SAĞLIK - 03 Temmuz 2025 Perşembe 09:28

İki böbreğinde tümör tespit edilen hasta, kapalı cerrahiyle sağlığına kavuştu

A
A
A
İki böbreğinde tümör tespit edilen hasta, kapalı cerrahiyle sağlığına kavuştu

Bursa’da her iki böbreğinde de tümör tespit edilen 59 yaşındaki hasta, gerçekleştirilen kapalı cerrahi operasyonlarla böbrek fonksiyonları korunarak sağlığına kavuştu.


Bursa’da yaşayan 59 yaşındaki Muhlis Lordoğlu, iki yıl önce sol böbreğinde tespit edilen tümör nedeniyle birçok hastaneye başvurdu. Ancak görüştüğü tüm hekimler, sol böbreğinin tamamen alınması gerektiğini belirtti. Bu kararın hayat kalitesini ciddi biçimde etkileyeceğini düşünen Lordoğlu, farklı bir çözüm arayışına girdi. Bu süreçte Medicana Bursa Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Şahan ile tanıştı. Dr. Şahan, böbreğin tamamını almak yerine, yalnızca tümörlü kısmın çıkarılabileceğini belirterek umut verdi.


6 santimetrelik kitlenin zorlu bir bölgede yer aldığı sol böbreğe uygulanan laparoskopik (kapalı) cerrahi sayesinde sadece tümörlü doku çıkarıldı ve böbrek büyük ölçüde korundu. Lordoğlu, bu başarılı operasyonun ardından düzenli kontrollerle takip edildi. İki yıl sonra bu kez sağ böbreğinde 2 santimetrelik yeni bir kitle tespit edildi. Kitle, böbreğin içine gömülü ve ulaşılması zor bir konumda bulunuyordu. Yine Doç. Dr. Ahmet Şahan ve ekibi tarafından gerçekleştirilen kapalı operasyonla bu kitle de başarıyla çıkarıldı ve sağ böbrek de korundu.


Ameliyat sürecine ilişkin bilgi veren Medicana Bursa Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Şahan, "Böbrek kanseri sinsi bir hastalıktır; genellikle son döneme kadar herhangi bir belirti vermez. Muhlis bey, iki yıl önce sol böbreğinde, oldukça zor bir bölgede yer alan 6 santimetrelik bir kitle ile başvurdu. Birçok merkezde bu kitlenin, böbrekle birlikte alınmasının uygun olacağı düşünülmüştü. Ancak biz, böbreği korumak amacıyla kapalı yöntem olan laparoskopik cerrahi ile sadece kitleyi çıkartıp böbreği yerinde bırakmayı tercih ettik. Hastayı düzenli aralıklarla takip ettiğimizde, ikinci yılın sonunda bu kez sağ böbreğinde, yine zor bir bölgede ve böbreğin içine gömülü 2 santimetrelik başka bir kitleyle karşılaştık. Bu kitlenin de yaklaşık 1-1,5 saat süren kapalı bir operasyonla sadece kitle çıkarılarak tedavisi gerçekleştirildi. Bu süreçte, kısmi çıkarımın böbrek fonksiyonlarını korumadaki önemini bir kez daha görmüş olduk. Hastamız kısa sürede toparladı ve günlük yaşamına geri döndü. Hem kanserinden kurtuldu hem de böbrek fonksiyonları korundu. Diyalize girme ihtiyacı olmadı" dedi.


Medicana Bursa Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Alkan Çubuk ise, "Böbrek kitlelerinin tedavisi zorlu ve dikkat gerektiren bir süreçtir. Kitlelerin böbrek içindeki lokalizasyonu, hastanın genel sağlık durumu ve kitlelerin tekrarlama ihtimali gibi faktörler, tedavi planlamasında büyük önem taşır. Elbette bazı standart kitleler, standart yöntemlerle tedavi edilebilir. Ancak zor lokalizasyonlarda bulunan, teknik olarak karmaşık kitlelerde, bu alanda uzmanlaşmış, tecrübeli ve kendini bu işe adamış bir ekibin müdahalesi kritik hale gelir. Hastamız iki yıl önce sol böbreğinde, zor bir bölgede yer alan bir kitleyle başvurmuştu. O dönemde kitlenin böbrekle birlikte tamamen alınması birçok merkezde önerilmişti. Ancak biz, böbreği korumayı hedefleyerek zorlu bir cerrahiyle sadece kitlenin çıkarılmasını sağladık. Eğer o dönemde böbrek tamamen alınsaydı, bu kez sağ böbreğinde ortaya çıkan yeni kitle nedeniyle hastamız çok daha riskli bir süreçle karşı karşıya kalacaktı. Ancak iki yıl önce yapılan cerrahinin sağladığı avantajla, bu kez de sağ böbrekteki kitlenin dikkatli bir cerrahiyle çıkarılması mümkün oldu ve yine böbrek korunmuş oldu" diye konuştu.


Yaşadığı süreci anlatan hasta Muhlis Lordoğlu, "İki yıl önce sol böbreğimde tümör tespit edildi. Bu süreçte birçok hastaneye başvurdum. Ancak görüştüğüm tüm hekimler, sol böbreğimin tamamen alınması gerektiğini söyledi. Bu durum beni oldukça endişelendirdi. Sonrasında Doç. Dr. Ahmet Şahan ile tanışma fırsatım oldu. Kendisi bana, böbreğimin tamamını değil, yalnızca tümörlü kısmını alarak böbreği koruyabileceğini söyledi. Bu yaklaşım bana çok umut verdi. Nitekim ameliyat başarıyla gerçekleşti ve sol böbreğim büyük oranda korunmuş oldu. Aradan iki yıl geçtikten sonra bu kez sağ böbreğimde, kömür gibi tarif edilen sert bir kitle tespit edildi. Yine Ahmet Hocam ve ekibi, bu zorlu ameliyatı da kapalı yöntemle son derece başarılı bir şekilde gerçekleştirdiler. Sağ böbreğim de korunmuş oldu. Tüm bu süreçte hocamızın bilgi ve tecrübesi, ekibinin titizliği sayesinde hem kanserden kurtuldum hem de diyalize girmek zorunda kalmadım. Eğer o zaman Ahmet Hocamla yollarımız kesişmemiş olsaydı, bugün büyük ihtimalle böbrek fonksiyonlarımı kaybetmiş ve diyalize bağımlı bir hasta haline gelmiş olacaktım. Bu tür zor vakaların üstesinden başarıyla gelen başta Doç. Dr. Ahmet Şahan olmak üzere tüm ekibine teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum" ifadelerini kullandı.


Hastanın oğlu Musa Lordoğlu da, "İki yıl önce babamın böbreğinde bir tümör tespit edildi. Ben de bir doktor olarak bu süreçte birçok hastane ve hekimle görüşme fırsatı buldum. Görüştüğüm hekimlerin büyük fazlalığı, böbreğin tamamen alınması gerektiğini söylüyordu. Ancak bu yaklaşımın, ileride yaşanabilecek nüks riskleri ya da böbrek yetmezliği gibi durumlar açısından ciddi sonuçları olabileceğini düşündüğüm için daha fazla araştırmaya başladım. Alternatif görüşler almak istedim. Bu arayış sürecinde Doç. Dr. Ahmet Şahan ile tanıştım. Kendisinin hem daha önce yaptığı başarılı vakaları hem de sürece olan hakimiyeti ve kendine güveni bize büyük bir güven verdi. Bu sayede, babamın o dönemdeki ameliyatını parsiyel nefrektomi şeklinde gerçekleştirdik. O ameliyat sonrası iki yıl boyunca çok şükür hiçbir sorun yaşanmadı. Ancak düzenli kontroller sırasında bu kez diğer böbrekte yeni bir tümör tespit edildi. Bu tümör bir önceki kadar büyük olmasa da, bulunduğu konum itibarıyla çok daha zorlu bir cerrahiydi. Şimdi dönüp baktığımda, eğer ilk ameliyatta böbrek tamamen alınmış olsaydı ve bu yeni tümör de diğer tek böbrekte çıkmış olsaydı, bugün büyük ihtimalle diyalize hazırlık yapıyor ya da böbrek nakli araştırıyor olacaktık. Ama şu an çok şükür böyle bir durumla karşı karşıya değiliz. Babam, Ahmet Hoca’nın hem önceki hem de bu son ameliyatı sayesinde sağlıklı, diyaliz ihtiyacı olmadan yaşamını sürdürüyor. İkinci ameliyat da başarıyla geçti. Bu süreçte Ahmet Hoca’ya ve ekibine minnettarım. Ellerine, emeğine sağlık. Babam şu an hem sağlıklı hem de yaşam kalitesi yüksek bir şekilde hayatına devam ediyor" dedi.



İki böbreğinde tümör tespit edilen hasta, kapalı cerrahiyle sağlığına kavuştu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da söndürülemeyen ağaç bir daireyi kullanılamaz hale getirdi Ankara’nın Keçiören ilçesinde akşam saatlerinde bir ağaçta çıkan yangın söndürülemeyince, gece saatlerinde tekrar yanarak bir daireye kullanılamaz hale getirdi. Olay, Keçiören ilçesi Adnan Menderes Mahallesi 1055’inci Sokak’ta meydana geldi. İddialara göre, saat 16.00 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenden dolayı bir binanın bahçesinde bulunan ağaçta yangın çıktı. Yangını gören apartman sakinlerinin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin kontrolünün ardından bir tehlike olmadığı söylendi. Akşam saat 20.00 sularında ağacın tekrar alev alması üzerine bina sakinleri tekrar durumu itfaiye ekiplerine bildirdi. Ekiplerin müdahalesi ile yangın söndürüldü. Gece saat 00.50 sularında ağaç tekrar alev aldı. Alev alan ağaçtan yangın binada bulunan bir daireye sıçradı. Yangını fark eden bina sakinleri tekrar durumu itfaiye, polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. Ekiplerin müdahalesi sonucu yangın söndürüldü. Olayda kimse yaralanmazken, bir daire kullanılamaz hale geldi. Yangına ilişkin olay anını aktaran bina sakini Abdullah Çağatay, şunları söyledi: "Bire on kala koku duyduk. Hanım koku geliyor dedi ağaçtan. Pencereden baktığımda ağaç yanmaya başlamıştı. Direkt üst kattaki komşumun camının önü yanmaya başladı ağaçtan, sonra cam patladı, alevler evin içine girdi. Hemen komşumu aradım, onları uyandırdım beş kişilik bir aile vardı. 112’yi aradık. İtfaiye geldi, polis, ambulans geldi müdahale ettiler. Ama bu olay Ankara Büyükşehir Belediyesi itfaiyesinin ihmaliyle gerçekleşti. Saat dörtte bu ağaç yanmaya başladı için, için, köz şeklinde. Bir komşumuz aradı gelmediler. Saat beşte ben aradım. İkinci aramamızda itfaiye geldi. İtfaiye geldiğinde köz sönmüştü ama inceden duman çıkıyordu tekrar. İtfaiye ateş görmediğim için su tutmuyorum dedi gelen itfaiye ekibi. Ben de buna istinaden bak vebali size olur. Aracınızın plakasının resmini çekiyorum, bir şey olursa sorumluluk sizde dedim. Bu ağaca su tutun dedik. Ağaca su tutmadılar. Akabinde saat yedi civarında tekrar ağaçtan ateş çıkmaya başladı dumanla birlikte. Tekrar aradım. İtfaiye gelmedi bu sefer. Saat sekizde ağaç bir daha tutuşmaya başlayınca, inceden, alt kattaki komşunun torunu aradı. Bu sefer aynı ekip bir daha geldi. Saat sekizde geldiler. Yine su tutmayacaklardı arkadaş bu sefer sizi videoya çekiyorum. Yine burada bir yangın çıkarsa sorumluluk sizdedir konuşunca, ağır konuşunca bu sefer de yalandan bir alttan su tuttular. Hiçbir şey yapmadan tekrar gittiler. Geride saat sekizdeki olaydan sonra da bire on kala yangın gerçekleşti. Yani bu olay göz göre göre geldi." "İhmalkarlık var burada" İtfaiyeden şikayetçi olacaklarını belirten Çağatay, "Yani gündüz dörtte-beşte iki kere arayınca itfaiye geldi. Yedide, sekizde yine iki kere arayınca itfaiye geldi. Yani bununla ilgili bu itfaiyenin neye istinaden iki kere aramak gerekiyor? Yani tek aramada gelmiyorlar veya gelen ekipler neden müdahale etmiyor? Yani illa bir ağaç için için köz köz yanıyor diyoruz. Alev görmem lazım su sıkmam için diyor. Yani böyle bir şey olmaz yani. İhmalkarlık var burada. İtfaiyeden hem şikayetçi olacağız, adli mercilere. Sonuna kadar bu şeyin arkasındayız biz" dedi. Yangında evi kullanılamaz hale gelen İlhami Aydın ise, "Bugün saat beş gibi bir yangın oldu. Ağaç yandı bizim binanın önündeki. İtfaiye iki kere aranıyor, ikincisinde geliyor. İkincisinde geldiğinde de işte geliyor işte fazla bir şey yok. Bizim komşu söylüyor bunu. Yani suyu sıktıramıyor. Suyu sıkmadan gidiyorlar. Yani bir yangın oluyor, yangın söner. Söndükten sonra da bir soğutma işlemi olur bu işin. Sen bu soğutma işlemini yapmadan gidiyorsun. Akşam ben işten geldim işte yedi sekiz arasıydı. Yedi sekiz arasında da kendim gördüm. Kendimiz söndürdük. İtfaiye geldi. İkinci geldiğinde yine iki kere aradık. İkinci geldiğinde bu yalandan böyle bir alttan su tuttu gitti. Gecede saat biz işte on bir buçuk gibi falan on bir, on bir buçuk gibi yattık. Saat on iki buçuk bire doğru alt komşunun aramasıyla uyandık. Uyanmasak zaten hani aramasa zaten biz de şu an yoktuk yani hayatta yoktuk. Aldım çocukları çıkarttım" diye konuştu. Mağdur olduğunu ve bunun çözülmesini istediğini belirten Aydın, "Benim iki tane özel çocuğum var. Onun telaşıyla onları çıkarttık. Su tuttuk falan. Ev komple kullanılmaz hale geldi. Yani bu itfaiyenin ihmali yüzünden ev şimdi kullanılmaz halde. Dışarıdayız. İki tane benim özel çocuğum var. Üç tane çocuğum var. İkisi özel. Yani bu durum ne olacak? Bu masraflar nasıl olacak? Bunların karşılanmasını itfaiyenin, Büyükşehir’in bu sorumlu olan kişilerin komple burada ne şey varsa ben şikayetçiyim. Sorumlulukları varsa gelsinler, çözsünler. Benim bu mağduriyetimi gidersinler. Şu an ortada kaldık yani. Çocuklar da mağdur. İlaçları var, şeyleri var. Şimdi ben başka yerde kalacağım. O düzenler nasıl olacak? Yani bir insanın su sıkmamasından yaşadığımız durum bu. Gerekli mercilerin gerekli şeylerini yapmasını istiyorum. Şikayetçiyim ve sonuna kadar da gideceğim bunun zaten" şeklinde konuştu. Olaya ilişkin polis ekipleri tarafından inceleme başlatıldı.