EĞİTİM - 26 Şubat 2024 Pazartesi 16:32

BEÜ’de Van Gölü suyundan sabun üretiliyor

A
A
A
BEÜ’de Van Gölü suyundan sabun üretiliyor

Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Organize Sanayi Meslek Yüksek Okulu, Van Gölü suyundan sıvı sabun üretimine başladı.


BEÜ’de üretilen sıvı sabunun yüzde 85’i Van Gölü suyundan oluşurken, bu anlamda kalitenin yüksek maliyetin ise düşük olduğu belirtildi. Bitlis Eren Üniversitesi Rektörü Prof. D. Necmettin Elmastaş, yapılan çalışmaları yerinde inceleyerek, bölgedeki hammaddeler yararlanmak üzere bazı araştırma ve geliştirme çalışmaları yapıldığını söyledi. Rektör Elmastaş, yapılan AR-GE çalışmaları sonucunda Van Gölü suyunun kullanılarak temizlik ürünleri ve sıvı sabun ürettiklerini belirterek, “Yapılan AR-GE çalışmaları sonucunda sıvı sabun üretimi ile ilgili işlemleri başlattık. Özellikle Van Gölü’nün sodalı suyunu nasıl değerlendirebiliriz noktasında bir arayış başladı. İlgili hocalarımız bu konuda bir AR-Ge çalışması yaptılar. Şu anda sıvı sabun üretimi aşamasına geldi. Bununla birlikte farklı ürünlerde üretilecek. Bu ürünün en büyük özelliği çok daha az maliyetle üretilmiş olmasıdır. Sıvı sabun üretiminde saf su kullanılarak ekstra bir maliyet gerektiriyor. Fakat biz Van Gölü suyunu doğrudan alarak kullanabiliyoruz. Bu da bize çevre dostu bir ürün elde etmemizi sağlıyor” dedi.


Günlük ortalama 3 tonluk sıvı sabun üretimi kapasitesine sahip olduklarını belirten Proje Lideri Dr. Öğretim Üyesi Erhan Onat ise Van Gölü’nün dünyanın en büyük sodalı suyuna sahip olma özelliği olduğunu, ancak bundan bölgenin yeteri kadar faydalanamadığını belirtti. Bu konuda yürütülen AR-GE çalışması sonucunda sıvı sabun üretimine başladıklarını da belirten Onat, “Biz şu anda olarak AR-GE çalışmalarını tamamlamış bulunmaktayız. Van Gölü suyunu kullanmamızdaki amaç, temizlik ürünlerinde saf su kullanılıyor. Suyu saflaştırmak için filtreler veya damıtma işlemi gerekiyor. Bunlar ek maliyet gerektiriyor. Bu özellik Van Gölü’nde doğal olarak bulunmaktadır. Van Gölü suyunda temizlik maddelerinde istenmeyen hiçbir partikül yok. Yaptığımız analizler sonucunda Van Gölü suyunun tamamen bazı maddelerden arınmış olduğunu gördük. Bu da üretilen maddenin doğal olduğu anlamına gelir. Çok daha az kimyasal kullanarak, çok daha kaliteli sabun üretebiliyorsunuz. Temizlik maddeleri de üretilebilir. Biz şu anda sıvı sabunun üretim aşamasını tamamladık. Diğer temizlik maddelerinin de AR-GE aşaması devam etmektedir” diye konuştu.



BEÜ’de Van Gölü suyundan sabun üretiliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Başkan Eray Erdem: "Taleplerimizin karşılık bulmasından memnunuz" Alanya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Eray Erdem, turizmcilere yönelik açıklanan 60 milyar TL’lik destek paketi ve konaklama vergisinin yıl sonuna kadar yüzde 1’e indirilmesini memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti. Firmaların yurt dışı kaynaklı dövizlerinin Türk lirasına dönüşümünü destekleyen uygulamanın, 31 Temmuz 2026 tarihine kadar uzatılmasının da sektöre katkı yapacağını sözlerine ekleyen Erdem; taleplerine duyarsız kalmayan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a teşekkür ederken, taleplerinin ilgililere ulaştırılmasındaki emekleri için de geçmiş dönem Dışişleri Bakanı ve AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu ile TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’na teşekkür etti. "Turizm ülkemizin bacasız sanayisi’’ Turizm sanayisini güçlendirmek bölgesel ve ulusal çıkarlarımızın gereğidir diyen Erdem "Biz sektörün gerçeklerine uygun taleplerde bulunuyoruz. Devlet- Millet dayanışmasına inanıyoruz. Umarız turizmcilerin ihracatçı sayılması, cirodan alınan vergiler, KDV de turizmci aleyhine olan uygulamalar gibi konularda da sonuca ulaşırız. Bunun için sektörün tüm paydaşları ile birlikte elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" dedi. Erdem, pandemi döneminden bu yana turizmde yaşanan sıkıntıların son dönemlerde yaşanan ulusal ve küresel gelişmelerle had safhaya çıktığını hatırlatarak, " Çok sayıda talebimizi sürekli dile getiriyor ve ilgililere iletiyoruz. Taleplerimizin bir kısmının karşılık bulmasından mutluyuz. Alınan karar sektörde muhakkak pozitif etki oluşturacaktır. Ancak diğer taleplerimizin de takipçisi olmaya, sektörün devam eden sorunlarını takip etmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
İzmir Sabrın mürekkeple imtihanı; hattatın ’mürekkep yalatan’ yolculuğu Geleneksel yazı sanatının yaşayan ustalarından Hattat İlkay Kanar, 28 yıllık sanat hayatının perde arkasını araladı. Kanar, kağıdın bir yıl süren hazırlık evresinden zemzemle dövülen mürekkebe ve kalem yongalarının hazin vasiyetine kadar hat sanatının bilinmeyenlerini anlattı. Yazı sanatına 28 yılını veren ve 67 çeşit yazı stilinde maharet sahibi olan Edirneli Hattat İlkay Kanar, bu kadim sanatın bilinmeyenlerini anlattı. Sanatın sadece estetik bir kaygıdan ibaret olmadığını vurgulayan Kanar, "Hattatlık bir İslam sanatıdır; icazet sadece kaleme değil, hattatın ahlakına verilir" diyerek sanatın manevi boyutuna dikkat çekti. Kağıdın ’ahar’ ile imtihanı tam bir yıl sürüyor Hattatlıkta kullanılan malzemelerin tamamen doğal ve el işçiliğiyle hazırlandığını belirten Kanar, sıradan bir kağıdın yazılabilecek bir eser yüzeyine dönüşme sürecini anlattı. Asitsiz kağıtların önce çay, kahve ve bitki özleriyle boyanarak eskitildiğini ifade eden Kanar, yüzeye sürülen nişastanın pişirilip bir gün bekletildiğini, ardından yumurta akı ve şap ile hazırlanan karışım sürülerek ’aharlama’ işlemi yapıldığını kaydetti. Kanar, bu işlemler bittikten sonra kağıdın yazıya hazır hale gelmesi için en az bir yıl, tercihen bir buçuk yıl dinlenmesi gerektiğini belirtti. "Çok mürekkep yaladım" sözünün gerçek hikayesi Halk arasında "Çok okudum, tecrübeliyim" manasında kullanılan "Çok mürekkep yaladım" deyiminin aslında bir özeleştiri olduğunu ifade eden Kanar, bu doğru bilinen yanlışın hikayesini şu sözlerle paylaştı: "Yazının sonuna gelmişken mürekkep kağıda damlarsa, hiçbir kimyasal kullanamazsınız. O hatayı dilinizle yalayarak temizlersiniz. Bu yüzden ’Çok mürekkep yaladım’ demek, aslında ’Ben çok hata yaptım’ demektir." 20 bin tokmak darbesiyle gelen mürekkep Eski hattatların mürekkeplerini de bizzat hazırladığını hatırlatan Kanar, duman isinin arap zamkı ve zemzem suyuyla karıştırılarak havanlarda dövüldüğünü söyledi. Her tokmak darbesinde bir zikir çekildiğini anlatan Kanar, yaklaşık 20 bin darbe vurulduktan sonra mürekkebin yüzyıllarca dayanacak o eşsiz kıvama ulaştığını ifade etti. Masadaki ölüm hatırlatıcısı: Kalem yongaları Hattatlığın en dramatik ve etkileyici geleneğinin kalem yongalarında saklı olduğunu belirten Kanar, 28 yıldır kalemlerini açarken biriktirdiği ahşap parçalarını masasında sakladığını söyledi. Bu geleneğin vasiyet niteliği taşıdığını vurgulayan Kanar, "Bu yongalar, hattat vefat ettiğinde naaşının yıkanacağı suyu ısıtmak için yakılır. Masamızda duran o küçük yongalar bize ölümü, dürüstlüğü ve insanca yaşamayı hatırlatır. Rant peşinde koşmamayı, yalan söylememeyi öğütleyen sessiz bir psikolog gibidirler" diye konuştu. Yazı yolculuğunun sabır ve edep üzerine kurulu olduğunu hatırlatan Kanar, bu sanatın sadece kağıda dökülen bir mürekkep değil, ruhu terbiye eden bir yolculuk olduğunu sözlerine ekledi.
Aydın Elektrik telleri üzerine yuva yapan leylekler için, yeni yuva yapıldı Aydın’ın söke ilçesinde elektrik telleri üzerine yuva yapan leylekler, ekiplerin koordineli çalışması sonucu yeni yuvalarına kavuştu. Söke’ye bağlı Sazlı’da her yıl bir çift olarak gelen leyleklerde bu yıl artış gözlendi. Kendilerine yuva yapmaya çalışan leylekler, elektrik direklerine yöneldi. Bir çift leylek, Azmak yakınlarındaki Çöplük Mahallesi’nde bir beton direğin tepesine yuva yapmaya çalıştı. Yapılan gözlemde, yuvanın elektrik tellerinin tam üzerine kurulduğu görüldü. Leyleklerin tellerin üzerine kurdukları yuva ekiplerin çalışması ile güvenli alana taşındı. Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği Başkanı Bahattin Sürücü, konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada, "Bilim danışmanımız EGE Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Ortaç Onmuş’la görüşülerek, görüşleri doğrultusunda harekete geçildi. ADM Elektrik Dağıtım Söke Müdürü Muhammet Hırlak ile iletişime geçilerek platform ve teknik ekip talep edildi. Yuvadaki yumurtalar büyük bir özenle alındı. Sıcak bir havluya sarılarak aşağı indirildi. Anne leyleğin görebileceği bir yere bırakıldı. Çünkü bu sadece bir müdahale değil, aynı zamanda bir güven meselesiydi. Ardından, Aydın Doğa Koruma ve Milli Parklar, Sazlı Muhtarlığı ve EKODOSD iş birliğiyle leylekler için güvenli bir yuva hazırlandı. Direğe yerleştirilen platform üzerine doğal malzemelerle yeni yuva kuruldu. Yuva içindeki plastik poşetler, soğan-patates çuvalları yavrulara zarar vermesin diye temizlendi, yerine saman konuldu ve yumurtalar dikkatle yeni yuvalarına yerleştirildi. Tüm işlemler tamamlandıktan sonra alandan uzaklaşıldı. Bir süre yuva üzerinde uçan leyleklerden dişi olanı yuvaya konarak yumurtaları kontrol etti ve üzerine yattı. Kısa bir süre sonra diğer leylek de geldi; gagalarını takırdatarak selamlaştılar. O an, sadece bir yuvanın değil, bir yaşamın kurtulduğunu biliyorduk. DKMP Söke Şefliği, Sazlı Muhtarlığı, ADM Elektrik Dağıtım ve EKODOSD iş birliğiyle, leyleklerin artık daha güvenli bir yuvada yeni bir hayata hazırlanmasının mutluluğunu yaşıyoruz" dedi.
Mersin Mersin’de kadın üreticilere bitki çayı eğitimi Mersin Büyükşehir Belediyesinin ’Hamzabeyli Köyümüz Atölyesi’nde düzenlediği eğitimde üretici kadınlar, tıbbi ve aromatik bitkilerin doğru kurutulması, saklanması ve demlenmesi konusunda bilgilendirildi. Atölyede coğrafi işaretli Mersin Kan Portakalı da bitki çaylarına aroma olarak eklendi. Kırsalda üretici kadınları desteklemek için birbirinden kıymetli projeleri hayata geçiren Mersin Büyükşehir Belediyesi, Toroslar ilçesine bağlı Hamzabeyli Mahallesi’nde açtığı Hamzabeyli Köyümüz Atölye ile yerel değerleri koruyarak kadın emeğini önceliyor. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından açılan atölyede, başta coğrafi işaretli ’Mersin Kan Portakalı’ olmak üzere, bölgenin öne çıkan niş ürünleri değerlendiriliyor. Yapılan birçok ürünü farklı alanlarda da değerlendirerek ürün çeşitliliğini artıran kadınlara, Büyükşehir ekipleri tarafından ‘Bitki Çayı Demleme Atölyesi’ düzenlendi. Atölyede kadın emeği ile toplanan tıbbi ve aromatik bitkiler yer alırken, çaya lezzet vermesi için Mersin Kan Portakalı kurusu da eklendi. Ziraat Yüksek Mühendisi Aysun Seçkin ile Gıda Mühendisi Döndü Gürlekoğlu’nun düzenlediği atölyede, ‘tıbbi ve aromatik bitkiler, toplanırken dikkat edilmesi gerekenler, nereden alınacağı, kullanım amaçları ve şekilleri, saklama şartları, evde kuruturken dikkat edilmesi gerekenler, doğru demlenme ile tüketim şekilleri’ gibi konular katılımcılara anlatıldı. Bitki çayına dair birçok detayı öğrenme şansı yakalayan katılımcılar, bu sayede bugüne kadar doğru bildikleri yanlışları da öğrendiler. "Atölyemizde özellikle coğrafi işaretli ürünlere yer veriyoruz" 2026 Şubat ayında açılan ve kısa sürede özellikle yakın bölgedeki kadınların gözdesi haline gelen Hamzabeyli Köyümüz Atölye hakkında bilgi veren Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Abdullah Selçuk Şahutoğlu, kadınlara yönelik makine kullanımı, iş sağlığı ve güvenliği, hijyen, gıda okuryazarlığı ve nar ekşisi üretimi gibi konularda düzenli eğitimler verdiklerini söyledi. Coğrafi işaretli ürünlere özellikle yer verdiklerini belirten Şahutoğlu, kadınların kendi ürettikleri ürünler ile atölyede üretim yaptıklarını söyledi. Bitki Çayı Demleme Atölyesinin de çok ilgi çektiğini söyleyen Şahutoğlu, "Bitki Çayları Demleme Atölyesine 10 vatandaşımız katıldı. Tıbbi ve aromatik bitkileri tanıma, tanıdıktan sonra saklama şartları, en iyi saklama ve en iyi kurutma şartlarını öğreniyorlar. Bununla beraber o çayın demleme süreleri ve demleme zamanlarının doğru bir şekilde yapılmasını öğreniyorlar" diyerek, demledikleri çayları kadınların üretimi olan kekler ve çörekler eşliğinde içtiklerini söyledi. "Atölyeler birçok amaca hizmet ediyor" Bu gibi atölyeleri, Mersin’in coğrafi işaretli ürünlerini tanıtmak için önemsediklerini sözlerine ekleyen Şahutoğlu, "Kentten kırsala gelen vatandaşları çekmek, Hamzabeyli’yi ve buranın coğrafi ürünlü kan portakalını tanıtmak ve burada üretilen ürünlerin tanıtımına katkı sağlamaya çalışıyoruz. Verilen eğitimlerle de gıda üreten insanlara güvenli gıdaların nasıl üretileceği, tüketicinin güvenli gıdaya nasıl erişebileceği ve bunu nasıl okuyabileceği noktasında yol gösteriyoruz" sözlerine yer verdi.