GÜNDEM - 18 Ocak 2026 Pazar 11:48

Sosyal eşitlikte ’Nilüfer Modeli’ dünyaya örnek oluyor

A
A
A
Sosyal eşitlikte ’Nilüfer Modeli’ dünyaya örnek oluyor

Nilüfer Belediyesi’nin ekonomik krizin etkilerini azaltmak ve gıdaya adil erişimi sağlamak için kurduğu "Dayanışma Sofrası" modeli, uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti. Milano Kentsel Gıda Politikası Paktı (MUFPP), Nilüfer’in Kent Lokantaları’ndan Halk Kart’a uzanan kapsayıcı sosyal destek sistemini, "Sosyal ve Ekonomik Eşitlik" alanında dünyaya örnek proje olarak gösterdi.


Nilüfer Belediyesi, artan yoksulluk ve gelir eşitsizliğine karşı geliştirdiği bütüncül sosyal politika uygulamalarıyla küresel ölçekte ses getiren bir başarıya imza attı. Belediye tarafından hayata geçirilen ve "Nilüfer’in Dayanışma Sofrası" çatısı altında toplanan projeler, Milano Kentsel Gıda Politikası Paktı (MUFPP) tarafından 2025 yılı değerlendirmelerinde Kenya’nın Nairobi, Bolivya’nın La Paz ve Tayland’ın Bangkok kentleriyle birlikte özel olarak incelenerek referans gösterildi.


Entegre bir dayanışma ağı


Nilüfer’in uyguladığı modeli inceleyen uluslararası komite, projenin en güçlü yanı olarak "kısa vadeli yardımların ötesine geçmesini" gösterdi. Wageningen Ekonomik Araştırma Merkezi’nden uzmanların da yer aldığı değerlendirmede; Nilüfer’in sadece gıda dağıtmadığı, aynı zamanda dezavantajlı grupları kent hayatına entegre eden, insan onurunu koruyan ve toplumsal katılımı teşvik eden sürdürülebilir bir yapı kurduğu vurgulandı.


Hayatın her alanına dokunan çözümler


Dünyaya örnek gösterilen bu model, kentin farklı noktalarında ve dijital mecralarda eş zamanlı işleyen bir sistemden oluşuyor. Vatandaşların sağlıklı ve uygun fiyatlı yemeğe erişebilmesi için açılan Nilüfer Kent Lokantası ve Nilbel Kafeler, bu ağın en görünür yüzünü oluşturuyor. İhtiyaç sahiplerine sıcak yemek ulaştıran Nilüfer Belediyesi Hacı Remziye Bakgör Aşevi ise dayanışmayı hanelerin içine kadar taşıyor.


Modelin en dikkat çekici yönlerinden biri ise teknolojinin iyilik için kullanılması. "Nilüfer Her Yerde" mobil uygulaması üzerinden hayata geçirilen Askıda Yemek sistemi, bağışçı ile ihtiyaç sahiplerini dijital bir köprüde buluşturuyor. Uygulama sayesinde yardımlaşma süreci, kimliklerin ifşa edilmediği, alan elin veren eli görmediği insan onuruna yakışır bir hassasiyetle yürütülüyor.


Bu dijital sistemin yanı sıra Halk Kart uygulaması bin 250 ailenin gıda ihtiyacını karşılamasına imkan tanıyor. Özellikle artan yaşam maliyetleri karşısında eğitimine ara verme riski taşıyan üniversite öğrencileri de unutulmuyor; sınav dönemlerinde kütüphanelerde yapılan ikramlar ve çorba dağıtım noktaları, gençlere hayati bir destek sağlıyor.



Sosyal eşitlikte ’Nilüfer Modeli’ dünyaya örnek oluyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Yıldırım: "Kar ve yağmur, su kaynakları ile tarıma can suyu oldu" Diyarbakır’ın Dicle İlçesinde gece saatlerinde başlayan kar yağışı etkisini sürdürüyor. Dicle İlçe Tarım ve Orman Müdürü Deniz Yıldırım, kar ve yağmurun su kaynakları ile tarıma can suyu olduğunu söyledi. Yağışlarla ilgili değerlendirmelerde bulunan Dicle İlçe Tarım ve Orman Müdürü Deniz Yıldırım, kar yağışının etkisiyle yer altı su kaynaklarında ve barajdaki sularda artış gözlendiğini ifade etti. Yıldırım, "İlçede yağan kar ve yağmur, su kaynakları ile tarıma can suyu oldu. Son haftalarda bölgemizde etkili olan yoğun kar ve yağmur, uzun süredir devam eden kuraklık endişelerini önemli ölçüde azaltmıştır. Gerçekleşen yağışlar, hem stratejik su rezervlerimiz hem de tarımsal üretim açısından son derece olumlu bir tablo ortaya koymaktadır. Yaz aylarında kritik seviyelere kadar gerileyen baraj doluluk oranları, son yağışlarla birlikte hızlı bir toparlanma sürecine girmiştir. Özellikle kar yağışı; suyun yüzeyden akıp gitmesini engelleyerek yavaş erimesi sayesinde toprağın derinliklerine nüfuz etmekte, yer altı su kaynaklarının beslenmesine önemli katkı sağlamaktadır. Kar yağışı, tarımsal üretim açısından yalnızca bir su kaynağı değil, aynı zamanda doğal bir koruma ve destek mekanizmasıdır. Kar örtüsü, kışlık ekili ürünleri aşırı don riskine karşı korurken, toprak altındaki zararlı organizmaların doğal yollarla dengelenmesine yardımcı olmaktadır. Ayrıca kar tanelerinin atmosferdeki azotu toprağa taşıması, bitkiler için doğal bir gübreleme etkisi oluşturmaktadır. Yağışların bu şekilde devam etmesi halinde, özellikle hububat üretiminde rekolte artışı beklenmektedir. Toprağın yeterli nem ve doygunluğa ulaşması, bahar döneminde yapılacak ekimlerin çıkış ve gelişim sürecini de olumlu yönde etkileyecektir. Doğanın uyanışı için gerekli nem miktarı büyük ölçüde sağlanmış olsa da, su kaynaklarının sürdürülebilirliği açısından tasarruflu kullanım konusundaki uyarılarımız devam etmektedir" dedi.
Ankara MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Suriye’nin yeniden yapılanmasının anahtarı bütüncül bir Suriye ordusudur" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Suriye’nin yeniden yapılanmasının anahtarı, tek bir çatı altında toplanmış bütüncül bir Suriye ordusudur" dedi. MHP lideri Bahçeli, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara’nın yayımladığı kararname ve Suriye’de yaşanan gelişmelere ilişkin yazılı bir değerlendirme yaptı. Bahçeli, Suriye’de SDG’nin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde fiilî kontrol alanları oluşturmasının, yeniden inşa ve istikrar sürecinin önündeki en temel engellerden biri haline geldiğini belirtti. Yeni Suriye yönetiminin merkezi devlet otoritesini yeniden tesis etmeyi hedeflediğini kaydeden Bahçeli, 10 Mart 2025’te SDG ile varılan mutabakatın bu çerçevede önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. SDG’nin mutabakatın gereklerini yerine getirmediğini vurgulayan Bahçeli, "Şam yönetimi tarafından Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik açık bir tehdit olarak algılanmıştır. Merkezi hükümetin bu süreçteki tutumunu güçlendiren en önemli faktörlerden biri, Türkiye’nin Suriye’nin üniter yapısına verdiği açık ve kararlı destek olmuştur. Suriye merkezî hükumetinin, uzlaşılan mutabakat gereğince SDG’nin varlığını sonlandırması ve merkezi yönetime entegre olmasına yönelik çağrısına SDG elebaşı Mazlum Abdi, İsrail’den aldığı destek ve tahrik sonucu olumlu cevap vermemiştir. Mazlum Abdi, özerklik/federasyon talebini dile getirmekle Şam yönetiminden taviz alma girişimlerinde bulunmuşsa da Şara yönetimi ülkede siyasi birlik ve sınır bütünlüğünün tesisinde kararlı davranmıştır. Türkiye’nin de her fırsatta Suriye’nin üniter bir yapıya sahip olması gerektiğine dair söylemde bulunması Şara’ya güç vermiş ve SDG tarafının ayak diremesine karşı merkezi hükümeti cesaretlendirmiştir" ifadelerini kullandı. Sahada yaşanan gelişmelere de değinen Bahçeli, Suriye ordusunun Halep ve Fırat’ın batısında kontrolü sağlamasının, SDG’nin iddia edildiği kadar güçlü olmadığını ortaya koyduğunu belirterek, "Bu tablo, SDG/PKK açısından zamanın artık lehlerine işlemediğini göstermektedir. Nitekim 17 Ocak tarihinde SDG terör örgütü adına Mazlum Abdi’nin ‘Dost ülkelerin ve arabulucuların çağrıları üzerine; entegrasyon sürecini tamamlama konusundaki iyi niyetimizi göstermek ve 10 Mart anlaşmasının maddelerini uygulamaya olan bağlılığımız gereği; Fırat’ın doğusuna çekilme kararı aldıklarını’ açıklaması Suriye ordusunun caydırıcılığı çerçevesinde olsa da 10 Mart mutabakatının yerine getirilmesi bakımından önemli bir aşamadır. Şam yönetimi, sahada doğrudan ve kapsamlı bir askerî çatışmaya girmeden; siyasi meşruiyetini, bölgesel dengeleri ve yerel unsurların memnuniyetsizliğini kullanarak SDG’nin manevra alanını daraltan bir strateji izlemektedir" dedi. Bahçeli, Suriye’de Kürtler ile SDG’nin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Doğru olan da budur; Suriye’de Kürtler başkadır, SDG başkadır. SDG bir terör örgütüdür ve Suriye Kürtlerini temsil etmemektedir" ifadesine yer verdi. Suriye Cumhurbaşkanı Şara’nın Kürt dili ve kültürüne ilişkin açıklamaları ile 2026/13 sayılı kararnameyi olumlu bulduklarını belirten Bahçeli, söz konusu düzenlemenin birlik ve istikrara katkı sağlayacağını belirterek, "Mezkur kararname isabetli, anlamlı ve Suriye’de birlik ve bütünlüğü tahkim etme yönünde doğru zamanda atılmış önemli bir adımdır" değerlendirmesinde bulundu. Kararnamenin SDG’ye taviz olarak yorumlanamayacağını vurgulayan Bahçeli, "Bu kararname, SDG’nin ‘Kürtlerin temsilcisi’ olduğu yönündeki temelsiz iddiayı zayıflatan bir gelişmedir" ifadelerini kullandı. Bahçeli, Suriye’nin üniter yapısının korunmasının hayati önem taşıdığını belirterek, federasyon ve özerklik tartışmalarına karşı uyarıda bulundu. "Suriye, Fırat’ın batısı ve doğusu şeklinde yapay coğrafi veya etnik bölünmelerle parçalanmamalıdır" diyen Bahçeli, yeni anayasanın kapsayıcı, eşitlikçi ve hukukun üstünlüğünü esas alan bir anlayışla hazırlanması gerektiğini vurguladı. Değerlendirmesinde yol haritası da çizen Bahçeli, 10 Mart mutabakatının tüm maddeleriyle uygulanması, SDG ve türev yapıların tamamen feshedilmesi ve "Suriye vatandaşlığı" kavramının güçlendirilmesinin zorunlu olduğunu belirtti. Bahçeli, "Suriye’nin yeniden yapılanmasının anahtarı, tek bir çatı altında toplanmış bütüncül bir Suriye ordusudur" dedi.