GÜNDEM - 02 Şubat 2026 Pazartesi 12:52

Yıldırım’da 30 bin bağımsız birim kentsel dönüşümle Bursa’ya kazandırılıyor

A
A
A
Yıldırım’da 30 bin bağımsız birim kentsel dönüşümle Bursa’ya kazandırılıyor

Bursa Belediyeler Birliği tarafından düzenlenen ’Bursa İRAP 2027-32 Afet Risk Azaltma Çalıştayı’nda konuşan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, bugüne kadar yaklaşık 7 bin 500 bağımsız birimi kentsel dönüşüm ile Yıldırım’a kazandırdıklarını, 2029 yılına kadar 30 bin adet yeni bağımsız birimi de kazandırmayı hedeflediklerini söyledi. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından depremden etkilenen 11 ilde teslim edilen ev sayısının 500 bine yaklaştığını belirten Yılmaz, "Çoğu gelişmiş ülkenin dahi ulaşamayacağı, Türkiye’de birçok siyasi liderin hayal bile edemediği bu başarı, bize afet sonrası iyileştirme çabalarında bir başarı kriteri sunmaktadır" dedi.


Bursa Belediyeler Birliği tarafından düzenlenen ’Bursa İRAP 2027-32 Afet Risk Azaltma Çalıştayı belediye başkanlarından derneklere kadar birçok kurum yetkilisini bir araya getirdi.


Bursa Belediyeler Birliği ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın ev sahipliğinde başlayan çalıştay, 2 gün sürecek. Açılış konuşmasında salondakilere seslenen Başkan Yılmaz, "Bursa’nın geleceğini daha güvenli temeller üzerine inşa etmek, yarınlarımızı öngörülebilir risklerin yıkıcı etkisinden korumak adına düzenlediğimiz bursa İrap 2027-32 Afet Risk Azaltma Çalıştayı çok önemlidir. Yaşadığımız çağda, küresel ölçekte değişen dinamikler kentleri daha önce hiç olmadığı kadar büyük tehditlerle karşı karşıya bırakmaktadır. Günümüzde bu afetlerin hem sayısı hem de sıklığı hızla artmakta, buna bağlı olarak sosyal, ekonomik ve çevresel kayıp risklerimiz her geçen gün daha da ağırlaşmaktadır. İklim değişikliğinin etkisiyle artan seller, heyelanlar, orman yangınları ve depremler gibi doğa olaylarının yanı sıra; sanayi kazaları ve kimyasal sızıntılar gibi insan eliyle tetiklenen riskler de kent yaşamını doğrudan tehdit etmektedir.


ancak bu tablo karşısında çaresiz değiliz. Zira modern afet yönetiminde paradigmanın değiştiği bir noktadayız.


afetlerle mücadelede yalnızca olay anına ve sonrasındaki müdahaleye odaklanmak artık yeterli değildir. Asıl olan, afetler gerçekleşmeden önce riskleri doğru tespit eden, önceliklendiren ve bu riskleri sistematik olarak azaltmayı hedefleyen bir yönetim anlayışını hayata geçirmektir. Bu proaktif yaklaşım, sadece bir tercih değil, bursa gibi stratejik öneme sahip bir şehir ve tüm şehirlerimiz için adeta bir zorunluluktur. Yürütülecek bir çalışma, tek bir afet türüne değil, tüm riskleri kapsayan ’bütünleşik bir yaklaşıma’ sahip olmalıdır" dedi.


"İl afet risk azaltma planları, sıradan birer rapor değildir"


Bu bütünleşik yaklaşımın kurumsal ve bilimsel zemini, bugün üzerinde çalıştığımız stratejik belgelerde vücut bulacağını belirten Başkan Yılmaz, "kentimizi güvenli, dirençli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmak için hazırlanan "il afet risk azaltma planları", sıradan birer rapor değildir. Bursa il afet risk azaltma planı ilimizin ve ilçelerimizin geleceğini koruma altına alan hayati birer yol haritasıdır. Bilimsel veriler üzerine inşa edilen bu uzun vadeli planlama, Bursa’nın savunma kalkanını oluşturmaktadır. Bursa il afet risk azaltma planı çerçevesinde yürüteceğimiz çalışmalarla; daha güvenli hayat alanları oluşturmayı, can ve mal kayıplarını en aza indirmeyi, afet bilincini toplumun tüm kesimlerine yaymayı, kamu kaynaklarını daha etkin ve verimli kullanmayı ve kurumlar arası iş birliğini kalıcı hâle getirmeyi hedeflemekteyiz" diye konuştu.


Türkiye’yi derinden sarsan büyük bir afet yaşadığımızı hatırlatan Başkan Yılmaz, "6 Şubat depremlerinin acısını ve sorumluluğunu yüreğimizde taşıdığımız bu haftada düzenlediğimiz bu çalıştay, ’bir daha aynı acıları yaşamamak’ için atılmış son derece kıymetli bir adımdır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde, 6 Şubat depreminin yaralarını saran Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, inşa edip teslim ettiği ev sayısı 500 bine yaklaştı. Dünya ölçeğinde çoğu gelişmiş ülkenin dahi ulaşamayacağı, Türkiye’de ise birçok siyasi liderin hayal bile edemediği bu başarı bize afet sonrası iyileştirme çabalarında bir başarı kriteri sunmaktadır" ifadelerini kullandı.


"2029 yılına kadar 30 bin bağımsız birimi kentsel dönüşümle Bursa’ya kazandıracağız"


Yıldırım Belediyesi olarak 2019 yılından bugüne ilçede yürütülen imar ve kentleşme çalışmaları ile 23 mahallede 168 hektar alanda imar planı uygulama ve kentsel dönüşüm çalışmaları yürüttüklerini belirten Başkan Yılmaz, "16 noktada yaptığımız kentsel dönüşüm projesinin yanında 33 farklı noktada özel sektör eliyle yürütülen kentsel dönüşüm projelerine destek verdik. ’Yıldırım’da büyük düşünüyor, büyük dönüşüyoruz’ mottosuyla yürüttüğümüz bu çalışmalarla ’En iyi riskli alan kentsel dönüşüm yapan belediye ödülü’ne layık görüldük. Bugüne kadar yaklaşık yeni 7 bin 500 adet bağımsız birimi kentsel dönüşüm ile ilçemize kazandırdık ve 2029 yılına kadar 30 bin adet bağımsız birimi ilçemize kazandırmayı hedeflemekteyiz. Yıldırımda geliştirdiğimiz ve başarısı tescillenmiş bu dönüşüm modelini ve tecrübemizi hiç bir siyasi ayrım gözetmeksizin, talep eden her bir belediyemizle paylaşmaya ve yaygınlaştırmaya da hazırız" ded.


Yıldırım’da yeni yapılacak binalarda, 50 bağımsız bölüm ve üzeri yapı projelerinde afet ve acil durum konteyneri konulması, belediye meclisimizin kararıyla zorunlu hâle getirildiğini belirten Başkan Yılmaz, "Bursa İl AFAD Müdürlüğü ve muhtarlarımızla birlikte mahallelerimizde oluşturduğumuz afet gönüllüleri ekipleriyle eğitimler ve tatbikatlar düzenleyerek her bir hemşehrimizin farkındalığını artırmayı, mahallelerimizi daha dirençli hale getirmeyi hedefliyoruz. Yine Türkiye’de ilk defa tüm muhtarlarımıza telsiz dağıtarak afet anında kesintisiz iletişimi hedefledik. Kapalı pazar alanlarımızı, kent parklarımızı afet anında ihtiyacımıza cevap verecek bir altyapıyla donatıyoruz. 7 yıl içerisinde Deliçay üzerinde yaklaşık 4 kilometre uzunluğunda dere ıslahı gerçekleştirerek ovamızı sel baskınlarına karşı daha dirençli hale getirdik. Yıldırım Belediyesi olarak zikrettiğimiz adımlar başta olmak üzere birçok projeyi hayata geçirdik. Yeni projelerle de bu çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Elbette diğer ilçelerimizde de benzer süreçler yürütülüyor. Aynı özen, çaba ve vizyonla başta büyükşehir belediyemiz olmak üzere tüm ilçe belediyelerimizle birlikte yetkimizi, gücümüzü ve kaynaklarımızı ortak bir sinerjiyle kullanarak Bursa’yı daha dirençli bir kent haline getirebiliriz" dedi.


AFAD Bursa İl Müdürü Mehmet Buldan ise, "İRAP, bir iyi niyet beyanı değildir. Açık, bağlayıcı ve ertelenmez bir kamu sorumluluğudur. Bursa olarak 2021 yılında yapılan 5 yıllık 122 eylemi içinde barındıran planı, uygulama sürecinde homojen olmadığını ortaya koymuştur. Bugün Yıldırım ilçesinde başlatılan 2027-2032 dönemi İRAP hazırlık süreci, bu anlayışın somut bir yansımasıdır. Çalışmalar ilçelerden başlayarak il geneline yayılan tüme varım esaslı metodolojide yürütülecektir. Yıldırım ilçesinde elde edilecek çıktılar, izleyen aylarda Osmangazi, Nilüfer, Kestel, Gürsu, İnegöl ve diğer ilçelerde yapılacak çalıştaylara ışık tutucaktır" diye konuştu.



Yıldırım’da 30 bin bağımsız birim kentsel dönüşümle Bursa’ya kazandırılıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Kübra’yı hayattan koparanlar, sosyal medya hesabına girip yaşıyor süsü vermiş Burdur’da cinayete kurban giden 30 yaşındaki Kübra Yapıcı’nın vücut bütünlüğü bozulan cenazesi için Antalya Adli Tıp Kurumu Morgu’na gelen aileden DNA örneği alındı. Baba Yunus Yapıcı, ise olayla ilgili ilginç bir detay paylaştı. Tutuklanan zanlıların cinayet sonrası Kübra’nın sosyal medya hesabına giriş yapıp beğeni atarak kızlarının yaşadığı süsünü verdiğini söyleyen Baba Yapıcı, "Haberi aldığımız sabahın akşamında Instagram’ında giriş ve beğeni gördük. Biz ‘yaşıyor’ deyip sevindik. Oysa kendileri girmiş ve onlar atmış. Bunu yaptıysa hayatta dedik, sabahında ölüm haberini aldık" dedi. Antalya’da yaşayan ve 30 Nisan’dan beri haber alınamayan Kübra Yapıcı’nın (30) cesedi, ekipler tarafından yapılan çalışmalar neticesi dün gece yakılmış halde bulunmuştu. Yapılan incelemede Yapıcı’nın silahla öldürülerek gömüldüğü, ardından gömüldüğü yerden çıkarılarak yakıldığı ortaya çıkmıştı. İlyas Umut D. olayı itiraf ederken, gece saatlerinde yapılan operasyonla Ataberk S. de ekipler tarafından gözaltına alınmıştı. Bucak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada cinayette kullanılan silah Burdur’un Ağlasun ilçesinde, Yapıcı’nın cesedinin bir bölümü ise Antalya’nın Korkuteli ilçesindeki barajda bulundu. Zanlılar tutuklandı Şüpheli İlyas Umut D. ile Ataberk S., emniyetteki işlemlerin ardından bugün tutuklanma talebi ile adliyeye sevk edildi. 2 cinayet zanlısı şüpheli çıkarıldıkları mahkemece "kadına karşı kasten öldürme" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Anne ve baba DNA örneği verdi Yapıcı ailesi, öğle saatlerinde kızlarının cenazesini alabilmek için Antalya Adli Tıp Kurumu’na geldi. Vücut bütünlüğü bozulan kızlarının kimlik tespiti için DNA örneği veren anne ve babanın son derece üzgün olduğu görüldü. Örneğin alınmasının ardından Kübra Yapıcı’nın babası ile annesi ifade için emniyete götürüldü. Adli tıp morgundaki işlemler sürerken baba Yunus Yapıcı, İHA kameralarına özel açıklamalarda bulundu. "Bu işe en dahil olanlar her kimse en yüksek cezayı almasını istiyorum" Yüreğinin yandığını belirten Yapıcı, kadın ve çocuk cinayetlerine verilen cezaların artırılmasını talep etti. Yapıcı, "Bu tip canilerin ortada gezmemesi gerek. Kimsenin çocuğunun canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir daha gün yüzü görmemeli. En azından kadın ve çocuk katillerine idam çıkmasını istiyorum. Planlı yapılan bir cinayetin etkin pişmanlığı olmasın. Bu işe dahil olanlar her kimse en yüksek cezayı almasını istiyorum" dedi. "Onlar öldürsünler diye mi, kızım geceleri üşümemesi için nöbet tuttum" Tüm Türkiye halkına ve yetkililere teşekkür eden baba Yapıcı, "Ben bakamıyorum haberlere ama anlatıyorlar. Türkiye halkına ve yetkililerimize desteklerinden dolayı teşekkür etmek istiyorum. Bundan sonra da unutturmayıp bu desteklerinin devamını istiyorum. Çünkü bu şekilde gitmez, gitmeyecek. Buna bir çözüm bulunması lazım. Bu acıyı yaşayan biliyor. Herkes empati yapsın ona göre karar verilsin. Ben onun çocukluğunda sabahlara kadar uyku uyumadım, nöbet tuttum. Üşümesin diye üstünü örtüp büyüttüm. Onun için mi büyüttüm. Bunu yaşayan bilir. Herkes kendi çocuğunu gözünün önüne alsın ve ona göre karar versin. Benim tek ricam, en ufak dahil olana bile en az ağırlaştırılmış müebbet verilsin" diye konuştu. "Tabancayı koyduğu yeri neden işaretlemiş?" Olaydaki Suç aleti tabancanın saklandığı yerin işaretlenmiş olmasını da değerlendiren Yapıcı, "Silahın yerini niye belirlemiş gömdüğü yerde? Unutunca oradan çıkaracak ki işaret koymuş. Demek ki ikinciye bir daha niyetin var. Yazık herkes evladını bunlar için büyütmüyor. Bu insanın ciğerini parçalıyor. Ne yapacağımızı şaşırdık. Kafamız yerinden gitti. Bugün bana yarın sana. Buna hep birlikte dur dememiz lazım. Tüm Türkiye sağ olsun, hepsinden Allah razı olsun. Halk ile devlet el ele bunu bitirmeli." "İnstagram’ından beğeni yapmışlar, yaşıyor sandık" Baba yapıcı, cinayetin planlı bir şekilde işlendiğini ileri sürerek, "Haberi aldığımız sabahın akşamında İnstagram’ına giriş ve beğeni gördük. Biz ‘yaşıyor’ deyip sevindik. Oysa kendileri girmiş ve onlar atmış. Sosyal medya hesabına girdiyse hayatta dedik, sabahında ölüm haberini aldık. Çocuğumun telefonunun şifresini açmak için 60’ın üstünde deneme yapmışlar. Bir de diyorlar borcu var. Çocuk parasız değil ki sizden para alsın. Siz çocuğun IBAN’ını boşaltmak için bunu yaptınız. Parayı aldılar mı almadılar mı onu bilmiyorum ama uğraştıklarını ve yapamadıklarını duydum" ifadelerini kullandı. "Kolunda 80 bin liralık saati vardı" Kızının geçen yıl 80 bin liraya saat aldığını ve bunun da ortada olmadığını da söyleyen Yapıcı, "Kolunda geçen sene 80 bin liraya aldığı saat vardı, o yok. Onu da almışlar demek ki. Çantası vardı o da yok, belki de içinde para vardı o yüzden onu da aldılar" dedi. Son olarak kızının çok yufka yürekli olduğunu dile getiren Yunus Yapıcı, "Markette bir çocuk görürdü ona bir şeyler alırdı. Yaşlı görse de aynısını yapardı. Ona bu layık değildi, bu ona yapılmazdı. Düşündükçe kendimden geçiyorum. Devletimizden ve tüm Türkiye’den adalet bekliyorum" diyerek sözlerini tamamladı.
Bolu Bolu’da kural ihlali yapan sürücülere ceza yağdı Bolu’da polis ekiplerince gece saatlerinde gerçekleştirilen trafik uygulamasında, kural ihlali yaptığı tespit edilen sürücülere ceza yağdı. Denetimlerde ‘dur’ ihtarına uymama, alkollü araç kullanma, ehliyetsiz araç kullanma, yüksek sesle müzik yayını ve psikoteknik belgesi olmadan ticari araç kullanma gibi ihlaller nedeniyle sürücülere cezai işlem uygulandı. Bolu İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri, Sümer Mahallesi Cumhuriyet Caddesi üzerinde şok uygulama gerçekleştirdi. Cadde üzerinde seyreden araçlar tek tek durdurularak kontrol edildi. Denetimlerde eksiklikleri ve kural ihlalleri bulunan sürücülere cezai işlem uygulandı. Uygulama noktasında polisin "dur" ihtarına uymayan 33 DD 020 plakalı aracın sürücüsüne, "dur" ihtarına uymamaktan 3 bin lira idari para cezası kesildi. 5’inci kez alkollü ve ehliyetsiz yakalandı Denetimlerde durdurulan 06 DIL 816 plakalı aracın sürücüsü H.A.’nın alkollü ve ehliyetsiz olduğu belirlendi. Sürücüye ayrıca yüksek sesle müzik yayını yaptığı gerekçesiyle de işlem uygulandı. Daha önce de aynı suçtan 4 kez işlem yapıldığı öğrenilen H.A.’ya toplam da 353 bin lira idari para cezası kesildi. H.A.’nın 2035 yılına kadar sürücü belgesi alamayacağı öğrenildi. Alkollü taksiciye işlem Kontrol noktasında durdurulan 14 T 0444 plakalı taksinin sürücüsü H.M.T.’nin de alkollü olduğu ve psikoteknik belgesinin bulunmadığı tespit edildi. Sürücüye alkollü ticari araç kullanmaktan 25 bin lira, psikoteknik belgesi olmadan araç kullanmaktan ise 10 bin 666 lira ceza uygulandı. Ayrıca sürücünün ehliyetine el konulduğu öğrenildi. Bolu İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü, trafik güvenliğinin sağlanması amacıyla kent genelindeki denetimlerin kararlılıkla sürdürüleceğini bildirdi.