GÜNDEM - 15 Aralık 2025 Pazartesi 10:26

Faizler yükselince, yatırımcı altın ve dövize kaçtı

A
A
A
Faizler yükselince, yatırımcı altın ve dövize kaçtı

Faiz oranlarının yüksek olmasıyla birlikte gayrimenkul yatırımı yapmayan herkesin döviz, altın ve benzeri yatırımlara yöneldiğini ifade eden gayrimenkul danışmanı Sare Semiha Akbulut, Bursa’nın İzmir istikametine değil, İstanbul istikametine doğru büyümesi gerektiğine dikkat çekti. Sare Semiha Akbulut, gayrimenkul sektöründe umudun faizlerin düşmesinde olduğuna dikkat çekti.


Bursa’nın ulaşım açısından İstanbul, İzmir, Ankara gibi şehirlerin merkezi konumda olduğunu belirten TİG Nilüfer Şubesi Brokeri Sare Semiha Akbulut, "Bununla birlikte otomotiv yan sanayi, tekstil ve gelişen sanayi olması sebebiyle ciddi göç almaktadır. Bursa’nın en büyük sıkıntısı konuttur. Konut ihtiyacına cevap verebilmek için yeni imar alanlarının olması, yeni konutların ve projelerin yapılması gerekiyor. İmara açılmasının yanı sıra, hızlıca alt yapı çalışmalarının da tamamlanması gerekiyor. Çünkü Kayapa bölgesi çok güzel bir konsept olmasına rağmen, alt yapı sonu var. Bunun yanı sıra, Bursa’da sadece batı tarafını yapılan projeler sebebiyle trafikte büyük sorun olmaktadır. Bursa’nın artık İstanbul tarafına da yatırımlarla genişlemesi gerekiyor. Bu bölgede imara açılması gereken yerlerin değerlendirilip, Bursa’nın eşit bir şekilde büyümesi trafik ve nüfus olarak daha sağlıklı olacaktır" dedi.



"Faizlerden dolayı, gayrimenkul alamayanlar, altın ve dövize yöneldi"


Herkes kredi faiz oranları yüksek diye, yatırımlarını gayrimenkule değil de altına ve dövize yapmak zorunda kaldığını belirten gayrimenkul danışmanı Sare Semiha Akbulut, "Kredi oranlarının gayrimenkul için yapılacak yatırımlarda biraz daha düşük olması gerekiyor. 0,90’lara kadar inmesini bekliyoruz. Bu zor gibi görünüyor. Ancak en kötü ihtimal ile 1,5 seviyelerine kadar inmelidir. Bu oranlar yatırımcıları harekete geçirecektir. Çünkü gayrimenkul yatırımı yapmak isteyenler, kredi çekmek zorunda kalıyor. Kredi oranları da yüksek olduğu için elinde olan nakit parasını, döviz veya altın alarak değerlendiriyor" diye konuştu.



Bursa’da Nilüfer Şubesinin açılışını gerçekleştiren TİG Nilüfer Şubesi Brokeri Sare Semiha Akbulut’u diğer bölgelerdeki brokerler de yalnız bırakmadı. Görkemli bir açılışa imza atan Akbulut, "Gayrimenkul sektöründe 15’inci yılımı geride bıraktım. Daha önce televizyon, radyo gibi kurumlarda görev aldım. Daha sonra gayrimenkul alanının büyüyen ve gelişmesiyle bu alanda eğitimler aldım. Sonunda kendi ofisimi açtım. Bu süreç içerisinde de çok güzel işlere imza attık" dedi.



"Bir avuç toprağı olan zengindir"


Açılışta yer alan TİG Türkiye kurucu üyesi Halit Baş, "Türkiye genelinde toprak yatırımlar içerisinde en iyi yatırımdır. Toprak hiçbir zaman kaybetmez. Bundan birkaç yıl önce metrekaresi ile bugün ne kadar olduğuna iyi bakılmalıdır. Altın çok kazandırıyor gibi görünse de, belli bir ivmeden sonra durağanlaşıyor. Ancak gayrimenkul öyle değil. Bugün 1 karış toprağı olan her zaman için bana göre, zengin adamdır. Faiz oranları bana göre gayrimenkul piyasasını çok kötü etkiledi. Özellikle konut alımlarında çıkan yüksek faiz, alıcıyı sıkıntıya soktu. Sadece ev sahibi olabilme, barınmak için konut alan orta kesime faiz yükü de geldiği için artık kimse alıma yanaşmıyor. Önceki yıllara göre, şuan ki konut alımları faiz oranlarından dolayı düştü. 2026’da faiz oranları daha makul rakamlara inerse, insanlar barınma ihtiyaçlarını da karşılamış olur" şeklinde konuştu.


Ev ararken bu sektöre giriş yaptığını belirten TİG Türkiye Yönetim Başkanı Mine Baş, "Bir ev hanımı tarafından bana ev gösterilirken, neden ben yapmıyorum diye bu yola çıktım. İlk başkan bilmediğim bir sektör olduğu için farklı kurumlarda belli yıllarda çalışarak hem deneyim, hem de eğitimler aldım. Daha sonra kendi markamı kurdum. Gayrimenkul benim ‘ek işim değil, tek işim’ olduğu için bu sloganla yola çıktık. Hedefimiz 100 ofise ulaşmaktır. Şuan da 10 ofis açılışını gerçekleştirdik. Bütün ev hanımları benim gibi başarabilir" dedi.



Faizler yükselince, yatırımcı altın ve dövize kaçtı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Fındıkta kırmızı alarm: "Küresel iklim olayları, Karadeniz’de fındık sulamasını zorunlu hale getirdi" Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, küresel iklim değişikliğiyle birlikte Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan sürecin fındıkta sulamayı zorunlu hale getirdiğini, fındıkta sulamanın artık bir lüks değil zorunlu ihtiyaç olduğunu ifade etti. Düzensiz yağış rejimleri, yaz kuraklıkları, artan sıcaklıklar ve uzun süren susuz dönemler; Türkiye’nin stratejik tarım ürünlerinden biri olan fındık üretimini doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, bugün gelinen noktada "Karadeniz’de sulama gerekmez" anlayışının günümüz iklim şartlarıyla örtüşmediğini belirtiyor. OMÜ Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, geçen sene oldukça kayıp yaşanan fındıkta sulamanın önemine değinerek açıklamalarda bulundu. "Fındıkta sulama lüks değil, zorunlu ihtiyaç" Eskiden oluşan algıların iklim şartları ile birlikte değiştiğini ifade eden Prof. Dr. Yusuf Demir, "Son yıllarda yaşanan küresel iklim olayları, iklimdeki değişiklikler, tarımsal üretimdeki baskıları her geçen gün artırıyor. 2025’te tarımsal üretimde ciddi krizler yaşadık. Meyvecilik ve fındık üretiminde sıkıntı yaşadık. Eskiden ’fındık üretiminde Karadeniz’de sulamaya ihtiyaç yok’ gibi bir algı vardı. Küresel iklim değişikliğiyle birlikte bu algı değişmeye başladı. Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan süreç, fındıkta da sulamayı zorunlu hale getirmiştir. Fındıkta sulama artık bir lüks değil, zorunlu ihtiyaçtır. Çalışmalar şunu göstermiştir ki fındıkta yapacağımız sulamayla birlikte üretimde, verimde yüzde 60’a kadar artış sağlayabileceğimizi göstermektedir. Bu durum; arazinin coğrafyasına, topografik eğimine, ürünün çeşidine ve iklim faktörlerine bağlı olarak değişmektedir. Fındıkta sulama yapmadığımız zaman sadece verim düşüklüğü değil, aynı zamanda üretilen ürünlerde kalite, ürün iriliğinde, dane çapında ve boş fındık sayısının artması gibi birçok problemle karşılaşıyoruz. Onun için de bizim mutlak suretle artık özellikle Samsun başta olmak üzere Karadeniz’in sahil kesimi, öncelikle yani 450 rakımın altındaki bölgeler olmak üzere önümüzdeki süreçlerde sıcak yaz aylarında ciddi anlamda sulamayı düşünmek ve projelerini almak durumundalar" dedi. "Fındık sulaması olgunlaşma ve iriliği artırırken, donma riskini azaltıyor" Sulamanın fındığın olgunlaşmasında ve dış etkenlere karşı korunmasında hayati önem taşıdığına değinen Prof. Dr. Demir, "Fındık sulamasını sadece bu seneki verim ve üretim açısından da değerlendirmemek lazım. Özellikle mayıs sonu, haziran başında yapılan sulamaların fındıkta meyve olgunlaşması ve donma ile ilgili fayda sağladığını; haziran sonu, temmuz başında yapılan sulamanın ise özellikle meyvelerde iriliği, boş meyve oranlarının azalmasını ve hatta meyvenin kalitesinin iyileşmesini sağladığını yine yapılan çalışmalar ortaya koymuştur. Tabii temmuz-ağustos aylarında yapılan sulama ise hem bu seneki fındığın daha kaliteli üretilmesi, elde edilmesi hem de bir sonraki sene fındık sürgünlerinin daha iyi gelişmesi, dolayısıyla bir sonraki yıldaki üretimi de etkilemesi açısından önemlidir. Yani aynı zamanda sulama, yıllarca fındıkta önemli bir problem olan periyodisite yani yıllık dalgalanma açısından da önemli bir çözüm üreten ana araçlardan bir tanesi haline gelecektir. Onun için bizim mutlak suretle fındıkta sulama çalışmalarına ve bütün projelerimizde sulamaya öncelik vermemiz gerekmektedir. Bu anlamda yapılacak çalışmalar bilimsel anlamda şu anda farklı kurumlarımızda yapılıyor ama bizim mutlaka fındıkta modern sulama teknikleri nelerdir ve modern sulamayı nasıl yaparız noktasında hem yerel yöneticilerimizi hem de çiftçilerimizi aydınlatmamız gerekiyor. Fındıkta söylediğimiz bu faydaların sağlanabilmesi için damla sulama gibi veyahut da uygun olan oranlarda veya alanlarda belki mini yağmurlama başlıklarıyla fındık altı sulama gibi sistemlerle daha uygun, daha verimli sulamayı gerçekleştirebiliriz. Aynı zamanda tabii ki kırsal alanda yaşayan insanların gelir seviyesini yükseltmek, onların yaşam standartlarını artırmak için de buna ihtiyaç vardır. Bu anlamda yerel yöneticilerin bu projelere öncelik vermesi, artık Karadeniz’de Ordu ve Giresun, Trabzon dahil olmak üzere pek çok ilimizde fındık sulamasını ciddi anlamda önceliklendirmeye yarar vardır" diye konuştu. "Gelecek yıllarda fındığın Karadeniz’de yetişme şartları zor hale gelecektir" İklim değişikliklerinin böyle devam etmesinin Karadeniz’deki fındık üretim şartlarını zorlaştıracağına da değinen Demir, ayrıca şunları söyledi: "Küresel iklim etkisi bu şekilde devam ettiği sürece ki inşallah yapılacak tedbirlerle bunların önüne belli ölçüde geçebiliriz ama böyle devam ettiği sürece Karadeniz’in ısınması, Akdeniz’in ısınması sonucunda aynı zamanda ülkemizin ürün deseninde, üretim alanı değişiminde de ciddi farklar oluşmakta ve gelecek yıllarda fındığın Karadeniz’de yetişme şartları zor hale gelecektir. İşte bu durumda mutlaka şimdiden alınacak tedbirler ve sulama çalışmaları önemli ve ciddi bir çözüm olacaktır. Onun için fındık sulamasının bugünlerde böyle bir yağışlı ortamda konuşulması bence bugün konuşacağız ki yarın problemi yaşadığımızda çözüm üretelim. Çünkü problem yaşadığında çözüm üretmek artık geçmişte kalan düşüncelerden oluşmaktadır. Biz bugün artık problemi önceden tespit edip, problem yaşamadan çözümler üretecek analiz ve uygulamaları gerçekleştirmemiz gerekiyor. Onun için fındık sulaması çok önemli bir kavram ve Karadeniz Bölgesi’nde, tabii Batı Karadeniz de bunun içerisinde ama özellikle Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bundan sonraki süreçte mutlaka fındık sulaması çalışmaları önceliklendirilmeli ve bununla ilgili projelere öncelik ve destek verilmelidir."
Adana Adana’da polis kağıt oyununa ara verdirip, boğulma bilgilendirmesi yaptı Adana’da havaların aşırı ısınmamasına rağmen 8 gencin boğulması üzerine Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü ekipleri harekete geçip, ev ev, kahvehane kahvehane gezerek anne ve babaları uyardı. Havalar aşırı ısınmasa da güneşi gören Adanalı gençler serinlemek için sulama kanalı, nehir ve göle girmeye başladı. Her yıl ortalama 25 gencin boğulduğu Adana’da bu yıl havalar yeterince ısınmamasına rağmen 8 kişi boğuldu. Bu durumu üzerine Adana Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü ekipleri harekete geçti. Polis kanallara "Arkadaşını uyar, kanaldan uzak" dur yazılı pankart astı. Polis daha sonrada özellikle kanal kenarındaki evleri tek tek gezip anne ve babaları çocuklarına sahip çıkması konusunda uyardı. Polis çocukların boğulmasıyla sonuçlanan olaylarda herkesin canının yandığını aynı zamanda 18 yaşından altındaki şahısların boğulması durumda anne ve babanın sorumluluğunun olduğunu bu durumun yargılanmaya kadar gidebileceğini belirterek uyarıda bulundu. Polisin uyardığı vatandaş Ali Çiftçi, "Zamanında küçükken ben de girmiştim. Ama şu anda girmiyorum. Ailelerin başı bu tarz olaylardan çok yandı. O yüzden kanallara girmeyin" dedi. Polis daha sonra mahalledeki kahvehaneleri de tek tek gezerek uyarıda bulundu. Kahvehanede "batak" oyununa ara verdiren polis boğulma konusunda babaların ne yapması gerektiğini anlattı. Oyun oynayan vatandaşlardan Ziya Yılmaz, "Bu bilgilendirme için polislerimize teşekkür ediyorum. Burada çok boğulma olayları oluyor. Vatandaş olarak ne kadar uyarsak da yüzme olayları devam ediyor. İnşallah polislerinizin sayesinde boğulmalar azalacaktır" diye konuştu. başka bir kahvehane sakini Hanifi Akçalı ise, "Buraya girenleri uyarıyoruz. Ben hayatım boyunca bu sulama kanalına girmedim. Güzel yüzerim ama yine de girmem. Ne kadar iyi yüzüyorum desen de bir kramp girdi mi kurtulamazsın. Polisler ev ev geziyor, çok güzel bir şey. Polislerimize güveniyoruz" dedi.
Kütahya Tavşanlı’da yağmura rağmen Hıdırellez coşkusu yaşandı Kütahya’nın Tavşanlı ilçesine bağlı Kuruçay Beldesi Güzelyurt Mahallesi, baharın gelişini müjdeleyen Hıdırellez’i büyük bir coşku ve yoğun bir katılımla kutladı. Doğanın uyanışını, bereketi ve umudu temsil eden geleneksel şenlikte, yağmura rağmen birlik ve beraberlikler görüldü. Güzelyurt Mahallesi’nde bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen geleneksel Hıdırellez şenliği, mahalle sakinlerinin yanı sıra çevre mahalle ve köylerden gelen yüzlerce vatandaşı bir araya getirdi. Renkli görüntülerin sahne olduğu etkinlikte, toplumsal dayanışma ve kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması ön plana çıktı. Şenlik programı kapsamında sahne alan yöresel halk oyunları ekipleri, sergiledikleri birbirinden renkli ve etkileyici gösterilerle izleyenlerden büyük alkış aldı. Kültürel zenginliklerin yansıtıldığı gösterilerin ardından, eller semaya açılarak birlik, beraberlik, barış ve bereket için dualar edildi. Katılımcıların hep birlikte eşlik ettiği duaların sonrasında, misafirlere özenle hazırlanan çeşitli yöresel ikramlarda bulunuldu. Etkinliğin ev sahipliğini üstlenen Kuruçay Beldesi Güzelyurt Mahallesi Muhtarı Yaşar Yağ, şenliğe gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Farklı bölgelerden gelen insanların bir arada eğlenip hasret giderdiği Hıdırellez şenliği, katılımcılara unutulmaz bir gün yaşattı.
İzmir Alevlerin içine 19’unda girdi İzmirli genç itfaiyeciler 19 yaşındaki Arda Çelik ve 20 yaşındaki Berra Uymaz, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde göreve başlayarak can kurtarmak için alevlerin içine giriyor. Genç yaşlarına rağmen zorlu eğitimleri başarıyla tamamlayan iki cesur isim, "İnsanların hayatına dokunmak büyük gurur" dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin genç istihdamını destekleyen politikaları, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı öncesinde gençlerin başarı hikayeleriyle dikkat çekiyor. Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde göreve başlayan genç itfaiyeciler ise hem hayallerindeki mesleği yapıyor hem de toplum için kritik görevlerde yer alıyor. Çocukluk hayalini gerçekleştirdi Yaklaşık 10 ay önce göreve başlayan 19 yaşındaki Arda Çellik ise çocukluk hayalini gerçekleştirdiğini söyledi. İtfaiye oyuncaklarıyla büyüdüğünü belirten Çellik, itfaiye lisesini ziyaret ettikten sonra bu mesleği seçmeye karar verdiğini anlattı. Çellik, "KPSS’ye girdikten sonra İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı mülakatlara katıldım. Başarılı oldum ve eğitimlerin ardından göreve başladım. Büyük yangınlarda da görev aldım, küçük olaylarda da çalıştım. Bu işte ekip ruhunun ne kadar önemli olduğunu gördük" dedi. "İnsanların canını ve malını kurtarmak büyük gurur" Mesleklerinin dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını ifade eden Çellik, "Sadece yangınlara gitmiyoruz. Trafik kazaları, su baskınları ve kurtarma operasyonlarında da görev alıyoruz. Yangın kıyafetleriyle çalışmak kolay değil. Aldığımız eğitimlerle sahada profesyonel şekilde görev yapıyoruz. İnsanların hayatına dokunmak ve can kurtarmak büyük gurur" ifadelerini kullandı. Genç kadın hedefine ulaştı İtfaiyecilik lisesinden mezun olan 20 yaşındaki Berra Uymaz, geçen yıl eylül ayında İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi’nde göreve başladı. Yaklaşık bir yıldır görev yaptığını belirten Uymaz, mesleğe başlarken tereddüt yaşadığını ancak aldığı eğitimlerle kendine güven kazandığını söyledi. İnsanlara yardım etmeyi sevdiğini ifade eden Uymaz, süreci şöyle anlattı: "Önce okuluna başladım. Eğitimlerden sonra bu işi yapabileceğime karar verdim ve ‘Ben itfaiyeci olmalıyım’ dedim. Liseden sonra üniversitede de eğitim aldım. Ardından belediyenin açtığı alımlara başvurdum. Sınav ve mülakat süreçlerini geçerek göreve başladım." Büyükşehir’e teşekkür Mesleğin fiziksel olarak güç gerektirdiğini belirten Uymaz, kendini geliştirmek için düzenli spor yaptığını ve kondisyonuna dikkat ettiğini söyledi. Birçok kişinin bu işi yapamayacağını düşündüğünü ancak azimle çalışarak hedefini gerçekleştirdiğini ifade eden Uymaz, "Bu işi yaptığım için çok mutluyum. Çok sevdiğim ama aynı zamanda dikkat gerektiren bir meslek. En küçük hata insanların canına ve malına zarar verebilir. Bu yüzden çok titiz çalışıyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin gençlere fırsat tanıması çok değerli" dedi. Genç itfaiye personeli, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin genç istihdamını destekleyen yaklaşımı sayesinde hayallerindeki mesleğe kavuştuklarını belirterek Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.