SAĞLIK - 25 Mart 2026 Çarşamba 10:42

Bursa organ bağışında Türkiye’nin ’umut başkenti’ oldu

A
A
A
Bursa organ bağışında Türkiye’nin ’umut başkenti’ oldu

Bursa Bölgesi, 2025 yılında da organ bağış oranlarıyla Türkiye birincisi olurken, nakil bekleyen binlerce hasta için ’umudun başkenti’ oldu.


Organ Bağışında Balıkesir, Bilecik, Çanakkale ve Yalova illerini kapsayan Bursa bölgesi, 2025 yılında 12,4 pmp (Milyon nüfus başına düşen kadavra sayısı) oranı ile yine Türkiye birincisi olmayı başardı. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalar ile son 15 yılın 12’sinde zirveyi kimseye bırakmayan Bursa Bölgesi, 2025 yılının organ bağışı verilerinin açıklanmasıyla liderliği yine kimseye kaptırmadı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, organ bağışının arttırılmasının Bursa Bölgesi’nin her zaman ana hedefleri arasında yer aldığını belirtti. Bursa bölgesi olarak bu hedef doğrultusunda yıllardır organ bağış oranlarını arttırmak için çeşitli kampanya çalışmaları yürütüldüğüne dikkat çeken Uzm. Dr. Çetin, "Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Bilecik ve Yalova illerindeki duyarlı halkın desteğiyle elde edilen bu şampiyonluk, Türkiye’nin organ nakli tarihindeki en güçlü dayanışma örneği olarak kayıtlara geçti. Yaklaşık 5,5 milyonluk bir nüfusa hizmet veren bölgede yıllardır sürdürülen kurumlar arası etkin iş birliği, güçlü ve dinamik bir ekip çalışmasıyla istikrarlı bir başarı sergilendi" dedi.


Türkiye ortalamasının çok üzerinde


Bursa’nın organ bağışında Türkiye ortalamasının iki katından fazla olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Çetin, "Dünya genelinde organ bağışı başarısı "pmp" (milyon nüfus başına düşen donör sayısı) ile ölçülürken; 2025 verilerine göre Türkiye ortalaması 5,6 pmp düzeyinde kaldı. Bursa Bölgesi ise 12.4 pmp oranıyla hem Türkiye liderliğini sürdürdü hem de dünya standartlarına yaklaşan bir duyarlılık sergiledi" diye konuştu.


15 yılda 4 bin şifa, binlerce umut


Bursa Bölgesi’nde yürütülen kararlı çalışmalar sayesinde son 15 yılda yaklaşık 4 bin hastanın böbrek ve karaciğer nakliyle yeniden hayata tutunduğunu belirten Uzm. Dr. Çetin, "Yapılan nakillerin yüzde 49’unun beyin ölümlü donörlerden gerçekleşmesi, bölgedeki farkındalığın ne kadar yüksek olduğunu kanıtlıyor. Ülke genelinde nakillerin yüzde 85’inin hala canlı vericilerden yapıldığı gerçeği göz önüne alındığında, Bursa’nın "kadavradan bağış" bilincindeki liderliği önem taşıyor" şeklinde konuştu.


Sağlıklı Türkiye yüzyılı


Bursa Bölgesi’nde halen 2 bin 519 kişi böbrek, 355 kişi karaciğer ve 167 kişi kornea nakli için beklediğini hatırlatan Uzm. Dr. Çetin, "Organ bağışı, Sağlık Bakanlığı’nın ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ düsturunun en güzel örneğidir. Bu anlamda organ bağışı konusunda hassasiyet gösteren tüm Bursa bölgesi vatandaşlarına şükranlarımı bir kez daha sunuyorum. Organ nakli ekiplerinde yer alan ameliyathane personelinden hemşirelerimize, yoğun bakım hekimlerimizden organ nakil koordinatörlerimize kadar canla başla çalışan tüm ekiplerimize teşekkür ediyorum. Bu şampiyon kadro 2026 yılında da şifa bekleyen vatandaşlarımıza "umut" olmaya devam edecektir" dedi.



Bursa organ bağışında Türkiye’nin ’umut başkenti’ oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Arnavutköy’de 15 ay önce öldürülen berberin ailesi, adalet arayışında İstanbul Arnavutköy’de 15 ay önce 17 yaşındaki cinayet zanlısı tarafından bıçaklanarak öldürülen Muhammet Deniz’in ailesi, adalet çağrısında bulundu. İlk duruşmada hakim karşısına çıkan zanlının suçunu itiraf ettiği ve haksız tahrik indiriminde bulanarak cezasının düşürülmesi için savunma yaptığı öğrenildi. 25 Ocak 2025 tarihinde Arnavutköy ilçesi Karlıbayır Mahallesinde meydana gelen cinayette Muhammet Deniz, o tarihte 17 yaşında olduğu cinayet zanlısı tarafından öldürüldü. Gaziosmanpaşa Adliyesi 3.Ağır Ceza Mahkemesinde başlayan yargılamada cinayet zanlısı bugün hakim karşısına çıktı. Savunmasında suçunu itiraf eden zanlı, öldürdüğü kişinin ablasına mesaj attığını ve bu sebeple Muhammed Deniz’i öldürdüğü öğrenildi. Hayatını kaybeden Muhammet Deniz’in avukatı Yılmaz Çakmak, zanlının ifadesinde çelişkilerin olduğunu söyledi. Aile adına konuşan Avukat Yılmaz Çakmak, suça sürüklenen çocuk tanımındaki yargılama tasarrufunda değişiklik yapılmasını söyledi. "Adaletin gereken cezayı vermesini istiyorum" Feci bir şekilde öldürülen Muhammet Deniz’in babası Mehmet Deniz, adalet çağrısında bulundu. Baba Mehmet Deniz, "Bugün oğlumun duruşmasıydı. Normalde bir senedir bekliyorduk bu duruşmayı. Hep "gizlilik, gizlilik" diye tutturdular, bir türlü açmadılar. Bugün açtılar mahkemeyi. İşte mahkeme de 3 Temmuz’a atıldı. Gereken bilgileri zaten avukat bey size iletti. Onun dediklerinin her şeyi doğrudur. Yani adaletin yerini bulmasını istiyorum inşallah. Önceki haberlerde "Yok işte daha yakalanmadı, firardır" diye. Aynı gün zaten bir saat içinde yakalandı emniyet müdürlüğünde. Adaletin gereken cezayı vermesini istiyorum. Yani çocuk yaptırdıysa, yaptıran varsa. Çocuk olarak yargılanmaması gerekiyor. Yani tetikçi de çocuk olarak yargılanmaması lazım. SSÇ kavramı gerçekten... Gereken delillerin göz önünde bulundurularaktan adaletin yerini bulmasını istiyorum. İnşallah da bulur, gereken cezayı da alır. Yani daha diyecek bir lafım yok, idamla yargılansın" dedi. "Abla bugün gelip ifadesinde "Benim kardeşim ceza alma ihtimaline karşılık, haksız tahrik indiriminde bulunma ihtimaline karşı böyle bir beyanda bulunmuştur" diye kardeşini yalanladı" Duruşmaya katılan Avukat Yılmaz Çakmak, suçu işleyen kişinin ablasının ifadesinden bahsetti. Avukat Çakmak, "Yani soruşturma tabii gizli yürüdüğü için soruşturma aşamasında bizim delillerden uzak kalma durumumuz söz konusu oldu. Fakat özellikle suça sürüklenen çocuk kavramının değiştirilmesine yönelik o kadar muallak bir çalışma yapıldığı noktasında belli bazı kamuoyunda söylentiler olmasına rağmen mahkemelerin olsun, savcılıkların olsun suça sürüklenen çocukların beyanları doğrultusunda soruşturmayı ve kovuşturmayı genişletmeleri çok anlamsız. Çünkü özellikle bizim dosyada daha önce de zaten medyaya yansıyan bir dosya. Bu dosyada suça sürüklenen çocuk ifadesinde "Benim müvekkilime yönelik ablamı sırf sarkıntılık yapıp mesaj attı diye ben böyle bir eylemde bulundum" dedi. Abla bugün gelip ifadesinde "Benim kardeşim ceza alma ihtimaline karşılık, haksız tahrik indiriminde bulunma ihtimaline karşı böyle bir beyanda bulunmuştur" diye kardeşini yalanladı zaten" şeklinde konuştu. "Biz bu çelişkili beyanlar üzerine mahkemeye resen ihbarda bulunması talebinde bulunduk" Cinayet zanlısının çelişkili ifadeler verdiğini söyleyen Avukat Yılmaz Çakmak, "Biz burada tabii aileler arasında bir sosyal infial olmasın diye belli başlı bazı noktalara dikkat ederek beyanlarımızda bulunduk. Aile de bu konuda çok hassas. Fakat özellikle Suça sürüklenen çocuğa yönelik belli başlı bazı kanuni çalışmaların olması gerekiyor. Çünkü Suça sürüklenen çocuğu olay yerine götüren patronu, "harçlık çıkarmak için benim yanımda çalışıyordu" dediği kardeşini kalkıp kendi özel arabasıyla işe getirip işe götüren birisi. Biz bu çelişkili beyanlar üzerine mahkemeye resen ihbarda bulunması talebinde bulunduk. Umarım bir an önce adalet yerini bulur. Bizim farklı şüphelerimiz var. Şey yani özellikle benim müvekkilimin evliliğinden yaklaşık bir yıl sonra evini terk eden eşinin müvekkilime annesinin telefonundan atmış olduğu tehdit, ölümle tehdidine yönelik mesajlar var. Tabii bu gizli olan yetişkin dosyasında devam ediyor" ifadelerini kullandı. "Suça sürüklenen çocuk kavramı noktasında ciddi anlamda bir değerlendirme yapılması gerekiyor" Açıklamasında yargılamalarda suça sürüklenen çocuk kavramının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyleyen Avukat Yılmaz Çakmak, "Gaziosmanpaşa 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından apar topar karara çıkarılmaz, o diğer dosyanın akıbeti beklenir. Adalet bir an önce yerini bulur, Efnan’ın babasının katili bulunur. Bunu iştirak edenler varsa, azmettirenler varsa bunların da tespiti noktasında savcılığın da mahkemenin de gerekli çalışmaları yapacağına inanıyoruz. Size de çok teşekkür ediyoruz. Şüpheli şöyle, şüpheli olay tarihinde aslında 17 yaşına yeni girmiş. Olay tarihinde kullanmış olduğu bir silah var olayda. Yani failin burada kullanmış olduğu silahı "Ben 3 yıl önce elde ettim" demiş. Yani 6. sınıfta okulu terk etmiş biri. 12 yaşından sonra hemen. "Çalışmıyorsun etmiyorsun, aileni silahtan haberi yok, 3 yıl boyunca hiç kullanılmamış bir silah nasıl tutukluk yapmadı, sen doğrudan tek atış yaptın, daha önce hiç kullanmadım" dedi beyanında. Yani artık Suça sürüklenen çocuklara yönelik hakikaten yani kişinin ayırt etme gücünün olup olmadığı tespiti noktasında, suça sürüklenen çocuk kavramı noktasında ciddi anlamda bir değerlendirme yapılması gerekiyor" cümlelerini kullandı. "Yani burada yardım eden vasfıyla mı olsun, ya da iştirak eden anlamında mı olsun hakikaten savcılıkların, mahkemelerin çok titizlikle dosyaları incelemeleri gerekiyor" Açıklamasında mahkemelerin dosyaları titizlikle incelemesi gerektiğini Avukat Yılmaz Çakmak, "Biz suç tarihinde çocuk mu değil mi ona bakarız. Kanun buna bakar. Suç tarihinde fail çocuk olduğu için SSÇ olarak yargılanacak maalesef. Bunda biliyorsunuz infaz noktasında çok ciddi, çok fahiş indirimler var. Umarım onlardan yararlanmaz. Tabii, özellikle olay yerinden onu aldıktan sonra babasının evine götürüp emniyete teslim edilmesi için tanık Osman’ın ifadesiyle kendi ifadesi çok çelişkili. SSÇ, sulh ceza ifadesinde "Ben olaydan haberim vardı, Osman’a biz anlattık" diyor. Daha doğrusu "Osman bizi dinledi, biz babamıza telefonla anlattık" diyor araçla giderken. Osman da "Benim yanımda bir şey konuşmadılar. Ben kapıya gittikten sonra baba gelip dövdükten sonra ben öğrendim. Halen Osman ne hikmetse bilmiyor, ikinci defa alıp ’gel ben seni biraz gezdireyim’ diyor." Ama SSÇ bugün beyanında dedi ki "Ben dedim Osman’a bizi gezdir diye." Yani burada yardım eden vasfıyla mı olsun, ya da iştirak eden anlamında mı olsun hakikaten savcılıkların, mahkemelerin çok titizlikle dosyaları incelemeleri gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Duruşma 3 Temmuz’a ertelendi" Duruşmanın 3 Temmuz’a ertelendiğini söyleyen Avukat Yılmaz Çakmak, "Maalesef şu an ülkemizde adalete insanların güveni çok sarsılmış durumda. Fakat işlerini çok güzel yapan hakim, savcılarımız var. Umarım bizim de müvekkilin katilleri, katili bir an önce tespit edilip dosya arasında varsa başkaları da, bağlantılı fiili bir bağlantıları varsa bunlar da tespit edilip dahil edilir. Gizli olan dosyada bir an önce açılır umarım. Gizlilikten bahsediyoruz; fakat o gün doğrudan gidip emniyete teslim olmuş bir şahıs hakkında haber kanallarında maalesef "İşte firari halen yakalanmadı" gibisinden haberleri biz gördük. Bunlar çok yazık. Kamuoyunu yanlış yönlendirmemek gerekiyor. Duruşma 3 Temmuz’a ertelendi. Sizlerin de katkılarınız bayağı bir oldu, çok sağ olun. Bu anlamda umarım mahkeme kamuoyu vicdanını hafifletecek, ailenin vicdanındaki kor ateşi dindirecek olumlu bir karar verir" dedi. "Savunmasında suçunu kabul etti" Avukat Yılmaz Çakmak, zanlının suçunu itiraf ettiğin söyledi. Avukat Çakmak, "Savunmasında suçunu kabul etti. "Ben yaptım" dedi. Fakat o şunun farkında, olur da maktulün üzerindeki swapla benim üzerimdeki swap kaydı eşleşmezse (çünkü farklı bir silahı teslim ettiği noktasında bizim şüphelerimiz var), bu aşamada suçu kabul etti ama salt sanık ikrarı biliyorsunuz ki cezalandırmaya yeter bir delil değil. Biz bunu kabul etmiyoruz. Yani bunun bir savunma mekanizması olarak kullanılmaması gerekiyor. Yan deliller zaten var. Ailenin beyanları da var. Umarım bir an önce cezalandırılır ve bu süreç bitmiş olur" diye konuştu.