SAĞLIK - 24 Temmuz 2025 Perşembe 11:17

Karaciğer yağlanması siroza kadar ilerleyebilir

A
A
A
Karaciğer yağlanması siroza kadar ilerleyebilir

Modern hayat tarzının sonucu olarak hızla artan karaciğer yağlanmasına karşı uyarılarda bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Büşra Neslişah Arslan, "Hastalık erken evrelerde belirti vermeyebilir, bu durum siroz gibi ciddi karaciğer yetmezliklerine zemin hazırlayabilir. Beslenme alışkanlıklarımızı gözden geçirmeli; aşırı yağlı, hazır ve işlenmiş gıdalardan, şekerli yiyeceklerden ve fazla karbonhidrattan uzak durmalıyız. Haftada 3-4 gün, 30-45 dakika tempolu yürüyüş gibi düzenli egzersizlerle karaciğer yağlanmasının önüne geçebiliriz" dedi.


VM Medical Park Bursa Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Büşra Neslişah Arslan, modern yaşam tarzının sonucu olarak hızla artan karaciğer yağlanmasına karşı toplumu uyardı. Uzm. Dr. Arslan, "Hastalık erken evrelerde belirti vermeyebilir, bu durum siroz gibi ciddi karaciğer yetmezliklerine zemin hazırlayabilir" diye konuştu.


Geçmişte sirozun en sık nedeninin viral hepatitler (Hepatit B ve C) olduğunu belirten Uzm. Dr. Arslan, "Günümüzde yanlış beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı ön plandadır. Karaciğer yağlanması alkol kullanımı dışında, vücut kitle indeksinin yüksekliği, bel çevresinin kalınlığı, kan şekeri yüksekliği, insülin direnci, hipertansiyon ve kanda yüksek yağ düzeyleri gibi kardiometabolik risk faktörleriyle de ilişkilidir" dedi.



"Halsizlik ve yorgunluk görülebilir"


Karaciğer yağlanmasında görülen belirtilerden bahseden Uzm. Dr. Arslan, "Karaciğer yağlanmasının ilk evrelerinde genellikle hiçbir belirti görülmez. Ancak ilerleyen dönemlerde karın ağrısı, halsizlik ve yorgunluk gibi belirtilerle birlikte karaciğer enzimleri yükselebilir. Hastalık ilerledikçe karında ve bacaklarda sıvı birikimi (asit ve ödem) gibi daha ciddi belirtiler ortaya çıkabilir. Yağlanmaya dair risk faktörleri taşıyan kişilerin mutlaka bir iç hastalıkları uzmanına başvurarak rutin kan tahlillerini yaptırmaları ve karaciğer ultrasonu ile değerlendirilmeleri gerekir. Gerekli durumlarda FIB-4 skoru ve Fibroscan gibi non-invaziv yöntemlerle ileri evrelerde takip edilebilir" şeklinde konuştu.



"Yaşam tarzı değişiklikleri uygulanabilir"


Hastalığın tedavisinde en temel unsurun yaşam tarzı değişiklikleri olduğunu vurgulayan Dr. Arslan, "Beslenme alışkanlıklarımızı gözden geçirmeli; aşırı yağlı, hazır ve işlenmiş gıdalardan, şekerli yiyeceklerden ve fazla karbonhidrattan uzak durmalıyız. Haftada 3-4 gün, 30-45 dakika tempolu yürüyüş gibi düzenli egzersizlerle karaciğer yağlanmasının önüne geçebiliriz" diye konuştu. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin karaciğer enzimlerinde hızlı iyileşme sağladığını ancak ultrasonografik düzelmenin zaman alabileceğini belirten Uzm. Dr. Arslan, bu sürecin sabır ve istikrar gerektirdiğini söyledi.



"Karaciğer sağlığına yönelik erken önlem alınması hayati önem taşır"


İleri düzey yağlanma ya da eşlik eden risk faktörlerinin kontrol altına alınmasında gerektiğinde ilaç tedavisinin de devreye girebileceğini belirten Uzm. Dr. Arslan, "Karaciğer sağlığına yönelik erken önlem almak, ileride karşılaşılabilecek kötü sonuçların önüne geçmek açısından hayati önem taşır" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizli’nin unutulan türküleri 150 öğrencinin emeğiyle yeniden hayat buldu Denizli Hakkı Dereköylü Güzel Sanatlar Lisesi öğretmen ve öğrencileri, ilçe ilçe, köy köy gezerek derledikleri 15 özgün Denizli türküsünü resim, tiyatro ve koro gösterileriyle sahneye taşıdı. Denizli’de kültürel mirası yaşatmaya yönelik örnek bir çalışma hayata geçirildi. Denizli Hakkı Dereköylü Güzel Sanatlar Lisesi öğretmen ve öğrencileri, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen "Anadolu’nun Özü Güzel Sanatlar Liselerinin Sözü" derleme projesi kapsamında önemli bir projeyi başarıyla tamamladı. Uzun süren saha çalışmaları kapsamında Denizli’nin Tavas, Acıpayam ve Çameli ilçeleri ile Tavas’ın Nikfer Mahallesi başta olmak üzere birçok mahalle ve köy ziyaret edildi. Ayrıca Burdur’un Gölhisar ilçesinde de derleme çalışmaları yapıldı. Proje ekibi, yöre halkı, yerel sanatçılar ve kaynak kişilerle bir araya gelerek canlı kayıtlar aldı, unutulmaya yüz tutmuş eserleri kayıt altına aldı. Gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda bugüne kadar gün yüzüne çıkmamış ya da zamanla unutulmuş 15 özgün Denizli türküsü tespit edilerek yeniden düzenlendi. Derlenen eserler sadece müzik alanında kalmadı, farklı sanat disiplinleriyle zenginleştirildi. Resim bölümü öğrencileri, türkülerin anlattığı hikâyeleri hayal ederek imgesel eserler hazırladı. Hazırlanan çalışmalar düzenlenen sergide sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Türkülerin hikâyeleri tiyatro gösterilerine dönüştürülerek sahnede canlandırıldı. Öğrenci ve öğretmenlerin ortak çalışmalarıyla yeniden bestelenen eserler ise koro eşliğinde dinleyicilerle buluştu. Projede yaklaşık 35 ila 40 öğrenci aktif görev alırken, toplamda 150 öğrenci çalışmanın bir parçası oldu. Müzik, resim ve tiyatronun bir araya geldiği çalışma, Denizli’nin kültürel hafızasına önemli katkı sundu. Okul yönetimi, öğretmenler ve öğrenciler, Denizli’nin kültür hazinesine yeni bir nefes bırakmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, kültürel değerleri gelecek kuşaklara aktarmaya devam edeceklerini ifade etti. (HA-MB-