Yerel Haberler
Bitlis
Bitlis’te bilim ve sağlık buluşması 07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:13:38 Bitlis’te 07-09 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 1. Uluslararası Sağlık ve Tıp Bilimleri Kongresi düzenlenen açılış programı ile başladı. Program saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunması ile başladı. Programın açış konuşmasını yapan kongre başkanı Prof. Dr. Mehmet Sait İzgi yaptı. İzgi Katılanlara teşekkür ederek, kongrenin başarılı geçmesi dileklerinde bulundu. Programda konuşan Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, "Kongrede 1. Uluslararası Sağlık Bilimleri ve Tıp Kongresinde farklı üniversitelerden alanında uzman birçok akademisyen hocamız katılıyor ve bu hazırlanan bilimsel bildirilerin sunulması, sağlık ve Türk bilimlerinin çeşitli disiplinlere yönelik güncel çalışmaların ele alınacak olması organizasyonun önemini ortaya koymaktadır. Tabii sağlık alanında üretilen her bir bilgi, yapılan her bilimsel çalışma insan hayatına doğrudan dokunan ve toplumların geleceğini şekillendiren değerli katkılar sunmaktadır. Bu yönüyle kongrenin bilimsel bilgi paylaşımını güçlendireceğine, yeni araştırmalara ilham vereceğine ve ulusal ve uluslararası düzeyde önemli işbirliklerine zemin hazırlayacağına yürekten inanıyoruz" dedi. Bu tür organizasyonların şehirlerin bilimsel, dünyasında akademik kimliğinin gelişmesinde de önemli katkılar sunduğuna değinen Vali Karakaya sözlerini şöyle sürdürdü: "Bitlis’in böyle anlamlı bir kongreye ev sahipliği yapması hepimiz için gurur vericidir. Gerçekten Bitlis yüzyıllardır bölgenin bilim merkezi olan her alanda Bulunduğu bölgeye ışık saçan kadim bir şehir. Bu nedenle bilimin en çok yakıştığı şehirlerden birisi. Kültürün sanatın en çok yakıştığı şehirlerden birisi. Bu çerçevede son 5 yıl projeksiyona baktığımızda bir kısıtlı çok kıymetli değişiklikler var. İnşallah bunu da güçlendirip devam edeceğiz. Tabii insan hayatının olduğu her alanda geçerlidir. Tabii üniversitemiz malumunuz olduğu üzere üniversiteler bulundukları şehrin adeta dışarıya açılan pencereleridir. Bilim, kültür, sanat alanında, her alanda Bitlis Eren Üniversitesi’nde de çok değerli rektörümüzün liderliğinde güzel faaliyetler gerçekleştiriliyor ve bu bizim şehrimize de önemli katkılar sağlıyor. En son olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın temsilcilerle, Sağlık Bakanlığımız, YÖK Başkanlığımızın destekleriyle ilimize tıp fakültesi onayı çıkması, kazandırılması hem ilimiz hem bölgemiz için bir heyecan verici bir gelişme olmuştur. Ben tekrar buradan emeği geçenlere, başkanım, başkanımız olmak üzere şükranlarımı, halk adına arz ediyorum. Emeği geçen herkesi kutluyorum. Kongrenin başarılı şekilde geçmesini temenni ediyorum" Bitlis Eren Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necmettin Elmastaş, üniversitelerinin artık nitelikli bir eğitim vermeye başladığını, kısa sürede büyük işler yaparak, 9 fakülte ve 9 meslek yüksek okuluyla bölgenin eğitimine katkı sunduklarını belirtti. Bitlis Eren Üniversitesi’nin turizm alanında ihtisasa üniversitesi olduğunu ifade eden Rektör Elmastaş, "Üniversitemiz ile ilgili bir turizm alanı, bir de sağlık alanından bahsederek konuşma bitirmek istiyorum. Yaklaşık 2 yıl önce turizm alanında biz ihtisas üniversitesi olduk. İhtisas üniversitesi olmamızın temel nedeni Bitlis’in sahip olduğu büyük ve çeşitli turizm potansiyeli. Bunu biz talep ettik. YÖK başkanımız da kabul etti. Ve biz şu anda bu alanda ihtisas üniversitesiyiz. Çalışmalarımıza başladık. Akademik birimlerimizle, turizm fakültemizle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bir taraftan da Bitlis ilindeki bazı bazı mekanları turizm alanına dönüştürerek turizm sektörüne katkı sağlamaya çalışıyoruz. Tabii sağlık turizmi ile burada önemli bir alan. Orada da yoğunlaşmayı inşallah sürdüreceğiz. Cumhurbaşkanımızın Ahlat’a gelişiyle verdiği müjdeyle 27 Ağustos 2025 tarihinde tıp fakültemiz kurulmuş oldu. Tabii bu fakülte önemli bir akademik birim üniversitemiz için. Üniversitemizi geliştiren bir fakülte olacak. Bununla birlikte Bitlis’te sağlık hizmeti, kalite anlamında da ihtiyaca büyük bir cevap olacaktır. İnşallah en kısa sürede bu fakültemizi tamamlayacağız. Şu anda hoca almaya başladık. Aralık ayında ilan gittik. 6-7 hocamızın atama süreçleri bitmek üzere yeni bir ilan gittik kısa bir süre önce ve bu yıl içerisinde çeşitli ilanlarımız olacak. İnşallah biz bundan sonra ağırlığımızı buraya vereceğiz. Çünkü biz bunun önemli olduğunu en önemli alanlardan birisi sağlık olduğunu ve bu kaliteli hizmetin de burada geçtiğini biliyoruz. İnşallah bu süreci biz başlattık. Aynı zamanda bu sene ilk öğrencilerimizi alıyoruz. İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’nde 30 öğrenci ile eğitim öğretime başlıyoruz. İlk 3 yıl öğrencilerimiz burada eğitim görecek. Daha sonra inşallah şu anda devam eden hastanemiz Eren Araştırma Hastanesi yine morfoloji binası projesi tamamlanınca öğrencilerimiz 4’ncü yılında Bitlis’te olacaklar" diye konuştu. Önemli bir kongreye ev sahipliği yaptıklarını da belirten Rektör Elmastaş, "Bugün önemli bir kongre gerçek gerçekleştiriyoruz. Bitlis’te bir ilk bizim açımızdan bir ilk sağlık ve tıp alanında bir kongreyi gerçekleştiriyoruz. Tabii Türkiye’nin farklı yerlerinden bilim insanları ve araştırmacılar katılım sağlamakta. Türkiye dışından da araştırmacılarımız var. Bu geniş katılım kongremizin yalnızca bölgesel değil ulusal ölçekte de önemli bir bilimsel platform haline geldiğini göstermektedir. Kongre kapsamında toplam 170 bilimsel bildiri sunulacaktır. Hazırlanmasında emeği geçenlere ve destek verenlere teşekkür ediyor başarılı bir kongre olmasını diliyorum" dedi. Bitlis Sağlık Müdürü Doç. Dr. Şaban Ergene de kısa bir konuşma yaptı. Ergene, "İlk kez düzenlenen bu kongre yalnızca bilimsel bilgi paylaşımının yapıldığı bir platform değil, aynı zamanda sağlık hizmetlerinin niteliğini arttırmaya yönelik ortak aklın ve akademik işbirliğinin güçlü bir tesiri Bu anlamlı organizasyonun ilimizde gerçekleştiriliyor olması Bitlis’in sağlık ve bilim anlamındaki gelişim vizyonunun somut bir göstergesidir." ifadelerine yer verdi. Konuşmaların ardından Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, "Tıp Fakülteleri ve Afiliasyon" konulu sunumu gerçekleştirdi. Kongrenin açılışı Bitlis Ziya Eren Güzel Sanatlar Lisesi Öğrencilerinin hazırladığı mini konserle tamamlandı. Bitlis Eren Üniversitesi Rahva Yerleşkesindeki Merkezi Konferans Salonunda gerçekleştirilen açılışa Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, Bitlis Eren Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necmettin Elmastaş, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, Bitlis Belediye Başkanı Nesrullah Tanğlay, Bitlis Sağlık Müdürü Doç. Dr. Şaban Ergene, AK Parti İl Başkanı Engin Günceoğlu, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 08:47 Öğrencilerin kurtarmaya çalıştığı yavru kuşu karga kaptı Bitlis’in Tatvan ilçesinde ağaçtan düşen yavru kuşu ezilmemesi için yoldan alıp kaldırıma koyan öğrencilerin iyiliği, bir karganın hamlesiyle şoka dönüştü. Olay, öğle saatlerinde Tatvan ilçesi Saray Mahallesi Kazım Paşa Caddesi Ordu Evi civarında meydana geldi. Okul servisini bekleyen öğrenciler, ağaçtan düşen savunmasız haldeki kuş yavrusunun araçlar tarafından ezilmemesi için harekete geçerek minik kuşu yoldan alıp kaldırıma bıraktı. Güvenlik kameralarına yansıyan görüntülerde, öğrencilerin kuş yavrusunu güvenli bir yere taşıdığı görülürken, bir karganın ise olayın başından itibaren çevrede pusuda beklediği fark edildi. Öğrencilerin kuşu kaldırıma bırakıp uzaklaşmasını fırsat bilen karga, ani bir hamleyle yavru kuşu pençelerinin arasına alarak gözden kayboldu. "Zarar görmesin diye koymuştuk, şoke olduk" Olayın tanıklarından öğrenci Mina Okay, yaşadıkları üzüntüyü şu sözlerle dile getirdi: "Okula gitmek için servis bekliyorduk. Bir anda ağaçtan küçük bir kuşun düştüğünü gördük. Arkadaşlarımla birlikte yolda ezilmesin, zarar görmesin diye onu dikkatlice alıp kaldırıma koyduk. Ama her şey bir anda oldu; bir karga gelip kuşu kapıp gitti. Hepimiz çok şaşırdık ve üzüldük, resmen şok olduk." Öğrenci Ervanur Tüzün ise yaşadıkları paniği anlatarak, "Yavru kuşu kurtarmak istemiştik. Kaldırımda güvende olacağını düşündük ama karga bizi takip ediyormuş. Bir anda saldırıp kaçırdı. O anları kaydederken çok korktuk ve ne yapacağımızı bilemedik. Çok üzücü bir durumdu" ifadelerini kullandı. Öğrencilerin cep telefonu kamerasına yansıyan kayıtlarda, karganın saldırı anı ve öğrencilerin yaşadığı büyük panik ise seslerine yansıdı. Doğanın kendi içindeki bu amansız mücadelesi, çevredeki vatandaşlar tarafından da hayretle karşılandı.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 23:20 "Doğu-Batı Dostluk ve İpek Yolu Rallisi" Ahlat’ta Doğu-Batı Dostluk ve İpek Yolu Rallisi’nin Bitlis’in Ahlat ilçesindeki etabı başladı. Adıyaman Nemrut Dağı’ndan yola çıkan ekip yaklaşık 7 saatlik yolculuğun ardından Bitlis’in Ahlat ilçesindeki Selçuklu Meydan Mezarlığı’na vardı. Burada tarihi Selçuklu Meydan Mezarlığını gezerek hatıra fotoğrafı çeken ekip, bölgenin tarihi ve doğal güzelliklerine dikkat çekti. Tarihi alanda gazetecilere açıklama yapan Doğu-Batı Dostluk ve Barış Rallisi Derneği Başkanı Nadir Serin, "Toplam yolculuğumuz 1,5 ay sürüyor. Arabalarımızın çoğunu Nepal’de yardım kuruluşuna hibe edeceğiz. Bu kullandığım aracı ise çekiciyle getirerek Cumhurbaşkanımıza hediye edeceğiz. Bu rotadan üçüncü geçişim. Ama Ahlat’a daha önce hiç girmedik. Doğubayazıt üzerinden İran’a gidiyorduk. Cumhurbaşkanlığından çıktıktan sonra Aksaray’a vardık. Orada muhteşem bir organizasyonla karşılandık. Burada gerçekten çok güzel misafirperverlik var. Benzinliklerde ücretsiz çay ikram ediyorlar. Tabii katılımcılar döndükten sonra gönüllü elçilerimiz olacak. Türkiye’nin yumuşak yüzünü gösterecekler. Almanya, İtalya, Belçika, Bulgaristan, İngiltere ve Türkiye’den katılımcılar var" dedi. Yarışmaya İstanbul’dan katılan Kıvanç Yaralı ise, "İstanbul’dan Almanya’ya uçakla gittim. Almanya’dan Bitlis Ahlat’a kadar araç sürdüm. Fiziksel olarak yorgun olsak da Ahlat Selçuklu Mezarlığında olmanın bize verdiği manevi huzur bizi doyurdu. Açıkçası burada olmak bizi çok mutlu etti. Burada atalarımızın mezarlarını gördük ve kültürel mirasımızla tanıştık. İlk defa buradayız. Daha öncesinde ralliye 4 kez katıldım fakat Bitlis’e ilk defa geliyoruz. Harika bir duygu. Umarım herkes bir gün buraya gelerek bu mirası görür" diye konuştu. Antalya’dan katılan Mustafa Karakimseliler de, "Bu ralliye üçüncü katılışım. Daha önce Doğubayazıt’tan ve Hopa’dan geçtim. Hayatımda ilk defa Ahlat’a geliyorum ve gerçekten çok beğendim. Selçuklu kabristanı da çok etkileyici. İnşallah tekrar gelirim. Şimdi kısa bir tur oldu ama umuyorum ki daha sonra birkaç günlüğüne Ahlat’a geleceğiz." İfadelerine yer verdi. Geceyi Ahlat’ta geçirecek olan ekip yarın Erzurum Palandöken’e doğru yola çıkacak. Almanya’dan 27 Nisan’da başlayan ralli, Türkiye etabının ardından İran ve Türkmenistan üzerinden ilerleyerek Orta Asya rotasını takip edecek ve Nepal’de son bulacak.
Doktor Mahmut Taşdemir: “Kızamık ölümcül sonuçlara neden olabilir”
27 Temmuz 2023 Perşembe - 10:57 Doktor Mahmut Taşdemir: “Kızamık ölümcül sonuçlara neden olabilir” BİTLİS (İHA) – Bitlis’in Tatvan Devlet Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doktor Mahmut Taşdemir, son zamanlarda hızla artan kızamık vakalarına karşı aşı çağrısında bulunarak, “Son zamanlarda hızla artan vakalar ölümcül nedenlere yol açabiliyor” dedi.Sağlık Bakanlığı tarafından Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) bildirilen resmî verilere göre Türkiye’de 2023’ün ilk 4 ayında bin 440 kızamık vakası görülürken, son zamanlarda hızla artan vakalar ölümcül nedenlere yol açabiliyor. Uzmanlara göre Türkiye’de 2013’den sonraki en büyük kızamık salgını yaşanıyor. DSÖ’nün 31 Mayıs 2023’de yayınladığı ve “2022 Mayıs ile 2023 Nisan” tarihleri arasında tespit edilen kızamık vaka verilerini içeren haritaya göre, ilk üç sırada Türkiye, Rusya ve Tacikistan yer aldı.Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doktor Mahmut Taşdemir ise son birkaç yıla kadar çocukluk çağı aşılama başarısında yüzde 98’lik aşılama oranlarıyla Avrupa’da ilk sıralarda yer alan Türkiye’nin pandemide aşılama süreçlerinin kesintiye uğraması, yoğunlaşan göç dalgaları ve özellikle son birkaç yıldır artan aşı karşıtlığı ve kararsızlığının da etkisiyle Dünya Sağlık Örgütü’nün son verilerinde "kızamık vaka sayısında" Avrupa birincisi olunduğunu söyledi. Kızamığın aşı karşıtlığı nedeniyle arttığını söyleyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doktor Mahmut Taşdemir, “Kızamak hastalığı viral bir enfeksiyon. Önceki yıllarda çocukluk çağında çok sık görülen enfeksiyonlardan biriydi. Son 15-20 yılda yoğun aşılama programı sayesinde kızamık hastalığı neredeyse görülmeyecek düzeylere inmişti. Ama son yıllarda kızamık hastalığında bir artış söz konusu. Bunun da sebebi muhtemel son yıllarda aşı karşıtlığında bir artış var. Çocuklarda aşılamanın yapılmadığına bağlı olabilir. Bir de malum bölgemizdeki göç ile ilgisi olabilir diye bir düşünce var. Ama bu konuda böyle ispatlanmış bir bilgi, bir veri yok açıkçası” dedi.Ağır kızamık vakalarında A vitamini verdiklerini dile getiren Doktor Taşdemir, “Genelde kızamık ateş ile başlar ve ateş sonrası 2-3 gün içinde bütün vücutta özellikle yüz ve yukarıdan başlayan alın ve ense çizgisinden başlayan ve bütün vücuda yayılan bir döküntü var. Bu döküntüyle beraber boyunda lenf bezlerinde şişlik olabilir, gözde kızarıklık olabilir, hafif burun akıntısı, gribal enfeksiyon semptomları, hafif öksürük gibi semptomlarla genellikle başlar. Zaten eğer işte üstüne sekonder yani başka bir enfeksiyon eklemeyecekse genellikle bir hafta, 10 gün içinde semptomlar tamamen düzelir. Eğer dirençli ateş 3-4 günden sonra devam ederse o zaman bu kızamık hastalığı komplike olmuş olabileceğini yani başka bir enfeksiyon başlamış olabilecektir. O zaman da mutlaka bir sağlık kurumunun da takip etmesi uygun olur. Kızamık viral bir enfeksiyon olduğu için destek tedavisi dışında spesifik özel bir ilaç tedavisi yok. Yalnız Dünya Sağlık Örgütü ağır kızamık vakalarında A vitamini verilmesini, A vitamininin süreci yavaşlattığı öneriyor” dedi.Kızamıktan kaynaklı enfeksiyonların ölümcül olabileceğini söyleyen Doktor Taşdemir, “Kızamık hastalığının özel bir tedavisi yok. Çocuklarda virüsün kendisi primer olarak bir ölüme sebebiyet vermez. Kızamık geçiren çocuklarda bağışıklık sistemi çöktüğü için bu bağışıklık sisteminin çökmesine bağlı sekonder enfeksiyonlar dediğimiz akciğer enfeksiyonlarına bağlı ciddi zatürreler, ciddi orta kulak yolu enfeksiyonları, ishaller, çok nadiren beyin zarı iltihabı dediğimiz menenjit dediğimiz hastalıklara bağlı ölümler görülebilir” ifadelerini kullandı.Aşının önemine değinen Doktor Taşdemir, “Tabii ki kızamıkla ilgili öncelikli olarak korumanın temeli hastalığın bulaşmasını engellemek için çocuğun aşılanmasıdır. Zaten ülkemizde kızamık aşısı çocukluk dönemi aşıları için de 9’uncu ayda yapılıyor. Bu aşılama takvimler düzenli bir şekilde uyulduğu takdirde zaten kızamık hastalığı yıllar içinde azalacaktır ve ortadan kalkacaktır” diye konuştu.Genel hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini de söyleyen Doktor Taşdemir, “Kızamık şüphesi olan hastalar damlacık bulaştığı için genel kızamık döküntüsü olan, kızamık şüphesi olan, kızamık tedavisi alan çocuklara yaklaşılmaması, aynı ortamda bulunmaması, olduğu odanın havalandırılması temas öncesinde, sonrasında genel hijyen kurallarına, temizlik kurallarına dikkat edilmesi, çocuğun beslenmesine dikkat edilmesi, gebelerin özellikle kızamık geçiren, kızamık şüphesi olan, döküntüsü olan çocuklardan birilerden uzak tutulması önemlidir” şeklinde konuştu.
Hamallıktan değirmenciliğe uzanan bir ömür
27 Temmuz 2023 Perşembe - 08:55 Hamallıktan değirmenciliğe uzanan bir ömür Bitlis’in Tatvan ilçesinde yaşayan Abdullah Ak (66), 40 yıldır değirmencilik yaparak 9 çocuk büyüttü.Tatvan’a bağlı Sahil Mahallesi’nde 1983 yılından beri değirmencilik yapan Abdullah Ak, genç yaşta başladığı değirmenciliği aralıksız 40 yıldır yaptığını ve gücü yettiği müddetçe de yapmaya devam edeceğini kaydetti. Eski usul değirmende gerek kendi ürünlerini gerekse vatandaşlar tarafından getirilen arpa ve buğdayları öğüterek geçimini sağlayan ve aslen Muşlu olan Ak, gençlik yıllarında hamallıktan kazandığı parayla değirmeni ustasından satın aldı.O günden bugüne geçen 40 yıllık zaman diliminde sürekli aynı işi yapan Ak, bu işten hem emekli oldu hem de ailesinin geçimini sağladı. Değirmen sayesinde 9 çocuk büyütüp okuttuğunu ifade eden Abdullah Ak, “40 senedir değirmende tek başıma çalışıyorum. Hamallıkla bu değirmeni aldım. Bu değirmen eski sistemdir ve değiştirmek istemedim. Vatandaşlar tarafından getirilen arpa ve buğdayları öğütüp un yapıyorum. Allah güç kuvvet verdikte ben bu işi yapmaya devam edeceğim. Köyden gençlik yıllarımda geldiğim zaman hamallık yaptım. Para kazanınca da hem bu değirmeni hem de evimi satın aldım. Bura sayesinde 9 çocuk büyütüp okuttum. Yaşım 65 halen çalışıyorum ve çalışmaktan da memnunum. Dükkan komşularım hepsi beni tanırlar ve bana saygıda kusur etmiyorlar, ben de onlara sevgi ve saygı gösteriyorum. Benim müşterilerim başımın tacıdır. Zaten vatandaşlar olmasa bizlerde olmazdık. Müşterilerimin sayesinde burayı çalıştırıyorum” diye konuştu.Biret Balkın adlı vatandaş ise Abdullah Ak’ın iyi bir değirmenci olduğunu belirterek, “Kaç yıldır beraberiz ve ben onun müşterisiyim. Buğdayımızı ve arpamızı getirip burada öğütüyoruz. İyi bir esnaftır” dedi.
Malazgirt Zaferi kutlamaları için bin yıllık ceviz ağaçlarından baston yapılıyor
27 Temmuz 2023 Perşembe - 08:47 Malazgirt Zaferi kutlamaları için bin yıllık ceviz ağaçlarından baston yapılıyor Bitlis’in Ahlat ilçesindeki baston ustaları, her yıl ağustos ayında düzenlenen 1071 Malazgirt Zaferi etkinlikleri için bin yıllık ceviz ağaçlarından baston yapıyor.İlçedeki baston ustası Refa Gökbulak’ın ürettiği bastonlar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılacağı 1071 Malazgirt kutlamaları için hazırlanıyor. Türklere Anadolu’nun kapılarını açan 1071 Malazgirt Zaferi’nin 952’nci yıl dönümü kutlamaları nedeniyle Bitlis’in Ahlât ilçesinde hazırlıklar devam ediyor. Ahlât’ta da kutlamaların yapılacağı alanda han otağı, kıl çadırlar, cirit, güreş ve okçuluk sahalarında çalışmalar devam ederken, el sanatları ustaları da hazırlıklarını sürdürüyor.Muş’un Malazgirt ve Bitlis’in Ahlat ilçelerinde kutlanacak olan 1071 Malazgirt Zaferi çerçevesinde ilçede bastonculuk yapan Refa Gökbulak, o güne özel baston üretimleri yapıyor. Gökbulak, “Bu atölyede 35 yıldır baston sanatına devam ediyorum. Bu yıl turizm sezonu erken başladı. Ahlat özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin akın ettiği bir ilçedir. Tayin dönemi ve turizmin yanında 1071 Malazgirt Zaferi etkinlikleri de yaklaşıyor. Yoğun bir şekilde bu sezona yetiştirmeye çalışıyoruz. Özellikle ilçemize, Malazgirt Zaferi kutlamalarına gelecek devlet büyüklerimiz için özel tasarımlı bastonlar yapıyoruz. Bunlar kılıçlı olan modeller başta olmak üzere kemik kafa, oyma bastonları ve bin yıllık ceviz ağaçlarından oluşmaktadır. Şu anda 6 kişilik ekibimizle birlikte gece gündüz çalışıyoruz. Çünkü zamanımız çok kısa. İlçemize yerli ve yabancı turistler de geliyor. Kurumlarda hareketlilikler var. Bizler de gelen taleplere cevap vermek için yoğun bir şekilde çalışıyoruz” şeklinde konuştu.
Sosyolog Palabıyık: “Kılıçdaroğlu, parçalanmış liderlik sendromu yaşıyor”
26 Temmuz 2023 Çarşamba - 11:33 Sosyolog Palabıyık: “Kılıçdaroğlu, parçalanmış liderlik sendromu yaşıyor” Bitlis Eren Üniversitesinde (BEÜ) görevli Sosyolog Adem Palabıyık, CHP’nin sert bir geçişi kaldıramayacağı için yumuşak geçiş ile bir değişime yönelmek zorunda kalacağını ve bunun adının da parti içi postmodern darbe olduğunu söyleyerek, “Postmodern darbe sürecinde Kemal Kılıçdaroğlu, parçalanmış liderlik sendromu yaşamaktadır” dedi.Gündeme dair İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Palabıyık, Cumhuriyet Halk Partisi’nde sürekli dile getirilen değişim söylemleri olduğunu ve bu söylemlerin CHP içindeki etkin ve sık kullanılan yeni bir politik hafiyeciliği harekete geçirdiğini belirtti. Adına siyasal tasfiye süreci denilebilecek bu merhalenin yönteminin kasetlerle yürütüldüğünü ifade eden Palabıyık, “Sonuçları açısından oldukça başarılı olan bu yöntemin bilinen tarihteki CHP içi ilk kurbanı Deniz Baykal oldu. Günün birinde genel başkanını ziyarete giden Kemal Kılıçdaroğlu, ziyaret sonrası genel başkan olmayacağını açıkladıktan kısa bir süre sonra başkanlık koltuğunu istediğini nazik bir ifade ile deklare etti. Bu açıklamayla politik tasfiye süreci kitabının giriş kısmını yazdı. Tüm Baykal ekibini tasfiye etti, delege ve üyeleri değiştirdi. Böylece yukarıda belirttiğimiz tabu ve kült girişimlerini neo-siyasal tasfiye olarak güncelledi. CHP takvimindeki bu siyasal ters dönüş yakın dönemde Muharrem İnce hadisesi ile yine kendisini gösterdi. Muharrem İnce, inceden yarıştan çekildi ve ikinci tasfiye yeniden CHP’nin yönetimini sağlamlaştırmayı başardı. CHP içi ve dışı siyasal aktörleri tek tek yoldan çıkaran ve yoldan çıktıkları için onları aforoz eden Kılıçdaroğlu, siyasal yürüyüşüne yeni bir ismin dahil olacağını kestiremedi. Sol popülizm üzerinden bu kadar yükseltileceğini tahmin edemediği Ekrem İmamoğlu ile yan yana geldi. Önce ‘en başarılı belediye başkanımız’ dedi, sonra da onu bağrına basıp ‘oğlum’ diyerek nefesini kesmeye çalıştı. Lakin İmamoğlu tedbirli gelmişti, çünkü bir anne figürü olarak Meral Akşener, bu oğlu yedirmeyecekti. Ayrıca CHP’nin babası, CHP’nin bütün evlatlarını yemiş ya da çoktan tüketmişti. Fakat CHP, sert bir geçişi kaldıramayacağı için yumuşak geçiş ile bir değişime yönelmek zorunda kalacaktır. Bunun adı parti içi postmodern darbedir. Postmodern darbe sürecinde Kemal Kılıçdaroğlu, parçalanmış liderlik sendromu yaşamaktadır. Liderlik niteliği olmayana ama öyle olduğunu düşünen bir psikolojiye sahip, bu oldukça nevrotik bir durumdur” dedi.“Öyle görünüyor ki İmamoğlu yumuşak geçiş için seçilmiş”“Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu arasındaki mevcut ilişki de aynı nevrotik duruma benzer bir şekilde yol alıyor ve Kılıçdaroğlu tasfiye yıllarının ardından bir türlü tasfiye edemediği İmamoğlu’nu önünde ya da yanında değil arkasında görmek istiyor” diyen Palabıyık, açıklamasına şöyle devam etti:“Kılıçdaroğlu’nun mevcut korkusu ise tasfiye süreciyle ilerlettiği siyasal kariyer planının tersine dönmesi. Yani bir anda kendisinin tasfiye edilmesi. Mevcut durumda bir tasfiye sürecinin başlaması için ise CHP içi aktörlerin değil CHP dışı aktörlerin harekete geçmesinin gerektiğine dair düşünce İmamoğlu’nun kafasında belirmiş durumda. İmamoğlu, şu an CHP’nin dış aktörlerine oynuyor, onlara çağrı yapıyor ve rüzgârı onların başlatmasını istiyor. Muhtemeldir ki oluşabilecek herhangi bir travma rüzgarı CHP dışı aktörler tarafından başlatılacak ve bu rüzgarı arkasına alabilen siyasal aktör, CHP’deki dönüşü ve sonrasında gelebilecek olan değişim sürecini başlatabilecektir. Çünkü CHP içi aktörlerin, kral çıplak demesi artık mümkün olmamakla birlikte, statülerini kaybetme korkusuyla karşı karşıya kalan üyelerin kralın ne giydiği dahi umurlarında değildir. Kabine kuramayan, CHP içi önemli aktörleri milletvekili yapmayan lakin buna rağmen desteklerini de kaybetmek istemeyen Kılıçdaroğlu’nun bu aktörleri yanında tutacağına da kati gözle bakılıyor. Zaten çıkarların örtüştüğü bir seçkinler politikasının tarihte de birbirleri ile çatışması asla olmamıştır, zaten bu saatten sonra CHP içinde bir seçkinler arası bir çatışmanın olması da mümkün değildir.”
Arin Gölü’nün renkli misafirleri
26 Temmuz 2023 Çarşamba - 11:30 Arin Gölü’nün renkli misafirleri Bitlis’in Adilcevaz ilçe sınırlarındaki Arin Gölü renkli misafirleri flamingoları ağırlamaya başladı.Adilcevaz ilçesine yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta bulunan Arin Gölü, göç sırasında her yıl olduğu gibi bu yıl da flamingoları ağırlamaya başladı. İran’dan göç ederek Van Gölü’ne gelen flamingolar, Van’ın Erçek Gölü’nde ve Bitlis’in Adilcevaz ilçesinde bulunan Arin Gölü’nde de yoğun bir şekilde görülüyor. Arin Gölü’nün sığ alanlarında yaklaşık 4 ay kadar konaklayan ve beslenen flamingolar, gezginler ve kuş gözlemcileri tarafından da büyük ilgi görüyor. Havadan çekilen görüntülerde, Arin Gölü üzerinde adeta dans ederek görsel şov yapan flamingolar, kuş ve doğa fotoğrafçılarının da ilgi odağı haline geliyor.Flamingoların Arin Gölü’nü renklendirdikleri eşsiz görüntüleri görmek için bölgeye gelen Mehmet Şakir Oruçlu, “Arin Gölü yaklaşık 200 kuş türünü bünyesinde barındırmaktadır. Bunlardan bir tanesi de flamingolardır. Flamingolar İran’ın Urumiye Gölü’nden havaların ısınmasıyla beraber buraya göç etmektedirler. Burada da belli bir süre kaldıktan sonra havaların soğumasıyla beraber daha sıcak bölgelere göç etmektedirler” dedi.Gezgin olarak Arin Gölü’ne giderek flamingoları izleyen Sinan Şarkbülbülü ise “Arin Gölü’ne geldik. Flamingoların çok güzel görüntüsüne şahit olduk. Yeni yeni gelmeye başlamışlar. Flamingolar 4 ay bu gölde kalırlar ve ondan sonra başka bölgelere göç ederler” diye konuştu.Doğa fotoğrafçısı Şahin Şerefoğlu da, flamingoların Arin Gölü’nde oluşturduğu eşsiz manzaraya hayran kaldıklarını söyledi. Şerefoğlu, “Geçen yıl ve daha önceki yıllarda da geldik, Arin Gölü’ne flamingo fotoğrafları çekmek için. Gerçekten muhteşem. Bunların göç yollarından birisi de Arin Gölü’dür. Muhteşem görüntüler çektik. Herkesin buraya gelmesini öneriyorum. Doğu Anadolu’da çok nadir olan yerlerden birisidir. Süphan Dağı’nın dibinde Van Gölü’nün üstünde ikisinin ara yerinde gerçekten görülmeye değer bir ortam, herkesi buraya fotoğraf çekmeye davet ediyorum” dedi.
Önce sporunu yaptı sonra üretimini
25 Temmuz 2023 Salı - 09:37 Önce sporunu yaptı sonra üretimini Bitlis’in Ahlat ilçesinde yaşayan Bülent Akarsu, 2018 yılında spor ve hobi olarak başladığı okçuluğu daha sonra sanata dönüştürüp üretimini yaptı.Selçuklu Okçuluk Spor Kulübü Derneği Başkanı Bülent Akarsu, internet üzerinden ve Adanalı bir ustasından aldığı eğitimlerle ok ve yay üretimine başladı. Sanal ortamda aldığı dersler ve araştırmalar neticesinde yay yapmayı öğrendiğini belirten Akarsu, severek devam ettirdiği yay üretimini hediyelik eşya olarak ilçe turizmine kazandırmayı başardı.Geleneksel okçuluğa yönelik yay üretimi yaptığını belirten Akarsu; Emir Bayındır Han, Hürremşah, Erzan Hatun, Çağrı Bey ve en son olarak Kale yayı yaptığını belirtti. Akarsu, hiçbir makine kullanmadan ürettiği yayları siparişlere göre Türkiye’nin birçok iline ve yurt dışına sattığını ifade etti. Akarsu, “2018 yıllarında okçuluk sporuna başladık. Hobi olarak başladığımız bu sporu sonradan sanata dönüştürdük. Önceleri ok yaparsak sonradan geleneksel yay yapımını da bu işin içine katarak yürütmeye çalışıyoruz. Geleneksel Osmanlı yayı ve ecdadımızın yaptığı yayları örnek alarak yapmaya çalışıyoruz. Bu işe başladığımda tamamen internet üzerinden ve Adana’da bulunan Mehmet Demir adlı ustamdan destek alarak bu işi burada yürütmeye çalışıyorum. Zaman zaman zorlandığım durumlarda ustalarımızdan destek alarak geleneksel yay yapımının üretimini yapıyoruz” diye konuştu.“Bir yayın yapımı ve çalışır hale getirilmesi yaklaşık bir haftada tamamlanıyor” diyen Akarsu, sözlerini şöyle sürdürdü:“Sipariş üzerine yaylar yapıyoruz. İsteğe göre menzil ve puta yaylarını hazırlıyoruz. Genellikle geleneksel yay formunu bozmadan ve ona bağlı kalarak yay yapımına devam ediyoruz. Yay almak isteyenler sosyal medya hesaplarımdan bana ulaşabilirler. Bunun yanı sıra ben zaten Özbekistan’a, Kırgızistan’a ve Hindistan’a kadar yay gönderdim. Ahlat’ta yapılan bir sanat eserini dışarıya göndermek benim için gurur vericidir. Ahlat adı altıdan başka hiçbir isim kullanmadan Ahlat’ımızın da tanıtımına katkı sunmak için bu işi ilerletmeye çalışıyoruz. Yaklaşık 3-4 model yayım var. İlk yaylarımdan birisi olan Emir Bayındır Han, Hürremşah, Erzan Hatun, Çağrı Bey ve en son yaptığım Kale modeli var. Ancak bu yaylardan Erzan Hatun ile Hürremşah modellerinin yapımını durdurdum. Ama ürettiğim bütün yaylar Türk yayı formundadır.”