EKONOMİ - 30 Nisan 2026 Perşembe 12:00

Türkiye’nin Patent Raporu’na Uludağ Üniversitesi imzası

A
A
A
Türkiye’nin Patent Raporu’na Uludağ Üniversitesi imzası

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), 2025 Yılı Türkiye’nin Patent Raporu çalışmasında yer alan birçok kategoride en iyiler arasında gösterildi.


Türkiye’nin teknoloji geliştirme ve ticarileştirme yetkinliklerini daha bütüncül bir perspektifle ortaya koymak ve patent ekosistemimizin gelişimini çok boyutlu olarak görünür kılmak amacıyla, Patent Effect firması tarafından 21 Nisan 2026 tarihinde "Türkiye’nin Patent Raporu 2025 Analizi" yayınlandı. Çeşitli kategorilerin yer aldığı raporda BUÜ’nün verileri de değerlendirildi.


Açıklanan raporda bu yıl ilk defa Üniversitelerin yüksek bedelli (100.000 TL+) patent ticarileştirme performansları incelendi. Üniversitelerin değer odaklı ticarileştirme kapasitesini daha net ortaya koyan bu segmentte Bursa Uludağ Üniversitesi, yüksek bedelli ticarileşen patent sayısına göre yapılan genel sıralamada; ticarileşen 10 patenti ile diğer yükseköğretim kurumlarını geride bırakarak en iyi Üniversite olma başarısına ulaştı ve 1.lik koltuğuna oturdu. BUÜ, 2025 Yılı Yüksek Bedelli Patent Ticarileştirme kategorisinde ise en iyi 4 üniversiteden biri olarak gösterildi. Ayrıca bir diğer kategoride, 2025 yılı sonu itibarıyla üniversitelerin patent ticarileştirme performansları hem sözleşme sayısı hem de lisanslanan veya devir edilen patent sayısı (kümülatif) açısından birlikte değerlendirildiğinde; BUÜ 18 ticarileştirme ile 8. sırada yer almayı başardı.


Tekstil teknolojilerinde bir numara


Tekstil Teknolojileri kategorisindeki istatistikler kısmında ise en fazla patente sahip üniversiteler arasında Türkiye’nin en iyisi bir kez daha BUÜ oldu. Tekstil Teknolojileri kategorisindeki bu başarısını uzun süredir elinde tutan BUÜ; ilk defa Otonom Teknolojileri kategorisinde de en iyi 4 üniversite arasında gösterildi. Kuruluşunun 51. Yılını kutlayan BUÜ, Batarya Teknolojileri Kategorisinde, bir önceki yıla göre 2 sıra yükselişe geçerek, ilk 5 arasında; Gıda ve İçecek Teknolojileri Kategorisinde yerini koruyarak en iyi 6 üniversite arasında; Robotik Teknolojiler Kategorisinde bir önceki yıla göre 2 sıra yükselişe geçerek, en iyi 7 üniversite arasında; Otomotiv Teknolojileri Kategorisinde yerini koruyarak en iyi 8 üniversite arasında yer aldı. Havacılık ve Savunma Teknolojileri ile Üretim ve Yapı İşleri Teknolojileri Kategorisinde ise 9. sırada bulunan BUÜ, Eklemeli İmalat Teknolojileri Kategorisinde ve İleri Malzeme Teknolojileri Kategorisinde de 10. sıraya yerleşti.


Uluslararası patent başvurularında Türkiye 2.cisi


Raporda ilk olarak üniversitelerin uluslararası patent başvurularına yer verildi. Bu alanda yaklaşık 10 yıldır en iyiler arasında yer alan BUÜ, 2025 yılında yayınlanan Uluslararası Patent Başvuruları (PCT) sıralamasında, bir önceki yıla göre 2 sıra öne çıkarak, sıralamada 2. olarak yer aldı. Üniversitelerin portföylerinde bulunan toplam patent başvurularının sıralandığı listede ise yine bir önceki yıla göre 2 sıra öne çıkan BUÜ, 10. oldu.


Tamamen 2025 yılı verilerinin tamamının esas alındığı Türkiye’nin Patent Raporu’nda ULUTEK Teknopark da her zamanki gibi en iyiler arasında yer aldı. Raporda, Türkiye’de teknoparklarda faaliyet gösteren firmaların yaptıkları patent/faydalı model başvuruları analiz edildi. ULUTEK Teknopark, Genel Bakış-İstatikler kısmında adrese dayalı olarak tespit edilen patent/faydalı model rakamlarına göre oluşturulan ‘En İyi 20 Teknopark’ listesinde ilk 6 arasında gösterildi.


"Araştırma üniversitesi kimliğini gururlandıran başarı"


Alınan sonuçları değerlendiren BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, "Araştırma Üniversitesi" kimliğini gururla taçlandıran bu başarıda emeği geçen herkese teşekkür etti. Bursa Uludağ Üniversitesi olarak birçok stratejik alanda zirvede yer alarak bilimsel ve teknolojik yetkinliklerini bir kez daha kanıtladıklarını vurgulayan Prof. Dr. Ferudun Yılmaz; "Bu başarı, sadece bir istatistik değil; laboratuvarlarımızda üretilen bilginin, sanayiye ve toplumsal faydaya dönüşen katma değerli bir güce evrildiğinin en somut göstergesidir. Özellikle otomotiv, gıda, tekstil ve sağlık gibi lokomotif sektörlerdeki patent üstünlüğümüz, Bursa’nın üretim gücüyle akademik birikimimizi ne denli güçlü birleştirdiğimizi ortaya koymaktadır. Üniversitemiz; patent tescilleri, ticarileşme faaliyetleri ve üniversite-sanayi iş birliği modelleriyle Türkiye’nin milli teknoloji hamlesine öncülük etmeye devam edecektir. Bu gurur tablosunda emeği geçen, gece gündüz demeden çalışan tüm akademisyenlerimizi, araştırmacılarımızı ve Teknoloji Transfer Ofisimizin çalışanlarını yürekten kutluyorum. Geleceği birlikte tasarlamaya ve "Bilimin Rehberliğinde, Başarıya Doğru" yürümeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Tekin: "Evlatlarımızın güvenliği, bizim asli görev olarak addettiğimiz bir durum" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Evlatlarımızın güvenliği, öğretmenlerimizin huzur içinde mesleklerini yapabilme ortamları, okullarımızın selameti ve toplumumuzun güvenliği bizim asli görev olarak addettiğimiz bir durum" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İletişim Başkanlığı binasında düzenlenen "Dijital Çağda Güvenli Toplum: Riskler ve Çözümler" paneline katıldı. Bakan Tekin, Kahramanmaraş’ta okula düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden Ayla öğretmen ve öğrencileri anarak başladığı konuşmasında dijital çağın hızla geliştiğini vurgulayarak, eğitim sisteminin dijital dönüşüme uyum sağlamasının önemine değindi. Öğrencilerin erken yaşlardan itibaren dijital okuryazarlık becerileriyle donatılması gerektiğini belirten Tekin, bilinçli internet kullanımının güvenli toplum inşasında kritik rol oynadığını, gençlerin ve çocukların dijital dünyanın değişimine ayak uydurması için Bakanlık olarak ellerinden geleni yapacaklarını sözlerine ekledi. "Evlatlarımızın güvenliği, bizim asli görev olarak addettiğimiz bir durum" Dijital çağın son yıllarda hızla geliştiğini ve çocukların bu gelişimden olumludan daha çok olumsuz etkilendiğini belirten Bakan Tekin, "Kaybettiğimiz öğretmenimize ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet niyaz eder, kederli ailelerine, yakınlarına, hem Kahramanmaraş hem de Şanlıurfa halkımıza ve bütün maarif camiamıza başsağlığı diliyorum. Yaralanan evlatlarımıza, yaşanan hadiselerden doğrudan etkilenen tüm kardeşlerimize de şimdiden acil şifalar buyuruyorum. Böyle ağır hadiselerin ardından hepimizin yüreği aynı acı, aynı endişe ve aynı sorumluluk duygusuyla etkileniyor. Evlatlarımızın güvenliği, öğretmenlerimizin huzur içinde mesleklerini yapabilme ortamları, okullarımızın selameti ve toplumumuzun güvenliği bizim asli görev olarak addettiğimiz bir durum. Çocuklarımızın kendini güvende hissettiği bir okul iklimi, ailelerin içinin rahat olduğu bir sosyal hayat, öğretmenlerimizin mesleklerini huzurla icra edebildiği bir eğitim ortamı ve dijital mecralarda korunmuş bir çocukluk alanı, aynı sorumluluk perspektifi içerisinde gördüğümüz konulardır. O sorumluluğun hakkını vermenin yolu da yaşananları anlık tepkilerle dar alanda tüketmeden, aileden okula, dijital mecralardan akran ilişkilerine, rehberlik hizmetlerinden güvenlik politikalarına kadar geniş bir perspektifle ele almaktan geçiyor" diye konuştu. "Dünya artık eski dünya değil" Ailelerin çocuklarla birlikte manevi temas içerisinde olması gerektiğinin altını çizen Bakan Tekin, "Bugün ’Dijital Çağda Güvenli Toplum: Riskler ve Çözümler’ başlığı taşıyan bu panelde bir araya gelmemiz bu açıdan çok önemli. Bakanlık olarak paneli önemsiyoruz. Çocuklarımızın güvenliği, okullarımızın iklimi, rehberlik hizmetleri, aile destek mekanizmaları, dijital okuryazarlık ve kurumlar arası iş birliği alanlarında yürüteceğimiz çalışmalar olacak. Cumhurbaşkanımız son dönemde çağın değişim mahiyetine dair çok önemli bir hakikati işaret etti. Dünya artık eski dünya değil. Bugünün dünyası, eski alışkanlıklarla, eski güvenlik öngörüleriyle ve kabulleriyle, eski iletişim kalıplarıyla okunamayacak kadar farklı, hızlı ve çok katmanlı bir yapıya kavuşmuş durumda. Bu değişim en çok da çocuklarımızın hayatında kendisini gösteriyor. Aileyle çocuk arasındaki temas, okul ile öğrenci arasındaki bağ, arkadaş çevresinin etkisi, öğretmenin rehberliği ve büyüklerin çocuk üzerinde himaye edici rolü yeni durumlarla karşı karşıya kalıyor. Bugün bir evladımız aynı anda iki ayrı dünyanın içerisinde kendisini hissediyor. Biri evi, ailesi, okulu, öğretmeni, arkadaşlarının olduğu bir evren. Diğer tarafta ise sınırlarını çoğu zaman bizim göremediğimiz, dilini de tam olarak çözemediğimiz, kurallarını küresel platformların belirlediği, duyguları ve davranışları yönlendiren devasa dijital bir evren var" şeklinde konuştu. "Çocuklarımızın hangi kırgınlığı içinde taşıdığını acaba fark edebiliyor muyuz?" Velilerin çocukların etkilendiği içerikleri geç fark ettiklerini söyleyen Bakan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Eskiden çocuklarımızın halini büyük ölçüde yüzünden, arkadaş çevresinden, okul içindeki davranışlarından, evdeki tavırlarından çözümleyebiliyorduk ama bugün çocuklarımızın günlük hayatı gözümüzün önünde akarken onları etkileyen içeriklerin, seslerin ve sembollerin önemli bir kısmı bizim göremediğimiz bir alanda şekilleniyor. Peki biz yeni çağın eski sakinleri olarak dijital dünyanın içinde doğan çocuklarımızı gerçekten ne kadar görebiliyoruz? Bir baba olarak bir eğitimci olarak maalesef bu konuda yeterli bir dikkat içerisinde olduğumuzu düşünmüyorum. Evladımızın aynı evin içinde bulunması, aynı sofraya oturması, okuluna gidip gelmesi kuşkusuz çok değerli, çok kıymetli. Fakat onun gönlünde biriken ve zihnini meşgul eden görüntülere, arkadaşlarından kopuşuna, ekran başında büyüttüğü yalnızlığa acaba temas edebiliyor muyuz? Çocuklarımızın hangi içeriklerden etkilendiğini, hangi sembole neden ve nasıl bir anlam yüklediğini, hangi dijital çevrede kabul aradığını, hangi kırgınlığı içinde taşıdığını, hangi öfke diline maruz kaldığını acaba fark edebiliyor muyuz? Bu soruların cevabı, ekran süresini takip etmekten çok daha derin bir idraki beraberinde getiriyor. Görmek; çocuklarımızın hangi duyguyla ekran başına geçtiğini, oradan hangi duyguyla kalktığını, kimlerle temas kurduğunu, hangi kelimeleri benimsediğini, hangi davranışlarında keskin değişimler başladığını fark edebilmektir." Düzenlenen panele İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Samsun Murzioğlu: "Kalkınma odaklı çalışmalar kararlılıkla sürüyor" Meclis toplantısında konuşan Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, Samsun’un ekonomik, lojistik ve ticari kapasitesini artırmaya yönelik yatırımların ve iş birliklerinin kararlılıkla sürdüğünü vurguladı. Samsun TSO Nisan Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Haluk Akyüz başkanlığında gerçekleştirildi. İki toplantı arasında yürütülen çalışmalar hakkında meclis üyelerini bilgilendiren Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, Ramazan Bayramı’nın ardından yoğun bir çalışma dönemine girdiklerini belirterek, "Faaliyet tempomuzun yükseldiği bir ayı geride bıraktık. Geçtiğimiz süreçte ilimizin ihracat potansiyelini geliştirmek amacıyla önemli temaslar kurduk. İlgili kurum ve temsilcilerle bir araya gelerek kentin dış ticaretine yönelik değerlendirmeler gerçekleştirdik" dedi. "Gücümüze güç katacak önemli bir adım" Ulaşım ve lojistik yatırımlarına da değinen Murzioğlu, "Uzun süredir takip ettiğimiz Çorum-Samsun Hızlı Tren Hattı’nın ilk etap yapım kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Bu proje, şehrimizin üretim, ticaret ve lojistik kapasitesini güçlendirecek önemli bir adımdır. Sizlerin huzurunda başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Abdulkadir Uraloğlu ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanımız, Samsun Milletvekilimiz Mehmet Muş başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. İş dünyasına destek programları ve bilgilendirme toplantıları devam ediyor İş dünyasına yönelik bilgilendirme toplantıları ve destek programlarının kesintisiz şekilde sürdüğünü ifade eden Murzioğlu, "Üyelerimizin doğru, güvenilir ve güncel bilgiye en hızlı şekilde ulaşmasını sağlamak amacıyla çeşitli kamu kurumları ve paydaş kuruluşlarla iş birliği yaparak güçlü bir iletişim ve koordinasyon köprüsü kuruyor, bu sayede hem bilgi akışının sağlıklı biçimde ilerlemesine katkı sunuyor hem de iş dünyasının ihtiyaçlarına daha etkin çözümler üretmeye çalışıyoruz. Bu kapsamda düzenlediğimiz toplantılarda yalnızca güncel gelişmeleri aktarmakla kalmıyor, aynı zamanda işletmelerin karşılaştığı sorunları doğrudan dinleyerek çözüm odaklı bir yaklaşım da benimsiyoruz. İki toplantı arasında iş teftişi süreçlerinden kamu alımlarına, teşvik mekanizmalarından finansmana erişim konularına kadar birçok başlıkta üyelerimizi düzenli olarak bilgilendirmeye devam ettik" ifadelerini kullandı. "Samsun’un potansiyelini en iyi şekilde değerlendireceğiz" Murzioğlu konuşmasında ayrıca, Antalya’da katıldıkları YÖREX Fuarı ile Samsun B2B Networking Summit gibi organizasyonların kentin tanıtımına ve ticari ilişkilerine katkı sağladığını belirtti. Samsun TSO’nun stratejik planı doğrultusunda hazırlanan İktisadi Raporun yayımlandığını da aktaran Salih Zeki Murzioğlu, raporun kentin ekonomik yapısını ortaya koyan önemli bir kaynak olduğunu söyledi. Konuşmasında Samsun TSO Kampüs projesine de değinen Salih Zeki Murzioğlu, "Kampüs idealimize giden yolda önemli bir adım attık. İnşaat süreci başladı. Bu proje yalnızca fiziki bir yatırım değil; iş dünyamıza daha güçlü hizmet sunacağımız, kurumsal kapasitemizi artıracağımız bir merkez olacak. Şehrimizin sahip olduğu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirmek ve ulusal ile uluslararası ticarette daha etkin bir rol üstlenmesini sağlamak adına çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz" diyerek sözlerini tamamladı. Toplantı, gündem maddelerinin görüşülüp karara bağlanmasının ardından sona erdi.
Yozgat Yozgat’ta aile içi iletişimin şifreleri masaya yatırıldı Yozgat’ın Sorgun ilçesinde lise öğrencileri Aile İçinde İletişim Stratejileri eğitimi aldı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ayşe Betül Tanrıverdi, Sorgun ilçesindeki Mevlüde Ahmet Doğanay Fen Lisesi’nde seminer verdi. Seminerde Tanrıverdi, aile içi iletişimin temelleri ve kuşaklar arası bağın toplumsal gelecekteki kritik rolü üzerine açıklamalarda bulundu. Tanrıverdi, Türk toplumunun yüzyıllık aile planlarına ihtiyacı olduğunu vurguladı. Aile kavramının önemine dikkat çeken Tanrıverdi, sağlıklı bir toplum yapısının ancak sağlam temeller üzerine kurulu ailelerle mümkün olabileceğini belirtti. Toplumda kuralsızlık ve manevi boşluk olarak tanımlanan anomi kavramına değinen Tanrıverdi, aile bağlarının zayıflamasının bireyleri bu boşluğa ittiği uyarısında bulundu. Öğrencilere "Aile bağları neden önemlidir?" sorusunu yönelterek interaktif bir tartışma başlatan Tanrıverdi, çocukluk döneminde yaşanan güvensiz bağlanma sorununun, bireylerin gelecekte kuracakları evliliklerde ve eş seçimlerinde belirleyici bir risk faktörü oluşturduğunu ifade etti. Kuşaklar arası farklılıklara değinen Öğretim Üyesi Tanrıverdi, X, Y ve Z kuşaklarının hayata bakış açılarını analiz etti. Toplumsal gelişimin sabır gerektirdiğini belirten Tanrıverdi, günübirlik çözümlere değil, Türk toplumunun geleceğini inşa edecek 100-200 yıllık makro aile planlarına ihtiyacı olduğunu belirtti. Sosyal medya hesaplarının aile içi dinamikler üzerindeki olumsuz etkilerine de değinen Ayşe Betül Tanrıverdi, sanal dünyanın bireyleri yalnızlaştırdığını kaydetti. Çözüm olarak sevgi odaklı, açık iletişim ve karşılıklı saygıya dayalı bir model öneren Tanrıverdi, aile üyelerinin birbirini gerçekten dinlemesi gerektiğinin altını çizdi. Program, soru-cevap bölümünün ardından öğrencilere hediye kitap takdimiyle sona erdi.