Tıkla, paylaş vicdanın rahatlasın Türk Dil Kurumu (TDK), 300 bin vatandaşın katılımıyla Türkiye’de 2025 yılının kelimesinin "dijital vicdan" olarak seçildiğini duyurdu. Mudanya Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dursun Boz, "Sosyal medyada paylaşım, beğeni ve yorum yapan bireyler, insani görevlerini yerine getirdiklerini hissediyor. Oysa vicdan, kişinin kendi davranışları hakkında ahlaki bir yargıda bulunmasını sağlayan güçtür" dedi. Türk Dil Kurumu (TDK), 300 bin vatandaşın katılımıyla yaptığı oylama sonucunda 2025 yılının kelimesini "dijital vicdan" olarak belirledi. Mudanya Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dursun Boz, kavramın çağımızda vicdanın dijital ortamda aldığı yeni ve çoğu zaman yanıltıcı işlevi hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Tıklayarak vicdanını rahatlattığını zannediyorsun İnsanların gerçek hayatta sorumluluk almadıkları ya da almak istemedikleri konularda sosyal medya platformlarındaki paylaşım ve beğeniler ile vicdanlarını rahatlatma eğilimine girdiklerini vurgulayan Doç. Dr. Dursun Boz, "Bu durum vicdanı tıklanabilir bir duruma getirmektedir. Paylaşım, beğeni ve yorum yapan bireyler "tıklama" aracılığıyla insani görevlerini yerine getirdiğini hissetmektedir. Halbuki vicdan; kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlâk değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç olarak tanımlanmaktadır" dedi. "Gazze ve Doğu Türkistan’daki dramları ile ilgili paylaşımları beğenmek sorumluluktan uzak tutmaktadır" Boz, "dijital vicdan" kavramının çağımızda vicdanın dijital ortamda aldığı bu yeni, çoğu zaman yanıltıcı işlevi anlatan gerekli bir kavram olarak dilimizde yerini aldığını ifade ederek, "Mesela Gazze ve Doğu Türkistan gibi kamuoyunun önünde gerçekleşen insanlık dramlarında, ilgili konunun sosyal medya içeriğini beğenmek ve hatta bu durumlar için ’içerik üretmek’, o olayın gerçekliğini bozarak bireyde sanal bir vicdani rahatlamaya yol açmaktadır. Sosyal ve bireysel sorumluluktan uzak tutmaktadır. Dijital vicdan, insanları somut gerçekler karşısında somut çözümler üretmekten alıkoyarak sorun alanının genişlemesine ve derinleşmesine neden olmaktadır" dedi. "Vicdan, bir eyleme dönüşmekten çıkarak sembolik bir ifade halini almaktadır" Geleneksel olarak vicdanın, insanların ahlaki bilinçlerini ve doğru ile yanlış arasındaki farkı ayırt etme kabiliyetini temsil ettiğini aktaran Dursun Boz, "Dijital vicdan sayesinde, bireylerin ve kuruluşların dijital platformlar ve çevrimiçi alanlardaki faaliyetlerinde etik sorumluluğu göz önünde bulundurması gerekiyor" diye konuştu. Dijital vicdan kavramı, ile dijitalleşme döneminde etik sorumlulukların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ifade eden Boz, "Dijital vicdan ile insanları "şimdi ne yapmam gerekir" sorusuyla baş başa bırakan bir konuya değiniliyor. Bir şey icra etmek yerine bir gösterim yapmanın yeterli olduğu, fakat yine de iç huzurumuzu sağladığımız bir durumdur. Dijital vicdan açısından bakıldığında vicdan, bir eyleme dönüşmekten çıkarak sembolik bir ifade halini almaktadır. Hareket geri planda kalıyor, sorumluluk yok oluyor; geride yalnızca bir tıklamayla hem vicdanı rahatlatan hem de diğerlerini yargılamaya yarayan bir dijital etik kalmaktadır" diye konuştu. Doç. Dr. Dursun Boz, sosyal medyada dijital vicdanı nasıl kullanmak gerektiğine ilişkin de şu önerilerde bulundu: "Paylaşım yapmadan önce kaynağını doğrulamalıyız. Gereksiz uygulama izinleri iptal edilmeli. Yapay zekâ içerikleri şeffaf bir şekilde paylaşılmalı. Ekranın arkasında gerçek insanların olduğunu unutmamalıyız. Linç kültürü ve psikolojik baskıya karşı empati ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeliyiz."