POLİTİKA - 04 Aralık 2025 Perşembe 14:47

"Dağ Yöresi, Bursa’nın geleceğine damga vuracak"

A
A
A
"Dağ Yöresi, Bursa’nın geleceğine damga vuracak"

Bursa’nın Büyükorhan ilçesindeki 90 yıllık Piribeyler Tren İstasyonu’nu ziyaret ederek, bölgenin turizm potansiyeline dikkat çeken Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, "Dağ yöresi hem doğal yapısıyla hem tarımsal gücüyle hem de turizm fırsatlarıyla Bursa’nın geleceğine damga vuracak" dedi. Bursa’da altyapıdan tarıma, turizmden ulaşım yatırımlarına kadar birçok projeyi hayata geçiren Büyükşehir Belediyesi, dağ bölgesinin ekonomik yapısını güçlendirmek ve kırsaldan kente göçün önüne geçmek için çalışmalarını sürdürüyor.


90 yıllık tren istasyonuna ziyaret


Büyükorhan ilçesi Piribeyler Mahallesi’ni ziyaret eden Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 1935 yılından bu yana hizmet veren tren istasyonunun da bulunduğu bölgenin potansiyeline dikkat çekti. Muhtarlar ve vatandaşlarla samimi bir şekilde sohbet eden Başkan Mustafa Bozbey, hem istasyonun hem de Piribeyler’deki doğal güzelliklerin taşıdığı turizm potansiyeli hakkında fikir alışverişinde bulundu.


"Bölgenin konforunu arttıracağız"


Yaklaşık 90 yıldır doğanın içinde, sessizce çalışan istasyonun yıllardır bölgenin hafızasında nasıl bir yer tuttuğunu yerinde gördüğünü belirten Başkan Mustafa Bozbey, hattın geçmişte olduğu gibi bugün de bölgeye katkı sunması için çalışmaya devam edeceklerini ifade etti. Piribeyler’in kıymetli mirasını geleceğe taşımayı sürdüreceklerini dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, "Yıllardır ilçe sakinleri trene binerek Kütahya, Balıkesir, Eskişehir, Ankara ve İzmir’e gidebiliyor. Bursalıları da bu bölgeyi ziyaret etmeye davet ediyorum. Treni kullanarak doğal güzelliklerin içinde seyahat yapma keyfini yaşayacaklar. Aslında Bursa’dan trenin geçtiğinin bilinmesini, Piribeyler İstasyonu’nun tanınmasını ve Bursalıların kullanmasını istiyoruz. Bölgenin canlanması için çalışıyoruz ve çalışmaya da devam edeceğiz. Hem çiftçimizi destekliyoruz, hem bölgenin sorunlarını en aza indirmeye çalışıyoruz hem de tarihi ve turizm potansiyelini değerlendiriyoruz. Bölgenin konforu artıracağız ve bölge insanın gülümsemesini sağlayacağız" diye konuştu.


"Dağ yöremizin insanı da gülümseyecek"


Göreve geldikleri günden bu yana dağ ilçelerinde yoğun çalışma yürüttüklerini hatırlatan Başkan Mustafa Bozbey, "Muhtarlarımızın ağırlıklı olarak yol talepleri oluyor. Bugüne kadar 160 kilometreyi geçen soğuk asfalt çalışmamız oldu. 32 bin ton civarında sıcak asfaltı dağ bölgesindeki yollarımızla buluşturduk. Halkımızı konforlu bir ulaşım ağına kavuşturduk. BUSKİ aracılığıyla altyapı projelerini de sürdürüyoruz. Dağ yöremizin insanı da gülümseyecek" dedi.


"Dağ yöresinin doğal yapısını korumalıyız"


Dağ bölgesinde çiftçilik ve hayvancılık yapan aile işletmelerine de desteklerinin sürdüğünü aktaran Başkan Mustafa Bozbey, "Dağ yöresinin hem doğal yapısını korumak, hem hayvancılığı ve çiftçiliği geliştirmek, hem de doğa turizmini yaygınlaştırmak adına yoğun çalışma yürütüyoruz. Halkımızın topraklarına sahip çıkmasını istiyoruz. Biz destek olmaya devam edeceğiz. Bazı ürünlerde hem ekip yaptırıyoruz hem de satın alma garantisi veriyoruz. Farklı projeleri, dağ yöresinde uygulayacağız" dedi.


Başkan Mustafa Bozbey’e dağ ilçelerine verdiği değerden dolayı teşekkür eden vatandaşlar, Bursa’nın sessiz gücü olan dağ yöresinin Büyükşehir Belediyesi’nin yatırım ve destekleriyle canlandığını söyledi.



"Dağ Yöresi, Bursa’nın geleceğine damga vuracak"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Uzmanından "Açlığı taklit eden diyetle hücresel yenilenme mümkün olabilir" açıklaması Son yıllarda sıkça konuşulan FMD diyetini değerlendiren Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, "Fasting Mimicking Diet, tam açlığın zorluklarını ve risklerini bertaraf ederken, vücuda ‘kıtlık varmış’ sinyali gönderir. Bilimsel çalışmalar, periyodik olarak uygulanan FMD diyeti ile enflamasyonun azalmasına, kök hücre bazlı yenilenmenin aktive olmasına ve bilişsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir" dedi. "Açlığı taklit ederek vücutta onarım sürecini tetikliyor" Beslenme biliminin, son on yılda kabuk değiştirdiğini belirten Erden, "Beslenme bilimi artık yalnızca ne yediğimizle değil, yemediğimiz anlarda vücudumuzda neler olduğuyla daha fazla ilgilenmeye başladı. Odak noktamız sadece tartıdaki rakamlar değil, DNA hasarının onarımı, mitokondriyal verimlilik ve hücresel düzeyde sağlığın sürdürülebilirliği. "Fasting Mimicking Diet" adı verilen FMD diyeti de açlığı taklit ederek vücutta onarım sürecini tetikleyen 5 günlük bir program" diye konuştu. "Hücreye ‘büyümeyi durdur, onarıma geç’ talimatı verir" Vücudumuzun, evrimsel süreç boyunca bolluk ve kıtlık dönemlerine uyum sağlayacak şekilde programlandığına dikkat çeken Erden, "Ancak modern dünyadaki kesintisiz kalori alımı, vücudun hayatta kalma mekanizmalarını pasifize etmektedir. Fasting Mimicking Diet, tam açlığın zorluklarını ve risklerini bertaraf ederken, vücuda ’kıtlık varmış’ sinyali göndererek belirli makro besin dengelerine dayalı bir protokoldür. Besin alımının kontrollü kısıtlanmasıyla birlikte vücutta insülin ve IGF-1 seviyeleri düşer. Bu düşüş, hücreye ’büyümeyi durdur, onarıma geç’ talimatı verir. Aynı zamanda vücut, birincil yakıtı olan glikozdan, yağ asitlerinin oksidasyonu sonucu oluşan keton cisimciklerine geçiş yapar" ifadelerini kullandı. "Hücre içinde biriken hasarlı proteinlerin, işlevini yitirmiş yapıların ve metabolik atıkların parçalanarak enerjiye dönüştürülmesini sağlar" Otofaji sürecine dikkat çeken Erden, "FMD’nin kalbinde yatan en kritik süreç otofajidir. Kelime anlamıyla ’kendi kendini yeme’ olan bu mekanizma, hücre içinde biriken hasarlı proteinlerin, işlevini yitirmiş yapıların ve metabolik atıkların parçalanarak enerjiye dönüştürülmesini sağlar. Bilimsel çalışmalar, periyodik FMD uygulamalarının bu temizlik sürecini tetikleyerek enflamasyonun azalmasına, kök hücre bazlı yenilenmenin aktive olmasına ve bilişsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir" dedi. "Harika reçete değil, stratejik bir müdahaledir" Klinik sonuçlara değinen Erden, "İnsanlar üzerinde yapılan klinik denemelerde, ayda bir kez uygulanan FMD protokolünün bel çevresinde azalma, kan basıncında iyileşme ve sistemik enflamasyon göstergelerinde düşüş sağladığı gözlemlenmiştir. Ancak bu yaklaşım bir harika reçete değil, stratejik bir müdahaledir" diye konuştu. "Bilinçsiz uygulanması kas kaybına, hormonal dengesizliklere yol açabilir" Risklere dikkat çeken Erden, "Bu tür kısıtlayıcı protokollerin bilinçsiz uygulanması kas kaybına, hormonal dengesizliklere ve özellikle bazı kronik hastalıklarda ciddi sağlık risklerine yol açabilir. Tip 1 diyabet, ileri böbrek yetmezliği veya yeme bozukluğu öyküsü olan bireylerde bu protokoller hayati tehlike oluşturabilir. Dolayısıyla kalori kısıtlamasıyla hücresel yenilenmenin mümkün olup olmadığı sorusunun yanıtı bilimsel olarak şartlı bir evettir. FMD, doğru metabolik profile sahip bireylerde, uzman gözetiminde ve belirli periyotlarla uygulandığında fayda sağlayabilir" dedi. Sürdürülebilirliğe vurgu yapan Erden, "Beslenme biliminin temel taşı sürdürülebilirliktir. Beş günlük bir disiplin, yılın geri kalanındaki kötü beslenme alışkanlıklarını telafi edemez. Gerçek hücresel sağlık, kısa vadeli müdahaleler ile uzun vadeli dengeli beslenme alışkanlıklarının birlikte yürütülmesiyle mümkündür" diye konuştu.
Samsun Çözünebilir lifler kolesterolü düşürebilir Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yunus Amasyalı, liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzelerin düzenli tüketilmesinin önemli olduğunu, çözünebilir liflerin kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebildiğini söyledi. Liv Hospital Samsun, Kardiyoloji Kliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Yunus Amasyalı, Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla bilgilendirmelerde bulunarak "Kırmızı et yerine balık, derisi hariç kümes hayvanları ve az yağlı etleri tercih edin. Günde en az 5 kez sebze ve meyve tüketin. Bunlarda önemli vitamin ve mineraller mevcuttur. Günde en az 8-10 bardak su için. Liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzeleri düzenli tüketin. Çözünebilir lifler kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebilmektedir" dedi. Kalp sağlığı için sağlıklı bir beslenme alışkanlığının edinilmesi gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, "Kalp hastalıkları için risk oluşturan yüksek kan basıncı (hipertansiyon), fazla kilo ve yüksek kolesterol durumuna sağlıklı beslenme alışkanlığı ile olumlu bir katkıda bulunulabilir. Kan dolaşımındaki kolesterolün yüzde 75’i karaciğerde, yüzde 25’i ise aldığımız gıdalardan emilir. Gıdalarla aldığımız yağın miktarı ve türü kan kolesterol düzeyine önemli ölçüde etki eder. Dolaşımdaki fazla kolesterol, kalbi besleyen damarların iç yüzeylerinde ’plak’ adı verilen birikimler yapar. Bu plaklar da büyüyerek kan dolaşımını engeller. Ancak kalp hastalığına yol açan asıl etken yağın miktarından ziyade yağın türüdür. Ayrıca günde 6 gramdan fazla tuz tüketilmemelidir" diye konuştu. Yapılması gerekenin günlük kalorinin en fazla yüzde 30’unu yağlardan almak ve ’kötü’ yağları ’iyi’ yağlarla değiştirmek olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, "Doymuş ve trans yağların tüketimi ’kötü kolesterol’ olarak bilinen LDL kolesterol düzeyini, dolayısıyla kalp hastalığı riskini artırır. Bu tip yağlardan alınan toplam kalorinin yüzde 10’unu aşmaması gerekiyor. LDL kolesterolü yüksek ya da kalp hastası olanlarda bu oran yüzde 7’nin altına, kolesterol alımı ise günde 200 miligramın atına inmelidir. Margarin, kırmızı et, yumurta sarısı, tam yağlı süt ve ürünleri, kızarmış gıdalar, hamburger ve benzerleri, ticari unlu mamuller bu tür ’kötü’ yağların başlıca kaynaklarıdır. Doymamış yağlar ise LDL kolesterol düzeyini düşürürken ’iyi kolesterol’ olarak adlandırılan HDL kolesterolü artırır. Zeytinyağı, fındık yağı, mısırözü yağı, balık, ceviz, soya fasulyesi bu ’iyi’ yağların kaynaklarıdır ve günlük kalorinin en fazla yüzde 30’u olması gereken yağ tüketiminde bunlara ağırlık verilmelidir" şeklinde konuştu. Kalp sağlığını korumak için yapılması gerekenlerden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, şunları söyledi: "Orta derecede karbonhidratlar, proteinler ve az miktarda ancak sağlıklı yağlardan oluşan dengeli öğünlerle beslenin. Tam yağlı süt ve ürünleri yerine yağı azaltılmış olanları tercih edin. Haftada 4 yumurtadan fazlasını yemeyin. LDL kolesterolü yüksek kişiler yumurta sarısı bakımından daha da dikkatli olmalıdırlar. Kırmızı et yerine balık, derisi hariç kümes hayvanları ve az yağlı etleri tercih edin. Günde en az 5 kez sebze ve meyve tüketin. Bunlarda önemli vitamin ve mineraller mevcuttur. Günde en az 8-10 bardak su içmelisiniz. Liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzeleri düzenli tüketin. Çözünebilir lifler kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebilmektedir."