POLİTİKA - 25 Ağustos 2024 Pazar 15:25

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Terör sopasıyla siyasetin dizayn edildiği, toplumun hizaya sokulduğu, ülkemize istikamet çizildiği günler geride kalmıştır"

A
A
A

Bitlis’te Kamu ve Özel Sektör Yatırımları Toplu Açılış Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Terör sopasıyla siyasetin dizayn edildiği, toplumun hizaya sokulduğu, ülkemize istikamet çizildiği günler geride kalmıştır" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bitlis’te Kamu ve Özel Sektör Yatırımları Toplu Açılış Töreni’nde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malazgirt Zaferi’nin 953’üncü yıl dönümünü anmak için bugün Bitlis’in yarın da Muş’un misafiri olacaklarını belirtti. Erdoğan, Bitlis halkının 31 Mart seçimlerinde verdikleri söze sadık kalarak tercihini yine AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın hizmet siyasetinden yana kullandığını söyleyerek Bitlis halkına teşekkür etti.

Bugün hepsi birbirinden önemli kamu ve özel sektör yatırımlarını şehre kazandırmanın sevincini yaşadıklarını ifade eden Erdoğan, "Sağlık alanında Adilcevaz, Mutki, Ahlat ve Tatvan’da tamamlanan aile sağlık merkezleri ve 112 istasyonlarını Gençlik ve Spor’da Bitlis merkezde inşa ettiğimiz bin 500 kişilik kapalı spor salonunu beş bin kişilik kayak evi, kamp eğitim merkezi ve Şems-i Bitlisi Öğrenci Yurdunu, Milli Eğitim’de şehrimizin merkez ve ilçelerinde yapımını tamamladığımız anaokulu ilkokul, ortaokul ve lojmanlarını bugün resmen açıyoruz. Kültürde, anıtlar müdürlüğümüzde yapımı tamamlanan çevre ve meydan düzenlemelerini, Devlet Su İşlerimizin yaptığı taşkın koruma projelerini, kara yollarımızın bitirdiği köprü ve restorasyon işlerini Bitlis halkının istifadesine sunuyoruz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Farklı kamu kurumlarına ait hizmet binaları ve hükümet konaklarını da yine bu vesileyle resmi olarak hizmete açtıklarını söyleyen Erdoğan, "Hayırlı uğurlu olsun diyorum. Bitlis Belediyemizin öncülüğünde Ahlat, Hizan, Yolalan belediyelerimiz, emanetlerini taşıdıkları vatandaşlarımıza hizmet etmeyi sürdürüyor. Toplam yatırım tutarı 210 milyon liraya ulaşan bu proje eser ve hizmetleri de bugün sizlerin emrine veriyoruz. TOKİ başkanlığımız Tatvan’da Aydınlar Mahallemizde sosyal donatıları, altyapısı ve çevre düzen birlikte millet bahçesini tamamladı. TOKİ, ayrıca Ahlat’ta 1 milyar 96 milyon liralık bir yatırımla 218 konut ile iki ticaret merkezi işaretlerini bitirdi. Bitlis merkez, tarihi şehir merkezi kentsel dönüşüm yenileme ve çevre düzenlemesi projesinde de sona geldik. Toplam 1 milyar 229 liralık yatırım olan bu önemli projenin de açılışını gerçekleştiriyoruz. Şu çarpıcı rakama özellikle dikkatlerinizi çekmek isterim. Şehrimize sadece çevre ve şehircilik alanında son 22 yılda yaptığımız yatırımların güncel değeri 26 milyar liraya ulaşmıştır. Bitlis’e hükümetlerimiz döneminde yapılan yatırımların toplamı ise 76 milyar lirayı aşmıştır. Eğitimden sağlığa, tarımdan ulaştırmaya, sosyal yardımlardan enerjiye, her alanda şehrimizin çehresini değiştirecek eserlere imza attık. Bitlis’te şu an 1 milyar 766 milyon liralık çevre ve şehircilik yatırımımız devam etmektedir. İnşallah bunları da tamamladıkça sizlerin emrine vereceğiz" diye konuştu.

Bitlis’in özel sektör yatırımlarında adeta şaha kalktığını gördüklerini bildiren Erdoğan, "Geçen sene binlerce kardeşimize ekmek kapısı olma yanında şehrimizin ekonomisini güçlendirecek pek çok fabrikanın açılışını yapmıştık. Bugün de açılış zincirimize yeni halkalar ekliyoruz. Kiler Holding tarafından 200 dönüm araziye inşa edilen 3 etaptan oluşan pamuk ipliği ve tekstil fabrikasının ilk etabının açılışını yapıyoruz. Halihazırda 217 kardeşimizin çalıştığı fabrikamızın kalan etapları da bittiğinde günlük 60-65 ton pamuk girdisiyle 50 ton iplik üretebilecek. Proje maliyeti 2 milyar 640 milyon lira olan fabrikamızın şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Burada Kiler Holding’i bu önemli yatırımı için tebrik ediyorum. Biliyorsunuz geçen yıl Eren Holding’in iplik üretim tesisinin ilk etabını devreye almıştık. Toplam 3 milyar 525 milyon lira kritik projenin bugün ikinci etabını hizmete veriyoruz. İnşallah yıl sonuna doğru da tesisimizin üçüncü etabı devreye girecektir. Böylece Bitlis, ülkemizin önemli tekstil üretim merkezlerinden biri olacaktır. Bu tesisimizin de şehrimize hayırlı olmasını diliyorum" açıklamalarında bulundu.

Erdoğan, savunma sanayi alanının da son 22 yılda destan yazdıkları alanların en başında geldiğini, yüzde 80 yurt dışına bağımlı olan Türkiye’yi kendi uçağını, kendi gemisini, kendi silah ve mühimmatını üretir hale getirdiklerini vurguladı.

Aksaz Tersane Komutanlığında TCG Piri Reis Deniz Altı donanmasını saflarına kattıklarını hatırlatan Erdoğan, "Bugün de Bitlis’te toplam 1 milyar 525 milyon lira yatırım bedeliyle hayata geçirilecek patlayıcı madde, üretim tesisini temelini atıyoruz. 220 bin metrekarelik alanda inşasına başlanan nitrovan, patlayıcı maddeler fabrikamız tamamlandığında yaklaşık bin kişilik istihdam oluşturacak güvenlik kuvvetlerimizin ihtiyaç duyduğu mermilerin bir kısmı inşallah burada üretilecektir. Bu savunma sanayi yatırımımızın da şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Terörün karanlık gölgesi Doğu ve Güneydoğu illerinden çekildikçe şehirlerin yıllardır atıl kalan potansiyelinin de ortaya çıktığını belirten Erdoğan, "Turizm ve yatırımlar başta olmak üzere bölge illerimiz çok farklı bir ivme yakaladı. Korkunun yerini huzur, endişenin yerini güven aldı. Geri kalmışlık artık bölgemizin makûs talihi olmaktan çıktı, çıkıyor. Bölgemiz genelinde huzur ortamı güçlendikçe, hamdolsun yatırımlar çok daha hızlı şekilde ilerliyor. Düşünün, daha düne kadar terör yuvası olan Gabar Dağı’ndan bugün ülkemizin en büyük petrol rezervlerinden birini çıkarıyoruz. Türkiye’nin 110 bin varile yaklaşan günlük petrol üretiminin yarısını Gabar’daki keşfimizden elde ediyoruz. Farklı illerimizde yeni kuyuları açmak için çalışmalarımız aralıksız sürüyor. Şunu açık yüreklilikle ifade etmek isterim ki bu başarıların hiçbiri tesadüfi değildir. Tüm bunları Bitlis’in ve teröre karşı dik duran vatandaşlarımızın desteğiyle başardık. Siz bize sahip çıktınız, hükümetimize sahip çıktınız. Size hizmet edenlere, sizin için ter dökenlere mücadele edenlere sahip çıktınız. Biz de Bitlis’te birlikte tüm Türkiye’yi kardeşliğimizi bugünlere taşıdık. Şunu bugün bir kez daha açık açık söylemek istiyorum. Eski Türkiye artık tamamen geride kalmıştır. İnsanımızın kökeninden, inancından, dilinden dolayı ötekileştirildiği günler artık geride kalmıştır. Terör sopasıyla siyasetin dizayn edildiği, toplumun hizaya sokulduğu ülkemize istikamet çizildiği günler geride kalmıştır. Yasakların, baskıların, yokluk ve yoksullukların olduğu o eski günler artık bir daha gelmemek üzere tamamen geride kalmıştı" ifadelerini kullandı.

Zorlu mücadeleler neticesinde çok ağır bedeller ödeyerek elde edilen kazanımları kimsenin almasına müsaade etmeyeceklerinin altını çizen Erdoğan, "Elini kırdığımız, nefesini kestiğimiz, sınırlarımız içinde artık kıpırdayamaz hale getirdiğimiz terör tehdidinin tekrar hortlatılmasına izin vermeyiz. Hukuk ve demokrasi içinde anayasal zeminde şehir hizmet için çalışanlarla herhangi bir sorunumuz yoktur ve olamaz. Ama eski günleri özleyenlere çatışmayı, terörü, gerilimi, şiddeti, baskıyı özleyenlere, bizi eski karanlık günler tekrar çekmek isteyenlere ise asla eyvallah etmeyiz. Kökü dışarıda olan yularını Türkiye düşmanlarının tuttuğu provokatörlerin oyunlarına asla gelmeyeceğiz. Her zaman söylediğim gibi ‘bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.’ Farklılıklarımız zenginlik kaynağı, ortak bir vatanda tek bir bayrağın altında, tek bir millet olarak ortak bir geleceğe yürüyeceğiz" dedi.

Tek bir dertleri olduğunu, onun da 85 milyona hizmet etmek olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz millete ve ülkeye eser kazandırmanın derdindeyiz. Muhalefetin neyin peşinde koştuğunu sizler de görüyorsunuz. Yıllarca çevre üzerinden bize ders vermeye kalktılar. Şimdi İstanbul’un en nadide çevre hazinesini, para babalarına peşkeş çekiyorlar. Sabah akşam güya liyakat üzerinden, ahlak tüccarlığı yapıyorlardı. Göreve geldikleri belediyeleri 3 ayda hısım akraba çiftliğine çevirdiler. Meydanlarda söz verdikleri halde binlerce belediye işçisini gelir gelmez kapı dışarı ettiler. Halkçılık maskesinin arkasından Avrupa başkentlerinde halkın paralarıyla keyif çatan, gösteriş müptelası bir elitizm çıktı. Kendi siyasi ikballeri, kendi gelecekleri, kendi şahsi menfaatleri dışında hiçbir gündemleri yoktur. Yetkiyi milletten aldıkları halde hizmeti hapisteki teröristlere veriyorlar. Bakınız buna geçen hafta yüce meclisin çatı altında bir kez daha şahit olduk. Gazi Meclis’in adabına yakışmayacak şekilde provokatörlük yapan bir marjinale kimlerin kol kanat gerdiğini hep birlikte takip ettik. Milletin meclisinde, milletin kürsüsünde, millete hakaret eden, milli iradeye hakaret eden, dilinden kin ve nefret akan bu provokatörü ellerinden gelse ‘demokrasi havarisi’ ilan edeceklerdi. Muhalefetin koro halinde böyle bir şahsın arkasına ip gibi dizilmesi açık söylüyorum teslimiyet işaretidir. Milletle ve milletin değerleriyle kavgalı bir avuç marjinal ana muhalefeti ve diğer muhalefet partilerini esir almış, parmağında oynatmaktadır. Halktan, sokaktan, milletin gündeminden tamamen kopmuş durumdalar. Milletimiz de bunların ne olduğunu, hangi niyetle siyaset yaptıklarını, neyin peşinde koştuklarını çok iyi görmektedir. Ana muhalefetten ve yol arkadaşlarından ülke ve millete hayır gelmesi, fayda gelmesi mümkün değildir. Türkiye’yi sıkıntılarından kurtaracak olan da yeni hedeflere koşturacak olan da yine biziz, AK Parti ve Cumhur İttifakıdır. Bitlis halkından ve tüm milletimizden bize güvenmeye devam etmelerini bekliyorum. Son 22 yılda nice zorluğun üstesinden nasıl geldiysek nice olmaz denilen, yapılmaz denilen, hayal denilen şeyi başardıysak inşallah Türkiye Yüzyılı’nı da hep birlikte inşa edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle bir kez daha açılışını yaptığımız eser, hizmet ve tesislerin şehrimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu eserleri şehrimize kazandıran herkesi tekrar tebrik ediyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Mehmet Kalay

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Bahar aylarındaki göz alerjisi görme kaybına yol açabilir Bahar ayları, uzun ve soğuk kış sonrası ortaya çıkan polen seviyelerinin yükselmesi sebebiyle alerjiye yatkın insanlar için rahatsız edici olabildiğini belirten Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Bu dönemde alerjik bünyede olan pek çok kişi gözlerinde kırmızılık, sulanma, batma ve kaşınma yaşayabiliyor ve bu durumun kısa sürede geçeceğini düşünüyor. Ancak, sıradan gibi görülen bu durum görme bozukluğu ya da görme kaybına neden olabiliyor" dedi. Bahar aylarında en çok görülen hastalıklar arasında başı çeken göz alerjileri, alerjik bünyedeki kişileri olumsuz etkilediğini ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Adnan İpçioğlu, bahar aylarında yoğunlaşan polenlerin ve gözle görülmeyen tozların gözlerde alerjiye yol açtığını belirterek, bunun tedavi edilmediğinde görme kaybına kadar uzanan ciddi sorunlara sebep olabileceğini söyledi. Göz alerjilerinden korunmak için birkaç püf nokta olduğunu belirten Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Öncelikle alerjik bünyesi olan kişilerin tozlu ortamlardan uzak durması gerekir. Bu süreçte, gözlerde yanma, batma ve kaşıntı şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Özellikte gözdeki meydana gelen kaşınma, bazı kimselerde gözün önündeki saydam tabaka olan korneanın yapısında bozulmalara sebep olur. Kesinlikle kaşıntı durumunda göze dokunulmamalıdır. Çünkü basit bir kaşıntının neden olduğu en ciddi sorun, görme kaybına yol açan keratokonustur" diye konuştu. Güneşin de gözdeki alerjiyi tetiklediğine dikkat çeken Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Güneşteki ultraviyole, yanmayı, batmayı, kızarıklığı artırır. Bunun için güneşin yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkılmaması, çıkmak gerekiyorsa da korunmak gerekir. UV korumalı güneş gözlüğü kullanmak, alerjik konjonktivitlerden ciddi bir şekilde korumaktadır" dedi. Göz alerjisinin tedavisinin başlarda hafif ilaçlarla yapıldığını belirten Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Daha ciddi vakalarda yoğun ilaç kullanımı da gerekebilir. Onun için doktor kontrolü bu noktada çok önemlidir. Kişilerin göz alerjisini anladığı anda göz hekimine başvurması büyük önem taşımaktadır" ifadelerine yer verdi.
Eskişehir 20 Yıl önce kaybolan adamın izi tüfekteki DNA’dan çıktı ESKİŞEHİR(İHA) – Eskişehir İl Jandarma Komutanlığına bağlı Jandarma Dedektif Timi ekipleri (JASAT), 42 yaşında kaybolan ve 20 yıldır kendisinden haber alınamayan şahsın izini bir tüfek dipçiğindeki DNA’da buldu. Yaşanan olayda kullanıldığı öngörülen bir tüfeği dipçiğinden alınan DNA’nın kayıp şahsla uyuşması sonrası derinleştiren araştırma sonucunda 12 şüpheli gözaltına alındı. Edinilen bilgileri göre 17 Temmuz 2005 yılında Hamdi Karakuş 41 yaşındayken Günyüzü ilçesine bağlı Çardaközü Mahallesinden husumetlisi olduğu iddia edilen şahıslarca kovalandıktan darp edildi ve sonra atılan taş sonrası bir gözünden görme kaybı yaşadı. Olayın devamında, iddiaya göre aynı şahıslar kendilerini jandarma olarak tanıtıp 23 Ağustos 2005 günü gece saat 01.00’da ise Çardaközü Mahallesideki kahvehaneden evine dönen Hamdi Karakuş’u elleri, ayakları ve gözlerini bağlandıktan sonra Ankara’nın Mamak ilçesine götürdü. Burada darp edilen Karakuş, kendi imkanları ile köyüne geri döndü. 20 yıl önce ortadan kayboldu, bir daha kimse haber alamadı Daha sonra 1 Nisan 2006 tarihinde gece saatlerinde ortadan 42 yaşında kaybolan Hamdi Karakuş görgü şahitlerinin beyanına göre mahalle camisinin yanında kaçırıldı. O tarihten sonra yakınları bir daha Karakuş’tan haber alamadı. DNA’sı tüfek dipçiğinde bulundu Karakuş’un akıbeti hakkında araştırma için Eskişehir İl Jandarma Komutanlığına bağlı Jandarma Dedektif Timi (JASAT) tarafından dosya tekrar açıldı. Başlatılan geniş çaplı çalışma neticesinde JASAT timleri, olay esnasından son kaçırma olayında kullanıldığı tespit edilen tüfeğin dipçiğinde kırık plastikten alınan DNA’dan yola çıktı. Alınan DNA Hamdi Karakuş ile eşleşti. 20 yıllık kayıp dosyada çalışmalarını derinleştiren JASAT timleri, 12 şüpheliyi gözaltına aldı. Kayıp olan Hamdi Karakuş’un cesedine henüz ulaşılmazken, Sivrihisar Cumhuriyet Savcısı Köksal Yurduseven tarafından dosyanın açılmasına izin verildiği öğrenildi. "Bir mezarı olsun istiyoruz" Hamdi Karakuş’un kız kardeşi Semra Dönmez (59) ağabeyinin başından geçenlerle alakalı şunları dile getirdi; "Abim 2005’te bir kaçırıldı, dövüldü. Sonra Ankara Mamak tarafında bir köprü altına atıldı. Kendi imkanlarıyla oradan kurtulup köye gelmiş. Bu insanlar abimi 1 Nisan 2006’da tekrar kaçırılıyor ve ondan sonra biz kendisinden haber alamadık. Köyde tekrar bunlarla bir tartışma yaşamış, o nedenle kaçırıldığını duyduk. Artık bir mezarı olsun istiyoruz. Evdeki yaşlı annem 90 yaşında, her gün dua eder, ağlar, ’Bir mezarı yok oğlumun’ der. Gözaltına alınan kişiler inşallah cezasını çeker. Artık olayın ortaya çıkmasını çok istiyoruz, bir mezarı olsun istiyoruz. Evet, kendilerini jandarma diye tanıtmışlar. ’Biz jandarmayız’ diyerekten 5-6 kişi gelip elini ayağını bağlayıp başına torba geçirip götürmüşler. Cumhuriyet Savcısı ve JASAT’a çok teşekkürler ederiz, 3 yıldır mücadele ettiler, bu duruma gelindi." "Annesi 90 yaşında, 20 yıldır kayıp olan çocuğunun mezarını istiyor" Müşteki avukatı İsmail Doğancan Çıra ise konuyla ilgili olarak, "Müvekkilimin abisi Hamdi Karakuş 20 yıldır kayıp, kendisinden haber alınamıyor. Bununla alakalı müvekkilim abisinin bulunması için 20 yıl boyunca birçok kez girişimde bulunmuş, birçok mercieye müracaat etmiş, soruşturmalar takipsizlikle kapanmış. Yaklaşık 2 yıldır Cumhuriyet Savcımızın talimatıyla JASAT ekipleri bir çalışma yürüttüler. 2006’da husumetli kişilerle olan kavga neticesinde bir tüfek dipçiği bulunuyor. Bu tüfek dipçiği de JASAT ekibi tarafından adli emanete alınmış o dönemde. Tüfek dipçiğindeki DNA’nın müvekkilin abisine ait olduğu tespit edildi. Biz müvekkiller adına haklı hukuk mücadelemize devam ettireceğiz. Faillerin cezalandırılmasını talep ediyoruz. Türk yargısına güveniyoruz, takdir yüce Türk yargısında olacak. Müvekkilin annesi 90 yaşında, 20 yıldır kayıp olan çocuğunun mezarını istiyor. Yakalanan 12 kişi gözaltında. Önümüzdeki Perşembe günü adliyeye sevk edileceğinin haberini aldık. Dosyada gizlilik var, bilgimiz bundan ibaret. Türk yargısına güveniyoruz" diye konuştu.