Yerel Haberler
Bitlis
29 Nisan 2026 Çarşamba - 09:49 Hizan’da asırlık su değirmeniyle doğal pirinç üretimi sürüyor Bitlis’in Hizan ilçesine bağlı Karbastı köyü ve bağlı bulunan mezralarda ekilen çeltikler, asırlık su değirmeninde pirinç haline getiriliyor. İlçeye 25 kilometre uzaklıktaki Karbastı köyünde yaşayan vatandaşlar hiçbir katkı maddesi kullanmadan geleneksel yöntemlerle çeltik ekimini sürdürüyor. Köylüler hasat ettikleri çeltiği köyün Yamaç mezrasında bulunan asırlık su değirmeninde imece usulü öğüterek pirinç haline getiriliyor. Köy ve mezralardaki arazilerden elde edilen tonlarca pirinç, Türkiye’nin birçok iline gönderilerek köylülerin en önemli geçim kaynağını oluşturuyor. Karbastı Köyü Muhtarı İzzettin Uyanık, dededen babadan kalma su değirmeninde tamamen doğal yöntemlerle pirinç tanelerini çeltiklerinde ayırdıklarını söyledi. Uyanık, "Bu değirmen yüzyıllardan bu yana vardır. Çünkü yüzyıllardan bu yana bu köyde pirinç ekiliyor. Yamaç mezramızda, Karbastı merkezinde, Ablak mezramızda pirinç ekiliyor. Ekilen pirinç hasat dönemlerinde bu değirmene getiriliyor. Bu değirmende öğütülüyor. Çünkü diğer yerlerimizde değirmen yok. Pirinç, Karbastı halkı için bir geçim kaynağıdır. Hem kendimiz için ekiyoruz hem fazla olduğu zamanda ilimize, çevre illerimize satıyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında bana sipariş geliyor. Bunun adı bölgede Kursunç pirinci olarak bilinir. Bizim doğal pirinçtir ve katkı yoktur. Onun için Türkiye’nin dört bir yanında bize siparişler geliyor. Bizim pirincimiz doğal yöntemlerle yetiştirilen bir üründür. Yüzde 100 organiktir. Şeker hastaları bu pirinci rahatlıkla yiyor" dedi. Daha önceki yıllarda kuraklık olduğu için çeltik ekiminde azalma olduğunu belirten Karbastı Köyü Muhtarı İzzettin Uyanık, bu sene yağmur bol olduğu için çeltik ekiminde artış olacağını sözlerine ekledi.
Yuvadan düşen yavru baykuş için seferber oldular
14 Mayıs 2024 Salı - 09:18 Yuvadan düşen yavru baykuş için seferber oldular Bitlis’in Güroymak ilçesinde doğa yürüyüşüne çıkan grup arkadaş, ağaçtaki yuvasından düşen baykuş için adeta seferber oldu. Doğa yürüyüşü için Güroymak ilçesine giden Venuma Dağcılık, Havacılık ve Su Altı Sporları Topluluğu üyeleri, yol güzergahları üzerindeki otlar arasında yavru bir Baykuş olduğunu fark etti. Grup üyeleri tarafından bulunduğu yerden alınan yavru baykuşun alanda bulunan ağaç üzerindeki yuvadan yere düştüğü tespit edildi. Tüyleri yeni yeni çıkmaya başlayan ve henüz uçamayan yavru kuşa müdahale eden grup üyeleri, yavru kuşu yuvasına geri bırakmak için adeta seferber oldu. Yuvasına gelen anne baykuşun yuvada göremediği yavrusunu bulmak için yuvanın etrafında bekleyişi ise görüntülere yansıdı. Anne ve yavru baykuşu tekrardan kavuşturmak için kolları sıvayan grup üyeleri, uzun uğraşlar sonucunda örnek bir girişime imza atarak baykuşu yuvasının yakınına bırakmayı başardı. Yavru baykuş ile birlikte ağaca tırmandıkları esnada zaman zaman yavru kuşun minik gaga ve pençe saldırına maruz kalan grup üyeleri, sonunda anne ve yavrusunu tekrardan bir birine kavuşturdu. Yuvadan düşen yavru baykuşu grup üyeleriyle çıktıkları doğa yürüyüşü esnasında fark ettiklerini anlatan Venuma Dağcılık, Havacılık ve Su Altı Sporları Topluluğu Yöneticisi Veysel Tüzün, grup üyeleriyle birlikte minik kuşu tekrardan yuvasına kavuşturdukları için mutlu olduklarını ifade etti. Düşmenin etkisiyle yavru kuşun az da olsa incindiğini ancak ciddi bir durumunun bulunmadığını kaydeden Tüzün, “Otlar arasında hareketsiz halde bulduğumuz yavru kuşumuzun yuvasından düştüğünü tespit ettik. Düştüğü yerin az ilerisinde ağaçta anne baykuşun çığlıklar atarak yavrusunu aradığını gözlemledik. Bunun üzerine grup üyelerimizle harekete geçerek, minik kuşumuzu yuvasına ve annesine kavuşturmak için bir operasyon düzenledik. Minik kuşumuzun genel durumunu kontrol edip herhangi bir olumsuz durumu olmadığından emin olduktan sonra yuvanın bulunduğu ağaca tırmanarak yuvaya en yakın ulaşabildiğimiz yere bıraktık. Hemen akabinde yavrusunu fark eden anne kuşumuz da bizim uzaklaşmamız sonrasında yavrusunun yanına gelerek ilgilenmeye başladı. Ardından minik kuşumuz yeniden yuvasına kavuşmuş oldu. Böyle anlamlı bir kavuşmaya vesile olduğumuz için mutlu olduk” diye konuştu.
Süphan Dağı’nın eteklerinde üretim yapan arıcılar bu yıl yüksek rekolte bekliyor
13 Mayıs 2024 Pazartesi - 09:37 Süphan Dağı’nın eteklerinde üretim yapan arıcılar bu yıl yüksek rekolte bekliyor Bitlis’in Adilcevaz ilçesinde florası zengin Türkiye’nin üçüncü büyük yüksek dağı olan Süphan Dağı’nın eteklerinde bal üretimi yapan arıcılar bu yıl iyi bir rekolte bekliyor. Bitlis ve çevre illerde bal üretimi yaparak geçimini sağlayan arıcılar, ilkbahar ayları ile birlikte kovanlarını, yüksek rakımlı ve zengin bitki örtüsüne sahip yaylalara yerleştiriyor. Yoğun bir çalışma yapan arıcılar, yüksek rakımlı yaylalarda bu yıl daha zengin bitki örtüsü bulunduğunu, bunu da bol yağış ve havaların geç ısınmasından kaynaklandığını söyledi. Adilcevaz sınırları içerisinde bulunan Türkiye’nin en yüksek rakımlı 3’üncü dağı olan 4 bin 58 rakımlı Süphan Dağı’nın 2 bin rakımlı eteklerine konaklayan arıcılar, bol yağışlı kış ayları ve havaların geç ısınmasından dolayı bal üretimde bu yıl iyi bir rekolte beklediklerini ifade etti. Ordu’dan gelerek geven ve kekik başta olmak üzere zengin bitki florasına sahip olan alanlarda bal üretimine başladıklarını ifade eden Mustafa Düzgün, “Süphan Dağı’nın eteklerine geldik. Şu anda Süphan Dağı’nın 2 bin rakımlı bölgesindeyiz. Buranın bitki örtüsü ve balı kaliteli olduğu için kovanlarımızı buraya getirdik. Yaklaşık 5 ay burada kalacağız. Buralarda bu sezonun mahsulünü aldıktan sonra tekrar Ordu’ya döneceğiz. İnşallah buradan iyi bir verim bekliyoruz. Şu anda burada yaklaşık 150 civarında arı kovanım var” dedi.
Van Gölü kıyılarındaki mikrobiyalitler vatandaşları şaşırttı
13 Mayıs 2024 Pazartesi - 09:32 Van Gölü kıyılarındaki mikrobiyalitler vatandaşları şaşırttı Bitlis’in Tatvan ilçesinde kuraklık ve iklim değişikliği nedeniyle suyun çekilmesi sonucu Van Gölü sahili adeta mikrobiyalit tarlasına döndü. Baharda gerçekleşen yağışlara rağmen Van Gölü’nde suyun yükselmesi istenen seviyede gerçekleşmedi. Dünyanın en büyük sodalı gölü olan Van Gölü’nde iklim değişikliğine bağlı yaşanan kuraklık nedeniyle suların çekilmesiyle ortaya çıkan mikrobiyalitler dikkat çekti. Van Gölü’nün Tatvan ilçesi İncekaya mevkii sahillerinde yaşanan su çekilmesi sonucu ortaya çıkan mikrobiyalitler vatandaşları şaşırttı. Van Gölü’nde mercan resiflerine benzeyen ve "su altı peribacaları" olarak nitelendirilen mikrobiyalitler, dalış turizmi açısından da önemli bir yer tutuyor. Her geçen gün farklı bölgelerde görülmeye başlanan mikrobiyalitler, özellikte Tatvan’ın Van Gölü kıyısında yer alan İncekaya köyünde adeta görüntüsüyle mikrobiyalit tarlalarını andırıyor. Van Gölü sahilinde ortaya çıkan farklı boyutlardaki yüzlerce mikrobiyalit havadan da görüntülendi. Oluşan görüntüler bir yandan görsel bir güzellik sunarken diğer yandan ise su çekilmesinin boyutunu gözler önüne serdi. Vatandaşlar, gördükleri manzara karşısında hayret ederken, geçen sene ile bu sene arasında çok büyük bir fark olduğunu belirtti. Serkan Sönmez adlı vatandaş, “Tatvan’a bağlı İncekaya köyünde suların çekilmesiyle beraber doğal güzellikler oluşmakta. Dışarıdan gelen turistlerin ilgisini çekmekle beraber burada yaşayan vatandaşları tedirgin etmektedir. Bunun sebebi Tatvan’da ve çevre ilçelerde hissedilen kuraklıktan dolayı Van Gölü’nün aşırı derece çekilmesi halkı tedirgin etmektedir” diye konuştu.
Bitlis’te spor antrenmanları farklı branşlarda devam ediyor
12 Mayıs 2024 Pazar - 15:31 Bitlis’te spor antrenmanları farklı branşlarda devam ediyor Bitlis’te GSB Spor Okulları kapsamında başlatılan futbol antrenmanları devam ediyor. 8 Ağustos Stadyumu’nda devam eden antrenmanlarla ilgili açıklamada bulunan Antreno¨r Hasan Asilyürek, sporculara bir yandan antrenman yaptırarak, iyi birer sporcu olmalarını sağladıklarını ifade ederek aynı zamanda sporcuların sosyal, kültürel ve çevresel anlamda duyarlı olmalarına vesile olmaya çalıştıklarını söyledi. Antrenmanlarda sporculara futbolun temel kurallarının yanı sıra iyi birer birey olmaları için gerekli eğitimlerin verildiğini belirten Asilyürek, "En önemli kazanım ve yatırım temiz bir kalp, güzel ahlak, düzgün karakter ve iyi huydur. Çok şükür tüm sporcularımızın ahlakına, karakterine, çevre uyumuna, samimiyetlerine, yüzlerinin kalpleri kadar temiz ve masum olduğuna bütün kalbimle ve samimiyetimle inanıyorum" dedi. Her çocuğun temiz ve günahsız doğduğuna ancak bulunduğu ortama ve yetiştiği çevreye göre değiştiğine dikkat çeken Hasan Asilyürek, "Kötü çocuk yoktur. İyi olmayan anne ve baba vardır. Kötü öğrenci ve sporcu yoktur. İyi olmayan öğretmen ve antrenörler vardır. Her çocuk temiz, hatasız ve günahsız doğar. Ancak bulunduğu ortama ve yetiştiği çevreye göre ya kömüre ya da elmasa dönüşür. Allah bizleri her daim bunun bilincinde olan ve buna göre hareket eden anne, baba, öğretmen ve antrenörlerden eylesin" ifadelerini kullandı.
İncekaya Krateri doğal manzarasıyla hayran bırakıyor
12 Mayıs 2024 Pazar - 09:17 İncekaya Krateri doğal manzarasıyla hayran bırakıyor Bitlis’in Tatvan ilçesinde bulunan İncekaya Krateri, doğal manzarasıyla görenleri kendine hayran bırakıyor. Tatvan ilçesine bağlı İncekaya köyünde yer alan İncekaya Krateri, mağarası ve görüntüsüyle dikkatleri çekiyor. Dünya’nın ikinci büyük krateri olma özelliğine sahip Nemrut Kraterinden sonra ilçedeki ikinci krater olan İncekaya Krateri, ilçenin önemli turizm destinasyonları arasında bulunuyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 1500’lü yıllarda İncekaya (Por) köyünde yaşayan dedesi Hüseyin Dede’nin (Bapir-i Kal) Türbesi de bu köyde bulunuyor. Gerek türbe ziyareti, gerek mağara ziyareti ve gerekse doğal güzelliği görmek için her gün onlarca kişi köyü ziyaret ediyor. Van Gölü kıyısında saklı kalmış doğal güzelliği fotoğraflamak isteyen bir grup fotoğraf sanatçısı, yaklaşık bin 800 rakım yükseklikte bulunan kraterin zirvesine çıkarak doğal güzelliği fotoğrafladı. Krater zirvesine ulaşmak için yaklaşık 1 buçuk saat zirve yürüyüşü yapan fotoğraf sanatçıları, gördükleri manzaraya adeta hayran kaldı. Farklı çekim teknikleri ve dron çekimleri ile krateri fotoğraflayan grup, krater ve bölgenin doğal güzelliklerine dikkat çektiler. “Krater olma özelliğine sahip" İncekaya Krateri ile ilgili bilgi veren Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Öğretim Üyesi ve Doğa Fotoğrafçısı Oktay Subaşı, İncekaya Kraterinin ilçede bulunan iki kraterden biri olduğunu ifade etti. Uzun yıllardır bölgeyi fotoğraflayan Şubaşı, bölgenin doğal güzelliklerine dikkat çekerek, “İncekaya Krateri, Nemrut Kraterinden sonraki ikinci kraterimiz. Bölgedeki bu coğrafi oluşumlar, volkanik özelliklerinden kaynaklanıyor. İşte bu volkanik özelliklerinden dolayı zaman içerisinde bu yükseltiler ve bu koylar oluşmuştur. Bölgede ayrıca müthiş bir doğa güzelliği var. Çeşitli bitkiler, kelebek ve kuş türleri açısından da yine görülmesi gereken yerlerden biri. Bu gün bizlerde fotoğrafçı arkadaşlarımızla birlikte Tatvan ilçemizin güzel mekanlarından biri olan İncekaya köyüne geldik. İncekaya köyü, gerçekten gelip görülmesi gereken güzel yerlerden biri. Bizlerde fotoğrafçı arkadaşlarımızla birlikte bu güzelliği fotoğraflamak için zirve tırmanışı yaptık. Yaklaşık bir buçuk saatlik bir yürüyüşün ardından zirveye ulaştık. Karşımızda masmavi Van Gölü kıyısında bulunan İncekaya köyümüz var. Muhteşem bir manzarası var. Şimdi bu güzel ve özel alanı fotoğraflıyoruz. Burası görülmesi gereken güzel yerlerden biri, herkese gelip görmeyi tavsiye ediyoruz” dedi. "Hayran kaldık” Fotoğraf Sanatçısı ve Dron Pilotu Hakan Okay ise, ilk defa zirveden görme imkanı bulduğu İncekaya Kraterine hayran kaldığını söyledi. Uzun soluklu bir zirve yürüyüşü sonrasında zirveye ulaştıklarını anlatan Okay, “Bu gün bir birinden değerli fotoğraf sanatçısı ağabeyimizle İncekaya köyünü görüntülemek için zirveye çıktık. Karşımızda doğal görüntüsüyle bizleri hayran bırakan bir görüntü var. Buradan dron çekimleri başta olmak üzere farklı tekniklerle bol bol çekimler yaptık. Bir birinden değerli kareler yakaladık. İnşallah çekmiş olduğumuz görüntü ve fotoğraflarla bu köyümüzün eşsiz güzelliğini daha da tanınır hale getireceğiz. Burası bölgemizin doğal güzelliklerinden sadece biri. Bölgemizin buna benzer birçok doğal güzelliği mevcut. Bizlerde bu vesile ile herkesi bu doğal güzellikleri gelip görmeye ve gezmeye davet ediyoruz” şeklinde konuştu.
YÖK Başkanı Özvar Bitlis’te tarihi mekanları gezdi
11 Mayıs 2024 Cumartesi - 16:38 YÖK Başkanı Özvar Bitlis’te tarihi mekanları gezdi Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Bitlis ve Ahlat’ta tarihi mekanları gezdi. Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) ev sahipliğinde düzenlenen ‘Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşma Programı’na katılmak üzere kente gelen YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, beraberindeki 25 üniversite rektörü ile birlikte tarihi mekanları gezdi. İlk olarak Bitlis merkezde bulunan İhlasiye Medresesi’ni ziyaret eden Özvar, ardından ‘Dere Üstü Islah Projesi’ kapsamında gün yüzüne çıkarılan tarihi yapılar ve köprüleri gezdi. Daha sonra Ahlat’ta Selçuklu Meydan Mezarlığını ziyaret eden Özvar, BEÜ Ahlat Meslek Yüksek Okulu Öğretim Görevlisi İlter İgit’ten mezar taşları hakkında bilgi aldı. YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, burada gazetecilere yaptığı açıklamasında, Bitlis’in tarihi dokusunu koruduğu nadide illerden biri olduğunu belirtti. Özvar, “Bitlis’te ihtisas sahibi üniversitelerle bir araya geldik. Bilhassa bölgesel kalkınma konusunda çalışmalar yapan 25 üniversitemiz bir araya gelmek suretiyle yıllık olarak bir değerlendirme toplantısı yapıldı. Biz Türkiye’de üniversitelerimizin bir kısmının bölgesel kalkınma konusunda odaklanmalarını arzu ediyoruz. Pek çok alanda bölgesel kalkınmaya hizmet eden üniversitemiz var. Çay konusunda, tuz konusunda, termal sular konusunda, zeytin ve fındık konusunda uzmanlık tespit etmiş ve bu alanda bilimsel ve teknolojik araştırmalar yapan üniversitelerimiz var. Geçtiğimiz sene itibariyle Bitlis Eren Üniversitesi de “Bölgesel Kalkınma Misyonu İhtisaslaşma Programı” içine dahil edilmiş bir üniversitemizdir. Bitlis Eren Üniversitesi, bilhassa turizm potansiyeliyle dikkat çeken bir üniversitemiz. Şehrin merkezinde bulunan pek çok sayıda cami, türbe, kervansaray veya hanın gerek yurt içi faaliyetleri noktasında gerekse yurt dışı turizm açısından çok kıymetli bir potansiyel taşıdığını fark ettik. Bu sebeple de turizm konusunda odaklanan bir üniversite olarak Bitlis Eren Üniversitesi’ni tespit ettik ve ilan ettik. Üniversitemize kadro desteği veriyoruz ve program desteği veriyoruz. Dolayısıyla kadroların bir kısmını ve programların bir kısmını turizme, bölgesel turizmi geliştirmeye yönelik faaliyetlere başladı. YÖK olarak Bitlis Eren Üniversitesi’nin turizm konusunda ihtisas sahibi olması ve bölgenin kalkınmasına hizmet etmesini önemsiyoruz. Bundan sonra da İnşallah bu desteklerimiz devam edecek” dedi. Bitlis’in tarihi dokusunu muhafaza eden illerden bir tanesi olduğunu belirten Özvar, “Bilhassa şehrin merkezinde yer alan yapılar gördüğümüz kadarıyla Türkiye’de pek çok ilin, pek çok ilde çalışan, yaşayan insanların ilgisini çekecek mahiyettedir. Şehrin içinden geçen çayın, nehrin, suyun fevkalade önemini hep beraber fark etmiş olduk. Dini maneviyat turizmi açısından da önemli bir gelişme kaydettiğini memnuniyetle izlemiş olduk. BEÜ’nün 13 binden fazla öğrencisi var. Öğrencilerimizle yaptığımız toplantılardan almış oldukları kalite eğitimden fevkalade memnun olduklarını fark ettik. Bu çok önemli. Bunun yanında öğretim elemanlarıyla bir araya geldik. Genç, dinamik, yayın yapmaya çalışan, kaliteli üretim yapmaya çalışan kıymetli öğretim elemanları olduğunu fark ettik. Ama bence Bitlis Eren Üniversitesi’ni diğer üniversitelerimizden ayıracak bir başka vasfı ve hususiyeti var. Onu da bu vesileyle sizlerle paylaşmak isterim. Bir üniversiteye bölge, şehir sahip çıktığı zaman o üniversite çok hızlı kalkınıyor ve gelişiyor. Biz Bitlis Eren Üniversitesi’nde bunu fark ettik. Bitlisli hayırsever, iyiliksever, Bitlis’in önde gelen ticaret, sanayi insanları, üniversitemize sahip çıkıyorlar. Bu çok önemli. Bitlis Eren Üniversitesi’nin bu vasfıyla diğer illere de örnek olmasını bekliyoruz. Çünkü sadece üniversite bölgenin gelişmesine katkı vermiyor, aynı zamanda bölgenin ileri gelenleri, tüccarı, esnafı, sanayicisi sahip çıktığı ölçüde üniversitede gelişiyor. Dolayısıyla burada karşılıklı olarak bir kazançtan söz etmek mümkündür” şeklinde konuştu.