GÜNDEM - 14 Ağustos 2024 Çarşamba 09:01

90 milyon yıllık taşlar Bitlis’te

A
A
A
90 milyon yıllık taşlar Bitlis’te

Ukrayna savaşı başlamadan önce Ukrayna’da maden işletmeciliği yapan Bitlisli Enver Yücel adlı iş adamı, Türkiye’ye kesin dönüş yapınca 30 ile 90 milyon yıl yaşında olan taşlarını da beraberinde getirdi.


Bitlisli iş insanı Enver Yücel, Ukrayna’da maden işletmeciliği yaparken elde ettiği damla kehribar taşlarını Türkiye’ye getirdi. Taşların yaşlarının 30 ile 90 milyon yıl arasında olması, onları oldukça eski ve değerli kılacağı gibi bu taşlar tarih boyunca yaşanmış doğal süreçlerin bir parçası olarak önemli bilimsel veriler sunuyor. Böcek ve bitki fosilli taşları Bitlis’e getirdikten sonra bir araştırma yapan Yücel, Dr. Cihan Önen’in taş merakının olduğunu öğrendi.


Önen ile irtibata geçen Yücel, ona 30 ile 90 milyon yıl yaşında olan fosilli taşları kendisine hediye etti. Dr. Cihan Önen, taşları ultraviyole ışık ve dijital mikroskop ile inceleyerek içindeki hayvan fosillerinin net bir biçimde belli olduğunu belirtti. Böyle geçmişi uzun yıllara dayanan ve oldukça kıymetli olan taşları kendisine hediye ettiği için Yücel’e teşekkür eden Dr. Cihan Önen, “Uzun yıllardan beridir doğa ve uzay gözlemciliği yapmaktayım ve gözlemlerimi kayıt altına alarak belgesel yapıyorum. Bunun yanında taşlara da oldukça ilgim ve merakım var. Dünyanın her tarafından taş koleksiyonu oluşturdum. Tabi biz bunu bir amaç dahilinde yapıyoruz. Bunları gençlerle buluşturup, öğrencilere doğa bilincini kazandırmaya çalışıyoruz. İleriki projelerimizin içinde sergi gibi bir etkinlikle bunları daha fazla gençlerle buluşturup güzel şeyler yapacağız. Sağ olsun Enver Bey de bu açıdan gençliğe ve bize bir katkısı oldu. Koleksiyonundaki en değerli taşları bize hediye etti” diye konuştu.


Taşlar hakkında gazetecilere bilgilere veren Enver Yücel, Çin’de bu taşlarda yapılan incelemelerde tespit edilen bir fosilde 99 milyon yıl yaşında olduğunun tespit edildiğini belirtti. Yücel, “17 yıl boks hayatım oldu. Bu sayede gezdiğim ülkeler vardı. Daha sonra Ukrayna’da damla kehribar denilen taşla tanıştım. Bunu Türkiye’den isteyen arkadaşlarımız olunca da ticaretine yöneldik. 4-5 yıl boyunca uğraşıp maden sahasını kiralayıp işletmeye başladık. Savaş da başlayınca bizde Türkiye’ye geri dönüş yaptık. Yanımızda getirdiğimiz kıymetli parçalar oldu. Taşların içinde bulunan canlı hayvan fosilleri ve bitki fosili olanları Türkiye’ye getirdik. Cihan hocamızın bu taşlara olan ilgisinden ve gençlere de bunu aktarmasında dolayı bizimde bir katkımız olsun diye kendisine bu taşları hediye etmeye karar verdik. Bu taşların 30 ile 90 milyon yıl kadar tarihi bir bilgisi var. Fakat son olarak Çin’de bu taşlarda yapılan incelemelerde tespit edilen bir fosilde 99 milyon yıl yaşında olduğu tespit edildi. Bu taşın en büyük özelliği sıradan bir reçine değil. Bu taşı salgılayan ağaç türünün son bulmasıdır” dedi.



90 milyon yıllık taşlar Bitlis’te

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Makineleşen insan eleştirisi tuvale yansıdı: "Transhüman-izm" Samsun’da açıldı Teknolojinin insanı dönüştüren değil, dönüştürülmüş bir varlığa indirgeyen yönüne dikkat çeken çarpıcı bir sergi Samsun’da sanatseverlerle buluştu. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Engin Güney’in "Transhüman-izm" adlı resim sergisi açıldı. Sergi, teknolojinin kendisinden çok, kullanım amacı ve arkasındaki ideolojik yönelimlerin insanı nasıl makineleştirdiğini eleştirel bir bakışla sorguluyor. Kontrolsüz dijitalleşme ve popüler kültürün, insan kimliğini adeta programlanmış bir robota dönüştürdüğüne vurgu yapılan sergide toplam 29 eser yer alıyor. Serginin 10 gün boyunca açık olacağını belirten Doç. Dr. Engin Güney, günümüzdeki teknolojik dönüşümün paradoksal bir noktaya ulaştığını ifade ederek, "Makine insansılaştırılırken insan makineleşiyor. Sanal olan gerçekmiş gibi sunulurken, gerçek olan da giderek sanallaştırılıyor. Doğal olanın tahrip edildiği bu süreçte insan, vicdan ve merhamet gibi öz değerlerinden uzaklaştırılıyor" dedi. "Transhüman-izm" başlığındaki ‘izm’ ifadesinin bilinçli olarak ayrıldığını dile getiren Güney, bu tercihle değişimin ideolojik boyutuna dikkat çekmek istediğini söyledi. Teknolojinin faydalarının yanı sıra bağımlılık üretme ve çıkar odaklı kullanım risklerine de işaret eden Güney, dijital oyunlar, sosyal medya, yapay zeka ve sanal gerçeklik uygulamalarının yanlış kullanımının insan üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Serginin iki bölümden oluştuğunu belirten Güney, ilk bölümde "dijitopik" yaşam modelinin eleştirildiğini, ikinci bölümde ise renk ve doku üzerinden geleceğe dair alternatif bir yaşam önerisi sunduğunu ifade etti. İnsan davranışlarına dair karamsar bir tablo gördüğünü söyleyen Güney, bu tablonun ancak ortak bir bilinçle değiştirilebileceğini vurguladı. Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Galerisi’nde düzenlenen serginin açılışına OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Kesten, OMÜ Genel Sekreteri Prof. Dr. Erhan Burak Pancar, OMÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Seylan, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.