POLİTİKA - 07 Ekim 2025 Salı 13:53

Davası ertelenen Tanju Özcan: "Pişman değilim, bugün olsa yine aynı kararları alırım"

A
A
A
Davası ertelenen Tanju Özcan: "Pişman değilim, bugün olsa yine aynı kararları alırım"

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın, yabancı uyruklulara yönelik bazı kararları nedeniyle "nefret ve ayrımcılık" suçlamasıyla yargılandığı dava, dosyadaki usul eksiklikleri gerekçesiyle 24 Nisan 2026’ya ertelendi. Duruşma sonrası açıklama yapan Tanju Özcan, "Sığınmacılarla ilgili aldığım kararlardan pişman değilim, bugün olsa yine aynı kararları alırım" dedi.


Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın, kentte yaşayan yabancı uyruklulara yönelik ayni ve nakdi yardımları kesme, su ücretlerine 10 kat zam uygulama ve nikah ücretlerini 100 bin lira olarak belirleme yönündeki kararları, sivil toplum kuruluşları tarafından yargıya taşınmıştı. Kuruluşlar, bu kararların ardından Özcan hakkında "nefret ve ayrımcılık" suçlamasıyla suç duyurusunda bulunmuştu.


Özcan hakkında, bugünkü duruşma öncesinde 29 Eylül’de, Bolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından adli kontrol tedbiri olarak yurt dışına çıkış yasağı kararı verilmişti.



"Biz neye göre savunma yapacağız"


Bolu 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuksuz sanık Tanju Özcan ile taraf avukatları katıldı. Duruşmada söz alan Özcan’ın avukatı, dosyada müştekilerin ifadelerinin bulunmadığını belirterek, bu nedenle savunma yapamayacaklarını söyledi. Avukatı, "Yine usul yönünden bu dava başlatılamaz. Çünkü dosyada müştekilerin ifadeleri yok. Biz neye göre savunma yapacağız? Dosyadaki eksiklerin tamamlanmasını ve bize de ulaştırılmasını istiyoruz. Bu yüzden davanın ertelenmesini talep ediyoruz" dedi.



Duruşma 24 Nisan’a ertelendi


Mahkeme heyeti, dosyadaki eksikliklerin tamamlanması için duruşmayı 24 Nisan 2026’ya erteledi. Heyet, Özcan hakkındaki yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol tedbirinin devamına ve bir sonraki celsede gazeteci Fatih Altaylı’nın tanık olarak dinlenmesine karar verdi.



"Savunma yapamadım"


Duruşma sonrasında Bolu Adalet Sarayı’nın önünde gazetecilere açıklamalarda bulunan Tanju Özcan, "Müşteki diye birilerinin ifadesini dosyaya koymuşlar ama taramamışlar. Ne avukatlar görüyor ne biz görebiliyoruz. Bu nedenle bugün savunmamı yapamadım, usul eksiklikleri tamamlanamadığı için" dedi.



"Ben neden yargılanıyorum"


Özcan, açıklamalarına şöyle devam etti:


"Zaten garip olan bir şey var. Ben neden yargılanıyorum? İddia o ki, sığınmacıların iş yeri açma ruhsatlarını iptal etmişim, iş yeri açmalarına izin vermemişim. Sularına ve nikah ücretlerine zam yapmışım. Zaten bu konularla ilgili daha önce soruşturma geçirdim ve eski adıyla söylüyorum, takipsizlik kararı verildi. Ama savcılık makamı davayı açarken müşteki bulamamış, öğrencileri getirmiş. İçeride bir öğrenci kardeşimiz de vardı. Kardeşim, şunu bile anlamadınız mı? Geçici sığınmacı ayrı bir şeydir, ülkemize tahsil için gelen yabancı öğrenciler ayrı bir şeydir. Hukuki statüleri bile farklı. Böyle bir dava olmaz ama savunmamızı yapamadık çünkü usul eksiklikleri o kadar çok ki."



"Bugün olsa yine aynı kararları alırım"


Vicdanen rahat olduğunu dile getiren Başkan Özcan, "Bir de olmayacak bir şey oldu. Yargılamaya 10 gün kala bu soruşturma 5 Ocak’ta başladı, 4 Haziran’da dava açıldı, duruşma 7 Ekim’e, yani bugüne bırakıldı. Ben duruşmaya geldim, hazırdım. Ama bir hafta önce hakim bey dosyayı resen ele aldı ve savcının talebine aykırı şekilde bana yurt dışına çıkış yasağı koydu. Bugün duruşma 24 Nisan’a ertelendi ama yurt dışına çıkış yasağım devam ediyor. Neden devam ediyor, anlamak mümkün değil. Tabii sözüm hakim beye değil ama şunu söylüyorum; bana yurt dışına çıkış yasağı konuluyor sığınmacılarla ilgili tepkilerimden dolayı, ama onlara hala yurda giriş yasağı konmuyor. Garip olan bu. O yüzden vicdanen de rahatım, aldığım kararlardan dolayı hukuken de rahatım. Sığınmacılarla ilgili aldığım kararlardan pişman değilim. Bugün olsa yine aynı kararları alırım" ifadelerini kullandı.



Davası ertelenen Tanju Özcan: "Pişman değilim, bugün olsa yine aynı kararları alırım"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da söndürülemeyen ağaç bir daireyi kullanılamaz hale getirdi Ankara’nın Keçiören ilçesinde akşam saatlerinde bir ağaçta çıkan yangın söndürülemeyince, gece saatlerinde tekrar yanarak bir daireye kullanılamaz hale getirdi. Olay, Keçiören ilçesi Adnan Menderes Mahallesi 1055’inci Sokak’ta meydana geldi. İddialara göre, saat 16.00 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenden dolayı bir binanın bahçesinde bulunan ağaçta yangın çıktı. Yangını gören apartman sakinlerinin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin kontrolünün ardından bir tehlike olmadığı söylendi. Akşam saat 20.00 sularında ağacın tekrar alev alması üzerine bina sakinleri tekrar durumu itfaiye ekiplerine bildirdi. Ekiplerin müdahalesi ile yangın söndürüldü. Gece saat 00.50 sularında ağaç tekrar alev aldı. Alev alan ağaçtan yangın binada bulunan bir daireye sıçradı. Yangını fark eden bina sakinleri tekrar durumu itfaiye, polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. Ekiplerin müdahalesi sonucu yangın söndürüldü. Olayda kimse yaralanmazken, bir daire kullanılamaz hale geldi. Yangına ilişkin olay anını aktaran bina sakini Abdullah Çağatay, şunları söyledi: "Bire on kala koku duyduk. Hanım koku geliyor dedi ağaçtan. Pencereden baktığımda ağaç yanmaya başlamıştı. Direkt üst kattaki komşumun camının önü yanmaya başladı ağaçtan, sonra cam patladı, alevler evin içine girdi. Hemen komşumu aradım, onları uyandırdım beş kişilik bir aile vardı. 112’yi aradık. İtfaiye geldi, polis, ambulans geldi müdahale ettiler. Ama bu olay Ankara Büyükşehir Belediyesi itfaiyesinin ihmaliyle gerçekleşti. Saat dörtte bu ağaç yanmaya başladı için, için, köz şeklinde. Bir komşumuz aradı gelmediler. Saat beşte ben aradım. İkinci aramamızda itfaiye geldi. İtfaiye geldiğinde köz sönmüştü ama inceden duman çıkıyordu tekrar. İtfaiye ateş görmediğim için su tutmuyorum dedi gelen itfaiye ekibi. Ben de buna istinaden bak vebali size olur. Aracınızın plakasının resmini çekiyorum, bir şey olursa sorumluluk sizde dedim. Bu ağaca su tutun dedik. Ağaca su tutmadılar. Akabinde saat yedi civarında tekrar ağaçtan ateş çıkmaya başladı dumanla birlikte. Tekrar aradım. İtfaiye gelmedi bu sefer. Saat sekizde ağaç bir daha tutuşmaya başlayınca, inceden, alt kattaki komşunun torunu aradı. Bu sefer aynı ekip bir daha geldi. Saat sekizde geldiler. Yine su tutmayacaklardı arkadaş bu sefer sizi videoya çekiyorum. Yine burada bir yangın çıkarsa sorumluluk sizdedir konuşunca, ağır konuşunca bu sefer de yalandan bir alttan su tuttular. Hiçbir şey yapmadan tekrar gittiler. Geride saat sekizdeki olaydan sonra da bire on kala yangın gerçekleşti. Yani bu olay göz göre göre geldi." "İhmalkarlık var burada" İtfaiyeden şikayetçi olacaklarını belirten Çağatay, "Yani gündüz dörtte-beşte iki kere arayınca itfaiye geldi. Yedide, sekizde yine iki kere arayınca itfaiye geldi. Yani bununla ilgili bu itfaiyenin neye istinaden iki kere aramak gerekiyor? Yani tek aramada gelmiyorlar veya gelen ekipler neden müdahale etmiyor? Yani illa bir ağaç için için köz köz yanıyor diyoruz. Alev görmem lazım su sıkmam için diyor. Yani böyle bir şey olmaz yani. İhmalkarlık var burada. İtfaiyeden hem şikayetçi olacağız, adli mercilere. Sonuna kadar bu şeyin arkasındayız biz" dedi. Yangında evi kullanılamaz hale gelen İlhami Aydın ise, "Bugün saat beş gibi bir yangın oldu. Ağaç yandı bizim binanın önündeki. İtfaiye iki kere aranıyor, ikincisinde geliyor. İkincisinde geldiğinde de işte geliyor işte fazla bir şey yok. Bizim komşu söylüyor bunu. Yani suyu sıktıramıyor. Suyu sıkmadan gidiyorlar. Yani bir yangın oluyor, yangın söner. Söndükten sonra da bir soğutma işlemi olur bu işin. Sen bu soğutma işlemini yapmadan gidiyorsun. Akşam ben işten geldim işte yedi sekiz arasıydı. Yedi sekiz arasında da kendim gördüm. Kendimiz söndürdük. İtfaiye geldi. İkinci geldiğinde yine iki kere aradık. İkinci geldiğinde bu yalandan böyle bir alttan su tuttu gitti. Gecede saat biz işte on bir buçuk gibi falan on bir, on bir buçuk gibi yattık. Saat on iki buçuk bire doğru alt komşunun aramasıyla uyandık. Uyanmasak zaten hani aramasa zaten biz de şu an yoktuk yani hayatta yoktuk. Aldım çocukları çıkarttım" diye konuştu. Mağdur olduğunu ve bunun çözülmesini istediğini belirten Aydın, "Benim iki tane özel çocuğum var. Onun telaşıyla onları çıkarttık. Su tuttuk falan. Ev komple kullanılmaz hale geldi. Yani bu itfaiyenin ihmali yüzünden ev şimdi kullanılmaz halde. Dışarıdayız. İki tane benim özel çocuğum var. Üç tane çocuğum var. İkisi özel. Yani bu durum ne olacak? Bu masraflar nasıl olacak? Bunların karşılanmasını itfaiyenin, Büyükşehir’in bu sorumlu olan kişilerin komple burada ne şey varsa ben şikayetçiyim. Sorumlulukları varsa gelsinler, çözsünler. Benim bu mağduriyetimi gidersinler. Şu an ortada kaldık yani. Çocuklar da mağdur. İlaçları var, şeyleri var. Şimdi ben başka yerde kalacağım. O düzenler nasıl olacak? Yani bir insanın su sıkmamasından yaşadığımız durum bu. Gerekli mercilerin gerekli şeylerini yapmasını istiyorum. Şikayetçiyim ve sonuna kadar da gideceğim bunun zaten" şeklinde konuştu. Olaya ilişkin polis ekipleri tarafından inceleme başlatıldı.