POLİTİKA - 30 Nisan 2026 Perşembe 13:05

Bakan Tekin: "Evlatlarımızın güvenliği, bizim asli görev olarak addettiğimiz bir durum"

A
A
A
Bakan Tekin: "Evlatlarımızın güvenliği, bizim asli görev olarak addettiğimiz bir durum"

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Evlatlarımızın güvenliği, öğretmenlerimizin huzur içinde mesleklerini yapabilme ortamları, okullarımızın selameti ve toplumumuzun güvenliği bizim asli görev olarak addettiğimiz bir durum" dedi.


Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İletişim Başkanlığı binasında düzenlenen "Dijital Çağda Güvenli Toplum: Riskler ve Çözümler" paneline katıldı. Bakan Tekin, Kahramanmaraş’ta okula düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden Ayla öğretmen ve öğrencileri anarak başladığı konuşmasında dijital çağın hızla geliştiğini vurgulayarak, eğitim sisteminin dijital dönüşüme uyum sağlamasının önemine değindi. Öğrencilerin erken yaşlardan itibaren dijital okuryazarlık becerileriyle donatılması gerektiğini belirten Tekin, bilinçli internet kullanımının güvenli toplum inşasında kritik rol oynadığını, gençlerin ve çocukların dijital dünyanın değişimine ayak uydurması için Bakanlık olarak ellerinden geleni yapacaklarını sözlerine ekledi.



"Evlatlarımızın güvenliği, bizim asli görev olarak addettiğimiz bir durum"


Dijital çağın son yıllarda hızla geliştiğini ve çocukların bu gelişimden olumludan daha çok olumsuz etkilendiğini belirten Bakan Tekin, "Kaybettiğimiz öğretmenimize ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet niyaz eder, kederli ailelerine, yakınlarına, hem Kahramanmaraş hem de Şanlıurfa halkımıza ve bütün maarif camiamıza başsağlığı diliyorum. Yaralanan evlatlarımıza, yaşanan hadiselerden doğrudan etkilenen tüm kardeşlerimize de şimdiden acil şifalar buyuruyorum. Böyle ağır hadiselerin ardından hepimizin yüreği aynı acı, aynı endişe ve aynı sorumluluk duygusuyla etkileniyor. Evlatlarımızın güvenliği, öğretmenlerimizin huzur içinde mesleklerini yapabilme ortamları, okullarımızın selameti ve toplumumuzun güvenliği bizim asli görev olarak addettiğimiz bir durum. Çocuklarımızın kendini güvende hissettiği bir okul iklimi, ailelerin içinin rahat olduğu bir sosyal hayat, öğretmenlerimizin mesleklerini huzurla icra edebildiği bir eğitim ortamı ve dijital mecralarda korunmuş bir çocukluk alanı, aynı sorumluluk perspektifi içerisinde gördüğümüz konulardır. O sorumluluğun hakkını vermenin yolu da yaşananları anlık tepkilerle dar alanda tüketmeden, aileden okula, dijital mecralardan akran ilişkilerine, rehberlik hizmetlerinden güvenlik politikalarına kadar geniş bir perspektifle ele almaktan geçiyor" diye konuştu.



"Dünya artık eski dünya değil"


Ailelerin çocuklarla birlikte manevi temas içerisinde olması gerektiğinin altını çizen Bakan Tekin, "Bugün ’Dijital Çağda Güvenli Toplum: Riskler ve Çözümler’ başlığı taşıyan bu panelde bir araya gelmemiz bu açıdan çok önemli. Bakanlık olarak paneli önemsiyoruz. Çocuklarımızın güvenliği, okullarımızın iklimi, rehberlik hizmetleri, aile destek mekanizmaları, dijital okuryazarlık ve kurumlar arası iş birliği alanlarında yürüteceğimiz çalışmalar olacak. Cumhurbaşkanımız son dönemde çağın değişim mahiyetine dair çok önemli bir hakikati işaret etti. Dünya artık eski dünya değil. Bugünün dünyası, eski alışkanlıklarla, eski güvenlik öngörüleriyle ve kabulleriyle, eski iletişim kalıplarıyla okunamayacak kadar farklı, hızlı ve çok katmanlı bir yapıya kavuşmuş durumda. Bu değişim en çok da çocuklarımızın hayatında kendisini gösteriyor. Aileyle çocuk arasındaki temas, okul ile öğrenci arasındaki bağ, arkadaş çevresinin etkisi, öğretmenin rehberliği ve büyüklerin çocuk üzerinde himaye edici rolü yeni durumlarla karşı karşıya kalıyor. Bugün bir evladımız aynı anda iki ayrı dünyanın içerisinde kendisini hissediyor. Biri evi, ailesi, okulu, öğretmeni, arkadaşlarının olduğu bir evren. Diğer tarafta ise sınırlarını çoğu zaman bizim göremediğimiz, dilini de tam olarak çözemediğimiz, kurallarını küresel platformların belirlediği, duyguları ve davranışları yönlendiren devasa dijital bir evren var" şeklinde konuştu.



"Çocuklarımızın hangi kırgınlığı içinde taşıdığını acaba fark edebiliyor muyuz?"


Velilerin çocukların etkilendiği içerikleri geç fark ettiklerini söyleyen Bakan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Eskiden çocuklarımızın halini büyük ölçüde yüzünden, arkadaş çevresinden, okul içindeki davranışlarından, evdeki tavırlarından çözümleyebiliyorduk ama bugün çocuklarımızın günlük hayatı gözümüzün önünde akarken onları etkileyen içeriklerin, seslerin ve sembollerin önemli bir kısmı bizim göremediğimiz bir alanda şekilleniyor. Peki biz yeni çağın eski sakinleri olarak dijital dünyanın içinde doğan çocuklarımızı gerçekten ne kadar görebiliyoruz? Bir baba olarak bir eğitimci olarak maalesef bu konuda yeterli bir dikkat içerisinde olduğumuzu düşünmüyorum. Evladımızın aynı evin içinde bulunması, aynı sofraya oturması, okuluna gidip gelmesi kuşkusuz çok değerli, çok kıymetli. Fakat onun gönlünde biriken ve zihnini meşgul eden görüntülere, arkadaşlarından kopuşuna, ekran başında büyüttüğü yalnızlığa acaba temas edebiliyor muyuz? Çocuklarımızın hangi içeriklerden etkilendiğini, hangi sembole neden ve nasıl bir anlam yüklediğini, hangi dijital çevrede kabul aradığını, hangi kırgınlığı içinde taşıdığını, hangi öfke diline maruz kaldığını acaba fark edebiliyor muyuz? Bu soruların cevabı, ekran süresini takip etmekten çok daha derin bir idraki beraberinde getiriyor. Görmek; çocuklarımızın hangi duyguyla ekran başına geçtiğini, oradan hangi duyguyla kalktığını, kimlerle temas kurduğunu, hangi kelimeleri benimsediğini, hangi davranışlarında keskin değişimler başladığını fark edebilmektir."


Düzenlenen panele İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.



Bakan Tekin: "Evlatlarımızın güvenliği, bizim asli görev olarak addettiğimiz bir durum"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Aksoy: "Aşı tereddüdü toplum sağlığını tehdit ediyor" Dünya Aşı Haftası etkinlikleri kapsamında açıklamalarda bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Aksoy, aşıların bireysel ve toplumsal sağlık açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek "Aşı tereddüdü toplum sağlığını tehdit ediyor" dedi. Dünya Sağlık Örgütü tarafından her yıl Nisan ayının son haftasında küresel ölçekte kutlanan Dünya Aşı Haftası, 2012 yılından bu yana milyonlarca sağlık çalışanı, gönüllü kuruluş ve bireyin katılımıyla yürütülen en kapsamlı koruyucu sağlık kampanyalarından biri olarak öne çıkıyor. Bu yıl 24-30 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen etkinlikler, "Her Nesil İçin Aşılar İşe Yarar" temasıyla düzenleniyor. Tema kapsamında, aşıların yalnızca çocukları değil, her yaştan bireyi koruduğu ve kuşaklar boyunca toplum sağlığının sürdürülebilirliğine katkı sağladığı vurgulanıyor. KTÜ Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Aksoy, aşıların kızamık, boğmaca ve difteri gibi çocukluk çağı hastalıklarının önlenmesinde büyük rol oynadığını belirterek, aynı zamanda Hepatit B ve HPV gibi uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına ve kansere yol açabilen enfeksiyonlara karşı da etkili koruma sağladığını ifade etti. Aşılamanın özellikle bağışıklık sistemi zayıf bireyler açısından hayati önem taşıdığına dikkat çeken Aksoy, birçok enfeksiyon hastalığına karşı en etkili korunma yönteminin aşı olduğunu söyledi. Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen "Ulusal Bağışıklama Programı" kapsamında bebek ve çocuklara yönelik aşıların ücretsiz olarak uygulandığını belirten Aksoy, bu program sayesinde pek çok aşıyla önlenebilir hastalığın görülme sıklığında önemli düşüşler yaşandığını kaydetti. Ayrıca yetişkinler, yaşlı bireyler, risk grupları ile seyahat ve göç kaynaklı aşı gereksinimlerine yönelik çalışmaların da sürdüğünü ifade etti. Dünya Aşı Haftası’nın, çocukluk döneminden yetişkinliğe kadar tüm yaş gruplarında eksik aşıların tamamlanması ve aşı tereddüdüyle mücadele edilmesi açısından önemli bir fırsat olduğuna dikkat çeken Aksoy, toplum sağlığının korunması için aşı takvimine uyumun büyük önem taşıdığını belirterek vatandaşları aşı konusunda bilinçli davranmaya davet etti.
Denizli DTO Başkanı Uğur Erdoğan, "Emek, üretimin temel unsurudur" Denizli Ticaret Odası (DTO) Başkanı Uğur Erdoğan, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla bir tebrik mesajı yayımladı. Emeğin üretimin en temel unsuru olduğunu vurgulayarak, ülke ekonomisinin çalışanların alın teri ve gayretiyle büyüdüğüne dikkat çekti. DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’ne dair yazılı açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "Denizli’miz, çalışkan insanları, üretim gücü ve ihracat potansiyeliyle ülke ekonomisine önemli katkılar sunan bir şehirdir. Bu başarıda, sanayicilerimiz kadar emekçilerimizin de büyük payı bulunmaktadır. Üreten, istihdam sağlayan ve ülkemizin kalkınmasına katkı sunan tüm çalışanlarımız, ekonomimizin en değerli gücüdür. Onların emek, alın teri ve fedakârlığı; sürdürülebilir büyümenin ve toplumsal refahın temelini oluşturmaktadır. İş dünyası ile çalışanlarımızın uyum içinde hareket etmesi, üretimin artması ve refahın geniş kesimlere yayılması açısından büyük önem taşımaktadır. Bizler, Denizli Ticaret Odası ailesi olarak; üyelerimizin üretim gücünü artırırken, istihdamın korunması ve geliştirilmesi anlamında da her alanda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Daha güçlü bir ekonomi, daha müreffeh bir toplum için emeğin değerinin her zaman korunması gerektiğine inanıyoruz. Başta şehrimizdeki çalışanlarımız olmak üzere, ülkemizin dört bir yanında alın teri döken tüm emekçilerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyor; ailecek sağlık, huzur ve başarılar diliyoruz."
İstanbul Kağıthane Belediyesi çağrı merkezinden vatandaşlara hizmet Kağıthane Belediyesi, vatandaşların talep, öneri ve şikayetlerine hızlı çözümler sunmak amacıyla hizmet verdiği Çağrı Merkezi ile belediye hizmetlerine erişimi kolaylaştırmaya devam ediyor. Kağıthaneliler, 444 23 00 numaralı telefonu arayarak birçok belediye işlemini pratik şekilde gerçekleştirebiliyor. Vatandaş memnuniyetini ön planda tutan sistem kapsamında çağrı merkezine iletilen her başvuru titizlikle değerlendirilerek sonuçlandırılıyor. Süreç boyunca yapılan işlemler takip edilirken, başvuru sahipleri geri aranarak taleplerinin durumu ve sonuçları hakkında bilgilendiriliyor. Telefon üzerinden sunulan hizmetlerin yanı sıra, belediyenin veb sitesi aracılığıyla iletilen istek ve şikayetler de aynı profesyonel süreçle ele alınıyor. Böylece vatandaşlar, farklı iletişim kanalları üzerinden belediyeye kolaylıkla ulaşabiliyor. Alanında uzman ekip tarafından yürütülen Kağıthane Belediyesi Çağrı Merkezi, gelen başvurular doğrultusunda elde edilen verileri analiz ederek ilçe sakinlerinin ihtiyaçlarını en doğru şekilde belirliyor. Bu sayede kişiye, bölgeye ve ihtiyaca uygun hizmet planlamaları daha etkin biçimde hayata geçiriliyor. Kağıthane Belediyesi, modern belediyecilik anlayışı doğrultusunda vatandaş odaklı hizmetlerini güçlendirmeye devam ederken, Çağrı Merkezi aracılığıyla çözüm odaklı, hızlı ve etkin iletişim sağlamayı sürdürüyor.