GÜNDEM - 21 Mayıs 2026 Perşembe 17:13

Bursa’da Türk Mutfağı Haftası kutlamaları İnegöl’den başladı

A
A
A
Bursa’da Türk Mutfağı Haftası kutlamaları İnegöl’den başladı

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Bursa Valiliği Koordinasyonuyla bu yıl 5’incisi kutlanan Türk Mutfağı Haftası’nın açılış etkinliği, İnegöl Belediyesi ev sahipliğiyle İnegöl’den başladı. Bu yıl "Bir Sofrada Miras" temasıyla kutlanan haftanın açılış etkinliğinde İnegöl’de "Bir Sofrada 7 Miras, 7 Bölge, 7 Pilav" etkinliği düzenlendi.


Anadolu’nun binlerce yıllık zengin mutfak kültürünü ön plana çıkaran Türk Mutfağı Haftası, bu yıl beşinci kez ülke kutlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın öncülüğünde gerçekleşen hafta, Bursa’da Valilik himayesinde Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü koordinasyonuyla gerçekleştiriliyor. Bursa merkez ve ilçeleri kapsayan 1 haftalık programların açılışı, gastronomide son yıllarda artan değeriyle İnegöl’de gerçekleştirildi. İnegöl Belediyesi ev sahipliğinde Gastro İnegöl organizasyonuyla yapılan "Bir Sofrada 7 Miras, 7 Bölge, 7 Pilav" etkinliği, İnegöl ve Bursa protokolünün katılımıyla gerçekleştirildi.



7 bölgenin 7 pilavı tanıtıldı


Her yıl farklı bir temayla gerçekleştirilen organizasyon Anadolu’nun binlerce yıllık mutfak hafızasını geleceğe taşıyan çok önemli bir kültür hareketi olarak dikkat çekerken, İnegöl’de yapılan etkinliğe vatandaşların ilgisi de yoğun oldu. Türk mutfağının köklü mirasını tanıtmak ve yöresel lezzetleri ön plana çıkarmak amacıyla düzenlenen organizasyonda Gastro İnegöl tarafından 7 bölgeye ait 7 pilav çeşidinin tanıtımı yapıldı. Marmara Bölgesini İnegöl’ün coğrafi işaretli ürünü İnegöl Mişorizi temsil ederken, Karadeniz Bölgesini temsilen Hamsili Pilav, İç Anadolu Bölgesini temsilen Ankara Tava, Ege Bölgesini temsilen Enginarlı Pilav, Güney Doğu Anadolu bölgesini temsilen Frik Pilavı, Doğu Anadolu bölgesini temsilen Perde Pilavı ve Akdeniz Bölgesini temsilen Akdeniz Pilavı konuklara ikram edilerek beğenilerine sunuldu.



İnegöl gastronomisine İnegöl Belediyesi imzası


Sofra kültürünün toplum hayatındaki yeri ve gastronominin turizm açısından taşıdığı önemin vurgulandığı organizasyonun açılışında konuşan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, "Bu yıl Bir Sofrada Yedi Miras, Yedi Bölge, Yedi Pilav temasıyla Türk Mutfağı Haftamızı kutluyoruz. İnegöl Belediyemizin de gastronomi odağında yaptığı çalışmalar var. Gastronomi dünyada giderek önem kazanıyor. Ve buradan çok ciddi paylar elde edilen bir alan. Bir turizm alanı. Biz de bunu geçtiğimiz dönemde paydaşlarımızla çalışırken, İnegöl zaten bu anlamda İnegöl Köftesiyle gastronomiyi gerçekleştiriyor. Ancak İnegöl Köftesinden daha fazlası diyerek yola çıktık. Kültürel tüm değerler toplanmaya başlandı. Arkadaşlarımız geleneksel yemeklerin tariflerini topladılar. 200’ün üzerinde yöresel lezzetimiz olduğunu gördük. Bu lezzetleri de kurduğumuz bu tesiste vatandaşlarımıza tadımlatmaya başladık. Zamanla yerel halkımızda ve kısmen bölgesel olarak bilinirlikler oluştuğunu görüyoruz. Artık tur otobüslerinin şehre geldiğini görmeye başladık. Zaten köftecilerimize geliyordu bu turlar, artık daha fazlasını da bulabiliyorlar. Ben bu çalışmalarda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi.



Bizim kültürümüzde sofra, sadece yemek yenen yer değil


Konuşmasında kültümüzdeki yemek ve sofranın önemine de değinen Başkan Taban, şöyle devam etti: "Bizim kültürümüzde sofra sadece yemek yenilen yer değil. Büyüklerimiz bizlere sofrada olacaksınız derlerdi. O sofrada buluşmak sadece yemek yemek değildi. Sofrada günün özeti yaşanıyor, bir iletişim sağlanıyor. Birlik beraberlik ruhu o sofradan doğuyor. Dolayısıyla bugün ailenin birlik ve beraberliği o sofranın etrafında şekillenmiş oluyor."


"Türk Mutfağı da aynı şekilde bir medeniyetin ürünü. Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan yolculukta farklı kültürlerle zenginleşmiş, yüzyıllar boyunca da gelişmiş ve bugün dünyanın en güçlü mutfaklarından biri haline gelmiştir. Biz de bugün Türk Mutfağı Haftasında buluşmuş olduk. Bu organizasyonda bizleri yalnız bırakmadığınız için teşekkür ediyorum."



Bizim sofralarımız, her şeyin birleştiği nokta


Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Kamil Özer ise 21-27 Mayıs tarihleri arasında 5 yıldır Türk Mutfağı Haftasını kutladıklarını hatırlatarak; "Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan hanımefendinin himayesinde başlayan bir program bu. Bu Türk Mutfağı Haftasında da Bir Sofrada Miras teması öne çıktı. Bizim sofralarımız, her şeyin birleştiği nokta. Gönüllerin bir arada olduğu yer. İnegöl özelinde de zaten Türkiye genelinde bir İnegöl Köftesi markası vardı, Gastro İnegöl ile başka yemeklerin de ortaya çıktığı bir sürece geçildi. Ayrıca bugün görüyoruz ki sanatla mutfağı da birleştirmişler. İnegöl Belediyemize ev sahipliği için teşekkür ediyorum. Katılan herkese teşekkürlerimi sunuyorum" diye konuştu.



Sofra ve yemek bizde çok kıymetli


Son olarak bir konuşma yapan Kaymakam Eren Arslan da "Çok güzel bir programdayız. Bizi geleceğe taşıyacak olan kültürel değerlerimize, kimliğimize sahip çıkmaktır bu etkinlikler. Bu anlamda sofra ve yemek bizde çok kıymetlidir. Bir ekmeğin parçası bile yere düştüğünde onu biz inancımızda, kültürümüzde öper başımızın üzerine koyarız. Yine bütün sorunlarımızı bir sofranın etrafında konuşur, paylaşırız. Bunlar çok kıymetli. Çağın bütün rahatsızlıklarını bu kültürün gidereceğine yürekten inanıyorum. Sayın Emine Erdoğan hanımefendinin başlattığı bu haftanın tüm ülkemizde bir ve beraber kutlanıyor olması da çok kıymetli" ifadelerinde bulundu.


Konuşmalar sonrası Gastro İnegöl sunumuyla 7 bölgeye ait 7 pilavın tanıtımları yapıldı. Program sonunda tüm davetlilere ve vatandaşlara pilav ikramları gerçekleştirildi.



Bursa’da Türk Mutfağı Haftası kutlamaları İnegöl’den başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Ören’de Türk Mutfağı Haftası lezzet şöleni Türk Mutfağı Haftası etkinlikleri kapsamında Burhaniye’nin turizm merkezi Ören’de düzenlenen gastronomi programı, büyük ilgi gördü. Karakaş Otel’de düzenlenen tadım programa katılan Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, Türk mutfağının asırlık bir medeniyet mirası olduğunu vurguladı. Ören Mahallesi’nde bulunan Karakaş Otel’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen tadım programında; usta şefler, akademisyenler, ilçe protokolü ve davetliler bir araya gelerek geleneksel Türk lezzetlerinin izini sürdü. Ören’de adeta bir gastronomi şölenine dönüşen etkinliğe protokol üyeleri yoğun ilgi gösterdi. Karakaş Otel’deki anlamlı buluşmaya; Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, Balıkesir İl Emniyet Müdürü Şükrü Yaman, Burhaniye Kaymakamı Cumali Atilla, Burhaniye Belediye Başkanı Ali Kemal Deveciler, Burhaniye İlçe Emniyet Müdürü Faik Karabaş, Burhaniye İlçe Jandarma Komutanı Yarbay Ünal Bayhan, Balıkesir İl Turizm Müdürü Neslihan Vurucu ile Balıkesir Üniversitesi Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi (BUBYO) Dekanı Prof. Dr. Mehmet Oğuzhan İlban ve çok sayıda davetli katılım sağlayarak sektöre destek verdi. Türk mutfağının birbirinden özel ve geleneksel reçetelerinin titizlikle hazırlanarak sunulduğu etkinlikte, ev sahibi Karakaş Otel’in işletme sahibi Demet Yağcı sergilediği performansla göz doldurdu. Ünlü şeflerin Balıkesir Kuzu’sunda yaptığı yöresel Sura yemeği, bölgenin çeşitli otlarından kavurmalar, enginar ve kabak çiçeği dolması katılımcılara ikram edildi. Ayrıca etkinlikte zeytinyağlı bademli baklava ile lor tatlısı tadımı da yapıldı. Ege’nin eşsiz lezzetleri başarılı şeflerin ellerinde bir kez daha damak çatlatan lezzetlere dönüştü.
İstanbul Emine Erdoğan: "Türk mutfağı, Anadolu’nun ruhunu ve vicdanını dünyanın dört bir yanına taşıyan en latif kültür elçimizdir’’ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Türk mutfağının, lezzetlerinin yanında manevi bağlamı, aile bağları, paylaşım kültürü ve kolektif üretim gücüyle başlı başına bir yaşam sanatı olduğunu belirterek, "Türk mutfağı, Anadolu’nun ruhunu ve vicdanını dünyanın dört bir yanına taşıyan en latif kültür elçimizdir" dedi. İstanbul’da, "Türk Mutfağı Haftası" kapsamında düzenlenen "Bir Sofrada Miras" programı gerçekleşti. Programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Valisi Davut Gül ve eşi, büyükelçiler, konsoloslar, sektör temsilcileri katıldı. Yemekten önce etkinlik alanını gezen Emine Erdoğan "Birikim Mutfaktan", "AnadoludaKİLER", "Bereketli Hilal Sofrası", "Şark Sofrası", "Kardeşlik ve Birlik Sofrası", "Yörük Sofrası", "Karadeniz Sofrası", "Rumeli Sofrası", "Sıfır Atık Vakfı" ve "Milli Saraylar Başkanlığı" stantlarını ziyaret etti. Siirt, Bursa, İzmir, Kafkas ve Trabzon halk oyunları gösterisiyle başlayan programda Bakan Kacır ve Bakan Ersoy, Emine Erdoğan’ın ardından birer konuşma gerçekleştirdi. Programda konuşan Erdoğan, İstanbul’un, yeryüzünün en eski şahitlerinden biri, medeniyetlerin, halkların, tarihin buluştuğu bir insanlık sofrası olduğunu söyledi. Türk mutfağının güçlü bir medeniyet mirası olduğunun yeniden hatırlandığını kaydeden Erdoğan, bu mirasın Türkiye’nin sadece yemeklerini değil yerelden evrensele uzanan kültürel zenginliğini de temsil ettiğini belirtti. Yurtdışındaki etkinliklerle Türk Mutfağı Haftası’nı kutlayan dış temsilciliklere selam gönderen Erdoğan, "Mutfak, insanlık tarihinin en eski arşivlerinden biridir. Kurulan her sofrada bir toplumun inançlarını, kültürel kodlarını ve coğrafyayla kurduğu ilişkiyi satır satır okumak mümkündür. Söz konusu Türk mutfak mirası olduğunda, yüzyıllarla ifade edilen bir medeniyet yürüyüşünden bahsederiz. Türk mutfağının kapısı, Türkistan’dan açılır, göçlerle Anadolu’ya uzanır, oradan Osmanlı coğrafyasının her bir köşesine Balkanlar’a, Doğu Avrupa’ya, Orta Doğu’ya ve Kuzey Afrika’ya kadar yayılır. Bu tarihsel hat boyunca, farklı kültürler birbirine temas eder, birbirinden öğrenir, birbirini, zenginleştirir" diye konuştu. "Türk mutfağı, adeta insanlığın asırlara yayılan gönül birliğinin en görünür olduğu vitrindir" Çok kültürlülüğün Türk mutfağının en güçlü ve ayırt edici vasıflarından biri olduğunun altını çizen Erdoğan, Osmanlı medeniyetine bakıldığında farklı dinlerin, dillerin ve kimliklerin asırlar boyunca bir arada yaşayabildiği barış dolu bir kültür iklimi görüldüğünü, bunun en zarif tezahürlerinden birinin Anadolu mutfağı olduğunu anlattı. Anadolu’da, farklı kökenlerden insanların aynı mahallede kapı komşusu olduğunu kaydeden Erdoğan, "Haşlanmış buğday taneleri bir evde aşure olurken, yan komşuda ’koliva’, karşı komşuda, ’anuşabur’ diye pişmiş, birbirine ikram edilmiştir. Şam Tatlısı, arnavutciğeri, tatar böreği, Acem pilavı, çerkes tavuğu gibi yemekler isimleri değişmeden, sofrada yerini almıştır. Kürt tandır ekmeği, Laz böreği, Boşnak mantısı aynı sofrada buluşmuştur. Her kültür kendi kimliğini koruyarak ortak bir lezzete katkı sunuyor. Mesela dünyaca ünlü baklavamızın kat kat açılan yufkalarında, Türkistan’dan taşıdığımız hamur işi geleneğinin izleri vardır. Üzerine dökülen şerbet kökleri Romalılara uzanan, daha sonra Arap mutfağında geliştirilen, hamur işine bal şerbet dökme geleneğiyle doğrudan bağlantılıdır. Zaten, soframıza asıl tadını, tuzunu veren de işte bu birlikte yaşama kültürü ve birlikten doğan kuvvettir. Kaynayan tencereler, kültürlerarası etkileşimi ve diyaloğu güçlendiren bir medeniyet dilidir. O nedenle Türk mutfağı, adeta insanlığın asırlara yayılan, gönül birliğinin en görünür olduğu vitrindir. Sadece ne yediğimizi değil nasıl yaşadığımızı, neye inandığımızı, hangi değerleri baş tacı yaptığımızı da anlatır" dedi. "Türk sofralarının, içinde yaşadığımız çağa söyleyecek çok güçlü sözleri olduğuna inanıyorum" Emine Erdoğan, "Bugün insanlık, farklılıkların çatışma sebebi değil, zenginlik kaynağı olduğu bir dünyanın arayışı içinde ön yargılarla çoraklaşan insaniyet toprağını şifalandırmanın, bir arada yaşamayı başarmanın yollarını arıyor. Fakat ne yazık ki çok kültürlülük çoğu zaman, teorik bir kavram olarak kalıyor. Çünkü insanların yaşanmış örneklere, gerçek hayat tecrübelerine ihtiyacı var. Bu anlamda Türk sofralarının, içinde yaşadığımız çağa söyleyecek çok güçlü sözleri olduğuna inanıyorum. Çünkü buğdayın ilk kez ekmeğe dönüştüğü bu kadim topraklar insan odaklı bir yaşam tasavvurunu yüzyıllardır sofraya taşımaya devam ediyor. Çünkü Anadolu’da gönüller birbirine eklenir ve ortaya muhteşem bir insanlık zinciri çıkar. Hayatın yükü, omuz omuza veren insanların dayanışmasında kuş tüyü kadar hafifler. Nişan, düğün, sünnet gibi özel günlerde ve cenazelerde komşular hiçbir yardım talebi gelmesini beklemeden bir araya gelir, ev sahibinin işlerini sırtlanırlar. Kadınlar, kışlık hazırlığı, yaprak sarma, ekmek pişirme, Ramazan hazırlıkları gibi emek yoğun işleri imece usulü yaparlar" diye konuştu. Bunun en güzel örneklerinden birinin de, UNESCO’nun somut olmayan, kültürel miras listesinde yer alan "keşkek" olduğunu kaydeden Erdoğan, "Türk mutfağı, lezzetlerinin yanında manevi bağlamı, aile bağları, paylaşım kültürü ve kolektif üretim gücüyle başlı başına bir yaşam sanatıdır. Türk mutfağı, Anadolu’nun ruhunu ve vicdanını dünyanın dört bir yanına taşıyan en latif kültür elçimizdir. Bize düşen görev ülkemizin gastronomi imajını dünyaca bilinen birkaç yemekle sınırlı olmaktan çıkarıp, ’anlam, kültür ve değer mutfağı’ olarak, dünyada hak ettiği konuma taşımaktır" ifadelerini kullandı. Gaziantep, Hatay ve Afyonkarahisar’ın, UNESCO Özgün Şehirler Ağı’nda gastronomi alanında yer almasının gurur verici olduğun vurgulayan Erdoğan, "İnanıyoruz ki her şehrimiz dünya gastronomi haritasında güçlü bir cazibe merkezi olabilecek potansiyele sahiptir. Yeter ki mutfağımızı doğru bir gastronomi anlatısıyla buluşturalım. Atıksız, israfsız, sürdürülebilir, çevre dostu, sağlıklı ve her beslenme tercihine cevap verebilen yönlerini ön plana çıkaralım. İklim krizinden, yerel kimliklerin korunmasına kadar pek çok küresel mesele için ilham veren bir yaşam modeli olarak sunabilelim" değerlendirmesinde bulundu. "Mutfak mirasımızın korunması ve tanıtılmasına yönelik 381 projeye 1 milyar 400 milyon lira lira destek sağladık" Bakan Kacır ise, "Anadolu’nun her bölgesinin kendine özgü üretim bilgisini, yerel lezzetlerini, geleneksel yöntemlerini ve kuşaktan kuşağa aktarılan mutfak mirasını yansıtan tescilli bin 847 coğrafi işaret ve geleneksel ürüne sahibiz. Avrupa Birliği nezdinde tescilli 46 coğrafi işaretli ürünümüzle, Anadolu’nun lezzet hafızasını küresel ölçekte güçlü biçimde temsil ediyoruz. Kalkınma ajanslarımız ve bölge kalkınma idarelerimiz eliyle, bugüne dek mutfak mirasımızın korunması ve tanıtılmasına yönelik 381 projeye 1 milyar 400 milyon lira destek sağladık. Hanımefendinin öncülüğü ve himayelerinde yürüttüğümüz Anadoludakiler Projemizle de; yerel üreticimizin emeğini görünür kılmak, Anadolu’nun özgün değerlerini markalaştırmak ve kadim birikimimizi yeni nesillere bir kalkınma hikâyesi olarak aktarmak üzere adım attık" diye konuştu. "Türkiye, gastronomi turizminde dünyanın en güçlü potansiyellerinden birine sahip" Bakan Ersoy da, "Bakanlık olarak, Somut Olmayan Kültürel Miras Türkiye Ulusal Envanter Sistemi’nde ‘Türk Mutfağında Geleneksel Sofra Kültürü: Sosyal Pratikler ve Ritüeller’ grup başlığı altında 87 adet yaşayan miras unsurunu kayıt altına almış bulunuyoruz. Ayrıca Mesir Macunu Festivali’nden İftar ve İftar ile İlgili Sosyo-Kültürel Gelenekler’e kadar 7 farklı mutfak kültürümüz UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listeleri’ne kaydettirilmiştir. Bu yıl ‘Türk Mutfağında Geleneksel Sofra Kültürü: Sosyal Pratikler ve Ritüeller’ adlı aday dosyamızı da UNESCO’ya sunduk. 2028’de UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne kaydedilmesini bekliyoruz. Türkiye; sahip olduğu eşsiz coğrafi çeşitlilik, dört mevsime yayılan tarımsal üretim kapasitesi, yerel ürün zenginliği, coğrafi işaretli değerleri, bölgesel mutfak kimlikleri ve binlerce yıllık mutfak geleneğiyle gastronomi turizminde dünyanın en güçlü potansiyellerinden birine sahiptir" dedi. Türk ve Osmanlı Mutfağı yemeklerinin servis edilmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın konseri ve aile fotoğrafı çekimiyle sona erdi.