SAĞLIK - 01 Mayıs 2026 Cuma 11:55

Psikolog Aydın: "Akran zorbalığı bir çocukluk değil, bir ruh sağlığı sorunudur"

A
A
A
Psikolog Aydın: "Akran zorbalığı bir çocukluk değil, bir ruh sağlığı sorunudur"

Akran zorbalığının çocuklar arasında görülen basit bir tartışma değil, bir çocuğun diğerine sistematik olarak zarar verdiği ciddi bir psikolojik süreç olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog Sercan Aydın, "Bu durum hem zorbalığa maruz kalan çocukta hem de zorbalık yapan çocukta uzun vadeli psikolojik etkiler bırakır. Akran zorbalığı bir çocukluk sorunu değil, bir ruh sağlığı sorunudur ve erken müdahaleyle tamamen önlenebilir" dedi.


Klinik Psikolog Sercan Aydın, son zamanlarda artış gösteren akran zorbalığı hakkında bilgi vererek ailelere ve öğretmenlere önerilerde bulundu.


Akran zorbalığıyla ilgili etkileri ve tanımına değinen Sercan Aydın, "Akran zorbalığı; bir çocuğun başka bir çocuğa karşı bilinçli, tekrar eden ve güç dengesizliği içeren davranışlar sergilemesidir. Bunlar fiziksel, sözel, sosyal dışlama ya da dijital ortamda olabilir. Klinik çalışmalarımızda da özellikle siber zorbalığın çok arttığını görüyoruz. Akran zorbalığı, çocuklar arasında görülen basit bir tartışma değil, bir çocuğun diğerine sistematik olarak zarar verdiği ciddi bir psikolojik süreçtir. Bu durum hem zorbalığa maruz kalan çocukta hem de zorbalık yapan çocukta uzun vadeli psikolojik etkiler bırakır. Akran zorbalığı bir çocukluk sorunu değil, bir ruh sağlığı sorunudur ve erken müdahale ile tamamen önlenebilir. Zorbalığa maruz kalan çocuklarda görülen belirtiler; okula gitmek istediğin azalma, içe kapanma, kaygı, ağlama, akademik düşüş ve uyku sorunları da eşlik eder. Her çocuk bunu söyleyemeyebilir. Bunları davranışlarından da görebiliriz. Zorbalık yapan çocuk ise neden yapar. Genelde güç ihtiyacı, model alma, empati eksikliği ve duygusal regülasyon sorunları etkili olabilir" şeklinde konuştu.



"En kritik hata ‘sen de karşılık ver’ demektir"


Ailelere önerilerde bulunan Aydın, "Çocuğu suçlamadan dinlemeli, okul ile iletişime geçmeli ve çocuğa ‘kendini savunma’ yerine ‘yardım isteme’ davranışı öğretilmelidir. En kritik hata ‘sen de karşılık ver’ demektir. Öğretmenler bunları nasıl görebilir veya önleyebilir. Öğretmenlerin bunu görmezden gelmemesi gerekir. Kuralları net koyması ve zorbalık yapan çocuğu etiketlemesi gerekebilir. Erken müdahale, empati eğitimi, duygusal farkındalık ve okul-aile iş birliği ile büyük ölçüde önlenebilir. Akran zorbalığını önlemek mümkün. Yeter ki çocukları suçlamak yerine anlamaya ve doğru yönlendirmeye odaklanalım" diye konuştu.



Psikolog Aydın: "Akran zorbalığı bir çocukluk değil, bir ruh sağlığı sorunudur"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Çaycuma’da 1 Mayıs Coşkusu Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen etkinlikle kutlandı. Selüloz-İş Sendikası Çaycuma Şubesi, Belediye-İş Sendikası ve Eğitim Sen Çaycuma Temsilciliği öncülüğünde gerçekleştirilen programa çok sayıda kişi katıldı. Kutlamalara Selüloz-İş ve Belediye-İş Sendikası üyesi işçiler, Eğitim Sen ve SES üyelerinin yanı sıra Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı, CHP İlçe Başkanı Fahri Diler, CHP Kadın Kolları Başkanı Çiler Girgin Başoğlu, CHP Zonguldak 23. ve 24. Dönem Milletvekili Ali İhsan Köktürk, Türkiye İşçi Emeklileri Çaycuma Şube Başkanı Nizamettin Eyidoğan, Ziraat Odası Başkanı Rıza Çapkın, Köy Koop Başkanı Bayram Cura, Selüloz-İş Çaycuma Şube Başkanı Cüneyt Gümüşok, Eğitim Sen Çaycuma Temsilcisi İsmet Akyol, Çaycuma Kent Konseyi Başkanı İsmail İnam, ADD Çaycuma Şube Başkanı Nilgün Çelik ile belediye ve il genel meclisi üyeleri katıldı. Saygı duruşuyla başlayan programda konuşan Eğitim Sen Çaycuma Temsilcisi İsmet Akyol, 1 Mayıs’ın yalnızca bir bayram değil, aynı zamanda emek, özgürlük ve demokrasi mücadelesinin simgesi olduğunu belirtti. Akyol, konuşmasında işçi hakları, ifade özgürlüğü, adalet ve sosyal eşitlik konularına dikkat çekerek, insanca yaşam, güvenceli iş, örgütlenme özgürlüğü ve demokratik bir gelecek taleplerini dile getirdi. Etkinlikte söz alan Selüloz-İş Çaycuma Şube Başkanı Cüneyt Gümüşok ise 1 Mayıs’ın emeğin, alın terinin ve dayanışmanın günü olduğunu vurgulayarak, işçilerin hak mücadelesinin önemine dikkat çekti. Konuşmaların ardından katılımcılar marşlar ve sloganlar eşliğinde halay çekerek 1 Mayıs’ı kutladı. Program, birlik ve dayanışma mesajlarıyla sona erdi.
Bingöl Vali Çelik: "İlimiz genelinde yapı stokumuz yüzde 75 oranında yenilenmiştir" İl genelinde yapı stokunun yüzde 75 oranında yenilendiğini dile getiren Vali Cahit Çelik, "İlimizde toplam 1,183,000 metrekare alana sahip 11 bin 190 konteyner yerleştirilebilecek 40 bin 700 kişinin barınma ihtiyacını karşılayabilecek 19 konteyner kent alanı belirlenmiştir" dedi. Bingöl’de 2003 yılında meydana gelen 6.4 büyüklüğündeki depremde yaklaşık 626 bina çökerken 176 kişi de hayatını kaybetmişti. Bingöl Valisi Cahit Çelik, depremin yıl dönümünde kent genelinde muhtemel depremlere karşı alınan önlemler hakkında bilgi verdi. 1 Mayıs 2003 tarihinde Bingöl’de meydana gelen 6.4 büyüklüğündeki depremin üzerinden çeyrek asra yakın bir zaman geçtiğini dile getiren Vali Cahit Çelik, "Oluşturduğu yıkımla şehrimizin hafızasında acı sayfalardan biri olarak yerini alan bu depremde hayatını kaybeden 176 kardeşimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve tüm hemşehrilerime bir kez daha başsağlığı ve sabır diliyorum. Bütün zor ve acılı günlerde olduğu gibi bu felaketten sonra da devletimiz ve milletimiz birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmiş, büyük bir dayanışma örneği sergilemiş, yaraların sarılması ve şehrimizin yeniden yapılanma çalışmaları için olağanüstü bir gayret göstermiştir. Depremin meydana getirdiği hasar ve acıların felaketten sonra sergilenen yardımlaşma ve dayanışma ruhuyla kısa sürede giderilmesi elbette önemlidir. Ancak bu acıların bir daha yaşanmaması ve oluşabilecek hasarların asgariye indirilmesi için asıl önemli olan depremden önce alınacak tedbirlerdir. Bu kapsamda, deprem yönetmeliğine uygun olarak inşa edilen binalar meydana gelecek hasarı büyük ölçüde azaltmaktadır. Önemli olan husus; depremle yaşayabilmeyi öğrenmek, kamu kurumlarımız, yerel yönetimlerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve vatandaşlarımızla bütünlük ve dayanışma içerisinde muhtemel depremlere hazırlıklı olmak; yapı stoklarımızı, evlerimizi ve işyerlerimizi bilimsel veriler ışığında depreme dayanıklı şekilde inşa edebilmektir" diye konuştu. Vali Çelik, "Bingöl genelinde geçmişten günümüze çeşitli afetler nedeniyle hasar gören yapıların yerine devletimiz tarafından 20 binden fazla afet konutu yapılmış olup bir nevi yığma yapılardan betonarme yapılara doğru büyük ölçüde dönüşüm sağlanmıştır. Öte yandan, 2007 yılında çıkan deprem yönetmeliğine göre yapılan kamu, özel sektör ve şahıslara ait binalarla beraber ilimiz genelinde yapı stokumuz yüzde 75 oranında yenilenmiştir. Afete hazırlık çalışmaları kapsamında; ilimizde toplam 1,183,000 metrekare alana sahip 11 bin 190 konteyner yerleştirilebilecek 40 bin 700 kişinin barınma ihtiyacını karşılayabilecek 19 konteyner kent alanı belirlenmiştir. İlimizde toplam 509 bin 700 metrekare alanda bulunan çadır kentlerimiz, ilimizde 44 bin 336 kişinin barınabileceği 11 bin 84 çadır kapasiteli 56 çadır kent alanı belirlenmiştir. Ayrıca, Et ve Süt Kurumu yerleşkesinde bulunan Cep Depolarda 950, Bingöl Üniversitesi hangarında 2 bin 40, İl Jandarma deposunda 120, İl AFAD deposunda 240, Yedisu İlçesinde 240, Genç İlçesinde bin 600 ve Karlıova ilçesinde bin 390 olmak üzere toplamda 6580 çadır stoku bulunmaktadır. Depremin ülkemizin ve ilimizin bir gerçeği olduğunu asla unutmadan depreme hazırlık çalışmalarımızı paydaş kurumlarla birlikte kesintisiz sürdürmeye devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle; böyle bir afetin ilimizde ve ülkemizde bir daha yaşanmamasını temenni ediyor, 2003 depreminde ve ilimizde meydana gelmiş diğer depremlerde hayatını kaybeden hemşehrilerimize Allah’tan rahmet diliyor, tüm hemşehrilerime selam ve saygılar sunuyorum" ifadelerini kullandı.
Bursa Osmangazi’de Kadın Girişimciler Sokağı ziyaretçilerini ağırlıyor Kadınların ekonomik hayata katılımını artıracak ve kadın istihdamını destekleyecek projeleri hayata geçiren Osmangazi Belediyesi’nin 1 Mayıs’a özel olarak kurduğu Kadın Girişimciler Sokağı ile kadınlar, el emeği ürünlerini sergiledi. Kadınların ekonomik ve sosyal hayatta daha güçlü bir şekilde yer almasını sağlamak amacıyla projelerini sürdüren Osmangazi Belediyesi, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde kadın girişimcileri vatandaşlarla buluşturdu. Bu özel gün dolayısıyla Osmangazi Meydanı’nda kurulan Kadın Girişimciler Sokağı’nda, girişimci kadınlar el emeğini ürünlerini ziyaretçilerin beğenisine sundu. Kadın emeğinin görünür kılınması ve ekonomik değere dönüştürülmesi hedefiyle düzenlenen etkinlikte el işi ürünlerden takılara, tekstil ürünlerinden dekoratif objelere kadar geniş bir yelpazede ürünler sergilendi. Her biri özgün tasarımlardan oluşan ürünler, kadınların üretim gücünü ve girişimciliğini ortaya koyarken, aynı zamanda yerel ekonomiye de katkı sağladı. Vatandaşların yoğun katılım gösterdiği etkinlikte alışveriş yapan ziyaretçiler, hem kadın emeğine destek olmanın hem de özgün ürünlere ulaşmanın memnuniyetini yaşadı. Girişimci kadınlar, kendilerine bu imkanı sağlayan Osmangazi Belediyesi’ne ve Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkürlerini sundu.